Yalancı ve etli

Kıbrıs’ın stratejik konumunun, ehemmiyeti ile Kıbrıs’tan kilometrelerce uzak diyardan, konferanstan çıkacak olumlu sonucu bekleyenler kendilerine aşıladıkları çözüm umudunun kayboluşuna bir kez daha şahit oldular… 


Yılları yıllara ekleyerek yaşadığımız ülkemiz topraklarında bizler, bizler gibi, Rum’un gerçek iç yüzlerindeki samimiyetsiz, sinsi hisleri bilmeyen hemen hemen yoktur. Bütün gelişmeleri, tarihi yönden bilmelerine rağmen, çözüm üzerine kurulu siyasetin rantı ile hareket tarzından vazgeçmeyen bir kısım ahali maalesef vardır… Her zirveden ha oldu ha olacak diye bekleye bekleye heba olan zamanın olduğu gibi… 

Kaç gündür uzun süren geceli gündüzlü, yemekli yemeksiz toplantılar için hangi taraf haklıdır veya haksızdır demeçleri ile mikrofonlar vasıtası ile bizlere haber ulaştırmaktadır… Haber almaktan memnunuz lakin kanal kanal zapping yapmaktan değil, meselenin kendisinden bıktık usandık… Dahası müzakere dendi mi artık midemiz bulanıyor… 

Temmuz ayının sıcak günlerinin bunaltıcı havası ile nerdeyse biriken bütün problemler üzerimize üzerimize geliyor… Ne Akdeniz’in sularının serinliği kaldı, ne de akşamların püfür püfür esen hafif rüzgârının etkisi… En iyisi hiç bir şey düşünmeden, ne zirvenin mutfağı, ne siyasetin mutfağı, hepsini bir günlüğüne de olsa geride bırakıp dolmanın bile yalancısını yapalım… Neden etli olursa tamam ama etsiz olursa dolma yalancı oluyor sebebini dahi düşünmeyelim… Dolmanın kökenini bilelim kafi… ‘Yalancı ve dolma sözcükleri Türkçeden Türkiye’nin birçok komşu ülkelerine de girmiştir. Örneğin, Suriye’de yaprak dolmasına ‘Yalancı’ adı verilir. Yunancada yaprak dolmasının adı ‘Dolmades’dir. ‘ olduğu gibi… Yalancı dolma, özellikle yaz aylarında soğuk yenilir bir yemek çeşidi olarak ayrı bir tat ihtiva eder… Ancak en güzeli de tencerede pişmesine az süre kala, sıcak sıcak, kaçamak ile tencereden alınıp yenmesidir… Dolma için, biber, patlıcan, asma yaprağı, pazı, domates, hatta soğan bile içine konacak harç ile lokum gibi olur… Hele asma yaprağı ile yapılanı var ya, limon ile harika olur… Şimdi de bazı evlerde var ama eski yıllarda her evde talvar, üzerine yayılmış asma dalı yaprakları ile altında oturanlara gölge yaparken, bahçelerin toprağı üzerine hafiften su serpilirdi, şimdilerde parke taşları ile döşenen bahçelerin modası bizim çocukluğumuzda çimento ile bahçelerde kendini buluyordu… Her gün öğleden sonra ise kova kova su veya su hortumu ile de çimentolar yıkanmaktaydı… Gölgesinden, meyvesinden ve de yaprağından faydalanılır bu tarz evler, şimdilerde maziye karışıyor… Yediğimiz ve evlerde bulunan üzüm çeşitleri de övünülerek, gelen misafirlere soğuk soğuk ikram edilirdi… Limasol’dan getirtilip asma çubuğu ile sahip olunan ağacın talvardaki meyvesinin adı Fravula, diğeri verigo, sultani üzüm ve parmak üzümü olarak asma talvarına aşağıdan yukarıya baktığımızda gördüğümüz üzüm salkımları idi… Arılar ise üzümü çok sevdiklerinden salkımlar ince kadın çorabı ile koruma altına alınıyordu… Asmaların filizleri üzerindeki yapraklar ise tazeyken toplanıp biriktirilip dolmada kullanılan ana malzeme idi… Yine Kıbrıs’ın mutfak kültüründe var olanı, en güzeli şekli ile bu Cumartesi gününde değerlendirmek, yine o eski günlerdeki gibi yalancı dolma yapmak… Ve afiyetle yerken Kıbrıs müzakerelerini hafta sonu olsun, o bunu dedi, bu bunu dedi, analizlerini unutmaktır… Ayni deyişlerdeki gibi ‘ Unutmak, düş ile gerçeğin buluştuğu yerdir. ‘ 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s