Month: October 2018

Ülkeyi ulusun gücü kurtaracak

Ülkeyi ulusun gücü kurtaracak

Bu günün öneminde ve anlamındayız. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur,söylemine aynen katılanlarız. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı her yerde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde de çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır.Bilindiği üzere 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Büyük önder Atatürk’ün Türkiye devletini kurarken yaptığı en önemli devrimlerden biridir ve Cumhuriyet rejiminin kurulmasıdır. “Kurtuluş savaşı döneminde Avrupa devletlerinin işgaline uğrayan Türkiye’nin, kurtuluşunu büyük önder şu sözlerle ifade edendir “Tek bir egemenlik var o da milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.” 29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti ilan etti ve 95 yıl oldu 29 Ekim unutulmadı Atatürk ile birlikte bu günlere ulaştı. Okundu, okutuldu. Her gencin zihninde yer eden oldu. Cumhuriyeti korumak, kollamak ve yaşatmak her yurttaşın görevidir. Ulu önder bu görevi yeni nesillere şu sözleriyle vermiştir. “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz, Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.” demiştir. Cumhuriyet yönetiminde halkı yöneten insanlar, seçimle iş başına gelirler. Halk, kendi tercihine göre seçimlerde oy hakkını kullanarak iradesini istediği ve seçtiği kişilere temsiliyetini devreder,seçer, seçilen kişiler halka karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bireyleri olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, şehitlerimize duyduğumuz minnet ve şükran duyguları ile kutluyoruz. Bu gün Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak, İstanbul Yeni Havalimanı açılış törenine katılmak üzere Türkiye’de KKTC temsil edecektir. Cumartesi gün UBP 21. Olağan Kurultayının 1. Günü gerçekleştirilmiş Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanlığına aday olan dört milletvekili üyelere hitap ederek oylarına talip olmuşlardır. İlk gün üyelerce oy verme işlemi de olmadığı sebebiyle çok yoğun bir katılım olmadığı gözlemlenmiştir. Salonun içerisine kurulan oy verme kabinleri ve salon dizaynı sadeliği ile ve geçmiş kurultaylarda adayların kürsüye konuşma yapmak üzere gidişlerinde salonda üyelerin hiçbirinin hiç bir adaya eşlik etmeyişleri dikkat çeken bir husus olmuştur. Pazar günü saatlerin de değiştiği bir gün olması ayrıcalığında Lefkoşa Atatürk Spor Salonunda binlerce üye oy vermek için sandık başına gitmiştir. Oyunu kullanmıştır. Verilen her oy UBP’sinin daha müreffeh günleri için sandıktan Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve yetkili kurullarını çıkaracaktır. Temennimiz çıkan sonucun, ülkemiz siyasetinde hayırlara vesile olmasıdır. “Liderin işi, takipçilerini şu an oldukları yerden alıp, hiç olmadıkları bir yere götürmektir.” sözü bu gün fazlasıyla geçerliliğini muhafaza edendir. Yaşayıp göreceğiz.

