Month: June 2019

Değer basamağı

Değer basamağı

KKTC Meclisi Haziran ayı nihayetinde 1 Temmuz- 1 Ekim tarihleri arasındaki yaz tatiline Anayasaya atfen girdi. Meclis’in 1 Ekim tarihindeki açılış merasiminden sonraki ilk Pazartesi günü normal toplantılarına başlayacağı takvimlenmiştir. 2018 Erken Genel seçiminden sonra epey tartışmalı ve hayli eleştirilere yer verilen ve UBP’nin ve YDP milletvekillerinin oldukça etkin muhalefetine sahne olan KKTC Meclisi yasama ve yürütme açısından oldukça zor bir süreçten geçmiştir. 4’lü hükümetin yıkılışı yeni hükümetin kuruluşu derken, seçimden evvelki atamaların ortadan kaldırılması yeni atamaların yapılması yönetim kurulu atamalarının hengamesi sürüp gitmiştir. Müşavirlik olayının ortadan kalkışı yasal yollardan üstü örtülü bir şekilde güya 4 Başlı hükümet döneminde kaldırılmıştı. Yine ilk kez 460 günlük hükümet döneminde 4 parti başkanına 500 bin Türk Lirası hane halkı ödeneği adı altında bütçeye örtülü ödenek konduğunu da izleyenleriz. 4’lü hükümet döneminde döviz krizi yaşanmıştır. Kriz iyi yönetilememiştir. Türkiyeden para akışı olmadığı o iktidar tarafından devamlı ifade edilmiştir. Bütün bu olaylarda Türkiye’deki seçimlerin mazaret gösterildiği, zamanın boşa geçen vakiti olmuştur. Ekonomik Protokol denip hazırız dendiği halde hazırlıksız oldukları da görülmüştür.4’lü hükümetin döviz krizinde olsun,ülkemizde 4 gencimizi kaybettiğimiz sel felaketinde olsun ülkedeki pahalılığa mazaret göstermek, dillerinde devamlı pelesenk olmuştur. Bu hükümetin yıkılışı ile kurulan UBP-HP 2’li hükümeti ise kuruluş aşaması, hükümet programı derken güvenoyu alınması süreci ile geçen zamanın şimdisinde kalmıştır. Yeni hükümet ile birlikte yeniden görevden almalar ve yeni atamalar ve yönetim kurullarının oluşturulması hesapları ile zamanın tasarruflu kullanımı halen sağlanamamıştır. İstenilen odur ki bir an önce alt kadroların bilhassa müşavirler arasından olması, deneyim ve tecrübenin ön plana alınması, işinin ehli kişilerin görevlendirilmesi ve bir an evvel mevkilerin paylaşımında ihtiyatlı davranılmasında liyakatın önceliği önem kazansın ve uygulansın. Derhal icraata geçilsin. İki ortağın mevzubahis olduğu bir hükümette toplumsal fayda yaratacak planlama doğrultusunda ilerleme kaydedilsin. Yasamada ise Meclis komitelerinde çalışmaların duraksama dönemi olmasın. Meclis tatile girmeden önceki son toplantıda HP kadın milletvekilinin ani bir çıkış ile Sayın Hüseyin Özgürgün dosyası için komite oluşturulmasının yaz tatilinden sonraki Meclis Bileşiminde görüşülmesinin uygunluğu gerekçesinden hareketle bu hususta red oyu veren milletvekillerini “Vatan Haini” olarak nitelendirmesi ”Milletvekillerinin” şahsi iradelerine karşı sözlü bir darbe niteliğinde olmuştur. Genel tanımlaması ile bilindiği üzere “Vatana ihanet, vatan hainliği ya da hıyanet-i vataniye, meşrû egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla iş birliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türü.” olarak hukukta yerini bulmuşsa ve Sayın Hüseyin Özgürgün için alınacak bir kararda UBP Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın da kürsüden ifadelendirdiği üzere bu oylamada partisine mensup milletvekilleri için oylama doğrultusunda evet/hayır için grup kararı almadıklarını belirtmiş olmasına rağmen, HP Kadın Milletvekilinin bir nevi siyasi tatminine zemin ve reklamla kendisini siyasi pazarlama tekniği ile ön plana çıkarma konusundaki çıkışının anlamızlığındaki şaşkınlık, çoğu kişinin zihninde “ Vatan Haini” ithamına karşı, bu ne biçim suçlama, sorusunu haliyle gündeme taşımıştır. Sonuçta; “Söz, onu söyleyenle bağlantılıdır, onun bulunduğu bilgi ve duygu safhasını, değer basamağını gösterir.” diyen Fuzulî ‘nin güzel bir cümlesini yazmadan olmazdı…

Advertisements
Peki sen kimsin?

