Tag: Bayram

Eğlence icraattan sayılmaz

Eğlence icraattan sayılmaz

Her sözün uğrak noktası olan bir durağı vardır. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir deyiminin “ehemmiyetinde “ olmak son derece önemlidir. Başarı için çalışılmalı, gösteriş ve şatafattan uzak, her adım, ona göre atılmalıdır. Hele hele ülkenin bu zor şarlarında, duruşun önemine vakıf olmalı ona göre hareket edilmelidir. Kimi zaman kişilerin davranışlarındaki uç noktalar törpülenmeli hatta siyaset mevzubahis ise bu gibi durumlara ince ayar verilmelidir. Siyasette imajın önemi yatsınamaz ölçüde seçmen gözüne yansıyandır. Bu yansımada menfaatler ön plana çıkarsa hoş olmayan çok şey gıybetten nasibini alır. Demek ki duruş önemlidir. Samimiyetsiz davranışlar önem kazanamayandır. Ülkemizin geçirdiği ekonomik kriz, bütçe açığı derken içinden geçilen dar boğazda boğulmamak adına yeni hükümetle UBP-HP koalisyonu ile ilk Ramazan bayramını geride bıraktık. UBP Genel Başkanı Başbakan Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ve Maliye Bakanı Sayın Olgun Amcaoğlu ilk ziyaret diyebileceğimiz davetle Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Fuat Oktay’ı İstanbul ‘da Vahdettin Köşkünde ziyaret ettiler. Bu ziyarette Sayın Büyükelçi Ali Murat Başçeri’nin de bulunması bilhassa ülkemize ulaşan resmiyetinde önemli bir fotoğraf oldu. Siyasi görüşmelerde oldukça uzun bir süre, 1 saat 45 dakika görüşme ve bu sürede yoğunlaştırılmış KKTC ekonomik sorunları ile Kıbrıs Meselesinideki Kıbrıslı Türklerin haleti ruhiyesi Sayın Erdoğan’a yüz yüze arz edildi. Başbakan ve yardımcısının, Arefe gününün bayrama girişinde çok önemli bir görevi yerine getirdikleri kanaati ülke halkımızın nabzında atan inancı ve verdikleri pozitif enerji oldu. Bayram süresince ülkemizdeki durum sükunetini korurken siyasi parti başkanlarının ve Cumhurbaşkanının tebrik mesajları basında yer aldı. Sosyal medyada kimin nerde , kimlerle neler yaptığı paylaşıldı. Hayatın devamında davranışlar güncelliğini korudu. En çok da bilişim yasasının yürürlüğe girmesi zarureti ile kişiler bu isteklerini aleni olarak bu bayramda paylaşımlarına aldılar. Bilhassa gıybet ile haksız rekabetin oluşmasına yardımcı haberlerin sosyal medya üzerinden yapılmasını uygun bulmadıklarını söyleyen çok kişiyi dinledik. Beyanalarını okuduk. Haksız da değiller, bilinmesinde fayda vardır. KKTC Meclisi ilgili komiteleri yasama faaliyetlerini genel kurul tatile girsede yerine getirmelidir. Meclis’in uzun yaz tatilinin de bir şekilde kısa tutulması yasal zeminde sağlanmalıdır. Bayram tatili öncesinde zikredilen zam konularında, oldukça dikkatli davranılması ve vatandaşın cebine el uzatılırken hükümet, özellikle düşünmelidir. Bayram tatili süresince çarşı açıktı, özellikle marketler ihtiyaçların karşılanmasında öncülük edenler oldular. Evlere yiyecek servisi de fastfood sevenleri memnun etti. Sosyal Medyada yapılan paylaşımlarda bir kaç istisna hariç çoğu siyasinin bayramı eğlence yerleri dışında evde ailesi ile geçirdiğini izledik okuduk. Çoğu sanatçının ülkemizde olduğunu da bu paylaşımlardan anladık. Turizmin özellikle Girne gecelerinde ve Türkiye’den gelen sanatçılar ile eğlence sektöründe tavan yaptığına sevindik! Gülümsedik! Bayram’ın son gününde yapılan kuyumcu soygunu ve gelişen süreçten üzüntü ve endişe duyduk. Her zamanki gibi kimlikle adaya girişlerin yeniden hatırlara gelmesi hep de olay olduktan sonra ortaya çıkıp ifadelendiridiğini tekrarlayanları yeniden gördük. Hafta sonu Nergisli köyünde kaldık ve deniz için Kocareis plajına gittik. Önceleri kalabalık değildi ancak akşama doğru çoğu kişinin sahile akın ettiğini gördük. Zaman, Haziran‘nın yaz sıcaklarından hızla Temmuz’a ilerliyor, Yılın yarısını bulduk.Halkın beklentisi ve bütün konuşmalarımızda gündeme getirdikleri, yeni hükümetin, ülkemizde aklı selim bir icraatla güzel günlere hasreti giderecekleri umududur. Sonuçta, kötünün en iyi günlerini bekleyenleriz!

