Month: September 2019

Çözüm hukukta gizlidir

Kıbrıs’ta yarım asrı geçen süreçte yatıp kalkıp işittiğimiz dış politikaya ilişkin tek bir kelimenin adı “çözüm”dü, çocukluk çağımız böyle geçti,şimdi bizim çocuklarımızın çocukları, yine ezber kelime çözüm ninnisi ile uyudu ve avutuldu, Geçen yıllarda,Facebook anılarında oğlum Dr. Kandemir Berova’nın çözümle ilgili ama Kıbrıs meselesindeki çözümü kastetmediği proplemle ilgili sosyal medya paylaşımını görünce güzelmiş dedim ve köşe yazıma aktarmak istedim. Nasıl örneklemiş ”çözümü” okuyalım; “Çözüm bu kelime bana okul yıllarında karşılaştığım matematik problemlerini hatırlatıyor. Bir matematik sorusunun çözümü sayılarla dans etmekti adeta bizler için. Ayrı bir haz ve keyif. Yıllar içerisinde büyüdüğümüz, eğitim aldığımız topluma bakıyorum. Sorunlarla boğuşan, çıkış yolu bulamayan bir yapısı var. Hüzünlü bir durum. Ama üzülmek de istemiyorum her nedense. Anahtar kelimeyi buldum: Çözüm. Ancak bu satırları okuma zahmetinde bulunanların çoğunun sandığı gibi Kıbrıs meselesinin çözümü değil anlatmaya çalıştığım. Kıbrıs’ın kuzeyinde içine düştüğümüz sosyal, siyasi ve ekonomik sarmalın oluşturduğu bol eklemli bir problemden bahsediyorum. Bu problem zor bir matematik sorusuna benziyor. Var mı bir formül ? Kritik soru bu ! Hemen İngiliz kimya öğretmenimin bir öğüdü aklıma geliyor: Kolay düşün ! ( Think easy ! ) . Bu sözün değerini sonraki yıllarda çok hissettim. Zor aslında bir algı meselesi. Algıyı da değiştirmek elimizde. Her zor problemin de bir çözümü var. Düşünün ki bir masa etrafında bir konu üzerinde tartışan 10 kişi var. Biri hariç diğer dokuzu farklı bir şeyi savunuyor. O tek kişinin savunduğu şeyi diğer dokuz kişiye kabul ettirebilmesinin tek yolu var. O da hukuken haklı olmasıdır. Çözüm hukukta gizlidir. Kuzey Kıbrıs topyekün hukuk çizgisine gelmelidir. Bunun dişındaki her çözüm yeni bir sorunun probleme eklenmesi demektir. Hukuki zemin insanların hayatını kolaylaştıracak şekilde hızla reforme edilmelidir. Sorunlar bu şekilde çözüldüğü vakit toplum kendi iradesinin gerçek anlamda farkına varacaktır. Unutmayın ki kendi hukuğuna sahip çıkamayanlar sonunda başkalarının hukuğu altında ezilmeye mahkum olurlar.” Evet oğlum Dr. Kandemir Berova beş yıl önce bu paylaşımı yaparken kanaatimce geçen zamanda araya yıllar girmiş ve yıllar geçmiş olmasına rağmen iç meselelerimizde değişen köklü bir değişikliğin halen sağlanamamış olduğu görülmektedir. Dış meselemiz “Kıbrıs Konusu “ ise tam bir kördüğüm olmuştur. Basın toplantısında Adli Yılın açılışında yüksek mahkeme başkanı Sayın Narin Şefik yaptığı açıklamada, ülkede var olan sorunların yanısıra yargıda da binalar, personel , yasa ve tüzüklerin hazırlanmasındaki eksiklikler gibi birçok sorun bulunduğunu aktarırken sorunlar yumağı ile yeni bir Adli Yıla başlayacaklarını belirtmiştir. Sayın Narin Şefik bilindiği üzere sorunlara çözüm bulma yönündeki yetisini geçmiş 2018 Genel Seçimlerde değişen yeni Seçim ve Halk oylaması yasası çerçevesine, anında çözüm üretmiş ve genel seçimlerde öncelikli tedbirleri alarak, karmaşa olmadan seçim neticelerini kamu oyuna duyurmuştu. 2019 yılının sonuna doğru hızla yaklaşıyoruz. Önümüzde Nisan 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardır. Cumhurbaşkanı seçimlerinde adayların kimliği son derece önemli olup kurumsallaşmış siyasi yapıda, beklenilen, siyasi parti genel başkanlarının aday olmasıdır.Halen kendilerince ifadelendirilen birden çok milletvekili aday ismi vardır. Milletvekilleri dışında iş çevresinden olsun eskiye dayalı siyasi kimliği olan adayların da isimleri kamu oyunda zikredilirken KKTC’nin Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın adaylığı da mevzu bahistir. Önümüzde bol adaylı bir seçim süreci vardır. Bu süreçte çözüm, aday kimlik kararının verilmesi ile Cumhurbaşkanı sandıktan çıkacaktır. Seçimin iki turlu olacağına kesin gözüyle bakılsa bile inşallah zamandan tasarruf ,maliyetten tasarruf deyip ilk turda KKTC Cumhurbaşkanı seçilir. Ne diyebiliriz süreçte “muamma her zaman düşündürücü bir mevhumdur “ Bekleyip göreceğiz…

