Month: May 2019

Sözler aklımızda!

Sözler aklımızda!

Ülkemizde yasama organı olan KKTC Meclis’ine 5 yıl için görev tevdi etmek için sandık başına giden seçmen, siyasi partilere 6 İlçede ,Lefkoşa, Mağusa, Girne, Yeniiskele, Güzelyurt ve Lefke’den, ayrı ayrı partilerinden gösterilen 50 aday için “Seçim ve Halkoylaması” yasasına atfen çarşaf liste dediğimiz oy pusulaları üzerinde mühür, tercih veya karma oyları ile siyasi partiler ve adayları üzerinde seçme haklarını kullanmışlardır. Ülkemizdeki seçimler Yüksek Seçim Kurulu tarafından yürütülmekte ve çıkan sonuçlara göre Meclis’e hangi partinin kaç milletvekili göndereceğini oyların sayılmasına müteakip resmî olarak açıklanmakta, mazabatasını alan milletvekillerinin Anayasaya uygun yemin metninin Meclis kürsüsünden doğru olarak okunuşu ile milletvekili görevleri yürürlüğe girmektedir. Siyasi partilerin sahip olduğu koltuk sayısı ise iktıdarın şeklini belirlemektedir. Bütün siyasi partiler köklü olsun köksüz olsun seçime girerken tek başına iktidar sloganı ile girmekte oldukları ise bilinen bir gerçektir. son seçimlere iddialı girmelerine rağmen 1. Parti gelen UBP, 21 milletvekilinde kalmış 26 sayısını bulmadığı için, tek başına iktidar olma şansını, çeşitli oyunlar neticesinde yitirmiştir. HP ise kendilerinin umut olduğunu ve Genel Başkanları Sayın Kudret Özersay’ın da tek başına iktidar hayali/hedefi ,sandıkların açılmasıyla şaşmış ve 9 milletvekili ile 3. parti olarak sıralamada yerini almıştır. Bu gün için ise koalisyon kurduğu kafa ve kasa birliği yaptığı ortakları tarafından gerek başkanlar gerekse bazı milletvekilleri tarafından 4’lü koalisyonu bozan kişi olarak maalesef hedef tahtası seçilmiştir. Özersay, DP Lideri Sayın Serdar Denktaş’ın bir televizyon programında sert eleştirilerine maruz kalmıştır. Özersay’ın 14 ayda hala daha siyasette ayaklarının yere basmadığını söyleyen Denktaş, “İşlemeyecek bir maliye var ortada. İşlemeyecek maliyenin neyini denetleyecekler? diye eleştirilerini sürdürürken kendisin 30 yıldır siyasetin içinde olduğunu ve hala daha öğreneceği daha bir çok şeyin olduğunu ifade ederken Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’a yönelik yaptığı açıklamalarda Denktaş, “ilkokul mezunu olan birinin profesörlük yapmaya talip olmasına benzer bu iş. Bu nedenle lütfen devleti bu şekilde bozmasın” diye de öğütlerde bulunmuştur. Tabi bu öğüt içerisinde yeni hükümette bakanlıklara bağlı kurum ve kuruluşların yer değişmesine ilişkin bir nevi itirazı olduğu da aşikardı. Ülkemizde köklü partiler arasında UBP ve CTP kurumsallaşmış yapıları ile öncelikli olarak var olanlardır. KKTC Meclisinde 5 ve yukarı milletvekili kazanan partilerin gruplarının olacağı ise bilinmektedir. Şu anda Meclis’te grubu olan üç parti vardır. Grubu olmayanlar ise DP- TDP ve YDP’dir. 460 günde 2018 erken genel seçimlerinden sonra kurulan ve halkın büyük çoğunluğunun beceriksizlikle nitelendirdiği 4’lü koalisyon sona ermiş” hükümet hükmünü yitirmiş” ve yeni bir koalisyon olan UBP-HP hükümeti protokolündeki maddelere başkanların bir nevi mühür basmaları ile kurulmuştur. Hükümet programı Meclis’te UBP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar tarafından okunmuştur. Her programın, uygulanabilir olmasının ehemmiyeti bütçedeki kaynaklardan geçtiği biliniyor. Meclis’ten geçen ve denk olmayan bir bütçenin varlığında, ülkedeki bütün bu sorunların, anahtarını biliyoruz diyen dünkü ana muhalefetin ve bu günkü iktidarının büyük tarafının ve ortağının ülkemizin müreffeh bir yapıya kavuşması için atacakları adım atılmıştır. Hükümet programı üzerinde bu gün söz meclistedir. Cumartesi/ Pazar günü yapılacak güven oylamasına müteakip yürütme , kurulan 2’li hükümetin sorumluluğuna geçecektir. Yeni kurulan kabinede Başbakan ve bakanların görevi bir bütün ekip olarak ülke halkına söz verdiklerini mutlaka yerine getirmektir. Yasama ve yürütme seçmenin takibi altındadır. Yargıya güven tamdır. İş yapabilirlik yani icraat ise beklenendir. Hükümetin güven oyu oylaması için bu günden itibaren geri sayım başlamıştır…

