Month: March 2018

Egoya teslim olan vaziyet

Egoya teslim olan vaziyet

Günlerdir nefes almakta zorlanmaktayız.Gözler yaşarmakta bir nevi iş akışında gecikmeler olmaktadır. Sağlık bakanlığı hava için yeterli bir açıklama yapmadığı günlerden geçerken Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının okullara genelge gönderdiğini ve öğrencilerin sınıflarının pencerelerinin kapatılmasını ve Beden Eğitimi derslerinin içeride salonda yapılmasına ilişkin ricada bulunduğunu haber nitelikli okuduk. Okul müdürü ve öğretmenlerin böyle bir ikazı gerektirecek bilgisizlikleri olduğunu sanmıyoruz. Belkide öğretmenlerimiz öğrencilerini teneffüs saatlerinde de bu korkunç havadan koruyandır. Meteoroloji Dairesinin açıklamalarına bakıldığı zaman, hava kirliliği ve görüş mesafesinde azalmaya neden olan toz zerrecikleri, güney ve batı yönlü kuvvetli hava akımlarıyla Kuzey Afrika üzerinden Kıbrıs üzerine taşındığını ve bu durumun 4 Nisan’a kadar hükmünü sürdüreceği tahminleri vardır. Böyle bir havanın süreklilik arzetmesi insan sağlığındaki zararları yanına kasvetli bir ruh bunalımını da beraberinde getirmektedir. Açık havada çalışan binlerce insanımız vardır. İnşaatlarda olsun, hayvancılıkta olsun nefes alınan her yerde olağanüstü hava şartları her zaman sağlığı tehdit edendir. Dikkatli olmak gerekir. Hava toz toprak, çalışmayan kişiler olarak evlerinden çıkmayan kişilerin televizyon kumandası ile müşkülü var, her defasında bir diğerinin yer değişmesi ile evlerde en çok aranılan araçtır. Bir nevi her evin vazgeçilmezidir. Televizyon haberleri izlenendir.Televiyon programcılarının siyasi konukları ise takip edilendir. Sayın Kudret Özersay bir televiyon programında Kıbrıs konusu ile ilgili açıklama yaparken yaklaşan belediye seçimlerinde her bölge için adaylarını tesbit edeceklerini söylemiştir,anlaşılan o ki 4’lü koalisyon ortaklarının ittifakı olmayacaktır. Kıbrıs konumu itibariyle her zaman stratejik özelliği ile dikkatleri üzerine çeken Akdeniz’in paylaşılamayan zenginlikleri ile tarihteki yerini geçmişten bu güne coğrafi yapısı ile muhafaza eden adamızdır. Güney Kıbrıs hem Avrupa Birliği hem de Kıbrıs Cumhuriyeti vasfı ile her demeçte siyasilerinin egosuna teslim olmuş vaziyettedir. Diğer yandan Cumhurbaşkanlığı’ndaki haftalık olağan görüşme sonrası Başbakan Tufan Erhürman, basına yaptığı açıklamayı izledik. Yenierenköy ve Karpaz Belediyeleri’nin birleştirilmesi formülü üzerinde çalışıtıklarını belirterek, radikal tedbirler alacaklarını palyatif tetbirlerin çözüm olmayacağını ifade ederken Cumhurbaşkanı ile bir kahve içmekten kaçınan Anastasiadis eğer yaklaşımlarında somut adımlar atmaz ise görüşmelerin başlamasına gerek olmayacağı gibi zihniyet değişimi kelimesini kullanmayalım çok zor diyerek, yaklaşım halinin değişmesi,gerektiğini söylemiş ve ilave etmiştir Rumlar ‘biz bildiğimizi okuruz’ derlerse böyle görüşmelerde çözüm ışığı olmaz ,demiştir.CTP merkezine gelecek olan Kipriyanu’ya bu görüşlerini aynen ileteceğini Sayın Erhürman basın önünde ifade etmiştir. Şöyle bir geriye doğru gidip bakıldığında hatıralarda yer eden sınırda içilen iki liderin kahve fincanları ile votka bodirileri, tiyatrolara beraber gidişler, etkinliklerde iki liderin birlikteliği gözler önüne gelirken, Güney Kıbrısın liderinin samimiyetsiz ard niyetleri film şeridi gibi uzar gider. Varsın gidedursun. Çok önemli gelişmelerden birisi de Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulunda Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki gelişmeler hakkında genel bir değerlendirme yapıldığı ve bilhassa Yunanistan’ın iyi komşuluğa aykırı tutum ve davranışlarının Türkiye tarafından hassasiyetle takip edildiği ifade edildiğidir alınan karar ise Türkiye’nin hak ve menfaatlerinden asla taviz verilmeyeceğidir. İnadına çözüm sloganı atanların bu gergin havada bir kez daha düşünmeleri ve Kıbrıs sorununun kaynağındaki Rum zihniyeti üzerinde düşünülmesi yeniden farz olmuştur. Mart ayının son Cuma gününün duası her zaman sağlık için olsun

