Month: December 2016

HUZUR,SEVGİ,SAĞLIK,MUTLULUK ve İNANÇLA..

​31 Aralık 2016 bu gece 00.00 da 2017 yılına geçecek. 
Eski yıllarda tarih değişikliği özellikle kullandığımız çek yapraklarına tarih yazarken dalgınlıkla,alışkanlıkları eski tarihin yazılması ile kendini belli ediyordu. Günümüzde kredi kartları bu yaşanmışlıkları da alıp götürdü.. Yine çek defteri her ihtimale karşı normalde ailelerde kullanılıyorsa da kredi kartı çılgınlığı devam ediyor. Artık eskilerde ki gibi 3-4 bin Türk Lirası borç almak için  kredi müracaatları kredi kartı sahipleri için sorun olmaktan çıktı ödediğiniz ücret için hemen bankasından bu kadar ücretle harcadığınız miktarı bu kadar takside bölebilirsin diye gelen mesaja mesajla böl diyorsunuz böylelikle  kendinizi kredilendiriyorsunuz:) Ama bu da tehlike sinyali veren bir durum, kredinizin taksit toplamını çoğaltırsanız bütün yıl hiç borçtan kurtulamazsınız.

Cep telefonu  satışları  faturaya bağlı iki yıl taahhütlü akıllı  telefon alımlarda da revaçta.. Para dendiği zaman bütçe uygunluğu şart. Yıl sonu muhasebesi de bu çerçevede her ailede mutlaka yapılması gerekli bir hesap. Bu hesapta su,elektrik,emlak vergileri,araba sigortaları derken bir takım sabit mükellefiyeterinin de dikkate alınması gerekli OCAK ayı sanki ateşlenecek fırın gibi dikkatleri üzerine çekiyor. Ne demiş eskiler harmanda anlaşan çarşıda kavga etmez.. Kavga etmemek adına..

Bu güne nokta mı?

” Talih bir aynaya benzer, ona asık suratla bakarsan o da sana aynını verir, eğer sen ona gülersen o da sana güler.”

Huzur,Sevgi,Sağlık,Mutluluk ve İnançla 2017 Yılı Güvencesinde bir Sene Hepimizin Olsun ..
Saygı ise hiç kaybolmasın ..

Advertisements

Akıl Havsala Almıyor..

​Hala daha Kıbrıs’a Türkiye askeri üs kurmak isteyebilir buna karşı çıkmalıyız diyen KKTC sınırları içerisinde yaşayan  zihniyetler televizyonlarda bize hitap edebiliyorsa, acaba bunları konuşturanlar onları deşifre etmek için hususi mi yapıyorlar diye düşünmeden edemiyor insan. 

Kaldı ki Türk Askeri Kıbrıstan çekilmeyecek diyen Cumhurbaşkanı Akıncı ‘nın beyanları açıkça ifade edilirken..

Bu gibi küçük kesim diye diye müsamaha gösterilen kesimlerin devletimizin değerlerine karşı tutumları her nedense gide gide yıkıcı ve bölücü bir yol almaktadır. Derhal bu durumdan vazgeçilmesi gerektiği, gösterilen tepkilerden belli ancak hala daha bize karşı kampanya yürütüyorlar diye de konuşabiliyorlar .. Õğretmenliremize hazırlanan ajandalar sayfa sayfa halkın önünde iken daha neyin müdafaasındalar akıl havsala almıyor.  Günler geçtikçe bu konuların açık halini elbet göreceğiz.. 
Eski yılın son günlerine bütün yılın ağırlığı çöker omuzlara derler doğrudur. Geçen bunca günün ağırlığı bir gecenin yemek saatlerinde gidermi? Gitmez ama son gece hazırlıkları her evde bir şekilde yapılmakta. Genelde hindi- iç pilav olan menü, geçerli yiyecek çeşidi olmakla beraber çoğu ev bu gecede mangal yakmayı da tercih etmektedir.  İnsanın hiç doymak bilmeyeceğini sandığı ama ilk yarım saat lçerisinde masadan kalktığı da ayrı bir davranış şekli. 
Çoğu kişinin gece 00.00 uykuda karşıladığı da duyulmadık haller değil. Zaten hiç bir günden farkı olmayan bu 2016 dan 2017 geçişteki saatte duyulabilecek havai fişeklerinin sesi bir yıldan diğer yıla unutulmayan ses ve renk görüntüsü ile gökyüzündeki rengarenk şekli ile geçen yıldan kalma :)) gözlerimizde aynı şekilde durmaktadır.. 

