Month: April 2018

Ayrıcalıklı Kararlar

Ayrıcalıklı Kararlar

Meteorolojinin hava tahminlerine göre daha da artacak olan sıcaklık, siyasetin sıcaklığı ile birlikte zihinlerde yakacak kıvamına geldi. KKTC Meclis genel kurulu basit gibi görünen yerel seçim tarihini belki bu gün yasallaştırılması yapacak ya da ileriye alacaktır. Bu arada 2. Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat’ın CTP kaybetmeyi göze alarak 28 Belediyede aday göstermelidir deyişinin içerisinde gizli mesaj Sayın Tufan Erhürman ve kurmaylarında nasıl bir tesir yaratacağı ise ayrı,incelenmesi gereken bir meseledir. Zaten CTP ‘li tabanın,tavandan beklediği tercüme aynen ifade edilendir. Karmaşa, ittifak bunlar küçücük ülkemizin hemen halledilmesi gereken konuları iken siyaseten kurumsallaştık meclise girdik diyen partilerin bütün belediyelerde aday çıkarma hususunda karardan kaçınmaları ayrı bir beceriksizlik ve siyasi hatalarıdır. Bu konuda ayri bir yere not alınması gerekendir.
24 Haziran 2018 de Türkiye’deki seçim yapılacaktır. TBMM uyum yasalarının geçirilmesine müteakip Yüksek Seçim Kurulu Başkanı seçime 11 parti gireceğini açıklamıştır. Türkiye bu seçimle hem Cumhurbaşkanı hem hükümet hem de milletvekilini aynı gün seçecektir. Sistem bunu içine almıştır. Seçim hitamında kim hangi parti ile koalisyon kuracaktır tartışmaları olmayacaktır. Daha önce de yazılarımda belirttiğim üzere KKTC Türkiye işbirliği protokolleri dahil Türkiye’nin KKTC ‘de oy kullanacak seçmeni olduğu için ülkemizi de 24 Haziran seçimleri ilgilendirmektedir. Bu seçimlere KKTC ‘den milletvekilliği aday adaylığı için müracaat olurumu bilinmemekle beraber Geçen seçimlere Sayın Talip Atalay’ın müracaat ettiği bilinmektedir.
Türkiye’de 13 Mayıs’ta ise Cumhurbaşkanı kesin aday listesi Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanı seçimi propaganda dönemi başlayacaktır. Diğer yandan siyasi parti genel merkezlerinin seçime katılacakları seçim çevrelerine ait aday listeleri, YSK’ye 21 Mayıs’ta en geç saat 17.00’ye kadar verileceği resmî gazetede yayınlanmış olandır.
11 siyasi parti her bir Partinin 600 milletvekili aday adayı tesbiti ve yaşanan hadiseler, yorumlar ve siyaseten deyip milletvekillerin istifaları başka bir partiye grup oluşturmak adına girişleri, gündemin başköşesinde yer almaktadır. Cumhurbaşkanı adayı olarak Türkiye’de henüz kaç aday çıkacağı belli olmamakla beraber fikir yürütenlerin çokluğu dikkat çekendir. Sayın Abdullah Gül için aday olurumu olmaz mı soruları ise Sayın Gül’ün hayır olmayacağım açıklaması ile sona ermiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan resmî müracaatını yapmıştır. Süreç devam etmektedir. Bu süreç içerisinde;
7 HAZİRAN: Gümrük kapılarında ve yurt dışında oy verme işlemi başlayacağı, 19 HAZİRAN: Yurt dışında oy verme işlemi sona ereceği yine Türkiye YSK Başkanı Sadi Güven tarafından açıklanmıştır. Türkiye’de seçim propagandası 23 Haziran 2018 tarihinde saat 18.00 de sona erecektir.
KKTC yurt dışı olduğu cihetle Türkiye Büyükelçiliğin yaptığı düzenleme, oy verme işlemi, bölgeler ve sandıkların kurulacağı yerlere ilişkin duyuruların yapılacağı geçen seçimlerden bilinen konulardır nitekim ilk açıklama yapılmış ve yurt dışı seçmen olanlar için. http://www.ysk.gov.tr internet adresinde mevcut listelerden isimlerin kontrol edilmesi için yol gösterilmiştir.
KKTC yerel seçimleri Türkiye’deki kader seçiminin yanında küçük ölçekli bir seçim olsada, küçük yerin büyük derdi olarak yapılacak yerel yönetimler Belediye Başkanı, Belediye Meclis üyeleri muhtar ve azalarımızı seçmek için sandığa gideceğiz. Umudumuz 4’lü hükümetin Belediyelerin mali durumlarına çare üretmesi ve halkımızın yerel yönetimlerden beklediği hizmeti eksiksiz almasıdır.Siyasi partilerin 28 Belediyenin hepsinde aday göstermemelerine rağmen ayrıcalık yaratmadan karar üretmeleri ise temennimizdir.
Meteorolojinin hava tahminlerine göre daha da artacak olan sıcaklık, siyasetin sıcaklığı ile birlikte zihinlerde yakacak kıvamına geldi. KKTC Meclis genel kurulu basit gibi görünen yerel seçim tarihini belki bu gün yasallaştırılması yapacak ya da ileriye alacaktır. Bu arada 2. Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat’ın CTP kaybetmeyi göze alarak 28 Belediyede aday göstermelidir deyişinin içerisinde gizli mesaj Sayın Tufan Erhürman ve kurmaylarında nasıl bir tesir yaratacağı ise ayrı,incelenmesi gereken bir meseledir. Zaten CTP ‘li tabanın,tavandan beklediği tercüme aynen ifade edilendir. Karmaşa, ittifak bunlar küçücük ülkemizin hemen halledilmesi gereken konuları iken siyaseten kurumsallaştık meclise girdik diyen partilerin bütün belediyelerde aday çıkarma hususunda karardan kaçınmaları ayrı bir beceriksizlik ve siyasi hatalarıdır. Bu konuda ayri bir yere not alınması gerekendir.
24 Haziran 2018 de Türkiye’deki seçim yapılacaktır. TBMM uyum yasalarının geçirilmesine müteakip Yüksek Seçim Kurulu Başkanı seçime 11 parti gireceğini açıklamıştır. Türkiye bu seçimle hem Cumhurbaşkanı hem hükümet hem de milletvekilini aynı gün seçecektir. Sistem bunu içine almıştır. Seçim hitamında kim hangi parti ile koalisyon kuracaktır tartışmaları olmayacaktır. Daha önce de yazılarımda belirttiğim üzere KKTC Türkiye işbirliği protokolleri dahil Türkiye’nin KKTC ‘de oy kullanacak seçmeni olduğu için ülkemizi de 24 Haziran seçimleri ilgilendirmektedir. Bu seçimlere KKTC ‘den milletvekilliği aday adaylığı için müracaat olurumu bilinmemekle beraber Geçen seçimlere Sayın Talip Atalay’ın müracaat ettiği bilinmektedir.
Türkiye’de 13 Mayıs’ta ise Cumhurbaşkanı kesin aday listesi Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanı seçimi propaganda dönemi başlayacaktır. Diğer yandan siyasi parti genel merkezlerinin seçime katılacakları seçim çevrelerine ait aday listeleri, YSK’ye 21 Mayıs’ta en geç saat 17.00’ye kadar verileceği resmî gazetede yayınlanmış olandır.
11 siyasi parti her bir Partinin 600 milletvekili aday adayı tesbiti ve yaşanan hadiseler, yorumlar ve siyaseten deyip milletvekillerin istifaları başka bir partiye grup oluşturmak adına girişleri, gündemin başköşesinde yer almaktadır. Cumhurbaşkanı adayı olarak Türkiye’de henüz kaç aday çıkacağı belli olmamakla beraber fikir yürütenlerin çokluğu dikkat çekendir. Sayın Abdullah Gül için aday olurumu olmaz mı soruları ise Sayın Gül’ün hayır olmayacağım açıklaması ile sona ermiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan resmî müracaatını yapmıştır. Süreç devam etmektedir. Bu süreç içerisinde;
7 HAZİRAN: Gümrük kapılarında ve yurt dışında oy verme işlemi başlayacağı, 19 HAZİRAN: Yurt dışında oy verme işlemi sona ereceği yine Türkiye YSK Başkanı Sadi Güven tarafından açıklanmıştır. Türkiye’de seçim propagandası 23 Haziran 2018 tarihinde saat 18.00 de sona erecektir.
KKTC yurt dışı olduğu cihetle Türkiye Büyükelçiliğin yaptığı düzenleme, oy verme işlemi, bölgeler ve sandıkların kurulacağı yerlere ilişkin duyuruların yapılacağı geçen seçimlerden bilinen konulardır nitekim ilk açıklama yapılmış ve yurt dışı seçmen olanlar için. http://www.ysk.gov.tr internet adresinde mevcut listelerden isimlerin kontrol edilmesi için yol gösterilmiştir.
KKTC yerel seçimleri Türkiye’deki kader seçiminin yanında küçük ölçekli bir seçim olsada, küçük yerin büyük derdi olarak yapılacak yerel yönetimler Belediye Başkanı, Belediye Meclis üyeleri muhtar ve azalarımızı seçmek için sandığa gideceğiz. Umudumuz 4’lü hükümetin Belediyelerin mali durumlarına çare üretmesi ve halkımızın yerel yönetimlerden beklediği hizmeti eksiksiz almasıdır.Siyasi partilerin 28 Belediyenin hepsinde aday göstermemelerine rağmen ayrıcalık yaratmadan karar üretmeleri ise temennimizdir.