Advertisements
Siyasetin romantizmi

Siyasetin romantizmi

Yerel seçimlerin 1 Temmuz tarihinde yapılması gerekçeleri arasında Seçimlerin dört yılda bir yapılması yasal zemininden hareketle Haziran ayında yapılır ifadesi birleştiğinde elde olmayan sebeplerden ötürü, sınav,bayram Cumartesi esnafın öğleye kadar çalışma hali konuları mecliste irdelendi, Meclis Salı gün bilesiminde vaktin önemi yokmuş gibi uzunca süreli konuşma ile konu anlatıldı. Seçim yasaklarının 60 günden 40 güne düşürülmesi de öneriler arasında oldu. Bu önerinin gerekçesi olarak da bütçe kalemlerinin açılabilme zamanı olduğu nedeni Sayın Erhürman tarafından bilgiye sunuldu. Nihayetinde oy çokluğu ile konu komiteye aktarıldı. UBP Genel Başkanı 1 Temmuz tarih belirlenir ise karşı olmayacaklarını ifade etti. Sayın Hasan Taçoy’un bu konuda kendi tweter hesabından yaptığı açıklama ise epey konuşuldu Sayın Taçoy ‘Son seçimde ‘seçim ekonomisinden kurtulduk’ diyenler, bugün seçim yasaklarını 40 güne indirmeye çalışıyor. 5 başlı hükümet popülizm yapıyor.’ Diyerek tepkisini gösterdi. Sosyal Medya siyasilerin oldukça etkin kullandığı yer ve bir bakıyoruz Bakanla Kuruluna girmeden Sayın Kudret Özersay’ın da Facebook’ta açıklaması oluyor. İnsan düşünmeden edemiyor, acaba iki arada bir derede derler ya bu paylaşımlar için ayrı sekreterya mı var diye de şüpheye kapılabiliyoruz. Ancak kısa yoldan bilgiye de ulaşabiliyoruz. Öte yandan Meclis yoklamasında Sayın Sıla Usar İncirli’nin adı okunurken mazaretli diye açıklanması haline Sıla hanımın Ankara’da Sağlık Bakanı Filiz Besim’in sol yanında oturuşunu izlerken neden yoklamada ‘görevli’ denemediği ayrı bir acayip durum olarak algılandı.Böyle durumlardaki protokol nedir tabi bilemeyiz. Bakan Filiz Besim’in Ankara’da on yıl okuduk Türkiye bizim yuvamız derken CTP Milletvekili Sıla hanımın yüzündeki acı tebessüm haberlerde ekrana yansıyan oldu. Şimdi akla gelen soru, sağlığı, Sayın Besim yerine yakın takipte gölge bakan mı yönetecektir bu durumda iyiye işarettir, Sıla hanımın mazaretli olarak yurt dışına çıkıp resmi toplantıya katılması elbette Sağlık Bakanının tasarrufundadır ancak basına düşen haberlerde ise Sağlık Bakanının Heyet-i umumiyesinin isimlerine rastlamak mümkün olmadı. Sonuçta, Türkiye Başbakan Yardımcısı Dr.Recep Akdağ KKTC ile ‘ekonomik işbirliği’ ve ‘kalkınma’ alanındaki konulardan kendisinin sorumlu olduğunu belirterek, bu görevin kendisini çok mutlu ettiğini vurguladı ve Türkiye ile KKTC arasında 3 yıllık bir işbirliği programın bulunduğunu anımsattı, işbirliğinin artan bir hızla devam edeceğini söyledi. Heyetimiz de ülkemize döndü. Koalisyon 4’lü hükümeti 12-9-3-3 sayısı içerisinde şimdilerde yerel seçimlere aday bulma çalışmalarını sürdürüyor. Hükümet kurulduktan sonra önceleri siyasilerin festivallerde boy göstermelerini eleştirenler şimdilerde her festivalde varlık gösteriyorlar, konuşuyorlar kolay değil Festival Başbakanlığı da gerekendir! Yörelerimiz, gelenek,görenek, kültür ve doğal güzellikleri ile her zaman misafirperverlik gösteren yerlerimizdir. Her yönü ile teşvik yapılmalıdır. Memleketimiz insanı sosyal olsun, ekonomik konularda olsun siyasette olsun her türlü haberi yakınen takip eden ve konuşandır. Bir baktım ki bir arkadaşım okudun mu diye sordu, neyi dedim Gökhan Altıner’in Birikim Özgür ile röportajını diye de ilave etti. Okuduğum halde, acaba Sayın Birikim’in hangi sözlerini aktaracak diye bekledim. Aldığım yanıt şu ‘Birikim’ akıllı çocuk… CTP’yi uyardı ve siyasette romantizmi bitirin,romantizm çiftler arasında olur dedi bu gidişle bunlar uslanmaz diye de konuyu özetledi. Halkımızın her haliyle, yazılı ve görsel medyayı kullandığı, yorum yaptığı ve gelişmeleri izlemekten hoşlandığını görmek bizleride mutlu etti. Kim ne derse desin halkımız şükretmesini bilen, bekleyen ve gördüklerini, okuduklarını aktarıp, eleştirilerini yaptığı müddet toplumumuzun kaybedeceği bir şey olmayacaktır. Beklenen toplum mefaatine ve faydasına yapılacak icraattır. Bekleyip göreceğiz…

