Kirli kalemlerin görünürlüğü 

Kirli kalemlerin görünürlüğü 

İki tesbih tanesi arasındaki boşluğu bilirsiniz işte orası hayattır diye boşuna söylememişler… Tavsiyemdir tesbihi özellikle akşamları elinizden düşürmeyin…Suphanallah,Elhamdulillah,Allahuekber deyiniz, yüreğinizdeki inancı, içinizden tesbih tanelerine yansıtınız , hissiyatınız manen duyduğunuz tertemiz dingin ruh hali olacaktır… Çoğu kez içinizde biriktirdiğiniz neden sorusuna çoğu kez yine kendinizin cevap verdiğini göreceksiniz… İnsan gönlünden ne geçtiğini karşısındakine söylemekte güçlük çeksede en iyisi doğrunun ifadesidir. Bu karşınızdakinin ilk anda hoşuna gitmeyebilir ancak doğruda herkesin kendine göre değerlendirdiği bir kavram olduğu için dengede kusur her zaman düzeltmeye zemin için var olur. Bu da zamanla dengeyi bulur.Dengeyi sağlayan kişilerin başarısı her zaman gözle görülür olandır. Allah kimseyi her şeyi ben bilirim, girdabına düşürmesin, eğer düşen olursa da bir kaşık suda boğulmasının kaçarı yoktur.. Onları da tanrı korusun. Her konu kendi içeriğinde tekrarı yıllarca yapılsada bazen önceden mutlaka çalışılması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Ne olacak canım sonunda ölüm mü var tesellisi olsada karşınızdakilere saygı her zaman esastır. Bu durumu kendine prensip edenler de kendilerine duyulan sevgi ile saygının her zaman farkında olurlar. Güne dua ile başlayan, yediği sofradan ilahi yarabbi şükür diye kalkanların, sağlıklı yaşamda daha iyiye gitmeleri her zaman için geçerli bir yakarıştır … Biz kadınlarında günlük yaşamında olan arkadaşları, samimi dostları ile sohbetlerinde günümüz gündemi , seçim, adaylar, siyaset de konuşulur vaziyettedir… Zaten ülke genelinde havanın gündemi seçim olmuştur, haberlerde ifadesini bulan 350 aday üzerinde konuşmalar şekillenir hale gelmiştir… Kurumsalaşan siyasi parti mensupları sadece kendi adaylarını konuşurken genelde vatandaş tanıdıklar üzerinde de yorumlarını yapar olmuşlardır… 2018 yılı Genel seçiminin bir nevi sosyal medya görselliği ile hayat bulacağı kesinleşmiş bir durum arzetmektedir…Facebook’da 5000 binle sınırlı arkadaşlıklara ek hesaplar açılmakta adaylar kendi tanıtımlarını yaparken kendi siyasi partilerinin ikdidarı için çalışmaktadırlar… Bu son derece doğal bir durum olup iletişimde hiç bir zorluk yaşanmamasını sağlamaktadır…Telofonla yapılan iletişiminin dahi yerini sosyal medyanın Messenger ile Dm’leri ve SMS’ler almıştır… Yüksek Seçim kurulu üzerine düşen mesuliyetin gereklerini kamu oyu ile ve siyasi partiler ile paylaşmaktadır … Seçim gününün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclis’inden onaylanmasına müteakip geçen günlerde epey yol katedilmiştir… Seçim yasakları başlamıştır… İlçelerin çıkaracağı milletvekili sayısı, belirlenmiştir… Dün itibariyle � 28.11.2017, Siyasal partilerce adaylar saptanmıştır.�01.12.2017 Adaylık için başvurma günü olarak belirlenmiş ve �Adayların Yüksek Seçim Kurulu ve İlçe Seçim Kurulları tarafından geçici ilânı 02.12.2017 tarihinde yapılacağı duyurulmuştur… Vakit ilerlemekte seçimler için sorumluluklar yerine getirilmektedir… Önemli olan seçmenin oy kullanma aşamasında yeni sistemin bilgilendirilmesine vaktin gelindiğidir… Seçmen konuya vakıfdır… Oy verme ehliyetine sahip vatandaşlar sandığa gideceklerini vatandaşlık görevlerini yapacaklarını her yerde ifade eder olmuşlardır… Siyasi istikrar için mühür dillerinde var olandır… Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Hüseyin Özgürgün’ün bir televizyon programında açıklamaları son derece önemlidir… Büyük bir beğeni kazanmıştır… Bir seçim döneminde en önemli husus objektif televizyon akışıdır…Ayrıca gazetelerin ve yorumların önemi büyüktür… Dinliyoruz değerlendiriyoruz ancak kirli kalemleri de görmüyor değiliz… Bu konuda mutlaka her kara propaganda, kişinin kendi düşünceleri veaktardıkları , kendisine ait hayallerdir kanaati !!!! okuyucuda mevcuttur… Bu güne sözümüz ise … İnsanın ‘sağlığını’ koruyan iki faktör vardır. İşini sevmesi ve hayatı sevmesi. Seçime 39 gün kalmıştır… Seçmen istikrar için sandığa gidecektir… 

Advertisements
Uzaktan yakına bekleyiş 

Uzaktan yakına bekleyiş 

Kazanç özellikle insanın maneviyat gücünde önemli yer tutar. Bu kazanç biriktirmekte olduğumuz olumlu kazanımlar olursa daha bir ferahlık kaplayan geniş kapsamlı yeri ile gönlümüzde yer eder. Yıllar geçmiştir. Her insanın gönül hanesinde biriken birçok dostluklar vardır. Belki, maddi açıdan bol keseden, bol harcamalar yapılabilir ama insan hayatında yer eden dostlukların harcanması hiç de kolay değildir. Ve günümüzde en zengin insan, çevresinde güvenilir dost biriktirenlerdir… 

