Month: June 2020

Unutulmayacak yıl; 2020

Unutulmayacak yıl; 2020

Sadece ülkemiz değil, tüm dünya, sağlık depremine neden olan Korona Virüs salgını ile cebelleşiyor. Farkında olduğumuz tek şey can korkusunun hemen hemen her evde misafir olduğudur. Bilinen gerçek her hastalığın her eve ayrı bir gaile farklı bir üzüntü verdiğidir. Ülkemizde birçok diyaliz hastası makinelere bağımlı yaşamaktadır.Saymakla bitmeyen,insanları derinden üzen ve hastalıkların tedavisi için uğraş veren aile bireylerinin sıkıntıları oldukça zor. Kanser denenen illet ve daha nice amansız hastalık ülkemiz sağlığındaki başlıca sorunlar oluyor. Her evin ayrı bir derdi mutlaka vardır. Sağlıkta ihtiyaçların başında tam teşekküllü hastanelerin varlığının idamesidir. Sağlık camiasındaki insan kaynaklarının donanımınının takviyesi de yapılmalıdır. Hastanelerde her derde deva olacak ilaçlar bulunmalıdır. Bazı ilaçların bulunmayışı ise ayrı bir isyan konusudur. 8 Mart ithal korona virüs sonrası hükümetin tam zamanında almış olduğu kararlar ile izolasyonu kendine rehber eden halkımız sayesinde bu günlere ,salgını aramıza sokmadan geldik. Ekonomik sıkıntılar halen geçerliliğini sürdürüyor.Çarşı çok durgun, esnaf zarardadır. Ramazan ayı sonrası bayram ve geçip giden günlerde yaşanan zorluklara hep birlikte göğüs gerildi. Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın ilk günden verdiği beyanatlara uygun olarak Kamu görevlilerine yapılan maaş kesintilerinin ilk ödemesi yapıldı. 28 Haziran ‘da Sosyal Sigorta emeklileri dahil olmak üzere Kamudan emekli olanlara da maaşları ödendi. Şikayet varsa teşekkürde farzdır. Ancak çoğu iş yerinde ücretlerin ödenmemesi konusunda mağduriyet halen devam edendir. Çözüm bulunması için çare üretilmesi beklenendir. Gündemi meşgul eden öncelikli konu sınır kapılarının açılışı, sağlıklı geçişinin yolcular nezdinde sağlanması, hangi testin nasıl uygulanacağı, adaya Ercan Havalimanı üzerinden turizm açısından yapılacak girişlerede tabiyetine göre prosedür ne olacağı konularıdır. Birçok karar üretilmiş olmasına rağmen halkımızın dünyada salgının yükselişte olduğu bir zamanda tek isteği şimdiye kadar sağlanan sağlık düzeninin bozulmaması için tedbirlerin esaslı ve tam alınması ve denetimli olarak devam ettirilmesidir. Garantisi olmayan bir yaşamda, şimdi varız az sonra ne olur bilinmezliği korkusu ile de stresli bir yaşamın insan sağlığına zararının farkındayız. O halde kendimizi korumak adına fazla açılıp saçılmaya gerek yoktur. Olağan dışı zamanda olağan üstü tedbirlerimizi kendimiz de alabilmelmeliyiz. İşte o zaman sağlıkta kalkan evin kapısıdır diyebiliz. Ne demiş atalarımız “Sağlık gibi dost, hastalık gibi düşman yoktur.” O halde tedbiri elden bırakmamalıyız. KKTC ‘de tam da bu zamanda yollardan başlayan,dere yataklarına uzanan, sivri sineklere geçit vermeyecek, sınırlarımız içerisinde köşe bucak kök temizliğin yapılması gerekir. Yeni bir acil durum hastanesinin yapılmasını ise ihtiyaçlarımızın birinci sırasında muhafaza ve müdafaa edenleriz. Nasıl olsa Kıbrıs meselesiydi, masa kurulurmuydu, müzakereler başlar mı? başlamaz mı? denilen nakarat dönemi nekâhet sürecine girmiştir. Bu konudaki hasta düşünceler halen iyileşmiş değildir. 11 Ekimde yapılacak Cumhurbaşkanı seçimi ile KKTC halkı yeni Cumhurbaşkanını seçmelidir. Önce sağlık dedik ancak yasama,yürütme ve yargı gereklerini de unutmadık. 2020 ileriki yıllarda hakkında hiç de hoş bir şekilde anılacak bir yıl olmayacağı gibi 2019 yılının son günleri salgın başlangıcı olarak tarihi sürece damgasını vurmuştur. Umudumuz dünyamızı terkedeceği günleri görmektir…