İnsan dilinin altında gizlidir

İnsan dilinin altında gizlidir

Yoğun geçen bol muhalefetli bütçe görüşmeleri ve Başbakan Erhürman’ın basın toplantısı sonrasında Meclis Genel Kurulu toplandı. Pazartesi ve Salı Genel Kurul günleri önceleri Pazartesi Perşembe yapılan toplantıların haftanın ilk iki iş gününe alınması koalisyonlu hükümetlerin dış gezilerde nisap sorununa çözüm diye düşünülse de yürütmenin hafta sonu tatili sonrasında iki gün meclisle ilgilenmesi seçmenin iş görüşmelerini meclise taşımasına neden oluyor. Pazartesi gün Meclis kürsüsünde Devlet Emlak Malzeme Dairesi tarafından ihaleli, ihalesiz, sözleşmeli veya sözleşmesiz tahsis edile mallar konuşuldu. 10 yıllığına, 49 yıllığına üniversitelere, turizmcilere verilen malların bir bakıma envanterinin çıkarılacağı gerekli önlemlerin yasal zemine taşınacağı söylendi durdu. Sayın Erhürman konuşmacı milletvekillerine popülizm yapmayın dedi. 1987 Anayasası hatırlatıldı Kıbrıslı Rumlardan kalan malların hukuki durumuna yorum yapılırken 1000 yakın gayrimenkulün, üniversite ve turizm amaçlı dağıtımının yapıldığını meclis konuşmalarından anladık. Sayın Erhürman’ın Sayın Denktaş’ın bakanlığına DEM dairesi bağlı olduğu için rica ederek savcılıktan görüş istediğini işittik. Cevap ne gelir bilemeyiz ancak telafisinin çok zor olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim konu ile ilgili Sayın Sibel Siber’in ‘Yenişehir’deki sorun, arazinin kiralanma usulüyle ilgiliymiş gibi bu konuda savcılık görüşüne başvurmak, esas hukuksuzluk olan konunun özünden kaçmadır. Sorun kiralamanın yasal veya etik olup olmamasında değil, eşdeğercinin hakkını koruma amacı taşıyan ilgili Anayasa maddesinin çiğnenmesindedir’ beyanatı basın haberlerine yansımıştır. Geçmişte bu şekilde Anayasa’ya aykırı kiralanmış binlerce dönüm arazi verilmesi, hukuk devletinde bu arazinin kiralanmasını haklı kılmaz. Yeni hükümetin dağılımlarda kriterleri nedir? Açıklansın o zaman çok daha fikirler zikredilecektir. Sayın Erhürman, Sayın Tatar’ın konu ile ilgili görüşlerine karşılık ‘demeyeceğim ama deyeceğim ‘diyerek cevap vermiş olmasını ve sizde bakandınız sözlerini bir yana bıraksak da, geriye dönüp baktığımız zaman Ulusal Birlik Partisi’nin 34 yıl DP 12 yıl 9 ay CTP 12 yıl hükümetlerin oluşturduğu modeller içinde olduğu kayıtlarına rastlarız. Kimler geldi, kimler geçti derken icraatın içindeki her tutam tuzun, unutulmaması gerektiğini de hatırlatırız. KKTC’de geçiş hükümeti dönemi de teknokrat kabine ile Sayın Sibel Siber Başkanlığında kurulduğu düşünülürse, geçmiş bütün dönemlerin, o günkü şartlarda, olumsuzlukları için, bu gün kimseyi suçlayıcı mahiyette konuşmalar olmazdı. Popülizm yapıyorsunuz iddialarına da hiç gerek kalmazdı. Önemli olan bu günden sonrasındaki adımlardır. Sayın Erhürman’nın sözleri arasında ifade ettiği İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörünü Başbakanlığa hafta sonu davet ettiği ve görüşme yaptığı konusu vardı. Sayın Başbakan bu üniversiteye verilen 4 çeşit arazide sözleşme sürelerinin aşıldığını ancak izinlerinin iptal edilmediğini söylemiştir. Böyle sözleşmenin iptali için ne gibi bir prosedür uygulanacağına ve yetkinin kime dair olduğuna ilişkin bir açıklama yapmamış, konuyu yine muğlak bırakmıştır. Bu üniversitenin sözleşmedeki kira bedelinin ise 1 Türk Lirası olduğunu bu meblağda çok sayıda gayrimenkul olduğu böylelikle tutanaklara geçmiştir. Söz uçar yazı kalır misali Meclisten notlarımı, Peygamberimizin çok anlamlı bir sözü ile noktalıyorum. “İnsan, dilinin altında gizlidir.’

Zihinden dışa vurum

Zihinden dışa vurum

Seçim,seçim ve yine seçim hayatımız seçmekle geçiyor. Seçici olmak elbette güzel bir meziyet, ancak iş siyasi seçimlere gelince ister istemez insan bunalıyor. Genel seçimler daha dün gibi şimdi ise yerel seçimler yasal süreci içerisinde yapılacak, Ülkemizde seçimler Anayasa ve kanunlarda belirtilmiş şekli ile Cumhurbaşkanlığı,milletvekilliği ve yerel yönetim şeçimleri olmak üzere üç çeşitli türde yapılıyor,her seçimin süresi seçimlerin hepsinin bir defada olması halini mümkün kılmıyor. Seçmen de her seçimde sandıklara taşınıyor oyunu kullanıyor. Başkan ve Belediye Meclis adayları propagandalarını mensubu oldukları siyasi parti ile yürütürken zorluk çekmiyor. Seçimlerde seçmenin seçime katılımı gittikçe azalan bir sayıda seyretmektedir. Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri 5 yılda bir yerel yönetim seçimleri ise 4 yılda bir yapılmaktadır. 18 yaşındaki bir kişi oy kullanma hakkına sahipken aday olması için 25 yaşını beklemesi gerekiyor. Türkiye’de yapılal yasal değişiklikle milletvekilliği için 18 yaş kabul edilirken , yerel seçimlerdeki adaylık yaşı konusu 2018 yılı için düşünülüyor diye biliyoruz. Ülkemizde Cumhurbaşkanı için seçilebilme yaşı 35 oluyor. 35 yaş da bize Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirini aklımıza getiriyor. ‘Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.’ Günümüze insanını anlatan bu dörtlük olsa gerek, lakin 35 yaş o kadar gençlik kokuyor ki kimse ömrün yarısı olarak kabul etmiyor . Diğer yandan iletişim ve bilgiye ulaşımda birçok yirmili yaşlar var ki nicelerine taş çıkarıyor. Önemli olan donanımın insan zihninden dışa vurumudur. Bu ise gençliğimizde var olandır. KKTC Yerel seçimleri hızla yaklaşırken Cuma günkü basın toplantısında Sayın Erhürman tarihin saptanmasındaki 4 yılda bir anayasal gerekçeden hareketle kimi tarihin sınava kimi tarihin cumartesine gelmesi hasebiyle karara varılacak tarih üzerindeki müzakerelerin devam ettiğini buna göre 1 Temmuz 2018 tarihinin seçim günü olabileceğini ifade etmiştir. O gün veya başka bir gün ne önemi var önemli olan yaz sıcağının ortasında seçmenin sandığa gidişinin sağlanmasıdır. 4’lü koalisyon ittifak yapar mı yapmaz mı ne gayle etmesinler ve sonucu görsünler. Bu arada Ulusal Birlik Partisi Belediye Başkan adayları tesbiti çalışmalarında sona gelmiş konuyu Parti Meclis’inde noktalayacağı haberlere düşmüştür. Bazı yerleşim birimlerinde aday tesbiti için üyeye gidilmiş olması ise parti içi demokrasinin örneği olmuştur. Her belediyede başkanın ön seçimle belirlenmesinin, iyi olur kanaati, parti üyelerince dile getirilmektedir. 12-9-3-3 koalisyonundaki 4’lü hükümetin ittifaklı veya ittifaksız adaylarını belirlemesine az kaldı, açıklanacaktır. Lefkoşa,Mağusa,Girne adaylarını belirlemek için yoğun çalışmaları olduğu, yöre halkı tarafından ifade edilirken merakla beklenendir. Bu arada belediyelerin seçime yönelik çalışmaları hızlanmıştır. Sayın Serdar Denktaş ise muhtarlıklarda olduğu gibi Belediye başkanlarının da bağımsız olması görüşünü belirtmiştir. Belediye Meclis üyeleri için ise, formül yani görüş belirtilmemiştir. Düşünülmesi gerekendir. Çok sürmez Yüksek Seçim Kurulu yerel seçimlere yönelik yasakları ve kuralları açıklar. Heyecan başlar… Yerel seçimler için sandıklar kurulur.Takvim ilerler ne demişler ‘Başarı yalnız sözlüklerde çalışmadan önce gelir.’