Advertisements
Ekonomik Protokol ve refah denklemi

Ekonomik Protokol ve refah denklemi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 41. Hükümet, kuruluncaya kadar siyasi arena bir çok olaylara tanıklık etmiştir. UBP mazisi derin, köklü ve her zaman için kemikleşmiş diye tabir edilen ülke genelindeki oy potansiyeli olan kurumsallaşmış bir siyasi partidir. İç politikada çeşitli fırtınaları bir şekilde atlatmış ve bu günlere gelirken Sayın Hüseyin Özgürgün’ün genel başkanlığında girdiği 2018 genel seçimlerinde 21 milletvekili çıkarmıştır. CTP’in eskiler ve yeniler denilen cepheleşmede milletvekili sayısı 12 düşerken DP ‘nin Serdar Denktaş başkanlığındaki partisi 3 ,TDP ‘nin Cemal Özyiğit başkanlığındaki partisi 3 ve YDP ‘in Erhan Arıklı başkanlığındaki partisi de 2 milletvekili ile KKTC Meclisinine girerken 50 koltuğun 9 tanesi de HP’in olmuştur. 21 Milletvekili ile UBP muhalefette bırakılmıştır. Kurulan 4 Başlı hükümet icraatlarını takipte muhalefet oldukça etkili olurken . 4 başlı hükümetin devamlı olarak birbirlerine güvendiklerini,samimi olduklarını, her halükarda tekrarlayıp sevdalarını perçinledilerini sandıkları bir anda, hani derler ya insan sinirlenir ve olaylardan bıkar ve son raddeye gelip canım burnumdan çıkacak kadar doluyum der işte o anda Sayın Kudret Özersay‘ın Sayın Denktaş’a şok arazi müdahalesi ile gelişmeler oluşur ve hükümet bozulur. Artık ilişkiler zedelenmiş hükümet sevdası sona ermiştir. Geçmişi konuşmak bundan sonra abesle iştigal olup sadece ülke halkının menfaatlerini için alınacak kararları ertelemek olur. 2020 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri yakın bir gelecektedir ve her parti liderinin kendi siyasi partisine karşı sorumluluğu vardır. Kıbrıs meselesi konusunda Sayın Tatar’ın kabineyi kurduktan sonraki Saray’ın çıkışında söylediği “bir kaç cümle için” Sayın Akıncı‘nın derhal biz içeride bu konuları konuşmadık deyişi ,Sayın Başbakan’a karşıt bir cevap olmuştur. HP’nin Parti Meclisinde UBP ile hükümet kurma oylamasında üyelerin üçte biri hayır bu koalisyon kurulmasın yönünde olduğu gerçeğine demokrasi deyip geçerken bu rakamın önemli bir oran olduğunun da akıldan çıkarılmaması kanaati yaygındır. Ulusal Birlik Partisi Parti Meclisi Genel Başkan Sayın Ersin Tatar’a hükümeti kurma yönünde, oy birliği ile açık bir çek vermiştir. Açık çek yaprağına ise Sayın Tatar 7 Kabine üyesinin ismini yazıp doldurmuş ve imzalamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı, hükümet protokolünün imzasından sonra kabineyi onaylamıştır. Yeni hükümet yedi günlük süreçte UBP- HP koalisyonu olarak şekillenmiş yeni Bakanlar Kurulu Meclis Genel kuruluna ayni gün sunulmuştur. Anayasanın ilgi maddelerine göre hükümet programının Meclis’e sunulması 27 Mayıs 2019 Pazartesi günü toplanacak Meclis Genel Kurulunda okunmasına müteakip geçecek süre hitamında güven oyuna başvurulması sonrasında puanlamaya göre komite başkanlıkları, hangi partiden kaç üye ile temsiliyeti derken, yürütme “Bakanlar Kurulu” ve yasama görevi Meclis Genel Kurulunda yeni oluşumla çalışmalarını sürdürecektir. Ana Muhalefet CTP olmuştur . Gündemin en merak edilen konusun ekonomik protokol ne zaman imzalanacağı ve para akışının icraata nasıl yansıtılacağıdır. Gündemi ve yeni hükümetin halka vereceği refahın ne olacağını,pahalılığın önlenip önlenemiyeceğini hep birlikte izleyeceğiz. Hep yazdım yazacağım dediğim konuların başında ise geçmiş hükümetin verdiği ve bir şekilde yürürlüğe koyduğu 175 kişinin vatandaşlığının iptali kararının geri alınması, gerekliliğidir. Bu istemin 2’li hükümete hatırlatılma ve iletme mağdur vatandaşlarımızın genel isteğidir. Mahkemelerde bu kişileri, ara emirlerle bekletmenin manası eziyetten başka bir şey değildir. Bu minvalde kurulan yeni 2’li koalisyon hükümetine başarılar dileriz.