Gerçek olan şey yalansız olandır. İşin içine yalan karıştı mı konular içinden çıkılmaz bir nitelik kazanır… İnsan vicdanı bu yalan ifadeleri kaldıramaz… Dolaşan duyar, bilir derler doğrudur. Hele de halk ile birliktelik siyasi olsun ekonomik olsun sosyal konular olsun insana bilgiyi ilk ağızdan duymayı sağlar. Onların bu bilgilere verdikleri yorumlar ise çoğumuzu geride bırakır. Dinlemek gerek, ders almak gerek… 
Makamların bu üç konuda sorunların halinde ise sözü çok önemlidir. İkna gücü ile imkânların anlatılması için verilecek cevaplar tatmin edici olunmalıdır… Seçim konusunda ise; “hedefe giderken, her şey mubahtır” olgusundan uzak durmak, olmadık vaatler vermek ve en önemlisi yapılamayacak konularda umut tacirliğine soyunmak son derece yanlış olandır… 
Yıllardır Kıbrıs meselesini çözeceğiz diyenlerin akıbeti ortada ve inadına barış diyenlerin söylemleri kürsü veya masada iken ayni sözün tekrarı, artık ucuz politika malzemesinden öte olmaz. 
25 Kasım günü Ulusal Birlik Partisinin seçimlere yönelik 6 ilçede her Cumartesi günü Kadın örgütleriyle yapacağı toplantıların ilki Yeni İskele bölgesi için yapılmıştır… Katılım oldukça kalabalıktı. Ben de orda idim… 25 Kasım tarihinin Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda UBP önemli hususlarda aldığı ön tedbirlerin de dile getirildiği konuşmalar yapılmış ve kadınların bu konuya fazlasıyla ehemmiyet verdiği de anlaşılmıştır… Kadına yönelik şiddet konusunun gündeme gelmesinde Dominik Cumhuriyetinde yaşayan ve o günkü diktatörlüğe karşı mücadele veren Mirabel kardeşlerin öyküsünün sebebiyet verdiğini belki de hepiniz bilmektesiniz ancak tekrarda yine de fayda vardır… Harekette yer alan kardeşlerin adları Patria,Minerva ve Maria adındaki üç kız kardeş olduğu ve bu eylemleri neticesinde hapse atılan Mirabel kardeşlerin 25 Kasım 1960’da arabasını yolda durduran Trujillo yandaşları arabadan indirdikleri kız kardeşlere önce tecavüz ettikleri sonra da öldürdüleri bu yetmezmiş gibi onların cesetlerinin dağdan aşağıya atıldığı ve olaya trafik kazası adı verildiği tarihe not olarak düşmüştür… Daha sonra Trujillo’nun öldürülmesinden yaklaşık iki sene sonra, Şubat 1963’de de Dominik Cumhuriyeti demokratik bir şekilde oy kullanarak hükûmetini seçtiği bilinmektedir… Mirabel Kardeşlerin mücadelesi ve uğradıkları şiddet dolayısıyla 25 Kasım günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ olarak ilan ettiğini de okumuşsunuzdur… 1999 yılından bu yana 25 Kasım günü dolayısıyla kadına yönelik şiddete karşı toplumsal bilinci diri tutmak ve farkındalık sağlamak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor olduğunu da izlemekteyiz… Günümüz dünyasında her ne kadar bu farkındalık günleri BM tarafından ve çeşitli sivil toplum kuruluşlar tarafından gündeme taşınması, elbette bir ikazın yenilenmesi, şiddetin her şeklinin kadın veya erkek tarafından uygulanmasının zararlarının önemi vurgulanmaktadır… Faydası var mı? Konu tartışmaya açık iki ucu açık bir şekilde toplumsal bir sorundur… Kadınlarımız halen şiddette maruz kalandır… Giderimesi insani bir vicdan borcudur… Siyasi partiler tüm sorunlarda ve hallinde KKTC ‘de seçim bildirgelerinde her konuda açıklayıcı bilgileri, amaçlarını ve hedeflerini seçmene açıklayacaklardır… Seçmen belirsizliğe karşı, bu seçimde dirayetli ve seçici davranacaktır… Bu düşüncede olan seçmen iradesi istikrarlı bir hükümet modeli için sandığa yansıyacak, deneyimli ve tecrübeli kadroları ile önümüzdeki, müreffeh bir beş yılda, yapabileceği çok şeye imza atacaktır… Uzakların yakın olduğu günlerin bekleyişindeyiz… 