Her masal bir izah!

Her masal bir izah!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde 7 Aralık Erken Genel seçim kararı alındıktan sonraki yoğun propaganda dönemi 7 Ocak 2018 tarihinde sandıktan çıkan irade ile meclisin oluşumu açısından noktalandı. Bilahare mazbatalarını alan milletvekilleri meclis kürsüsünden yemin ettiler. Detayları açıklanmayan hükümet programı 4’lü koalisyon tarafından güven oyunu 27 milletvekili ile aldı. Bu koalisyonun karşısında ana muhalefet UBP’nin 21 milletvekili ve YDP 2 milletvekili ile 23 kişiden oluşan muhalefet oluştu. Öyleydi, böyleydi , olurdu olmazdı ,derken mevcut bir hükümet varlığında 2018 Mali yılı bütçe yasa tasarısı mecliste görüşülmeye başlandı. Muhalefet ve özellikle geçmiş hükümet dönemlerinde bakanlık yapmış ve yeniden seçilerek meclise girmeye hak kazanmış milletvekilleri, her kurumun bütçe görüşmeleri esnasında konuşmayı yeğlediler. Bu konuşmalara sinirlenen, vakit kaybıdır diyenler olabilir. Televizyon var diye konuşuyorlar diyebilirler. İyiki televizyon naklen Meclis oturumlarını veriyor. Dinlenmediğini sananlar ve eleştirenler bilmelidirler ki BRT2 kanalı ile Meclis Tv belkide Meclis günlerinde en çok izlenen kanaldır. Mecliste stratejik kurumların bütçelerinin toplum faydasına ve bu kurumlara olan güven açısından bütçelerinin oy birliği ile geçmesi oldukça takdir gören bir neticedir.Bütçe görüşülürken, en çok göze çarpan hükümetin başı olarak Sayın Tufan Erhürman kürsü konuşmaları ile gündemde yerini aldı. Sayın başbakanın hangi konularda hassasiyeti olduğu ise konuşmalarına yansırken devamlı ‘bir hukukçu olarak ben ‘ cümle içinde kullandığı oldu. En çok kime karşı dik duruş deyip ve sınıfta sanki 1.sınıf öğrencilerini azarlar gibi konuşması Sayın Erhan Arıklı’ya karşı oldu. Tabi karşıt cevabı da aldı. Elbette Sayın Arıklı Sayın Erhürman ile Sayın Özersay’ın Ankara ziyaretinde yanlarında değildi lakin birçok kişinin merak ettiği Ankara’da özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile ikilinin hangi konularda konuştuğunu bilmek istemesinin mecliste dile getirmiş olmasıydı. Yoksa kim kime ince veya kalın ayar verdiği veya niyet mektubu verilip verilmediği hususu değildi. İşin esası şeffafız diyenlerin konuyu Ercan hava alanındaki bir kaç cümle ile geçiştirmesi ve basın toplantısına söz verilen günlerde yarım saatin harcanmaması ve bakanlar kurulu var mazaretin ileri sürülmesi idi. KKTC milletvekilleri için üslup ve davranışlarının kendi karakteristik hanelerine artı veya eksi yazılıp yazılmayacağına siyasi süreci izleyenler karar verecektir. Dolayısı ile seçmen iradesinin Meclis kürsüsündeki mikrofondan çıkan sesteki cümlelerin çok önemli ve değerli olduğu gerçeği vardır. Mecliste kürsüde en çok tekrarlanan diğer cümleler arasına sıkıştırılmış ‘ gecenin bu saatinde’ deyişler de oldukça fazla kullanıldı. İçişleri Bakanı Ayşegül hanımın bütçesi eleştirilerine cevab için kürsüye çıktığında ‘Merak etmeyin Bal Kabağı Olmayacağım’ ifadesi de oldukça enteresan bir başlangıç oldu. Yıllar önce okuduğum bir hikayeyi de aklıma getirdi. ‘Kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse, kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. Kavak bir gün dayanamayıp sormuş kavağa: – Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç? – On yılda… demiş kavak. – On yılda mı?… diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak. – Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak. – Doğru!… demiş ağaç. ”Doğru!…” Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak, önce üşümeye başlamış sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış Sormuş endişeyle kavağa: – Neler oluyor bana ağaç? – Kuruyorsun…demiş, kavak. – Niçin?.. diyerek devam ettirmiş sorusunu, Ağaç: – Benim on yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çalıştığın için… ‘

