Month: May 2020

Dikenle birlikte olan gülden sakın

Dikenle birlikte olan gülden sakın

Haşare zamanı, ne kadar börtü böcek varsa bilhassa sivri sineklerin hem can yaktığı hem hastalık yapabileceği yaz aylarına gireceğimiz vakitteyiz. Bu aşamada mevcut 28 Belediyeye fazlası ile iş düşmektedir. Özellikle birikinti su olan yerlerin kurutulması gerekecektir. Kuru ot temizliğinin yapılması ise ot sineği dediğimiz ve sürü gibi etrafta dolaşan sineklere de çareyi mutlaka bulmalıdırlar. Bilindiği üzere sivrisinekler, üremek ve çoğalmak için uygun su kaynaklarını seçerler. Su kaynakları nerelerde olabilir diye bakarsak yol kenarlarındaki sazlıklarda , bataklık, göl gibi doğal alanlarda, ayrıca ev bahçelerindeki veya apartman balkonlarındaki bir saksının dibindeki biriken suda, bahçelere atılmış kullanılmayan bir araba lastiğinde plastik mop kovalarında bırakılan ve bekletilen suda, olabilir. Dikkat edilmesi gereken çevrenizde oluşan ve bir haftadan fazla bekleyen sular tehlike kaynağıdır.Su depolarının üzerleri de kontrol edilmelidir.Bahçedeki el arabaları bazı gereçlerde bekletilen suların boşaltalılması bir yana, çatı yağmur su oluklarınızın temizletilmesi gerekir. İçişleri Bakanı Sayın Ayşegül Baybars ve Sağlık Bakanı Sayın Ali Pilli’ye de bu yöndeki tetbirlerin alınması için büyük görev düşmektedir. Halkımızın alacağı tetbirler ne kadar olursa olsun bu sineklerin bertaraf olması için yeterli olmayacaktır dolayısıyla belediyeler ile işbirliğinde, personel takviyesi ile müşterek kontrollerle, sivrisinek mücadelesi derhal başlatılmalıdır. Denetimi de yapılmalıdır. 2019 yılında ülkemizde Adada ilk kez geçen sene GKRY bir kişi de görülen “Batı Nil Virüsü” ülkemizde de bilhassa Mağusa bölgesinde görüldüğü haberlerde yetkili doktorlar tarafından belirtildiği, hatta vakanın ölümle neticelendiği akıllarda yer etmiştir. Bu virüsü taşıyan sineklerin bulaşı yaydıkları gerçeği ile beyin iltihabı gerçekleştiği de ülkemizde olduğu, hatta bu konuda belirti gösteren diğer, kişilerin kan örneklerinin tahlil için Türkiye ‘ye gönderildiği haberi de bölüm şefi doktorunun verdiği bilgiler ışığında yerel gazetelerimizde haber yapılmıştı. Her halükarda sinekler hoş ve sevilesi canlılar olmaktan ziyade hastalık taşıyıcısı olmaları nedeni ile sivrisinekler ile mücadele şarttır. Tabi şimdi Batı Nil virüs tesbiti devlet hastahanesi laboratuvarında tahlil edilebilir mi? ayrı bir sorudur. Genç ve yaşlı hastalarda Batı Nil Virüsünün kişideki hastalık belirtileri farklı olduğu gerçeğinden hareketle gerekli bilgilerin işin uzmanı doktorlar vasıtası ile Sağlık Bakanlığınca yapılmalı bu tür mücadele için Sayın Başbakan Ersin Tatar ve hükümet bu konuda belediyelere maddi kaynak aktarmalıdır. Corona salgınını henüz adamızdan def etmeden Batı Nil Virüsü salgını yerleşim birimlerimizde başlamamalıdır. Şimdiden balkonlarda veya bahçelerde oturulması, sinek istilası ve sokmalarından mümkün görülmemektedir.Belediyelerin araçlarla yaptığı ilaçlamalar yetersiz olup daha çok sineklerin açık kapı/pencere bulunması halinde ev içlerine girdiği geçmiş senelerde gözlemlenendir. Yaz mevsiminin yakıcı sıcak günleri, bütün şiddeti ile adamızda hükmeder vaziyettedir. Mayıs ayında hiç görülmemiş sıcaklık klimalara davetiye çıkarıyor.Tabi elektrik faturaları cep yakacak o ayrı bir konu. Çaresizliğe çare arıyoruz. Bütün belediyeler olası yangınlara sebebiyet verecek hususlara da dikkat etmeli Ulaştırma Bakanı Sayın Tolga Atakan ise şehirler arası yol güzergahlarında yol kenarları için yangın tetbirleri almalı, Tarım Bakanı Sayın Dursun Oğuz ise arazi ve dağlardaki yangın yol aralıklarının yeniden denetimini ilgili dairelere yaptırmalıdır. Ne demiş Mevlana “Dikenle birlikte olan gülden sakın, yılanla beraber yaşayan sinekten uzak kaç.” O halde karar ve tetbir hepimizin …