Gönülleri olacak mı?

Gönülleri olacak mı?

Hükümet düştüydü, düşecekti derken, düşen bir hükümetin 15 aylık kullanım sürelerinin sonunda o hükümette yer alanların konuşması bir nevi günah çıkarma olur. Bu tür davranışlar ile bir yere varılamayacağı aşikar olan bir geçmiş için, her açıklama ve her ithama laf yetiştirecek eski ortakların hal ve davranışlarını üzülerek görüyoruz. Halkımızın siyasilerin gönülünün olmasını beklerken, canının çıktığı noktadayız. Zorluklar ise kendini pahalılıkta gösteren olmakta ve devam etmektedir. Mahalleden tutun, caddeye çıkın,bütün sokaklarda, erken seçim olsun, sesleri gittikçe yükselmektedir. UBP’nin tek başına iktidarının istendiği açıkça ifade edilendir. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın hükümeti kurma görevini aldığı günden, yani 15 Mayıs 2019 tarihinden itibaren geçen süre, geriye doğru sayılırsa zaman giderek azalmaktadır. HP ile UBP heyetlerinin 2.görüşme sonrası basın önünde beyanları vardır. Bilmeleri gereken fazla eleyip sık dokurken geçen sürenin ülkemize vereceği zarardır. Bir saat gecikmenin dahi getireceği olumsuzluklar ortadadır. Eğer her iki taraf da önceden biz bu koalisyonu kurduk deyip öncelikli olarak halkın refahı için icraata geçmekten ziyade konuyu detaylarla boğacaklarsa, işleri çok zor olacağa benziyor. Nitekim Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ‘Türkiye’nin ve KKTC’nin bölgedeki enerji denkleminden dışlanamayacağını artık herkesin kabul etmesi gerekmektedir’ açıklaması ve Sayın Oktay’ın “Hedefimiz Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğinin mutlak şekilde sağlanması ve Ada’daki meşru haklarının, güvenliğinin ve refahının garanti altına alınmasıdır. Kıbrıs Türkünün haklarını garanti altına alan ve güvenlik endişelerini karşılayan çözüm modellerini görüşmeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim” diyerek sözlerine devam etmesi ile Kıbrıs Türk halkının hak ettiği refah seviyesine ulaşmasının engellenmesinin ve mevcut statükonun korunmasının, sürdürülebilir bir tutum olmadığını vurgulayarak, ucu açık müzakere süreçlerinin ve Ada’daki mevcut gerçekleri göz ardı eden yaklaşımların artık bir tarafa bırakılmasının elzem olduğuna işaret etmesi gerçeğin ta kendisidir. Sayın Oktay, Kurulacak yeni hükümetin önünde özellikle yapısal reformlar ve ekonomik durum çerçevesinde ivedilikle çözüm bekleyen birçok konu bulunduğuna dikkat çekmiş,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin istikrarı ve refahı için, uzun yıllardır gündemde olan reformların ciddiyetle, vakit kaybetmeksizin ele alınmasının en temel beklentileri olduğunu özellikle ifadelendirmesi oldukça anlamlı bir ikazdır. Kıbrıs Türk Kızılayı ve Vakıflar işbirliğinde, Hala Sultan Cami avlusunda düzenlenen iftar programına KKTC’ye Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’la birlikte TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de iftara Sayın Oktay’la birlikte katılmışlardır. KKTC’den ise iftar programına, Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, bazı milletvekilleri ve yetkililer katıldığı ise haberlere yansıyandır. Sayın Oktay’ın Kıbrıs’ta iftara katılması, Türkiye için “mesafenin önemi “ olmadığının, ayrı önemli bir mesajı olmuş ve güçlü bir ses getirmiştir. Türkiye’siz bir KKTC’nin düşünülemeyeceğinin isbatı mahiyetinde olmuştur. Sonuçta Sayın Oktay yeni bir hükümet derken, zorlukları mübarek bir gecede yaptığı konuşmasıyla açıkça dillendirmiştir. Anlayan tabi ki anlamıştır. Anlaşılmayacak bir şey yoktur. Her iki partiye kolay gelsin derken, hatırlatılmak gerekir “fazla naz aşık usandırır” Tabi ki anlayanlara!