Ses getiren netice …

Ses getiren netice …

Başbakan Sayın Tufan Erhürman basın toplantılarından ikincisini Mart ayının son Cumasında tam saat 10.00 da BRT1 kanalından canlı olarak yaptı. Kameralar oldukça fazla, gazeteciler ilgiliydi. Sayın Erhürman basın toplantısında çok konuşmayacağını, kalan zamanı gazetecilerin sorularına bırakacağını söyleyerek başladığı açıklamalarına neredeyse bir saate yakın devam etti. Beyanları içerisinde 15 Şubat güven oylamasından sonra geçen 6 haftalık süreçte faaliyetlerini üçe ayırarak ifade etti. Ve burda üç ayak olduğunu söyledi. Birinci ayakta rutin konular ve atamalar olduğunu, İkinci ayakta denetim ve geçmiş yıllardan gelen yolsuzluk dosyaları olduğunu, Üçüncü ayakta kuluçka döneminde ürettikleri üretecekleri projelerinden bahsedip hukuka verdiği önemi vurguladı. Başbakanlıkta göreve başlattığı altı müşavir/danışmanın müdürlerden daha da yetkili olarak her birinin ayrı konularda çalışmaya başladıklarını konu başlıkları ile açıkladı. Sonuç toplum yararına olduğu görüldüğü zaman anlaşılacaktır,yerel uygulaması görülmedikçe teoride başbakanın elindeki not sayfasında satırlar olarak kalacaktır. Zamana ihtiyaçları var, beklenen kısa zamanda neticedir.Neticenin ses getirmesidir. Daha sonra 15 Proje çalışması hakkında yapacağız edeceğiz ekleri ile değil olacak anlamında birinci projeleri olan Karpaz Yenierenköy’ü gösterdi. Devam etti anlatırken anladık ki her bir proje için muhalefet milletvekillerine mecliste çok iş düşecek sınırlı konuşma saatlerini tam randımanlı olarak kullanacaklardır. Muhalefete bütçe görüşmelerinde dayanıksızlık gösterenler hazırlıklı olsunlar. Hani HP ‘den bir kadın milletvekili kendilerini mecliste et tavuğu gibi gördükleri babındaki attığı tweetten esinlenmiş olunacak ki projelere ‘Kuluçka’ olarak yansıdı ilham oldu,yumurta tavukları olarak zihinde yer etti. Kuluçka makinesi olarak anlaşıldı. Biliyorsunuz CTP seçim boyunca karınca gibi çalışacaklarının beyanını yapmış ve ancak 12 milletvekili ile sandıktan çıkmışlardı. Burda sebeb oy potansiyeli fazla olan bir Kalyoncu’ bir Soyer’in belkide aday olmak istemediklerinin dezavantajı idi . Partinin oy kaybı hesaplaşması ise, Sayın Denktaş’ın profesyonelce seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz Sayın Erhürman ile yaptığı telefon konuşması ile üyeler arasında ciddi bir şekilde yapılmamış,üyelerin iktidar olma isteği ile parti genel başkanı bu başarısızlıktan muaf tutulmuştur. Görüldüğü gibi daha sonra CTP başkanlığında 4’lü hükümet kurulmuştur. Elbette kazanan milletvekilleri yandaşları ve ‘karıncalar’ olarak ifade ettikleri çalışma ekiplerine mevcut şartlarında çeşitli makamlara atamalar ile makam tahsis edilecektir.Ülkemiz küçük öksürsek diğer kapıdan duyulan yerdeyiz. Başbakan mal varlığını açıklarken ve mal varlığı bildirim günü geçti derken acaba mal bildiriminde bulunmayan da mı var şüphesini uyandırdı. Zaten iki ev iki araba 25 ‘nin türk lirası ve 111 621 tl ihtiyat sandığına borcu var,kayda değer bir mal varlığı değil. Burda basbakanın borçlandığı para biriminin Türk Lirası ve ihtiyat sandığı yatırımlarından borçlanması tercihi akıllıca olmuştur.Bu açıklama ihtiyat sandığından borçlanma konusunda hak sahiplerince talebi de artıracaktır. Erhürman, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Akıncı ile bundan böyle hükümetteki 4 partinin Akıncı ile her ay bir kez görüşeceğini, Birleşmiş Milletler’den bir görevlinin adadaki mevcut durumla ilgili değerlendirme yapmak üzere Kıbrıs’a geleceği haberini verirken, Ada etrafındaki doğalgaz zenginlikleriyle ilgili olarak Rum yönetiminin attığı adımlara yönelik Rum Lider Anastasiadis’in ortaya koyduğu gerekçelerin haklı gerekçeler olmadığını ve “Hükümet olarak Dışişleri Bakanımızı görevlendirdik ve sürece müdahil olduk. Bundan sonra da müdahil olmaya devam edeceğiz. Bu çalışmaları Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yürüteceğiz” demiştir. Sonuçta ikinci basın toplantısı geride kalırken Sayın Başbakan’ın kıyafeti ile uyumlu kravatı gri renk olarak dikkat çekmiştir.Geçmişteki kravat renkleri ve anlamları ile ilgili bir yazı yazmıştım, gri renk alçak gönüllülüğü ve dengeyi ifade etmektedir. Hatırlamak iyi oldu. Dengenin takibinde olacağız…

Düşüncenin kıyafeti: Kibarlık

Düşüncenin kıyafeti: Kibarlık

‘Mevlana oğluna der ki: Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur; Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır. ‘ Kıssadan hisse diyelim, diyelim ama bu anlatım özünden çok uzaklaşmıştır. İzlediğimiz gördüğümüz yaşadığımız olaylarda düşman ve dost asla menfaat ilişkileri olmadan yan yana gelmez olduğunu gördüğümüz gibi arkadaşlıkların, dostlukların tuhaflaştığı acayip günlerden geçiyoruz. Siyasetin içerisindeki oluşumların yan yan gittiği lakin yalpaladığı zamandayız. Bu zaman tüneli, uzun veya mesafesi kısa olsada , tünel karanlık olsada, aydınlık olsada geçilmesi gerekiyor.Zaman olduğu yerde durmuyor. Tünelden geçenlerin basın camiası olsun, akademisyenler olsun,yazarlar olsun, siyasete not bırakan kim olursa olsun analizleri ile geçilecek bu yolun zemininde kalıcı iz bırakanlar olacaktır. İz takip edilen olurken, söz süzgecinden arta kalanları, olumlu notu, alabilenlerin başarısı olacağı kesindir. Atalarımız hiç de bazı sözleri boş yere gelecek nesillere bırakmış olamazlar. Ne demişler akıl akıldan üstündür. O zaman akil davranmak ve sağ duyu ile hareket her süreçte geçerli olandır.Olmalıdır. KKTC Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi görüşülürken UBP-DP hükümet programında yer alan eğitimle ilgili konularda Sayın Özdemir Berova Eğitime koydukları katkıyı yaklaşık üç saat boyunca tek tek anlattı.Bu günkü 4’lü hükümet programı ile bütçede yer alan eğitimle ilgili bütçe kalemlerini karşılaştırdı. Mecliste yapılan bu gibi anlatımları yeni 4’lü koalisyon hükümeti üyelerinin ilk ağızdan duymaları onlar için mutlaka faydalıdır. Konuşmalar seçmence dikkatle dinlenendir. Daha sonra söz alanlar da eğitimdeki görüşlerini meclis tutanaklarına geçirdiler. Mecliste Sayın Biray Hamzaoğlu’nun konuşmaları her haliyle kayda değerdi. Sayın Ersin Tatar eğitim konusunda en can alıcı noktaya değinerek 18 Mart Çanakkale Zaferinin 103. yılı nedeniyle Güzelyurt bölgesinde bir ilkokulda yapılan temsili bir gösteride öğrencilerin milli hisler toplamında askeri kıyafetle yaptıkları ve ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır’ pankartı etrafında ve toprak üzerinde yatan öğrenci üzerindeki bayrakla görselleşmesi, Afrin zaferinin olduğu bir günde kalbi duygularda tavan yapan bir durum arzetmiş olmasına rağmen Milli Eğitim Bakanının sosyal medya facebook hesabından sözde velilerin şikayeti ve sorusu olduğu cihetle bu okula soruşturma yapacağız açıklamasına sert bir şekilde eleştiri getiren Sayın Tatar çok anlamlı bir konuşma yapmıştır. Sayın Özyiğit açıklamasının sorulan soruya göre olduğunu söylese de bir bakanın iki yönlü düşünceye mahal verecek acele ile cevab vermemesi gerekendir. Kıbrıs adasının her karış toprağında yatan şehitlerimiz vardır.Şehitler,vatan,toprak ve din üzerinden yapılacak her husustaki yanlış hareket ve beyanat yeni bakanın icraat hanesine zarar olarak yazılacak olandır. Sayın Özyiğit YDP milletvekili Sayın Bertan Zaroğlu nun yerinden sorduğu