Kocaman yıl, bütün duyguları günlerinde biriktiren 2016,milenyum derken dün gibi 2000 yılının üzererinden, geçen 16 yıl ile ..
Bu güne nokta mı? 
“Ey İnsan, zaman sensin, sen iyi olursan zaman da iyidir, eğer sen kötü olursan zaman da kötüdür.”

“Vatan sevgisi; ruhları kirden kurtaran en kuvvetli rüzgârdır..”

​Hepimizin yurt dışında olan yakınlarımız vardır.

Bu ayrılıklar hep hasret kokar. Bu hasret her zaman adaya dönüşte sevdiklerin ziyareti ile giderilir.

Genellikle hayata veda eden aile yakınlarının öncelikle mezarlarının ziyareti yapılırken dualar da okunur. Bu ziyaretlerde rastlanılan en belirgin gözlem diğer tanıdık akrabaların da bu ziyaretlerde büyük bir saygı ve heyecanla aranır olmasıdır .

Yıllar öncesini hatırlayanlar olacaktır Lefkoşa’daki Türk Lisesi ile bu günkü Türkiye Büyükelçiliği yeri surların dışında bir mezarlık idi.. Yerleşim dışa doğru büyüdükçe şehir içinde kalan mezarlığın yerine okul yapılması adına orda yakınları olanlara istedikleri takdirde defin işlemleri ile nakillerin Küçük Kaymaklı daki mezarlığa yapılabileceği bildirimleri yapılmıştı.. Dedemin de oraya nakli bu çerçevede yapılanlardan idi.Çocukluk anısı olarak hatırlayanlardanım..
Dini günler haricinde de bu manevi değerleri çok büyük olan bu yerler  ziyaret edilir.

Küçük Kaymaklı daki mezarlık girişi ile şehitliğe dönüşün parke taşlarla yürüyebilir yol haline getirilmesi de çok güzel bir düşünce tarzının eseri. Ayrıca aramızdan ayrılanlara ve şehitlerimize olan saygının sonsuz ifadesi..28 Aralık 2016 ziyaretimizde bunu görmenin gururunu yaşadık..

Facebookdan yüzlerce gizli mesaj alınan bir gecenin geç vaktinde öğretmenler sendikasının inanılmaz derecedeki ,ajandasında paylaştığı çirkin ifadeler ,her halde bir yüz karası olarak 2017 yılının utanç belgesi olarak yıla damgasını vuracaktır. 

Öğretmenlerimizin bu ajandalara ne kadar rağbet edeceği de ayrı bir merak konusudur.Ancak gösterilen tepkiler de oldukça çoktur.  Bu şekildeki bir ajandayı sanırım hiç bir öğretmenimiz ne çantasında ne elinde nede evinde kullanmaz. Kullanmamalı..

Zaten konu, böyle bir ajandayı nasıl bir ruh hali ile dizayn edildiği aşikar olarak ortada dururken ,konunun felsefesindeki çarpık düşünce tarzına olan isyandır..

Bu topraklar için, bu günkü konumumuz için mücadelesini sürdüren Liderlerimize, bu yolda vatanı için Şehit olanların unutulmayacağı barış ortamında sırf Güneye Rumlarla  hoş görünme sevdasında olanları bir kez kınarken ..

Bu güne nokta mı?
İki önemli özlü söz ile olsun..