İlahi organizasyon

İlahi organizasyon

Denge her fırsatta kullanılan anlamı oldukça derin olan ve iki karşıt gücün denk gelmesinden meydana gelen sonucu gösterir. Dengesiz olma veya kusura bakmayın dengesi bozuk denilen hallerin mevcudiyetinde dahi insan kimi nereye neden koyduğunun yanlışını arar durur. İnsanoğlu aradığı yanlışı bulduğu zaman ise adeta bir terazideki ayarı gerçekleştirmiş gibi sevinir. Ayar verdiği dengede başarıyı yakalar. Hakikatlerin açılımı, her zaman, illaki hiddetle yapılmasını gerektirmez. Her konu kendine has bilgilerin toplamında teorik yönden olduğu kadar pratikte de anlaşılır, kullanılabilir olmalıdır. Denge, hayatın her aşamasında, siyasette olsun, sosyal hayatta olsun ekonomide olsun gereken en önemli faktördür. Hani denge şaşarsa, terazinin tartısındaki, ayar da ya aşırı negatif yöne ya da aşırı pozitif yöne kayar, bu sapma hali ise hoş olmayan neticeler verir. Her şeyin fazlası veya azı zarardır düşüncesi ile dengede karar kılmak en güzeli. Ayrıca toplumsal muvazene, hassas terazi gibi, özen gösterilmesi gereken ayrı bir konudur. Ekolojik dengemizdeki ısrar bazı hallerde her zaman olumsuzu olumluya çeviremiyorsa da bütün insani ilişkilerdeki arayış sonucundaki huzur, sağlık mutluluk ile sevginin toplanıp bölünmesi belki de bizleri o denge denilen kavramın ortasında bulundurabilecektir. Yeter ki o kötü hırsın, önündeki engeller kaldırılabilir olsun. Akıl hırsın önüne geçebilsin. Yaşadığımız bu yerlerin ülkemizin kıymetinde, aldığımız nefesin şükründe olmak düşünce gücünün etrafa yaymış olduğu ışığı görmek duygusu özelliğinde olan insanların etraflarında pozitif enerjiyi hissetmek kadar tabii bir olay var ki işte bu duygular her zaman insanı güçlü kılandır. Açtığınız bir telefondaki ses dahi aradaki mesafeleri kısaltır, karşınızdaki ile yaptığınız konuşmada oluşan bariz bir dengenin varlığı sizi aynı doğrultuda bir neşeli hale getirdiği gibi hüznü de paylaşabilmenin zirvesine taşıyabilir. O zaman her hali ile kabullendiğimiz dünyamızda, dünya ile antlaşmamız sona erene kadar hiç kimsenin kimseyi kırmadığı dengede buluşmak en iyisi değilde nedir? Nefret ile sevgi arasındaki denge için eğer Peygamberimiz “Nefret etme, çok seversin, çok sevme, nefret edersin.” demişse bu günkü duamız rabbimizin bizleri ortak anlayışta buluşturması adına olsun. Unutmamak gerekir; “ Dünya o kadar ilahi bir şekilde organize edilmiştir ki her birimiz kendi yerimizde ve zamanımızda, diğer her şeyle denge halindeyizdir.” sözünü bu günlere bırakanların da bu yöndeki sözleri geçerliliğini halen muhafaza etmektedir.