Advertisements
Dualar ve mesafeler

Dualar ve mesafeler

İnsan yaşamında geçen uzun yılların yıpranmışlığı vardır. Yaşanılan hayat içerisinde öyle hadiseler var ki asla unutulmayan olanlardır, özellikle geri dönüşü olmayan vedalarda insan her daim kendi üzüntülerini de katandır.
Ülkemizdeki en önemli sorun yaşlandıkça kişilerin bakım konusudur. Ömre ilave her yaş ayrı bir huyu kişiye ekleyendir. Kimi insan tek başına bir evde yalnız yaşamaktan korkarken diğer bir insan kalabalık bir ailenin içerisinde yaşın verdiği huzursuzlukla anlayışsızlık gösteren olabilmektedir. Her ailede öyle veya böyle bu konunun tartışmasız yer ettiği gerçeğindeyiz.
Dün sosyal medyada bir arkadaşımın paylaştığı ve evlerinde demans hastalığından muzdarip yakınlarının çaresiz derdine çaresizce çare aradığını doktorun ilaç miktarını artırmasına rağmen ilacın diğer organlarda meydana getirebileceği komplikasyonları düşünerek feryat edişini okuduğum zaman hem hasta açısından hem de evde hastaya bakmakla mükellef aile fertlerinin acısını yüreğimin derinliklerinde hissettim. Bir an KKTC mevcut bakım evlerinin beklentilere göre yeterli veya yetersiz olup olmadığı gözlerimin önünden geçti. Bakım evlerinin beklenilen düzeye gelmesi için işin sosyal boyutunda büyük projeler gerektirdiği görülmektedir. Ancak yaşlıların bu çeşit imkânları kabullenmeleri ise yaşlı veya genç beyinlerde tercih edilen olmadığını bilenleriz.
Hastalık çeşitlerine göre ev ortamında, bakımda çare üretilirken sanırım en kötü durum sosyal medya hesabından belirtildiği üzere Alzheimer gibi hastalık olsa gerek. Bu hastalığın ülkemizde artış göstermesinin nedenleri nelerdir diye bir araştırma var mı bilmiyorum. Aramızdan ayrılan çok sevdiğimiz sanatçı Münür Özkul’un da bu tip hastalığı olduğu ifade edilirken Demans ve Alzheimer ile ilgili araştırmaların daha da arttığı yönünde haberler vardır.
‘Demans, beyni olumsuz etkileyen bir grup semptomların tamamı için kullanılan bir ifadedir. Bu hastalığa sahip insanlar sıradan bir insanın yapabildiği yemek yemek, giyinmek gibi normal aktiviteleri yapmakta zorlanabilir, duygu kontrolü yeteneklerini kaybedebilirler. Genellikle çok yaşlı insanlarda görülse de, yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmemelidir. Genellikle Alzheimer ile karıştırılıyor, ancak aynı durum değildir. Ancak Alzheimer demans hastalarının yarısından fazlasını oluşturmaktadır.’ deniliyor. Hastalığın şekli ne olursa olsun eski insanımızın dedikleri gibi her tür hastalığın evlerden ırak olması duası, her gün her evde en içten duygular ile yapılandır. Ne diyor bu arkadaşımız Alzheimer tipi demans. Hastaları evde ona ailecek bakıyorlar ancak ailenin de sinir sisteminin alt üst olduğunu ifade ediyor. Doktorlar elbette çaresi olsa tedavi edecekler de, bu hastalık çevremizde kol geziyor. Çoğu ailenin korkulu rüyası olmuş. Öylesine tanıdık kişilerin bu hastalığa direnç göstermediklerini görmek acı verirken insan bir yandan kendini de acaba nasıl bir yöntemle dirençli kılacağını düşünmeden edemiyor. Hani derler ya Allah sonumuzu hayır eylesin bizler de bu Cuma mübarek günde üç ayların ikincisine geçtiğimiz Şaban ayında 30 Nisan Berat kandili idrakine kadarki süre ve devamında dualarımızı her daim yüreğimizden eksik etmeden Ramazan ayına geçmeyi bizlere nasip eylesin yakarışında, tüm hastalarımızın şifa bulması için yapalım diyorum. ‘Hiçbir mesafe, duanın ulaşamayacağı kadar uzak değildir.’

