Category: Uncategorized

Odak noktalara atama

Odak noktalara atama

Ülkemizde 2018 erken genel seçimleri sonrası 4’lü koalisyon ve kurulan hükümetin her yöndeki ve konudaki istikrarsız duruşu ve sonucunda yıkılışını gördük. 460 gün içerisinde sadece atamalar, yönetim kurullarının oluşturulması hükümet protokolüne göre kurum kuruluş ve dairelerin bakanlıklara dağılımı derken, akıp giden zamanda kayda değer ve toplum faydasına hiç bir işin layıkıyla yapıldığını maalesef göremedik. Hükümet düştü, yenisi kuruldu, hala daha 4 başlı hükümetteki siyasi parti lideri bahanelerine mazaret üretip maharetsizliklerini sergilemeye devam ediyorlar. Neyse ki HP bu hükümetten atlayıp kurtulmuştur. UBP ile hükümet kurmanın avantajını mı? yoksa dezavantajlı bir durumunu mu yaşadığı henüz belli değildir, siyasi yaşamlarını halk nezdinde kurtarıp kurtarmayacaklarını yaşayıp göreceğiz. Sayın Özersay için kendi partisi,eski hükümet ortakları dahil karşıtları azımsanmayacak kadar çoktur. Sayın Özersay belki UBP-HP koalisyonu ile üç bakanlığın ayni şekilde muhafazası ile müdür, müsteşar atama konusunda oldukça rahat ama yönetim kurulu üyeliklerinde sıkıntılı günlerini yaşıyor gibidir. Ancak kendi partisine mensup bireylerin de istifa ve oldukça yoğun eleştirilerine maruz kalmaktadır. UBP’si Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar kabinede yer alan bakanları bir şekilde milletvekilleri arasından seçmiştir. UBP ait 7 Bakanlığın, müsteşar, müdür derken yönetim kurulu üyeliği isteyenleri nasıl bir tercihle belirleyeceği ise merak konusu olurken bazı atamaların yapıldığı da görülmektedir. UBP’sinin diğer önemli bir iç meselesi yeni ”Genel Sekreter” kim olacak konusudur. Gerçi, Genel Sekreter Sayın Hasan Taçoy henüz görevinin başındadır.Genel Sekreterliği bırakır mı? Ayrılır mı? net değil ama her halükarda parti gündeminde bu konunun yer aldığı bilinmektedir. Ülke halkı müreffeh bir geleceğe hasrettir. Toprak Ürünleri Kurumunun Web sitesine bakarsanız sattığı ürünlerin Arpa,Buğday,Patates, Ekmeklik un, Baklavalık un, tohumluk (patates,buğday arpa) ve Tritikal olduğunu görmüş olursunuz. Ülkemizdeki diğer önemli bir kurum ise Süt Endüstrisi Kurumu olup ülke genelindeki çiğ sütün üreticiden toplanmasına ve imalatçıya dağıtmasından sorumludur. Bu iki önemli kurumdaki pazarlanacak ürünlere gelecek fiyat artışının son derece dikkatli yapılması, maliyetlerin taraflarca ortak akıl çerçevesinde hesaplanması gerekir. Bu maliyet hesaplamalarında İmalatçıların yanında tüketicilerin gereksinimleri ve artışlardan nasıl zincirleme ”zam” adı altında etkileneceğinin hesabı yapılmalıdır. Okuduğumuz açıklamalara göre çiğ süt fiyatları 16 Haziran’dan geçerli olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Diğer bir habere göre imalatçılar ise bu fiyat değişikliğinin ürün fiyatlarına okkalı bir şekilde yansıyacağını belirtmektedirler. Fiyat ayarlaması yapılırken kanaatimce tüketicinin alım gücü hiç kaale alınmamıştır. Üreticinin bu fiyatlardan memnun olup olmadığı ise bilinmemektedir. Süt fiyatlarının değişikliği başta çocukların içeçeği UHT süt olmak üzere hellim ve diğer süt ürünlerine de yansıyacaktır. Umarız bakanlar kurulu imalatçılar ile de yeni mamül fiyatlarını eş zamanlı konuşup prensipte çok eski yıllarda yapıldığı gibi satış fiyatlarında makul bir çerçevede anlaşmış olunsun. Yoksa üretici, tüketici,imalatçı üçgeninde dengelerin yerinden sarsılıp tsunami etkisinden kurtulmak mümkün olmayacaktır. Yeni hükümetin bu gibi fiyat artışlarını tek tek yapmak yerine ilgili birimlerin ve işinin uzmanı kişilerin denetiminde işin özünden uzaklaşmadan maliyet hesaplamalarını enine, boyuna yapması kaçınılmazdır. Demek ki sonuçta UBP-HP koalisyon hükümeti bir an önce ülkemizdeki insan kaynaklarından eski müşavirlerimizden donanımlı kişilerin gerekli odak noktalara popülizmden uzak atamalarını yapar ve hükümet normal seyrindeki icraatlarına , KKTC Meclisi de gereken yasaların çıkarılmasına önem verir, komiteler görevlerini yapar. Kıbrıs meselesinin en kritik dönemecinde kritik iç meselelerde hal yoluna gidilir. İlerisi için şart olan ve 2’li hükümetten beklenen budur.

