Month: December 2018

“Liderlik harekettir,konum değil!”

“Liderlik harekettir,konum değil!”

Mali Yıl Bütçesi 2019 yılı için KKTC Meclis’inden oy çokluğu ile geçti. Bütçe görüşmelerini günlerce BRT2 televizyon kanalı ile vasıtası ile canlı olarak evlerimizden izledik. Görüşmeler ile ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir çok köşe yazısını okuduk.Seçim sandığından irademizi Meclis’te temsil etsin diye seçtiğimiz milletvekillerinin rutin Meclis toplantılarını dinlemiş olmanın ötesinde bütçe ile ilgili konuşmalarına daha ziyade önem verdik. Kimse Meclis görüşmeleri canlı verilmesin demesin. Ekran bize eğrisiyle doğrusuyla kendi yüzümüzü yansıtandır. 12-9-3-3 hükümeti geçen sürede her ne kadar da müdafaalarını döviz krizi, sel krizi üzerinde kurgulamışlarsa da sadece bir birlerinin yanlışlarını örten olmuşlardır. Seçmen takdir yetkisini kullanabilir niteliktedir. Keşkelerin siyasette yeri yoktur. Bütün milletvekillerinin özellikle de KKTC Meclisinde temsiliyeti olan Parti Genel başkanlarının UBP ‘den Ersin Tatar, CTP’den Tufan Erhürman, HP’den Kudret Özersay, DP ‘inden Serdar Denktaş, TDP’den Cemal Özyiğit ve YDP’den Erhan Arıklı’nın ülke halkının müreffeh bir yaşamı için hayati önem taşıyan görevleri vardır. Geçmişten ders alınabilir ama devamlı geçmiş hükümetler üzerinden kendilerinin de imzası olduğu inkar edilmeden “özürü kabahatlerinden büyük” konuşmalardan kaçınması gereken mevcut 4’lü iktidardır. Meclis’te Meclis Başkanlığı konusu 4 Başlı koalisyon oluşumunda protokol maddesi olmuş, grubu olmayan siyasi partinin Meclis Başkanlığına aday olamayacağı bilindiği halde Sayın Angolemli’nin üzerinden hükümet kurulmuştur. CTP ‘den Teberrüken Uluçay Meclis Başkanı seçilmiştir. Uluçay çevresinde çok sevilen saygın bir kişiliğe sahip olabilir ancak ”Meclis Başkanı” olarak bütçe görüşmelerinde sesini ve otoritesini kullanamadığı ekrana yansıyandır. Bütçe sürecini ve Meclisi iyi yönetemediği aşikardır. Meclis’te çıkan tartışmalarda tokmağı kürsüye vurup ara vereceğine yerinden her milletvekilinin konuşmasını provoke eden ve bunu alışkanlık haline getiren kendi partisine mensup kişinin toplantı disiplinini bozmasını önleyememiştir. Bütçe görüşmelerinin sona ermesi ile, UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın Girne İlçe ziyareti oldukça ses getiren bir geliş olmuştur. Tatar’ın ilçe binası balkonundan “AKDENİZ” i işaret ederek denize bakışı ve Türkiye ile birlikte bu yolu yürüyeceğiz Anadolu’ya burdan Girne’den selam olsun deyişi çevredeki birçok kişinin duygulu anlar yaşamasına sebep olmuştur. İlçe binasının karşısında oturduğum cafedeki vatandaşların bu selama ayrı bir tezahürat göstermesi ise Türkiye ile ilişkilerin iyi olmasının ortak kanaatini bir kez daha deklere etmiştir. Sayın Tatar konuşmasında “Bugünkü hükümet ne yaptığını bilmiyor. Ekonomik kalkınma vizyonları yoktur. ‘al gülüm, ver gülüm’ ilişkisi ile hükümeti sürdürüyorlar. Ülkeye bir faydaları yoktur. Türkiye ile ekonomik ve mali işbirliği protokolünün imzalanmasını bile başaramadılar. Öyle bir gayretleri bulunmuyor. Oysa UBP, Türkiye ile konuşur, uzlaşır ve bu halkın ilerlemesi için gerekeni yapar. O nedenledir ki tüm eserlerin altında UBP’nin imzası vardır. Üniversiteler, turizmdeki gelişmeler, yol, göletler, Türkiye’den su ve elektrik getirilmesi bizim projelerimizdir. Bunlara yenilerini ekleyeceğiz. Özel sektörün önünü açacağız. Gerekli reformları yaparak ülkeyi kalkındıracağız “ diyerek parti yetkili kurulları ve teşkilatı içerisinde milletvekilleri ile birlikte güçlü bir birlikteliğin çerçevesindeki insan sevgisini en kalbi duyguları ile ifade etmiştir.Sayın Tatar söz verdiklerimizi yapmaya enerjimiz vardır derken ise “Liderlik harekettir, konum değil” sözünün açıklamasına ayrıca tercüman olmuştur.