Advertisements
Senin her şeye gücün yeter

Senin her şeye gücün yeter

Bu gün arefe yarın bayram, bu gece ramazan ayının son iftarı ile oruç tutan kişilerin avuçlarındaki dua, Ramazan ayı boyunca iftar sofralarındaki dua ile hep ayni olan yakarıştır yüreklerde yer eden kalbi duyguların inançla sesli tekerrürüdür. “ Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin rızkınlɑ orucumu açtım, Hamdolsun verdiğin nimetlere, Sağlık ve afiyete. Ey bağışlaması bol Rabb’im, Beni, Ailemi, Milletimi, Devletimi ve tüm inananları koru, Rahmetini ve yɑrdımını esirgeme üzerimizden, Bizlere yaşama sevinci ver, Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver, Senin her şeye gücün yeter. Amin!” Bu dua ile açılan oruçların ertesindeki bayram ise müslüman aleminin Ramazan veya diğer bir deyişle Şeker Bayramıdır. Ülkemizde Salı ve Perşembe günü dahil üç gün bayramda ailelerin dayanışması, bir araya gelmesi ile yıl içindeki özlemin bayram günlerinde giderildiği görülür. Bu yıl Ramazan ayı içerisinde gerek Türkiye Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin KKTC ‘de özellikle belediyelerin de katıldığı iftar programları ile vatandaşlar ile buluşması ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından atananTürkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay’ın ülkemize iftar için ziyarette bulunması ve Hala Sultan Camisinin bahçesinde vatandaşlar ile oruç açması oldukça ses ve memnuniyet getirmiştir. Ramazan ayı içerisinde ülkemiz siyasetinde ilkleri görmek, ilklerde şekillenen davranışları izlemek hakikaten ilginç olmuştur. Bu arada iç siyasette konuştukça kendini bağlayan, sonrasında bağlandığı konuşmalardaki kör düğümü çözmeye çalışanları oldukca ince ve düşündürücü ayarları ilgiyle izliyoruz. Gördüğümüz; siyasetin insanları istisnalar hariç ne kadar çok değişime uğrattığıdır. Değişimin hayal kırıklığı ülkemizde yaşanmıştır. Umut vadedenlerin umutsuzluk verdiği sonuca varılmıştır.Hükümet düşmüştür! Meclis Genel Kurulunda olsun, çıktıkları televizyon programlarında veya sosyal medya hesaplarından siyasileri yaptıkları açıklamalardan takip edenleriz. Gelecek süreçte de takip edeceğiz. Ne hal ise son aylarda KKTC Meclis Genel Kurulu canlı yayınlarını veren devletin televizyonunun yani Bayrak Radyo ve Televizyonunun canlı yayınları, kesintisiz olarak ülke halkına göstermediğidir. İktidarı elinde bulunduran ve Cumartesi gün 28 oy ve 13 red ile güven oyu alan 2’li UBP-HP Hükümeti’nin bu hatayı öncelikle gidermesi bu kanalı izleyen vatandaşa olan borcu olduğunu hatırlatmak isterim. Nezaket ziyareti kisvesi altında güç gösterisi adına “Bakanlığı gel görüşelim “ modundan derhal çıkılmalı zamanın katledilmesinin önüne geçilmelidir. Ülke yangın yeri gibi , elektrik faturaları çifte çifte telefon mesajlarında, bu gün arefe yarın bayram havası çarşıda maalesef yok, esnaf tedirgin, Güney komşular için Euro bozdurup KKTC’de alış veriş ucuz, kendi vatandaşımıza göre pahalılık almış başını gidiyor. Bayram günlerinde el öpmeye gelecek küçüklere harçlık büyüklere çukulata modundan uzaklaşılmış, bayramların eski yıllarının güllaçları, ekmek kadayıfları mutfaklardan nerdeyse uzak olmuştur. 200 gr bademin 16 TL olduğu günlerdeyiz. Yine de her aile kendi bütçesine göre “ Ramazan Bayramı” için özel bir hazırlık yapacak, kredi kartındaki harcamaları taksitlere bölecektir. Bu gün Arefe ve bütün mezarlıkların çiçekler ile donatıldığı günde, duaların yapıldığı Fatiha’ların okunduğu mezar taşları altındaki toprakta yatanlar, duygu dolu dualarda anılacaktır. Sonuçta , geçen zamanı ve geleceği izlemek, gözlemlemek, neler olup bittiğini anlamak için ileriye bakmak, farkı farketmek, en güzel kanaat ve değerlendirme olacaktır. ”Ramazan Bayramınız“ kutlu olsun…