Advertisements
Geçmişten günümüze biriktirdiklerimiz

Geçmişten günümüze biriktirdiklerimiz

Cemre Akar’ın program davetine icabet ettim. “360 derecede” geçmişten bu güne yaşanmışlıkları yoğunlaştırılmış şekli ve vaktin yettiğince konuştuk . Cemre Akar gençliğinin ve aile yapısından gelen donanımı ile bütünleşmiş eğitimi sonrası 63.cü programını geride bırakırken televizyon ve Facebook hesaplarından kendisini izleyenlere oldukça etki bırakan bir isim. Genç dinamik ve gelecekte başarılarına başarı katacak girişimci kadınlarımızdan bir değerli kişi. Cemre Akar’ı severim, nedenlerime gelince,Babamın Güzelyurt Öğretmen Koleji öğretmenliği yıllarında doğduğum Omorfo’dan ailemin Lefkoşa’ya gelişi ile Cemre’nin dedesi Öğretmen Derviş Moreket ve anneannesi İjlal teyzenin evine kiracı olarak girişimiz yıllarına dayanır. Annem o evinin modelini bir sonraki sokakta bizim evide işinin erbabı Cemal Yorgozlu ‘ya ayni modelin aynısını yaptırmıştı.Cemre’nin annesi Cemaliye,teyzesi İnci İnanç ve dayıları Mehmet ve İsmail Moroket ile çok uzun süre Çağlayan bölgesinin sakinleri olarak yaşadık. Çağlayan bölgesinin kadınlarının oluşturduğu ve başı Süheyla Çıraklın’ın çektiği ve bu gün dahi devam eden Salı sabahı kahve toplantılarına İnci ve ben annelerimize eşlik ettiğimiz günleri programda Limasol anılarımız dahil, eski yıllardan bir kesit olarak anlattım. Ailelerin bizler dahil onların torunları üzerindeki otoriteleri ,yetiştirme tarzları, gelenek ve kültürün aktarımı belirginliğini halen koruduğunu belirtirken şimdiki zaman ile eski zamanın mukayesesini yaptık. Dış politika ya da özünde dokunduk. Kıbrıs konusunun UBP-HP koalisyonunda aynı doğrultuda düşünen bir hükümetinin programında yer almasın bir güç olduğunu ifadelendirdik. Türkiye’nin garantörlüğünün devamından yana olduğumuz müddet Kıbrıs meselesinin emin ellerde olduğunun vurgusunu yaptık. Güneydeki Mormenekşe köyünde Türk malı arazisi için avukat vasıtası ile arazideki evlerde oturan 22 aileye ihtar bildirimi neticesinde Rum İçişleri Bakanlığının bildirimleri suç olarak gördüğü, Güneydeki Türk Mallarının vasisinin Rumlar olduğunun, belirtildiği, Kuzeyde bırakıp gittikleri malların sahipleri Rumlar ise, peki anlaşma bunun neresinde olacak ve 50 yıldır sürdürülen müzakerelerle Güney’den gelen Türklerin şimdi ikamet ettikleri evlere 100 binlerce rumun talip olduğunu bilirken ve Rumların Türkleri azınlık gördüğü müddetçe anlaşma olmaz dedim. Cemre Akar ile kadının iç siyasetteki konumunu da konuştuk. Toplumumuzda geçmişten bu güne, bir ömrün geride bıraktığı yaşanmışlıkları örnek vererek ülkemizdeki kadınların siyasetteki duruşlarını anlatırken Türk Cemaati kadın milletvekillerinden Kadriye Ahmet Hacıbulgur ,Ayla Halit Kazım’dan bahsederken KKTC Meclisinin ilk iki kadın Milletvekilinin UBP’den Gülin Sayıner ile Ruhsan Tuğyan olduğunu, ilk kadın bakan Onur Borman’ı örnek gösterirken, gelecek için siyaseti düşünen kadınlara örnek teşkil edecek bir çok donanımlı kadın olduğunu, siyasi partilerde kadınların aktif olarak teşkilat yapısı içerisinde yer almasının gerekliliği üzerinde durduk. Nitekim kendimden örnekle UBP içerisinde İlçe yönetimi, Parti Meclisi Üyeliği ve Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliği yaptığımı Sonrasında Partinin yardımcı teşkilat yapısı içerisinde yer alan Kadın kollarında görev yaparken gözlemlediğim hususun bu organlarda yer alan kadınların daha çok erkek adayların kazanması için çaba gösterdiklerini,partiye oy sağlandığını gözlemlediğimi de söyledim. Seçim sistemindeki yasal değişiklik sonrası ilçelerdeki milletvekili sayısına göre kadın kotası sayısı ile belirlen ve seçim listelerinde yer alan kadınlarımızın çoğunun halk oylamasından geçemediklerine olan üzüntümüzü belirtirken yeni oluşan kabinede bir kadın bakan sayısının az olduğunu ,Sevgili Cemre Akar’ın sorularına karşın anlattım Finlandiya ‘da 200 koltuğun 93’ne kadınların sahip olduğunu üstelik Meclisin yaş ortalamasının 45 yaş altında olduğunu da ayrıca ifadelendirdik. Çoğu zaman eğitim konusunda da örnek gösterilen ”Finlandiya hayallerinde” bizim nerede yaşadığımızı düşünerek global düşünüp yerel uygulamamız üzerindeki çalışmalarda başarı gösterilmesini siyasilere önerdik. 2018 Erken Genel seçimlerine KKTC‘de 9 Kadın Milletvekilinin Kazandığını bu vekillerin mecliste çok çalışmaları gerektiği, görüş birliğine varırdık. Dünya Ekonomik formunun yayınladığı 2018 raporunda, kadınların erkeklerle eşit haklara kavuşması için 108 yıl kadınların erkeklerle eşit ücrete sahip olması için 202 yıl gerektiğini okuduktan sonra raporun evveliyatının okunmasının ancak kadınların mücadelesi için esas teşkil edeceği husunda Cemre Akar ile programında görüş birliğine vardık. Sonuçta Cemre Akar kelimelerin anlamlarını belirtirken “Mukadderat, Elzem ve Reva “ dedi. Ben de Cemre Akar gibi donanımlı kadınların siyasette aktif görev almaları gerektiğini ekranda söylemekten hiç çekinmedim. Bu arada program sonrası Cemre’nin Babası Sayın Reşat Akar ile bir kahvenin kırk yıllık hatırında sohbetimiz güzeldi!