Advertisements
Tutunacak dal

Tutunacak dal

Bir yılı daha geride bırakacağımız ayın sonuna geldik. Yaşı gittikçe artan Kıbrıs meselemizi yeni yıla kocaman bir bebek gibi sırtımızda taşıyarak gireceğiz. Bazen sil baştan okunmaya başlanan kitapta gelişi güzel ara sayfalar da okunur. Bu bütünün hepsinin okunmasına engel teşkil etmez. Yarım asırı devirdik bu yaşa geldik hala daha sınırdı, kapıydı, kimlikti,pasaporttu, Enosis,Eoka derken yılların bitmeyen öfkesindeyiz. Öfkemiz geçecek gibi de değil. Geçmişi unutun yeniden başlayalım askersiz, sınırsız bir Kıbrıs istiyoruz diyenlere mi inanalım.? Bu ara Anastasiadis demeç üstüne demeç vermektedir. “Çözümsüzlük durumunda fiili durum olduğu gibi kalmayacak” diyerek bunun da çok tehlikeli olduğunu vurgulayan Anastasiadis, “BM Genel Sekreteri’nin yeni yaklaşımının çözüm yönünde bir ümit daha verdiği” görüşünü ortaya koydu. Kıbrıs Türk halkının BM olan itimadı yoktur. BM sakıncalı siyaseti ile çözüme katkısının olmayacağı ise anlaşılmayacak gibi değildir. Tıpkı Srebrenitsalı Boşnak sivillerin o dönem ‘tutunacak dal’ olarak gördüğü Hollandalı ”Birleşmiş Milletler” askerlerinin rolü gibi aradan onlarca yıl geçmesine rağmen bugün de tartışılıyor olduğu bilinirken. 1995 yıllarına geri dönecek olursak hatıralarda “Şehrin Sırp güçlerince işgal edilmesinin ardından çekilen ve kamuoyunun da aşina olduğu görüntülerde, Hollandalı BM askerlerinin komutanı Thom Karremans’ın 11 Temmuz 1995’te görüştüğü Mladic karşısında el pençe durması, Şehre giren Sırp askerlerine ateş açılması nedeniyle Karremans’ın adeta ifadesini alan Mladic’in, görüntülerin sonunda ise Karremans’a içki ısmarlaması ve ikilinin birlikte kadeh kaldırması dikkati çekiyor. “ Binlerin katliamının, gözleri önünde yapılmasına ses çıkaramayanlara güven duyulmayacağı günümüzde gerçek olandır. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar özellikle güvenlik konusunda Kıbrıslı Türkleri geçmişte bazı yıkımlardan koruyan tek taraflı müdahale hakkı da dahil olmak üzere, Türkiye’nin etkin, fiili ve fiziki güvencesidir. Bunun devam etmesinin, bizim için olmazsa olmaz bir durum olduğunu da vurguladığı mektubunu Guterres’e iletilmek üzere Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Temsilciliği yetkililerine teslim ettiğini biliyoruz. “Türk askerinin Ada’da kalmaya devam etmesi de bizim için olmazsa olmazdır ve Parti Kongremiz tarafından kırmızı çizgi olarak kabul edilmiştir.” Sözleri de yine Sayın Tatar’a aittir ve bu gün ülkemiz halkının büyük bir kesiminin vazgeçilmezi olandır. UBP ‘nin Genel Sekreteri Sayın Hasan Taçoy açıklaması, yine son derece önem arzeder. “Kıbrıs Türkü’nün hakları Rum liderliğinin bize sunacağı bir lütuf değildir ve ne olacağının, ne kadar olacağının takdiri Rum liderine kalmamıştır Kıbrıs Türk Halkı’nın ve Anavatan Türkiye’nin günü gelidiğinde hakları neyse almasını da korumasını da bilir. Rum lider Anastasiadis artık haddini aşmıştır. Rum lider bilsin ki günü gelir haddini aşmasının cevabını alır. KKTC Halkı ve Türkiye denizde, havada, karada nerde hakkı varsa alır ve korur” diyen Taçoy bir bakıma Kıbrıslı Türklerin can güvenliği ve hakları için, açıklaması bütününde yıl sonu ikazını yapmıştır. Yılın en önemli açıklaması ise Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, yaptığı konuşmada Kıbrıs konusuna değinmiş olmasıdır. Türkiye’nin milli davalarından birinin de Kıbrıs olduğunu, adil ve kalıcı bir çözüm için samimi çabalara ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Çavuşoğlu Türkiye’nin samimi çabalarına Rum tarafının yanaşmadığını dile getirmiş “Artık laf olsun diye bir müzakereye başlamamız söz konusu değildir demiş ve ilaveten “Neyi, ne için müzakere edeceğiz, parametreleri ne, çerçevesi ne, bunları belirleyeceğiz. Sıfır garanti, sıfır asker rüyasında olanlara tekrar hatırlatıyorum; o rüyadan, hayalden uyansınlar, vazgeçsinler, öyle bir şey hiçbir zaman olmayacaktır.” demiştir. KKTC hükümetinin ise Kıbrıs meselesi hakkında ortak görüşü olmadığı cihetle Erhürman,Özersay,Özyiğit ve Denktaş kendi siyasi partileri adına konuşmakta ve dışa karşı havanda su dövmektedirler Daha ne diyelim?

