Omorfo öğretmen koleji

Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyonla sağlanır.’ Dolayısıyla bu mesleğe adım atarken kırk kez düşünmek gerekir. Öğretmene emanet edilen küçük çocukların yükünü taşımak zor olduğu kadar büyük mesuliyet isteyen bir yolda sorumluluk bilinci ile yürümenin adı ve eğitilen çocukların ilerideki eğitim alanlarındaki başarısını görüp işte benim başarım bu öğrencilerin beyinlerine ektiğim tohumun yeşermesinin sevincini yüreğinde hissedebilecek kişilerin mesleği öğretmenliktir. Öz güven sahibi öğrenciler yetiştirme yeterliklerine sahip, öğrenmeyi öğreten ,öğretmenlerdir. Öğretmenlik de ayrı bir ihtisas konusudur… Ülkemizdeki Atatürk Öğretmen Koleji tarihçesi oldukça eski yıllara dayanmaktadır. 1938 yılından bu güne 79 yıl geçmiştir. Bu günkü duruma gelebilmek için Kıbrıs Türkleri yaşanan bu uzun süreçte çok meşakkatli günler geçirmiş ve bu dönemlerde öğretmenlerin ülke menfaatlerine sağladığı fayda yadsınamaz derecededir. Bu gün Omorfo Öğretmen Koleji ilk mezunlarından olan babam Hüseyin Özdemir’in kendi notlarından bazı bilgileri faydalı olur açısından sizlerle paylaşmayı o günlerin bizzat tanıklığını yapanın notlarından aktarmak istiyorum… Bu bu bilgilerin bilinmesi açısından önemli olduğuna inanıyorum… 1938 yılında Hüseyin Özdemir Öğretmen olmaya karar verip, mesleğini seçmiş olduğu ve Omorfo kolej imtihanlarına girdigi zaman 20’li yaşlarda idi. Yazılı sınavı geçtiği için mülakata arandığı zaman komisyonda Ingiliz Maarif Müdürü, İngiliz Kolej müdürü ve bir Rum öğretmen olduğu yazılı notlarında vardır. Peki kendisine sorulan ilk soru neydi biliyormusunuz? Niçin öğretmen olmak istiyorsun? Verdiği cevap ise; ‘Türklerin kolej mezunu öğretmenlere ihtiyacı vardır.Şu anda mesleğim yok, param yok, keman ve saksofon çalmasını biliyorum ama mesleği olmayan kişilere kızların ve ailelerinin ilgi göstermediğini de biliyorum ‘ olmuş, ancak son söylediği cümleden sonra komisyon üyelerinin katıla katıla gülüklerine şahit olup ümitsizliğe kapılmış. Çok geçmeden kolejden beklen mektup gelmiş. Koleje girişi kazanmıştır, üstelik burslu olarak okuyacaktır. İlk giren öğrenciler ve ilk mezun olan öğretmen olarak Omorfo Kolejini bitirmiştir. Babam Hüseyin Özdemir ile birlikte koleje giren Mehmet Cevdet, Şefik Mehmet, Kemal Fellahoğlu, Orhan Seyfi Arı, İsmail Safa isimleri dedemin not defterinde yer alan değerli öğretmenlerdir 1938 li yıllarının tarım çiftliğindeki kolej öğrencileri çiftlikte yetişen mahsüller ile beslenmektedirler.. Omorfo güzel demek olduğunu o yıllarda Omarfo’da 3000 Rum ve 100 Türk olduğu belirtilirken , Kolejde laboratuvar ve kütüphane vardır…İlk sene kolej öğrenci sayısı 6 Türk ve 16 rumdur. Öğretmen Kolejinin 2. Yılında okula Türk Öğrenci alınmamıştır. Rumlar’dan ise 25 kişi alınmıştır . Kolejde öğretmenlik yapan Ahmet Zaim bey de olduğu ve okulda yurtta kaldığı yine önemli bir bilgidir.. Tarihi ve Kültürel yapımızda, arşivin önemi büyüktür… Yetişecek yeni nesil öğretmenlerde bilhassa araştırmacı ruh hakim olmalıdır. Kıbrıs Türk Halkı geçirdiği savaş yıllarının etkisi ile bazı bilgilere ulaşılmasında sıkıntılar yaşıyorsa da bundan sonra her konuda istatistiki bilgi ve analizler gerekli olan en önemli faktörler arasında yer almalıdır… Kıbrıslı Türklerden yetişen ve eğitim camiası içinde kendi değerlerimiz vardır…Araştırmacı yazarlarımız vardır… Atatürk Öğretmen Akdemisinin ilk adı Omorfo Öğretmen Koleji’dir… Türk Öğretmen Koleji… Atatürk Öğretmen Koleji… olarak eğitim verendir… 1937-1938 eğitim yılında Güzelyurt’ta açılmış hem Türk hem de Rum öğretmenler yetiştirmiştir. 1990 yılında ise Lefkoşa’ya, Küçük Kaymaklı’ya taşınmıştır. 1994-95 öğretim yılında ise Atatürk İlkokulu’nun binasında eğitim vermiştir. 1999 yılında Lefkoşa Dumlupınar bölgesindeki yeni binasında eğitime hizmet vermeye başlamış,2000 yılında ise yeni yasa ile Akademi’ye dönüşmüştür… AÖA öğrencilerinin de halen öğretmenlik mesleğini sürdüren öğretmenlerin de her türlü eğitim olanağından faydalanması için imzalan protokol ve varılan nokta kanaatimce müsbettir…Nitekim Akademi Yönetim kurulu Başkanı Doç.Dr. Hüseyin Yaratan 1 Ağustos tarihli bir televizyon programında AÖA ile LAÜ işbirliği protokolünün akademiye yeni bir soluk getireceğini, sendikaların, akademi kapatılacak varsayımı ile eylem yapmalarının, doğru olmadığını, amaçlarının daha ziyade siyaseten devleti yıpratmak yönünde olduğunu,ifade ederken bu gösterilerde öğretmen adaylarına yani öğrencileri, akademi kapatılacakmış gibi sendikanın onları inandırmak yolunu seçtiğini sözlerine eklemiştir… Sayın Hüseyin Yaratan detaylı bilginin, algılanması ile Akademinin kapatılmayacağının anlaşılması gerekir diyorsa, değerli bir akademisyenin sözlerine dikkat etmek, kulak vermek gerekir… 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s