Eğlence icraattan sayılmaz

Eğlence icraattan sayılmaz

Her sözün uğrak noktası olan bir durağı vardır. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir deyiminin “ehemmiyetinde “ olmak son derece önemlidir. Başarı için çalışılmalı, gösteriş ve şatafattan uzak, her adım, ona göre atılmalıdır. Hele hele ülkenin bu zor şarlarında, duruşun önemine vakıf olmalı ona göre hareket edilmelidir. Kimi zaman kişilerin davranışlarındaki uç noktalar törpülenmeli hatta siyaset mevzubahis ise bu gibi durumlara ince ayar verilmelidir. Siyasette imajın önemi yatsınamaz ölçüde seçmen gözüne yansıyandır. Bu yansımada menfaatler ön plana çıkarsa hoş olmayan çok şey gıybetten nasibini alır. Demek ki duruş önemlidir. Samimiyetsiz davranışlar önem kazanamayandır. Ülkemizin geçirdiği ekonomik kriz, bütçe açığı derken içinden geçilen dar boğazda boğulmamak adına yeni hükümetle UBP-HP koalisyonu ile ilk Ramazan bayramını geride bıraktık. UBP Genel Başkanı Başbakan Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ve Maliye Bakanı Sayın Olgun Amcaoğlu ilk ziyaret diyebileceğimiz davetle Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Fuat Oktay’ı İstanbul ‘da Vahdettin Köşkünde ziyaret ettiler. Bu ziyarette Sayın Büyükelçi Ali Murat Başçeri’nin de bulunması bilhassa ülkemize ulaşan resmiyetinde önemli bir fotoğraf oldu. Siyasi görüşmelerde oldukça uzun bir süre, 1 saat 45 dakika görüşme ve bu sürede yoğunlaştırılmış KKTC ekonomik sorunları ile Kıbrıs Meselesinideki Kıbrıslı Türklerin haleti ruhiyesi Sayın Erdoğan’a yüz yüze arz edildi. Başbakan ve yardımcısının, Arefe gününün bayrama girişinde çok önemli bir görevi yerine getirdikleri kanaati ülke halkımızın nabzında atan inancı ve verdikleri pozitif enerji oldu. Bayram süresince ülkemizdeki durum sükunetini korurken siyasi parti başkanlarının ve Cumhurbaşkanının tebrik mesajları basında yer aldı. Sosyal medyada kimin nerde , kimlerle neler yaptığı paylaşıldı. Hayatın devamında davranışlar güncelliğini korudu. En çok da bilişim yasasının yürürlüğe girmesi zarureti ile kişiler bu isteklerini aleni olarak bu bayramda paylaşımlarına aldılar. Bilhassa gıybet ile haksız rekabetin oluşmasına yardımcı haberlerin sosyal medya üzerinden yapılmasını uygun bulmadıklarını söyleyen çok kişiyi dinledik. Beyanalarını okuduk. Haksız da değiller, bilinmesinde fayda vardır. KKTC Meclisi ilgili komiteleri yasama faaliyetlerini genel kurul tatile girsede yerine getirmelidir. Meclis’in uzun yaz tatilinin de bir şekilde kısa tutulması yasal zeminde sağlanmalıdır. Bayram tatili öncesinde zikredilen zam konularında, oldukça dikkatli davranılması ve vatandaşın cebine el uzatılırken hükümet, özellikle düşünmelidir. Bayram tatili süresince çarşı açıktı, özellikle marketler ihtiyaçların karşılanmasında öncülük edenler oldular. Evlere yiyecek servisi de fastfood sevenleri memnun etti. Sosyal Medyada yapılan paylaşımlarda bir kaç istisna hariç çoğu siyasinin bayramı eğlence yerleri dışında evde ailesi ile geçirdiğini izledik okuduk. Çoğu sanatçının ülkemizde olduğunu da bu paylaşımlardan anladık. Turizmin özellikle Girne gecelerinde ve Türkiye’den gelen sanatçılar ile eğlence sektöründe tavan yaptığına sevindik! Gülümsedik! Bayram’ın son gününde yapılan kuyumcu soygunu ve gelişen süreçten üzüntü ve endişe duyduk. Her zamanki gibi kimlikle adaya girişlerin yeniden hatırlara gelmesi hep de olay olduktan sonra ortaya çıkıp ifadelendiridiğini tekrarlayanları yeniden gördük. Hafta sonu Nergisli köyünde kaldık ve deniz için Kocareis plajına gittik. Önceleri kalabalık değildi ancak akşama doğru çoğu kişinin sahile akın ettiğini gördük. Zaman, Haziran‘nın yaz sıcaklarından hızla Temmuz’a ilerliyor, Yılın yarısını bulduk.Halkın beklentisi ve bütün konuşmalarımızda gündeme getirdikleri, yeni hükümetin, ülkemizde aklı selim bir icraatla güzel günlere hasreti giderecekleri umududur. Sonuçta, kötünün en iyi günlerini bekleyenleriz!