Allah’tan gelen imtihan

Başarılı olmak için, sabır ve azim kişileri amaçları doğrultusunda hedefine taşır. Başarı çalışmaktan geçer ve insanı sonuçta topluma yararlı kişi olarak kazandırır. Yolu tabi ki çok çalışmaktır. Geçen yıllardaki bir yazımda bahsettiğim ve çok beğendiğim bir örneği tekrarını yapmak istedim. Şöyle ki; Meşhur alimlerden birisinin başarı için, maddi ve manevi ifadeleri muhteşem. Suyu düşünmek, susuzluğu gidermez. Odunu düşünmek, insanı ısıtmaz diyor ve insanın bir şeyi sadece düşünmesi ve istemesi de, insanı hedefine ulaştırmaz sonucuna varıyor. Başarı için, çok gayret, çok çalışmak ve uyulması gerekli tüm şartlara riayet etmek lâzımdır.’ diyor bilge; Peki bu kişinin öğütünü özetlersek, gençleri üç sınıfa ayırmış, vazifesini yapanlar, yaptıklarını iddia edenler ve vazifelerini yaptıktan sonra daha fazla çalışanlar başarır derken, sadece verilen görevi yapmanın başarı için yetmediğini ifade ederken, “çalışkanlık” çalışma potansiyelinin tam kullanılmasıdır diyor. Diğer yandan bir Kimya hocası, kötü kokulu bir sıvıyı masanın üzerine koyarak öğrencilerine; Gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz diyor ve örnek olarak parmağını sıvının içine sokarak ağzına götürüyor, Öğrencilerinden de aynı şeyi yapmalarını istiyor. Öğrenciler ise ister istemez parmaklarını sıvıya batırmışlar, ağızlarına götürdükleri zaman da yüzlerini ekşitmişlerdir. Öğretmen, öğrencilerini tekrar azarlar; Bir daha söylüyorum der, gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz. Eğer dikkatli bakmış olsa idiniz, ağzıma götürdüğüm parmağın sıvıya batırdığım parmak olmadığını fark ederdiniz. Bakmak ile görmek arasındaki farkı ne zaman anlayacağız? nasihatini yapıyor ve yapılması gereken işleri savsaklamayın! diyor… Öğütlü hikaye uzuyor ve büyük başarıların elde edilmesinde tesadüfün ve şansın çok az payı vardır deniyor… Bazen atılganlık, istenen sonucu alabilirse de, en güvenli başarı yolu; çalışma ve sabır yoludur. Başarılı insanlar, ayrıntılardan nefret edenler değil, o ayrıntılar üzerinde dikkatle çalışanlardır. 