İz bırakan kitaplar ve unutulmayanlar

Bugün elimde bir ruznamem olsaydı belki hakikati anlayacaktım diye yazmış, Ömer Seyfettin… Demek ki ileriye ışık tutacak ve olayların tarih sırasına göre bizzat şimdilerde araştırma konusu yapılan kişilerce, günü gününe yazılması, yazılanların tekrar araştırılması ve doğruluk payının teyit edilmesi gündemin kendisi olur kanaatim hiç eksilmedi… İnadına arttı… Eğer yazabiliyorsanız mutlaka yazın diyorum. 

Ömer Seyfettin eserleri ile belki de ilk tanıştığımız kitapları ile elimizden düşmeyen eserleri olan bir edebiyatçı. Maksadım Ömer Seyfettin’in edebi kişiliği hakkında yazmak değildir. Ancak eski yıllarda hikayelerini okuduğumuz bu yazarın ilk önce Kaşağı, sonrasında Yüksek Ökçeler ve Falaka hikayelerini okuyarak büyüdüğümüzdür… Yüksek Ökçeleri ilk okuduğum yaşlarda, belki de kız çocuklarının ayakkabı giyerken ayakkabıdaki ökçeye olan merakı ile hikayenin isminde bulduğum isteğim rol oynamıştır. Oradaki Hatice hanımın on üç yaşında altmış yedi yaşında bir kişi ile evlendirildiği, yüksek ökçeleri ile evinin içinde yürüyüşü ile hırsızlık yapacak çalışanlara korku verişi ilgimi fazlası ile çeken hususlardı ki hala daha unutmamışım… Kaşağı hikayesinde ise iki kardeşin basit bir yalan neticesinde ders verici yaşadıkları da anılarım arasında… Elbette birçok kitap gözümüzde iz bırakanlar arasındadır ancak ilkler de unutulmayan ve iz bırakanlar oluyor… Yine küçük yaşların ilk romanım Jane Eyre ‘Kadın özgürlüğü ve haklarına sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul edilen eser romantizm akımının en önemli örneklerindendir.’ Diye yorumlanan kitapta tesirini üzerimizden eksik etmemiştir… Daha sonraları ‘Çalıkuşu’ Reşat Nuri Gültekin kitabı olarak Feride ve Kamrân karakterleri hissiyatımızı oldukça etkileyendi… O zamanlarda Kerime Nadir kitaplarını arkadaşlarımın okuması, merak ve kıskançlığı ile okumak istediğim zaman nedense annem daha zamanı değil demişti… Onun kitabını gizli okudum… İsmi ‘Samanyolu’ inanılmaz derecede beğendiğim kitabı idi. Bu tür romanları daha sonrada okuduğumu hatırlıyorum… Samanyolu şarkısı ile de duygusal olduğu kadar Berkant’ın sesinde kendini bulan bir şarkısı o zamanlarda favorilerimiz arasındaydı. Sözleri, bestesi ile 1969 yıllarına damga vuran o yılların gençlerinin dilinden düşürmediği bir şarkı… Sözlerini yazan Teoman Alpay besteleyen ise Metin Bükeydir. 
Sözler ise hafızalardan silinmeyen… 
‘ Sen kalbimin mehtabısın güneşisin 
Sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin 
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek 
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek 
Ruhum senin kalbim senin ömrüm senin 
Yıllar geçse ölmeyecek bende sevgin 
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek 
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek 
Uzaklara kaçıversek seninle biz 
Birgün elbet göze gelir bu sevgimiz 
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek 
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek…’ 
Hikayeden başladık romanla devam ettik şarkı ile bitirdik… Yaşanan süreçte siyasi ağırlıklı olsun, konusu ile yazarı ile her kitap ilgi alanımızda olmuştur… Birçok kitap elbette okunmuştur. İfade etmek istediğim ilklerin unutulmadığıdır. Bu günkü yazı gündemim bu olsun ve bilhassa okumayı sevenlerin kendilerini ilk okudukları, unutmadıkları, anılarında yer eden, kitaplara ve şarkılara götürsün… 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s