Yaşanmışlıklar Gelenekler ve Benzeşen Kültürler..

http://www.starkibris.net/index.asp?haberID=246860

Ev temizliği için dış yardım almak günümüzde bazı durumlarda kaçınılmaz olandır. Yardım aldığınız kişiler ile eğer gün boyu evde siz de temizliğe gözcülük ediyorsanız ve bu temizliğin adı köşe bucak kök temizliği ise eve gelen temizlikte yardımcı bayanlarla gün boyu kahve de içersiniz. Yemekte yersiniz en önemlisi bir nevi onların konuşmalarına da kulak misafiri olursunuz. 
Bir de bakmışsınız ki iki ayrı kültürün insanı Adana ve Bulgaristan bir arada geçmişin derinliklerinden ilk doğumlarını bu doğumlardan sonra bebek ile ilgili gelişmeleri kendi gelenekleri ile anlatıyorlar. Birisinin söylemediği bir şey varsa öteki yok bizde böyle diye de birbirlerini tamamlarcasına konuşmalarını sürdürüyorlar. 
Nihayetinde kendinizi de onlarla beraber o yıllara geri döndüğünüzü, duygulandığınızı hatta gözlerinizin yaşardığını hissediyorsunuz. Ona kaç yıllık evli olduğunu sordum on yedi yıl dedi. İkinci sorum hiç kocandan şiddet gördün mü, yani dayak yedin mi diye de özellikle sordum. Hayır, ne dayak yedim ne de şiddet gördüm diye büyük bir özgüvenle ile cevap verdi. 
Adana’dan Kezban dört çocuk annesi. Doğum konusunda her bebeği olduğunda neler yaptıklarını neler olduğunu anlatmaya başladı. Bebeklerini hastaneden eve getirdiklerinde ilk önce kayınpederin kucağına verdiklerini söyledi. Kayınpeder ise bebeğin kulağına yavaşça Kuranı Kerim okuyarak bebeğin ismini fısıldadığını büyük bir gururla anlatıyor. Bebeğin kırk gün dışarıya yani sokağa çıkarılmadığını nazardan korunmak için kendisinin başına kırmızı yemeni taktığını, bebeğe ise sarılık olmaması için beşiğine sarı tülbent taktıklarını söylüyor. Tabi ilave ediyor. Bebeğin yirminci gününde tuzla ovulduğunu bunun ise ileride ter kokusundan çocuğun arındırılması için yapıldığını söylüyor. Yirmi günlük suyu ile anne ve bebek yıkanıyorlar. Sözü alan Aynur ise kırktan geriye doğru sayım yapıldığı kırklamada, leğene sıcak su içerisine altın atıldığını bu suyla yıkanan bebeğin gönlünün altın gibi olacağını ifade ediyor. Bu şekilde Kırk Uçurum denen inanç sonunda kırklanan bebek ve lohusalığı sona eren anne bebeği ile en uzak yerde oturan bir akrabaya ilk ziyarete gidiyor. Niçin yapılıyor biliyormusunuz? Bebeğin ömrünün uzun olması için. Gidilen ev sakinleri bebeğe altın takar, tatlı dilli olması için mendil içinde lokum çocuğun kucağına konur. Sofralar kurulur üstelik bu ziyarette mutlaka bulunması gereken kişi ise babaanne olur. 
Bebek için altı aylık kına ve sonrasında ilk adım için çocuğun ayağına bağlanan kurdelenin, makasla, etrafında duran iki çocuktan birisi tarafından, kesilmesi, makasın yere bırakılması, bebeğin bacakları arasına konulan hediyenin bebeğin iki yanında duran çocuklardan birisi tarafından alınıp koşması, diğer çocuğun düşmemek kaydı ile onu kovalaması yapılıyor. Çocuğun yaşamı süresince, inişli yokuşlu hayatta düşme gibi bir durumunun olmayacağı hususundaki inançla yapılan bu seramoni mantıklı bir düşünce tarzı. 
Yıllardır ülkemizde çalışan memleketlerinden kopup adamıza gelen bu kişilerin her olumsuzluğa karşı sergiledikleri olumlu tutumları. Konuşmalarına iştirak edenlerde pozitif enerji oluşturuyor. 
İnsan hayata nasıl olumlu bakıyorsa, hayatın, onlara daha iyi bakacağına inanan bu kişiler işlerini bitirip, akşam evlerine giderken hallerine bin şükredenler oldu. Bu yüz ifadelerinden de anlaşılıyordu.. 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s