Tag: Arefe

Senin her şeye gücün yeter

Senin her şeye gücün yeter

Bu gün arefe yarın bayram, bu gece ramazan ayının son iftarı ile oruç tutan kişilerin avuçlarındaki dua, Ramazan ayı boyunca iftar sofralarındaki dua ile hep ayni olan yakarıştır yüreklerde yer eden kalbi duyguların inançla sesli tekerrürüdür. “ Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin rızkınlɑ orucumu açtım, Hamdolsun verdiğin nimetlere, Sağlık ve afiyete. Ey bağışlaması bol Rabb’im, Beni, Ailemi, Milletimi, Devletimi ve tüm inananları koru, Rahmetini ve yɑrdımını esirgeme üzerimizden, Bizlere yaşama sevinci ver, Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver, Senin her şeye gücün yeter. Amin!” Bu dua ile açılan oruçların ertesindeki bayram ise müslüman aleminin Ramazan veya diğer bir deyişle Şeker Bayramıdır. Ülkemizde Salı ve Perşembe günü dahil üç gün bayramda ailelerin dayanışması, bir araya gelmesi ile yıl içindeki özlemin bayram günlerinde giderildiği görülür. Bu yıl Ramazan ayı içerisinde gerek Türkiye Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin KKTC ‘de özellikle belediyelerin de katıldığı iftar programları ile vatandaşlar ile buluşması ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından atananTürkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay’ın ülkemize iftar için ziyarette bulunması ve Hala Sultan Camisinin bahçesinde vatandaşlar ile oruç açması oldukça ses ve memnuniyet getirmiştir. Ramazan ayı içerisinde ülkemiz siyasetinde ilkleri görmek, ilklerde şekillenen davranışları izlemek hakikaten ilginç olmuştur. Bu arada iç siyasette konuştukça kendini bağlayan, sonrasında bağlandığı konuşmalardaki kör düğümü çözmeye çalışanları oldukca ince ve düşündürücü ayarları ilgiyle izliyoruz. Gördüğümüz; siyasetin insanları istisnalar hariç ne kadar çok değişime uğrattığıdır. Değişimin hayal kırıklığı ülkemizde yaşanmıştır. Umut vadedenlerin umutsuzluk verdiği sonuca varılmıştır.Hükümet düşmüştür! Meclis Genel Kurulunda olsun, çıktıkları televizyon programlarında veya sosyal medya hesaplarından siyasileri yaptıkları açıklamalardan takip edenleriz. Gelecek süreçte de takip edeceğiz. Ne hal ise son aylarda KKTC Meclis Genel Kurulu canlı yayınlarını veren devletin televizyonunun yani Bayrak Radyo ve Televizyonunun canlı yayınları, kesintisiz olarak ülke halkına göstermediğidir. İktidarı elinde bulunduran ve Cumartesi gün 28 oy ve 13 red ile güven oyu alan 2’li UBP-HP Hükümeti’nin bu hatayı öncelikle gidermesi bu kanalı izleyen vatandaşa olan borcu olduğunu hatırlatmak isterim. Nezaket ziyareti kisvesi altında güç gösterisi adına “Bakanlığı gel görüşelim “ modundan derhal çıkılmalı zamanın katledilmesinin önüne geçilmelidir. Ülke yangın yeri gibi , elektrik faturaları çifte çifte telefon mesajlarında, bu gün arefe yarın bayram havası çarşıda maalesef yok, esnaf tedirgin, Güney komşular için Euro bozdurup KKTC’de alış veriş ucuz, kendi vatandaşımıza göre pahalılık almış başını gidiyor. Bayram günlerinde el öpmeye gelecek küçüklere harçlık büyüklere çukulata modundan uzaklaşılmış, bayramların eski yıllarının güllaçları, ekmek kadayıfları mutfaklardan nerdeyse uzak olmuştur. 200 gr bademin 16 TL olduğu günlerdeyiz. Yine de her aile kendi bütçesine göre “ Ramazan Bayramı” için özel bir hazırlık yapacak, kredi kartındaki harcamaları taksitlere bölecektir. Bu gün Arefe ve bütün mezarlıkların çiçekler ile donatıldığı günde, duaların yapıldığı Fatiha’ların okunduğu mezar taşları altındaki toprakta yatanlar, duygu dolu dualarda anılacaktır. Sonuçta , geçen zamanı ve geleceği izlemek, gözlemlemek, neler olup bittiğini anlamak için ileriye bakmak, farkı farketmek, en güzel kanaat ve değerlendirme olacaktır. ”Ramazan Bayramınız“ kutlu olsun…

Hüznün ve sevincin birleştiği zaman; bayram 

Bazen insan kendini eskiye hapsederken geleceğe dair hafızasında ne varsa bunları o eski defterlerinden çıkarıp bu güne de taşır… Bunun yapılmaması hali zaten normal olmaz. 