Zaman boşa geçiyor

..Ve karar! dedik geçen Perşembe gününden başlayan siyasi gelişmeleri yazdık. Cuma günü siyaset yoğun gündemi ile hemen hemen her bir kişinin söylemlerinde ifadesini buldu. Özellikle 4’başlı hükümetin bir başının Maliye Bakanın görevinden istifası ile HP ‘nin hükümetten çekilmesi tarafları ”çamaşır ipi” gibi gerdi. Bu gelişmelerde Sayın Erhürman’ın CTP parti Meclisi sonrası ve hükümetin istifasını Cumhurbaşkanına verdikten sonraki tavırlarında oldukça rahata ermiş bir vaziyet sergilemeye çalışırken,bakışlarında derin manalar olduğu, söylemek istediği ama söyleyemediği çok şeyin var olduğu gözlerinden anlaşılıyordu. Hükümeti kurma görevinin derhal Sayın Ersin Tatar’a yani UBP Genel Başkanına verilmesi istemini ve yeni hükümetin kurulması gerekliliğinin farz olduğu şeklinde açıklama yapması kanaatimce samimi, hukuksal ve siyasi görüşü idi! Dört başlı hükümetin icraatsız geçirdiği ziyan olan ve boşa geçen 460 gün. Peki bu günlerin halka uğrattığı zararı kim ödeyecek? beceriksizliği kim üstlenecek? köşe kapmacada var olanların açılımı zaten o anlamaz, bu anlamaz diyerekten ”al gülüm ver gülüm” derken ilk okul birinci sınıf Türkçe dersinde okuduğumuz “Ali bana top at” oyununu oynadılar ve oyun bitti. Şimdi kim kabahatli kim kabahatsin diyerekten Cumhurbaşkanı adayı olmak isteyenlerden tweter hesabı olsun Facebook hesabı olsun her kafadan, her hesaptan bir eleştiri ki dün Sayın Kudret Özersay ile iyi geçinenler bu gün Özersay için söylenmedik laf bırakmadılar. Şimdiki durumda boşa geçecek zaman olmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanı görevi hemen vermeliydi. Vermedi çünkü ortalık karışsın, herkes eteğindeki taşları yere sersin diye beklemeye kararlıydı ve işi uzattı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için eline geçen fırsatı reklam geçidi olarak kullanmak kendince akıllıca bir düşünce tarzı oldu. Anayasal süreç içerisinde Meclis aritmetiği eğer kitlenip bir hükümeti içinden çıkaramaz ise “Cumhuriyet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi” gündeme gelebileceği varsayımına kadar, ortada laflar, döndürek gibi döndüğü için Anayasanın 88. Maddesine, bu işe ne der diye baktım. İşin yasal boyutuna gelince; “(1) Cumhuriyet Meclisi, kendi seçiminin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir. Çekimser ve geçersiz oylar sadece toplantı yetersayısına dahil olur; karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz. (2) Cumhurbaşkanı, bu Anayasanın 106. maddesinin (2). fıkrası kurallarına uygun olarak, altmış günlük süre içinde cumhuriyet Meclisi çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. (3) Bu Anayasanın 109. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun bir yıllık süre içinde, güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucu üç kez düşmüş veya düşürülmüş olması halinde, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. (4) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları uyarınca Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermeden önce, gerekli gördüğü takdirde, halkoylamasına başvurabilir. (5) Cumhurbaşkanı, seçimlerin yenilenmesini veya halkoylamasına başvurulmasını kararlaştırırken, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Cumhuriyet Meclisinde grubu bulunan siyasal parti başkanlarının görüşlerini alır.” diyen bir KKTC Anayasasının gerekleri yerine getirilirken halkımızın nasıl bir felaketin içine itileceği göz ardı ediliyor. Gerçek o ki bu hükümet halkın başına düşmüştür. Yoksa ülkemin başına gelen en güzel şey bu hükümet idi diyebileceğimiz şey, hiç bir zaman olmamıştır. Olmadığı için de bozulmuştur. Geç kalınması ülkemizin dezavantajı olmuştur. Siyaset denen büyük oyunda siyasetçilere tavsiyemiz mi ?Anlamlı bir deyim olsun “Büyük lokma ye büyük söz söyleme” 