2019 yılının son Aralığının yarısını geçtik. Yeni yıl kapıda ülkemiz ise sosyal,ekonomik ve siyasi açıdan oldukça hareketli günler yaşamanın yorgunluğundadır. KKTC Meclisi bütçe görüşmeleri sırasında bir yılın ağırlığı iktidarı ile muhalefeti ile milletvekillerinin konuşmalarında yer almaktadır. Meclis toplantıları izlenmesi gereken ve ülkenin genel durumunu anlatması açısından çok önemlidir. Bütçe görüşmelerinde; Yasama,yürütme ve yargı açısından faaliyetlerin, bir nevi yapılanlarla, yapılmayanlar arasındaki artı eksi farkının özetlenen sonucu vardır. İzleyiciye düşünme payı veren ve seçmene seçim sürecinde kararında yardımcı olacak ve bir yılın özeti, bilhassa bütçe görüşmeleri ile 365 sayfalık ve adına “ yıllık hesap “ diyebileceğimiz gerçeklerin sesli dile getirilişi mecliste kürsüden yapılmaktadır. Erhürman,Özersay,Özyiğit,Denktaş hükümeti ise en önemli konuda Kıbrıs Meselesinde ortak bir görüşe sahip değillerdir. Güney Kıbrıs’ın Anastasiyadis’i adını koymasa bile AB adına konuşmamaktadır. Avrupa ise hiç bir zaman Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğine razı değildir. Avrupanın niyeti kurnazlıkla adada azınlık durumuna düşmemiz, garanti anlaşmasını sulandırmaktır. Rumlar’a teslim olmamızı istemektir. Rumlarla anlaşmanın adı ister gevşek federasyon olsun, ister gergin federasyon bu bir rüyadır bu rüyadan artık uyanma zamanıdır. Bu hafta en çok izlenen program kanaatimce BRT2 Meclis Tv ‘de canlı yayınlanan 2019 Mali Yılı Bütçe görüşmeleridir. “2019 Mali Yılı Bütçesi “ yasa tasarısında özellikle muhalefet milletvekillerinin konuşmalarındaki tesbitlerinin önemi büyüktür. Dinlemeden söz sahibi olamayacağımız ayrı bir gerçektir. Bu gerçek ise ülkemiz halkını her yönden aydınlatandır. Milletvekillerinin gecenin bu vaktinde diye kürsüden söze girişleri sabaha yakın saatlerde oluyor ve söze giriş açısından normaldir. Bu girişten mana çıkarmak sadece popülizm olur. İşini layıkı ile yapmayan siyasetçilere notu ise tabi ki imtihan sandığında seçmen verecektir. sonuçta güzel bir söz,Mevlana’dan olsun, ”Allah’ın verdiği de, vermediği de imtihandır. “