Ve perde…

Ve perde…

Seçim çalışmaları son hızla devam ediyor… Siyasi partilerde kadınların, faaliyetlerinin geçmiş yıllardaki seçimlerde olduğu gibi bu seçim de oldukça yoğun olacağı gözle görülür bir şekilde gözlemlenmektedir… Mevsimin kış olması faaliyetlerin kapalı yerlerde yapılmasını ve siyasetin kalp atışının giderek hızlandığı günlerden geçiliyor, geçilecektir…Siyasi partilerin merkezlerinde de oldukça yoğun hazırlıklar yapılırken adayların da evrak tanzimi için çabaladıkları izleniyor… Yüksek seçim kurulunun kararında belirtildiği üzere 28.11.2017: Siyasal partilerce adayların saptanmasının son günü olduğu için mesai bitimine kadar bu gün kaç parti çarp elli aday toplamı ve bağımsız adayların dosyasının eksiksiz hazırlanması gerekmektedir… Ellbette iki günlük arada dosyaları ve aday çizelgelerini siyasi partiler denetleyip hazırlayacaktır… 01.12.2017 tarihi Adaylık için başvurma günü olarak açıklanmıştır… Milletvekili olsun veya yeni aday adayları olsun hazırlanacak dosyalarda yani her siyasi partinin 50 aday dosyasında bulunacak evrakların eksikliği halinin olmaması gerekmektedir. Dosyalar YSK kurallarına göre, 1 Aralık Cuma gününe kadar kabul edilecektir. Adaylık başvuruları için olması gereken evraklar bu Açıklamada, sıralanmıştır, “Siyasal partilerin ve bağımsız adayların başvurularında, özellikle Anayasa’nın 68’inci maddesi ile değiştirilmiş şekliyle 5/1976 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasası’nın seçilebilme niteliklerini düzenleyen 9’uncu ve adaylık için başvurmayı düzenleyen 58’inci maddelerini dikkate almaları gerekmektedir” denilerek gerekli uyarılar da yapılmıştır… Yasa gereği ,siyasal partilerin, aday listelerinde gösterdiği adayların doğum yerlerini, doğum tarihlerini, anne – baba adı ve soyadlarını ve şu belgeleri sunulması istenirken; “1. Aday olacak kişilerden temin edilecek Anayasa’nın ve değiştirilmiş şekliyle 5/1976 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasası’nın adaylık için aradığı koşul ve nitelikleri haiz olduklarına, partiden aday gösterilmeyi kabul ettiklerine ve başka partiden aday gösterilmeyi kabul etmediklerine ilişkin beyanları. 2. Polis karakter belgesi. 3. Oy verme günü olan 7 Ocak 2018 tarihinden önce en az 3 yıldan beri daimi ikametgâhının KKTC’de olduğunu gösteren muhtar belgesi. 4. Kimlik kartı veya fotokopisi (fotokopi sunulması halinde aslı Kurula gösterilir). 5. Yurt ödevini yaptığını veya bundan muaf tutulduğunu gösteren belge veya fotokopisi (fotokopi sunulması halinde aslı Kurula gösterilir) Siyasi partilerden, aday olmayıp, bağımsız aday olmak isteyenlerin de uyacağı kurallar vardır.. .YSK’nın açıklamasına göre, bağımsız adaylar, başvurularını İlçe Seçim Kurulu’na yapacak. Başvuru, adayın Anayasa ve yasanın adaylık için aradığı koşul ve nitelikleri haiz olduğunu belirten yazıyla yapılacak. Arzu edenler İlçe Seçim Kurullarında bu amaç için hazırlanan formlardan yararlanabilecek. Bağımsız adaylar da başvurularına yasa gereği polis karakter belgesini, 3 yıldan beri daimi ikametgâhının KKTC’de olduğunu gösteren muhtar belgesini, kimlik kartı veya fotokopisini,yurt ödevini yaptığını veya bundan muaf tutulduğunu gösteren belge veya fotokopisini ekleyecek. YSK’nın açıklamasına göre, başvurularla birlikte sunulması gereken belgelerden herhangi birinin sunulmaması halinde adayın seçimi kazanması dikkate alınmayabilir konusu da oldukça önemlidir… Seçime sayılı günler kalmıştır… . Ocak ayında yeni dönem siyasetine yön verecek milletvekilliği genel seçiminde mutlaka istikrarın yakalanması hususunda, seçmen iradesini sandığa yansıtacaktır… İstikrar için mühür gereklidir… ..Kasım ayının son günlerindeyiz… Aralık ve Ocak ayının yağmurlu ve soğuk günlerinin seçim günündeki ‘hava’.! durumu ise merak konusudur. ‘Merak dinç bir beynin en kesin ve kalıcı karakteristiklerindendir.’ Aynen bu deyişin özünde olduğu gibi… Bekleyişe devam diyoruz… 

Ağlayana omuz,izleyene çare

Ağlayana omuz,izleyene çare

Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, değerli olabilmeli hayat! İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine ‘gül’, inleyen birine ‘sus’ dememeli! Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli” diyenler ile tamamen aynı kanaatteyim… 


Cuma günleri kendimi bazı anlarda ana, baba, yalnızlığında bulduğum an onlara gönderdiğim duaların korumasında olduğumu hissedenlerdenim. Kim bu hisleri hissetmez ki? Ana baba, eş desteği her insanın inanılmaz isteği olma halini hiç bir zaman kaybetmeyen 5 duyunun bir anda insan zihninde yer edişidir… Her Cuma günü olduğu gibi bu gün de babam Hüseyin Özdemir’in bizlere mirası, anılarını, yazdığı kâğıtlar üzerinde gözlerimi dikkatle gezdiriyorum… Babamın hayatında çok zorluk çektiği günler varlığı, şimdiki öğrencilerin şanslı olduğu, kendilerinin, sokaktaki elektrik direkleri altında soğuk ve sıcak gecelerde ödevlerini yapabildiklerini, her zaman, hem bize, hem torunlarına devamlı öğüt veren baba, dededen ziyade bir öğretmen ruhu ile konuşandı… Yazdıklarını okumaya devam ediyorum ve anlıyorum ki; babamın hayatında Omorfo Öğretmen Koleji’nin kendisine verdiği tecrübenin farkındalığını var ve şöyle ifade ediyor… Bu kolejin sayılı ilk mezunları arasından olmuş bir öğretmen olarak, birçok okullara gidişlerinin, öğretim metotlarını, psikolojisini öğrendiklerini, çok sayıda kitap, İngilizce, coğrafya, fen konusunda kendilerine ait modern öğretmenler yetişmesinde etken olduğunu da notlarına eklemiş olduğunu okuyorum… Babam Larnaka’ya öğretmen olarak gitmeden önce nikâhlanmam gerekiyor diyendir… Eş seçimini yaparken, köyün güzel kızlarını gözden geçirdiğini ve kendine uygun kızın merhum öğretmen Şakir efendinin 18 yasındaki kızı ‘Fatma’ olduğuna karar verdiğinde kendisinin de 22 yaşında genç bir öğretmen olduğunu yazmıştır… Annemin köyün dışındaki şeftali denen su kuyularından su çekip, testi omuzunda eve su taşıdığını, dikiş-nakış, tezgah çorap dokuma yaptığını, pamuk kozaları ile yaktığı bahçedeki fırında ekmek, çörek pişirdiğini, anneme babasından Yenağra köyünde 80 dönüm arazi kaldığını, nohut, böğrülce, mercimek gibi mahsulü aldıklarını yazan babam, annemin bir öğretmen için ideal bir eş olacağına karar vererek onunla anlaştığını ve nikâh kıydıklarını belirtmiştir… 