Hızır bereketi her evde olsun

Ramazan ayının ilk oruç gününün ehemmiyetindeyiz. Oruç tutup ibadetlerini yerine getirenler için ayrı bir hazırlığın yapıldığı, oruç açma vaktinde aile bireylerinin ayni sofrada birlikte iftarı bekledikleri, küçük yerleşim birimlerinde Ramazan topu atıldığı zaman ve Ezan sesi ile radyo veya televizyonlarda hazırlanan programlar izlenerek o anın hazzının yaşandığı zaman onbir ayın sultanı olan Ramazan ayıdır ve bu mübarek ayın ilk gününü yaşıyoruz. Ramazan ayının idrak edileceği bir ay boyunca bu ay bir ibadet,aynı zamanda bir yardımlaşma ayıdır. Ramazanda yoksullar,daha çok hatırlanır. İftar sofrası hazırlamada güçlük çekenler için öncelikle Kızılay başta olmak üzere ülkenin belirli yerlerinde iftar çadırları kurulur.Maddi durumu elverişli kişilerin mutfak, yiyecek katkıları ile çorbasından,tatlısına kadar oruç tutanlar bu çadırlarda birlikte iftar ederler. Camilerin minarelerinde mahya denilen “Hoş geldin ya şehri Ramazan” gibi yazılar her Ramazan ayında çevreye ayrı bir manevi güç katar. Oruç tutabilmek için insan sağlığının elverişli olması ayrı bir durum arzeder, belirli saatlerde ilaç kullananlar bu ibadeti yapamamanın üzüntüsünü yaşarken telafisi ile kendilerini teselli edip çeşitli yardımlar yapma yönünde tercihlerini kullanırlar. Bu yıl fitre miktarı KKTC için 30 Türk Lirası olarak açıklanmıştır. Bilindiği üzere “Türkçede fitre şeklinde söylenen ”fıtır sadakası” temel ihtiyaçların dışında yeterli miktarda mala sahip olan her müslümanın ramazanda vermesi vacip olan bir sadakadır. Fitre kişi başına verilir. Ailedeki bütün bireylerin fitresini büyüklerden biri verir.” Fitre İslam alemi için yardımlaşmayı sağlayan ibadet gibi addedilmektedir. Orucun kabulüne, ölüm anının sıkıntılarından ve kabir azabından kurtuluşa vesile olarak verildiği açıklamalardan anlaşılmaktadır. Fitre Ramazan ayı sonuna yetişen, zekât vermekle yükümlü her Müslümanın Bayram namazı öncesi verilmesi uygun görülen bir sadaka olduğu öğrendiklerimiz arasındadır. Allah rahmet eylesin, annem bu süre içerisinde ve hitamında yaptığı yardımları aleni yapmakta ve verdiği kişinin bunu aldım kabul ettim demesini de bekliyordu. Küçüklüğümüzde tuhafımıza giden bu durumun öyle gerektiğini çok sonralar anladık. Zekâtın aşikar verilmesinin diğer yardım yapacaklara örnek olup faziletli bir davranış olduğunu öğrendik. Zaman iyilik ve yardımlaşma zamanıdı.Her evin bacasından tüten ocak kokusunda elbette bütün duygular vardır. Bu duygularda merhamet ise esas olmalıdır. Nasıl ki mübarek, bolluk, bereket ve verimliliğin ortak anlamı ise Allah hepimize ağız tadı verecektir. Yeter ki onun varlığında kendimizi aklayalım. Ramazan ayının 27.Gecesi Kadir Gecesidir. 3 Haziran 2019 Pazartesi Arefe günü olup Ramazan Bayramı üç gündür ve 6 Haziran Perşembe günü sona ermektedir. Bayram tatilin hafta sonu ile birleştirilebilmesi için ülkemizde henüz bir karar üretilmemiştir. Arefe günü de 2018 yılında olduğu gibi idari tatil ilan edilecekse uzun bir tatil kamuda çalışanları beklemektedir. Ya özel sektör diyecek olursanız o konuda herhangi bir açıklama olmamıştır. 5-6 Mayıs ayrıca Hıdrellez Bayramı olarak bilinen tarihlerdir. Sonuçta Hızır bereketinin her evde olması ayrı bir dileğimizdir. Bu günkü duamız mı? “Rabbim cümlеmizе ‘İç Huzuru’ vеrsin.