Kötü işin şahidi; Vicdan

Kötü işin şahidi; Vicdan

İnsan ömrü içerisinde; Muhasebe yapmak, vicdan muhasebesi ve hayat muhasebesinin açılımının önemi büyüktür. Bir şeyin iyi ya da kötü yönlerini gözden geçirerek bir yargıya varmak muhasebedir. Vicdan muhasebesi ise kişin kendi davranışları hakkında bir yargıya varmasını sağlayan ve kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde kendine verdiği not olur. Hayat muhasebesine gelince insan hayatında geçmişe bakıp yapılanlar ile ve gelecekte yapılacak olanlarla karşılaştırma yapıp doğru ve yanlış arasında değerlendirmede bulunup nerden geldim nereye gideceğim sorusuna cevap aramak ve hareketlerine vereceği yönü tesbit edebilmesidir, diyebiliriz. Hayatın her evresinde muhasebe bir nevi karşılıklı oturup birbiriyle hesaplaşma durumudur. Hesap işleriyle uğraşmaktır. “Ekonomik faaliyetlerde bulunan tüm kuruluşların mali nitelikteki işlemleri ve olayları para ile ifade edilmiş şekilde kaydeden, sınıflandıran, özetleyerek rapor eden ve sonuçlarını yorumlayan ve analiz eden bir bilim dalı muhasebenin tanımıdır.” Bütçe tarihçesine bakacak olursak “ Bütçeyle ilgili yerli ve yabancı literatürde bütçe kelimesinin bütün dillere İngilizce budget kelimesi ile girdiği ve Latince kökünün bulga olduğu,”Budget” kelimesi İngilizceye çanta, torba anlamındaki bouget kelimesinin değişmesiyle girmiş olduğu ve bugünkü manası ilk defa 18. yüzyıl içinde kullanılmaya başlandığı,Türkiye’de bütçe kelimesinin Tanzimattan sonra kullanılmaya başlanmış olduğu ve 1876 yılından başlamak üzere ‘Muvazene Defteri’ ve ‘Muvazene-i Umumiye’ kelimeleri ile dilimizde yer almış olduğunu “ görüyoruz. Her yıl bütçe görüşmeleri başladığı zaman eski zamanın mali yılının 1 Mart tarihinde kapandığı, sisli çocukluk anılarım içinde yer alandır. Nedeni ise doğduğum günün o gün olduğu için ve maaş artışlarının yasallaştırılmasına denk düşmesi ile aileye şans getirdiğimin annem tarafından bana masal gibi anlatıldığı idi. Mali yıl sonunun 31.12 alınması tarihi ile ilgili net olmayan bilgilerimi netleştirmek gerektiğine de inanıyorum. 2019 Mali yılı bütçe yasa tasarısı KKTC ‘de görüşülmeye Cumhurbaşkanlığı Bütçesi ile başlamıştır. Sayılı günler sonunda her bakanlığın bütçesi Meclis’te görüşülecek oylanacak ve büyük bir olasılıkla oy çokluğu ile Meclis’ten geçecektir. Bu arada Pazartesi günü yapılan Meclis toplantısında UBP önerisi ile ülkemizde yaşanan sel felaketinin yol açtığı tahribatın nedenlerinin araştırılması Meclis kararına oy birliği ile bağlanmış ve bu hususta komite oluşturulması yoluna gidileceğini memnuniyetle öğrendik. Bilindiği üzere Akdeniz’in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs’ın kuzeyinde yer alan Girne turizmin göz bebeğidir ve batıdan doğuya sahil ile adanın iç taraflarını birbirine bağlayan üç önemli geçit ile Geçitköy Boğazı, Girne Boğazı ve Mersinlik ‘ Tatlısu Boğazları ile ulaşımı sağlanmaktadır. Dolayısıyla Girne Lefkoşa yolunun üstelik onca aylık tamiratı sonrası “yeni yol ” diye açılması ve şiddetli yağmurlu bir günde Boğaz’dan Girne’ye dere vazifesi görmesi ile 4 gencecik fidanı aramızdan alış sebepleri şüphelere mahal vermeyecek şekilde araştırılmalı ve o yolun tehlikesinin bir an önce dahası derhal giderilmesi başka ölümlere sebebiyet vermemesi açısından sağlanmalıdır. Bilinmelidir ki bu gençlerimizin can bedeli vicdanen ödenmez olandır. Ve diyorlar ki! “Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdanımızdır”

“Şüphe duymayan hakikati bulamaz”

“Şüphe duymayan hakikati bulamaz”