Jet ile gelen siyasi kararlar

Jet ile gelen siyasi kararlar

KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı 11 Ekimde yapılacak seçimin erkene alınması için siyasi parti liderleri ile sarayda toplantı yapıp konuştu. Sonuç tarihin değişmemesi yönündeki görüşlere takıldı. Mutabık kalınan tarih yeniden teyid edildi. Geçen hafta KKTC Meclis genel kurulu iki tam gün mesai yaptı. Ercan Havaalanına inen jet uçak ve yolcuları için özellikle sağlık ve test konusu olmak üzere giriş yapan kişilerin ülkedeki kısa yaşanmışlıkları üzerinden, muhalefetin keskin soruları ve iktidarın cevapları halkımızı Meclis tv’ye kitledi. Sosyal medyada, geceli gündüzlü bu konuda olumlu veya olumsuz yorumlar zaman tünelinden hiç eksik olmadı. Konu ile ilgili herkes bir birini suçladı, ancak kamu oyu yargısı hiç de hoş oluşmadı. Sonuçta polis genel müdürlüğü tarafından tahkikat neticesi bekleneceği intibası ağır bastı, kabinede değişiklik olabileceği hususu gündeme geldi ve nihayetinde Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar Turizm Bakanı Sayın Ünal Üstel’i atadığı bakanlık görevinden alarak yerine UBP Girne milletvekili Sayın Kutlu Evren’i bakan olarak atadı. Sayın Kutlu Evren’nin Vikipedi, özgür ansiklopedideki kişisel bilgilerine internet üzerinden baktım. Hacettepe Üniversitesi İşletme Yönetimi ve Turizm bölümünü tamamlamış olduğu ve Sayın Ayşeğül Baybars’dan önceki KKTC İçişleri Bakanı görevini yürüttüğü bilgisini yeniden ulaştım. Siyasette görev değişiklikleri zaman zaman yapılmaktadır. Nitekim, Başbakan Tatar, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, son yaşanan siyasi gelişmelere bağlı olarak UBP içerisinde yapılan değerlendirmeler sonucu kabinede değişikliğin yaşandığını açıklamıştır. Siyasiler yani seçilen milletvekilleri bunu bilerek hareket etmek gereğini bilirler ve kendilerine tevdi edilen görevleri yapmak üzere “makam görevi” ifa ederler. Genel Seçimde milletvekili adayları halkın kendilerine reyleri ile verdikleri irade ile hareket etmek üzere seçilirler. 26 koltuk elde eden siyasi parti ise tek başına iktidar olabilir. Son 14 yılda sayısı oldukça fazla birçok Koalisyon Hükümeti kurulmuştur. CTP-DP, CTP-ÖRP, CTP-TDP-DP , CTP-DP,CTP-UBP, CTP-HP-TDP-DP geçen bu süreçler sonucunda şimdi UBP-HP hükümeti görevdedir. Hükümetlerin kuruluş adı ne olursa olsun, kanunen bir bütün olup bakanlar Kurulunda alınan kararlar resmi gazetede yayınlanmadan yürürlüğe giremez. Ve kararlar oy birliği ile alınır. Bütün bakanların imzasını taşır ve resmî gazetede ilan edilir. Örneğin süt fiyatları mı değişti her bir bakanlık açıklanacak olan fiyat artışı değişikliğine oy verendir. Karar öncesinde ilgili bürokratların ve önerge sabibi bakanın mevcudiyet gösterdiği toplantıda önerge için detaylı bilgi verdiklerini konunun tartışıldığını ve ortak kararın çıktığını bürokratlık yapmış birisi olarak bilmekteyim bu gibi toplantılara katılmışlığım vardır. Önerge ile ilgili diğer bakanların eğer soruları varsa teknik düzeydeki açıklama ilgili bakanlığın üst düzey teknik elemanları tarafından cevap bulmaktadır. Karar verildikten ve karar zapturapt altına alındıktan sonra hiç bir bakanın çıkan karar için yok biz yanıldık veya yanıltıldık demek hakkı etik değildir. Bakanların toplantıya giderken beraberlerinde götürdükleri klasörde ve en üste yer alan gündemlerindeki önergeleri ve içeriklerini de bilmeleri görevleridir. Sağlık konusunun korona virüs salgını nedeni ile yasakların sık elenip sık dokunduğu zamanda havadan, karadan denizden ülkemize girişlerin usulüne uygun kurallarının uygulanması ise mecburidir. Konuyu başka yönlere çekip ülkede yatırım istenmiyor izlenimi yaratacak spesifik görüşlerin siyasetçi tarafından açıklanması ise, memleketimiz adına kötü bir örnek teşkil eder. Ciddi yatırımcılar tarafından böyle bir algı ise asla kabul görmez. Velhasıl hayretleri yaşadığımız bir haftayı geride bıraktık. Bu hafta neler olur, neler değişir, hep birlikte bekleyip, göreceğiz…

