Bizim Evdeki Pazar Mutfağı..

Güne başladık, her gün yeni bir haber… Bizleri en çok ilgilendiren konularda esas Kıbrıs müzakereleri. Her bilginin, bilgisizliğinde, kapalı kapılar ardında neler oluyorun merakında, heba olan yılların tedirginliği olsa da, Türkiye garantörlüğünde barışın hasıl olduğu KKTC ‘de huzur içindeyiz. Kim ne derse dinliyoruzda, kendimizde elbette geçen bu uzun yılları en iyi şekilde hatırlayanlarız. Karar mı yine bizim yani halkın. Nisan ayının ikinci gününe girdiğimiz bu günde dahi geçen yılın aynı günleri gibi de olmadığının farkındayız. Tarihte bu gün diyen Facebook dahi bize geçen günleri sektirtmeden hatırlatıyor. İşte geçen yıl bu günkü tarih ve biz. Müzakerelerin hitamında, beklenen, kayıp bir çözümü bulmak sevdasından vazgeçmeyenlerin konuşmaları ile karşı karşıyayız. Dün 1 Nisan Şaka günü idi ama ülkem insanında şaka yapacak bir hal kalmadığını gördük. Dün Rumlar’ın 1955 yılında Yunasistan emri ile General Grivas tarafından kurdurdukları tedhiş örgütünün kuruluş yıldönümü idi. Hala daha Enosis diyen bir toplumun gelecek nesillerine bu isteklerini illaki hatırlatmaktan çekinmedikleri günlerdeyiz. Bir gün gelir, her şey unutulur hiç demeyin. Sadece askıya alınanlar olur, zamanı gelince yine hatırlanır diyenler olun. Yaşanan ve her gün ileri giden günlerimizde biz hala daha Rum ve Türk Cumhurbaşkanlarının yiyeceği. Yemekte geleceğimize ilişkin ağızlarından çıkan sözlerin, mahkumları gibi karar vermelerini beklemekteyiz. Hala daha kurulması muhtemel bir müzakere masasında KKTC hükümetinin temsilcisinin, dahil olmadığı hususu, zihinlerde neden dahil olamıyor sorusu. Acı bir gerçek olarak durmaktadır. Halbuki yaşamın en güzel tarafı, ülkemiz halkı ile güven kokan ilişkilerin her mertebede kurulması gerekmektedir. Hayat paylaştıkça her konuda sabrın kıymetini, bir o kadar önemli kılıyor. Sabırlı olmanın yolları da meşguliyetlerle sağlanıyor. Her uğraşın kendine göre huzur veren bir yanı vardır. Bunlardan biride genelde mutfak oluyor. Mutfak olmadan ne siyasi ne sosyal nede ekonomik konular hayat buluyor. Bizim evdeki mutfakta, pişen ise her pazar değişik bir tat. Yeni usulde değil eski usul pişirme düzenini günümüz şartlarında tenceresi ile temin etmek de çarşıda ayrı bir arayış. Her mutfağın geçmişi ve geleceği mutfakta söz sahibi evin hanımına aittir dersem aksini düşünenler beni affetsin. Bu pazar sizlere genç neslin belki de bilmediği ama özellikle evinden uzakta ülkemizde ev kiralayarak oturdukları evlerinde kolaylıkla yapacakları bir yemek çeşidini anlatırken çoğumuzun günü önemli değil çoğu kez kullandığımız alüminyum alt sinisi üzerine elektrikli kısmın konulması ile işlevsel hale gelen bir tencerede ve içinde yapılacak pirzolayı sizlere anlatacağım. Gerekli olan malzeme kişi başı dört kalem pirzola olabilir birer adet de patates hesabı yapabiliriz. Gerekli olan başka birşey yok. Ancak yanına güzel bol yeşillikle yapılmış salatayı sakın unutmayın. Salataya soğan koymak da ayrı bir lezzet. Tencerenin alt kısmına yatay kestiğiniz patatesleri ve bir kahve fincanı su koyup, üzerine tencerenin telini onun üzerine de pirzola eti yerleştirin elektrikli kısmı kapatıp prizi açın. Etler üzerine hafif serptiğiniz kekik kokusunun on dakika sonra hoş kokusunun mutfağınızı sardığını göreceksiniz. Hemen etleri ters yüz ediyorsunuz. Hafif kızarınca etleri dışarı alıp patateslerin kızarması için bekliyorsunuz bilahare üst tel olmadan etler ile patatesi buluşturuyorsunuz. Biraz daha beklediniz mi yemeğiniz hazır olacaktır. Süre mi bir saat bile değil. Hani derler ya evin içinde dönene kadar pişiyor. Öyle işte. Bu yemeği pişirecek olanlara şimdiden afiyetler olsun…


Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s