Advertisements
Zoraki diplomaside ihtisas yapanlar

Zoraki diplomaside ihtisas yapanlar

Ne demiş Şeyh Sadi “Kuş bakışı bakmak güzeldir, fakat kuş gibi bakmamak şartıyla” Çaresizlik hükümetin kendisine uyguladığı en ağır cezadır. 4 Başlı Hükümet ise kendi kendisine bu cezayı vermiştir. Çaresizliğe çare arayan bir suçlu gibi sadece kendi aralarında birbirleri arasında volta atmaya başlamışlardır. Mevcut hükümet içerisinde koalisyonu kuran Sayın Erhürman Sayın Özersay Sayın Özyiğit ve Sayın Denktaş ülkemiz halkını bunalıma sokmak için yarışa girmiş bir vaziyettedir. Birbirlerini asla sevmeyen ancak mecburiyetten sevdalarını her fırsatta tekrarlayan 12-9-3-3 milletvekili topluluğu ile yolların devam etmektedirler. Zoraki diplomaside ihtisas yapar pozisyonundaki çerçeve içine, kendilerini hapsetmiş vaziyette, acayip bir durum arzetmektedirler. Olaylara bakış açısı olayları izlemek,farklı şeyleri düşünebilmek ve farklı sonuçlara ulaşabilmenin zekasında, olayları yeniden değerlendirmek gereği, her zaman lazım olan zihniyettir… Her olayı aklınızda, defalarca değerlendirir iseniz, bakış açınızdaki anlamın da değiştiğini göreceksiniz…Zaten anlam sizin o olaya yüklediğiniz gerekçelerde var olandır… Bakış açısında saplantıya yer yoktur… Aç olan birisi illaki pasta ile doymaması gerektiğini bilendir… Hayat zor şartları zor koşulları bünyesinde acımasızca taşırken bu koşullara müdahale etmek sizin iyi niyetinizle mümkün olabilir. Mamafi bu iyi niyetin şu anda mevcut hükümette olmadığını ülkemiz halkı bilendir. Alış veriş merkezlerinin yolu çok kişiye zihinlerinde, girilmez levhası ile kapalıdır. Cebindeki para yetersizdir. Ülkemiz halkı naylon poşetine domatesi,patatesi,soğanı tane ile koyar vaziyete düşürülmüştür. Akaryakıt zammı ile elektrik zammı insanımızın canını acıttığı kadar halkımızı devamlı borç batağına doğru sürüklemektedir. İktidara mensup siyasilerin gözlerindeki donuk ve kindar bakış kendi iç bünyelerindeki, stres kontrolünü ayarlayamaz duruma girmiştir. Bu konu Meclis kürsüsündeki iktidar milletvekillerinin gözlerine de yansımıştır. Farklılıklar daima dikkat çekendir. Her farklılık ise insana özünden geldiği yeri mutlaka hatırlatır. Zaman insanda oldukça derin izlerini bırakarak ilerliyor. Zamanı yakalamak için gösterilen çaba bu çalışmaların hedefindeki sonuçta başarı her daim öne çıkandır. Ne güzel demiş Mevlana ‘Kanaatten hiç kimse ölmedi, kimse de hırsla padişah olmadı’ İnsan doğar büyür ölür. Bu süreçte yaşanmışlıklar unutulmayalar sayfasına eklenir. Dikkate alınması gereken budur. Sonbaharın Ekim’indeyiz ay olarak kah yağmurlu kah yağmursuz geçen günlerde halen mevsimin sıcağı vardır. KKTC Meclisi Pazartesi ve Salı gün toplantılarında nisap vardı, Kıbrıs konusunda olmak üzere gerek yasama gününde gerekse Salı günkü bileşimde birçok konuşmalar yapılmıştır. Bir milletvekilin dokunulmazlığı oy çokluğu ile kaldırılmıştır. Sayın Özersay kendi iç bünyelerindeki siyasi hırsı savcılık kanaatine yüklemiştir.Dokunulmazlığın kaldırılması oylamasında 6 milletvekilinin red oyu kullanması, kişisel kararları olarak,kendi gerekçelerinde son derece önemlidir. Üzerinde durulması gerekendir. Hafta sonu UBP Kurultayı vardır. Ulusal Birlik Partisi Genel Başkan adaylarının ortak mutabakatı ile Kurultayı yönetecek ”Başkanlık Divanı” oluşturulmuştur. Başkanlık Divanında Sayın Zorlu Töre Başkan, Özdemir Berova, Oğuzhan Hasipoğlu,Menteş Gündüz, Hasan Sadıkoğlu üye olarak görevlerini ifa edeceklerdir. ”UBP” Ülkemizde köklü ”bir” siyasi parti olarak bu kurultayda da büyük ”bir” demokrasi örneği verecektir. Toplumumuza hayırlı olsun…