Maskeli paketin sosyal mesafesi

Ekim ayında “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “‘nin yeni Cumhurbaşkanını seçeceğiz. Şu anda seçimlerde uzatmaları oynuyoruz. Korona Virüs esbab-ı mücbire gösterilerek ülkemizde seçimlerin seyri değişmiştir. Cumhurbaşkanı makamı Anayasa hükmünde belirtilenin Cumhurbaşkanı beş yıl için seçilir maddesi hilafına 5 yıl artı 6 ay oldu. 11 Ekim’e kadar Haziran günlerini de ilave edecek olursak seçim için 4 aylık bir müddet daha önümüzde duruyor. Zor bir süreç olacak çünkü ”sıfır vaka” böylesine çabuk bir açılımda nereye kadar sürer diye düşünmeden edemiyor insan. Seçim tarihi yine etkilenir mi bilinmez! Türkiye sivil havacılığın tüm havaalanlarına notam diye gönderdiği kuralların bir maddesi çok önemli “ Test sonucu pozitif çıkan yolcular deport edilmeyecek ve tedavi edilecektir” diye yolculara seyahat etmeleri açısından bir nevi güven vermektedir. Bu güçlü güven ise sağlıkta tedbir derken, acil durum hastanelerinin Türkiye ‘de yapılmış olması, şehir hastanelerinin varlığı ve diğer bütün tam teçhisatlı hastanelerin hazır olda olmasından kaynaklanmaktadır. KKTC ‘de çok şükür zamanında alınan tedbirlerle ikili rakamı geçmeyen Korona Virüs vakasına rastlanmış, hastanelerimizin salgınla ilgili yoğunluğu olmamış, yoğun bakım servisleri dolup taşmamıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde muhtemel ithal bir virüs salgını olması halinde hastanelerinin kendi halkımıza yeterli olmadığını pek tabii ki hepimiz biliyoruz, bunun farkındayız. 2. Dalga olmaz dersiniz, ya olursa! gibi strateji belirlemek gerektiğini de hükümetin bilmesi gerekir. O halde bu rehavet niye diye sorululacak sorulara cevab icraat olmalıdır. Şimdiye kadar geçen sürede yapılması gereken herhangi yeni bir hastanemiz olmamıştır. O hastane, bu hastane, derken zaman akıp geçmiştir. Erken tanı,tedbir, tedavi ve tecrit ile hani derler ya bu dönem vartayı atlattık ya sonrası? Şimdilerde sokaklar, tedbirsiz kişilerin yolu oldu. Cafeler,lokantalar, plajlar derken ne maske var ne mesafe, ellerde hijyen kuralına bu ortamlarda özen göstermek durumu ise şaibelidir. Siyasilerin de bu kurallara ve özellikle mesafeye dikkat etmedikleri bariz bir şekilde sosyal medya paylaşımlarından belli olandır. Türkiye’de Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Tevfik Özlü, kalabalık alanlarda maske kullanımının mutlaka denetlenmesi gerektiğini ifadelendirken “Maske takmayan ya da yanlış takan kişilere cezai müeyyide uygulanmalı” diyorsa ülkemizde de bu ikazın mutlaka kaale alınması gerekir. Türkiye Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca ise sosyal medya hesabından tehlikeli sosyal mesafeleri 149 cm başlayarak 122 cm aralığına kadar akıllarda bulunsun diye rakamsal olarak tek tek belirtmiş ve mesafe azaldıkça riskin arttığını tweetinde paylaşmıştır. Ülkemizdeki siyasilere gelince daha çok Facebook üzerinden sosyal medyayı kullandıkları görülürken sağlık için tedbir için kendi paylaşım uyarı ve önerilerinin olmadığı ayrı bir gerçektir. Televizyon programlarında korona virüs salgını için hazırlanan özel programlarda konuk olan doktor milletvekillerinin ve tıp camiasından gelen siyasilerin ekrandan yaptıkları virüs tıbbi açıklamaları son derece faydalı olmakta ve sosyal medya kullanmayan halkımız bu yönde aydınlatıcı bilgi almaktadır. Başbakan Sayın Ersin Tatar’ın KKTC üç büyük hastane yapılacağına ve iki ay içerisinde bu işin biteceğine ilişkin beyanatı ise adeta yüreklere su serpmiştir. Tabi ki yapım aşamasının takipçisi olacağız.Diğer önemli bir konuda Sayın Ersin Tatar bu ay kesinti yapılan kamu görevlilerinin maaşların tam ödeneceğini maaşlardan yapılan kesinti miktarının ise memurlara geri ödemeye başlayacakları haberleri de beyanatında kamu oyuna yansırken uygulanacak 2.Paket ekonomik tedbirlerin ise Pazartesi gün açıklanacağıdır. Ne diyelim ülkemiz için hayırlısı olsun…