Peki sen kimsin?

Günlerdir konuşulan “yemek” dillerden düşmez oldu. Menüye kadar konuşuldu masada balıktan fazlası vardı dendi. Rumlar’ın lideri Sayın Akıncı’ya açıkça, tavır koyduğunu bir nevi belirtti. Yemek yiyeceğim kişiler için izin almam deyiverdi. Cumhurbaşkanı kendisinin ve saray çevresinin biyatcı olmadığından tutun Sayın Özersay ‘ın Cumhurbaşkanı olarak kendisini bilgilendirmeden yemeğe katılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını söylerken bu tavrın karşılıksız kalmayacağını özellikle belirtmesi derecesine varan atışmaları dinledik. Sayın Kudret Özersay’ın açıklamalarına müteakip Sayın Akıncı’nın Basın toplantısı yaptığını da izledik. Aracılar sözleri bir yerden alıp bir yere açıklamalar ile taşıdılar. Günlerdir bu konu güncelliğini koruyor. Ülkemiz: kimin elinin ,kimin cebinde olduğu belli olmadığı bir geniş ada, yarım ada içerinde dışa nasıl açılırım projeleri yürütülüyor. Gün gelip çatmıştır. Arkadan gelen sözleri bir an durup düşünürken acaba geriden gelen sözlerde bir doğruluk var mı? Yoksa yalan olabilir mi ? diye düşünen bir çok insan, daha sonra cevabını bulur ve “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diyenlerin ne kadar çok olduğunun geniş çevreden dalga dalga kıyıya vurduğu görülür. Her şey ortadadır ancak ”ilgililer” en son duyandır. Ama bir gün mutlaka hakikat ortaya çıkacaktır. Siyasi partiler kendi iç bünyelerindeki hareketlenmeyi ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönlendirmiş durumda. UBP yeni genel sekreteri Sayın Ersan Saner bu konuda bir televizyon programında sorulan soruya “UBP’nin adayının olmadığı bir seçim düşünmüyorum, Rahmetli Denktaş’ı zamanında destekledik. UBP’nin mutlak suretle bir adayı mutlaka olacak. UBP tabanı kendine hizmet veren herkesi kucaklamaya, hizmet vermeyeni de uzaklaştırmaya meyillidir” şeklinde cevap verirken cevap içerisine gizemli bir anlatış yerleştirmiştir. Nisan ayında 2020 ‘de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimindeki adaylarla ilgili hareketlilik 2019 yıl sonuna yakın hız kazanacaktır. KKTC ‘deki siyasi parti başkanlarını adaylık konusunda zor bir süreç beklemektedir. Kıbrıs meselesi ve Maraş konusunda Saner, Kıbrıs sorununun canlanmasının sebebinin bölgedeki doğal rezervlerden kaynaklandığını, “Kıbrıslı rumların, Türkleri kendilerine ortak olarak görmemesinden dolayı bu günlere geldik. BM’nin tek çözülmeyen konusu budur, 50 küsur yıldır bu işlerle uğraşıyoruz. 50 senedir konuşulan kelimeleri 50 bin kere konuşmuşlardır. Artık sona gelindi, Anavatan Türkiye de büyük açılım yaptı. Masanın bir şekilde ortadan kalkması lazım. Ya taraflar ayrılacak, ya da imzalar atılacak. Güney Kıbrıs siyasi olarak bir şey paylaşmak istemiyorum diyor. Hiçbir şeyi kabul etmiyor, peki sen kimsin?” sorusunu net bir şekilde Rumlara sormuştur. Gelişmeleri süreç içerisinde göreceğiz. İnanıyorum ki! “Bazen yapılacak en iyi şey ne düşünmek, ne merak etmek, ne hayal etmek, ne de kafaya takmaktır. Sadece derin bir nefes alın ve her şeyin en iyi olacak şekilde gelişeceğine inanın.”