Düğünleri bir yıl sonra olacağı için annemin köyde kaldığını her Perşembe okuldan sonra Larnaka’dan Nergisliye bisikleti ile adeta köye uçarak gittiğini mesafenin 24 mil olduğunu yazarken Cuma gün tatili sonrasında Larnaka’ya iki saatte vardığını, notlarına yazarken Larnaka’nın denizinden köye doğru esen rüzgarın, köye gidişinde merhametli, dönüşünde acımasız olduğunu bütün bir samimiyet içerisinde itiraf eden olmuştur… İnsan ailesini, yanındakilerini aralarından ayrılan eş dost gibi her bireyi Cuma günlerinin manevi hissiyatı ile daha çok, özlemekte zor günlerinde olduğu kadar sevinçli günlerinde de onlara apayrı bir ihtiyaç duymaktadır… 

Babamın anılarını 2. dünya harbinin hüküm sürdüğü yıllarda bırakıp şimdiye, günümüze dönüyorum… Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde erkene alınan genel seçimleri için belirlenen adayların sosyal medya hesapları dâhil verdikleri demeçleri, haberleri okuyor ve seçime az bir süre kala zihnimdeki istikrar kelimesinin diğer KKTC seçmeni belleğinde de önemli yer tuttuğunu fark ediyorum… Seçmen, koalisyonsuz bir hükümet modeli arzu etmektedir… Mührünü kullanacaktır, deneyimi dikkate bunu dikkate alacaktır. Seçmenin oyunu bu yönde kullanacak olması, müreffeh bir geleceğin teminatı olacağı gerçeği vardır… Bu gerçekten hareketle, Cuma günün anlamında ve duasında daha güzel günlere varmak için seçim gününün bekleyişindeyiz… 

Ölüm kolay,sen umuttan haber ver… 

Ölüm kolay,sen umuttan haber ver… 

Yazdık, yazacağız, tekrarlayacağız… Kişi kendisi ile ne kadar barışık olursa etrafına yaydığı sinerji de o denli etkili olur. Çevrenizdeki kişilere hele bir dikkat ediniz, yüz ifadelerini, konuşmalarını, davranışlarını izlerken etraflarına yaydıkları pozitif veya negatif enerjinin hemen farkında olursunuz. Bazı kişiler vardır her şeyi ben bilirim, ben söylerim, ben yazarım, ben ileriye taşırım egolarını sergilerken farkında olmadan irite edici bir pozisyondan kendilerini kurtaramazlar. 


Her mesleğin kendine has kabiliyetini diğer meslek gruplarını da düşünerek denge unsuru yaratan kişilikler belki de önce insan sevgisinin farkındalığı ile fark yaratanlar oluyorlar. Bu ekonomik olsun sosyal olsun siyaseten olsun kişide eğer bir meziyet ise hangi okuldan mezun olduğunun önem derecesi olsa da, sevgisizlikten doğan, kişileri hırsa teşvik eden, akıl ve mantığının çerçevesindeki eksi duyguları onu olumsuz yapar. 

İnsan hayatında devamlı muhalefet ruhu yer etmeye görsün, bu ruh aynı felsefi düşünceye sahip kişilerde dahi kendini ters düz eden bir olgu yaratır. Hani eskilerin deyimi ile aksivera olma ruh halinin açılımında bu gerçek vardır. Köken ise duygularda kökleşmiş sevgi yoksunluğu dur. Eve gelen yardımcınız dahi olsa onun davranışlarından yaptığı aynı işi bitirme saatinden bunu anlayabilirsiniz. Evdeki saksı çiçeklerinin dahi parlaklığı ona uzanan sevgi dolu bir yudum su ile kendini yaprağında belli eden oluyor. Bazen diğer bir çiçekten kesilen budak dediğimiz parçanın aynen can vermesi gibi… O zaman ne deniyor eli uğurlu geldi. Halbuki bu aidiyettir. Gidilen evde kendini yabancı hissetmeme halidir. Bu hakikat ise kendisi ile barışık insanlarda vardır. Çalışma hali sadece sahiplenme duygusu ile özenle bilgi aktarımını masada kayıt altına almaktadır. Bu hal inanın ki çok daha ileriye gideceği gibi alınacak sonuçta öncelikle kişinin kendi hanesine yazılan başarı toplamında ülkeye mal olacaktır. İşte bu sevgi birlikteliği ile… Söylenen bu güne aktarılan ne çok tecrübe varmış okuyoruz…’Bunca yükle öleceksin dedim hamala… ‘Ölüm kolay sen umuttan haber ver’ dedi ve şöyle devam etti sözüne; ‘Umut var oldukça, dünyayı ver sırtıma… Hayatın yükü vız gelir bana’ dedi.’ 

Evet, dün gelen telefonlarda aynen Sayın Narin Şefik’in Karma oy kullanımı ile ilgili açıklamasını gazeteden kestik cebimize koyduk diyor seçmen… Neden gazete dedim? Oy vermek için kabinde bakacağız, yanlışı olmaz bu işin diyorlar hatta sana da Messenger ‘den gönderdik diyorlar… Gelen mesaj gazete küpürü ve YSK bilgilerini içeriyor… Karma oyla ilgili bilgi veren Şefik, karma oy verirken en az iki parti ya da en az bir parti ve bir bağımsız aday için oy kullanılması gerektiğini dile getirdi. Şefik, karma oy verirken her ilçede oy kullanma zorunluluğu olmadığını ancak karma oy kullanılacak ilçe içerisinde o ilçeden çıkarılacak vekil sayısının en az yarısı en çok tümü kadar oy verilmesi gerektiğini kaydetti. Bu şekilde 24-50 oy arasında oy kullanılması gerektiğini kaydeden Şefik, “Eğer seçmen karma oy kullanırken herhangi bir ilçede hata yaparsa o ilçedeki oylar geçersiz olacak.” dedi. Geçerli karma oyların toplamının 24’ün altına düşmesi halinde oy pusulasının geçersiz hale geleceğini dile getiren Şefik, bu nedenle karma oy kullanacakların çok dikkatli olması gerektiğini kaydetti. Ülke genelindeki seçmen ve Sosyal medya seçime hazır… 7 Ocak tarihine bugün dahil 45 gün kaldı… Nasip kısmet diyelim istikrarlı bir aritmetik için gerekeni yapalım… Sandığa gidip oyumuzu geçerli kılalım…