Hüzün ağır gelir yüreğe

Hüzün ağır gelir yüreğe

Ramazan Bayramına sayılı günler kaldı. Bayram telaşı her evin içerisinde kendini hissettiriyor. Çarşı,pazar bayramlıklar, giysiler, yiyecekler, ikram edicek tatlılar seçilip, kararlaştırılıp alınacak. Bayram bu yıl dövize endeksli günlerden geçip geliyor. Yinede bayram deyip her keseye uygun olan alış veriş pahalılığa rağmen mutlaka yapılıyor. Kredi kartlarının limitinin zorlandığı günlerden geçiyoruz. Bayramlarda, ailenin bir araya toplandığı, beraber yemek yendiği kendine özel hüznü, hassasiyeti ,gelenek ve göreneklerin hükmettiği günleri yaşıyoruz. Bayram ziyadesiyle sevinç, yanında zamansız ayrılıklardan dolayı her evde duygu yoğunluğunun yaşandığı günleri ihtiva ediyor. Bayram günleri ev ziyaretlerin yapıldığı, büyüklerin ellerinin öpüldüğü ve dargınların barışması için en uygun günlerdir.Hele çocuklar için topladıkları bayram harçlıkları ile sevindiklerini gördüğümüz yaşadığımız olağan hadiselerdir. Ramazan 30 gün boyunca orucunu tutan dini vecibelerini yerine getirenlerin dualarının kabul olduğu aydır. Evdeki Türkmenistan uyruklu yardımcımız ile konuşurken kendilerinin küçük yaşlardan itibaren gelenekleri arasında Kadir gecesini karşılarken o gece sahurun yemek masasını önceden hazırladıklarını,masada özellikle sütlaç,un, şekerli su, kuru üzüm, bulunmasına önem verdiklerini, o gece evin içine nur yağması için ışığı açık tuttuklarını veya mum yaktıklarını, dualar ile kurulan masanın kendilerine bereket getirdiğine olan inançlarını, anlatmıştır. Bizim böyle bir geleneğimiz var mı diye düşündüğümde evde böyle bir hazırlık yaptığımızı söyleyemem ancak bu anlatım bana yapmamızın manevi gücünün eve bolluk getireceğine olan inancını aşıladı. Şeker Bayramı eski yıllarda son iftar sofrası sonrası olduğu için iftar bayramı denmiş olmasına rağmen seneler geçtikçe bayramın adı şükür bayramı olarak ifade edilirken sonrasında şeker bayramı denmeye başlandığı, Osmanlılar zamanında Ramazan ayının onbeşinci gününden sonra askerlere sini sini tatlılar gönderildiğinin de bayramın adının şeker olmasında etkili olduğu bazı bilgiler arasında okuduklarımızdır. Bu yıl Ramazan ayının 27. Günü 10 Haziran’a denk geldiği için Kadir gecesi bu günde idrak edilecektir. Kadir gecesi hayırlı ve mübarek bir gecedir, Kelime-i şehâdet getirmek ,hacca gitmek ,zekat vermek ,namaz kılmak ve oruç tutmak bunlar İslam’ın beş şartıdır. Allah’ın verdiği çeşitli nimetlerin değerini daha iyi anlamak oruç tutanların daha iyi bildikleri ve eline,kulağına ve diline daha çok dikkat ettiği ayın adı Ramazan’dır. İki anlamından bir tanesi bu aylarda yağan yağmurun günahları silip süpürüp götürdüğü, diğeri ise bu ayda güneşten ısınan taşların günahları yaktığı üzerine yürütülen fikirlerdir. Bizim bildiğimiz ve inandığımız Ramazan ayında rahmetin bütün kapılarının açıldığı, yardımlaşma ve dayanışmanın arttığı birlik ve beraberliğin, duyguları güçlendirdiği, saygı,sevgi,sabır ve kardeşliğin güç kazandığıdır. Bütün mübarek günler adına Kadir gecesinin manevi gücünde duamız ülkemizin refahı için, sağlık için ve bilerek veya bilmeyerek yaptığımız günahların affı için olsun.Ne demişler ‘Hüzün ağır gelir yüreğe, ama en güzel duaları ettirir sahibine. En güzel dualarda buluşmak dileğiyle… Bu mübarek Cuma gününün tüm inananlar için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.’ Kadir geceniz kutlu olsun.