Kuluçkanın dönemi

Kuluçkanın dönemi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde uzun bir süreden beridir vatandaşlık konusunda ilgililere gerekli yardımın yapılmadığı vatandaşlık bekleyenler arasında yüksek sesle dile getirilen önemli bir mesele olarak gündemdeki yerini koruyor. İşlemlerini tamamlayanlar başta olmak üzere ülkemizde yaşayan ve bu haktan yararlanıp KKTC vatandaşı olmak isteyenler bu konuda gerekli hizmetin İç İşleri Bakanlığı tarafından kendilerine verilmediğini söylemektedirler. İçişleri Bakanlığı’nda vatandaşlık konusunda işlemlerini tamamlayıp bu işlemler sonucunun alınmasına yakın bir zamanda araya giren milletvekili genel seçimleri, seçim yasaklarından sonraki dönemde yine bu işlemlere bakılmadığını geçen sürenin ilgililere zarar olarak yansıdığı haberleri de vardır. Vatandaş olmaları için her türlü işlemi tamamlayan kişilerin mağduriyetleri ifadelerine göre yatsınamaz derecede kendilerini etkilediği,söylemleri vatandaşlık mağdurlarını ,dinlediğiniz zaman onlara da hak verdiğiniz, önemli gerekçelere sahip olduklarını işitmiş olursunuz. Vatandaşlık konusunda mevcut yasal düzenlemenin yürürlükte olduğu bilinirken ve herhangi başka yasal düzenleme yapılmadığına göre bekleyen vatandaşın işlemlerinin neden yapılmadığı sorusu vardır. İşlemde olan ve geçen her günün vatandaşlık bekleyen kişiye mali yönden zarar getirdiği aşikardır. Yapılacak her yeni işlem için kesilecek makbuzdaki meblağ az değildir. Bakanlığı yürüten Sayın Ayşegül Baybars’ın bu konuda acil olarak tetbirlerini açıklaması müracaat sahiplerinin işlemlerinin yapılması olanaklarını açması gerekmektedir. Çalışma Bakanı Sayın Zeki Çeler’e de görev düşmektedir. Hizmet için talip oldukları bu makamlarda nüfusun demografik yapısını uygun kararların alınıp bir an önce hayata geçirilmesi şarttır. Hükümet programını açıklarken nüfus sayımı yapılacağını ifade eden Sayın Başbakan Tufan Erhürman ‘ın bu açıklaması üzerinden aylar geçtiğini de biliyoruz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ‘nın KKTC nüfusunu artırın dediği gerçek anlamında olumlu yönde değerlendirinleriz. Ama sonuçta ne KKTC kimliği verebiliyorlar ne de yurt dışında yaşayan Türklerin adaya gelişini sağlayacağız diyen 4’lü hükümette icraat görüyoruz. Neyse konuyu dağıtmadan, çalışma izni ile ülkemizde çalışan kişilerin sessizce çektikleri ayrı bir ısdırap ve mağduriyet diğer önemli bir işkence olarak kıt kanaat geçinen asgari ücretli işçinin omuzlarındaki yüktür. Bilindiği üzere çalışma izinleri ilk seferde 6 aylık veya bir yıl olarak çıkartılabilmekte uzatmalarda ise en çok iki yıllık izin çalışanın pasaportuna mühür olarak vurulmaktadır. Tercih genelde işveren tarafından bir yıl olarak kabul görürken bazı işverenlerin iki yıllık sözleşme yaptıkları da vakidir. Çalışan kişinin basit bir örnekle sadece eşinin oturma izni için geçen yıl ödediği ve kişilerin ifadesi ile mühür vurduk parası 286 türk lirası dedikleri meblağ bu yıl 345 tl olurken sağlık raporu için 135 tl pul 13 Tl 10 tl ikametgah derken toplamda 500 tl üzerinde bir harcama yaptıkları görülmektedir. Bu meblağın alınma sebepleri arasında ise çalışanın sosyal haklarından örneğin sağlık hizmetlerinden yararlanması gerekçesi vardır. Vardır var olmasına ama bu maddi ağırlığı asgari ücretli kişinin nasıl zorlukla ödediği hesaba katılmamaktadır. Katılmadığı bir yana geldiler madem ,ödesinler şeklinde ayrı bir manevi baskı altında bu insanlarımız ezilen olmaktadır. Kaldı ki ihtiyat sandığına yatırımlar yapılmakta ancak işten ayrılanlara yatırımları geri ödenmediği konusu da işçinin hesabına zarar olarak yazılmaktadır. Ülkemizde bulunan bu işçilerin ev kiralarının en az 500 TL olduğunu varsayarsanız ve ailedeki çocuk sayısını da hesap edersenin çalışma izni ile çalışan içcilerimizin geçim derdini anlayanlar olursunuz. Tabi ülkemizde kayıt dışı işçi sayısı rakamsal olarak sorunun ayrı bir parçasıdır. Bütün bu konuların tarafları rencide etmeden çözmek ise 4’lü koalisyon hükümetinin gündeminin esaslı maddelerinden biri olmalıdır. Bu konular laf cambazlığı ile değil koalisyonı oluşturan CTP-HP-TDP ve Demokrat Partinin ifade ettikleri ama henüz hayat bulmayan kriterlerinin açıklanması ile mümkün kılınacaktır. Bekliyoruz ama ortada Başbakan’ın kuluçka dönemi diye nitelendirdiği zamandan, bu güne ortada, fol ve yumurta yoktur.