Geminin Kaptanı Babadır

Her yıl Haziran ayının üçüncü haftası “Babalar Günü “ olarak kutlanır. Tarihçesi ne olursa olsun konu ana veya baba oldumu, akan sular hissiyatta kaybolur yolunu bulur. Geçen Pazar gün sosyal medya oldukça yoğun olarak bu yöndeki paylaşımlara sayfa oldu. Hiç yorulmadım bütün arkadaşlarımın paylaşımlarını okudum, duyguları gün boyunca yaşadım. Paylaşımlar içinde rutin kutlamalar dışında birkaç anlatım vardı ki çok etkilendim “Babama Not” diye yüreğini bizlere açıp duygularını özgürce paylaşan ”Nihan Yücel” çoğu babasız çocuğa tercüman olmuş gibiydi ve babalar gününe karşı sayfasına, kalbi duygularını aynen şöyle bıraktı. ”Kutlamıyorum seni “BABALAR GÜNÜ”, canımı yakıyorsun! Her gün yaşadığım özlemi daha da katlıyor ve acıtıyorsun. Mesela beni okuldan alan bir babam olmadı hiç, yada ilk erkek arkadaşımı öğrenip bana kızan… Başarılarımı kutlayan, başarısız olduğumda ise beni teselli edip yol gösteren bir babam olmadı. Araba kullanmayı babalar öğretir hep, benim annem öğretti. Kendi ayaklarımın üzerinde durmam gerektiği zaman benim babam yoktu, annem hayatın gerçekleri ile beni buluşturdu. Okul yıllarımda arkadaşlarımı kıskanırdım hep, babaları öğlen çıkışta onları alırdı. Beni ise annem arardı okul çıkışında. Arabaya bindiğimde camdan dışarı bakar ve arkadaşlarımın babaları ile konuşmalarını izler baba kelimesini duymaya çalışırdım. Çünkü ağzımdan baba kelimesi çıktığında hedefini hiç bir zaman bulamadı. Hayatımda dolu dolu ANNE demeyi öğrendim ben… ANNE… Hayat bana bunca yılda çok şeyi öğretti. Mesela elindekinin değerini bilmeyi…. ANNEME ve TEYZEME sımsıkı sarılmayı… Onlara olan sevgimin değerinin ölçülemeyecek olduğunu, dünyam olduklarını… Onlarsız nefes alamayacağımı… Bir anne ve bir teyze bir babanın yokluğunu hissettirmez mi hiç… Hissettirmediler. Korkuyu da mutluluğu da, duyguyu da, savaşmayı da, dimdik durmayı da onlar öğretti bana. Hayatlarıyım. Onlar benim hayatım. Birde neyi öğrendim biliyor musunuz? Mesela hep babalar evlatlarını ziyaret etmezmiş. Bazen evlatlar hayatları boyunca babalarını ziyaret etmek zorunda kalırmış. Hem de dokunamadan, görmeden, nefesini hissetmeden. Sadece bir mezar taşına dua etmem gerektiği öğretildi hep bana. O seni duyar dualarını kabul eder denildi. 4 yaşında öğrendim dua etmeyi… Şimdi ise şükrediyorum. Ya hayatta yalnız olsaydım. Ya bana hayatı öğreten bir annem ve teyzem olmasaydı. Evet BABA, sen yoksun, BEN SENİ HİÇ TANIMADIM, SENİ SEVMENİN NE OLDUĞUNU CANLI CANLI BİLEMEDİM, SENİN HEP HAYALİNİ SEVDİM, BABA DEYİŞİMİ HATIRLAMIYORUM, sen bende hep annemin anlattıklarıyla yaşadın ve yaşamaya devam ediyorsun. Annem seni anlatırken gözlerinin içi gülüyor ama bir yanı hep eksik bunu hissedebiliyorum. Teyzem ise “eniştem şöyle yapardı, böyle yapardı diyerek seni anlatır bana… İyi ki seni bana anlattılar ve seni göremesem de onların anlattıklarıyla hayal gücümü birleştirip tanımaya çalıştım seni. İyi ki kızın oldum. İyi ki beni seçtiniz. Zaman zaman seni tanıyanlar çıktı karşıma, ne mutlu bana ki “Kaptan’ın kızı” oldum hep… Seni tanıyanlardan seni dinelmek beni o kadar mutlu etti ki. Senden her bahseden “BABA ADAMDI” diyor. “BABA ADAMDI”… Evet, kaptan benim babamdı, siz onu gördünüz, tanıdınız, bense… ya ben! Ama ben KAPTAN’IN KIZIYIM, Behiç Kaptan’ın… İsyan mı etmeliyim, hayır etmiyorum, en azından artık şimdi etmiyorum. Çünkü hayatımdakilerin değerini biliyorum Baba, sana bir de not bırakıyorum: BABAMA NOT: Hani annem ve teyzeme hep dermişsin ya; “10 tane oğlum olacağına bir tane akıllı, tuttuğunu koparan bir kızım olsun”. Oldum baba, hayatla savaşan, yenilgiden ders çıkaran, başladığı işi sonuna kadar götüren, senin gibi insan canlısı, hak yemeyen, kula kulluk etmeyen, Annesi ile teyzesini herşeyin ve herkesin üstünde tutan, ailesine bağlı, başarılı ama hırsına yenilmeyen bir kızın oldu KAPTAN. Selam olsun…” Nihan’ın baba hasretinin bizlerde bıraktığı iz; böyle günlerin çocuklar üzerinde bıraktığı tesirin ne kadar üzücü olabileceğinin göstergesiydi ve kutlama konusundaki hissiyat birçok tereddütün bir nevi isbatı oldu. Güzel bir söz “Baba, koruma ve yardımın, anne şefkat ve sevginin sembolüdür.”