*” Biz,milli ve manevi değerlerimizi korursak,o değerler de bizi koruyacaktır. Rauf Raif Denktaş ”

*”Vatan sevgisi; ruhları, kirden kurtaran en kuvvetli rüzgârdır. Mustafa Kemal Atatürk”





“KIRK YAŞ, GENÇLİĞİN YAŞLILIĞI,ELLİ YAŞ YAŞLILIĞIN GENÇLİĞİDİR “

​Neden bu kadar kötümser olduk nasıl böylesine düşünceler içerisine girdik bilinmez.. Her zorluğun sonunda, diğer tarafta olsaydık deyip işin kolayına kaçmak doğru mu? Yoksa, o taraf dedikleri yer güllük gülistanlık mi? Güney  bu kadar mı cezbedici bir hal mi aldı? 

Tek tük kişilerin, düşünce tarzı bu olsa da hakikaten,etrafa negatif enerji verdiği bir ortam, anlık dahi olsa, insanı üzüntüye bir an olsun götürüyor..

Geçen gün evindeki  su ile çamurun balçık halindeki salonunda, bir vatandaşın neden bu şekilde güneyi işaret ettiğinide ayrıca iyice analiz etmek şart..

İnsanlar orta yaştan itibaren hele emekli oldukları dönemlerde, yılların verdiği yorgunlukla ağır iş yapmaktan kaçınırlar.. Her türlü sorun, onlara ağır gelir. Yağan yağmurun bereketi,elbette yatsınamaz burda yer altı şu kaynaklarının beslenmesi hali ile susuzluğa çarede, elbette önemli bir yeri vardır.  Ancak doğal afetlerde, yaşlı , üstelik yalnız yaşayan, insanımıza, yardım elini uzatan, hiç bir müessese olmadığı gibi bazen parası ile dahi yaptıracak, birilerini bulmanın zorluğunu, herkes yaşamaktadır..
Ülkemizde,mevcut profesyonel temizlik şirketi sayısı oldukça az. Olanlarında devamlı işçi sıkıntısı olduğu gerçeği ayrı bir sorun. 

Halbuki yerel yönetimler bu yönde  bir atılım yapıp nasıl yaşlıları bazı belediyelerin istihdam ettiği personel ile  ziyareti sağlanıp, kişilerin belli başlı bakımlarını yaptırmaları halinin yaygınlaştırılması, ne kadar iyi ve faydalı bir hizmet olur. Bunun sadece sağlık kontrolü gibi sadece şeker ölçümü,tansiyon ölçümü dışında daha kapsamlı bir şekilde yaptırılması hiç de zor olmasa gerek. Bu hizmetler başlasın bakın bunun yerel yönetimlere ayrı bir gelir kaynağı olacağı gibi, hizmette hijyen de sağlanacak, istihdam olanakları da artırılmış olunacaktır.. 
Duygusal ve kırılgan insanımızın her zaman yanında olmak gerektiğinin bilincinde..
 Bugüne..Nokta mı? 
“Kırk yaş, gençliğin yaşlılığı, elli yaş, yaşlılığın gençliğidir. – Victor Hugo” 

Nedeni Yok Edin Sonuç Ortadan Kalkar.. 

​Zamanın hep iyi yanlarını yaşayanlar için mesele yok gibi olsada her ne olursa olsun herkesin bildiği gibi olmayan durumların yaşanmışlıklarının, her birinin bir hikayesi vardır. 