Emanet Dönemi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde seçimler, Anayasa ve kanunlarda belirtilmiş şekli ile Cumhurbaşkanlığı seçimi, Cumhuriyet Meclisi’ne milletvekili seçimleri ve yerel yönetim seçimleri olmak üzere üç çeşitli türde seçim, süreleri hitamında yapılmaktadır. Milletvekili seçimlerinin erken yapılması şartları da ayrı olarak belirtilmiş düzenleme içinde yine meclis kararını gerektirmektedir. Nitekim 8 Ocak Erken Genel seçimi yapılmış hiç bir parti tek başına 26 Milletvekili çıkaramamıştır .Seçimlerde 21 Milletvekili ile UBP birinci parti gelmiş olmasına rağmen muhalefet görevinde bırakılmıştır. KKTC son yerel seçimler 2014 yılında yapılmıştır. Zamanın hükümetinde ise Sayın Özkan Yorgancıoğlu’nun başbakan olduğu CTP-DPUG hükümeti iktidarda idi. CTP mevcut 28 Belediyenin 14’ünü almıştı. Bu 14 sayısı rakamsal olarak başarı gibi görünse de önemli bölgelerde Cumhuriyetci Türk Partisi başarı sağlayamadı . Girne, Lefkoşa ve Mağusa Belediye başkanlıklarında kayıp yaşandı. 7 Bölgede bağımsız adaylar kazanırken, Ulusal Birlik Partisi 2014 yerel seçimlerinde 5 Bölgede, TDP bir bölgede DP-UG ise bir belediye başkanlığı kazanmıştı. Bilindiği üzere 2014 yılında Anayasa referandumu da halk oylamasına sunulmuş ve sandıktan anayasa değişikliklerine halk onay vermemiş ve red etmişti. Ret %62 oldu. Böylelikle 1985 Anayasası değiştirilemedi. Zamanın başbakanı Sayın Yorgancıoğlu seçim sonuçlarını değerlendirirken mazeret olarak belediye seçimlerinde birden çok partinin ittifak yaptığını söylemişti. Bu günün 4’lü hükumetin ve kendi partisinden Başbakan olan Sayın Tufan Erhürman’ın bu günkü aday saptamalarında partilerinde, yaşanan tutarsızlık ve Lefkoşa gibi bir merkezde partisinin aday göstermemelerine ne der acaba diye de sormak gerekir. 2013 seçimlerinde 21 Milletvekili ile birinci parti olan Cumhuriyetçi Türk Partisi 2018 Erken Gelen seçimde milletvekili sayısını 12’ye düşürmüş olmasına rağmen hükümete girebilme adına bu düşüşün sebeplerinin derin analizini yapmaktan kaçınmıştır. Tabi bu gibi analizler her partinin siyasi iç meselesi ama yine de dikkat çeken unsurlardır. Yerel seçimlere hızla yaklaşırken seçim yasaklarının 60 günden 40 güne düşürülmesi ve seçim tarihinin 1 Temmuz tarihine alınması konusu değişiklikleri herhalükarda KKTC yapılacak Meclis ilk genel kurulunda dikkate alınması mecburiyeti hasıl olmuştur.Seçimlerin yapılması muhtemel 24 Haziran 2018 uzak bir tarih değildir. Aynı tarihte Anavatan Türkiye’de 24 Haziran 2018 tarihinde seçime gidiliyor. Milletvekili genel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimi Ramazan Bayramı’ndan hemen sonraki pazar günü yapılacaktır. Siyasetteki son derece sıcak günler ve gelişmeler Türkiye’deki seçmenin iradesindeki kararda mutlaka etkili olacaktır. Son gün ittifaklarının felsefi duruşları bir olmayan siyasi partileri bir araya getirmiş olması kanaatimce, borç alacak ilişkisi gibi konu değerlendirilmesi intibası yaratmıştır. Emanet verilen milletvekillerinin geçtikleri partiden aday olup olmayacakları merak edilirken,seçmen her şeyin farkındadır. Kıbrıs konusunda 4’lü koalisyon hükümeti Başbakanı dahil Sayın Kudret Özersay Sayın Cemal Özyiğit Sayın Serdar Denktaş ve diğer siyasi parti liderleri Sayın Hüseyin Özgürgün ile Sayın Erhan Arıklı’ nın Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Mevlut Çavuşoğlu zirvesi sonrası herhangi bir açıklama yapmamış olmaları ve görüşmelerin sadece değerlendirme kapsamında süreceği konusu herhalde 4’lün Kıbrıs konusunda hükümet programında ortak bir hedeflerinin olamayışı, sebep olarak halk arasında ifade edilendir. Ne diyelim, sonuçta,yıllardır süregelen çözüm çalışmaları bir başka bahara umut olarak hükmünü sürdüren olacaktır.

Yüreğimizde yer edenler

Yüreğimizde yer edenler

23 Nisan şimdiki zamanda olduğu gibi çocukluk yıllarımızın en güzel ve en anlamlı bayramlarından birisidir. Yüreğimizde öylesine bir yer etti ki silinmesi mümkün değildir. Biz yaşlardakilerini dahi, yarım asırı geçen günlerin heyecanına her 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk bayramında değişmeyen Atatürk sevdasına yeniden götürüyor. 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramını bekleyen ve bu günde, kendisini gerek okulda, gerek evde ödüllendirilmesini bekleyen, ben çocuğum, bugün benim bayramımdır diyen çocukların sevincini görenleriz. 1955 yıllarından itibaren gerek Limasol Sedat Simavi İlkokulunda gerekse Lefkoşa Atatürk İlkokulunda müsamerelerde ve sahada bayram için hazırlanan programlarda yer alan çocuklardık. O zamanlarda ilkokul altı yıldı. Lefkoşa Yusuf Kaptan Sahasındaki törenlere Lefkoşa ilkokullarından seçilen öğrenciler gösterilerde yer alıyordu. Resmi geçit ile başlayan törenlere ailelerin katılımı oldukça yüksekti. O yıllarda babam Maarif Müfettişi idi. Teftiş şeklinin küçük yaşlarda gerçek tanıklarındanım, sınıfa girdiği zaman ayağa kalkıp selamımızı verdikten sonra onun sınıfın arka tarafına geçip durduğunu ve dersi öğretmenimizi öğrencileri ve sorulan sorulara cevapları dinlediğini sonra öğretmenimizle ders bitimi dışarıya çıktıklıklarını hatırlıyorum. Babamın elinde koyu mavi bir defter olduğunu hep görüyordum. Babam öğretmenle ilgili teftiş raporunu, çift nüsha ve yapraklarında numaralı, deftere yazıyor raporun bir nüshası maarif dairesine diğer nüshası da kendisinde kalıyordu. Babam yazdığı raporu öğretmene okutan ve gösteren idi öyle bir mecburiyeti yoktu ama öğretmen eğer hatası var ise ve hatasını bilmez ise nasıl düzeltecek diyordu. Atatürk İlkokulundan Yusuf Kaptan Sahasına kaç 23 Nisan ve sonrası hiç aksatılmadan yapılan her kutlamada önceleri babamın öğretmenlere tembihi sahaya gidecek çocuklarda öncelik benim çocuklarıma verilmesin tembihi de vardı. Halk oyunlarına seçildiğim bir 23 Nisan ve üç etek kıyafetim elimde kalan o güne ait tek fotoğraftır. Kıyafetimi annem o zamanların ismi oldukça duyulan ve kendisinin kıyafetlerini diken Mukaddes hanım diktirmişti, özellikle üç eteğin ön kısmında oldukça özen göstermişlerdi. Bilindiği üzere üç etek, Anadolu’ya özgü ve folklor ekiplerinin de vazgeçilmez kıyafeti olduğu ifade edilmektedir. O yıl Yusuf Kaptan sahasının törenlerin bana verdiği mutluluğu resmî geçit ve oyunun ifasında gösterdiğimiz performansı bu gün dahi unutmuş değilim. Daha sonraki yıllarda kendi çocuklarımızın ve bilahare torunların bu güne kadar gelen sevinçleri, ilkokul yıllarında ve 23 Nisan’larda hep yüreğimize iz bırakan oldu. Eski yıllarda ki kutlamalar siyah beyaz fotoğraflarda nostaljik bir görüntüde albümlerde yer alırken günümüzde kreş yıllarından üç yaştan itibaren çocukların 23 Nisan Kutlamalarını , fotoğraflarını sosyal medyadan takipteyiz. Bu fotoğraflar gelecek yılların dijital ortamında muhafaza altında olacağı için her resim bir kanıt niteliğinde olacaktır. Milli günlerimizin her zaman değerindeyiz. Unutmayıp,unutturmayacağımız günlerden geçmekteyiz. Ulu Önder Atatürk’ün sözleri ne kadar anlamlı bir hitap şekli ile ifade edilmiş; ‘Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymeti olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.’ Her Türk çocuğu bu sözlerin ehemmiyetinde büyüyen vatan sevgisini gönlünde taşıyan, yeri ve zamanı geldiğinde ülkesine aidiyetini isbatlayacak bir neslin neferleri olmaya hazır çocuklar olacaktır. Tüm çocukların ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ kutlu olsun.