Odak noktalara atama

Odak noktalara atama

Ülkemizde 2018 erken genel seçimleri sonrası 4’lü koalisyon ve kurulan hükümetin her yöndeki ve konudaki istikrarsız duruşu ve sonucunda yıkılışını gördük. 460 gün içerisinde sadece atamalar, yönetim kurullarının oluşturulması hükümet protokolüne göre kurum kuruluş ve dairelerin bakanlıklara dağılımı derken, akıp giden zamanda kayda değer ve toplum faydasına hiç bir işin layıkıyla yapıldığını maalesef göremedik. Hükümet düştü, yenisi kuruldu, hala daha 4 başlı hükümetteki siyasi parti lideri bahanelerine mazaret üretip maharetsizliklerini sergilemeye devam ediyorlar. Neyse ki HP bu hükümetten atlayıp kurtulmuştur. UBP ile hükümet kurmanın avantajını mı? yoksa dezavantajlı bir durumunu mu yaşadığı henüz belli değildir, siyasi yaşamlarını halk nezdinde kurtarıp kurtarmayacaklarını yaşayıp göreceğiz. Sayın Özersay için kendi partisi,eski hükümet ortakları dahil karşıtları azımsanmayacak kadar çoktur. Sayın Özersay belki UBP-HP koalisyonu ile üç bakanlığın ayni şekilde muhafazası ile müdür, müsteşar atama konusunda oldukça rahat ama yönetim kurulu üyeliklerinde sıkıntılı günlerini yaşıyor gibidir. Ancak kendi partisine mensup bireylerin de istifa ve oldukça yoğun eleştirilerine maruz kalmaktadır. UBP’si Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar kabinede yer alan bakanları bir şekilde milletvekilleri arasından seçmiştir. UBP ait 7 Bakanlığın, müsteşar, müdür derken yönetim kurulu üyeliği isteyenleri nasıl bir tercihle belirleyeceği ise merak konusu olurken bazı atamaların yapıldığı da görülmektedir. UBP’sinin diğer önemli bir iç meselesi yeni ”Genel Sekreter” kim olacak konusudur. Gerçi, Genel Sekreter Sayın Hasan Taçoy henüz görevinin başındadır.Genel Sekreterliği bırakır mı? Ayrılır mı? net değil ama her halükarda parti gündeminde bu konunun yer aldığı bilinmektedir. Ülke halkı müreffeh bir geleceğe hasrettir. Toprak Ürünleri Kurumunun Web sitesine bakarsanız sattığı ürünlerin Arpa,Buğday,Patates, Ekmeklik un, Baklavalık un, tohumluk (patates,buğday arpa) ve Tritikal olduğunu görmüş olursunuz. Ülkemizdeki diğer önemli bir kurum ise Süt Endüstrisi Kurumu olup ülke genelindeki çiğ sütün üreticiden toplanmasına ve imalatçıya dağıtmasından sorumludur. Bu iki önemli kurumdaki pazarlanacak ürünlere gelecek fiyat artışının son derece dikkatli yapılması, maliyetlerin taraflarca ortak akıl çerçevesinde hesaplanması gerekir. Bu maliyet hesaplamalarında İmalatçıların yanında tüketicilerin gereksinimleri ve artışlardan nasıl zincirleme ”zam” adı altında etkileneceğinin hesabı yapılmalıdır. Okuduğumuz açıklamalara göre çiğ süt fiyatları 16 Haziran’dan geçerli olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Diğer bir habere göre imalatçılar ise bu fiyat değişikliğinin ürün fiyatlarına okkalı bir şekilde yansıyacağını belirtmektedirler. Fiyat ayarlaması yapılırken kanaatimce tüketicinin alım gücü hiç kaale alınmamıştır. Üreticinin bu fiyatlardan memnun olup olmadığı ise bilinmemektedir. Süt fiyatlarının değişikliği başta çocukların içeçeği UHT süt olmak üzere hellim ve diğer süt ürünlerine de yansıyacaktır. Umarız bakanlar kurulu imalatçılar ile de yeni mamül fiyatlarını eş zamanlı konuşup prensipte çok eski yıllarda yapıldığı gibi satış fiyatlarında makul bir çerçevede anlaşmış olunsun. Yoksa üretici, tüketici,imalatçı üçgeninde dengelerin yerinden sarsılıp tsunami etkisinden kurtulmak mümkün olmayacaktır. Yeni hükümetin bu gibi fiyat artışlarını tek tek yapmak yerine ilgili birimlerin ve işinin uzmanı kişilerin denetiminde işin özünden uzaklaşmadan maliyet hesaplamalarını enine, boyuna yapması kaçınılmazdır. Demek ki sonuçta UBP-HP koalisyon hükümeti bir an önce ülkemizdeki insan kaynaklarından eski müşavirlerimizden donanımlı kişilerin gerekli odak noktalara popülizmden uzak atamalarını yapar ve hükümet normal seyrindeki icraatlarına , KKTC Meclisi de gereken yasaların çıkarılmasına önem verir, komiteler görevlerini yapar. Kıbrıs meselesinin en kritik dönemecinde kritik iç meselelerde hal yoluna gidilir. İlerisi için şart olan ve 2’li hükümetten beklenen budur.