Doludan zarar görmüş zerdaliler

Doludan zarar görmüş zerdaliler

Donanım, insan hayatının doğumdan itibaren her gününden başlayarak,özgeçmişinin içerisinde biriktirdiği yazılımdır. Geçmişten bu güne biriktirdiğimiz, değer verdiğimiz, iyisi ile kötüsü ile not aldığımız yaşanmışlığın, kalbi duyguların yer aldığı yer ise insanın yüreğidir.İnsanoğlu, yaşadıklarını,duyduklarını,her yaşın getirdiği olgunluk terazisinde tartıp denge ve tecrübe dediğimiz çerçevede biriktir ve gün gelir bu birikimlerinden faydalanır. Fayda olarak donanımını çevresi ile paylaşır. Bu paylaşımda ön yargıya yer yoktur, olmamalıdır. Yazdık, yine yazıyoruz. Gerçekler her zaman tekrarla anlaşılır kılınandır. Her birey kendi gerçeğinde değerli kılınır. Hatası ile sevabı ile geçen ömürdeki yıllar ardı sıra bir birini omuzlayarak bu güne geldi dayandı. Hatırlatmak kadar unutmak da bazen hayatın, tanrının insana lütfettiği sabırdır. Sabrın tükendiği anlar vardır; metanet güçlüdür. Her sabrın sonu selamettir . Denge diye ulaşılan bu günlerde dengesizlikleri gördükçe, insan bir tuhaf olsa da, yaşamın devamında ilerlemek kaçınılmaz bir gerçek olarak yüzümüze vurandır. Çalışma hayatı insanın dışa vuran iz düşümüdür . Burdaki başarı terazide ölçülmese de başarı grafiğinde görülendir. Son 4 başlı hükümet döneminde geriye dönüp bakıldığında oldukça basit ve yapılabilir işlerin yapılmadığının konuşulduğu ortamı görürüz. Yaşadığımız coğrafya mevsimleriyle, her mevsimin kendi özelliğinde ekonomide olsun sosyal hayatta olsun siyasette olsun, farkı ülkemiz insanı bilecek düzeydedir. Meclis genel kurulunda nisabı sağlamak öncelikli olarak 27 sayısı ile iktidar olan milletvekillerine aittir. Muhalefet milletvekillerinin KKTC Meclisine geldikleri halde Genel Kuruluna girmemeleri son günlerde oldukça eleştiriye maruz kaldı. Hatta Sayın Serdar Denktaş genel kurulda yoklama da hazır bulunmayanların maaşlarını kesebiliriz açıklaması ile gündeme oturup İktidarın sebebiyet verdiği nisap eksikliğinden muhalefet milletvekillerine nerdeyse tek ayak üstünde durma cezası verecek pozisyonda popülizm yarışına girdi. İki kadın milletvekilinin arz-ı endam bu konudaki gıybet konuşma tarzlarına ”değnekli” destek veren olmuştur. Halbuki 4 Başlı hükümette kaynayan kazanların dibi tuttu,koku dışa vurdu. Sayın Teberrüken Uluçay Meclis başkanlığının kendinden alınıp Sayın Angolemli’ye verilmesini asla istemeyendir. İstemiş olsa o mevkiden istifa eder başkanlık için yasal aciliyeti Meclis’te oylatmaya zemin hazırlardı. Şu anda 12-9-3-3 koalisyon hükümeti doludan zedelenmiş zerdali gibidir. Halka verdiği hiç bir olumlu refah icraatı yoktur. Hala daha vatandaşın cebine emeği karşısında giren parayı sadaka gibi görmekte, verilmiş hakları budamak gerekir diyerek,hayat pahalılığını vermek istemeyendir. Gemisini kurtarmak isteyen kaptan misali Sayın Özersay ise iç politikada zamansız açıklamaları ile gündeme düşmüştür. Reklamın iyisi kötüsü olmaz diyerekten ayrı bir strateji uygulamasına girmiştir. Bu arada Ulusal Birlik Partisinin Kurultayında geriye sayım başlamıştır. Genel Başkanlığa aday milletvekilleri bir nevi başkanlık manifestolarını açıklar nitelikte konuşmalar ile üyelerin oylarına talip vaziyette çalışmalarını sürdürüyor. Yüzlerce parti meclisi üyeliğine aday adayı olan üyeler de adaylıklarını oy pusulalarındaki aday numaralarının paylaşımını, doğal olarak sosyal medya hesaplarından yapmaktadırlar. Binlerce üyeye ”yüz yüze” ulaşmaları mümkün olmadığından bu yolu izlemektedirler. Eski dönemin 1400 kadar Kurultay delegelerine ulaşmak ne kadar kolaysa 12 binli üye sayısına ulaşmak o kadar zor diyenlerin sayısı az değildir. Ancak geçmiş son Kurultay başta olmak üzere 12 binlerce, oy hakkı olan üye, partisine sahip çıkmasını bilendir. Kurultaya katılacak olandır. Üye, kararını vermiştir. Genel Başkanını ve yetkili kurullarını seçecektir. Bu çerçevede; “Katılım oldukça yüksek olduğu için, seçimin doğruluğu da hayli yüksek olur” sözünün önemindeki, derinlik ise oldukça önemlidir. 