Senin her şeye gücün yeter

Senin her şeye gücün yeter

Bu gün arefe yarın bayram, bu gece ramazan ayının son iftarı ile oruç tutan kişilerin avuçlarındaki dua, Ramazan ayı boyunca iftar sofralarındaki dua ile hep ayni olan yakarıştır yüreklerde yer eden kalbi duyguların inançla sesli tekerrürüdür. “ Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin rızkınlɑ orucumu açtım, Hamdolsun verdiğin nimetlere, Sağlık ve afiyete. Ey bağışlaması bol Rabb’im, Beni, Ailemi, Milletimi, Devletimi ve tüm inananları koru, Rahmetini ve yɑrdımını esirgeme üzerimizden, Bizlere yaşama sevinci ver, Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver, Senin her şeye gücün yeter. Amin!” Bu dua ile açılan oruçların ertesindeki bayram ise müslüman aleminin Ramazan veya diğer bir deyişle Şeker Bayramıdır. Ülkemizde Salı ve Perşembe günü dahil üç gün bayramda ailelerin dayanışması, bir araya gelmesi ile yıl içindeki özlemin bayram günlerinde giderildiği görülür. Bu yıl Ramazan ayı içerisinde gerek Türkiye Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin KKTC ‘de özellikle belediyelerin de katıldığı iftar programları ile vatandaşlar ile buluşması ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından atananTürkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay’ın ülkemize iftar için ziyarette bulunması ve Hala Sultan Camisinin bahçesinde vatandaşlar ile oruç açması oldukça ses ve memnuniyet getirmiştir. Ramazan ayı içerisinde ülkemiz siyasetinde ilkleri görmek, ilklerde şekillenen davranışları izlemek hakikaten ilginç olmuştur. Bu arada iç siyasette konuştukça kendini bağlayan, sonrasında bağlandığı konuşmalardaki kör düğümü çözmeye çalışanları oldukca ince ve düşündürücü ayarları ilgiyle izliyoruz. Gördüğümüz; siyasetin insanları istisnalar hariç ne kadar çok değişime uğrattığıdır. Değişimin hayal kırıklığı ülkemizde yaşanmıştır. Umut vadedenlerin umutsuzluk verdiği sonuca varılmıştır.Hükümet düşmüştür! Meclis Genel Kurulunda olsun, çıktıkları televizyon programlarında veya sosyal medya hesaplarından siyasileri yaptıkları açıklamalardan takip edenleriz. Gelecek süreçte de takip edeceğiz. Ne hal ise son aylarda KKTC Meclis Genel Kurulu canlı yayınlarını veren devletin televizyonunun yani Bayrak Radyo ve Televizyonunun canlı yayınları, kesintisiz olarak ülke halkına göstermediğidir. İktidarı elinde bulunduran ve Cumartesi gün 28 oy ve 13 red ile güven oyu alan 2’li UBP-HP Hükümeti’nin bu hatayı öncelikle gidermesi bu kanalı izleyen vatandaşa olan borcu olduğunu hatırlatmak isterim. Nezaket ziyareti kisvesi altında güç gösterisi adına “Bakanlığı gel görüşelim “ modundan derhal çıkılmalı zamanın katledilmesinin önüne geçilmelidir. Ülke yangın yeri gibi , elektrik faturaları çifte çifte telefon mesajlarında, bu gün arefe yarın bayram havası çarşıda maalesef yok, esnaf tedirgin, Güney komşular için Euro bozdurup KKTC’de alış veriş ucuz, kendi vatandaşımıza göre pahalılık almış başını gidiyor. Bayram günlerinde el öpmeye gelecek küçüklere harçlık büyüklere çukulata modundan uzaklaşılmış, bayramların eski yıllarının güllaçları, ekmek kadayıfları mutfaklardan nerdeyse uzak olmuştur. 200 gr bademin 16 TL olduğu günlerdeyiz. Yine de her aile kendi bütçesine göre “ Ramazan Bayramı” için özel bir hazırlık yapacak, kredi kartındaki harcamaları taksitlere bölecektir. Bu gün Arefe ve bütün mezarlıkların çiçekler ile donatıldığı günde, duaların yapıldığı Fatiha’ların okunduğu mezar taşları altındaki toprakta yatanlar, duygu dolu dualarda anılacaktır. Sonuçta , geçen zamanı ve geleceği izlemek, gözlemlemek, neler olup bittiğini anlamak için ileriye bakmak, farkı farketmek, en güzel kanaat ve değerlendirme olacaktır. ”Ramazan Bayramınız“ kutlu olsun…

Sözler aklımızda!

Sözler aklımızda!