O neylerse güzel eyler

O neylerse güzel eyler

Dr. Salih Miroğlu’nun bugün aramızdan ayrılışının 12. yıldönümündeyiz… Onu kelimeler ile anlatabilmek hakikaten güç… Miroğlu ile tanışık olmak ve Ulusal Birlik Partisi içerisinde onunla birlikte çalışma onuruna sahip bir kişi olarak, her yıl bugün anılması, çok erken bir gidişin üzüntüsünün, onu tekrar anlatırken duyulan hissiyatın ayrı bir tezekkürüdür… Salih Miroğlu 1990, 1993, 1998 ve 2003 genel seçimlerinde Ulusal Birlik Partisi’nden Girne Milletvekili seçildi. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı yaptı… Miroğlu, Türk Ocağı Kulübü’nde de yöneticilik ve başkanlık görevi üstlenmiştir… Ulusal Birlik Partisinde ‘Genel Başkan’ olmasına az bir süre kala, vekâleten yürüttüğü başkanlık sürecinde kurultay hazırlıklarını yaparken Mağusa’da geçirdiği kalp krizi sonrası 22 Kasım 2005 tarihinde, arkasında gözü yaşlı aile fertleri yanında Ulusal Birlik Partisi mensuplarını ve kendisini çok seven bütün bir halk topluluğunu bırakmıştır… Bir insanın bu kadar çok sevilebileceğinin yakın tanıklarıyız… Bilhassa bu günlerde onun UBP içerisinde 2018 seçim hazırlıkları yapılırken yokluğunu hissedenler arasındayız… Kaç seçim birlikte hareket ettiğimiz, ilçe kongrelerinden, kurultaylara, sonrasında yerel seçim, genel seçim hep birlikte yol alınan onca yıl… Siyasi bir güç olan Dr. Salih Miroğlu esasında sadece ölüm yıldönümlerinde değil her zaman zihinlerde yer etmiş olan ayrıcalıklı bir kişilik olma özelliğini sürdürüyor… Unutulması mümkün olmayan bir sevda ile gönülden bağlı olduğu ve mensubu olduğu siyasi partiye Ulusal Birlik Partisine ve Genel Başkan Dr. Derviş Eroğlu ‘a duyduğu sevgi ve saygı çerçevesinde onun yanında güçlü duruşunu çok yakından izlediğimiz birisi, 2005 Genel Başkanlık adaylığı sırasında yanından ayrılmadığımız siyasetin duayeni Dr. Salih Miroğlu’nun bu gün vefatının 12. yılında yine onu ilk günkü duygular içinde anarken ailesine üzüntümüzün o günkü tarifsiz acı olduğunu yineleyenleriz… Haberi aldığımız vakit doğruluğunu kabul etmekte zorluk çekip isyanlarda olduğumuz gece yarısında sarıldığımız telefonlar ile sevenleri ile yaptığımız konuşmalar hala daha kulaklarımızdaki seslerde ve yüreğimizdeki yerinde, tazeliğini muhafaza ediyor… Salih Miroğlu ile son olarak Lefkoşa Genel Merkezinde o zamanların Genel Başkan odasında görüşmüş ve ona seçimindeki bağlılığımızı iletmiştim… O odada konuştuklarımız, o günde, unutmadıklarım arasındadır… Bu gün onun çok sevdiği Ulusal Birlik Partisi yine bir seçimin arifesindedir… Miroğlu’nun eşsiz sesi ile miting alanlarında sarf ettiği ‘sandıklarınızı açınız, yeni elbiselerinizi giyiniz Ulusal Birlik Partisini iktidara götürmek için çalışacağız, bayramımız var diye yaptığı çağrılar, hitabet gücünün yüceliğinde bugün hafızalardan silinmeyen sözleridir… Dr. Salih Miroğlu ve eşi ile çok eski yıllara dayalı dostluğumuz vardı, hatta torunum Özel Berova’nın Doğum tebriğine eşi Hayriye Hanım ile sosyal konutlardaki evimizde bizi ziyaret ettikleri kutladıkları günden bu güne gelinceye kadar aradan geçen 16 yıl vardır… Miroğlu ailesine bugün yeniden yine onu unutmadığımızı tekrarlarken, Kıbrıs Türk siyasi tarihinde önemli yerleri olan iki merhum politikacı Salih Miroğlu ile Özker Özgür ‘ü 12. ölüm yıldönümleri dolayısıyla saygı ile anarken aile mensuplarına sevgilerimizi iletiriz… Yazıma Mevlana’nın deyişini de sabır mahiyetinde eklemek istiyorum… ‘UnutmayaIım ki, AIIah her şeyin gerçek sahibidir ve onIar da istediği gibi tasarruf eder. Ama şu kesin oIarak biIinmedir ki, O neyIerse güzeI eyIer.’ Arkada bıraktıkları sevenlerine uzun ömürler dileğiyle…