Siyasetin kokusu ve doğanın ikinci güneşi

Bu günkü yazıma giriş, geçen gün sosyal medya hesabımdan yaptığım paylaşımla olsun dedim. “Korona salgınının dünyamızda korkunçluğu devam ederken, tedbirde topluma örnek davranışlardan uzak artık normalleştik denen bir hayatın lütfen sorumsuz yaşantısı içerisinde olmayın. Ailenizi ve çevrenizi korumak adına sağlıklı düşünce ve hareket içinde olunuz. Zaman tedbir zamanıdır. O halde; “(Kontrollü sosyal hayat)” yaşam biçimimiz) olmalı diye yazmıştım. Elbette evde kal çağrısı sonrası dışarıya üç ay sonra iki kez, toplamda bir saat çıkan birisi olarak, ilk izlenimlerden gayrı, kişilerin sosyal medya paylaşım fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere birçok mekanın dolu dolu olduğu görülmektedir. Tabi ki doluluk mekanın kazancı için kabul edilebilir, ancak sosyal korumalı alan yaratılması sağlık için yapılmalıdır. Üç aylık dönemde esnaf bir bakıma kan ağlarken, memur da kesilen maaşlarının önceden planladıkları ve aile bütçesine yetişmemesinin ağır sıkıntısı içerisine girdi. Her ne kadar da Başbakan Sayın Ersin Tatar kamu görevlilerinden yapılan maaş kesintileri için bir nevi borçlanma olduğunu ve ödeneceği taahhütünü tekrar, tekrar, dile getirmiş olmasına rağmen bu yöndeki hoşnutsuzluk halen had safhadadır. Bu dönemde işsiz kalıp hiç ödeme almayanlarda olmuştur. Çare ise hükümetin kararlarında olmalıdır. Bu arada Londra’dan 155 kişiyi ve cenazeleri getiren uçağın Ercan Hava Alanına inişini,bavulların piste sıra sıra dizilişi sırasında uzaktan olsa da cenaze sahiplerinin çığlıkları duyuluyordu. Ölüm tabi ki takdiri ilahi anca gurbet ölümü ve vasiyet araya girince hepimizin kalbindeki ince sızı oluyor. Canlı yayınları dinlerken yazılan yorumlar da öylesine can yakıcıydı. Ulaştırma Bakanı Sayın Tolga Atakan için “operasyonu bizzat yönetiyor” ifadesi de anlaşılır gibi değil. Sayın Atakan’ın uçağın kapısında duruşu ise hakikaten siyaset kokuyordu. Bir kere, vatandaşlarımızın zor durumlarında ülkelerine dönüşünü sağlayabilmek idarecilerin asli görevidir. Bu görevi yaparken ön safhta olmak göze hoş görünmediği gibi bu konuda uzman teknik kişilere de bir nevi müdahale olarak algılanır. Halkın bu gibi gelişlerde karşılamada görmek istediği daha ziyade sağlık çalışanları ve ambülanslar olduğu kanaatindeyim. Sayın Fuat Oktay’ı bir KKTC kanalı ekranında görmek bizlere daha yakın mesafeden evimizdeki ekrandan hitap etmesi ve Kıbrıs Türk Halkı için Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan‘nın görüşlerini de aktarması bilhassa böylesine hassas bir dönemde ülkemiz halkı için büyük bir moral olmuştur. Canlı programı Facebook üzerinden de izledim. Çoğu televizyon programını ayni şekilde izlerken vatandaşların alta geçen yorumlarını okumak kimlerin facebook izleyicisi olduğunu görmek, nabzın atışı bakımından önemli, ancak yorum kısmında yazılanların soru niteliğinden çok bazı ifadelerin saygısızca olduğu da ayrı bir gerçek. Kuzey-Güney sınır geçişlerinin yapılması planlanan günleri düşünerek, ben de bir yorum yazdım ve Sayın Oktay’dan Türkiye’nin “Acil Durum Hastane” tecrübesini 45 günlük süreçte ülkemizde de hayata geçirilmesi dileğimi arz ettim, anavatana saygı ve sevgilerimizi ilettim. Programda Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın vurucu mesajı; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne oldu ve “Bedeli ne olursa olsun Doğu Akdeniz ve Kapalı Maraş ile ilgili olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetinin arkasındayız. Kapalı Maraş, KKTC’nin toprağıdır’ demiş olmasıdır. Sayın Oktay’ın her konuya verdiği cevap içeriğinde KKTC halkının leyhine projeler vardı. Kıbrıslı Türklerini yürekten sevdiklerini tekrar söylemiş olması ise bizleri yeniden duygulandırmıştır. Biliyorsunuz “Sevmek inanmak” demektir ve “sevgi, doğanın ikinci güneşidir.”

‘Daha sıkı tedbir daha iyi sonuç’

‘Daha sıkı tedbir daha iyi sonuç’

