Tag: Alanya

Bisikletçilerin yüzündeki tebessüm..

Acı çekiyorlardı ama keyifte alıyorlardı, yağmur altında, hedeflerine ulaşmak isterken, gök gürültüsü eşliğinde pedal çeviriyorlardı… Bir defa yola çıkmışlardı diye söze giren Salih Yalızat ile Antalya Alara Çayı parkurunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden giden bisiklet sürücüleri dahil organizasyonu gerçekleştirenler ile gün boyunca beraber olduk… Safari tadında bir yolculuk oldu. Alara çayı kıyısındaki bisiklet sürüşüne gitmeden, nerelere nasıl gidilecek, araştırması, ilgimi çektiği için yaptım… En azından bir ön bilgiye sahip olmam gerekiyordu. BSD dağ bisiklet sürüşü bir yarışma değildi… Bu sürüşte amaç, doğanın güzellikleri ile tertemiz havanın ciğerlere dolan sağlığı olacaktı. Parkur 34 kilometrelik bir mesafenin, toprakla karışık çakıllı yollarında bırakacağı bisiklet tekerleklerinin izlerini taşıyacak sonra bu parkuru kullanacak bisikletçilere cazip, belki de yeni bir alan olacaktı… Alanya’dan Antalya istikametine 15 kilometre gidildikten sonra Mayıs ayının soğuk değil ama sıcakta olmayan, baharın çok güzel bir gününde Güzelbağ’a vardık. Alanya 3 milyona yaklaşan nüfusuyla ulaşımda modern yollara sahip 3 tünelin görkeminden içinden geçip ilerlediğimiz yolda, denizin, yeşilin ve yol boyunca oteller zinciri arasından geçtikçe Türkiye’de mevcut gücü bir daha fark ettik. Geçtiğimiz yollarda ayrı bir gerçek bile karşı karşıya kaldık, hakikaten turizmin geliştiği bir beldedeydik… Bisikletlerini alanlar, bir an önce doğanın içindeki toprak yolda sürüşlerine başladılar… Onları Safari tipi araçta Mustafa Kemal Canfedai, Yıldız Akcan, Fotoğrafçı Grafiker Web tasarımcısı Erzurum Atatürk Üniveristesi Mezunu Burak Buğra Ulutaş var… Burak, Farsça, Rusça ve İngilizceyi ana dili gibi konuşuyor… Ve Tarık arkadaşımızla takipte zorluk yaşamadık, zaman zaman yol içinde düşmüş ağaç dallarını, geçiş için hep birlikte kaldırıldığını izledik, yeşilin her tonu, toprağın kahvesi ve Alara Çayı’nın görülmeye değer su renginin biteviye kenarına eşlik eden iniş yokuş kilometreleri aşmaya devam ettik. Bisikletçilere yani KKTC ekibine önderlik eden, organizasyondaki rehber bisikletçi Murat Gökdeniz’in eşlik etmesi güvenlik açısından önemli bir seçimdi… Elbette turizmin her sektöründe, profesyonel kadro, ülke ekonomisine fayda sağlayandır Ankara’dan gelip sürüşe katılan Salih Yalızat adeta ülkesinin hasretini gideriyordu. Gayet samimi ve esprili konuşmaları ile zaman zaman fotoğraf alımları yapılan yerler de kendini belli eden bir siması vardı… Alara Çayı, 2647 rakımlı Orta Toros Dağlarından 62 kilometrelik uzunlukta ve sularını Akdeniz’e dökmekte olan bir şaheser çay, geçtiği Antalya bölgesi tarih boyunca küçük denizci toplumların yerleşim yerleri Bizanslılar, Selçuklular’da ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında kervanların durak noktası olmuş… Alara çayı kıyısından ilerledikçe bulutların dağların yamaçlarına kadar inen görselliği, rafting ve kano yapılabilir suyun akışı tek kelimeyle harika idi… Gök gürültüsünün ve yağmurun şiddetli sesi arasında bisikletçilerin öğle yemeği için doğal kayaların altında yakılan ateşte pişirilen et çeşitlerinin ekmek arası ikramı ise pedallara kuvvet olarak bisikletçilere destek oldu… 34 kilometrelik parkurda çay ocakları ve restoranlar yoktu. Yağmur sicim gibi yağarken son 4 kilometre yol sürüşünde, rengârenk kelebekler ve dağ bitkilerinin kokusunda parkur tamamlanmış oldu… Sonuçta memnuniyet her bisikletçinin yüzündeki tebessümün kendisiydi… Gündoğmuş Kemer Köprüde ada çayı içmek ise ayrı keyifti… Genç Muhtar İsa Boz ile selfie ise Antalya’nın ayrı bir anısı oldu… Türkiye’de milletvekilliği seçilebilme yaşının gençleştirilmesinin, olumlu etkisi ile bakış, ayrı bir önem taşıyordu… 



