Month: November 2019

Yeni fikirler ve değer kazananlar

Yeni fikirler ve değer kazananlar

Ne diyorlar; “Bizler, Cemre Akar ve Ziya Öztürkler olarak, Eğitim alanında biriktirdiğimiz tecrübe, Kuzey Kıbrıs sevgisi ve Kıbrıs Türk kimliğine olan inancımız ile toplumsal bütünlüğe katkı sağlamak ve geleceğimiz için, genç yeni nesiller için inancımızı ve emeğimizi ortaya koymak amacıyla, uzun yıllardır devam eden dostluğumuzu 28 Ekim 2019 tarihinde kurmuş olduğumuz Gİ-DER (Girişimcilik ve İnovasyon Derneği) çatısı altına taşıdığımızı ve kurucu eş başkanlar olarak çıktığımız bu yolculuğu tüm halkımızla paylaşmaktan mutluluk duyarız.” Her iki isim de KKTC ‘de bilinen çok değerli simaları olarak, çok önemli bir çatı altında, ülkemiz halkına yardımcı olmak adına çıktıkları yolu, görev arkadaşları ile birlikte tanıtmak amacıyla Lefkoşa Merit Otelde verdikleri resepsiyonla taçlandırdılar.Siyaset dünyasının ileri gelenlerinden Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı, Başbakan Ersin Tatar, bakanlar, milletvekilleri, iş dünyasının tanınmış kişileri, akademisyenler, basın camiası ve her kesimden kişilerin derneğin ilk toplantısı diyebileceğim davette hazır bulunduklarını görmek derneğe verdikleri önemin göstergesinde memnuniyet vericiydi. Bizler de bu resepsiyonda kuruculara destek mahiyetinde ve tebriklerimizi iletmek adına bulunduk. Günlük konuşmalarımızda pek kullanır olmadığımız “İnovasyon “ ne demek? diye kolay ulaşılabilir bilgilere girip okumak ve okuyucularım ile paylaşmak lüzumunu hissettim ve çok değerli bilgilere de ulaştığımı ifade edebilirim. İnovasyon tanımına baktığımız zaman. İnovasyonun tanımı konusunda uluslararası düzeyde kabul gören kaynakların başında OECD ile Eurostat’ın birlikte yayınladığı Oslo Kılavuzu geldiğini görürüz. Sürecine bakacak olursak ”İnovasyon, yeni fikirleri değer yaratan çıktılara dönüştürme sürecidir. Bu süreç iki temel basamaktan oluşur. İnovasyon sürecini başlatması bakımından önem arz eden ilk basamak, yeni ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasıdır. İkinci basamak ise emek ve yatırım gerektiren yeni ve yaratıcı fikirlerin değer kazanımı” olduğunu görürüz. Yeniden incelediğimiz zaman okuduklarımız ise; İnovasyon, bir ülke için sürdürülebilir büyüme, toplumsal gönenç ve artan iş olanakları anlamına geldiğinden, inovasyon için gereken ortamın oluşturulması devletler için birinci öncelik olarak