Kişiler genellikle yaşadıkları her olayda bir sebep ararlar. Aslında bu sebepleri de kendileri yaratırlar.
Hani derler ya sebepsiz ayrılık olmaz aynen durum bu olmaktadır. 
Çarşı tam maaşlar erken ödendi rahat bir nefes alacak derken doğal olarak kış mevsiminin yağmurlarına yenik düştü.. Burda sebep yağmurun fazla yağması mı yoksa olası yağmurlara karşı alınmayan tedbirler mi? Yoksa tetbir almayanlara yardımcı olan bizler mi suçluyuz ortada bir beklenti var ama bu beklentide, çözümün karmaşası da var. 
Dikkat ettiğiniz zaman göreceğiniz dere yataklarında evler yapılmakta ama satın alınıp ikamet için taşınmaya heveslisi de çok olmaktadır.  Burda karşılıklı  sebeplerin yanlış icraat  paylaşımı vardır. 
Dere yataklarında temizlik yapılamamaktadır çünkü devamlı bir çöp atılımı maalesef vardır, bu da su geçişlerini önlemektedir.  Geçmiş yıllarda yine yağışlardan hasar gören Güzelyurt  Bostancı arasındaki su geçişleri içerisindeki tıkanıklık da, Karaoğlanoğlu nda Girne’de evlere giren sular da gözler önünde ama bu gün yine aynı sorunlar yaşanmakta,  hatta Lefkoşa Devlet Hastahanesi de su baskınında unutulmayanlardan.. Kriz masaları oluşturulmuştu..? Bu kez olmaması elbette alınan tedbirler..
Demek ki her kesim kendine düşen görev ne ise önceden bütün tedbirleri almalıdır yoksa daha derin yaralar yüreklerde yangına sebep olacaktır.  
Bütün bu sebep sonuç ilişkisinde..
Bu güne nokta mı? 
“Nedeni yok edin, sonuç ortadan kalkar.” Cervantes




 

Kritik Yıllar.. Kritik Eşikler .. 

​Bazen tesadüfler ile tanıştığınız insanlar oluyor. Bu da ayrıca sosyal medyanın insana kazanımlarıdır diyebiliriz. 
Genelde hiç tanımadığınız kişilerle mesajlaşma adeti kimsede yok sanırım.  Gerçi facebook,  arkadaş kabullerinde,arkadaşınızın zaman tüneline yazınız diyor ama pek de yapıldığı görülmez..

Tanıdık kişilerin mesajlarına cevap ise saygı gereği yapılmakta..

Ancak bazen dalgınlığa gelinip  isme bakmadan profil fotoğrafı benzerliği ile çağrışım yapan kişiden gelen mesaja tanıyorsunuz gibi cevap verip epey yazdıktan sonra bir noktada kafanızda bir soru beliriyor ve anlıyorsunuz ki yazdığınız kişi benzetiyor olduğunuz için diye yazdığınız kişi değil. O an biraz şaşırıyor belkide dikkatsizliğinize kızıyorsunuz ama bu tesadüfle de yeni bir kişiyi tanımanın memnuniyetini duyuyorsunuz.

Tabi karşınızdaki kişiye de doğru olarak kime benzettiğinizi de yazarak:))

İşte sosyal medya denen dünyada  kişilerin ne kadar dikkatli olması gerekliliginin bir diğer izahı da budur.

Dikkatin önemi çalıştığınız her konuda gerekli, dünya hali sanki bir imtihan kağıdı gibi çok seçmeli sorular ile dolu.

Bu soruların cevapları ise gidilecek istikamet doğrusunda yol gösterici.

Hiç bilmediğiniz sorular için cevap verip evet deyip hayır demekle bu işler olmuyor işte.. o zaman özellikle gündemdeki Kıbrıs konusundaki müzakere sürecini takip etmek her bireyin oluşturduğu toplumun kendi geleceği için çalışma göstermesi gerek bir mevzudur.

Bu mevzu içinde gelecek neslin hayat memat meselesi vardır.. onları bu duruma düşürmemek adına taviz vermemek de  bu görüşmeleri yürütenlere düşen asli görev..

İşte kritik günler, kritik eşikler diyerek 53 yılda ilk basamak sınavının başarılı olmadığı yılların
demir çerçevesinde ..

Bu güne nokta mı?

“Önündeki çitin oraya NEDEN  konulduğunu öğrenmeden onu aşağı indirme.”
  