Advertisements

Kırıp kaybetmek kolay, sahip çıkmak irade işi…

uzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bisiklet Severler Derneği’nin düzenlediği bir etkinliğe katıldım… Etkinlik Alanya’da gerçekleşti. Bisiklet turizmi başlı başına incelenmeye değer bir konu… Yıllardır KKTC olması konusunda girişimler var… Güney Kıbrıs’ın bu konuda hayli yol almış olduğu ise söylenenler arasında… Günümüzde tatil konusunda değişik tercihler yer almaktadır. Bu tercihlerden bir tanesi ise dört tekerlekli araçlar ile değil, iki tekerlekli araç bisiklet ile yapılabilir tatilleri gerçekleştirmektir. Birçok ülke insanların değişik yaş gruplarına göre turizm ekonomisine katkı yapacak bu konuda önlem almıştır… İnsanı sosyalleştiren bir aktivite olan bisiklet binmek, gezmek, dolaşmak spor olması yanında müthiş eğlenceli olan bir tercih… Bisiklet turizmi yeni yaygınlaşmaya başlayan bir turizm türü olmasına rağmen, dünyada hızla yayılmış olan dağa bütünselliği içerisinde bisiklet turları seyahat acenteleri tarafından doğal güzelliklere sahip kırsal alanlarda yapılmaya başlanmıştır. En eski motorsuz ulaşım araçlarından biri olan bisiklet, performans geliştirmenin yanı sıra doğayı keşfetmenin verdiği zevkle bütünleşirken kişilerin sağlığına olumlu etki yapmaktadır. Alanya’da Mustafa Kemal Can Fedai bisiklet turizmi ile ilgili acentesi olan bir kişi… Onunla konuşma fırsatım Alanya’da oldu. Bu sektöre girişini söyle anlatıyor, yaptığı proje ile Türkiye Kalkınma Bakanlığı’na müracaat ettiğini, projesine 65 bin Euro’luk hibe verildiğini, 2008-2013 yıllar arasında 6 yıl Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu ‘Tour of Turkey ‘ organizasyonları yaptığını ve 2016-2017 yılında Alanya’ya 35 takım yabancı ülkelerden 500 bisiklet sporcusunu yaz ve kış kamplarında antrenman için misafir ettiğini, Kayseri Erciyes Dağı’nda yüksek irtifa kampları için hazırlık çalışması yaptığını söylüyor. ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bisiklet turizmi için neler yapılabilir önerileriniz nedir’ diye sorduğum zaman yine kendisinden örnek vererek anlattı… Öncelikle detaylı bir proje çıkartmak gerektiğini hiçbir ülke bisikletçisinin antrenörsüz kamplara gelmediğini… Öncelikle proje çerçevesinde uluslararası antrenörlerin antrenman yapılacak yerde ülkeyi tanımaları için, KKTC davet edilmelerinin sağlanması ile ülkede sürüş yapacakları parkurları tanımaları açısından çalışma yapmalarına olanak verilmesi gerekir diyen Canfedai, kendisinin 2014 yılında 22 uluslararası antrenörü Türkiye’ye davet ettiğini söylüyor… Bir uçak şirketinin kendilerine 50 kişilik ücretsiz kontenjan verdiğini de anlatıyor… Şimdi Alanya’da MTB dağ bisikleti turlarında oldukça etkin bir isim… Antalya hava alanından turlar için gelen bisikletçileri karşılıyor, bisikletçilere hizmet sunabilen otellerde yerleşim sağlıyor, indirimli konaklama ücreti ile bisikletçileri misafir ediyor… Bizim konakladığımız otel sahibinin KKTC GAÜ mezunu Kemal Kahya olması bizleri, ayrıca gururlandırdı. Onunla tanışıp konuştum… Uçuşlarda uçak şirketlerinin yanında bisikleti olan kişilerden bisikletleri için taşıma ücreti almadığını Ercan Havaalanı’nda öğrendim. Alanya’da ilk günden itibaren önceden hazırlanan parkurlarda bisiklet sürüşüne çıkan BSD Başkanı Hüseyin Akcan, Dr. Kandemir Berova, Ecvet Orhon Halil Ağa Milli bisikletçimiz Şerife Akcan sürüşlerine başladılar. Sürüşlere katılan çok değerli bir kişi ile daha tanışmak ise oldukça memnuniyet duyduğum bir husus oldu… 1990 yılından itibaren Ankara’da hayatını sürdüren Kıbrıslı bisikletçimiz Salih Yalızat ile de konuştum… UCI Uluslararası Dünya Bisiklet Birliği Pro düzeyinde antrenörlük lisansına sahip Yalızat KKTC bisikletçileri için söz yerinde ise tam biçilmiş bir kaftan… Kendisi şu anda Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nda Danışman… Farkındalık organizasyonlarında oldukça etkin bir isim… Haziran ayında ülkemizde Hala Sultan da açılacak sergi içinde KKTC gelecek… Yalızat belli ki ülkesine biraz kırgın… Hamitköy’den Türkiye’ye, Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar uzanan bir eğitimden 