…ve karar

Pazartesi ve Salı günleri KKTC Meclisinin yasama ve güncel konuların görüşüldüğü günlerdir.Bu günlerde pür dikkat gözlerimiz televizyon ekranına takılıyor, izliyoruz. Meclis Genel Kurul toplantılarını bilhassa evde olan, kahvede oturan ve siyaseti seven kişilerin, Meclis’e oyları ile iradesini devrettikleri milletvekillerinin yasama adına neler yaptıklarını ve yapılan yasalaradan ülke halkının sağladığı yarar ve refahın hangi boyutta olduğunu, konuşmaları dinleyerek sonuç çıkardıklarını biliyoruz. Meclis koltukları zaman zaman boş olsa dahi izleyicileri olan bir kanalı izlemek 50 Milletvekilinden hangisinin hangi konuları gündeme taşıdıklarını öğrenmek elbette gerekendir. İki günde izlediklerimize,dinlediklerimize şaşmamak elde değildir. Ekonomik protokolle ilgili Sayın Başbakan Erhürman’ın üzerine basa basa kayıt altına geçsin diye söylüyorum cümlesini ve gelişen ve yaşanan kendilerince malûm süreci anlatışını yeniden bir kez daha dinledik. Anlaşılan ve yaratılan intiba o ki bu protokolün hazırlanış sürecinde hazırlıksız olan hükümetin kendisidir. Salı günleri Meclis Genel Kurul mesaisini bırakıp meclis dışına çıkıp Başbakanlık’ta Bakanlar Kurulu toplantısı yapma usulünü alışkanlık haline getiren bu hükümet; genel kurulda konuşma alan, konuşma yapacaklarını konusu ile birlikte Meclis toplantıları evvelinde Meclis başkanlığına bildiren, muhalefet veya iktidar milletvekillerini kürsüde, dahası biz izleyicileri de koltuklarının boşluğu ile bırakıp arkalarına dönüp bakmadan gidebilmektedirler. Hükümetin salıncak gibi sallandığı günler, kurulduğu günden itibaren hiç bitmedi, zaten sağlam temel üzerine inşa edilmeyen bir idareden icraat beklemek hakikaten zordur. Nisap sorunu ile cebelleşen, her bir bakanlığın aldığı kararlardan, ayrı işlemlerden habersiz, birbirlerini denetleyemeyen bakanların hali gözler önündedir. Kıbrıs meselesindeki görüş ayrılıklarını dış siyasettir deyip bir kenara koysak dahi iç siyasette kazan fokur fokur kaynıyor ki! Halkın Partisi Genel Başkanı Sayın Kudret Özersay daha çok konuşulacak açıklamasını Facebook hesabından yapmıştır. Konuşma özetinde Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın oğluna ihalesiz kiraladığı arazinin etik olmadığını ve iptalini istedikleri beyanı vardır. Hatta bu açıklamasında Özersay’ın paylaştığı söz “ A Einstein’dan “insanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır” olmuştur. Bu söze ilave olarak kendi görüşünü de; “Sanıyorum bu sözü, bir açıdan siyasi partiler için de geçerlidir.” ilavesi ile noktalamıştır. Bütün bu açıklamalar hitamında bahse konu meselede tavır ne olur bilinmez olandır. Bilinen tek şey bu sevdada hükümet ortaklarının bir birine güveni kalmamıştır.Kaldı ki bu Hükümete halkın güveni zaten yoktu. Son gelişmeler ile Maliye Bakanının istifası son derece manalı ve ben gidiyorum siz ne yaparsanız yapın havasında oldu. Sayın Denktaş koalisyon hükümetinin kurulmasında elebaşı olduğunu unutmuş gibi davranmıştır. Hükümetteki görevinden istifa yerine belki de yetkili kurullarını acil toplayarak hükümetten çekiliyorum deseydi Genel Başkan olarak ”Demokrat Partinin“ bundan sonraki siyasi hayatında daha etkili olabilecekti. Halkın Partisi Genel Başkanı Sayın Özersay ise istikrarlı bir şekilde iddialarını karar için dosyaları ile Parti Meclis’ine götürmüş ve sonuçta yaptığı açıklamada parti Meclisinin hükümetten çekilme kararı aldığını basın toplantısı ile açıklamış oldu. Bundan sonraki süreçte siyasi partilerde yaşanacak gelişmeler dikkatle izlenecek olandır.