Martının sevdiği deniz… 

Martının sevdiği deniz… 

Bir bakıyorsunuz çevreniz içerisindeki kişilerin en anlamlı dostlukları en az 40 yıldan evveline gidiyor… Yıllarca görmediğiniz kişiler olur, onları gördüğünüz ilk anda hemen tanırsınız. İsmi hemen hafızanızdan sözlerle birlikte cümleniz olur. Hayatın garip halleri vardır hangi dostunuzun, kimin size karşı olduğunu ön sezgileriniz sayesinde, ayırt edebilme yeteneğinin kıymetinde, bunu değerlendirir, gereken ihtimamı veya korunmayı kendinizden veya etrafınızdan esirgemezsiniz.. Yıllar, hep yıl sonundaki bu aylarda birikimlerini insanda tetikler. Bu çağda, bu yaşta, her istisnai durum hemen dikkatinizi çeker… Burda, ilgi ve alaka, sayesinde, karar vermek, her birey için ayrı bir durum arz eder. Kritik günlerden geçiyoruz derken kaç kişimiz, bu günlerin Kıbrıs meselesinin sonucunu görmeden aramızdan ayrıldı, ayrılanların sayısının önemi ailenin mevcudiyetindeki eksiklik… İşte bu durumun göstergesi. Çizelge epey kalabalık… Belki hep aynı hususlar tekrarlanır oldu ama bir avuç içi büyüklüğünde dedikleri ülkemiz sınırları içerisinde sorun olsa dahi daire içinde dönüp dolaşıp aynı yerde aynı düşünce tarzındaki insanımızla çevremizin güzelliklerinde var olanlarız… Ülkemin çoğu insanının en güzel tarafı yaşanmış olan ne varsa bir anda unutması, unutulan her şeyi iyiliğe çevirebilmesi… İnsanımız bu şekilde birliktelikteki dayanışmayı sergilemekte ve bunun olumlu semeresini görebilmektedir… Çoğu yerden aldığım telefonlar yıllar öncesinin bir yudum suyu beraber paylaştığımız insanımız, sandıkta nasıl oy kullanacaklarını anlatıyorlar… Katiyen herhangi bir isim telaffuz etmeden mühür vuracağız diyorlar… Sadece o kadar mı diyorum… Hiç öyle şey olur mu tercih de kullanacağız derken bir mühürün 50 milletvekili adayına birer oy kazandırdığını biliyorlar ve ilave ediyorlar, her ilçeden çıkarılacak milletvekili sayısının yarısına tercih kullanacaklarını da söylüyorlar…Seçim sistemi zor anlaşılır değil demişken bu kadar net anlayış karşısında memnuniyet iki katı oluyor… Bütün adaya oy verileceği için bildik isimler önceliğimiz olacak diyen seçmen, biz böyle yapacağız diyorlar… Buraya kadar oy pusulasında her partinin adayları, ilçeleri ile bir yerde ayrı ayrı olacağını biliyorlar… Hesaplıyorlar kitaplıyorlar kimi partilerin barajı geçer geçmez tahminlerini de yapıyorlar… Bir de, seçmen koalisyondan bıkmıştır, sandıktan tek başına iktidar çıksın istiyor ve diyorlar ki artık hiç denenmemiş, bürokratik deneyimi olmayan ve en önemlisi seçmeni tanımayanlara da oy vermeyiz diyorlar… Her gelen telefonu cevaplıyorum… Anlaşılan o ki seçmen 7 Ocak tarihinde vatandaşlık görevini yapacak sandığa gidecek ve oyunu istikrarlı bir aritmetik için mühürünü verecektir… Karma oy mu? Onu da yarınki yazımda aynen seçmenin bana anlattığı şekilde yazarım… Bu günkü deyişimiz mi? ‘ ‘Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun, martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.’ Seçim gününe bu günden itibaren 46 gün kalmıştır… Sayılı günler bizi önce yeni yıla sonra seçim gününe taşıyan olacaktır… 