KKTC ‘de kurulduğu günden beri, bahtı kara hükümet 12-9-3-3 sayı ile 27 milletvekiline sahip 4 partili koalisyon hükümeti olmuştur. Bahtı kara dendimi mutsuz, dertten kurtulamayan, işleri hep ters gidenler için kullanılan bu deyim mevcut hükümet için tam uygun bir tabirdir. 4 Başlı hükümetin yaptıkları her icraatın hep kötü sonuçlanması, yaptıkları işlerde başarısız olması,bütün bu olaylar halkımızın gözü önünde, ceryan eden hadiselerdir. Hani derler ya insanımız geçim derdinde, hükümetimiz koltuk derdinde işte tam bu hesap, bizim hükümet mensupları da gelip geçici kararlarla iş yaparız pozisyonlarını müdafaada üstlerine yok. 174 kişinin vatandaşlığını iptal etmişler, o kişileri mahkeme koridorlarında hem maddi hem manevi olarak zarara uğratmışlardır. Döviz düşmüş olmasına rağmen fiyat denetiminden uzak hükümetin ortak tavrı ve müdafaası daha on aylık bir hükümetiz, seçim propagandasında dedik ya “çalışır yaparız” oluyor. Bu sloganla yola çıkanlar girdikleri sözlü ve yazılı sınavda halk nezdinde başarısız olduklarını ve sınıfta kaldıklarını bilmeleri gerekir. Ülkemizdeki yaşanan doğal afetin sebep olduğu cana ve mala olan zarar ülkemiz halkının kalbinde derin yaralar açmıştır. Ölümün soğukluğunun olduğu yerdeki korku ve endişe çevreyi sarmıştır. Üzgünüz,acılıyız,yastayız. Yapılan ve geçen 44 yılın iktidarlarını, eleştirmede bir de bakıyorsunuz ki mangalda kül bırakmayanlar yorumları ile güne uygun olmayan eleştirilerini mide bulantısı ile dışa vuruyorlar. Halbuki ülkemizde gelip geçen bütün iktidarların kronolojisine bakar isek belirli dönemler hariç iktidardan geçen koalisyonlardaki siyasi partilerinin onlarca yıl iktidarları ve koalisyonlarda ve icraatta oldukları henüz unutulmamıştır. Siyasette bu yıl bu koalisyon hükümetlerinin 4’lüsünde Sayın Kudret Özersay başkanlığındaki siyasi partide yer alan olmuş ve “kadro” 2018 Genel seçim sonrasında siyasi partiler nezdinde tamamlanmıştır.Sayın Erhürman ile hukukçu kimliklerini devamlı ön plana çıkaran bu iki milletvekilimiz Başbakan ve Başbakan yardımcısı olarak görev yapmaktadırlar. Konuşa konuşa devlet idaresinde söz sahibi olmayı öğrenmeye çalışmaktadırlar.Tecrübesizliklerini, deneme yanılma yolu ile sevk ve idarede hüküm sürdürmektedirler. Aralık ayı bütçe görüşmelerinin arifesi, para akışı sağlanacak ekonomik protokolden uzak ,KKTC Meclisiden geçirmek için çaba göstermektedirler. Öyle veya böyle bütçe elbette yasal süreçte Meclis’ten geçecektir. Sonrasında uygulamada nasıl mazaret üretecekleri ise merak konusudur. Döviz krizini yönetemeyen 4’lü hükümet, ülkemizde yaşanan doğal afet krizinide yönetememiştir,üstesinden çıkmaya çalışmaktadır. Türkiye her zaman olduğu gibi ülkemiz halkının yanında olduğunu, Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun ifadelerinde yerini bulmuş “Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı” nezdinde istenilen gerekli yardımın yapılacağı hususu burdaki hükümete bildirilmiş olduğu haberlerde izlenendir.Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin şahsında Türkiye’ye şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi iletiriz. Sonuçta, 4 gencimizi sel sularında ”Kara Çarşamba” denilen günde kaybetmiş olmanın acısının tarifi yoktur. Zihinlerdeki şüphe trafiğe yeni açılan, yeni yol güzergahında, yol durumunda nasıl bir olumsuzluğun ve teknik hatanın böyle bir kazaya mahal verdiği şüphelerini beraberinde getirmiştir. ”Şüphe duymayan hakikati buIamaz.”sözü unutulmaması gerekendir. Hükümetin bu konuda her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak açıklamayı yapma zaruriyeti vardır. Bekliyoruz…