bir soruya ki hiç bir milletvekilinin sesi önlerine koyulan mikrofonlardan duyulmamaktadır. Verilen cevaplarda ise sinir stres kontrolünü kaybetmiş bir şekilde cevap verildiği gözlerden kaçmayan, kulaklarda ses bırakan olmaktadır.Ayni Meclis çatısı altındaki milletvekillerinde hoşnutsuz bakışların, ekrana yansımaması gerekir. Unutulmaması gereken meclis genel kuruluna katılan ve oy hakkı olan her bir milletvekili halkın iradesini taşımaktadır bu iradenin mesuliyeti ise büyüktür.Saygının öneminde ‘KibarIık, düşünceIerin kıyafetidir.’ Demişler doğrudur. İzlemeye devam eden seçmendir. Tek bir kişi dahi olsa önemli addedilmesi kadar dinlenmesi ise şart

Denge Unsuru

Denge Unsuru

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 2018 mali yılı bütçe yasa tasarısı meclis genel kurulunda görüşülürken milletvekillerinin muhalefet olsun iktidar olsun tutum ve davranışlarını görenler olduk.Muhalefetin konuşma hususunda ve konuları detaylı anlatmaları için ellerindeki verileri kullanmaları konuşmaları ile bilgilerini meclis genel kuruluna aktarmaları son derece olumlu tepkiler almaktadır. İktidar kanadına mensup milletvekilleri bütçe görüşmelerde kürsüyü parti liderleri dışında da kullanmış olmaları ve bu konuşmaları ile kendi partilerinden tepki alanları da vardır. Aceleci hükümetin, saatleri çalınıyor iddialarına rağmen milletvekillerinin kürsüde görünür olmaları önemlidir. Elbette hükümetin güven oyu aldığı bir program vardır, program hazırlanıp oylamaya sunulmadan koalisyon partilerinin yetkili kurullarında oylanmış ve kabul edilmiş olduğu açıklanandır,uyarılara rağmen konuşanları hakikaten tebrik etmek gerekiyor, Halkçı Partinin genel sekreteri ve Ulaştırma bakanı Sayın Tolga Atakan Twitter hesabından ‘Tam 5 gündür sabahın erken saatlerine kadar büyük bir sabır ile 30 yıldır yapmayanların bize nasıl yapmamız gerektiğini anlatmasını dinliyoruz diye yazmış ve devam etmiştir.siz neden yapmadınız sorusuna kızmasalar daha eğitici olacaklar demiştir. Sayın Atakan Ulaştırma bakanı olarak elbette sosyal medyayı iyi kullanmaya çalışan birisidir. Paylaşımlarını diğer bir anlatımla twiter bakanı olarak da sürdürmektedir. Sayın Zeki Çeler ‘de konuşurken ağzından cümle nasıl çıkıyorsa cümleyi o şekilde Facebook’ta ve dolayısıyla tweter de çıkan şekli ile paylaşmakta bir nevi biz ‘Kıbrıslıyıg’ imajını yaratmak adına kelime ekleriyle yazarken Türkçeye bir nevi ihanet etmektedir. Gelelim Sayın Atakan’ın gönderdiği mesaja, böyle yorumlar başka çağrışımları beraberinde getirmektedir. Partisinin Genel Başkanı Sayın Kudret Özersay nerdeyse Sayın Mustafa Akıncı hariç kaç Cumhurbaşkanı ile Kıbrıs meselesinde yıllarca çalışmış olmasına rağmen çözüm konusunda bu liderleri başarısız kıldı desek ne olur. Verilecek cevaplar mutlaka saatleri heba eder dendiği gibi uzun olur. Onun için Kıbrıs Türklerin meşakkatli , mücadelesi ve kendi idari yapısını kuruncaya kadar geçen yılları unutulmamalıdır. KKTC ‘nin kuruluşu ile geldığimiz bu günün, mazisinde derin yaraların iyileştirmeleri vardır. Bilinmesi gereken yapılan icraatın yapılmayan işlerden daha fazla olduğudur. Bunu gören seçmenin oy dağılımı da bu gerçeğin ifadesidir. İradesidir. Bu iradede Sayın Tolga Atakan’nın 30 yıldır yapmadıkları diye gösterdiği adres %36 oy almıştır. Toparlanıyoruz hareketinin oluşumunu iyi hatırlayanlardan birisi olarak 3.Cumhurbaşkanı Sayın Dr. Derviş Eroğlu zamanında müzakerecisi olarak Sayın Kudret Özersay’ın ordaki görevi süresinince bu işle meşguliyetini,görevini yürütürken,bütün bu toparlanma süresince toparlanıyoruz etkinliklerinini ,mevcut olanakları çerçevesinde yaptığıdır. Toplum Sözleşmesi adı altındaki belgelerin imzalama sürecinde ise birçok televizyon programları yapılarak sözleşme maddeleri ile ‘temiz toplum temiz siyaset’ anlayışı anlatılmıştır. Ekranlarda program yapımcılarının bu belgeyi imzaladığı günleri de gördük. Ailece bu sözleşmelere imza koyduğumuzu ise unutmadık. Toparlanıyoruz hareketi içinden çıkıp Cumhurbaşkanlığına aday olan Kudret Özersay’ın erken davrandığını söyleyenlerin çoğunluğu içerisinde birçok kişi vardı, siyasi oluşuma giderken de çok farklı görüşleri bir arada bünyesine barındıran ve örgüt yapılandırılması olmadan parti kuruluşunun olmaması gerektiğini toparlanıyoruz hareketi içerisinde bir çok kişi dile getirmiş olmasına rağmen tek başına İktidar sloganı ile yollarda kalan, iddia aksine yinede 9 milletvekili ile meclise girebilme şansını elde eden HP temelinde kemikleşmiş oy bulunmamaktadır. ‘Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen ; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu! ‘ sözünü dikkate almalıdırlar. Alırlarsa her gün yeni bir başkaldırı ve isyanla karşılaşmaktan kurtulacaklardır.Dış İşleri Bakanı olan Kudret bey, tek adam imajı ile suçlanmakta ve çok değerli PM üyesi kişiler partiden uzaklaşmakta daha doğrusu ağzı laf yapan kafası çalışan,öneri yapabilen muteber üyeleri partiden ayrılmaktadır. Bu vahim durum ise yaşanan olaylar, istifa eden kişilerin açıklamaları ile kamu oyunda yer alandır. Sonuç üzücüdür. Kudret bey şapkasını önüne koyup bir kez daha düşünmelidir.Denge unsuru olmasını bilmelidir. Kudret bey kendisi dahil genel kurulda yapılan konuşmalara tahammülü gerekendir. Seçmen her siyasi oluşumu takip edendir. Etmektedir.