geçen bisikletçinin 35 yaşına kadar birçok yarışmada ödül sahibi olması yanında birçok bisikletçimizin yetiştirilmesi için oldukça çaba gösteren başarılı genç bir adam… Kıbrıs’ta doğmuş olmanın avantajı ile ülkesini Türkiye’de ve uluslararası arenada temsil etmekten gurur duyuyor… Kırgınlığı kendi ülkesinin yöneticilerinin ona bir yakınlık göstermemesi. Salih Yalızat 2017 uluslararası bisiklet turu yarış direktörü olarak adamızda bulunduğunu söylüyor… Amaçlarının bisiklet için yeni bir jenerasyon yaratmak olduğunu sözlerine ekliyor… Umudumuz ülkemizin yetiştirdiği ve dış ülkelerde yaşayan bu gibi değerlere sahip çıkılması… Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bisiklet turizminde etkin rol alacak Turizm acentelerinin varlığının olması böylelikle bisiklet turizmin ülkemize ekonomik katkısının sağlanmasıdır… Başbakan Sayın Hüseyin Özgürgün, Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Serdar Denktaş ve Kültür ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu KKTC ‘ de bisiklet turizmi konusunu ve yapılması muhtemel projeleri ortaya koymaları ile turizmi bu yönü ile de teşvik edecekleri yönünde beklenti vardır. Ülkemiz coğrafyası buna müsaade vermektedir… 




İçimizdeki çocuk ölmesin..

İnanç, insanın yapacağı işte başarılı olması için hissettiği çok önemli bir duygudur. Her aile evlatlarının ileride kendilerine göre en iyi yere geleceklerine olan kuvvetli inançları sayesinde onlara bebekliklerinden itibaren yetiştirirken, özenle davranırken, bu inançlarını her zaman dile getirirler. Bunu sözleriyle de günde kaç kez tekrarlarlar. Sözlerinin içeriğinde, erkek çocuk olsun, kız çocuk olsun , ‘benim çocuğum büyüsün de adam olsun ‘ şeklindedir bu kalıptaki sözleri kullanmayan ev, söylemeyen anne baba var mı? Hiç sanmıyorum… Hepsi söyleyendir… 

