Günahlarımız affola, Kadir gecemiz hayra vesile ola…

‘Nerede olursanız olun kalbinizin tesbihini yanınızda götürün. Yüce olan tek yaratıcıyı her an anın. Huzur bulun, huzurla kalın.’ Bu cümleyi okuduğum zaman bir an kullandığım tesbihlerin geçmişten bu güne nasıl geldiğini evlerimize nasıl girdiğini araştırmak istedim… 


Tesbih çekmek esasında Allah’ın adını zikretmekle insana huzur veren bir alışkanlık… Tesbih dendiği zaman bu konuda Leman Hanım yengemiz yani Dr. Selma Fehim’in annesinin elinden eksik etmediği tespihli anları aklıma gelir… Benim de tesbihim olsun isterim dediğim zaman bana bir tesbih hediye ettiği dönem elli yıl önceydi… Onun beyaz nurlu yüzünü başında taşıdığı duru beyaz kenarları oya işlemeli ve omuzları üzerine dökülen başörtüsü ile gözümüze çok hoş görünen profili ile hatırlayanım… Bana tesbihi çekerken neler söyleyeceğimi ifade ederken Dr. Selma ablam bak unutma İngilizce deniz ‘ SEA’ aklında kalan olsun dedi… Bir an ne demek istediğini anlamadım. Anlamadığımı şaşkın gözlerimden anlamış olacak ki hemen açıklaması geldi… Baş harflerini unutma ‘Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahüekber’ diyeceksin dedi… 33 er defa her biri olacak diye de ilave etmişti… 

Bilhassa geceleri elime aldığım tesbihte bu uygulamayı o günden sonra yerine getirenim… Çantamda ise tesbihim hep var olandır… İnsanlık tarihinde tesbih ibadet aracı olarak kullanılmadan önce yaşanılan dönemlerin koşullarına göre anlam verilmiş olduğu ise yazılanlar arasındadır… 

Tesbih kullanımı Hindistan’dan doğuya, oradan Ortadoğu’ya, en sonunda da Avrupa’ya yayılmış ve yayılım gösterdiği her coğrafyanın dinlerinde; duaları ve dualar arası bölümleri saymak amacıyla kullanılmış olduğu bilgileri vardır… Tesbihin bir sanat eseri olarak ilk defa Türkler tarafından kullanıldığı görülmektedir. İstanbul’un tesbihce en zengin zamanı 16. asrın sonlarına isabet ettiği anlaşılıyor. Tesbihlerin en güzelleri, Türkler tarafından bilhassa İstanbul’da yapılmıştır. Araplar ve İranlılar bununla pek meşgul olmamışlardır. Arabistan’da yapılan tesbihler ise estetikten uzak ve sadedirler. 

Türk – İslâm geleneğinde, tesbihlerin kullanımlarına göre değişik adlarla anıldığı da araştırmalarda mevcut… Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere ancak 16. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır. Hz. Muhammed zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşı kullanıldığı bazı hadislerden anlaşılmaktadır. 

İslam’da Peygamber’in namaz kılarken sünneti olan ‘Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahüekber’ kelimelerini 33’er defa tekrarlamanın hangi tarihte başlayıp, yayıldığı da bilinmiyor. Tespih çekmek, tespih tanelerini birer birer işaret parmağı ile başparmak arasından geçirmektir. Günümüz biliminin tespih çekme alışkanlığına bakış açısı biraz değişik. Bilim insanları, beynimizin, çalışma yaşamının güçlükleriyle, sorunlar, endişeler ve korkularla sürekli baskı altında tutulduğunu, bunun sonucunda sinir hücrelerinin aşırı yorulup yıprandığını ve beynimizi rahatlatmak, onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka tarafa yöneltmek için tespih çekmenin çok etkili ve faydalı olduğunu söylüyorlar. Bütün bu yazılanları okuduktan sonra bu mübarek günde sizle paylaşmadan olmazdı… 
Esas olan eski yıllarda aileler kızların çeyiz sandığına, seccade, başörtüsü ve tesbih koymalarıdır… Kıbrıs kültüründe bu mutlaka var olan bir gelenekti… Mesela annem evimize gelen misafire namaz saati ise seccade ve içindekileri büyük bir itina ile verirdi… Bu gece ‘Kadir Gecesi’ bizler de, bilerek veya bilmeyerek yaptığımız bütün günahların affı için dua edeceğiz… Bugünün hürmetine ‘ Kadir geceniz mübarek olsun… ‘

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s