Özürsüz icraat

Özürsüz icraat

Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi.’ Sözü ile Mehmet Akif müteselsilen devam eden dünya halinin üzerindeki değişmezliği bir nevi vurguluyor. Kader saatimiz çalışıyor günler geçti,haftalar ayları derken yıl sonu aralığına geldik. Bu kapıdan 2019 Ocak ayı görünüyor. Yılın son ayında Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin “Basın Resepsiyonu “ na Star Medya grubundan Ada tv Haber Müdürü Nihan Yücel ve diğer davetli arkadaşlarımız ile birlikte katıldık. Ülkemiz yazılı ve görsel basının büyük bir çoğunluğunun davete icabet ettiğini gördük. Davetlilerin yüzlerdeki memnuniyet verici ifadeler son derece önemliydi. Sayın Büyükelçi ve eşinin ve Elçilik mensuplarının basın camiasına gösterdiği ilgi görülmeye değerdi. Kendilerine böyle bir davet için yeniden teşekkürler ediyoruz. Yılın son ayında bütün bir yılın özeti değişmeyen ve çözümü çok zor olan yaşlanmış ve yorgun Kıbrıs meselemiz 2019 yılında da sürecini bir şekilde idame ettirecektir. Kıbrıs adasının stratejik konumu ile gündemi yine meşgul edeceği bir yeni yılı daha hep beraber izleyeceğiz. 2019 yılı şimdiden başlayan KKTC Cumhurbaşkanı adayları kim olacak sorusuna günlerinde cevap arayan olacaktır. 12-9-3-3 Hükümeti birlikteliği devam eder mi? Diye şimdiden bir kehanette bulunmak doğru bir yaklaşım olmasa bile yine de bir birlerine devamlı koltuk aşklarını ifade eden siyasi parti başkanlarının tutumlarının kendi kadrolarında ne kadar yer edineceği merak konusudur. Beyanatlarının aksine durum pek iç açıcı değildir. Ülkemiz halkı bu hükümetin beceriksiz icraatlarından hiç memnun değildir. Bütçe görüşmeleri sırasında KKTC Meclisi kürsüsü muhalefete belkide dar gelecektir. Söyleyecek çok şey vardır ancak dinleyecek bir hükümet yoktur. Hükümete mensup milletvekillerinin her biri ayrı bir telden çalmaktadır. Kadına şiddet olayları protesto edilirken ve bizler sloganlar ile hiç bir konuya çözüm bulunamaz derken gündemi değiştirecek söylemler havada uçmakta ojeli tırnaklar arasından kırbaçlı paylaşımlar ülkemiz selameti için reva görülerek reklamların oynandığını görmenin ızdırabını ayrıca yaşamaktayız. Naylon poşet, konusu ayrı bir doğal felaketin sebebi olsada paralı olmasının yararlı olup olmadığını, çevreden gördüklerimiz ve duyduklarımız ile takip eden olacağız. Sosyal medya gündemi ve yorumlar bu yöndeki güncel gelişmelerin haberdarı konumunu muhafaza edecektir. Hükümetin maliye bakanı emekliye ve kamu görevlilerine gününde yaptığı maaş ödemeleri ile takdir edilendir. Bu konuda ise gösterilen gayretler gözden kaçmamaktadır. Hükümet bir nevi maaş ödemelerini kendisine kalkan olarak kullanmaktadır. Aklın önüne geçen hırs ile hükümetin devamlılığı erken bir genel seçim getirirmi sorusuna cevap Cumhurbaşkanı adayı olacak isim belirleyici olacağı söylensede Cumhurbaşkanı adayı olmayı siyasi parti liderlerin ciddiyetle düşünmeleri gerekendir. Kurumsallaşmanın gereği budur. Anastasiadis bir kez daha aday olmayacağım derken 4 boyutlu siyasetinin hiç bir boyutunda önemli mesafe alamayan Sayın Akıncı aday olmamayı düşünmelidir kanaati halkımız arasında oldukça yaygındır. Anastasiades demişken Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, başkanlık seçimlerini kazanması sebebiyle çocuk istismarından hüküm giymiş yedi kişiye başkanlık affı verilmesinden ötürü halkından özür diledi ve yeni seçilecek başkana böyle bir hataya düşmemesi nasihatini de yaptı. Oy uğruna seçim öncesinde verilen vaatlere özür. Hani derler ya özrü kabahatinden büyük. Bir özür de “Engelliler” için Sayın Özersay’dan… Halbuki her tedbirin önceliği ve zamanı vardır.Kaldı ki, özür ayni konuda tekrarı olmadığı müddet geçerlidir. Beklentimiz ülkemizde özürsüz icraattır.