Tecrübe tarumar

Tecrübe tarumar

Geçen hafta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Genel kurulu bütçe görüşmelerinde sabaha doğru diyeceğimiz saatlerde, sağlık bakanlığı bütçesi onaylandı. Geçen oturumların birinde Sayın Erhürman meclise sesin şiddetini ölçer bir alet alınması ile Sayın Nazım Çavuşoğlu ile kendi sesi arasındaki farkı belirlemek istediğini ifade edereken,Nazım beyin kendisini seste geride bıraktığını ifade etmişti, konunun hakikaten, önemli olduğunu, sağlık bakanlığı bütçesi görüşmelerinde kürsüye çıkan seçilmiş milletvekili Sayın Dr.İncirli ile seçim kaybeden ve dıştan kabineye atanan Diş Hekimi Sayın Besim’in hem mikrofonu hem kendi seslerini yükseltmeleri ve hakimiyeti sesle kurmaları nedeni ile genel kurulu miting havasına soktuklarınını zannettiklerini görmek, oldukça heyecanlı oldu. Muhalefet olsun iktidar mensubu olsun doktor milletvekilleri, sağlıktaki sorunlarla ilgili, ülkemiz genelindeki sorunları hasta menfaati açısından dile getirenler olmuştur. Konu halk sağlığı olunca asgari müşterekte birlik elbette esası teşkil eden unsurlardır. Doğrudur, sağlıkta politika yapılmaz diyen kişi bakan olunca, doğru olduğu tescilleniyormu ? yoksa dıştan bakan atanması bu bakana bu özgüveni mi veriyor anlaşılır olmadı. Doğrudur çünkü bu Bakanın parmağının 4’lü hükümetin 1~12-9-3-3 sayısı içerisinde etkisi yoktur ve istenildiği anda CTP Merkezi onu bakanlıktan alabilir Başka bir milletvekili bakan olarak atanabilir. Sayın Sıla Usar İncirli’nin parti içerisinde genel başkanlık için hazırlık yaptığı, sağlık bakanlığını bu cihetle istemediği mahallede söylenmektedir. Hani, CTP’si için bir kadın genel başkan hiç de fena fikir değil ve kulağa hakikaten hoş gelen bir hadise olur. UBP Girne Milletvekili Özdemir Berova, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin ekonomik olarak devrini tamamladığını, depreme dayanıklılığının dahi sorgulanır hale geldiğini ifade ederken Akçiçek Hastanesi’nin sağlık hizmeti konusunda SOS verdiğini konuşmasına taşırken Sayın Sucuoğlu,Sayın Pilli,Sayın Çaluda, Sayın Tatar, Sayın Topal, Sayın Rogers Sayın İncirli sağlık konusundaki endişelerini, olması gerekenleri ve beklentilerini ayrı ayrı anlattılar. Tüm konuşmalara cevap vermeye çalışan Sayın Besim 112 Acil Sevis’e hemşire atamalarının siyasi olduğunu söylerken bir an güldüm. Yani bu hemşireler siyasiler de işlerini mi yapmadılar, yoksa onları görevlerinden men eden mi vardı? , diye kendi kendime sordum ve yıllar önce görevden alınırken sizi siyaseten görevden alıyoruz mazareti ile CTP’li yönetim kurulu başkanının tarafıma söylediği söz aklıma geldi. Sağlıkta politika olmaz diyen Sağlık Bakanı bir zamanlar hayvancılıkta ve süt üzerinden siyaset yapıldığını ve görevden alınmaları herhalde bilmiyor diye de düşündüm. Memleket, öz insan kaynaklarının, tecrübenin ve bilginin tarumar edildiği zamandadır. Konuşmak tabi ki en kolay yöntem ama bu konuşmaları yapanların yine bürokrat katliamı son hızla ülkemiz bürokrasisinde devam ediyor. Korku hükümetinin marifetleri ise bir zamanların korku filimlerinde çevirdiği filmin sonunda kendisini gördüğümüz Alferd Hitchcock yüzündeki ifadenin tam bir benzerinin sonuçta dışa vuran iz düşümünü anımsatıyor. Ellerindeki dosyaların yolsuzluklarla dolu olduğunu ifade eden ve ismleri açıklamam diyenler, Alfred Hitchcock filmlerini andıran senaryolar ile ellerinde dosyalar ve bu dosyaların takdimi ,gerek mecliste gerek basın toplantılarında halkın önüne sürülmektedir bu dosyaların halkın önüne sürülmesi yerine içerisindekilerin hakkında gereğinin yapılması, sonucunun en kısa zamanda bilgiye ulaştırılması daha doğru olur kanaati var olandır. Zaten isimleri vermeyeceğim ama dosyalarda çok şey var diyen hatta dosyalar içeriğindeki siyasilerin adını zikretmeyeceğini , zinhar söylemeyeceğini ifade eden Sayın Tufan Erhürman anlaşılır olmaktan çıkmıştır. Bu arada Eğitim Bakanlığının bütçesi görüşülmesi günü de gelmiştir, Pazar gün 18 Mart 1915 Çanakkale zaferinin 103. Yıl dönümünde şehitler minnet ve rahmetle anılmıştır. Geçen yıl Çanakkale ruhu kapsamında UBP-DP hükümet döneminde sayısı beşbinleri bulan öğrencinin ve öğretmenlerinin Çanakkale’ye gidişleri KKTC de belirli kesimlerce şiddetle eleştirilse de bu yıl hatırlatmakta fayda vardır. Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının bu projeyi devam ettirmesi gerekendir.Beklenendir.