kabul edildiğini anlamış oluruz . Bu da başarıyla çalışan bir sistemin kurulmasını ve etkin politikaların tasarlanıp uygulanmasını gerektirir. İnovasyonda sistem yaklaşımı, hem bilginin üretilmesi hem de yayılarak uygulanması süreçlerini kapsadığından politikanın odağı, kurumlar arasındaki etkileşime dayanır. “ açılımının önemli bir husus olduğu kanaatine ulaşmış oluruz. Böylesine amaçlar doğrultusunda kurulan ve bu süreçte söz sahibi olan Eğitimci ve aynı zamanda iletişimci Sayın Cemre Akar ve Çok Değerli Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yüksek Öğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü Sayın Ziya Öztürkler ‘den edindiğim bilgiler ışığında KKTC’de kurulan Gİ-DER misyonunun “Laik, demokratik ve adil bir ortamda, Kıbrıs Türkü’nün uluslararası platformlarda hakettiği değeri bulması, Batı’nın ve de Doğu’nun değerlerine saygıyla, kendi ulusal kimliğimize ve kültürümüze bağlı, araştıran, üreten ve öğrenmek isteyen bir toplumsal bütünlük yaratmak.” olduğunu, vizyonlarının ise “Ülkesini seven bir girişimci olarak toplumsal gelişme için yaratıcı ve inovatif fikirler ortaya koyan, projeler üreten, bilimsel çalışmalar yapan ve yenilikçi fikirleri topluma kazandırabilen bir sivil toplumu” olma yönünde adımlar atacakları ayrıca “Girişimciliğin önemini bilen, çözüm üretebilen, kendine güvenen, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı, insani değer yargıları yüksek ve adalet duygusuna sahip gençlerin çoğalması için çalışacaklarını. Gİ- Der ‘in umut dolu bir bakış açısına ihtiyacı olduğuna ve her gencin farklılığının yarattığı özgürlüğe inandıklarını bu kapsamda yenilikçi deneyim ve birikimleri aktarmayı, toplumsal gelişime katkı sağlamayı ve bir girişime başlama cesaretini, derneğin çıkış noktası kabul ettiklerini öğrendim. Sonuçta ayrı bir farkındalık yarattılar. Derneğin amacı doğrultusunda varacakları hedefte, bizleri de umutlandırdılar. Üstlendikleri görevlerini başarı ile sürdürecekleri intıbasını ilk bakışta ve ilk tanıtım toplantısında katılımcılara sinerjileri ile verdiler. Gİ-DER kurucularına başarılar diler ekip çalışmasının toplumsal faydada yaratacağına olan inancımızı belirtir, ülkemizin ciddi çalışan ”Sivil Toplum Örgütlerine” ihtiyacı olduğunu tekrarlarken, yazıma bu günkü noktayı Konfüçyüs’den bir sözle koymak isterim. “Düşünme olmaksızın öğrenme emek kaybıdır. Öğrenme olmaksızın düşünme ise tehlikelidir…”