Yeni Yıl Tebrikleri..

​Gelecek Pazar 2017 ilk pazarı olarak Ocak ayına geçiş yapılacak.. 2016 yılının son pazarında Her şey nasip kısmet diyerek yeni yıl bu günden itibaren geriye sayımla  bekleniyor.
Eski yıllarda yeni yıl kartları seçilir zarfları alınır  genelde içi açılan çiçekli kokulu kartlar seçilir, bu kartlara kişiye özel kutlamalar yazılırdı.  Posta pulu almak da ayrı bir telaş olurdu. Zarf kapalı ise daha pahalı açık ise daha ucuz pul kullanılırdı bir de uçak ile “By Air Mail” yazan lacivert stiker postahaneden alınıp zarfa yapıştırılır gönderen kısmına zarfın arkasına ise adresler yazılırdı.. Bu işlemler ayrı bir keyif ve aldığı zaman ile de insanı meşgul eden olurdu..

Şimdilerde pek bu usul kutlamaları yapan var mı pek yok:)) eskiden siyasiler de daire müdürleri de tek tip kart bastırıp sevenlerine adreslerine bu yeni yıl kartlarını gönderirler di ancak sekreterlerin getirdiği kartlara imza atarlardı:)  alanlar ise bak bana kart geldi diye de sevinçlerini belli ederler bu kartları evlerinde bir masaya görülebilecek şekilde de dizerlerdi:)

Günümüzde bayram derken dini günlerde tabi yeni yılda da telefonlara gelen devamlı bildirim sesleri ile kulağı haberdar kılan bu kutlamalar ile mesaj kutuları dolmaktadır. Tabi buna da memnuniyet var ama işin resmiyetinde hiç konuşmadığınız kişilerin mesajları da reklam gibi kokuyor:))

Sosyal medyada  olduğunuz bir takım hesaplarda arkadaş diye kabul ettiğiniz kişilerin kabulünde elbette bir kriter olduğuna göre bu gibi özellikli günlerde onlara mesajla bu kutlamaları yapıyoruz..
Yenilik gibi değişim gibisi yok derken ..

Bu güne nokta mı?

“Değişim rüzgarı esmeye başlayınca, bazıları duvar inşa eder, bazıları ise rüzgar değirmeni. “ 

Ailede Sevginin Gücü..

​Sevgi içerisinde büyüyen çocukların hayata karşı verdikleri her türlü mücadelede genellikle başarılı oldukları gözlemlenmektedir.

Sevginin gösterilmesi göreceli bir kavram olsada çocuk büyüme sürecinde kendine çevresinin gösterdiği ilgi ve alakadan her zaman beslenenen bir varlıktır. 
Her birey bu aşamaların kendisine olan faydasını kendi yetenekleri ile ki bu da, anne ve babadan halk deyimi ile kendinin çekmiş olduğu damar ile birleştirilmesi ile elde edilen sonuçtaki inanıştır.. Kişilerin büyüme süreci de ayrıca hiç ilerlemediğini sandığı yaşına eklenen yılların sadece birikimidir..  

Kıbrısta genelde bazı deyişlerin günümüzde de söylendiği,  duyulmadık değil:) 

Mesela çektiğin damar ,kurusun keşke çekmez olaydın:)  duyulan,bilinen söylemlerdir..  neden her olumsuz olayda bu cümleler söylenir merak konusu?  Esasında ağır bir yük olan bu ah !! ucu açık bir şekilde neden söylendiği anlaşılır gibi olmayıp eski yıllara  ailenin bilinen, bütün fertlerine kadar uzanmaktadır..
Burda ailenin aile fertleri için,  her daim sadece  başarı istediği özleminin belkide zihinde oluşan, önüne geçilmez bir  hırsı vardır. 
Aile içerisinde kardeşlerin de birbirini sevmesi önemli aile bağlarının oluşması bu oluşumun onların da evlatlarına geçmesi ayrı özen isteyen konular. Hepsinde ortak nokta sevgi bağları.. Bu bağın oluşmasında görevli ise anne babalardır.. 