Vesile ile hatırlananlar

Vesile ile hatırlananlar

Küçük ülkemizde, yarım adamızda televizyon hayatımızın akıllı telefonlardan sonra, evdeki ikinci bağımlılığımız olmuştur.Mecliste bütçe görüşmeleri var,dikkatlerimiz orda dizilerimiz ise bu geçen günlerde kayıt altında . Kaç gündür Meclis sevk ve idaresinde Meclis Genel kurulu açılırken gözlerimiz Sayın Sibel Siberi başkanlık koltuğunda arayan olmuştur. Sayın Teberrüken Uluçay’ın Sayın Özgürgün’ün yasal hale getirin size açık çek Sayın Angolemli’yi Meclis başkanı yaparız beyanından sonra Sayın Uluçay ‘ı geçmiş bir yazımda belirttiğim gibi emanetçi başkan ruhu, gözlerine yansımış, olma endişesi davranışlarından belli oluduğu gibi çevreden gelen sorularada kanaatimce tahammülü azalıyor. Üç yıl için seçildiği bir göreve seçilirken genel başkanlarına karşı istifa ederim sözü verip vermediği de ayrıca sokakta sorgulanan olmuştur. Kendisi ifade etmese de tedirgin bakışları yalan söylemeyendir. KKTC Meclisinde iktidar ile muhalefet arasında bütçe görüşmelerinde yoğun bir söz düellosu yaşanıyor. Yıllarca iktidarda kalmış, devlet fonksiyonları içinde tecrübe ile pişmiş Ulusal Birlik Partisinin milletvekilleri her halleri ile, konuşmalarını, iktidarları döneminde yaptıklarını ve şimdi yapılmasını istediklerini her kurumun bütçesi görüşülürken detayları ile meclis kürsüsünden anlatmaları hali vatandaş yani % 36 oy potansiyeli seçmenleri arasında memnuniyet yaratan olmaktadır. Dışişleri Bakanlığı bütçe görüşmeleri hitamında ve genel kurula bütçe oylanmadan önce sorulan soruları cevaplamak üzere kürsüye çıkan Sayın Kudret Özersay yine muhalefet milletvekillerini yedi saat meclisi meşgul ettiklerini bir suçmuş gibi itham ederek komite toplantılarında konuşulanların genel Kurulda konuşulmasını çeşitli bahaneler ile eleştiren olmuştur, dahası iktidara mensup milletvekillerinin söz alma durumlarına, iktidar kanadında olmanız hali ile konuşmalarına hayret duyduğu anlamında serzenişlerini sözleri arasında yerleşmiştir. Sayın Kudret Özersay’ın Sayın Hasipoğluna dinle bilmiyorsan öğren belki sen de bir gün Dış İşleri Bakanı olursun deyişi de izleyiciler tarafından hayretle karşılanmıştır. 4’lü hükümet 1~12-9-3-3 sayısında elbette kendi koalisyon ortak milletvekili sayısı ile siyasi çarpışmasını mecliste yapacaktır. Nasıl ki yöneticilik konusunda sayın Özersay herhalde lobiciliği kahvede yapacak değiliz, devlet kurumlarında yapacağız dediği gerçeği ile muhalefet 23 milletvekilinin konuşmalarını genel kurulda dinlemek , durumundadır. Komitelerde toplantı olabilir milletvekilleri orda konuşabilir ama biz izleyiciler yani irademizi bir şekilde verdiğimiz milletvekillerini kürsüde görmek istiyoruz. Mecliste yılların verdiği bilgi ve tecrübe ile konuşan Sayın Ersin Tatar gerek genel kurul içerisindeki iletişimi yakalaması gerekse teşbihleri ve konulara olan hakimiyeti ile konuşması en çok dinlenendir. Kıbrıs meselesinde Rumların Yunanistan’a bağlanmak istemlerinin devam ettiğini bu gün oldu hala daha bu isteklerinin bitmediğini söylerken 1960 yılında çözüm oldu da ne oldu aşkımız bitti deyiverdi ve ilave etti bizim aşkımız Türkiye’ye dedi. Okuduğu son kitabın yazarı İlber Ortaylı’dan Tatar ayrıca bahsederken her kürsüye çıktığında ayrı ayrı konuları Meclis gündemine taşımıştır. İletişimin önemi üzerinde ve internetin yaygın halde kullanıldığını ve geçmişte olan meclis görüşmelerinin youtube düştüğünü görüldüğünü ve milletvekili kavgalarını gösteren videolarda Sayın Erhürman ‘ın Sayın Serdar Denktaş’a olan sorularından !! Bu gün eser kalmadığını ve sorgusuz sualsiz ,anlamındaki ifadeleri ile hükümet ortağı olabildiklerini bir vesile tekrar hatırlatırlatmıştır. İki milletvekilinden sonra temcit pilavı deyimini Kudret bey de mecliste kullanmıştır.Sayıştay bütçesi görüşülürken Meclis sözlüğünde günün kelimesi öncelikle Sayın Erhürman sonrasında Sayın Taçoy tarafından kullanılmıştır. O Kelime ise ‘Terrennüm’ olmuştur. Meclisten notlar derken Cuma günü duamız halkın refahı için, olumlu icraatlar olsun…