Siyaset sanatı

Siyaset sanatı

Sayın Devlet Bahçeli’nin Erken seçim önerisi ile ilgili açıklamalarından sonra üst düzeyde yapılan toplantılar sonucunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’deki seçimin 24 Haziran 2018 tarihinde yapılmasına karar verdiklerini kamuoyuna açıklamıştır.Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekli düzenlemeleri yapacağını da belirtmiştir Bu arada 24 Haziran’ın üniversite giriş sınavlarına denk gelmesi nedeniyle yarım saatlik toplantı sonucunda Yüksek Öğretim Kurumu YÖK Sınavı’nın 30 Haziran ve 1 Temmuz’da yapılacağını açıklandı. Türkiye’de ilgi kurumların büyük bir koordinasyon içinde çalıştığı bir kez daha belli oldu. Türkiye Yüksek Seçim Kurulu seçimle ilgi mevzuatın seçim takviminin ve organizasyonun yapılması için ivedilikle harekete geçti. Türkiye’de Erken seçime gidebilmek için Anayasa değişikliği gerekmiyor, ama kararın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafindan onaylanması gerekiyor seçimle ilgili tezkereye 276 milletvekilinin onay vermesi gerekiyor. Sayın Devlet Bahçeli seçim kararının belli olmasına müteakip verdiği demeçte ‘Tekraren diyorum ki, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Gayret bizden, takdir Türk milletinden, himaye ise Cenabı Allah’tandır. Cumhur ittifakı Türkiye Cumhuriyeti’dir, Türk milletinin ruh kökünden parlayarak doğmuştur. Önümüz hamd olsun açık, gelecek aydınlıktır.’ demiştir. Tahmini seçim takvimi ile ilgili bilgileri takip edenler olarak basında çıkan haber notlarına göre muhtemelen 24 Nisan 2018 Seçim Başlangıç tarihi olarak kabul edilirse süreç başlayacaktır. Süreç, KKTC den takip edilecek olandır . KKTC’de yüz bin seçmen olduğunu bu seçmenlerin bir kısmının 2017 ve Anayasa Değişiklik Teklifi referandumunda bölgelere dağıtılan 15 sandıkta oy kullandığını biliyoruz. Dolayısıyla ülke olarak seçimlerle doğrudan ilişkili bir konumdayız. 24 Haziran seçimlerinde seçmen sayısını Lefkoşa Elçiliği mutlaka yeniden açıklayan olacaktır. Üniversite giriş sınavlarının KKTC yapılması hali ülkemizde yapılacak yerel seçimlerin 1 Temmuz 2018 tarihinde yapılması için de gerekçe olmuştu. Şimdi Meclis en erken bir zamanda bu tarihi değiştirmek durumundadır. Nitekim YSK Başkanı Sayın Narin Şefik kendisine sorulan soru ile yasal değişiklik gerektiğini seçim tarihin 24 Haziran olabileceğini belirtmiştir. Yerel seçimlerde, küçük ada yarımız, telaş içerisinde telaş yaşamaktadır. CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman belediye adayları hususunda net bir tavır ortaya koymadığı gibi HP’de Sayın Kudret Özersay da adaylarını açıklamamıştır. Demokrat Parti de aday telaşı içerisindeyken TDP Lefkoşa’da her halde Mehmet Harmancı üzerinde odaklanacaktır. Kurumsallaştık diyen siyasi partiler sessizliğini koruyor. 4’lü hükümetin ittifakı da olmaz gibi görünürken anlayacağımız o ki yerel seçimlerdeki karmaşa halen sürmektedir. Bilhassa CTP’nin Lefkoşa Belediye Başkan Adayı belirlememiş olması ise parti tabanlarında kuşku ile karşılanmaktadır. Yerel seçimlere bu durumda hazırlıklı tek siyasi parti Ulusal Birlik Partisi olarak ön planda adaylarını belirlemiş görülmektedir.Kıbrıs meselesi de önemli bir gündem maddesidir. Türkiye Dış İşleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu KKTC ziyaret sebebini Dış İşleri bakanlığı resmi twiter hesabından paylaşılmıştır Şöyle ki .’Sayın Bakanımız, 20-21 Nisan 2018 tarihlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bir ziyaret gerçekleştirecektir. Sayın Bakanımız ziyaret çerçevesinde KKTC Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen siyasi parti liderleri ile biraraya gelerek Kıbrıs konusunda önümüzdeki dönemde atılabilecek adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunacaktır.’ açıklama kısa ve özdür. Son derece hareketli günlerin arefesindeyiz ve müdavimi olduğumuz seçimler için sandıklarlar uzak değildir.Yapılacak çok iş vardır. ‘Siyaset bir ilim değil, bir sanattır. ‘ sözü ise günümüze uygundur sanatkar olanlar kazanacaktır.