Çocuk yetiştirmek önemli olduğu kadar kutsal bir görevdir. Her Çocuk ayrı bir ilgi ayrı bir sevgi şekliyle kendini sizde bulandır. Çocuk sevgisi genelde sizin çocuğunuz olsun veya olmasın onlardan esirgemeyeceğiniz ve her halükarda sevgi dolu davranışlarınız ile gösterdiğiniz bir tezahür… 
Kendi çocuklarınız olsun, çevrenin çocukları, akraba çocukları bir yana, hiç tanımadığınız halde herhangi bir yerde, markette, parkta, alışveriş merkezinde, televizyon reklamlarında olsun, filmlerde olsun, gazete sayfalarında olsun gördüğünüz çocuklara sizlerin ilk bakışta verdiği tepki güzel bir tebessüm ile sevgi dolu bakışlar ve bakışlar ile ağzınızdan çıkan Allah’ım nazarlardan korusun deyişi değil midir? Aynen bu sözler içtenlikle yapılan bir temennidir. 
Kendi çocukluğumuzdan başlayarak mahalledeki çocuklar ile birlikte olmak, mahallemizdeki çocuklar ile oyunlarımız, ders çalışmalarımız, beraber okula gidişlerimiz, okulda tanıdığımız arkadaşlarımız hep hayatımızda varlığını sürdürenlerdir. Bu anılar nefes aldığımız müddet bizle ileriye taşınan duyguların sevgi yumağı olmaya da devam edecektir. Daha sonrasında kendi çocuklarımız, onların arkadaşları, bugüne gelişleri herkesin kendine göre bir iş sahibi meslek sahibi olarak toplumda çeşitli kurumlarında çalışmaya başlamış olmaları hep geçen süreçte yaşanmışlıkların büyüyen sonuçlarıdır… 
Kaç yaşında olursa olsun bazen çocuklarınız sizi onların çocukluk ve arkadaşlık dönemlerinin önemine yeniden götürür. O yılların verdiğin sıkı arkadaşlık duygularının belki de bugün onların da kalplerinde var olan arkadaşlık sevgisini bir kez daha ana yüreğinizde hisseden olursunuz. Geçenlerde evlilik kervanına katılan Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’ nın düğün günü vardı. Mehmet Harmancı oğlumun arkadaşı ve elim bir trafik kazasında kaybettiğimiz oğlum Özdemir ‘in, her gün birbirlerini görmeden duramayan okula beraber gidip gelen arkadaşının kardeşi… Mehmet’in düğün gecesi oğlum evden çıkarken düğün törenine gitmem gerek, geç oldu ama mutlaka gideceğim derken, Mehmet, arkadaşım Mustafa Harmancı’nın kardeşi mutlaka gitmeliyim derken onun duygularında, duygulanmamak elde değildi. Düğüne gitmek gerekçesi her şeyin ötesinde trafik kazasında kaybettiği bir arkadaşına karşı ve ailesine karşı duyduğu derin dostluğun ve arkadaşlığın ifadesiydi. Yıllardan sonra böyle bir cümleyi duymak çok anlamlıydı… 
Çocuklar olarak okul, mahalle, komşu arkadaşlıklarını unutmayanlar olarak bugünlere geldik… Lefkoşa’da mahallede torunlarımızın kazandığı arkadaşlıkları da gördük… Özel’in her okul gelişinde otobüsünün kapısında, kendisini bütün mahalle çocuklarının beklediklerini günler vardı. 
Muhammed, Ahmet, Ceren ve daha nice çocuklar… Hepsi bizim evde idiler, onlarla oyunlar kurulması, hazırladığımız yiyeceklerin beraberce yenilmesini, Özel’in kendine alınan okul malzemelerinden onlara da alınması için gösterdiği, çaba, sevgi hep beraber çarşıya çıkışlar, okul için gerekli her şeyin kendisini alındığı gibi onlara da alınması ile yaşanan muhteşem bir dayanışma… Aradan yıllar geçti, hala daha devam eden iletişim ve bu iletişimin duygusal durumları… 
İnsan kaç yaşında olursa olsun içinde bir çocuk ruhu mutlaka var olandır… Bu köklü inançların eskiden bugüne yansıması halidir… Çevrenizde mahallenizde komşuluk ilişkilerinde, her zaman ön planda, arkadaşlıklarda sevgi saygı vefa olduğu müddet, güven kendini, yaşamınızın her aşamasında belli edecek olandır… İnsani duygularımız ise çevremize iyilik yönünde olacaktır… Kimsenin kimseyi insani duygularında yargılamaya ve yanlış algı yaratmaya hakkı olmadığı günlerdeyiz… Nasıl derlerse desinler, insan kendini bildikten sonra başkalarının ön yargılarının hiçbir geçerliliği yoktur…