Ülkemizde yasama organı olan KKTC Meclis’ine 5 yıl için görev tevdi etmek için sandık başına giden seçmen, siyasi partilere 6 İlçede ,Lefkoşa, Mağusa, Girne, Yeniiskele, Güzelyurt ve Lefke’den, ayrı ayrı partilerinden gösterilen 50 aday için “Seçim ve Halkoylaması” yasasına atfen çarşaf liste dediğimiz oy pusulaları üzerinde mühür, tercih veya karma oyları ile siyasi partiler ve adayları üzerinde seçme haklarını kullanmışlardır. Ülkemizdeki seçimler Yüksek Seçim Kurulu tarafından yürütülmekte ve çıkan sonuçlara göre Meclis’e hangi partinin kaç milletvekili göndereceğini oyların sayılmasına müteakip resmî olarak açıklanmakta, mazabatasını alan milletvekillerinin Anayasaya uygun yemin metninin Meclis kürsüsünden doğru olarak okunuşu ile milletvekili görevleri yürürlüğe girmektedir. Siyasi partilerin sahip olduğu koltuk sayısı ise iktıdarın şeklini belirlemektedir. Bütün siyasi partiler köklü olsun köksüz olsun seçime girerken tek başına iktidar sloganı ile girmekte oldukları ise bilinen bir gerçektir. son seçimlere iddialı girmelerine rağmen 1. Parti gelen UBP, 21 milletvekilinde kalmış 26 sayısını bulmadığı için, tek başına iktidar olma şansını, çeşitli oyunlar neticesinde yitirmiştir. HP ise kendilerinin umut olduğunu ve Genel Başkanları Sayın Kudret Özersay’ın da tek başına iktidar hayali/hedefi ,sandıkların açılmasıyla şaşmış ve 9 milletvekili ile 3. parti olarak sıralamada yerini almıştır. Bu gün için ise koalisyon kurduğu kafa ve kasa birliği yaptığı ortakları tarafından gerek başkanlar gerekse bazı milletvekilleri tarafından 4’lü koalisyonu bozan kişi olarak maalesef hedef tahtası seçilmiştir. Özersay, DP Lideri Sayın Serdar Denktaş’ın bir televizyon programında sert eleştirilerine maruz kalmıştır. Özersay’ın 14 ayda hala daha siyasette ayaklarının yere basmadığını söyleyen Denktaş, “İşlemeyecek bir maliye var ortada. İşlemeyecek maliyenin neyini denetleyecekler? diye eleştirilerini sürdürürken kendisin 30 yıldır siyasetin içinde olduğunu ve hala daha öğreneceği daha bir çok şeyin olduğunu ifade ederken Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’a yönelik yaptığı açıklamalarda Denktaş, “ilkokul mezunu olan birinin profesörlük yapmaya talip olmasına benzer bu iş. Bu nedenle lütfen devleti bu şekilde bozmasın” diye de öğütlerde bulunmuştur. Tabi bu öğüt içerisinde yeni hükümette bakanlıklara bağlı kurum ve kuruluşların yer değişmesine ilişkin bir nevi itirazı olduğu da aşikardı. Ülkemizde köklü partiler arasında UBP ve CTP kurumsallaşmış yapıları ile öncelikli olarak var olanlardır. KKTC Meclisinde 5 ve yukarı milletvekili kazanan partilerin gruplarının olacağı ise bilinmektedir. Şu anda Meclis’te grubu olan üç parti vardır. Grubu olmayanlar ise DP- TDP ve YDP’dir. 460 günde 2018 erken genel seçimlerinden sonra kurulan ve halkın büyük çoğunluğunun beceriksizlikle nitelendirdiği 4’lü koalisyon sona ermiş” hükümet hükmünü yitirmiş” ve yeni bir koalisyon olan UBP-HP hükümeti protokolündeki maddelere başkanların bir nevi mühür basmaları ile kurulmuştur. Hükümet programı Meclis’te UBP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar tarafından okunmuştur. Her programın, uygulanabilir olmasının ehemmiyeti bütçedeki kaynaklardan geçtiği biliniyor. Meclis’ten geçen ve denk olmayan bir bütçenin varlığında, ülkedeki bütün bu sorunların, anahtarını biliyoruz diyen dünkü ana muhalefetin ve bu günkü iktidarının büyük tarafının ve ortağının ülkemizin müreffeh bir yapıya kavuşması için atacakları adım atılmıştır. Hükümet programı üzerinde bu gün söz meclistedir. Cumartesi/ Pazar günü yapılacak güven oylamasına müteakip yürütme , kurulan 2’li hükümetin sorumluluğuna geçecektir. Yeni kurulan kabinede Başbakan ve bakanların görevi bir bütün ekip olarak ülke halkına söz verdiklerini mutlaka yerine getirmektir. Yasama ve yürütme seçmenin takibi altındadır. Yargıya güven tamdır. İş yapabilirlik yani icraat ise beklenendir. Hükümetin güven oyu oylaması için bu günden itibaren geri sayım başlamıştır…

Ekonomik Protokol ve refah denklemi

Ekonomik Protokol ve refah denklemi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 41. Hükümet, kuruluncaya kadar siyasi arena bir çok olaylara tanıklık etmiştir. UBP mazisi derin, köklü ve her zaman için kemikleşmiş diye tabir edilen ülke genelindeki oy potansiyeli olan kurumsallaşmış bir siyasi partidir. İç politikada çeşitli fırtınaları bir şekilde atlatmış ve bu günlere gelirken Sayın Hüseyin Özgürgün’ün genel başkanlığında girdiği 2018 genel seçimlerinde 21 milletvekili çıkarmıştır. CTP’in eskiler ve yeniler denilen cepheleşmede milletvekili sayısı 12 düşerken DP ‘nin Serdar Denktaş başkanlığındaki partisi 3 ,TDP ‘nin Cemal Özyiğit başkanlığındaki partisi 3 ve YDP ‘in Erhan Arıklı başkanlığındaki partisi de 2 milletvekili ile KKTC Meclisinine girerken 50 koltuğun 9 tanesi de HP’in olmuştur. 21 Milletvekili ile UBP muhalefette bırakılmıştır. Kurulan 4 Başlı hükümet icraatlarını takipte muhalefet oldukça etkili olurken . 4 başlı hükümetin devamlı olarak birbirlerine güvendiklerini,samimi olduklarını, her halükarda tekrarlayıp sevdalarını perçinledilerini sandıkları bir anda, hani derler ya insan sinirlenir ve olaylardan bıkar ve son raddeye gelip canım burnumdan çıkacak kadar doluyum der işte o anda Sayın Kudret Özersay‘ın Sayın Denktaş’a şok arazi müdahalesi ile gelişmeler oluşur ve hükümet bozulur. Artık ilişkiler zedelenmiş hükümet sevdası sona ermiştir. Geçmişi konuşmak bundan sonra abesle iştigal olup sadece ülke halkının menfaatlerini için alınacak kararları ertelemek olur. 2020 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri yakın bir gelecektedir ve her parti liderinin kendi siyasi partisine karşı sorumluluğu vardır. Kıbrıs meselesi konusunda Sayın Tatar’ın kabineyi kurduktan sonraki Saray’ın çıkışında söylediği “bir kaç cümle için” Sayın Akıncı‘nın derhal biz içeride bu konuları konuşmadık deyişi ,Sayın Başbakan’a karşıt bir cevap olmuştur. HP’nin Parti Meclisinde UBP ile hükümet kurma oylamasında üyelerin üçte biri hayır bu koalisyon kurulmasın yönünde olduğu gerçeğine demokrasi deyip geçerken bu rakamın önemli bir oran olduğunun da akıldan çıkarılmaması kanaati yaygındır. Ulusal Birlik Partisi Parti Meclisi Genel Başkan Sayın Ersin Tatar’a hükümeti kurma yönünde, oy birliği ile açık bir çek vermiştir. Açık çek yaprağına ise Sayın Tatar 7 Kabine üyesinin ismini yazıp doldurmuş ve imzalamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı, hükümet protokolünün imzasından sonra kabineyi onaylamıştır. Yeni hükümet yedi günlük süreçte UBP- HP koalisyonu olarak şekillenmiş yeni Bakanlar Kurulu Meclis Genel kuruluna ayni gün sunulmuştur. Anayasanın ilgi maddelerine göre hükümet programının Meclis’e sunulması 27 Mayıs 2019 Pazartesi günü toplanacak Meclis Genel Kurulunda okunmasına müteakip geçecek süre hitamında güven oyuna başvurulması sonrasında puanlamaya göre komite başkanlıkları, hangi partiden kaç üye ile temsiliyeti derken, yürütme “Bakanlar Kurulu” ve yasama görevi Meclis Genel Kurulunda yeni oluşumla çalışmalarını sürdürecektir. Ana Muhalefet CTP olmuştur . Gündemin en merak edilen konusun ekonomik protokol ne zaman imzalanacağı ve para akışının icraata nasıl yansıtılacağıdır. Gündemi ve yeni hükümetin halka vereceği refahın ne olacağını,pahalılığın önlenip önlenemiyeceğini hep birlikte izleyeceğiz. Hep yazdım yazacağım dediğim konuların başında ise geçmiş hükümetin verdiği ve bir şekilde yürürlüğe koyduğu 175 kişinin vatandaşlığının iptali kararının geri alınması, gerekliliğidir. Bu istemin 2’li hükümete hatırlatılma ve iletme mağdur vatandaşlarımızın genel isteğidir. Mahkemelerde bu kişileri, ara emirlerle bekletmenin manası eziyetten başka bir şey değildir. Bu minvalde kurulan yeni 2’li koalisyon hükümetine başarılar dileriz.