Normalleşme sürecinde ülkemizdeki Koronavirüs açılımlarını haberlerden anbean izliyoruz. Önemli olan her açılımda ülke halkının sağlığının korunması gerektiğinin unutulmaması gerektiğidir. 10 Mart sonrası salgında gelişmeler gözler önünde ceryan etmiştir. Her ne kadar da 40 günü aşan sürede vaka sayısı sıfır deniyorsa bile bu kadar dışa kapalı olmanın avantajıdır diye değerlendirmek en doğrusudur. Güney Kıbrıstaki vakalar unutulmamalıdır. Fazla övünmek de iyi değildir. Her hangi acil bir durumda hastanelerimizin yetersizliği bir kez daha düşünülmeli ve gereği yapılmalıdır. Kötüyü düşünüp iyiye adım atmak her zaman toplum menfaatine olduğu varsayımından hareket edilmelidir. Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay birkaç güne sığdırdığı taglı twitlerinde gün sayısı belirterek #Covid-freeNorthCyprus ” diye paylaşımlar yapıyor, tabi ki de böyle twitlerine, olumlu olumsuz bir çok yorum var. Rehavet salgına ilaç değildir. Bir Ramazan Bayramını daha geride bıraktık. Bayramın üçüncü ve son gününe mühür, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ayni zamanda Kıbrıs İşleri ile ilgili görevlendirdiği yardımcısı Sayın Fuat Oktay ile KKTC Başbakanı Sayın Ersin Tatar arasında TC-KKTC İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması video konferans yöntemiyle imzalanan ekonomik protokol oldu. Böylelikle “Türkiye ekonomik protokolü imzalamıyor” diyenlerin acımasız eleştirilerinin önü de bir vesile kesilmiş oldu. Güçlü Türkiye Kıbrıs’ın garantörü olarak varlığını sürdürürken Kıbrıslı Türklerin her zaman yanında olduğunu bir kez daha göstermiştir. Korona Virüs salgını dünyadaki sürekliliği ile halen gündemin başında yer alıyor. Ülkemizde yürütme tarafından alınan koruyucu önlemlerin kapalı devrede virüs vaka sonucu olumlu yönde seyretmiştir. Ancak açılım deyip, normalleşme süreci deyip, fazlası ile önlemsiz bir hayatın gerçeği de, sokakta gözlerimiz önünde ceryan ediyor. Üç aya yakın bir süre evden çıkmayan birisi olarak geçen gün bahçe kapısından dışarıya çıktım. Dışarıya çıkma nedeni ne olursa olsun maske, fiziki mesafe ve hijyen kurallarına uymak mecburiyetinde olduğumuz bir yana, bundan sonraki hayatımızda uzun süre böyle yaşayacağımızın bilincinde hareket etmek zaruriyetindeyiz. 