Toplumsal Direniş Bayramı 

1 Ağustos ‘Toplumsal Direniş Bayramı ‘ bünyesinde üç önemli geçmişin gururunu omuzlarında taşıyan, başına taç eden bir gün 1571 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu tarafından Kıbrıs’ın ele geçirilmesi, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın 1958 tarihinde kuruluşu ve 1976 yılında Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın kuruluşu bugünü böylesine önemli kılmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bu güne mahsus kutlamalar ve günün önemine binaen yapılmakta olup ayni zamanda gün resmî tatildir… 

Kıbrıs Tarihi bunca yılın ağır sorumluluğunda, gelişen olaylarda ve gelinen noktada ifade ettiği bütün endişeli, acımasız, gerçeklerinde onca şehidin kanı ile topraklarında oluşan ayak izlerini nüfusunun kalbi duygularında hissetmiştir… Bütün bu geçmişin sonucunda bu gün Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin verdiği can güvenliği ile mücahitlerimizin de geçmişten gelen savunması ile birleştirilerek, savaşarak aldığı topraklarda, olduğu kadar Kıbrıs’ın bütününde barışın sağlanabilmesinin haklı gururu içindedir… 
Yıllar içerisinde inadına çözüm veya inadına barış diyenlerin sesi ses vermemiş olacak ki hiçbir masa meseleye, antlaşmayı getirmemiş, beklenen nikâh, evlilik sözleşmesi yapılamadığından nikâh şahitleri ellerindeki kalem ile gerekli müdahaleden uzak durmuşlardır. Zaten anlaşmada, davetiyelerin dahi yazılamadığı görülmüştür. Bu günlerde gündemimiz Maronit açılımı ve ben babamın notlarında gözüme çarpan Maronitler ile ilgili yazdıklarını o günün anlatımından sizlerle aktarmak istedim. Tabi bu arada 1960 tarihinde adada yapılan son nüfus sayımında Maronitler toplam nüfusun %0,5’ine tekabül eden 2702 kişi olarak kayıt altına alındığını gördüm…1974 de okul durumları ile ilgili Ada çapındaki denetimlerde köylere giden babam Girne Kazasına bağlı Kormacit köyündeki Maronitler’in 6 öğretmenli okullarını ziyaret etmiştir. Okul müdürü ile Omorfo öğretmen kolejine beraber okumuşlardır. Köyde 500 kadar nüfus vardır. Okul idaresinde söz sahibi rahibeler de vardır. Maronitelerin bazılarının Kıbrıs’a gelişleri zoraki gönderme Lübnan’dan olmuştur. Zaman ise Haçlı Seferlerinin yapıldığı yıllardır. 1960 yılında Maronitlere sorulduğunda onlar Rum cemaatine kaydolmayı tercih etmişler, ancak köyde oturmaya devam edenlere de, Rum kesimine serbest geçiş hakkı verildiğini, FAO’nun yiyecek yardımlarının Maronitlere ulaştırıldığı gibi okulda Rumca tedrisat için kitaplarının Rum eğitim Bakanlığınca karşılandığı notlarda var olan bilgilerdir… Köyde mevcut kilisede dini ayinleri ise serbest olarak yapmaktadırlar. Maronitlerin ilkokuldan sonra daha yüksekokul mevcudiyeti olmadığı için ve bilhassa ENOSİS umutları da kalmadığı cihetle köyden ayrıldıkları yazılıdır… Babam notlarında Karpaz bölgesindeki Rumlar için de ayni gerekçeler ile nüfusun diğer yana kaydığı ifadeleri vardır. Sayın Erkan Eğmez’in de bir yazısında belirttiği üzere Maronitlerin temsilcisi kararlarının Rumlar ile beraber verileceğini söylemesi ve bu konuda henüz bir açıklık olmadığı ayrı düşünülmesi gereken bir konudur… Sayın Taner Etkin de bir açıklamasında emsaller yaratacağı hususundaki endişelerini kamuoyu ile paylaşmıştır… Açılımlar açılmış, ancak henüz örtüsü masaya yayılmamıştır. Görmeyi, işitmeyi beklediğimiz çok şey vardır. Bir Ağustos gününün öneminde ve anlamındayız… Bu günü nice yıllar kutlayacağız… Emeği geçenleri unutmadığımız gibi unutturmayacağız… Tüm şehitlerimizi minnetle anıyoruz… Hayatta olan gazilerimize ve Mücahitlerimize en derin duygular ile saygılarımızı ve şükranlarımızı sunuyoruz… 

Hüznün ve sevincin birleştiği zaman; bayram 

Bazen insan kendini eskiye hapsederken geleceğe dair hafızasında ne varsa bunları o eski defterlerinden çıkarıp bu güne de taşır… Bunun yapılmaması hali zaten normal olmaz. 