Gönülleri olacak mı?

Gönülleri olacak mı?

Hükümet düştüydü, düşecekti derken, düşen bir hükümetin 15 aylık kullanım sürelerinin sonunda o hükümette yer alanların konuşması bir nevi günah çıkarma olur. Bu tür davranışlar ile bir yere varılamayacağı aşikar olan bir geçmiş için, her açıklama ve her ithama laf yetiştirecek eski ortakların hal ve davranışlarını üzülerek görüyoruz. Halkımızın siyasilerin gönülünün olmasını beklerken, canının çıktığı noktadayız. Zorluklar ise kendini pahalılıkta gösteren olmakta ve devam etmektedir. Mahalleden tutun, caddeye çıkın,bütün sokaklarda, erken seçim olsun, sesleri gittikçe yükselmektedir. UBP’nin tek başına iktidarının istendiği açıkça ifade edilendir. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın hükümeti kurma görevini aldığı günden, yani 15 Mayıs 2019 tarihinden itibaren geçen süre, geriye doğru sayılırsa zaman giderek azalmaktadır. HP ile UBP heyetlerinin 2.görüşme sonrası basın önünde beyanları vardır. Bilmeleri gereken fazla eleyip sık dokurken geçen sürenin ülkemize vereceği zarardır. Bir saat gecikmenin dahi getireceği olumsuzluklar ortadadır. Eğer her iki taraf da önceden biz bu koalisyonu kurduk deyip öncelikli olarak halkın refahı için icraata geçmekten ziyade konuyu detaylarla boğacaklarsa, işleri çok zor olacağa benziyor. Nitekim Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ‘Türkiye’nin ve KKTC’nin bölgedeki enerji denkleminden dışlanamayacağını artık herkesin kabul etmesi gerekmektedir’ açıklaması ve Sayın Oktay’ın “Hedefimiz Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğinin mutlak şekilde sağlanması ve Ada’daki meşru haklarının, güvenliğinin ve refahının garanti altına alınmasıdır. Kıbrıs Türkünün haklarını garanti altına alan ve güvenlik endişelerini karşılayan çözüm modellerini görüşmeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim” diyerek sözlerine devam etmesi ile Kıbrıs Türk halkının hak ettiği refah seviyesine ulaşmasının engellenmesinin ve mevcut statükonun korunmasının, sürdürülebilir bir tutum olmadığını vurgulayarak, ucu açık müzakere süreçlerinin ve Ada’daki mevcut gerçekleri göz ardı eden yaklaşımların artık bir tarafa bırakılmasının elzem olduğuna işaret etmesi gerçeğin ta kendisidir. Sayın Oktay, Kurulacak yeni hükümetin önünde özellikle yapısal reformlar ve ekonomik durum çerçevesinde ivedilikle çözüm bekleyen birçok konu bulunduğuna dikkat çekmiş,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin istikrarı ve refahı için, uzun yıllardır gündemde olan reformların ciddiyetle, vakit kaybetmeksizin ele alınmasının en temel beklentileri olduğunu özellikle ifadelendirmesi oldukça anlamlı bir ikazdır. Kıbrıs Türk Kızılayı ve Vakıflar işbirliğinde, Hala Sultan Cami avlusunda düzenlenen iftar programına KKTC’ye Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’la birlikte TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de iftara Sayın Oktay’la birlikte katılmışlardır. KKTC’den ise iftar programına, Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, bazı milletvekilleri ve yetkililer katıldığı ise haberlere yansıyandır. Sayın Oktay’ın Kıbrıs’ta iftara katılması, Türkiye için “mesafenin önemi “ olmadığının, ayrı önemli bir mesajı olmuş ve güçlü bir ses getirmiştir. Türkiye’siz bir KKTC’nin düşünülemeyeceğinin isbatı mahiyetinde olmuştur. Sonuçta Sayın Oktay yeni bir hükümet derken, zorlukları mübarek bir gecede yaptığı konuşmasıyla açıkça dillendirmiştir. Anlayan tabi ki anlamıştır. Anlaşılmayacak bir şey yoktur. Her iki partiye kolay gelsin derken, hatırlatılmak gerekir “fazla naz aşık usandırır” Tabi ki anlayanlara!

