Yaşanmışlıklar ve sağlık, değerini bilin.. 

İnsan yaşamına bakacak olursak her birimizin hayatında anlatılacak bir çok olayın diğer bireyin hayatına ışık olacağı gerçeği vardır. Bu gerçeklere masal diyemezsiniz. Yaşadıklarınız, her hadisenin üzerinizde bıraktığı etki, vicdanınız ile sizi yüreğinizle baş başa bırakandır. Her yıl Mart ayının ikinci Perşembesine isabet eden Dünya Böbrek Günü yine diğer önemli günler gibi yirmi dört saatliğine insanlarımızı meşgul edecek, yine sempozyumlar yapılacak, yine beyanatlar verilecek gün ile ilgili açıklamalar yapılacaktır. Bu gününün amacı toplumların dikkatini böbrek hastalıklarına çekmek ve bireyleri bu hususta eğitmektir. Ülkemizde geçen yılın verilerine baktığımız zaman 200 hastanın diyalize girdiği 400 kadar hastanın kronik böbrek yetmezliği teşhisi ile takipte olduğunu görüyoruz. Konunun uzmanları doktorlar Nefroloji uzman sayısı tek dendiği zamanlardan geçiyoruz. Belkide bu konu nerden beni alakadar ediyor ve böyle bir yazıyı kaleme alıyorum diye bizi bilmeyenlerde bir hayret ifadesi oluşacaktır. Ancak Evinizde eşinizin on iki yıl böbrek hastalığından muzdarip olup, diyalize gidişi ve dönüşünü bekleyen ve sonucunda onu kaybeden birisi olarak bu konuda yaşadıklarımızı anlatmak istedim. İnsan hastaya, hastalığa kendisini o kadar alıştırıyor ve adapte oluyor ki bu süreçte devamlı konu ile ilgili bilgilere mutlaka ulaşır oluyor. Bu bilgileri ise konusunda uzman kişilerin, akademisyenlerin kitaplarında, açıklamalarında, televizyon sağlık programlarından elde etmeye uğraş veriyor. Bu evdeki hastasına karşı kişide bir nevi mesuliyet sorumluluk oluyor. Gittikçe alışılan bu durum ise hasta yakınında eve karşı büyük bir bağımlılık oluşturuyor. Hastalıkla hasta ile ilgilenirken kendinizi unuttuğunuzu fark etmiyorsunuz. Böbrek yetmezliği, böbreklerin çalışmasının yavaşlaması veya durmasına bağlı olarak kanda bulunan su, tuz ve diğer minerallerin dengesinin bozulmasıdır. Peki, hemodiyaliz nedir? Normalde idrarla atılan zararlı maddelerin ve suyun vücuttan atılma işlemi ile kişinin bu maddelerin vücuttan atılmasını sağlayan makinelere olan bağımlılığı. Hasta, kanının temizlenmesi, en çok hastanın ön kolunda atardamarlarından biri ile toplardamarlarından birinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş bir ‘fistül’ aracılığı ile sağlanır. Bütün bu cerrahi müdahalelerin olduğunu gören, ilk önce boyunda açılan fistül sonrasında kolda derken haftada iki seans diyalize girme sonrasında bunun üçe çıkması, bütün bu kararların yıpratıcı üzüntüsünü belli etmemek adına gösterilen gayretle hasta moraline sağlanan katkı olurken hasta yakınında bu psikolojik yıkımın kendisi. Niçin böyle olduğuna gelince içilen fazla miktarda sigara, şeker hastası olma, tuzlu yiyecekler, tansiyon problemi derken hepsinin sonucu bu diyaliz bağımlılığı. Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi diyaliz merkezine ulaşım hasta çıktıktan sonra yorgun, bitkin ve kolda ani kanama olması ihtimali ile gidiş dönüşte ayrı bir düzenleme, dönüşte bantlanan kolda ani kanamalar ile oluşan panik, kan kaybı bütün bunların o anki tedavisinde bulunmanın ve korkunun tesiri, hastanın dönüşteki beslenme düzeni, rutin olarak ilaçların dört kez ayrı saatlerde verilişi, derken yardımcılarınız olmasına rağmen kendinizi profesyonel hasta bakıcısı olarak görebiliyorsunuz. Sonuçta Diyaliz merkezinde yorulan hemşireler ile doktorların özverili çalışmaları nedeniyle sayılı diyaliz makinelerine üç seans hastahanede bulunma hali küçümsenecek bir durum değildir. Girne Akçiçek Hastahanesinde diyaliz merkezi açılması için çok gayret gösterip bu merkezin açılmasına sevinen ancak üç kez bu merkeze gitme durumundan sonra çeşitli komplikasyonlar sonucu hayata veda. Bu hastalığı müddetince yaşadığı sürece Özel Bey kendisini hiç hasta gibi görmedi. Bu onun yaşam süresini belki de uzatan kendine uyguladığı bir terapi şekli idi… Gerek Lefkoşa’da gerekse Girne’de gerekse YDÜ hastanesinde diyalize giren hasta arkadaşları ve hemşireler ile diyaloğu son derece iyi oldu. Diyaliz Merkezine aidiyet duygusu ile bağlandım derken en çok da diyalizde tanıdığı kişilerin yanında diyaliz sırasında ölümleri ona apayrı bir üzüntü verdi. Bilhassa genç ölümleri. Evet, 9 Mart Dünya Böbrek günü nedeniyle ne diyebilirim ülkemizde olsun dünyada olsun bu hastalıktan muzdarip her bireye geçmiş olsun derken ilgili uzmanların bu kişilerin onlara bakacak hasta yakınlarına hasta bakım eğitimi vermelerini istiyorum. Organ naklinde gönüllü bağışların olmasını istiyorum. Ayrıca sağlık turizmi için bu konuda adamıza gelecek turistlere yönlendirme bilgilerinin daha net verilmesini istiyorum, istiyoruz…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s