İsabetli karar şimdiden hayırlı olsun

İsabetli karar şimdiden hayırlı olsun

Ulusal Birlik Partisi 11 Ekim 1975 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilk cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kurulan siyasî partidir. Sayın Denktaş, Konuk, Örek, Çağatay, Dr.Derviş Eroğlu, Ertuğruloğlu İrsen Küçük Ulusal Birlik Partisinin Genel Başkanlığını yapmıştır. Sayın Hüseyin Özgürgün 2006 Şubat- Aralık ayı arasında kurultaya kadar geçici başkanlık yapmış,bilahare 2013 yılından itibaren ise UBP Genel Başkanlığını yürütmektedir.Kuruluşundan itibaren 40 yıllık sürede ismini belirttiğim genel başkanların hepsi ile çalıştım,bir çok kurultaya şahit oldum. Parti yetkili kurulları için seçimlere girdim. Kazanmadığım hiç bir seçim olmadı. Bir tek Milletvekili aday adaylığında,1980 ‘li yıllarda kadın aday adayı olarak, halk karşısına çıkamadım ama bu gün oldu, o gün için hiç bir zaman hayıflanmadım. Ailemiz için en önemlisi sınırlarımız dahilinde partinin siyasi faaliyetleri için rahmetli eşim “Özel Berova“ ikilisi olarak her yerleşim birimine gidişimiz, köyde, kentte,mahallede, kurduğumuz dostluklar olmuştur. UBP’nin gençleşmiş yapısı içerisinde mevcut o günlerin ”eski toprak” dediğimiz vefalı arkadaşları ile halen dostluğumuzun devamında görmekten duyduğumuz anlatılmaz yaşanılır olan duygulardır. UBP’nin yetkili kurullarında seçilmiş bir kişi olarak bir çok Kurultayda Başkanlık divanında görev yapmanın sorumluluğunu taşıdım. Divan Başkanına Kurultay yönetimi ve düzeni için yardımcı olduk.O günlerin heyecanı halen unutulmayandır. Köklü partilerin her dönem kurultay haberleri adayların her hareketi ve konuşmaları zirveye taşınır, gündemin ayrıcalıklı maddesi olur. Ülkemizde genelde siyaset oldukça konuşulur ve üzerinde çeşit çeşit senaryoların yapıldığı zeminde tartışılandır. Sebebi ise siyasete bulaşmış kişilerin aile yapısı içerisindeki konumudur. Akrabalık bağları ve küçük yarım adamızın birbiri ile olan tanışıklığıdır. Nedense her parti kendi iç sorunları yokmuş gibi diğer siyasi partileri ve özellikle liderlerini rakip gördüğünden ve kurultay sonucu ile oluşabilecek muhtemel hadiseleri yorumlayan olurlar. Günümüzde 4 siyasi partinin toplamında kurulan hükümet ekonomik kriz yönetiminden tutun, her türlü kararındaki tutarsızlık çerçevesinde, halkımızın çektiği geçim sıkıntısına çare olamamışlardır. 27-28 Ekim UBP olağan Kurultayı yapılacaktır. Adaylar kendi propaganda süreçlerini yürütmektedirler. Keşke bütün adaylar resmî müracaat tarihine kadar bekleyip adaylıklarını açıklasaydılar ama her nedense bunu yapmadılar. Aday olacak milletvekilleri ise süpriz olmadı. UBP delege sistemi seçiminden vazgeçip bütün üyelerinin oy kullanabileceği bir sistemi Sayın Hüseyin Özgürgün başkanlığında yapılan tüzük değişikliği ile partiye kazandırmış ve bu sistemle parti genel başkanı dahil yetkili kurullarını iki yıl önce seçmiş 8 Ocak Genel Seçimlerine giderken aday adayları oy pusulası sıralamasını bizzat çarşaf liste için KKTC sınırları içerisinden tüm üyeler oy kullanarak belirlemiştir. Genel seçim sonucunda 21 Milletvekili çıkaran bir partinin hükümet kurma çalışmalarında Genel Başkan Hüseyin Özgürgün ile kahve dahi içmeyen Sayın Kudret Özersay’ın bu tavrı üye nezdinde tasvip görmemiştir. Bilakis üzmüştür. Şimdi genel başkan adayları mevcut Genel Başkan dahil üyeden seçilebilmeleri için tüzük gereği onay istemektedirler. Doğal bir durumdur. Her üyenin gönlünde bir arslan yatmaktadır. Bunu da göz ardı etmek mümkün değildir. Kurultayda sandık elbet bir başkan çıkaracaktır. Kurultaya kadar zor durumda olanlar UBP yetkili kurulları olduğu kadar adayların dışındaki milletvekilleri de taraflı tarafsızlıklarını muhafaza etmek durumundadırlar. En zor durumda olanlar ise parti meclisine aday olan üyeler olduğu ayrı bir gerçektir.Başkan adayı çok olan bir seçimde onlar da UBP bütünlüğü çerçevesinde yetkili kurullara seçilebilme gayretlerini sürdürmektedirler.Bilindiği üzere iki yıl evvel yapılan kurultay yine çok adaylı bir kurultay olmuştu. Bu kurultay sonrasında Hüseyin Özgürgün başkanlığında UBP iki seçim geçirmiştir. Kurultaya nerdeyse bir hafta kalmıştır. Üyeler her zaman isabetli karar verendir. Hayırlısı olsun… 