Kişi doğduğu andan itibaren yaşadığı çevrenin etkisini dış dünyası ile birleştirme, özümseme ve analizini yapabiliyorsa gelecekteki yerindeki hayatını düzenlemede etkin olabilmektedir. Hiç kimse anasının karnında ne olacağını, kısmetini, nasibini elbette bilmeden doğar ama doğduğu andan itibaren büyümeye başlar… Yaşar… Yaşadığı müddet öğrenir. Kabiliyet ile yetenekler bulaşıcı değil kişisinin meziyeti olur… Zorla da güzellik olmaz zaten… Hayatın fotoğrafı kişinin yaşadıklarının, hayallerinin, çerçevelenmiş tablosudur. Bu tablo her kişinin aynı zamanda herkesin de gördüğü özgeçmişi olmaktadır. Kişiler sözleri ile kabul gören, kendilerini toplum içinde çeşitli davranışları ile ifade edebildikleri müddet saygı görenlerdir… Saygı, saygı gösterilirse ehemmiyet kazanır, yoksa kişilerin birbirine çeşitli nedenlerle duyduğu hınç ve sadece eleştiri yapıyor sanarak, çeşitli vesilelerle ortaya koymuş oldukları davranışların şekli yazılı olsun, görsel olsun, yüz yüze olsun, sözlü olsun, yani ne şekilde olursa olsun, ne muhatap kişileri tarafından ne de toplum tarafından kabul görmez… 

Zaman öyle bir zaman ki hiç bir şeyi dert etmeden yaşama sarılma sanatını gösterebilenlerin var olduğu bir sahne. Bu sahnede rol alanların kapasitesi çok önemli… Hani derler ya kaale alırsan yarana tuz ekerler işte bunu yapmayacaksınız. Özgüven çok değerli buna sahip olmak ise ayrı bir özellik. Varlığınızı güvenle sürdürebilmek ise ayrı bir nitelik… Her meşgale size bu kuvveti verecektir. O halde müsterih olmanın yollarından hep birlikte geçeceğiz. 

Bayramlar için eskiden yaşanmışlıkların içinden geçip bu günlere gelirken her evde ayrı bir bayram hazırlığın olduğudur… Çarşıların fazlasıyla kalabalık olduğu bu günlerde en önemlisi alınan yeni giysilerin çocukların gözündeki sevinçtir… Aile büyüklerine yapılacak ziyaretler, gelen misafirler, ikramlar, bayram yemeği seçimi hepsi bayram günlerinin heyecanında var olandır… 

Böylesine bayram öncesi günlerde, insan yüreğinin görülmeyen, ancak hissedilen hüzünleri taşıdığı görülür… Dışa ifadesi mümkün olmayan mukadderat deyip geçemediğiniz yaşananlar vardır… Hasretler vardır… Ayrılıklar vardır… Allah kimsenin ocağını söndürmesin, hiç bir evladı anasız babasız bırakmasın desek de takdir-i ilahi ile var olan ancak teskin edilemeyen acılar vardır… 

Şeker Bayramı Arifesinde insan ne düşünür ne yazar… İçinde sevinci ve acıyı barındıran bir gün… Bu gün bütün aramızdan ayrılanların mekânların çiçek bahçesine döndüğü duaların dillerden eksik olmadığı ‘Arefe’… Biz geçmişi, hatırlamadan bu günü yaşamanın zor olduğuna inananlarız… Bu anılardaki heyecanı sevinci hüznü yüreğimizde hissedenleriz. Bu mübarek arefe gününden, Ramazan Bayramınızı en derin sevgi, saygı ile kutlarken, Allah hepimize ağız tadı verecektir. Yeter ki onun varlığında kendimizi aklayalım… Bayramlar ayrıca sohbetlerin koyulaştığı ziyaretlerin rengi ile süslenen zamanın insan yüreğindeki en bariz olduğu manevi hissiyattır. Daha nice bayramlar görmemiz dileğiyle… Nefes almanın şükründe ve duasındayız… Sığındığımız güç ise, Allah’a olan inancımızdır… 

Hüznün ve sevincin birleştiği zaman; bayram 

Bazen insan kendini eskiye hapsederken geleceğe dair hafızasında ne varsa bunları o eski defterlerinden çıkarıp bu güne de taşır… Bunun yapılmaması hali zaten normal olmaz. 


Kişi doğduğu andan itibaren yaşadığı çevrenin etkisini dış dünyası ile birleştirme, özümseme ve analizini yapabiliyorsa gelecekteki yerindeki hayatını düzenlemede etkin olabilmektedir. Hiç kimse anasının karnında ne olacağını, kısmetini, nasibini elbette bilmeden doğar ama doğduğu andan itibaren büyümeye başlar… Yaşar… Yaşadığı müddet öğrenir. Kabiliyet ile yetenekler bulaşıcı değil kişisinin meziyeti olur… Zorla da güzellik olmaz zaten… Hayatın fotoğrafı kişinin yaşadıklarının, hayallerinin, çerçevelenmiş tablosudur. Bu tablo her kişinin aynı zamanda herkesin de gördüğü özgeçmişi olmaktadır. Kişiler sözleri ile kabul gören, kendilerini toplum içinde çeşitli davranışları ile ifade edebildikleri müddet saygı görenlerdir… Saygı, saygı gösterilirse ehemmiyet kazanır, yoksa kişilerin birbirine çeşitli nedenlerle duyduğu hınç ve sadece eleştiri yapıyor sanarak, çeşitli vesilelerle ortaya koymuş oldukları davranışların şekli yazılı olsun, görsel olsun, yüz yüze olsun, sözlü olsun, yani ne şekilde olursa olsun, ne muhatap kişileri tarafından ne de toplum tarafından kabul görmez… 

