Geç Kalmış Sayılmayız 

İşyeri nerede olursa olsun verimliliği ve üretkenliği artırmak açısından çalışanlara ergonomik çalışma ortamını hazırlamak işverenin sorumluluğu dâhilindedir. Ancak savaş geçiren bir Ada’mız var, Kıbrıs müzakerelerimiz elli yıldır devam ediyor. Kim öle, kim kala psikolojisi ile hareket ediyoruz ve yanlışın en büyüğünü burada yapıyoruz… 


İç sorunlarımızı erteliyoruz… Yarım adamızda özel sektörde ve kamu sektöründe idari yapı içerisinde vatandaşa hizmet verilirken, her alanın görev yetki ve sorumluluklarını yerine getiren, hiyerarşik yapıda çalışanların hizmetlerini tam olarak yerine getirecekleri mekân ve binalarda olmadıkları, bilinmekle beraber, neden önlem alınmadığı ise düşündürücüdür… Kamu iktisadi kuruluşları dâhil bütün devlet daireleri yeniden gözden geçirilmeli çalışanın işlevsel hale gelmesindeki önlemler mutlaka alınmalıdır… Uzaktan, müşavirleri çekiştirmek, iş yapmıyorlar, boşuna bu kadar maaş alıyorlar, devam mecburiyetine uymuyorlar diye söylenmek, yazı yazmak, suçlamak kolayı seçmektir, sanki müşavirler yerden bitmişler gibi davranmakla bu işler olmaz… Çaresizlik müşaviri, görevlendirmede değildir. Çaresizlik, Üçlü Kararname ile kişiyi görevden alırken, eş değerde bir çalışma ortamında o müşavire çalışma ortamı yaratacak zemin olmayışıdır… Bu şekilde bir deneme olmadığı için ise donanımlı birçok kişi kendini atıl hissetmekte ve genç yaşta emekli olmadan emekli hayatı yaşamaktadır… Ya! Memurların maaş, özlük, liyakat konularını dikkate alarak bir devlet dairesine gittiğiniz zaman çalışanların oda koşullarına hiç baktınız mı bilmiyorum ama dikkatli olanların varlığını da biliyoruz. 

Bir zamanlar Köşklüçiftlik’teki 3+1 evde hizmet veren SÜTEK’in kendi binasına kavuşması için yapılan gayretleri, Sayın Yönetim Kurulu üyemiz Ayşe Çoşar’ın Devlet Laboratuvarının modern şartlarda inşa edilen bina için özverili çalışmaları içerisinde elbette personelin rahat şartlarda çalışma koşullarının yaratılması demirbaş eşyaların alımındaki hassasiyete kadar hepsi vardı. Örnektir… Giderek bilgi işlem konusunda online ve network sisteme geçilen zamandayız… Ama yenilikleri geriden takipte üzerimize yok… Halimiz yarım elma gönül alma modundan öteye gitmiyor… 

Geçenlerde görsel ve yazılı basından haberi sıkça yapılan YÖDAK çalışma ofisine gitme imkânım oldu. Kurumun adının öneminde, orda görev yapan kişilerin çalışma ortamına gayri ihtiyari baktım… Ayfer Hanımın o güzelim, demli çayını, girişte karşısındaki personel masasında içerken şimdi içeriye, bilgi alacak bir kişi girse beni de orda çalışan personel sanacak diye adeta korktum. Zaten girişte taşa takılıp düşmemek için oldukça dikkatli davranmıştım sökülen kenar ‘marmaragi’ inşallah geçen bir yayayı düşürmez diye de dua ettim… 

YÖDAK’a gitme sebebim esasında Star Kıbrıs gazetesinde yazı yazan bir kişi olarak Başkan Prof. Dr. Akile Büke ile tanışmak idi… Habersiz bir gidiş oldu kendisini göremedim lakin önceden tanıdığım akademisyenlerin misafirperverliği çerçevesinde odalarında kahve içme imkanım oldu. Yarım saat kaldığım YÖDAK’da tek pencereli tek kişilik küçük bir odada görev yapılan yerde, beyaz deri koltuklar rahat, çalışma masası iyi bir durumda olmasına rağmen odada dönecek yer olmadığını gözlemledim. Arşiv veya dolaplar nerde acaba diye koridorlara baktım bir şey göremedim daha sonra diğer iki akademisyenin görev yaptığı odada karşılıklı ama birbirine dayalı iki masadan birine oturdum… YÖDAK üyelerinin, sırtının duvara dayalı otururken, nasıl çalışacaklarını düşünürken, pencereden dışarı baktığımda yan duvarda komşu dükkanın temizlik malzemeleri ile mop dikkatimi çekti. YÖDAK’ta çalıştığını öğrendiğim avukat hanımla tanıştım, güler yüzündeki pozitif enerjiyi gördüm ve böyle bir binada nasıl çalıştıkları, sorusunu sormaya cesaret edemedim… Yüzbinlerce Üniversite öğrencisi olan ülkemizde ve Üniversiteler için Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu işlevi gören bir kurumun, değerli ve özverili çalışanlarının, sağlıklı bir çalışma ortamında olmadıkları konusunu gündeme getirip, kendimce gözlemlerimi yazmak istedim. 

Bu örnek birçok kurumumuzda var olan bir gerçek. O zaman günümüz şartlarında çalışanlara, fiziksel çevrenin insana uyumlaştırılması sürecinin başlatılması hali daha çok verimliliğin ta kendisi olacaktır… Alıntı bir deyiş ama tam yerinde bir söz ‘ “Kavramak için görmek, görmek için de dikkatle bakmak gerekir” Hiç bir şey için geç değildir…


Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s