Hızır bereketi her evde olsun

Ramazan ayının ilk oruç gününün ehemmiyetindeyiz. Oruç tutup ibadetlerini yerine getirenler için ayrı bir hazırlığın yapıldığı, oruç açma vaktinde aile bireylerinin ayni sofrada birlikte iftarı bekledikleri, küçük yerleşim birimlerinde Ramazan topu atıldığı zaman ve Ezan sesi ile radyo veya televizyonlarda hazırlanan programlar izlenerek o anın hazzının yaşandığı zaman onbir ayın sultanı olan Ramazan ayıdır ve bu mübarek ayın ilk gününü yaşıyoruz. Ramazan ayının idrak edileceği bir ay boyunca bu ay bir ibadet,aynı zamanda bir yardımlaşma ayıdır. Ramazanda yoksullar,daha çok hatırlanır. İftar sofrası hazırlamada güçlük çekenler için öncelikle Kızılay başta olmak üzere ülkenin belirli yerlerinde iftar çadırları kurulur.Maddi durumu elverişli kişilerin mutfak, yiyecek katkıları ile çorbasından,tatlısına kadar oruç tutanlar bu çadırlarda birlikte iftar ederler. Camilerin minarelerinde mahya denilen “Hoş geldin ya şehri Ramazan” gibi yazılar her Ramazan ayında çevreye ayrı bir manevi güç katar. Oruç tutabilmek için insan sağlığının elverişli olması ayrı bir durum arzeder, belirli saatlerde ilaç kullananlar bu ibadeti yapamamanın üzüntüsünü yaşarken telafisi ile kendilerini teselli edip çeşitli yardımlar yapma yönünde tercihlerini kullanırlar. Bu yıl fitre miktarı KKTC için 30 Türk Lirası olarak açıklanmıştır. Bilindiği üzere “Türkçede fitre şeklinde söylenen ”fıtır sadakası” temel ihtiyaçların dışında yeterli miktarda mala sahip olan her müslümanın ramazanda vermesi vacip olan bir sadakadır. Fitre kişi başına verilir. Ailedeki bütün bireylerin fitresini büyüklerden biri verir.” Fitre İslam alemi için yardımlaşmayı sağlayan ibadet gibi addedilmektedir. Orucun kabulüne, ölüm anının sıkıntılarından ve kabir azabından kurtuluşa vesile olarak verildiği açıklamalardan anlaşılmaktadır. Fitre Ramazan ayı sonuna yetişen, zekât vermekle yükümlü her Müslümanın Bayram namazı öncesi verilmesi uygun görülen bir sadaka olduğu öğrendiklerimiz arasındadır. Allah rahmet eylesin, annem bu süre içerisinde ve hitamında yaptığı yardımları aleni yapmakta ve verdiği kişinin bunu aldım kabul ettim demesini de bekliyordu. Küçüklüğümüzde tuhafımıza giden bu durumun öyle gerektiğini çok sonralar anladık. Zekâtın aşikar verilmesinin diğer yardım yapacaklara örnek olup faziletli bir davranış olduğunu öğrendik. Zaman iyilik ve yardımlaşma zamanıdı.Her evin bacasından tüten ocak kokusunda elbette bütün duygular vardır. Bu duygularda merhamet ise esas olmalıdır. Nasıl ki mübarek, bolluk, bereket ve verimliliğin ortak anlamı ise Allah hepimize ağız tadı verecektir. Yeter ki onun varlığında kendimizi aklayalım. Ramazan ayının 27.Gecesi Kadir Gecesidir. 3 Haziran 2019 Pazartesi Arefe günü olup Ramazan Bayramı üç gündür ve 6 Haziran Perşembe günü sona ermektedir. Bayram tatilin hafta sonu ile birleştirilebilmesi için ülkemizde henüz bir karar üretilmemiştir. Arefe günü de 2018 yılında olduğu gibi idari tatil ilan edilecekse uzun bir tatil kamuda çalışanları beklemektedir. Ya özel sektör diyecek olursanız o konuda herhangi bir açıklama olmamıştır. 5-6 Mayıs ayrıca Hıdrellez Bayramı olarak bilinen tarihlerdir. Sonuçta Hızır bereketinin her evde olması ayrı bir dileğimizdir. Bu günkü duamız mı? “Rabbim cümlеmizе ‘İç Huzuru’ vеrsin.