Zaman öyle bir zaman ki hiç bir şeyi dert etmeden yaşama sarılma sanatını gösterebilenlerin var olduğu bir sahne. Bu sahnede rol alanların kapasitesi çok önemli… Hani derler ya kaale alırsan yarana tuz ekerler işte bunu yapmayacaksınız. Özgüven çok değerli buna sahip olmak ise ayrı bir özellik. Varlığınızı güvenle sürdürebilmek ise ayrı bir nitelik… Her meşgale size bu kuvveti verecektir. O halde müsterih olmanın yollarından hep birlikte geçeceğiz. 

Bayramlar için eskiden yaşanmışlıkların içinden geçip bu günlere gelirken her evde ayrı bir bayram hazırlığın olduğudur… Çarşıların fazlasıyla kalabalık olduğu bu günlerde en önemlisi alınan yeni giysilerin çocukların gözündeki sevinçtir… Aile büyüklerine yapılacak ziyaretler, gelen misafirler, ikramlar, bayram yemeği seçimi hepsi bayram günlerinin heyecanında var olandır… 

Böylesine bayram öncesi günlerde, insan yüreğinin görülmeyen, ancak hissedilen hüzünleri taşıdığı görülür… Dışa ifadesi mümkün olmayan mukadderat deyip geçemediğiniz yaşananlar vardır… Hasretler vardır… Ayrılıklar vardır… Allah kimsenin ocağını söndürmesin, hiç bir evladı anasız babasız bırakmasın desek de takdir-i ilahi ile var olan ancak teskin edilemeyen acılar vardır… 

Şeker Bayramı Arifesinde insan ne düşünür ne yazar… İçinde sevinci ve acıyı barındıran bir gün… Bu gün bütün aramızdan ayrılanların mekânların çiçek bahçesine döndüğü duaların dillerden eksik olmadığı ‘Arefe’… Biz geçmişi, hatırlamadan bu günü yaşamanın zor olduğuna inananlarız… Bu anılardaki heyecanı sevinci hüznü yüreğimizde hissedenleriz. Bu mübarek arefe gününden, Ramazan Bayramınızı en derin sevgi, saygı ile kutlarken, Allah hepimize ağız tadı verecektir. Yeter ki onun varlığında kendimizi aklayalım… Bayramlar ayrıca sohbetlerin koyulaştığı ziyaretlerin rengi ile süslenen zamanın insan yüreğindeki en bariz olduğu manevi hissiyattır. Daha nice bayramlar görmemiz dileğiyle… Nefes almanın şükründe ve duasındayız… Sığındığımız güç ise, Allah’a olan inancımızdır… 