Tehlikenin başladığı zaman

Tehlikenin başladığı zaman

Sebebi her ne olursa olsun insan hayatta hiç ummadığı hadiseler ile karşılaşabilir. Yoklukla veya bollukla sınanır. Bu imtihanda, yaşantıya hırslar dahil oldumu ve irade kendini kaybettiği zaman, düz çizgide yürüyebilme dengesini kaybedenler olur. Dengesi sarsılan insanın, tutsak davranışlar içerisine girip illegal işlere karışması kamu oyunda affedilir gibi değildir. Düzgün bir aile yapısı dışına çıkıp, aniden kendisini umulmadık bir şekilde başka bir düzen içinde bulan insanların, hayat hikayelerinde aileye vurgun, bir çok acıyı beraberinde taşır ve hissettirir. Bir anda çocukluğun masum geçen yılları, gençliğin delikanlılık denen evresi sonrası, ne oldum delisi olmanın, zararı, toplumsal olarak zihninlerde ayrı ve belirgin bir iz olarak kalır. Yara izleri kalıcı olduğu gibi silinebilir olsa bile yaşamın her evresinde, yaraya tuz basanlar vardır. Boşuna dememişler yaranı belli etme en çok ordan vurulursun diye. Doğru tanımlamalardır. Ülkemizde yaşanan her haberde her haber içeriğinde iyileşmeyen yaralar vardır. Kıbrıs’ın siyasi yönden iyileşmeyen yarası 50 yıldır bir sonuca varmayan Güney ve Kuzey arasında ki anlaşmazlıkta kanayan yaraların varlığı vardır. Bu kanayan yaralara, her müzakere döneminde, konu başlıklarına ekilen tuz, koruyucu olmaktan çok uzaktır. Memleket meselesi deyip geçmemek gerekir. Nasıl başladı? Neler oldu? Kim ne dedi? Nasıl anlaşıldı? Kafalar karışık deniyor! Rumlarda zihniyet değişikliği gerek deniyor! bu arada Maraş açılımı gündemdeki yerini muhafaza ediyor. Hayalet şehrin “hayallerin şehri” olması için adım adım bölge geziliyor. Kabine üyeleri basın mensupları ile yürüyüşlerini Kapalı Maraş’ta gerçekleştiriyor. Maraş için belirsiz bir hedef konmuştur. Bir stratejinin saptandığı anlaşılmıştır. Sonuç mu? kanaatimizce bedeli ne olursa olsun bir şekilde mucize yaratacaktır. Sayın Akıncı’nın siyasi parti başkanları ile hafta sonu yaptığı toplantı ve bilgilendirme sonucunda bundan sonraki görüşmelerde ”netlik” olacağı denmişsede yeni bir kritik sürecin başlangıcı, sonucu olmayacak başlangıçlara gebelenmiştir. Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu adamızda ve tweeter hesabından “İkili görüşmeler gerçekleştirmek ve Doğu Akdeniz’deki son gelişmeleri ele almak üzere #KKTC’deyiz.” diye de paylaşım yapmıştır. Her zamanki gibi Kıbrıs meselesinde Türkiye’ye güvenimiz tamdır. Mevcut hükümet geçen hafta 100 günlük çalışmasını ve ilerisi için 200 günlük çalışma çerçevesini bir basın toplantısı ile açıklamıştır. Ülkemizdeki 2’li hükümetle ilgili kanaat 100 günlük icraatta mali protokolün imzalanması ve yapılan resmî ziyaretlerin gölgesindeki basın toplantısı ve açıklamaların yetersiz olduğudur. Esasında güven oyu sonrası vaktin dolu, dolu, geçmesi dışında gözle görülebilir pek fazla bir gelişme olduğunu söyleyebilmiyiz diye düşündüğümüzde 100 günlük sürede, yönetim kurulları ve görevden alıp göreve atamaların henüz tamamlanmamış olması, muhtemel bir çok sorunu gündemde çözümsüz bıraktığı, bir çok kişi tarafından telaffuz edilmektedir ki bu tehlike çanları bir ikaz niteliğindedir. Dolayısıyla Başbakan Sayın Ersin Tatar ve Sayın Özersay’ı ve kabine üyelerine, bu zor günlerin atlatılması hali için, güçlü bir duruş sergilemeleri, gözle görülebilir icraata geçmeleri gerektiğini “genel temayül ” olarak hatırlatmakta fayda vardır. Sonuçta siyasette olsun aile içinde olsun iç meselemiz ne zaman dış meselemiz olur tehlike o zaman başlar,diyorsak elbette bir sebebi vardır. Dikkat gereken husus budur!