Astarı yüzünden pahalı

Astarı yüzünden pahalı

“Gazetecilik bir bisiklet kazasıyla, bir uygarlığın çöküşünü birbirinden ayıramayan bir olaydır.” Diyenler mutlaka o günün şartlarından bahsederken geleceğe ışık tutanlardır. Gazetecinin, bulunduğu yerde mutlaka bir hareket vardır. Geçenlerde Mağusada yaşanan bir olay bir bakan ile Basın-Sen’i karşı karşıya getirmiş ve Sayın İçişleri Bakanı Facebook hesabı üzerinden bir açıklama yapma mecburiyeti duymuştur.

“Dün akşam, Maraş-Der’in davetlisi olarak Maraşlılarla Maraş’ın geleceği ve imar planlarını konuştuk. Toplantımız, herkesin saygı çerçevesinde fikirlerini söylediği, sorunların masaya yatırıldığı ve olumlu eleştirilerin de yapıldığı çok güzel bir ortamda gerçekleşti. Tüm fikileri alarak Maraş bölgesinin gelişimi için gerekeni yapmaya devam edeceğiz. Maraş-Der’in davetine ve yapılan katkılara çok teşekkür ediyorum.

Öte yandan, basın mensuplarını kovduğuma ilişkin yapılan haberin de doğru olmadığını, toplantıyı düzenleyen Maraş-Der’in ve bizlerin basına herhangi bir davet yapmadığını, toplantının basına kapalı yapılacağını söylediğimizi ve dilerlerse toplantı bitiminde açıklama ve fotoğraf alabileceklerini ifade ettik.

Ülkemizde basın emekçisi olabilmenin ne denli zorluklar içerdiğini bilen biri olarak, basın ve haber alma özgürlüğüne her daim saygı duyduğumu ve sahip çıkacağımı belirtirim. Özgür basına her daim hepimizin ihtiyacı vardır. Fakat dün akşam yaşananların basın özgürlüğü ile ilgisi pek yoktur. Tek yapılan, basına kapalı olan toplantının, basına kapalı olduğunu oraya gelen iki basın mensubuna bildirmek olmuştur. Kamuoyuna saygı ile duyurur bu vesileyle herkesi selamlarım.” Diyerek noktaladığı beyanı ile iki kişiye yani basın mensuplarına toplantıyı izlemelerine izin vermediklerini duyurmuştur. Toplum yararına konuşulacak bir meselede niye “basına kapalıdır” noktası anlaşılır bir izahat değildir. Sayın Baybars ayrıca açıklamasında kendi tabiri ile “basın mensuplarını “kovduğuma “ dair” diye cümle içerisinde kullandığı üslup kanaatimce hiç de hoş olmamıştır. Elbette Sayın Bakanların yazdıkları cümleleri düzeltecek halimiz yoktur. Bilinmesi gereken gerçek ise her halükarda bütün olarak siyasilerin sinir kontrollerinin, her zaman ve her koşulda olması gerektiğidir.

Basın mensuplarına, hele de kenti ilgilendiren bir konusu olan böyle bir toplantıda engel koymanın hiç de gereği yoktu. Bir hata yapılmıştır bu olayın kamu oyunda tasvibi olmadığı gibi “Basın Emekçileri” nezdinde de kabulü mümkün olmadığını yaptıkları açıklamalardan okuyanlarız. Halbuki temiz toplum, temiz siyaset, şeffaf yönetim, anlayışı olan siyasi bir partinin iktidarda yer alan bir bakanının, basın mensuplarını, toplantının yapılacağı yerden çıkarması veya çıkardırılmasına zemin hazırlaması kanaatimizce olumlu bir davranış olmamıştır. Dileriz her iki taraf da anlayış çerçevesinde bu nahoş hadisede üzerlerine düşen hassasiyeti gösterir ve sonuç istenilen seviyeye gelir. Özür dilemek de bilindiği üzere karşılıklı olduğu müddet ehemmiyet kazanır. Meselenin özünde mutlaka anlayış kazanacaktır. Bilinmesi gereken ise her olayda her haberin doğruluğu nispetinde değer kazandığıdır.

Bu gün Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin “Basın Resepsiyonu” vardır. Sayın Büyükelçi ile basın mensupların bir araya geleceği böylesine bir birlikteliğin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde önemi oldukça büyüktür. İcabet edeceğimiz bu resepsiyonun kamu oyuna yansıması mutlaka ses getirecek olandır. Bir vesile; Sayın Büyükelçiye görevinde yeniden başarılar dileriz.