İlahi organizasyon

İlahi organizasyon

Denge her fırsatta kullanılan anlamı oldukça derin olan ve iki karşıt gücün denk gelmesinden meydana gelen sonucu gösterir. Dengesiz olma veya kusura bakmayın dengesi bozuk denilen hallerin mevcudiyetinde dahi insan kimi nereye neden koyduğunun yanlışını arar durur. İnsanoğlu aradığı yanlışı bulduğu zaman ise adeta bir terazideki ayarı gerçekleştirmiş gibi sevinir. Ayar verdiği dengede başarıyı yakalar. Hakikatlerin açılımı, her zaman, illaki hiddetle yapılmasını gerektirmez. Her konu kendine has bilgilerin toplamında teorik yönden olduğu kadar pratikte de anlaşılır, kullanılabilir olmalıdır. Denge, hayatın her aşamasında, siyasette olsun, sosyal hayatta olsun ekonomide olsun gereken en önemli faktördür. Hani denge şaşarsa, terazinin tartısındaki, ayar da ya aşırı negatif yöne ya da aşırı pozitif yöne kayar, bu sapma hali ise hoş olmayan neticeler verir. Her şeyin fazlası veya azı zarardır düşüncesi ile dengede karar kılmak en güzeli. Ayrıca toplumsal muvazene, hassas terazi gibi, özen gösterilmesi gereken ayrı bir konudur. Ekolojik dengemizdeki ısrar bazı hallerde her zaman olumsuzu olumluya çeviremiyorsa da bütün insani ilişkilerdeki arayış sonucundaki huzur, sağlık mutluluk ile sevginin toplanıp bölünmesi belki de bizleri o denge denilen kavramın ortasında bulundurabilecektir. Yeter ki o kötü hırsın, önündeki engeller kaldırılabilir olsun. Akıl hırsın önüne geçebilsin. Yaşadığımız bu yerlerin ülkemizin kıymetinde, aldığımız nefesin şükründe olmak düşünce gücünün etrafa yaymış olduğu ışığı görmek duygusu özelliğinde olan insanların etraflarında pozitif enerjiyi hissetmek kadar tabii bir olay var ki işte bu duygular her zaman insanı güçlü kılandır. Açtığınız bir telefondaki ses dahi aradaki mesafeleri kısaltır, karşınızdaki ile yaptığınız konuşmada oluşan bariz bir dengenin varlığı sizi aynı doğrultuda bir neşeli hale getirdiği gibi hüznü de paylaşabilmenin zirvesine taşıyabilir. O zaman her hali ile kabullendiğimiz dünyamızda, dünya ile antlaşmamız sona erene kadar hiç kimsenin kimseyi kırmadığı dengede buluşmak en iyisi değilde nedir? Nefret ile sevgi arasındaki denge için eğer Peygamberimiz “Nefret etme, çok seversin, çok sevme, nefret edersin.” demişse bu günkü duamız rabbimizin bizleri ortak anlayışta buluşturması adına olsun. Unutmamak gerekir; “ Dünya o kadar ilahi bir şekilde organize edilmiştir ki her birimiz kendi yerimizde ve zamanımızda, diğer her şeyle denge halindeyizdir.” sözünü bu günlere bırakanların da bu yöndeki sözleri geçerliliğini halen muhafaza etmektedir.

Zaman boşa geçiyor

..Ve karar! dedik geçen Perşembe gününden başlayan siyasi gelişmeleri yazdık. Cuma günü siyaset yoğun gündemi ile hemen hemen her bir kişinin söylemlerinde ifadesini buldu. Özellikle 4’başlı hükümetin bir başının Maliye Bakanın görevinden istifası ile HP ‘nin hükümetten çekilmesi tarafları ”çamaşır ipi” gibi gerdi. Bu gelişmelerde Sayın Erhürman’ın CTP parti Meclisi sonrası ve hükümetin istifasını Cumhurbaşkanına verdikten sonraki tavırlarında oldukça rahata ermiş bir vaziyet sergilemeye çalışırken,bakışlarında derin manalar olduğu, söylemek istediği ama söyleyemediği çok şeyin var olduğu gözlerinden anlaşılıyordu. Hükümeti kurma görevinin derhal Sayın Ersin Tatar’a yani UBP Genel Başkanına verilmesi istemini ve yeni hükümetin kurulması gerekliliğinin farz olduğu şeklinde açıklama yapması kanaatimce samimi, hukuksal ve siyasi görüşü idi! Dört başlı hükümetin icraatsız geçirdiği ziyan olan ve boşa geçen 460 gün. Peki bu günlerin halka uğrattığı zararı kim ödeyecek? beceriksizliği kim üstlenecek? köşe kapmacada var olanların açılımı zaten o anlamaz, bu anlamaz diyerekten ”al gülüm ver gülüm” derken ilk okul birinci sınıf Türkçe dersinde okuduğumuz “Ali bana top at” oyununu oynadılar ve oyun bitti. Şimdi kim kabahatli kim kabahatsin diyerekten Cumhurbaşkanı adayı olmak isteyenlerden tweter hesabı olsun Facebook hesabı olsun her kafadan, her hesaptan bir eleştiri ki dün Sayın Kudret Özersay ile iyi geçinenler bu gün Özersay için söylenmedik laf bırakmadılar. Şimdiki durumda boşa geçecek zaman olmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanı görevi hemen vermeliydi. Vermedi çünkü ortalık karışsın, herkes eteğindeki taşları yere sersin diye beklemeye kararlıydı ve işi uzattı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için eline geçen fırsatı reklam geçidi olarak kullanmak kendince akıllıca bir düşünce tarzı oldu. Anayasal süreç içerisinde Meclis aritmetiği eğer kitlenip bir hükümeti içinden çıkaramaz ise “Cumhuriyet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi” gündeme gelebileceği varsayımına kadar, ortada laflar, döndürek gibi döndüğü için Anayasanın 88. Maddesine, bu işe ne der diye baktım. İşin yasal boyutuna gelince; “(1) Cumhuriyet Meclisi, kendi seçiminin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir. Çekimser ve geçersiz oylar sadece toplantı yetersayısına dahil olur; karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz. (2) Cumhurbaşkanı, bu Anayasanın 106. maddesinin (2). fıkrası kurallarına uygun olarak, altmış günlük süre içinde cumhuriyet Meclisi çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. (3) Bu Anayasanın 109. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun bir yıllık süre içinde, güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucu üç kez düşmüş veya düşürülmüş olması halinde, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. (4) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları uyarınca Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermeden önce, gerekli gördüğü takdirde, halkoylamasına başvurabilir. (5) Cumhurbaşkanı, seçimlerin yenilenmesini veya halkoylamasına başvurulmasını kararlaştırırken, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Cumhuriyet Meclisinde grubu bulunan siyasal parti başkanlarının görüşlerini alır.” diyen bir KKTC Anayasasının gerekleri yerine getirilirken halkımızın nasıl bir felaketin içine itileceği göz ardı ediliyor. Gerçek o ki bu hükümet halkın başına düşmüştür. Yoksa ülkemin başına gelen en güzel şey bu hükümet idi diyebileceğimiz şey, hiç bir zaman olmamıştır. Olmadığı için de bozulmuştur. Geç kalınması ülkemizin dezavantajı olmuştur. Siyaset denen büyük oyunda siyasetçilere tavsiyemiz mi ?Anlamlı bir deyim olsun “Büyük lokma ye büyük söz söyleme” 