Manevi çöküntü

Manevi çöküntü

Güzel bir söz, ‘Bil ki; Yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın. Ve unutma; Ne yaşattıysan elbet birgün onu yaşarsın’ İnsan kısmının sağı solu belli olmayandır. Çoğu kez davranışlarda bir söylediği diğerine uymayan söylemlerine uymakta zorlandığınız çevrenizde, mevcut kişilerin tavırları ile karşılaşmanız her an mümkündür. Yaşadığımız süreçte kısıtlı imkânlarınız ile yapacağınız maddi ve manevi yardımlar bir gün gelir size mutlaka fayda olarak döner. İki gün Pazartesi -Salı KKTC Meclis genel kurul toplantısını, sunuşları, eleştirileri verilen cevapları dikkatle dinledik. Yapılan eleştirilerde hükümetin üst kademe yöneticilerine ilişkin sunduğu yasa tasarısının komitede görüşüldüğü, genel kuruldan 4’lü hükümet sayesinde yasallaşması halinde barem düzeni içinde kaos yaratacağı ve kamuflajlı müşavir yaratılacağı vardı. Eleştirilerde hak payı olmasına rağmen Sayın Başbakan Tufan Erhürman’ın ifadesi ile yapılan diğer eleştirilere de verdiği cevap ‘Bağırma modeli’ konuşmaların bir işe yaramayacağını özetle söylemesi idi. Tuhaf olan diğer bir durum ise tasarıdaki bazı maddeleri okumadığı bariz şekilde belli olmasıydı. Okusaydı komite başkanına, sorulan soruların gerçeği var mı diye sormazdı. Muhalefetin bürokrat kıyımı iddialarını ise anlamakta güçlük çektiğini, gelen her hükümetin yasalara uygun olarak kendi ekibi ile geldiğini söylerken gelecek ekibin kamu görevlileri içinde geçmiş hükümetlere hizmet götürüp götürmediği hususunda zihinlerde ayrı bir soru işareti yarattı. Yani ekip gider ekip gelir demek görevleri aksatmak veya yürütmenin vereceği görevleri yapmamak mıdır? Kişilerin siyasi görüşlerinin inisiyatiflerini etkilemediği düşüncesinde olanlar olarak bu ekip meselelerini hiç anlamış değiliz. Yani ekipteki müdürler hep kendi partililerinin işini mi yapacak yoksa görevinin kendisine verdiği görev yetki ve sorumluluk çerçevesinde mi çalışacak. Elbette kamu görevlilerinde yasal çerçevede ast üst ilişkileri çerçevesi her zaman geçerli olandır. Çerçeve dışına çıkılmaması ise yine yasalarda belirtilen maddelerin koruması altındadır. Mevcut müşavirler içerisinde kendi ekipleri olarak bilinenler olmasına rağmen neden atamalarda onlara öncelik verilmediği ve 4’lü tarafından atamalarda değerlendirilmediği ise ayrı bir tutarsızlıktır. Beklide burada etkili olan siyasi partilerde adamın adamı idi, beni desteklemedi düşüncesi hâkim olandır. Söz meclisten dışarı derler ya o ayni parti içerisinde falanı destekledi gibi bir anlayışın hâkimiyeti de affedilmezdir. Sayın Serdar Denktaş Meclis dışında yaptıkları toplantılara katılmadıkları halde muhalefet milletvekillerinin mecliste konuşmalarının şov amaçlı ve türbinlere olduğu, genel kurul kürsüsünden ifade edilmiştir. Kendisinin kapısının herkese açık olduğunu milletvekillerinin de kendisine gidip öneri sunabileceklerini de sözlerine eklemiştir. Meclis kürsüsü kapalı kapılar ardındaki konuşmaların yapıldığı yer değildir. Halk iradesini teslim ettiği milletvekilini gönderdiği KKTC Meclisi kürsüsünden sorunların eleştirisi ve yapılan karşıt önerileri aleni olarak gündemdeki yeri ile dinlemek ister. Nitekim UBP’nin müşavirlik konusundaki yasaya eklenmesi gerekli ivedilik önerileri de reddedilmiştir. Verilen bütün vaatlere rağmen iktidar müşavirlik konusunda köklü bir değişiklik yapmadığı gibi yeni mağdurlar yaratmaya yönelik düzenleme içinde biz yaparız algısını yaratmaya çalışmaktadır. Müşavirlikler hususunda rahatsızlık had safhada olup ne eski müdürler ne de yeni atanan müdürler memnundur. Sonucunda her şey maaşların ayni kalması ile çözümlenemez ast üst ilişkilerindeki değişim manevi çöküntü yarattığı bir yana iş üretimini ve iş idaresindeki ilişkileri zedeleyen olur. İşte bütün mesele budur.