Halk dershanede öğrenci değil

Halk dershanede öğrenci değil

Seçimin gerçekleştiği 8 Ocak tarihinden itibaren, 12-9-3-3 Milletvekili destekli, 4’lü hükümetin, taş üstüne taş koymadığı 10 ay geçti.İlk 100 gün değil 3 kez 100 günlük bir süreç geride kaldı. Anımsatmakta fayda var Sayın Erhürman her Cuma gün basını karşısına toplayıp bilgi vereceğini sorulan sorulara cevap vereceğini taahhüt etmiş olmasına rağmen bu tür basın toplantılarını bir kaç defadan sonra terk eylemiştir.Kanaatimizce sebebi, söyleyecek olumlu bir icraatının olmadığıdır. Açıkladığı 15 Maddelik konu başlıklı listesi ise unutmadık, günümüze ”cek cak” olarak gelmiştir. Sayın başbakan uzun açıklamaların okunmadığını ve daha anlaşılır olmasını istiyor, bunu açıkca belirtiyor ve yeni kararının facebook hesabından kısa kısa duyrurular halinde yaptıklarını işleri yazıyor, paylaşıyor, bırakın kanatları güçlü gevşek federasyon meselesiyle ilgili yazdıklarını halkın cebini ilgilendiren elektrik zammını bir nevi tüp gaz fiyat artışını unutturmak adına yeni yıla kadar erteledikleri müjdesini veriyor. İşte o facebook paylaşımı “Elektrikte yıl sonuna kadar zam yapılmamasını sağlamak için uzun bir süreden beri sürdürdüğümüz çalışma dün akşam sonuçlandı. Maliyeye ek bir külfet yüklese de, hem yurttaşlarımızın bu sıkıntılı dönemde daha da pahalı bir biçimde elektrik kullanmak zorunda kalmasının, hem de elektrik fiyatlarındaki artışın diğer ürünlerin fiyatlarını da artırmasının önlenmesi açısından son derece önemli…” kısa ve öz. Nerdeyse halkı dersanede sanıp anladınız mı? diye de soracak! Bir ülkenin başbakanının bu açıklamaları altındaki yorumlar az, beğeniler az. Bu durum da oldukça ilginç. Sanki yeni yılda gökten para yağacak. Evlerdeki zam yangınını söndürecek ceryan paraları yine ikiye katlanacak ve kimsenin umuru olmayacak gibi yeni açıklamalar, reklamlardan hemen sonra, modunda:) Okullar açıldı, Eğitim Bakanı Sayın Özyiğit sanki okulların açılmasından önce makam koltuğundan kalkıp depo teftişi yapamazmış gibi ,diyor ki bana karşı oyun mu oynanıyor ve okul müdürlerini suçlayıcı konuşmasının ardından bakanlık çalışanlarını ve onları şaibe altında bırakıp yurt dışına canını atıyor, okul kapılarında, çocuklarının okul çıkışını bekleyen velilerin nerdeyse arşa çıkan şikayetlerini ise hiç duymuyor. 3-4 ay sonra yarı dönem bitecek öğrenci zorda sınıftaki öğretmen zorda. Ne olacak bu memleketin hali diyenlerin haddi hesabı yok,umursayan bir bakan da yok, ama 3’lü kararnameleri yazmaya vakit buluyorlar. Öte yandan grev nedeni ile yapılamayan Meclis Genel Kurulu ertelenirken bir günün toplam zararını hesap eden de yok. Siyaset, festivallerde, tezgahlara düşmüş, aldıran mı var ? O da yok. Hala daha inadına çalışıp yapacağız diyorlar, bilmiyorlar mı.? “Kibir ve inat, bir kişinin kendini önce mükemmel görmesini sonra da sonunu oluşturur.” onlara hade kolay gelsin derken bir de ne görelim, sosyal medya Twitter hesabından KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın “Kıbrıs sorunu bağlamında Cumhurbaşkanı sıfatı ile Kıbrıslı Türk lideri yetkilendirip devreye koyan Kıbrıs Türk halkıdır. İsterse devre dışı bırakabilecek yegane güç de yine halktır. Gerisi laf-ı güzaftır.” Paylaşımını görüyoruz ve bu paylaşımı daha fazla irdelemiyoruz! Sadece niye ve kime bu öfke demekle yetiniyoruz…