…ve karar

Pazartesi ve Salı günleri KKTC Meclisinin yasama ve güncel konuların görüşüldüğü günlerdir.Bu günlerde pür dikkat gözlerimiz televizyon ekranına takılıyor, izliyoruz. Meclis Genel Kurul toplantılarını bilhassa evde olan, kahvede oturan ve siyaseti seven kişilerin, Meclis’e oyları ile iradesini devrettikleri milletvekillerinin yasama adına neler yaptıklarını ve yapılan yasalaradan ülke halkının sağladığı yarar ve refahın hangi boyutta olduğunu, konuşmaları dinleyerek sonuç çıkardıklarını biliyoruz. Meclis koltukları zaman zaman boş olsa dahi izleyicileri olan bir kanalı izlemek 50 Milletvekilinden hangisinin hangi konuları gündeme taşıdıklarını öğrenmek elbette gerekendir. İki günde izlediklerimize,dinlediklerimize şaşmamak elde değildir. Ekonomik protokolle ilgili Sayın Başbakan Erhürman’ın üzerine basa basa kayıt altına geçsin diye söylüyorum cümlesini ve gelişen ve yaşanan kendilerince malûm süreci anlatışını yeniden bir kez daha dinledik. Anlaşılan ve yaratılan intiba o ki bu protokolün hazırlanış sürecinde hazırlıksız olan hükümetin kendisidir. Salı günleri Meclis Genel Kurul mesaisini bırakıp meclis dışına çıkıp Başbakanlık’ta Bakanlar Kurulu toplantısı yapma usulünü alışkanlık haline getiren bu hükümet; genel kurulda konuşma alan, konuşma yapacaklarını konusu ile birlikte Meclis toplantıları evvelinde Meclis başkanlığına bildiren, muhalefet veya iktidar milletvekillerini kürsüde, dahası biz izleyicileri de koltuklarının boşluğu ile bırakıp arkalarına dönüp bakmadan gidebilmektedirler. Hükümetin salıncak gibi sallandığı günler, kurulduğu günden itibaren hiç bitmedi, zaten sağlam temel üzerine inşa edilmeyen bir idareden icraat beklemek hakikaten zordur. Nisap sorunu ile cebelleşen, her bir bakanlığın aldığı kararlardan, ayrı işlemlerden habersiz, birbirlerini denetleyemeyen bakanların hali gözler önündedir. Kıbrıs meselesindeki görüş ayrılıklarını dış siyasettir deyip bir kenara koysak dahi iç siyasette kazan fokur fokur kaynıyor ki! Halkın Partisi Genel Başkanı Sayın Kudret Özersay daha çok konuşulacak açıklamasını Facebook hesabından yapmıştır. Konuşma özetinde Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın oğluna ihalesiz kiraladığı arazinin etik olmadığını ve iptalini istedikleri beyanı vardır. Hatta bu açıklamasında Özersay’ın paylaştığı söz “ A Einstein’dan “insanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır” olmuştur. Bu söze ilave olarak kendi görüşünü de; “Sanıyorum bu sözü, bir açıdan siyasi partiler için de geçerlidir.” ilavesi ile noktalamıştır. Bütün bu açıklamalar hitamında bahse konu meselede tavır ne olur bilinmez olandır. Bilinen tek şey bu sevdada hükümet ortaklarının bir birine güveni kalmamıştır.Kaldı ki bu Hükümete halkın güveni zaten yoktu. Son gelişmeler ile Maliye Bakanının istifası son derece manalı ve ben gidiyorum siz ne yaparsanız yapın havasında oldu. Sayın Denktaş koalisyon hükümetinin kurulmasında elebaşı olduğunu unutmuş gibi davranmıştır. Hükümetteki görevinden istifa yerine belki de yetkili kurullarını acil toplayarak hükümetten çekiliyorum deseydi Genel Başkan olarak ”Demokrat Partinin“ bundan sonraki siyasi hayatında daha etkili olabilecekti. Halkın Partisi Genel Başkanı Sayın Özersay ise istikrarlı bir şekilde iddialarını karar için dosyaları ile Parti Meclis’ine götürmüş ve sonuçta yaptığı açıklamada parti Meclisinin hükümetten çekilme kararı aldığını basın toplantısı ile açıklamış oldu. Bundan sonraki süreçte siyasi partilerde yaşanacak gelişmeler dikkatle izlenecek olandır.