Hayırlara vesile… Ramazan 

Ramazan ayı başlar başlamaz sonunda bayram olması birçok hazırlığı bünyesinde taşır… Bu mübarek ay için iyi ki on iki ayın sultanı demişler… Masraflı aydır bunu bilmek gerek. Rutinde harcanan aylık giderin daha fazlası bu ayda harcanan olduğu için eski insanların dediği gibi, kenarda köşede biriktirilen, tasarruflar bu ayda harcamalara yardımcı olur. Sofralarda çeşitli yemeklerin bulunması her zaman pişirilen yemeklerden fazladır. Ramazan tatlıları arasında baklava revaçta olduğu kadar her gece için ayrı bir tatlı sofraya konandır… Ekmek Kadayıfı yapıldığı gibi üzeri kırmızı nar taneleri ile dolu sütle yapılmış güllaç tatlısı da Ramazan ayının vazgeçilmez tadıdır… Bu ay içerisinde sivil toplum örgütleri, siyasi partilerin kadın kolları iftar geceleri düzenlemektedir. Birlik ve beraberliğin dayanışmanın pekiştiği böyle etkinliklerde toplanan gelir ihtiyaçlı kişilere kurumları vasıtası ile dağıtılmaktadır… Ramazan boyunca tutulan orucun bitim tarihi bu yıl süresini 24 Haziran Arife günü akşamı açılan oruçla dolduruyor ve hemen ertesi gün Bayram sürecine giriyoruz. Pazar, Pazartesi ve Salı günleri 3 gün süresince Şeker Bayramı kutlanacak… Çalışan kesim özellikle memurlar bayramların tatil günleri ile çakışmasından pek memnuniyet getirmezler, ancak bu yıl takvimlerde bayram tatillerinde özelikle, kurban bayramında, iki gün hafta sonu tatili ile buluşmuştur. Ramazan ayı içerisinde zekât ve fitrenin önemi büyük olduğu kadar anlamları da önem arz ettiği gibi kimlere verileceği de merak konusu olmaktadır. Çoğu sivil toplum kuruluşları makbuz karşılığında bu verilecek meblağlara hizmet verdikleri kesime yardım amaçlı talip olmaktadırlar. Yapılacak yardımların örneğin Kızılay Derneğine olması hali mutlaka Ramazan çadırlarındaki iftar sofralarına yansıyacak özellikle çok sayıda oruç tutan ancak mutfaklarında her gece sıcak yemek yapmak zorluğunda olup da yapamayacak olanların duası yardımseverlere sevap olarak yansıyacaktır… Küçüktük, büyüdük bu yaşa geldik annemizden öğrendiğimiz üzere aile fertlerinin her biri adına, ihtiyacı olduğunu, bildiklerimize fitre vermekteyiz. Bu miktarın asgari tutarı ise Diyanet İşleri tarafından her yıl açıklanandır. Bu yıl Türkiye’de açıklanan tutar 2017 için 16 TL ilken KKTC bu tutar 20 TL olarak açıklanmıştır. Fitre İslam alemi için yardımlaşmayı sağlayan ibadet gibi addedilmektedir. Orucun kabulüne, ölüm anının sıkıntılarından ve kabir azabından kurtuluşa vesile olarak verildiği açıklamalardan anlaşılmaktadır. Fitre Ramazan ayı sonuna yetişen, zekât vermekle yükümlü her Müslümanın Bayram namazı öncesi verilmesi uygun görülen bir sadaka olduğu öğrendiklerimiz arasındadır. Annem bu süre içerisinde ve hitamında yaptığı bu yardımları aleni yapmakta ve verdiği kişinin bunu aldım kabul ettim demesini de bekliyordu. Küçüklüğümüzde tuhafımıza giden bu durumun öyle gerektiğini çok sonralar anladık. Zekâtın aşikar verilmesinin diğer yardım yapacaklara örnek olup faziletli bir davranış olduğunu öğrendik. Zaman iyilik ve yardımlaşma zamanıdır… Her evin bacasından tüten ocak kokusunda elbette bütün duygular vardır. Bu duygularda merhamet ise esas olmalıdır. Nasıl ki mübarek, bolluk, bereket ve verimliliğin ortak anlamı ise Allah hepimize ağız tadı verecektir. Yeter ki onun varlığında kendimizi aklayalım…

Bayramda yanan köy fırını..

​Bazen insan kendini eskiye hapsederken geleceğe dair hafızasında ne varsa bunları o eski defterlerinden çıkarıp bu güne de taşır..
Bunun yapılmaması hali zaten normal olmaz.
Kişi doğduğu andan itibaren yaşadığı çevrenin etkisini dış dünyası ile birleştirme,özümseme analizini yapabiliyorsa gelecekteki yerindeki hayatını düzenlemede etkin olabilmektedir.

Hiç kimse anasının karnında ne olacağını kısmetini, nasibini elbette bilmeden doğar ama doğduğu andan itibaren büyümeye başlar… Yaşar ..yaşadığı müddet öğrenir. Kabiliyet ile yetenekler bulaşıcı değil kişisinin meziyeti olur..

Zorla da güzellik olmaz zaten.. Hayatın fotoğrafı kişinin yaşadıklarının,hayallerinin, çerçevelenmiş tablosudur.
Bu tablo her kişinin aynı zamanda herkesin de gördüğü  CV’si olmaktadır.

Diyorlar ki Kıbrıs’ta anlaşma ve barış için iki halkın kaynaşması gerek. Yarım asırdan fazla ki ömrümde veya ömrünüzde karma köylerde bile bir kaynaşmaya nadiren rastlanmıştır. Dolayısıyla kaynaşma ile bir anlaşma olması na mümkün ..eğer iradelerin emri vakisi olmaz ise..

Ha Kıbrıs’a özgü yemeklerde müşterek bir kültür mirası yok değil ama rumların gleftigo dedikleri  kebeba bizlerin kūp kebabı veya fırın kebabı deyip gleftigo demediği gibi:))

Bayramlar özellikle değişik bir sofrada yemek çeşidi ile güzel işte bizde bu meyanda bir hazırlık yaptık uygulama ise imece usulüne uygundu.

Bayramlar ayrıca sohbetlerin koyulaştığı ziyaretlerin rengi ile süslenen zamanın en bariz olduğu hissiyattır.  Bunu da yaşamak gerek. Daha nice bayramlar görmemiz dileğiyle.. Nefes almanın şükründe ve duasında… 💕💕