Nabzı yerinde tutmak lazım 

Nabzı yerinde tutmak lazım 

18 Kasım 2017 Ulusal Birlik Partisinin 7 Ocak 2018 tarihinde yapılacak Milletvekilliği genel seçimleri için aday belirleme ön seçimini Ada tv haber müdürü Sayın Nihan Yücel ile kulislerde seçmen arasına girerek yakınen takip ettik. Basın camiasının ön seçime oldukça ilgisi olduğunu, basıncıların Sayın Yücel ile olan konuşmalarından anladım. Seçim sahasında oldukça sıkı güvenlik önlemleri vardı. Aday adaylarının taraftarlarının alana girişte destekledikleri adayların kartlarını dağıttıkları, alanın renkli görünmesini hatta bazı aday adaylarının araçlar üzerine isimleri ve fotoğrafları olan reklâm amaçlı posterleri de ilgi çekici idi… UBP üyeleri büyük bir heyecan içinde peyderpey oy kullanmak için içeriye alınırken isimlerinin baş harflerine göre oy verme mahaline alınma düzeni oldukça iyi düşünülmüş izdihamı önleyici bir tedbir olduğu tarafımızdan gözlemlenmiştir… Dış alanda sanki bir bayram yeri havası vardı… Atatürk Spor Salonu önündeki açık alana kurulan tezgahlarda, dönerden tutun, darı kebabına, hamur işlerine, soğuk meşrubata kadar satıcılara, kalabalığın talebi ile gün doğmuştu. Gün boyunca alış verişin sürüşü, sohbet yapıp kahvelerin içilişi görülmeye değer tablo oluşturandı… Ulusal Birlik Partisinin kemik oy diye nitelendirdiğimiz seçmen kişilerinin varlığı yanında, gençleşen bir neslin görüntüsü, genel seçimlere sahip çıkılacağının açık bir göstergesi imajını yarattı… Orda çok eski yıllara gidip, tanıdığımız üyeleri görmek, konuşma fırsatı bulmak ve ayni heyecanı yaşamak, orda hazır bulunanların UBP’nin tek başına ikdidar olduğu günleri hatırlattığı gibi ortak konuşmaları işitmek, kayda değer sonuç bildirgesi gibi oldu… Cumartesi günü, kolay olmasa da dükkanını kapatan, köydeki işini bırakıp oy vermeye koşan bu güzel insanların yüreğindeki sevgiyi hissetmek, orda onlar arasında olmanın yüksek maneviyatı bizleri mutlu eden önemli hususlardı… Akşam ilk haber sosyal medya hesabından alanda seçimleri takip eden Sayın Özdemir Tokel tarafından yapıldığını gördük… ‘#UBP toplam üye 11.400, oy kullanan üye 7300 ek 300 kişiye YSK oy kullandırmadı. Toplam katılım 7600… Sayım için düzen alındı… Toplam 20 sandıkta oy kullanıldı.’ Divan Başkanı Sayın Cemal Bulutoğlu gerekli zamanlarda gerekli açıklamayı yapandı… Dün gün boyunca yazılı basın olsun sosyal medya olsun gündemi meşgul eden konu, ön seçimde milletvekillerinin listedeki sıralarını belirleyecek sayım neticelerinin takibi ve sonucu oldu… Tabi ,sosyal medya hesaplarından adayların kendi hesaplarından haberlerini izlemiş olduk… CTP ‘nin sayım neticesi delege sayısının açıklanan rakam ile 1131 olması ve sayımın elektronik ortamda yapılması nedeni ve kontenjan adaylarının ismi ve listedeki yerleri önceden belli olduğu için resmen ilan edilmiş olduğu haberlerini de okuduk… Ulusal Birlik Partisinin 7000 üzerindeki üyenin oy kullanması ve sayım işlerinin uzun süre aldığı cihetle aday sıralaması için gece ve gün içinde Divan Başkanlığı tarafından açıklanan şekli kamu oyu ile paylaşılandı… Bilindiği üzere Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimine göre 28.11.2017: Siyasal partilerce adayların saptanmasının son günü olup bu güne kadar olan süreçte adayların istenilen evrakları düzenlenecek ve seçime katılacak siyasi partilerin 01.12.2017: Adaylık için başvurma günü olacaktır . 02.12.2017: Adayların Yüksek Seçim Kurulu ve İlçe Seçim Kurulları tarafından geçici ilânının yapılacağı tarihtir… YSK takvimi, süreçte tarihleri ve uyulması gereken kuralları yayınlamıştır… 7 Ocak 2018 tarihine bu günden itibaren 47 gün kalmıştır… Seçmen vatandaşlık görevini yapacak ve sandığa gidecektir… Örneğin, 7000 üzeri seçmenin KKTC’nin her yerleşim biriminden Lefkoşa’ya gelip UBP adaylarını tesbit için oy kullanması kendi yerleşim birimlerindeki kurulacak sandıklara ,daha kolay gideceklerinin ve iradenin sandığa istikrar için yansıtılacağının ve toplum menfaatine olacağının bir nevi göstergesi olmuştur… 

“… Her insan ölecek yaşta…”

“… Her insan ölecek yaşta…”

Kadının üstlendiği görevler ağırdır… Kadın bir bakıma hayatın ağır işçisidir… Evli ise başka yükümlülükleri, bekâr ise başka sorumlulukları olan kadın, ev dışında bir yerde çalışmıyorsa, evli ise evinin işleri ile çocuğu varsa onların meşguliyeti derken evde geçen zamanının mesai saati ile uyuşmadığını, belki de daha çok çalıştığı gerçeği günlük yaşamında vardır… 

Kadın evdeki görevlerinden arta kalan zamanını sosyal ve siyasi faaliyetlerine ayırandır… Kadın evli değilse yine evde ana, baba kardeş sorumlulukları var olandır… 

Bizler yıllar öncesinin siyasi faaliyetlerinde bizzat parti üyeliği dışına yetkili kurullarda zaman mevhumu olmadan çalışmamıza etken, aile içerinde anne baba desteği ile çocuklarımızı güvendiğimiz ellerde bırakmanın rahatlığında oldu… Eski yıllarda evlenen çiftler yeni ev açma maliyetinden kurtulmak adına anne baba yanında kalmayı tercih ederlerdi… Mutfak masrafı, çocuk bakımı derken esaslı bir yardım, bütçelerine katkı olmaktaydı… Evlenen çift sadece yeni bir yatak odası takımı alıp diğer eşyaları ortak alanda kullananlar oluyordu… 

Babam da anılarını 1997 yıllarında kaleme aldığı zaman bizler de çoluk çocuk evin içinde yaşıyorduk… Evde aile sayısına göre tadilat yapılmış oda sayısı artırılmıştı… Babamın daktilosu ile eğitimde altmış yıl dediği anılarını yazarken, daktilonun sesini sabaha yakın yastığımızda hissedenlerdik… Çoğu kez babam el yazısı ile notlarında düzeltme yapardı… O zamanlarda böyle elektronik eşyalar yoktu. Daktilolarda suret için iki kağıt arasına siyah veya mavi karbon kağıtları konurdu… Yazıları çoğaltmak için ise mumlu kâğıtlara daktilo ile yazılıyordu… Bu anıları yazmak sanki babamı rehabilite ediyor, emekliliğin, bir nevi masa başında geçen yılları oluyordu. 