Geçmişten günümüze biriktirdiklerimiz

Geçmişten günümüze biriktirdiklerimiz

Cemre Akar’ın program davetine icabet ettim. “360 derecede” geçmişten bu güne yaşanmışlıkları yoğunlaştırılmış şekli ve vaktin yettiğince konuştuk . Cemre Akar gençliğinin ve aile yapısından gelen donanımı ile bütünleşmiş eğitimi sonrası 63.cü programını geride bırakırken televizyon ve Facebook hesaplarından kendisini izleyenlere oldukça etki bırakan bir isim. Genç dinamik ve gelecekte başarılarına başarı katacak girişimci kadınlarımızdan bir değerli kişi. Cemre Akar’ı severim, nedenlerime gelince,Babamın Güzelyurt Öğretmen Koleji öğretmenliği yıllarında doğduğum Omorfo’dan ailemin Lefkoşa’ya gelişi ile Cemre’nin dedesi Öğretmen Derviş Moreket ve anneannesi İjlal teyzenin evine kiracı olarak girişimiz yıllarına dayanır. Annem o evinin modelini bir sonraki sokakta bizim evide işinin erbabı Cemal Yorgozlu ‘ya ayni modelin aynısını yaptırmıştı.Cemre’nin annesi Cemaliye,teyzesi İnci İnanç ve dayıları Mehmet ve İsmail Moroket ile çok uzun süre Çağlayan bölgesinin sakinleri olarak yaşadık. Çağlayan bölgesinin kadınlarının oluşturduğu ve başı Süheyla Çıraklın’ın çektiği ve bu gün dahi devam eden Salı sabahı kahve toplantılarına İnci ve ben annelerimize eşlik ettiğimiz günleri programda Limasol anılarımız dahil, eski yıllardan bir kesit olarak anlattım. Ailelerin bizler dahil onların torunları üzerindeki otoriteleri ,yetiştirme tarzları, gelenek ve kültürün aktarımı belirginliğini halen koruduğunu belirtirken şimdiki zaman ile eski zamanın mukayesesini yaptık. Dış politika ya da özünde dokunduk. Kıbrıs konusunun UBP-HP koalisyonunda aynı doğrultuda düşünen bir hükümetinin programında yer almasın bir güç olduğunu ifadelendirdik. Türkiye’nin garantörlüğünün devamından yana olduğumuz müddet Kıbrıs meselesinin emin ellerde olduğunun vurgusunu yaptık. Güneydeki Mormenekşe köyünde Türk malı arazisi için avukat vasıtası ile arazideki evlerde oturan 22 aileye ihtar bildirimi neticesinde Rum İçişleri Bakanlığının bildirimleri suç olarak gördüğü, Güneydeki Türk Mallarının vasisinin Rumlar olduğunun, belirtildiği, Kuzeyde bırakıp gittikleri malların sahipleri Rumlar ise, peki anlaşma bunun neresinde olacak ve 50 yıldır sürdürülen müzakerelerle Güney’den gelen Türklerin şimdi ikamet ettikleri evlere 100 binlerce rumun talip olduğunu bilirken ve Rumların Türkleri azınlık gördüğü müddetçe anlaşma olmaz dedim. Cemre Akar ile kadının iç siyasetteki konumunu da konuştuk. Toplumumuzda geçmişten bu güne, bir