Barikat..

​Güney Kıbrıs’a geçişler için saat farkından kalan saatlerde daha çok gidilebileceği ifade edilip, alışverişte artış olacağı, hususunda algı oluşturma yönünde konuşmalar yaygın.. 

Güneye geçenler,alışveriş yapanlar olabilir,açık olan kapılardan neyin geçip neyin gelmeyeceği de belli. Geşişte Yasak mı var? Yok! Herkesin kendi tasarrufu..

Benzin dahi alabilirsiniz deniyor.. Bu benzin konusu bana 1960 sonrası oluşan barikatlardaki Rum kontrollerini hatırlattı. Küçük olan yaşımıza rağmen  o günler hafızam da net yer etmiş..

Hele Mağusa kapısındaki barikatta hazırlanan hücre yapısındaki tahta kulübe gibi odacıklarda kadınlarımızın nasıl yoklandığı da.. Tabi 1963 hadiselerin de göç yok her yerleşim yerinde insanlarımız ikamet etmekte..

Biz de Yenağra yani bu günkü adı ile Nergisli ye gitmek durumundayız.. Mağusa’ya da öyle..

O yıllarda Geçitkale polisi önündeki oluşturulan barikat,  Rumların Türklere, olmadık eziyet yaptığı bir yer idi. Mutlaka vücut yoklaması dahil, arabanın  içi,el çantası içi gibi eşyalar didik didik yoklanıyordu, benzin deposunun içine de Rum polis tarafından benzin alınıp alınmadığı kontrolü ise depoya değnek sokularak yapılıyordu , korku verme açısından aptalca bir davranış şekli ile:)).Esasında korkuları askeri araçlara benzin takviyesinin yapılmaması idi.. Türk benzinciler arabalara iki galondan başka benzin veremiyordu. Türkiye’de okuyan öğrenciler Erenköy’e kayıklar ile çıkmış olduğu zamanlarda barikatlardaki taciz de artmıştı. Bir gün annem ve babam biz Erenköy’e gidiyoruz dediler esasında onlara verilen görev sizin de Niyazi oğlunuz Erenköy’e çıkmış dikkat çekmez o zamanın deyimi ile gidin papazdan izin alın ordaki durumun öğrenilmesi için kendi arabanız ile gidin emri idi.. Arabamız AY 42 plakalı araç ile gittiler dönüşte gelen haber annemin avcundaki mendil içinde idi barikattan, nasıl mı geçirdi, yoklandığı kulübede mendilin içine tükürmesi, annemin tabiri ile ciranın tiksinmesi hali ile.. 
Bu günkü sınır kapıları o zamanın tek taraflı  barikatlarının  yanında modern kalsa da rumların bakışlarındaki zihniyetin değişmediği ,gözlerindeki kin ve nefretten devamlılıliğını koruduğu belli olmaktadır.. 
Bu anılar yüzeysel olsa dahi o günlerin çocuk gözü ile gerçeklerinin çok önemli hatıralarıdır.  Bu gün sadece açılan mevcut kapılarda araba içlerinde, modern bekleyiş tarzı,geçiş işkencesinin diğer bir adı olsa gerek. 
Hani biz de geçmedik değil, geçtik gördük genellikle senede bir kez Trodos dağlarına gidip Kıbrıs için önemli görselliği olan kar yağışını izlemek adına.. 
Şimdi bir saat erken paydos eden kişilerin hepsi de Rum Kesimine gidecek diye bir durum yok. Yasağı olmayan geçişlerin her gün aynı saatlerde neden tekrarlayacağı endişesi de ayrı bir merak konusu.. 

Hele okul zamanı her ailenin bir an önce eve gideyim telaşı varken .. 
Bu güne nokta mı?💕💕
“Her günü son günmüş gibi yaşa; telaş etmeden, her anın farkına varıp kendin olarak.”

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s