Millileştirilen değerlerimiz

Eski adı ile Karava yeni adı ile Alsancak; Belediye Başkanı Fırat Ataser, onunla ilk defa geçen gün bir dost aile yemeğinde karşılaştık,konuştuk. Daha sonra buluşmak ve başkanlığı sürecinde ”Alsancak Belediyesi” olarak nelere imza attıklarını hangi projelerini gerçekleştiklerini ve yarınlar için ne düşündüğüne köşe yazımda yer vermek adına anlatmasını istedim. Sağolsunlar kırmadılar ve görüşmemizi Salı gün gerçekleştirdik. Öncesinde yaptığım araştırmalarda bilinmesi gerekenleri bilgi olarak yeniden yazma ihtiyacı duydum.Biliyorsunuz bilgiler paylaşıldıkça değer kazanır. 20 Temmuz1974 günü Anavatan Türkiyeden Adadaki barışı sağlamak üzere gelen Türk Barış Kuvvetleri çıkarmanın ilk adımını o günkü adı ile Karava’dan gerçekleştirmiştir . Türk Bayrağının Adaya Mutlu Barış Harekatı ile ilk önce bu bölgeden girmesi Karava’ya ‘Alsancak’adının verilmesine temel neden olduğu ayrıca bilinendir. Çıkartmanın yapıldığı sahile ise “Çıkartma Plajı” adı verilmiştir. Alsancak ülkemizdeki 28 Belediyeden sadece bir tanesidir. Belediye Başkanı Fırat Ataser’e öncelikle kaç nüfusa hizmet verdiklerini ve bu nüfusun yaz ve kış aylarında farkı olup olmadığını sordum. Samimiyetle cevapladı ve şu anda 11 bin olan nüfusun yaz aylarında 18bine çıktığını ifade ederken Alsancak ve ona bağlı Ilgaz,Malatya,İncesu ve Yeşiltepe yerleşim birimleri ile birlikte 2018 yılında yapılan araştırmalar neticesinde en hızlı gelişen,büyüyen belde olarak gösterildiklerini de gururla sözlerine ekledi. Sorunlarının trafik karmaşası ve sıkışıklığı olduğunu, yoğunluğa ve çekilen sıkıntılara çözüm adına Alsancak-Yeşiltepe köprüsü ile Yeşiltepe-Kani Akansu caddelerini birbirine bağlayan iki köprü ile trafiği rahatlatacaklarınını umut ettiklerinini ifade etti. Tarihi alan yaratma projesini anlatırken henüz 40 yaşlarda olan evli ve iki çocuk sahibi Alsancak Belediye Başkanı Fırat Ataser, bu alanın yani şehitlik ile anıt arasında olacağını maddi kaynağın TC yardımlarından sağlanacağını anlatırken 20 Temmuz Barış harekatına katılmış bir geminin alınacağını, simülasyon merkezi olarak “Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi” gibi değilse bile daha küçük bir modelinin yapılması planlandığını burda Kıbrıs Tarihi sürecinin anlatılmasının ayrı bir önemi olduğunu da vurguladı. Başbakanlık aracılığı ile Belediye olarak ilk defa AB katkısı alınacağını Ilgaz’ın EKO köy olması çerçevesinde düzenlemelere başlanacağını 1. aşamayı bitirdiklerini projedeki bazı değişikliklerden sonra bu katkı ile hedefe ulaşılacağı konusunda başkan ayrıca bilgi vermiştir. Kır düğünü yapılacak alanının hayata geçmek üzere olduğu, Alsancak “Milli Park” alanı içerisinde yürüyüş yolu, bisiklet yolu, çocuk oyun parkı,sosyal alanlar basketbol sahası ve Milli parkı kullananların dinleyebileceği ve ismi Doğa olan büfede çay, kahve içilecek yerin de Belediye tarafından işletmesinin yapıldığını öğrenmek güzeldi. Ne demiş düşünürler; ”Altı tane sadık hizmetkarım var, bütün bildiklerimi onlar bana öğretti, isimleri: Ne, Niçin, Ne Zaman, Nasıl, Nerede ve Kimdir.” İşte bu soruların cevapları halka verilen hizmetin kendisi olacaktır. Umudumuz ülkemizdeki bütün belediyelerin hizmet aşkı ile görev yapmalarıdır. Dün “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” idi ve bizler de okuyucularımızın bu gününü kutlarız.