Eve yürüyerek dönenler

Eve yürüyerek dönenler

Sosyal medyanın hakimiyeti bizim üzerimizde mi yoksa bizler mi sosyal medya üzerinde hakimiyet kurduk tartışmaya açık. Bilinen ve görünen tek gerçek bir çok insanımızın sosyal medya hesaplarından bir birine ulaştığıdır. Sosyal ekonomik ve siyasi konularda her türlü haber ve yorumun yapıldığı yerde bulunmak da ayrı bir ayrıcalıktır. “Sözünde durmak, insanın vefası için bir ölçüdür. Ancak sözüne vefalı insanlar övgüye layıktır.” Demişse Mevlana demek ki bu günkü dünyamızda ne varsa o günlerde de övgüde kusur yoktu ve bizler bu gün övgüyü de takdiri de düşüncelerimizi de burdan doğrudan muhatabına iletmek gücünü kullanıyoruz. Herkesin doğrusu kendine ait olmakla beraber doğruya giden yolda siyasilerin icraatlarının olumsuzluğunun her daim bir ceremesi vardır. Yaz ile kış arasındaki mevsimde olabiliriz.Arafta olmak gibi. Sevgide ve saygıda kusur olmaması gereken eşiği bilmeyen yoktur. Ancak ülkemizin 4 başlı hükümet dönemindeki kadar beceriksizliğin gözler önüne serildiği günleri yaşadığımız süreçteki bu eşik önemli diyenler çoğunluktadır. Başbakan Erhürman televizyon ekranlarından,Cumhurbaşkanlığı kapısı önünden ve Bakanlar Kurulu kapısından halka açıklama yaparken halkın refahına ilişkin hiç bir şeyi telaffuz etmemektedir.Zam var denetimin olmadığı günlerdeyiz. Çalışma Bakanı önerisi ile Bakanlar kurulunun 175 /174 kişinin vatandaşlığını iptalle yarattığı mağduriyeti sadece partilerinin siyasi reklam amacı doğrultusunda yetkisini kullandığı kanaati bu gün olmuş geçerliliğini koruyandır. Vicdani ret konusunda Sayın Özersay anlaşılmaz mesajları ile gündemde yerini koruyor. Kıbrıs meselesinde hala daha muhataplardan olurluk beklemek de abesle iştigal olmakla beraber diplomasi ne gerektiriyorsa o meyandaki açıklamaları izliyoruz KKTC iç politikada her konuyu siyasi rant için iktidar açıklamalarında görüyoruz. Elbette güçlü bir Dış işleri bakanının olması ve itibar görmesi ülkemizin menfaatinedir. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşürken Sayın Özersay’ın oturduğu sandalyenin şeklinin ne önemi var. Oturmuşlar konuşmuşlar önemli olan istişare etmeleri değilmidir? 2.Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat bir televizyon programında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlunun görüşmelerini de Kıbrıs konusuna müdahil ülkeler ile yapılabileceğini, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanlarının böyle konularda her tür görüşme yapabilme yetkisi olduğunu sorulan bir soru üzerine cevap veren olmuştur, hatta Dışişleri bakanlarının görüşmelerinin de bağlayıcı olduğunu, iki ülke dış işleri bakanın sözlü antlaşmasının geçerliliğinin üst kademede kabul görmediğini ancak konunun mahkemeye taşınması ile “Sözlü Mutabakat”ın mahkeme kararı ile kabul edildiğinin örneğini de Sayın Talat program sırasında vermiştir. O zaman Sayın Mustafa Akıncı niye mütekabiliyet diyor? Önemli sorular burda gizli! Sayın Serdar Denktaş 13. Maaşların ödenmesinde sorun yaşanmayacağını açıklamış olması, geçmişteki taksitlendirilmiş maaş ödemesi yapan Maliye Bakanına gözdağı verir nitelikte bir beyan olmuştur.Meclis Genel kurulunu grev nedeniyle yaptırmayan sendika karşısında, 4 Başlı hükümet hemen sus pus olup ayni gün sendika yetkilileri ile görüşme gerçekleştirdiler. Peki o zaman neden önceden görüşmüyorlar ve tatilden dönen Meclis’in bir gün daha toplantı yapmamasına sebebiyet veriyorlar. Anlaşılır gibi değildir.Ülkemiz yangın yeri gibi, kuraklık konusunda açıklanan harita bir çok bölgede hoşnutsuzluk yarattığı haberleri vardır. Yeniden gözden geçirilecek bir düzenleme olacak mı? Sayın Şahali bu konuda ne yapacak, çiftçiler tarafından merakla beklenendir. Unutulmayalım “Ata kibirli binen, eve yürüyerek döner.”