ömrün geride bıraktığı yaşanmışlıkları örnek vererek ülkemizdeki kadınların siyasetteki duruşlarını anlatırken Türk Cemaati kadın milletvekillerinden Kadriye Ahmet Hacıbulgur ,Ayla Halit Kazım’dan bahsederken KKTC Meclisinin ilk iki kadın Milletvekilinin UBP’den Gülin Sayıner ile Ruhsan Tuğyan olduğunu, ilk kadın bakan Onur Borman’ı örnek gösterirken, gelecek için siyaseti düşünen kadınlara örnek teşkil edecek bir çok donanımlı kadın olduğunu, siyasi partilerde kadınların aktif olarak teşkilat yapısı içerisinde yer almasının gerekliliği üzerinde durduk. Nitekim kendimden örnekle UBP içerisinde İlçe yönetimi, Parti Meclisi Üyeliği ve Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliği yaptığımı Sonrasında Partinin yardımcı teşkilat yapısı içerisinde yer alan Kadın kollarında görev yaparken gözlemlediğim hususun bu organlarda yer alan kadınların daha çok erkek adayların kazanması için çaba gösterdiklerini,partiye oy sağlandığını gözlemlediğimi de söyledim. Seçim sistemindeki yasal değişiklik sonrası ilçelerdeki milletvekili sayısına göre kadın kotası sayısı ile belirlen ve seçim listelerinde yer alan kadınlarımızın çoğunun halk oylamasından geçemediklerine olan üzüntümüzü belirtirken yeni oluşan kabinede bir kadın bakan sayısının az olduğunu ,Sevgili Cemre Akar’ın sorularına karşın anlattım Finlandiya ‘da 200 koltuğun 93’ne kadınların sahip olduğunu üstelik Meclisin yaş ortalamasının 45 yaş altında olduğunu da ayrıca ifadelendirdik. Çoğu zaman eğitim konusunda da örnek gösterilen ”Finlandiya hayallerinde” bizim nerede yaşadığımızı düşünerek global düşünüp yerel uygulamamız üzerindeki çalışmalarda başarı gösterilmesini siyasilere önerdik. 2018 Erken Genel seçimlerine KKTC‘de 9 Kadın Milletvekilinin Kazandığını bu vekillerin mecliste çok çalışmaları gerektiği, görüş birliğine varırdık. Dünya Ekonomik formunun yayınladığı 2018 raporunda, kadınların erkeklerle eşit haklara kavuşması için 108 yıl kadınların erkeklerle eşit ücrete sahip olması için 202 yıl gerektiğini okuduktan sonra raporun evveliyatının okunmasının ancak kadınların mücadelesi için esas teşkil edeceği husunda Cemre Akar ile programında görüş birliğine vardık. Sonuçta Cemre Akar kelimelerin anlamlarını belirtirken “Mukadderat, Elzem ve Reva “ dedi. Ben de Cemre Akar gibi donanımlı kadınların siyasette aktif görev almaları gerektiğini ekranda söylemekten hiç çekinmedim. Bu arada program sonrası Cemre’nin Babası Sayın Reşat Akar ile bir kahvenin kırk yıllık hatırında sohbetimiz güzeldi!