Kim dost kim düşman

Bir insanın belki de hayatta en zoruna giden şey, güvendiği dağlara kar yağmasıdır. İşte bu cümledeki soğukluk ifadesi kişinin aklını başına getirendir. İhanetin vatan hainliği kısmı her halûkarda bilinen ve toprağını, vatanını sevenler için asla kabul görmeyendir. İhanet edene ise karşılık verme hali intikam alma duygusunu beraberinde getir ki bireyin mantık çerçevesi dışında uygulayacağı tasvip edilmeyen bir yöntemdir. Hani derler ya insan çiğ süt emmiştir. İşte bu deyişin belkide anlamı ihanete meyilli bir çok kişinin kendisine ait sebebini teşkil eder. İhanete meyilli kişinin tedavisi zor bir durum. Yazmak ve anlatımı dahi kolay değil, yaşanan tecrübelerden, geçen bir ömürden ders çıkarmış olmanın, zihinlerde yer alan “vefasızların“ örnekleri biliniyor ve hepimizin aklının bir köşesinde sığıntı olarak yer almıştır. Esasında en büyük ihanetler siyasette ve sosyal hayat içerisinde şekillenmiştir. Ekonomik hayatta ihanet ise ağır bir darbedir. Siyasette meydana gelen ve siyasetçinin yanında durur gibi görünen ve sonrasında dostluğunu, ihanetini, bir başka siyasetçide, söndürene kadar ihanetin devamlılığını kendisinde davranış bozukluğu olarak gösterenlerdedir. Bu gibilerin ıslahı olmamakla beraber, yanında taşıyanı, bir şekilde zarara çok uğratanlar, topluluğu içinde su yüzüne çıkanlardır. Belkide siyasetin ruhu, sadakatsizliğe zemin hazırlayanların oldukça fazla oluşundandır. Tarihte “Sen de mi Brütüs?” Unutulmayan bir deyim olarak günümüze kadar gelmiştir. Hikayesine gelince İmparator Sezar’ı öldürme planı içerisinde olanlar vardır. Gidişatı hazırlayanlara dahil olanlardan birisi Sezar’ın yetiştirdiği ve oğlu gibi sevdiği Brütüs’dür. Sezar’ın öldürüleceği tarih de belli olmuştur. Sezar o tarihte her günkü gibi makamına gider ve tahtına oturur. Makamına gelen ziyaretçilerin derdini dinlerken Sezar kendine sorulan soruya cevap vereceği anda hançerli saldırıya uğrar. Karşıya baktığı zaman “Sen de mi oğlum Brütüs’ diye haykırarak eliyle yüzünü kapar. Ve aldığı yirmi üç hançer darbesiyle orada can verir.” Siyasetteki ihanetin acı tarafı bu şekilde değil ama ölmeden diri diri kaybediştir. Normal yaşamın içerisinde dikkat edilmesi gereken de budur. Yeter ki! kişinin ihanet beklentisini paranoya şekline dönüştürmemesi ve etrafındaki dar ihanet çemberinin farkında olması gerekliliğidir. Bir diğer misalde göçmen kuş ve serçe vardır. İhanetin adı göçmen kuşa, sadakatin temsiliyeti ise serçeye verilmiştir. Göçmen kuş ile serçe bahar ve yaz boyunca köyleri üzerinde beraber uçmuşlar,ağaçlara, çiçeklere konup beraberce açlıklarını gidermişler, suyu dahi beraber içmişler, avcılardan beraber korunmuşlardır. Mevsim değişmiş kış gelmiştir. İhanetin adını üzerinde taşıyan göçmen kuş serçeye gidelim buralardan demiş, serçe gitmese sevgisine ihanet edecek olmanın ağırlığı ile sadakati seçmiş ve yola koyulmuşlar. Göçmen kuş bu yolun yolcusu ve her zaman tekrarladığı yolda okyanusa kadar serçenin uçuş zorluğuna rağmen kıyıya ulaşmışlar. Serçenin takati kalmamıştır. Arkadaşına son bir defa sevgi dolu sesiyle seslenmis artık gidemiyorum demiştir, demesine ama arkadaşı ona bir bakıp yoluna devam etmiştir. Okyanus büyük, serçe küçük, sevgisi sonsuz, lakin göçmen kuş büyük ama nedense sevgisi yetersizmiş. Sonuç mu? “Mavi sularında okyanusun bir minik sadakat, yeni bir baharın koynunda koca bir ihanet “ geriye kalan olmuş. Dünyamız şimdi corona salgının ihaneti içerisindedir. Bu süreçte, gece başını yastığa koydukları zamanda, daha çok düşünme fırsatı olanlar, yaşamları süresince uğradıkları ihaneti ve sadaketlerini ve intikam yeminlerini sorgulama fırsatı bulmuşlar ise ne mutlu onlara. “Bilemezsin kim dost, kim düşman. Bazen tuttuğun eldir seni arkandan vuran.” bu güne not olsun kimin ihaneti kimin sadakati temsil ettiği ise soru işareti ile sahibini bulsun…