Babamın İngilizce bilmesi İngiliz döneminde imtihan geçme mecburiyeti ile işe alınma idi… Sonraları Almanca öğrendi. Çünkü Almanya’da doktor iki oğluna gittiği zaman çarşıda pazarda yabancı dil bilmek gerekir diyenlerdendi. Nedense Cuma günü onun yazılarında belki de hepimizin küçüklüğüne ait bir anı bulunur hazzı ile notlarını karıştırıyorum ve yazıyorum. Cuma günleri hep bu eski anıların o zamanki zihinde yer etmiş kişilerin hatırlanması ile onlara duyulan hürmetin, sevginin, saygının zikredilmesi bu güne hep ayrı bir huzur katan olmaktadır… 

Zamanımızda sohbet yapılır ama eski yılların ve bilhassa ‘Kardeş Ocağı ‘ lokalinde toplanan günlük gazeteleri, orda okuyan ve haberlerin esas kaynağında mütalaa yapmanın babam ve arkadaşlarına büyük keyif verdiğini biz çocuk kalbimizle hissedenlerdik… 1958’li yıllarda yaz günlerinin öğleden sonraları Enver’in kahve ve yol boyunca hasır iskemlelerde de ayni konuşmalar, yine öğretmenler ile kahve içerken yapılmakta idi. Bazen biz çocuklara da periskan denilen toz üzerine su dökülünce köpüren içecek ısmarlarlar o köpürme esnasında baloncukların yüzümüze çarpışından serinliğinden keyif alır, Resa Pastahanesi’nin kayık pastasını elimizde yiyerek yürür ve eve giderdik… 

Yıllar geçti bu günlere geldik. Bugün, o zamanın birlikteliğinde geçen kahve kültürü şehirlerde yerini daha ziyade gençlere hitap eden cafelere bıraktıysa da anılarda hep eski yıllar var. Nasıl ki bir gün gelip cafeler de anılarda bahsedilir oluncaya kadar… Bu gün de yazıma babamın çok sevdiği yine Şems’in bir sözü ile bitiriyorum… “Bir şey yap, güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin? Öyleyse güzel bir şeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü her insan ölecek yaşta.” Hayat yaşandığı kadar, insanın vereceği karar içinde, kendi geleceğini belirleyendir… Seçimlere giderken istikrar için karar iradenizdir… 7 Ocak tarihine, bu günden itibaren 51 gün kalmıştır… Cuma günün bereketinde dualarımız sağlıklı düşünce için olsun…

Seçmenin Ehliyeti 

Seçmenin Ehliyeti 

Seçimlere az bir süre kalmışken bir takım müdahaleler ile seçmen üzerinde baskı unsuru olmaya çalışılmaktadır… Özellikle bazı sendikaların Türkiye’ye karşıt durumları ve söylemleri dozunu artırmış ve çeşitli ithamlar söylenir hale gelmiştir… Bu söylemleri dünkü gazete haberlerinde okuduktan sonra biraz gerilere gittim hatta Kıbrıs işlerinden sorumlu Bakan Akdağ’a Ada TV Haber Müdürü Nihan Yücel’in soru sorduğu hatta bu hususta bir yazı yazdığını hatırlayıp yazmış olduğu o yazıyı tekrar okudum. Bir kez daha gündeme taşımayı da uygun buldum… 

Ne yazmış yazısında Sayın Yücel, aynen yazısından aldım sizlerle paylaşıyorum… ‘Çanakkale konusunu gündeme getirdim. Çocukların yaz tatillerinde Çanakkale ruhunu öğrenmeleri, bir ülkenin varoluşu, ayakta durabilmesi ve geleceği için canlarını hiçe sayarak şehitlik mertebesine erişen şehitleri ziyaret etmeleri onlar için dua etmeleri, bir yandan da kültürel bir gezi mahiyetini de içeren ve Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetlerin iki ülkenin çocuklarını da bölgeye taşıması ve üzerine yazılıp çizilen karalama kampanyaları hakkındaki düşüncelerini sordum Bakan Akdağ’a… Akdağ, özelde Ada TV’ye genelde tüm basına Çanakkale konusuyla ilgili çok önemli detaylar verdi. Bu gezide iki ülkeden çocuklarında belirli program dâhilinde Çanakkale’ye götürüldüğünü, orada onlara yaşananların anlatıldığını, tarih kitaplarında okuduklarının ve belki de hiç görme imkânları olmayacak bölgeyi görmelerinin sağlandığını dile getirdi kısaca. Yapılan eleştirilere bir anlam veremediğini, gezinin bir tarihi anlatmak ve anlamak amacında olduğunu söyleyen Akdağ, çocuklara “dini dayatmaların” yapıldığı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine ise gezinin 3-4 günlük bir gezi olduğunu, bu kadar kısa zamanda böyle bir şeyin nasıl olabileceğini sordu. Eleştirilerin yapıcı olduğu müddetçe anlaşılabileceğini ama ortaya atılan iddiaların, orada olmadan yapılan yorumların anlamsız olduğunu ifade eden Akdağ, ortaya atılan söz konusu iddiaların gerçekle bağdaşmadığını üstüne basa basa söyledi ve konunun abartıldığını dile getirdi.’ Diyor, Nihan Yücel kaleme aldığı yazısında… 
Hal böyle iken hala daha Türkiye ile olan diğer ilişkilerin gündeme getirilmesi ve Adalet ve Kalkınma Partisi mensuplarının Kıbrıs’a geliş gidiş faaliyetlerini halka yanlış bir şekilde empoze edenlerin bu şekildeki davranışları çirkin ve yakışıksızdır… 
7 Ocak Genel seçimlerine giderken seçmen üzerinde bu tür propagandalar ile baskı unsuru oluşturma yönü ile kabul edilebilir bir durum hiç değildir… Seçim sürecinde bütün seçmen her siyasi partinin açıklamalarını mutlaka dinleyen değerlendiren ve kendi iradesi ile verdiği karar doğrultusunda sandıktan ‘istikrarı’ sağlayacak milletvekili sayısını çıkaracaktır… Bu ehliyet seçmenin kendi iradesidir… Bu günden sonra 52 gün kalmıştır… Bunca yıl geçmiş, günler mi geçmeyecek… YSK takvimi açıklamış Kasım ayı içerisinde 14/11 seçimin başlangıç tarihi, 17/11 ilçelerin çıkaracağı milletvekili sayısının saptanması ve ilanı, 28/11 tarihi ise siyasal partilerce adayların saptanmasının son günü… Aralık ayında takvimlenmiş günler de ilan edildi kurallara ve yasaklara uyulmalıdır… 2018 yılına kalan süre sayılıdır… Bizler yine buradayız…