Pazarlığa davetiye

Pazarlığa davetiye

Ülkemiz siyasetinde alışılagelmiş davranış şekilleri vardır. Seçmen vatandaş her zaman verdiği oyun kendisine ve dolayısıyla ülkesine fayda olarak dönmesini isteyendir. Bu istek ise doğru bir arzudur. Küçük bir yerde adanın bir ucundan diğer ucuna Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içerisinde nerdeyse herkes birbirini tanımaktadır… Ülkemiz demokrasisi içerisindeki köklü siyasi partiler, üyesi ve sempatizanı ile varlığını hissettirmekte olanlardır. Uzun bir yaz tatilinden sonra 1 Ekim Meclis’in açılışını ve 2 Ekim de genel kurul toplantılarını yaptı. KKTC Meclisi Pazartesi bileşiminde İktidarın 4’lüsü siyasi parti başkanları ve muhalefet liderleri konuştular. Sayın Erhürman konuşmalarında yüz ifadesinden de anlaşılacağı üzere kendisinin dahi memnun olmadığı belli olan beceriksiz icraatlarını kürsü arkasından müdafaa eder halini korumaya devam etmiştir. UBP’nin Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, Başbakanın doğruları söylemediği mütalaasını yaparken mevcut hükümetin halk iradesine rağmen kurulduğunu ve umut vadetmeyen bir hükümet olduğunu söylerken olgun bir tavırda muhalefet yaptıklarını devleti sevdiklerini halka saygılı olduklarını vurgulamış ve hükümeti yanlış icraatlarından dolayı eleştirmeye devam edeceklerini ifade eden olmuştur. YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı Sendikalara direnmesi için hükümete her türlü desteği vereceğiz demiş ve gerekli adımların atılmaması halinde ülkenin batacağını ifade etmiştir.Sayın Ersin Tatar bu dönem yasama yılında anlaşılan odur ki mali konularda daha etkin muhalefetine devam edecektir. Sayın Sunat Atun Erhürman’ın Meclis’te bir saat konuşmuş olmasına rağmen konuşma içeriğinde tek bir icraatı olmadığını, konuşmasında sadece tesbit, vaad ve yakınma var diyen bir başbakan gördüklerini beyan etmiştir. Maliye Bakanı Sayın Serdar Denktaş mali konularda bilgi verirken bakanlığının, sendikalara büyük bir meblağı üye aidat kesintisi olarak ödediklerini, bazen sendikaların isteklerine set çekmek gerektiğini,ayrıca bütün bakanlıkların bütçelerinden maliye için kesinti yaptıklarını ifade ederken Sayın Nazım Çavuşoğlu hangi bakanlıktan ne kadar kesinti yapıldığının listesini istemiştir. UBP Girne Milletvekili Dr.Özdemir Berova af yasası ile ilgili olarak oylarının olumlu olacağını ancak Atatürk Öğretmen Akademisi öğrencilerinin de af kapsamında olması önerisini kürsüden yaparken 2018-2019 Eğitim yılının başlangıcının gerekli tedbirler zamanında alınmadığı için çok kötü başladığını ifade eden konuşmasını örnekler vererek yapmıştır. Sayın Özyiğit sanki yeni eğitim öğretim yılı güllük gülistanlık gibi bir açılış yapmış gibi mutat bildik ezber konuşmasını yapmış AÖA için yapılan öneriyi dikkate alacaklarını söylemiştir. Geçen hafta içinde siyasilerce yapılan ilginç beyanatlarda birinciliği sanırım Sayın Denktaş almış olur, bu zamanda hükümet bozmanın vatana ihanet ile eşdeğer olduğunu söylemiştir. Böylelikle vatana ihanet suçlamalarına bir yenisi daha mı eklenmiş olduğu ise muammasını koruyan olacaktır. Hükümetin 4 Başlı kurulmasının sebebi mucizesi,Sayın Denktaş’ın daha ne kadar bu hükümetin devamında tecrübesini kullanacağı ise kendi bileceği bir konudur. Durup dururken hükümet mensuplarının hükümeti bozmayız beyanatları vermeleri tuhaf olmakla beraber devamlı bu konuyu gündemde tutmaları da ayrı bir pazarlığa davetiye olduğu kanaati halkımızda mevcuttur.Ne diyelim “Bilmeden yapılan hata yanlışlıktır, bilerek yapılan hata ise ihanettir.” sözü boşuna söylenmemiştir.