Teşriki mesainin faydaları

Teşriki mesainin faydaları

Kıbrıs adası iklimi ile ılıman bir seyir izliyor. Nisan yağmurları geçti. Mayıs ayı günleri içinde ilerlerken günbe gün yağmura hasretliği bitmeyen topraklara yağmurun hayat verdiğini,bizler bir bakıma pencereden dışa bakışta izliyoruz. Geçen gün Mesarya ovalarına yağan yağmurun bereketi vardı. Hasat mevsiminde belkide çabuk olmak gerekecek . Çiftçilerin tarlalarda silaj balalarını toplayıp kamyonlarda taşıdığı görsellerini sosyal medyadan bu mevsimde görenleriz. Bütün çiftçilerimize bu zor dönemde, korona salgının korkusunun yaşandığı ülkemizde, KKTC’de üretici kesimin tümüne kolaylıklar diliyoruz. Biliyoruz ki çiftçilerimiz örgütlü ve kökü çok eski yıllara dayanan “Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği “inde sorunlarına çare aramaktadır. Hayvancılıkla iştigal edenler de Hayvancılar Birliği çatısı altında her türlü proplemlerini gerek basından, gerekse ilgili bakanlık nezdindeki makamlara iletmekte ve kamu oyu bilgisine getirmektedirler. Nitekim korona salgını sürecinde UBP-HP hükümetinin UBP’nin kabinedeki Tarım Bakanı Sayın Dursun Oğuz’un Türkiye ile olan iyi ilişkileri ve sorunları, anavatana aktarımı, sayesinde “akmaz ise damlayan “ bir çözümle üretilen fazla sütün imalatçılara verilmesi ve işlenen sütten elde edilen ürünün yurtdışına ihracatı sağlamıştır. Bu gün 4 Mayıs 2020 ve denetimli, kısıtlı normalleşme sürecinin başlayacağı gün, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar tarafından çeşitli ortamlarda alınması muhtemel tedbirler kamu oyu bilgisine getirilmiştir. Önemli olan bu süreçte ekonominin işleyişinde etken olacak hususlar üzerinde tam zamanında ve her sektörün sorunlarına göre strateji sağlanması ve önlem alınmasıdır. Devlet yönetimi bunun için vardır ve gereklerini yapmalıdır. Bu dönemde bir çok çalışan işsiz kalmış, veya işyerlerinin ödeme sıkıntıları sözlü gerekçesi ile ücretleri kendilerine ödenememiştir. Böylesine büyük salgının dünyada olduğu gibi bizim küçük ve yarım adamızdaki sağlıkta olsun ekonomide olsun sosyal hayatta olsun depreminin şiddeti hayli fazla olmaktadır. Bu gibi durumlarda hasar tesbit çalışmaları yürütülse dahi bazı hallerde yetersiz olduğu ayrı bir gerçektir. Türkiye ile ilişkilerde sürdürülen diplomasi kanaatimce yetersizliğini halen sürdürdürmekte stratejik konumdaki ülkemize maddi kaynak aktarımı sağlanamamaktadır. Veya öyle bir kamu oyu yaratılmıştır. Geçen KKTC Meclis Genel Kurulunda konuşan CTP Genel Başkanı Sayın Tufan Erhürman söyleyip de söylemeyeceğim dediği konuyu hukukçu olmasının avantajı ile Türkiye ile olan ekonomik protokol konusunda iktidarları zamanında kendilerine yapılan eleştirilere değinmiyeceğini ifadelendirirken ima dolu sözlerini iktidardan esirgememiştir. Sayın Başbakan Ersin Tatar’ın meclis kürsüsünden her türlü görüşe saygılı olduklarına dair konuşmasıyla halkımızın hemen hemen tümünde teşriki mesaide fayda olduğu babındaki sözleri güven verici oldu. Aklıma gelen ilk söz; 1887 yılında vefat eden ünlü bir şairin anlamlı sözleri idi ve nedense bu güne manidar bir sözdü! “Üstelemek başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun süre ve yüksek sesle çalarsanız, birilerini uyandıracağınızdan emin olabilirsiniz.” Öncelikle Sağlık, saygı, sabır ve sevgi ile…