Fondaki müzik

Fondaki müzik

Star Kıbrıs Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali Özmen Safa ve değerli eşleri, Star Kıbrıs gazetesinin 11. yıl için kutlama etkinliği düzenledi. Yemekli gecede gazete çalışanları, ada TV mensupları ve gazete köşe yazarları vardı.
Etkinliğe katılım yüksek oldu. Girne’nin nezih bir lokantası olan Hürdeniz’in seçilmesinde sanırım Ada TV ile komşuluk ilişkileri ve yakın mesafe etkili oldu. Menüde balık, et, ara sıcak ve soğuk ikram seçiminin önceden tespit edilmesi ise isabetli bir karardı. Organizasyonu ve daveti yapanların becerisiydi. Yemekler lezizdi.
Gecede sohbet yine güncel konular üzerine çoğunlukla odaklanandı. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Anastasiadis’in 16 Nisan yemek konusu ise Kıbrıs meselesinin öneminde konuştuğumuz oldu. Sayın Mustafa Ertanın karşımda oturuyordu, bu yemekle ilgili yazdığı köşe yazısının özetini ifade ederken önemli tespitleri olduğunu yazısını okuduğum zaman daha iyi anladım. Sayın Ertanın yazısında ne diyor? Bu yemeğe az bir süre kala ‘ Ne oldu o eski günlere, kim kimi anlamamış ya da kim kimi yanlış anlamış belli değil. Söyledi ama yapmadı, kandırıldım, valla senin istediğin şekil ile bu iş yürümez, değiş, sen değiş gibi neredeyse eski Brezilya dizilerine benzemeye başlayan bu görüşmelerin yeni sezonu 16 Nisan akşamı vizyona girdi. Ciddi endişe; ertesi gün İsa’nın katledildiği son yemek gibi olma riski bu yemeğin.’ Yazı başlığı ise ‘ Siyaset Perhizli Menü’ Nitekim bizim 16 Nisan gecesi yemeğinin ilerleyen saatlerinde, acayip merak tabi! Sosyal medya takibi ile Liderlerin yemek sonrası sıfıra sıfır elde var hiç modundaki sonucunun özetini Sayın Akıncı’ya Rum Tarafında bir zihniyet değişikliği var mı sorusuna verdiği cevabın hayır yoktur şeklinde vermesinden anlıyoruz. Ne diyor Sayın Akıncı yemek gecesinden yeni bir durumun çıkmadığını söylüyor. Bu arada biz konuşmalara devam ediyoruz Sayın Mustafa Ertanın genelde siyasilerin fazlasıyla şekilci olmalarını eleştiriyor, örnekler veriyor, haksız da olmadığı gerçeği vardır.
Kendisine Eğitim ve Kültür Bakanı Sayın Cemal Özyiğit ‘in Atatürk Öğretmen Akademisi Lefke Avrupa Üniversitesi protokolünde iptal yönüne gidiyor yönetim kurulu toplantısı sonrası beyanat verdi siz ne dersiniz dediğim zaman böyle bir iptalin sakıncalarını, bu yöndeki gelişmeleri çok iyi incelediğini iptalin olmaması gerektiğini ve sonucunun Atatürk Öğretmen Akademisini ileriye taşıyamayacağı üzerine endişelerini de belirtti.
Gecenin sohbeti devam ederken fondan gelen müzikteki şarkılara eşlik eden grup son derece neşeli bir şekilde eğlenmeye devam ediyordu. Lokanta diğer müşterileri ile de dopdolu idi, bu arada salonun tümü hep bir ağızdan İzmir Marşını söylemeye başladı. O anların heyecanı görülmeye değerdi. Sonuçta yemekten herkes memnuniyetle ayrılırken, ekibin çalışma hayatına yenilenen enerjileri ile katkı koymada hazır vaziyette oldukları gözlerindeki ışıltıdan belli olandı.
Gün başlangıcında Siyaset dünyasında ise MHP Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkiye’de erken genel seçim çağrısı yankısını sürdürüyor. Sıcak gelişmelerin hangi kararla sonuçlanacağı ise merakla beklen önemli bir gelişme olarak nitelendiriliyor. Gözler bu günkü iki liderin görüşme sonrasına Sayın Recep Tayyip Erdoğan ‘a çevrilmiş durumdadır. Türkiye 26 Ağustos ‘da seçime gider mi sorusu şimdilik bilinmezliğini korurken KKTC’nin bu seçim sürecinden nasıl etkileneceğini, mutlaka uzman analizlerden anlayanlar olacağız. Seçim hayatımızın ayrılmaz bir parçası iken kararların öneminde olmak da var. Bekleyip siyasetin geleceğini hep birlikte göreceğiz. Hayırlısı ne ise mutlaka galip gelen olacaktır. Hayat mı? Devam ediyor…

İnkar Edilemeyenler…

İnkar Edilemeyenler…

Küçük yerlerde gerçekleşen her şey çok çabuk duyulan olduğu gibi sosyal medyanın bu yöndeki gücü ise inkar edilemeyendir. Geçen gün Sayın Kudret Özersay ‘ın bir gazetenin köyümüz Zeytinlik için paylaştığı bir haberi sosyal medya hesabından okuduk. Haber, Templos / Zeytinlik Koruma İnisiyatifi Başkanının KKTC tarihinde bir ilk yaşandığını bir bakanın cumartesi gününe randevu verdiğini belirttiği ve özetle çevre korumasına ilişkin ilgi bakanın kendilerine Cumartesi gün olmasına rağmen randevu verdiğine ilişkin memnuniyet haberinin ve çevre ile ilgili köy sorunlarını ve verilen cevapları alınan önlemleri içeren gazete haberi paylaşımıydı. Elbette bakanların hafta içi programları dolu ise vatandaşın isteklerini dinlemek gerekirse önlem almak mesuliyetleri arasındadır. Templos yeni adı ile Zeytinlik köyünde çok eski yıllaran beri ata yadigarı Türk malı olarak bilinen toprak mevcudiyeti vardır.Köyde her yıl zeytin festivali de yapılmaktadır. Köy ile köye ilgi gösteren siyasilerin, yakın temaslarını yakınen takip edenleriz. Hatta CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ‘nın Zeytinlik köyünü ziyareti sonrası verdiği beyanatı üzerine yazdığım köşe yazımda vardır. Ayrıca Bakan / Milletvekili sıfatı Dr.Özdemir Berova’nın köydeki toplantılara katıldığını biliyorum. Bir defasında davet edilmesi üzerine bir Pazar gün ilgi daire yetkilisini aradığını Türkmen beyin hiç tereddütsüz pazar olup olmadığına bakmaksızın takdir edilecek bir davranış şekli ile köye gelip ilgililer ile toplantı yaptıklarını ilk ağızdan sorulara cevap verildiğini bunun köy sakinleri tarafından memnuniyetle ifade edildiğinin yakın tanığıyım. Her çağrıda bölgenin milletvekilleri zaman mevhumu olmadan köyde ikamet etmenin avantajı ile sorunlar takip edenlerdir. Örneğin köy içerisinde Garip Dede türbesine restorasyon deyip köy sakinlerinin önceden haberli kılınmadığı ve ilk küreğin vurulması anında dahi gerekli teşebbüsler yapılandır. Hatta bu konuda güzel bir de anımız oluşmuştur. Torunum Demir Berova bu olaydaki haberin duyurulması açısından Ada tv Haber Müdürü Sayın Nihan Yücel’e sosyal medya hesabından olay mahaline ilişkin anında çektiği fotoğrafları ve haberi heyecanla ilk gönderendir. Garip Dede Türbesi yenilenmiştir ancak eski efsanevi doğal halinden eser kalmamıştır. Keşke oraya doğal hali ile bırakacak şekilde bir düzenleme yapsalardı. Garip Dede efsanesi ile ilgili diğer bir köşe yazımda yine Star Kıbrıs gazetesinde yayımlanmıştır. Köy içerisindeki ve dışındaki ,çevreyi korumak,köyün doğasını bozmamak adına gerekli önlemler mutlaka alınmalıdır. Köylerin ve ülkemiz bütününde doğal güzelliğinin korunması vatanını seven her bireyin isteğidir. Korumada ilk asli görev yürütme ve yasamanın göstereceği hassasiyettir, çıkarılacak yasalardır. Yargı, yasalara uymayan konularda tedbir alan merciidir.Yasama,yürütme ve yargıya saygılı olup uymak önem arzeder. Ada Yarısı ülkemizde öncelikli ve ülke ekonomisine artı değer katan projelerin önceliğinde her türlü tedbirin alınması ise beklenendir. Çevrenin korunması dendimi , işte orda akan suların durduğu yerdeyiz . Çevre ve doğal yapının bozulmaması adına var olan imkanlar kullanılmalı, sivil toplum inisiyatifleri dinlenmeli gerekirse mevzuat açıklamalı olarak izah edilebilmelidir. Açıklanabilir her şeyin kabulü, karşılıklı olarak yapılacak en kolay iştir. Girne ilçesi köyleri ile bir bütün olup gerek dağ yamaçları gerekse deniz kıyıları her türlü şekilsizlikten korunmalı bu koruma şekli KKTC’nin bütününde sağlanmalıdır. Doğayı korumak , doğanın da bizi koruyacağını bilerek adamıza bahşedilen coğrafik yapının güzelliklerini tanıtmanın siyasi,ekonomik ve sosyal yapıya katkısı olduğunu unutmaz isek başarıyı yakalayacağımız kesindir. İlgi duyan, katkı koyan herkese teşekkürmüz vardır.