Garip dede ve Zeytinlik

Garip dede ve Zeytinlik

Zeytinlik köyü Kıbrıs’ta tarihi yeri olan birçok kültürü bünyesinde bulunduran Girne’de şehre çok yakın hatta belediye hudutları içerisinde bir köyümüz. Tarihten geçen süreçte ismi Temp, Templos ve Temroz olarak kaynaklarda yer aldı. Köyün konumu, St.Hilarion kalesi ile Girne Kalesi arasındaki köprü şeklinde. Kuzeyinde Akdeniz ile Güneyindeki Beşparmak dağlarına kadar uzanan bir coğrafya. Dereleri ise köy sakinleri telaffuzu ile Şakşadi ve Galafa adını taşıyor. Köyün tarihi anlatılırken ifade edilenler şöyle; Templer şövalyeleri X11. Yüzyılda köye yerleşir yerleşmez köyde oturan dokuz kilisenin baş papazının geniş nüfusuna son verildiği söylenmekte. Papazın yetkisinin sonlandırılmasına müteakip ise köyde doğa sevgisi hakimiyet kuran olmuş. Lüzinyanlar, Venedikliler sonrasında Osmanlılar ve Türkler köye yerleşmiştir. Köy asırlık ihtişamını ve yaşlarını gövdeleri ile gösteren zeytin ağaçlarına halen sahip, oldukça popüler bir yerleşim yeridir. Köyde ayrıca ‘GARİP DEDE’ denilen aksakallı bir Derviş’in mezarı, bu kişinin mezarının, bir de efsanesi vardır. Efsaneye göre, Osmanlı aşiretinin başında olduğu söylenen ve kendisine dede denilen bu Derviş köy içindeki bir ağacın altında su bulunduğunu söylemiş ve su köylülerce bulunmuştur. Derviş ölünce buraya gömülmüş zamanla hayat ağacı, mezar ve kuyu önemini, yitirmiş, kuraklık baş göstermiş, mezarın yanındaki zeytinyağı değirmeni de kapanmış. Değirmen sahibi Nalbant Mustafa efendinin kahveciliğe başladığı kahve önünde Derviş’in görüldüğü, Kahveci’den kahve istediği, yoktur cevabı aldığı zaman, bak dibeğin dibinde bir kaşık kahve bulursun karşı cevabı ile Derviş’in içtiği kahveye bir kuruş ödeme yaptığı ayrıca bu paranın, harcanmamasını kahveciye söylendiği rivayeti vardır. Zor bir durumunda bu parayı kullanan kahveci iflasa kadar sürüklenmiş ancak kahveci, hayat ağacı yerinde, aksakallı dedeyi tekrar gördüğünü sanınca ona kuyu başındaki mezarı yaptırmıştır. Günümüzde de ziyaretçileri olan ‘ Garip Dede Türbesi ‘Zeytinlik köyünün diğer özellikleri yanında önemli bir yer tutar.Zeytinlik köyünde her yıl ülkedeki zeytin ve zeytinyağı üretimini teşvik amacı ile Ekim ayında Girne Belediyesi himayesinde, zeytin hasatından sonraki günlerde festival yapılmakta köy meydanına kurulan stantlarda zeytin, çakısdes, zeytinyağı, zeytin motifli topraktan yapılmış bir takım aksesuar satılmakta, Kıbrıs’a özgü yemek yarışmaları yanında köy meydanında lokma ve şamişi yapılıp gelen turistlerin ve ziyaretçilerin, tadımına alımına, sunulmakta, Kıbrıs halk oyunları oynanmakta gece ise yerli sanatçıların müzik sunumları festival ziyaretçilerine dinletilmektedir. Zeytinlik Meydanının adının ALİ NESİM olarak değiştirilmesi ise Kıbrıs Türk Edebiyatımıza Ali Nesimi’nin önemli eserler bırakması, köyü çok sevmesi ayrıca bu köyde doğmuş olması nedeni ile olurken. İsabetli bir karar olmuştur. Girne Belediyesi ve Meclis üyelerini bu kararlarından ötürü kutlamak gerek. Ali Nesim’in araştırmacı yazar kişiliği ile yazdığı ”Templos Zeytinlik” kitabında yer alan köy sakinleri arasında belirtiği kişilerden birtanesi de eşimin babasından Fadılefendiler diye bahsedişi ve köyde bütün çocukların eğitimini teşvik ettiği gibi Fadıl Efendinin yedi çocuğunun eğitimi konusundaki gayretini yazarak okuyucusuna aktaran Ali Nesim’in köy ile anılan bu kitabı ile biz, şimdiki köy sakinleri arasında geçmişten geleceğe ışık tuttuğu için memnuniyet yaratmıştır. Birçok siyasi kişinin zaman zaman köy ziyaretlerinde belirttikleri üzere Zeytinlik Köyünün turistlerin devamlı uğrak merkezi haline getirilmesi, tanıtımına ihtiyacı vardır. KKTC daha nice bu nitelikteki yerlerimizin tanıtım gerçeğindeki oluş gibi. Geçen yıl yazdığım yazıya ek “Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, Yaşamak yani ağır bastığından. Nazım Hikmet” ‘in sözleri ile 2018 yılının ve Girne Belediyesinin Zeytinlik’te düzenleyeceği 17.Girne Zeytin Festivali 5 Ekim Cuma günü başlayacağını belirtir, emeği geçenleri kutlarız.