Kişi doğduğu andan itibaren yaşadığı çevrenin etkisini dış dünyası ile birleştirme, özümseme ve analizini yapabiliyorsa gelecekteki yerindeki hayatını düzenlemede etkin olabilmektedir. Hiç kimse anasının karnında ne olacağını, kısmetini, nasibini elbette bilmeden doğar ama doğduğu andan itibaren büyümeye başlar… Yaşar… Yaşadığı müddet öğrenir. Kabiliyet ile yetenekler bulaşıcı değil kişisinin meziyeti olur… Zorla da güzellik olmaz zaten… Hayatın fotoğrafı kişinin yaşadıklarının, hayallerinin, çerçevelenmiş tablosudur. Bu tablo her kişinin aynı zamanda herkesin de gördüğü özgeçmişi olmaktadır. Kişiler sözleri ile kabul gören, kendilerini toplum içinde çeşitli davranışları ile ifade edebildikleri müddet saygı görenlerdir… Saygı, saygı gösterilirse ehemmiyet kazanır, yoksa kişilerin birbirine çeşitli nedenlerle duyduğu hınç ve sadece eleştiri yapıyor sanarak, çeşitli vesilelerle ortaya koymuş oldukları davranışların şekli yazılı olsun, görsel olsun, yüz yüze olsun, sözlü olsun, yani ne şekilde olursa olsun, ne muhatap kişileri tarafından ne de toplum tarafından kabul görmez… 

Zaman öyle bir zaman ki hiç bir şeyi dert etmeden yaşama sarılma sanatını gösterebilenlerin var olduğu bir sahne. Bu sahnede rol alanların kapasitesi çok önemli… Hani derler ya kaale alırsan yarana tuz ekerler işte bunu yapmayacaksınız. Özgüven çok değerli buna sahip olmak ise ayrı bir özellik. Varlığınızı güvenle sürdürebilmek ise ayrı bir nitelik… Her meşgale size bu kuvveti verecektir. O halde müsterih olmanın yollarından hep birlikte geçeceğiz. 

Bayramlar için eskiden yaşanmışlıkların içinden geçip bu günlere gelirken her evde ayrı bir bayram hazırlığın olduğudur… Çarşıların fazlasıyla kalabalık olduğu bu günlerde en önemlisi alınan yeni giysilerin çocukların gözündeki sevinçtir… Aile büyüklerine yapılacak ziyaretler, gelen misafirler, ikramlar, bayram yemeği seçimi hepsi bayram günlerinin heyecanında var olandır… 

Böylesine bayram öncesi günlerde, insan yüreğinin görülmeyen, ancak hissedilen hüzünleri taşıdığı görülür… Dışa ifadesi mümkün olmayan mukadderat deyip geçemediğiniz yaşananlar vardır… Hasretler vardır… Ayrılıklar vardır… Allah kimsenin ocağını söndürmesin, hiç bir evladı anasız babasız bırakmasın desek de takdir-i ilahi ile var olan ancak teskin edilemeyen acılar vardır… 

Şeker Bayramı Arifesinde insan ne düşünür ne yazar… İçinde sevinci ve acıyı barındıran bir gün… Bu gün bütün aramızdan ayrılanların mekânların çiçek bahçesine döndüğü duaların dillerden eksik olmadığı ‘Arefe’… Biz geçmişi, hatırlamadan bu günü yaşamanın zor olduğuna inananlarız… Bu anılardaki heyecanı sevinci hüznü yüreğimizde hissedenleriz. Bu mübarek arefe gününden, Ramazan Bayramınızı en derin sevgi, saygı ile kutlarken, Allah hepimize ağız tadı verecektir. Yeter ki onun varlığında kendimizi aklayalım… Bayramlar ayrıca sohbetlerin koyulaştığı ziyaretlerin rengi ile süslenen zamanın insan yüreğindeki en bariz olduğu manevi hissiyattır. Daha nice bayramlar görmemiz dileğiyle… Nefes almanın şükründe ve duasındayız… Sığındığımız güç ise, Allah’a olan inancımızdır… 

Hüznün ve sevincin birleştiği zaman; bayram 

Bazen insan kendini eskiye hapsederken geleceğe dair hafızasında ne varsa bunları o eski defterlerinden çıkarıp bu güne de taşır… Bunun yapılmaması hali zaten normal olmaz. 