Yeter ki kararlılık olsun

ABD -Rusya -Suriye -Türkiye sosyal medya ,twiter diplomasisi, telefon konuşmaları derken, süregelen ve sanki dünyanın pamuk ipliği üzerinde durur gibi her an bir hadisenin çıkacağı endişesi ile geçen zaman,habercilerin,uzmanların akademisyenlerin vurur mu vurmaz mı konusundaki çeşitli kanallarda yaptıkları yorumlar ve nihayetinde ABD- İngiltere ve Fransa ‘nın Suriye’ye karşı başlatığı askeri müdahale ve sonrası gündemdeki sıcak yerini muhafaza ediyor. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü siyasi bir duruşu var. Ortadoğu’da şekillenecek bir siyasetin geleceği tartışılıyor. Bütün bunlar yapılırken küçücük ada yarımıza Sayın Dr. Recep Akdağ’ın ziyareti gerçekleşti. Basından öğrendiğimiz kadarıyla 4 saat süreli Başbakan Tufan Erhürman ve Kudret Özersay ile toplantı yapıldı. Elbette bu toplantılarda neler konuşulduğu tahminlerden öte değildir. Tahmin edilebilirdir. Türkiye -KKTC ilişkileri mutlaka 1. sıradadır ve Türkiye, bu ilişkilere son derece ehemmiyet vermektedir. ‘Ekonomik ve Mali Protokol ‘ mutlaka ön planda olandır. Ankara, KKTC ‘de mevcut kabineye her türlü yardımı yapacağını, yatırımların faydaya dönüştüğünü gördüğü sürece mutlaka yardımların süreceğini her fırsatta ifade ettirendir. Projelendirilen ve mali destek sağlanan projelerin yürütme tarafından hayata geçirilmesi halinde zaten aksi düşünülemez. Sayın Recep Akdağ’ın her ay Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ziyareti bazı kesimlerce hoş karşılanmamış olabilir ancak KKTC bakanlarının Türkiye’ye taşınmasını önleyecek olması ihtimali memnuniyet vericidir. Sayın Bakanın ziyaretleri anavatanla ilişkileri pekiştireceği gibi,maliyede tasarruf ve zamanın etkin kullanımını sağlayacaktır. Son derece önemli konular hayatın içerisinde cereyan ederken elbette 16 Nisan’da yapılacak Akıncı -Anastasiadis yemeğinin her ne kadar da sosyal içerikli olduğu söylense dahi bu yemeğin Kıbrıs meselesinde çizilecek stratejide, önemi mutlaka vardır ve bu strarateji için sınırlar belli olandır. Türkiye, sözü olacak olandır ve Türkiye kırmızı çizgilerini belirtmiş verilen demeçlerle taviz verilmeyecek hususları belirlemiştir.Ne diyor Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu çözüm için Crans-Montana dahil oradaki sonuç sonrası artık Kıbrıs için ayrı bir karar verme durumu hasıl olmuştur Şu anda Kıbrıs adasının Kuzeyi ve Güneyinde savaş yoktur. 20 Temmuz 1974 Barışının hüküm sürdüğü konumdadır. Sayın Akıncı’nın siyasi parti liderlerini bilgilendirme toplantılarında bundan böyle Sayın Hüseyin Özgürgün’ün davet etmeyeceği babında konuşmaları acele ile söylenmiş, karşıt cevap olarak nitelendirilmektedir. Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’dür ve kendisi yerine yetkilendirdiği her kişi toplantılarına gittiği zaman şahsının değil parti genel başkanı olarak ve yetkili kurulların kararı çerçevesinde görevli olarak toplantılarda hazır bulunmaktadır . Ancak basında çıkan haberlere göre Başkan dahil Ulusal Birlik Partisinin siyasi bir kurum olarak bundan böyle Sayın Akıncı’ının Saraydaki toplantılarına davet edilmeyeceğidir. Ne diyebiliriz Cumhurbaşkanının şahsi tercihine karışacak değiliz fakat böyle bir davranışın şık olmadığı kanaati var olandır. Sayın Özgürgün’ün 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı’na aday olabilme ihtimali ile şimdiki Cumhurbaşkanının aday olacak kişilerden çekinmemesi gerekir.Elbette 2020 tarihinde cumhurbaşkanı adayları gerek bağımsız gerekse siyasi partilerinden aday olma hakkına sahiptirler. Sayın Özgürgün’ün ifadeleriyle siyasete koyacağı nokta ile Cumhurbaşkanlığı adayı olabilme düşüncesi doğru bir yaklaşımdır ve stratejik bir hamledir. Her siyasetçi, siyasete girdiği andan itibaren siyasetin her makamında halkı için görev yapmayı kendine şiar edinenlerdir.Bunu hiç bir siyasi kişi inkar edecek pozisyonda değildir .Yeter ki kararlılık olsun. Dolayısıyla Kuzey Kıbrıs türk Cumhuriyeti halkı olarak bulunduğumuz günlerin değerinde çalışmak ve bu çalışmaların karşılığında toplum faydasına işler yapmak kaçınılmaz olandır. Hükümetin 4’lüsünün icraatlarını hayata geçirmeleri gerekendir. Muhalefetin,muhalefet yapıyorlar diye eleştirmeleri hali ise abesle iştigaldir. Nitekim halen iktidar Partisinin CTP nin mensubu olan Eski Meclis Başkanı Sayın Dr Sibel Siber’in Dr.Fazıl Küçük Vakfı toplantısında yaptığı konuşmadan bilhassa Sayın Tufan Erhürman’ın ders alması gerekir. Tabi Sayın Teberrüken Uluçay’ında dikkate alacağı ve tecrübeden yararlanacağı hususlar olacaktır