Cadillac kuruluşu gölgeledi

1983 sonrası 36 yıl geçti insan yaşamında kocaman 36 sene dile kolay, ya evveli ve hayatın gerçeklerindeki Kıbrıs, Kuzey ve Güney her gün yeni bir söylem. Her beyanat bir uzatmaca ve bu uzatmalarda kağıdı olmayan sözler. Neyin ne zamana yerleştirileceği bilinmeyen bir alem. Adada GKRY yönetimi, diğer bir yandan Avrupa Birliği, yeşil hatlı sınırlar ve KKTC, Doğup büyüdüğümüz topraklar ve bu toprak İçin vatanı İçin şehit olan onca müteşekkir olduğumuz insan, kayıplarımız,aileler ve unutulması mümkün olmayan acılar. İyi ki Anavatan Türkiye sayesinde ve garantörlüğünde barış ülkemiz bütününde ve KKTC var olandır. Siz bakmayın bir kısım insanların inadına barış dediklerine inadına çözüm deseler ne olacak. Kilise, Rum yöneticilere hadi gidin çözüm yapın emri mi verecek. Kuzeyde bu beklentide olanlar varsa ki küçik bir azınlık var, Pazar ayinlerine katılıp Rum kardeşleri ile İncil okusunlar,dua etsinler. Kiliseden Başpapazdan asla gidin Türkler ile eşit şartlarda anlaşma yapın duasında bile buluşamazlar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ne kaldı. Eli kulağında, bir bakmışsınız ki oy pusulaları elinizde kendiniz de oy verme kabininde olacaksınız. Adaylar kim mi? Günü gelecek adayları seçim manifestoları ile dinleyeceğiz. Karar birliğine varılacak kesimlerde fanatikler evden eve koşacaklar. Kim mi kazanacak en çok halkı ile yüzleşen ve doğruda birleşen Kıbrıs konusunda net tavır koyan isim kazanır kanaatindeyim. Henüz adaylar belli olmadığı için isim veremiyorum ama görünen köy kılavuz istemez diyebilirim. KKTC’nin 36 yıl kutlamalarında solo uçak gösterisi olmadı, Solo Türk’ün resmî Twitter hesabından 13 Kasımda açıklama yapıldı “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluş Yıldönümü” etkinlikleri kapsamında 15 Kasım 2019 günü yapılması planlanan gösteri uçuşumuz iptal edilmiştir. Saygılarımızla….” dendi, bilgi verildi. Sayın Büyükelçi Ali Murat Başçeri nin Twitter hesabındaki “Türk Silahlı Kuvvetleri Mehteran Birliğinin 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı Geçit Törenindeki sürprizi..” paylaşımı oldukça ilgi gördü. Diğer yandan törene damgasını vuran trip beyaz üstü açık Cadillac ile Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı’nın “selam turu “oldu. Adeta törenin resmiyetinindeki rüküş bir kıyafetin podyumda defilesi gibi seyircisiz ve alkışı olmayan bir gösteri geçişi gibiydi. Bu gösteriyi sevenler olabilir ama ne verilmesi istenilen mesaj ne görselliğinde ne de günün maksatına uygun olmadığını söyleyebilirim. Sivilleşme ruh esintisi böyle olmamalıydı. Sayın Fuat Oktay Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yardımcısı ve Kıbrıs İşleri Kordinatörünün bu anlamlı günde aramızda oluşu ile adeta Kıbrıslı Türklere yeniden güven aşıladı. Sosyal medya hesabından KKTC Başbakanı Ersin Tatar ve diğer yetkilileri ziyaret ettiğini paylaşırken, “KKTC adada yüzyıllara dayanan Türk varlığının, Türk’ün istiklal aşkının ve sarsılmaz dirayetinin bir tezahürüdür.KKTC’nin kurulmasını ve bugünlere ulaşmasını canları pahasına sağlayan aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum.” diye yazdı. 15 Kasım’ı geride bıraktığımız bu günlerde yeniden rutin gündeme döndük. Bütçe görüşmeleri komite safhası sonrası Meclis Genel Kurulunda olacak. Ülkemiz 2020 Cumhurbaşkanlığı seçim arefesinde ve siyasi partiler faliyette, sonuç süpriz olurmu olur, unutmayın “Ne başarırsanız başarın, size yardım eden mutlaka vardır.”