0nlarca gün evde kalmış birisi olarak sokaklardaki ilk intiba bende hiç de iyi olmadı. Olması muhtemel yangınlardan korkar hale gelmiş olmamıza rağmen geçtiğim sokakların, kaldırımlarını ot bürümüş olduğunu ve bir çok terk edilmiş evin yeşil bahçelerinin kuru otlarla kaplı olduğunu üzülerek gördüm.Yangından korunma tedbirleri içerisinde halkın yerel yönetimlerce aydınlatılması eğitilmesi ve gerekirse temizliğin yaptırılması için en erken zamanda önlem alınmasıdır. Korona salgınına neden olan virüs hayalet gibi aramızda görünmezliğini muhafaza ediyor. Dünyada normalleşme sürecine geçmeye çalışan ülkelerde yeniden hortladığı haberlerde var olandır. Bütün bu duyumlar resmî duyurular içerisindeyken ülkemizde hiç bir şey yok deyip rehavete kapılıp zil çalıp oynamaya ve bir kez daha evlerde hapsolmaya ve ekonomik sıkıntıya tahammül yoktur. Baktım ve gördüm, geçtiğim sokaklardaki market çıkışlarında kişilerin kadın erkek çoluk çocuk yüzlerinde maske olmadığına maalesef tanık oldum. Üniversiteli ve yabancı uyruklu kişilerin yollarda sarmaş dolaş gezinti yaptıkları görülüyordu. Kreşlerin açılacağı günlerdeyiz, unutmayalım ki çocuklarda,virüs bulaştırma hali yetişkinlere eşittir diyor Almanya’nın önde gelen virologlarından Christian Drosten ve koronavirüs nedeni ile okulların açılma tehlikesine dikkat çekiyor. Salgındaki ihtimaller için her türlü denetimli tedbiri ülkemiz almalıdır. Bu dönemde adaya giriş ve çıkışların yapılmasına başlanacağı, açılımların eski düzeye getirileceği açılmayan iş yerlerinin açılacağı zamanda, yine iş başa düşmekte ve her bireyin her yerde ve ortamda koruması için kendi tedbirlerini alması ve uygulaması asli görevi olmalıdır. Aynen Türkiye Sağlık Bakanı Sayın Dr.Fahrettin Koca’nın dediği gibi “Daha sıkı tedbir,daha iyi sonuçtur”