Bütün bu ilişkilerin sırası ise her yaşta ayrı bir ders ve öğüt toplamıdır. 

Sevgisiz büyüyen çocukların ne kadar başarılı olsalar dahi agresif durumları kendini her zaman belli eden bir özgeçmistir .. 

Bu agresif tutumlar her zaman meslekte de kendini dışa vurmakta, hayat devamında mutsuzluğa davetiye çıkarmaktadır. 

Dinlediğimiz bütün hikayelerdeki duygularda kökleşmiş sevgi yoksunluğu ile beraber yüreklerde yeşerecek umut sevgi olsun derken.. 
Bu güne nokta mı? 
Aile, zihinlerin bir araya geldiği bir yerdir. Eğer zihinler birbirlerini severlerse ev bir çiçek bahçesi kadar güzel olur. Ama zihinler birbirleriyle uyum içinde olmazlarsa, bahçeyi darmadağın edecek bir fırtına oluşur. #Buddha

ŞEHİTLER HAFTASl ve KIBRIS..

​”#21Aralık1963 tarihinin canlı tanıkları  olarak bu günü unutmayız.#Şehitlerimizin Vatan yaptığı topraklardayız.#Tūrkiye ye minnettarız.”
Sosyal medyayı etkin kullandığını sanan birisi olarak tweeter paylaşımım da şehitlerimize duyduğumuz saygı ile minnetin şükründe geçmişten bu güne onların sayesinde onların vatan yaptığı topraklardayız dedim.Şehitler haftası devam ediyor.

1950’li yıllarda doğan, bizim nesil üzerinden geçen yıllar, gerek dünya, gerekse Kıbrıs üzerindeki haberler, nerde ise, üzerimizdeki örtü oldu..

Çok olayın canlı tanığı olduk.. Göçleri yaşadık.. 1974 tarihine kadar geçen süreçte toplumların birbirine  duyduğu nefret ile sevgi karışımından, pay aldık.. Bu payda, korkunun ecele faydası olmadığını da gördük, gördükçe, olayları yaşadıkça, geçen ömrümüzde yaşadığımız, Limasol ki.. belkide Eokanın örgütlenmesinin ,en bariz görülür bölgesinde yaşamış, Lefkoşa’daki süregelen çatışmaların canlı tanıkları olarak 1963 artı 53 yılı hala daha yaşayan biri olarak, evlerine ateş düşüp şehit mertebesine erişen kişilerin aileleri ile çocukları ile muhatap olduk. Aile içerisinde de  bu acıları ,yaşayanlar olduk.
Bu günlere gelmek kolay olmadı ta ki.. 1974 Temmuz 20 sine kadar.. 20 Temmuz
sabahını ,net hatırlayanlar olarak Liderimiz Rauf Denktaş’ın Radyo konuşmalarını dinlerken pencerelere,kapılara sokaklara döküldük sanki aynı anda her şey bitecek heyecanı bizleri hakimiyeti altına almıştı.. Sonraki .. sonraki..  günler derken, göçler,kayıplar,şehitler, ikinci harekat hepsi bizim neslin, gözleri önünde cereyan etti..
1974 den bu yana geçen süreçte, Kıbrıs’a barış zaten gelmişti..
Şimdilere  kadar sürdürülen müzakerelerin,sonucu ne olursa olsun eskiyi yaratmayacak bir şekilde, toplum huzurunu bozmayacak, yani kavgalara neden olmayacak, en önemlisi Güvenlik konusunda, tam bir hakimiyet sağlanırsa, diyecek birşey olmaz ancak her yönde itimat konusundaki büyük depremin,artıcı sarsıntılarına dahi, tahammül göstermeyecek bir geçmiş,vatanı uğruna şehit düşenlerin,kayıpların gazilerin bu dünyadaki gerçekleri karşısında beynimizdeki yerleri, minnet,saygı ile yer almaktadır. Bu yer onların yüreğimizdeki  unutulmaz olan makamları olurken..