Ata’nın izinde yolları aştılar

Ata’nın izinde yolları aştılar

81 ilimizi temsilen 81 bisikletli Ankara’da 10 Kasım günü buluşup Ulu Önder Atatürk’ü Anıt Kabirde ziyaret edip “Ata’mızın Yolundayız” diyerek saygı duruşunu gerçekleştirmiştir. KKTC bisikletçileri bu etkinliğe Türkiye Bisikletçiler Derneği Başkanı Sayın Murat Suyabatmaz tarafından gönderilen ve KKTC Bisiklet Sevenler Derneğine yapılan çok anlamlı bir davete evet diyerek icabet etmişlerdir. Davet özeti “Derneğimizin 2008 yılından bu yana ulusal çapta her yıl düzenlediği Geleneksel 10 Kasım etkinliğimiz “ ATA’MIZIN YOLUNDAYIZ “ idi … Ülkemizden gidenlere gelince; Türkiye Bisikletliler Derneğinin bu yıl 12.si düzenlenecek olan 7 Kasım /10 Kasım tarihlerinde İstanbul’ dan başlayan ve 10 Kasımda ANITKBİR ‘de son bulan “ATAM İZİNDEYİZ “ BİSİKLET SÜRÜŞÜ’ne “KKTC Bisiklet Severler Derneğinden Başkan Hüseyin Akcan , As Başkan Ecvet Orhon , Yönetim Kurulu Üyesi Eski As Başkan Necat Demirkent , Bisiklet Federasyonu As Başkanı Dr. Kandemir Berova , Dış İlişkiler ve BSD Woman Sorumlusu Şerife Akcan Katılmışlardır. Bisiklet Sevenler Derneğinin 2017 yılında Antalya ‘da yaptığı bisiklet sürüşü etkinliğine bende izleyici olarak bizzat katılmıştım. Star Kıbrıs Gazetesindeki köşemde konu ile ilgili birkaç yazı ile ülkemizin tanıtımında “bisiklet sporunun” yer alması hakkında BSD ve katılımcılardan bahsetmiştim. Hatta yazıma Kıbrıslı Türk olan lakin Türkiye’de yaşayan bisikletçimiz Salih Yalızat’ın o günkü paylaşımı ile giriş yapmıştım. “Acı çekiyorlardı ama keyifte alıyorlardı, yağmur altında, hedeflerine ulaşmak isterken, gök gürültüsü eşliğinde pedal çeviriyorlardı… Bir defa yola çıkmışlardı” Şimdi ise yukarıda belirttiğim bisikletçiler 10 Kasım için KKTC ‘ den Anadolu’ya Türkiye’mize yol bağladık diyorlar ve dediklerini de gerçekleştirdiler. KKTC Bisiklet Sevenler Derneği’nin paylaşımlarını ve beş kişinin sosyal medya hesaplarını takip ettik ilk gün yani 7 Kasım 2019 tarihinde “Türkiye Bisikletliler Derneği Başkanı Sayın Murat Suyabatmaz bizi kabul etti ve yarınki sürşle ilgili bilgiler verdi . Aslında böyle bir sürüş organize etme de gerçekten çok külfetli . Çok meşakatli bir iş .Onlar 2008 den beri yapılan bu organizasyonun bu yıl 12. sini yapmanın mutluluğunu biz ise katılmanın Onurunu yaşıyoruz” diye paylaşımda bulundular. Daha sonraki 4 etabı izledik ve ilk Sakarya sonra Bolu ve Ankara’ya 80 km kala Kızılcahaman da durak yaptıklarını programa uygun hareket ettikleri gördük.Ankara’ya girişlerini gördük. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri ve bilhassa “Türk çocuklarına sporun bugünkü tekniğini öğretmek ve bunlardan bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak koymak gerekir.” İfadeleri böylesi etkinliklerde gördüğümüz zaman son derece ehemmiyetli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. İşte Ankara’da Anıt Kabirde Atanın huzuruna gidiş kanaatimce bisiklet sporunun bu gibi törenlerin çoğunda ve milli bayram etkinliklerinde kullanılması gerektiğinin bir açılımıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden sivil bir toplum örgütü olan BSD organizasyonu bisiklet sporunun gelişmesinde yıllardır büyük bir gayret göstermektedir. 10 Kasım için pedal çeviren ve Türkiye’nin dört bir yanından bu sürüşe katılanlarla ”tek yürek” halinde biri kadın olmak üzere 4 kişi ülkemizi temsil etmişlerdir. Kendileri gurur duyuyoruz. Bu sürüş bir yarış niteliğinde değildi maksatları Atatürk önünde Ankara’da saygı duruşu yapmadan önce Ata’nın izinde olduklarını yine ve yeniden Anavatan topraklarında adım adım göstermekti. Ne mutlu onlara ki böyle bir etkinlikte yer aldılar ve başardılar.