Eğlence icraattan sayılmaz

Eğlence icraattan sayılmaz

Her sözün uğrak noktası olan bir durağı vardır. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir deyiminin “ehemmiyetinde “ olmak son derece önemlidir. Başarı için çalışılmalı, gösteriş ve şatafattan uzak, her adım, ona göre atılmalıdır. Hele hele ülkenin bu zor şarlarında, duruşun önemine vakıf olmalı ona göre hareket edilmelidir. Kimi zaman kişilerin davranışlarındaki uç noktalar törpülenmeli hatta siyaset mevzubahis ise bu gibi durumlara ince ayar verilmelidir. Siyasette imajın önemi yatsınamaz ölçüde seçmen gözüne yansıyandır. Bu yansımada menfaatler ön plana çıkarsa hoş olmayan çok şey gıybetten nasibini alır. Demek ki duruş önemlidir. Samimiyetsiz davranışlar önem kazanamayandır. Ülkemizin geçirdiği ekonomik kriz, bütçe açığı derken içinden geçilen dar boğazda boğulmamak adına yeni hükümetle UBP-HP koalisyonu ile ilk Ramazan bayramını geride bıraktık. UBP Genel Başkanı Başbakan Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ve Maliye Bakanı Sayın Olgun Amcaoğlu ilk ziyaret diyebileceğimiz davetle Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Fuat Oktay’ı İstanbul ‘da Vahdettin Köşkünde ziyaret ettiler. Bu ziyarette Sayın Büyükelçi Ali Murat Başçeri’nin de bulunması bilhassa ülkemize ulaşan resmiyetinde önemli bir fotoğraf oldu. Siyasi görüşmelerde oldukça uzun bir süre, 1 saat 45 dakika görüşme ve bu sürede yoğunlaştırılmış KKTC ekonomik sorunları ile Kıbrıs Meselesinideki Kıbrıslı Türklerin haleti ruhiyesi Sayın Erdoğan’a yüz yüze arz edildi. Başbakan ve yardımcısının, Arefe gününün bayrama girişinde çok önemli bir görevi yerine getirdikleri kanaati ülke halkımızın nabzında atan inancı ve verdikleri pozitif enerji oldu. Bayram süresince ülkemizdeki durum sükunetini korurken siyasi parti başkanlarının ve Cumhurbaşkanının tebrik mesajları basında yer aldı. Sosyal medyada kimin nerde , kimlerle neler yaptığı paylaşıldı. Hayatın devamında davranışlar güncelliğini korudu. En çok da bilişim yasasının yürürlüğe girmesi zarureti ile kişiler bu isteklerini aleni olarak bu bayramda paylaşımlarına aldılar. Bilhassa gıybet ile haksız rekabetin oluşmasına yardımcı haberlerin sosyal medya üzerinden yapılmasını uygun bulmadıklarını söyleyen çok kişiyi dinledik. Beyanalarını okuduk. Haksız da değiller, bilinmesinde fayda vardır. KKTC Meclisi ilgili komiteleri yasama faaliyetlerini genel kurul tatile girsede yerine getirmelidir. Meclis’in uzun yaz tatilinin de bir şekilde kısa tutulması yasal zeminde sağlanmalıdır. Bayram tatili öncesinde zikredilen zam konularında, oldukça dikkatli davranılması ve vatandaşın cebine el uzatılırken hükümet, özellikle düşünmelidir. Bayram tatili süresince çarşı açıktı, özellikle marketler ihtiyaçların karşılanmasında öncülük edenler oldular. Evlere yiyecek servisi de fastfood sevenleri memnun etti. Sosyal Medyada yapılan paylaşımlarda bir kaç istisna hariç çoğu siyasinin bayramı eğlence yerleri dışında evde ailesi ile geçirdiğini izledik okuduk. Çoğu sanatçının ülkemizde olduğunu da bu paylaşımlardan anladık. Turizmin özellikle Girne gecelerinde ve Türkiye’den gelen sanatçılar ile eğlence sektöründe tavan yaptığına sevindik! Gülümsedik! Bayram’ın son gününde yapılan kuyumcu soygunu ve gelişen süreçten üzüntü ve endişe duyduk. Her zamanki gibi kimlikle adaya girişlerin yeniden hatırlara gelmesi hep de olay olduktan sonra ortaya çıkıp ifadelendiridiğini tekrarlayanları yeniden gördük. Hafta sonu Nergisli köyünde kaldık ve deniz için Kocareis plajına gittik. Önceleri kalabalık değildi ancak akşama doğru çoğu kişinin sahile akın ettiğini gördük. Zaman, Haziran‘nın yaz sıcaklarından hızla Temmuz’a ilerliyor, Yılın yarısını bulduk.Halkın beklentisi ve bütün konuşmalarımızda gündeme getirdikleri, yeni hükümetin, ülkemizde aklı selim bir icraatla güzel günlere hasreti giderecekleri umududur. Sonuçta, kötünün en iyi günlerini bekleyenleriz!