İmza hükümdür

İmza hükümdür

Bir ay yazılarıma ara verip kendimce tatil yapmak iyi geldi. Geçmiş yıllarda yazdığım yazılarımı okuma fırsatım oldu ve link atmadan sosyal medya hesabımdan yeniden paylaştım. Çok olumlu yorumları yeniden aldım. Eylül ayı bana hüznü çağrıştıran bir ay. Çünkü bu ay içerisinde eşim Özel Berova’nın vefat günü vardır. Ağustos ayı ilk günü ile son gününe kadar dolu dolu yaşandı içinde önemli günleri barındırdı. Önemli ve unutulmaz günler anıldı,gereken değerler verildi. Siyasi,ekonomik ve sosyal olayların sanki en fazla reyting yaptığı ay Ağustos ayı oldu. Temmuz ayından aktarılan bakiye haberler ve sonuçları halen gündemdeki yerini koruyor. Polisiye olayların arttığı ve yargıda olan bir çok hadisenin yankıları devam ediyor. Nedenlerin başını ise denetimsizlik çekiyor. Bir çok kurum ve kuruluşta neler oluyorsa sanki Ağustos ayının sıcağına düşmüş gibi kazanda kaynıyor. Yasama tatilde KKTC meclisinde sadece komiteler Meclis gündemine taşıyacakları yasa tasarılarını görüşüyorlar. Kıbrıs meselesi Akdeniz’de hüküm süren hidrokarbon araştırmaları sayesinde oldukça gergin bir durum arzediyor. Ülkemizde ki barışı tehdit niteliğinde konuşmalar yapılıyor. Kimin ne dediğinin önemin analizi, Kıbrıs konusunda uzman olan kişilerin yorumlarında yerini buluyor. 2’li hükümet döneminde Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay’ın açıklamalarında hükümet protokolü engeli olmadığı kesin. Verilen mesajlar yerinde ve isabetli. Başbakan Sayın Ersin Tatar’ın ve Başbakan Yardımcısının Türkiye ziyareti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan görüşmesi resmiyetinde oldukça güven verici. Siyaset bir şekilde muhalefeti ile iktidarı ile açıklamalar ve eleştiriler ile her günde değişmez konu başlıklarında devam ediyor. Gündemin zirvesinde olan yine ”Mali Protokol ” ve para akışının seyri. Nasılı, nedeni ve niçini, sorgulamada. Sonuç ortada. Diğer yandan çarşıda , pahalılık devam ediyor. Geçen 4’lü koalisyonun ALO 171 tüketici hattı güncel mi denemedim bilmiyorum. Elektrik faturaları ise can yakmaya devam ediyor. Kullanıyoruz ödemek durumundayız. Tasarruf şart diyoruz. Yeni elektrik santralleri için ihale konuları varsada daha ekonomik çözüm nasıl sağlanır teknik heyetlerin sorunu diyoruz. Bütün bu konular Ağustos ayının günlerinde haberlerinde işitiklerimiz. Bu arada bizlere güç veren Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın ve kuvvet komutanlarının KKTC gelişleri oldu. Onlara Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçilmez açıklamalarını duymanın güvencesini yeniden verdikleri için müteşekkiriz . Eylül,Ekim, Kasım sonbahar mevsimi olsa dahi bizde iklim bir hoş. Sonbahar ayları yazdan kopmak bilmiyor. Sıcaklar insanımızı bunaltıyor. Turizm mevsimi de sanki hazan mevsimi gibi, adaya girişlerin sayısı ile ölçülüyor. Oteller sadece bayramlarda iş yapıyor, uçuşlardaki bilet pahalılığından herkes şikayetçi çözümü bir türlü olmuyor. Bilet fiyatlarında düşüş olacağı sadece düşücede ve söylemde kalıyor. Eylül ayı eğitimde okulların açıldığı bir ay. Öğrenciler heyecanlı öğretmenler zorluklarının bilincinde öğrenci kayıtları yapılmakta. Temennimiz iyi,sorunsuz bir eğitim yılı olması. Türkiye Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk tweeter hesabından “Öğretmen, her “günaydın çocuklar” dediğinde öğrenciler “günaydın öğretmenim”diye cevap verir.Bu çocuğun otoriteye değil; tanınmış ve sayılmış olmaya cevabıdır. Öğretmen olmamıza gerek yok. Lütfen çocuklara selam verin, “günaydın” deyin.Cevap bir dağın yankısı gibi gelir.#günaydın” diye paylaşım yapmıştır bu çok anlamlı tweete tweeter hesabımdan yazdım. Ve dedim ki ”Bizler hep o günaydın’nın gücü ile bugünlere geldik .KKTC ’de öğrencinin kalbinin attığı noktaya değindiniz. Teşekkürler! Ülkemizde yapılan ve toplum faydasına olacak her icraata ayrıca teşekkürümüz olacaktır. Sözün, olduğu yerde kağıdın hükmü imzadır. Haftaya Pazartesi günü buluşmak üzeriz!