Yakılacak köprüler

KKTC Cumhurbaşkanını seçecek! Ne zaman? 2020 yılının Nisan ayında. Neden, Nisan diyecek olanlara beş yıl öncesi yapılan seçimlerin 19 Nisan 2015 de yapıldığını hatırlatmakta fayda vardır. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, Mustafa Akıncı, Kudret Özersay, Mustafa Onurer, Mustafa Ulaş, Arif Salih Kırdağ gibi isimler seçimlere girmiştir. O günün seçim sonucuna! bu gün için dahi ifadelendirilin bir çok olumsuz değerlendirmeler olduğu ise halen ülkemizde konuşulandır. Son günlerde bilhassa ”Barış Pınarı Harekatı ” için Mevcut Cumhurbaşkanınca ve sözcüsü tarafından verilen beyanatların soğukluğu ülkemizde var olandır. KKTC’de seçimler, Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Milletvekilliği seçimleri ve Yerel Seçimler olmak üzere üç şekilde yapılır. 18 yaşını bitirmiş olan her kişi oy kullanabilir. Ancak son iki seçime aday olabilmek için 25 yaş. Cumhurbaşkanlığında ise 35 yaş ve de üniversite mezunu olma gereği vardır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri 5 yılda bir yapılmaktadır. Seçime katılan adayların hiçbiri salt çoğunluğu sağlayamazsa, seçim 7 gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yinelenir ve en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. KKTC Anayasası 5 Mayıs 1985 yılında yürürlüğe girmiştir. Anayasaya göre devletin başı olup beş yıllık süre için seçilmektedir. Halkın birliğini ve bütünlüğünü temsil eder. “Cumhurbaşkanı, Anayasa’ya saygının korunması, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenli bir şekilde yürütülmesi ve devletin devamından sorumludur. Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık edebilir, fakat oy verme hakkına sahip değildir. Cumhurbaşkanı görevi ile ilgili işlerden sorumlu değildir, fakat Başbakan ve Bakanların sorumlulukları devam eder. Cumhurbaşkanı milletvekilleri arasından Başbakanı atar ve Başbakanın önerisi üzerine Bakanları da atar. Cumhurbaşkanı, Başbakanın isteği üzerine herhangi bir bakanın görevine son verebilir. Cumhurbaşkanı partili ise, partisinin kararları ile bağlı değildir, bağımsız hareket eder. Cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığı aynı kişide birleşemez. Cumhurbaşkanı ayrıca Meclisten geçen yasaları geri çevirmeye veya Resmi Gazete’de yayımlayarak ilan etmeye yetkilidir. Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi olarak oturum yapan Yüksek Mahkeme’den Meclisin herhangi bir yasasının veya kararının anayasaya aykırı olup olmadığı görüşünü alabilir. Anayasaya göre sıkıyönetim ve seferberlik hali ilan edildiğinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu olağanüstü durumun veya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda yasa gücünde kararname çıkartabilir. KKTC’de Cumhurbaşkanı’nın rolü, parlamenter sistemin kabul edilebilir sınırlarda olsa da sembolik olma niteliğinden üstün bir konumdadır. Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi, Cumhurbaşkanı’nı yürütme organında önemli bir pozisyona sokmaktadır. Bütün bunların ötesinde, KKTC’yi Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşmelerde Cumhurbaşkanı’nın temsil etmesi, dış politikada önemli bir konuma getirdiği Cumhurbaşkanı’nı sembolik olmanın ötesinde yetkiler ile donatmaktadır.1985-2000 tarihleri arasında bağımsız olarak seçimlere giren Rauf. R. Denktaş tüm seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilmeyi başarmıştır. 1985 yılında %70.2, 1990 yılında %66.7 ve 1995 yılında %62.5 oy oranı ile Cumhurbaşkanı seçilen Rauf Denktaş, 2000 yılında Ulusal Birlik Partisi adayı Derviş Eroğlu’nun adaylıktan çekilmesi ve aday sayısının bire inmesi nedeniyle yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. 2005 yılında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Rauf Denktaş, aday olmazken, Cumhuriyetçi Türk Partisi adayı Mehmet Ali Talat, %55.59 oy oranı ile KKTC’nin Cumhurbaşkanlığı’ndaki yeni ismi olmuştu. 2010 yılında ise Ulusal Birlik Partisi adayı Dr. Derviş Eroğlu %50,35 oy oranı ile Cumhurbaşkanı seçilmişti. “ Evet şimdilerde 2020 yılına sayılı aylar/günler kaldı ve halen bu gün KKTC seçmeni kimin Cumhurbaşkanı adayı olacağını bilmiyor. Kesinleşen aday kararı hiç bir siyasi partide yoktur.Kamu oyunda isimleri ifadelendirilenler olmasına rağmen bunlar kişisel istek ötesine gitmemektedir. Genel kanaat ise temayüllere uygun olarak siyasi parti genel başkanlarının aday olması beklenendir. Bulunduğumuz dönemde Kıbrıs meselesinde Rumlar’ın uzlaşmaz ve bitmez tükenmez Kıbrıslı Türklerin asla kabullenişi mümkün olmayan imkansız istekler çerçevesinde, sizle ancak görüşürüz tavrına ve Sayın Akıncı beyanatlarına net yanıt UBP ‘nin Genel Başkanı ve Başbakanı Sayın Ersin Tatar’ın parti yetkili kurulundan çıkan kararı ve açıklamasıdır. Seçimlere kadar neler olup olmayacağını bekleyip göreceğiz. Kararda söz; “Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir. “