Senin her şeye gücün yeter

Senin her şeye gücün yeter

Bu gün arefe yarın bayram, bu gece ramazan ayının son iftarı ile oruç tutan kişilerin avuçlarındaki dua, Ramazan ayı boyunca iftar sofralarındaki dua ile hep ayni olan yakarıştır yüreklerde yer eden kalbi duyguların inançla sesli tekerrürüdür. “ Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin rızkınlɑ orucumu açtım, Hamdolsun verdiğin nimetlere, Sağlık ve afiyete. Ey bağışlaması bol Rabb’im, Beni, Ailemi, Milletimi, Devletimi ve tüm inananları koru, Rahmetini ve yɑrdımını esirgeme üzerimizden, Bizlere yaşama sevinci ver, Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver, Senin her şeye gücün yeter. Amin!” Bu dua ile açılan oruçların ertesindeki bayram ise müslüman aleminin Ramazan veya diğer bir deyişle Şeker Bayramıdır. Ülkemizde Salı ve Perşembe günü dahil üç gün bayramda ailelerin dayanışması, bir araya gelmesi ile yıl içindeki özlemin bayram günlerinde giderildiği görülür. Bu yıl Ramazan ayı içerisinde gerek Türkiye Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin KKTC ‘de özellikle belediyelerin de katıldığı iftar programları ile vatandaşlar ile buluşması ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından atananTürkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay’ın ülkemize iftar için ziyarette bulunması ve Hala Sultan Camisinin bahçesinde vatandaşlar ile oruç açması oldukça ses ve memnuniyet getirmiştir. Ramazan ayı içerisinde ülkemiz siyasetinde ilkleri görmek, ilklerde şekillenen davranışları izlemek hakikaten ilginç olmuştur. Bu arada iç siyasette konuştukça kendini bağlayan, sonrasında bağlandığı konuşmalardaki kör düğümü çözmeye çalışanları oldukca ince ve düşündürücü ayarları ilgiyle izliyoruz. Gördüğümüz; siyasetin insanları istisnalar hariç ne kadar çok değişime uğrattığıdır. Değişimin hayal kırıklığı ülkemizde yaşanmıştır. Umut vadedenlerin umutsuzluk verdiği sonuca varılmıştır.Hükümet düşmüştür! Meclis Genel Kurulunda olsun, çıktıkları televizyon programlarında veya sosyal medya hesaplarından siyasileri yaptıkları açıklamalardan takip edenleriz. Gelecek süreçte de takip edeceğiz. Ne hal ise son aylarda KKTC Meclis Genel Kurulu canlı yayınlarını veren devletin televizyonunun yani Bayrak Radyo ve Televizyonunun canlı yayınları, kesintisiz olarak ülke halkına göstermediğidir. İktidarı elinde bulunduran ve Cumartesi gün 28 oy ve 13 red ile güven oyu alan 2’li UBP-HP Hükümeti’nin bu hatayı öncelikle gidermesi bu kanalı izleyen vatandaşa olan borcu olduğunu hatırlatmak isterim. Nezaket ziyareti kisvesi altında güç gösterisi adına “Bakanlığı gel görüşelim “ modundan derhal çıkılmalı zamanın katledilmesinin önüne geçilmelidir. Ülke yangın yeri gibi , elektrik faturaları çifte çifte telefon mesajlarında, bu gün arefe yarın bayram havası çarşıda maalesef yok, esnaf tedirgin, Güney komşular için Euro bozdurup KKTC’de alış veriş ucuz, kendi vatandaşımıza göre pahalılık almış başını gidiyor. Bayram günlerinde el öpmeye gelecek küçüklere harçlık büyüklere çukulata modundan uzaklaşılmış, bayramların eski yıllarının güllaçları, ekmek kadayıfları mutfaklardan nerdeyse uzak olmuştur. 200 gr bademin 16 TL olduğu günlerdeyiz. Yine de her aile kendi bütçesine göre “ Ramazan Bayramı” için özel bir hazırlık yapacak, kredi kartındaki harcamaları taksitlere bölecektir. Bu gün Arefe ve bütün mezarlıkların çiçekler ile donatıldığı günde, duaların yapıldığı Fatiha’ların okunduğu mezar taşları altındaki toprakta yatanlar, duygu dolu dualarda anılacaktır. Sonuçta , geçen zamanı ve geleceği izlemek, gözlemlemek, neler olup bittiğini anlamak için ileriye bakmak, farkı farketmek, en güzel kanaat ve değerlendirme olacaktır. ”Ramazan Bayramınız“ kutlu olsun…