Bu güne nokta mı?

“Her anlaşma süreci kültürel olarak kökleşmiş bir önanlama zemininde gerçekleşir”

Emek En Yüce Değerdir..

​Emek en yüce değerdir diye öğrendik öyle bildik.İş hayatının gerçeklerinde bunun görülmesini yaşıyormuyuz,yaşıyoruz işte işin özü budur!
Eski yıllarda işim çok diye hayıflanma asla kabul edilebilir bir söyleyiş tarzı değildi. Dua edin ki işiniz var, yaşıyorsunuz diye de cevabı hazırdı.. Bu ev içi işlerinde dahi söylenen bir deyiş olup. . Özellikle annelerin çocuklarına sarf ettikleri bir nasihat idi..

Emek harcanan her işin, bir bedeli vardır, bu ödenmelidir.  Ödemeler yapılırken, ülkenin ekonomik durumunun özellikleri ,tesbit edilen asgari ücrette kendini belli etmektedir.  Bu günlerde yine asgari ücret tesbit çalışmaları da gündemde, önemli bir yere sahip..
Memur maaşları ise Kamu Görevlileri yasasındaki baremler ile de uygulanan sistem içerisinde olmakta,sendikalar ile görüşmeler  de yapılmakta olduğu gözlemlenmektedir.. Bankaların ise ayrı bir maaş sistemi olsada esas alınan maaş ödemeleri kendi iç bünyelerinde değerlendirilmektedir. En azından ülkedeki emek karşılığı ödemelerle ilgili tespitler bunlar..
 
İhtiyaçlar tükenmez, bu bir kural, var olduğu  için de her halükarda yetersiz bir gelir olduğu konusunda gündemde, her kesimden eleştiri devamlı yapılmaktadır..

Siyasi olsun,ekonomik olsun, sosyal olsun, bir hafta boyunca genellikle öğle sonrası televizyon program  konuklarının analizlerinde umutsuzluk, kabullenmemek,tenkit yapılarak toplum üzerinde algı yaratılması olumsuz yönde yapılmaktadır.  Dikkat ederseniz hiç bir şekilde bazı,yorumcular hariç, öneride yoktur, olmamaktadır. Hele başarı için övgü hiç yoktur. Acaba bu ülkede hiç mi başarılı iş yapılmadı diye de algı oluşturma son hız yol almaktadır..

Devamlı olumsuz konuşmanın insan üzerindeki ruh durumu ile oynanırken bir çok sağlık probleminin oluşması halide dolayısı ile yaşanmaktadır. 

Bu gün iki emekçinin evde çalışmalarını izlerken kendi aralarındaki konuşmaları son derece ilgi çekici idi. Onlar ellerindeki sanatın değerinde, çalışırken bir yandan izlediğim KKTC meclis konuşmalarına da ara sıra yorum yapıp muhalefete, muhalefet yaparken son derece ilginç konuşmalar da yaptılar.. Gündemlerinde 13 Maaşlar da vardı. Bak hanım dediler şimdi siz bu maaşı almasaydınız biz burda olmazdık ..çarşıda işler böyle döner dediler:)
Onlarla beraber kahve,yemek,limonata,tatlı yerken ise neşeleri yaptıkları eseri (işi) seyrederken sarfettikleri sözlerinde de yer buluyordu. Siz bize böyle ikram yaparsanız biz burda hep işleriz oldu. Bu şekilde geçen saatlerin sonunda ..

Bu güne nokta mı?

“Hiçbir şey kendi aIın teri kadar bir insanı tatmin edemez. ÇaIışan insan, kendi varIığında hüküm süren bir ahengi bütün kainata nakIeder. Hayatın biricik nizamı bu ahengin kendisi oImaIıdır. ” Ahmet Hamdi Tanpınar