Kişi doğduğu andan itibaren yaşadığı çevrenin etkisini dış dünyası ile birleştirme, özümseme ve analizini yapabiliyorsa gelecekteki yerindeki hayatını düzenlemede etkin olabilmektedir. Hiç kimse anasının karnında ne olacağını, kısmetini, nasibini elbette bilmeden doğar ama doğduğu andan itibaren büyümeye başlar… Yaşar… Yaşadığı müddet öğrenir. Kabiliyet ile yetenekler bulaşıcı değil kişisinin meziyeti olur… Zorla da güzellik olmaz zaten… Hayatın fotoğrafı kişinin yaşadıklarının, hayallerinin, çerçevelenmiş tablosudur. Bu tablo her kişinin aynı zamanda herkesin de gördüğü özgeçmişi olmaktadır. Kişiler sözleri ile kabul gören, kendilerini toplum içinde çeşitli davranışları ile ifade edebildikleri müddet saygı görenlerdir… Saygı, saygı gösterilirse ehemmiyet kazanır, yoksa kişilerin birbirine çeşitli nedenlerle duyduğu hınç ve sadece eleştiri yapıyor sanarak, çeşitli vesilelerle ortaya koymuş oldukları davranışların şekli yazılı olsun, görsel olsun, yüz yüze olsun, sözlü olsun, yani ne şekilde olursa olsun, ne muhatap kişileri tarafından ne de toplum tarafından kabul görmez… 

Zaman öyle bir zaman ki hiç bir şeyi dert etmeden yaşama sarılma sanatını gösterebilenlerin var olduğu bir sahne. Bu sahnede rol alanların kapasitesi çok önemli… Hani derler ya kaale alırsan yarana tuz ekerler işte bunu yapmayacaksınız. Özgüven çok değerli buna sahip olmak ise ayrı bir özellik. Varlığınızı güvenle sürdürebilmek ise ayrı bir nitelik… Her meşgale size bu kuvveti verecektir. O halde müsterih olmanın yollarından hep birlikte geçeceğiz. 

Bayramlar için eskiden yaşanmışlıkların içinden geçip bu günlere gelirken her evde ayrı bir bayram hazırlığın olduğudur… Çarşıların fazlasıyla kalabalık olduğu bu günlerde en önemlisi alınan yeni giysilerin çocukların gözündeki sevinçtir… Aile büyüklerine yapılacak ziyaretler, gelen misafirler, ikramlar, bayram yemeği seçimi hepsi bayram günlerinin heyecanında var olandır… 

Böylesine bayram öncesi günlerde, insan yüreğinin görülmeyen, ancak hissedilen hüzünleri taşıdığı görülür… Dışa ifadesi mümkün olmayan mukadderat deyip geçemediğiniz yaşananlar vardır… Hasretler vardır… Ayrılıklar vardır… Allah kimsenin ocağını söndürmesin, hiç bir evladı anasız babasız bırakmasın desek de takdir-i ilahi ile var olan ancak teskin edilemeyen acılar vardır… 

Şeker Bayramı Arifesinde insan ne düşünür ne yazar… İçinde sevinci ve acıyı barındıran bir gün… Bu gün bütün aramızdan ayrılanların mekânların çiçek bahçesine döndüğü duaların dillerden eksik olmadığı ‘Arefe’… Biz geçmişi, hatırlamadan bu günü yaşamanın zor olduğuna inananlarız… Bu anılardaki heyecanı sevinci hüznü yüreğimizde hissedenleriz. Bu mübarek arefe gününden, Ramazan Bayramınızı en derin sevgi, saygı ile kutlarken, Allah hepimize ağız tadı verecektir. Yeter ki onun varlığında kendimizi aklayalım… Bayramlar ayrıca sohbetlerin koyulaştığı ziyaretlerin rengi ile süslenen zamanın insan yüreğindeki en bariz olduğu manevi hissiyattır. Daha nice bayramlar görmemiz dileğiyle… Nefes almanın şükründe ve duasındayız… Sığındığımız güç ise, Allah’a olan inancımızdır…