Tag: çocuk

Taşlara Yazılmış Yazılar

Taşlara Yazılmış Yazılar

Bir bakıyorsunuz ki, yıllar geçmiş kullandığınız her tür aracın yenilendiği bir dönemde yaşıyorsunuz. Buzdolaplarından tutun, çamaşır makinesi, çamaşır kurutma, bulaşık makinesi, en önemlisi araç modellerinin iç teferuatındaki göstergeler, telefon çaldımı ismin ekranda belirmesi, direksiyondan telefonun açılması, araç şöför koltuğundaki kişinin, araçta tek başına kahkahalar attığığını hayretle gördüğümüz zamandayız. Akıllıydı,normaldi derken, elinizdeki cihazlar hafızaları doluncaya kadar kağıtlarınızın yerini almış, hani o eski zamanlarda yazıp yazıp buruşturup çöpe attığınız veya odanın herhangi bir yerine fırlattığınız kağıt kokusundan ve dağınıklığından yoksun kalıyorsunuz. Öyle bir hale geliyorsunuz ki artık eve gazete dergi dahi almıyorsunuz. Kitap mı okuyacaksınız elektronik ortamda sayfa çevirme zahmeti olmadan istediğiniz kitabı, ışığa gereksinim duymadan okuyorsunuz. Eski yılların pikap dediğimiz, üzerine plak koyup dinlediğiniz eşyaların evde fazlalık olduğunu veya küçük radyonuzu yatak odasındaki komidinin üzerindeki değişmez yerinden kaldırdığınızı, bir yanınıza akıllı telefonunuzun şarjeri,diğer yanınıza iphatdinizi ve gereçlerini koyduğunuzu farkediyorsunuz.Başucu kitapları özelliğini yitirmiş hale geliyor. Zararlı mı değilmi diye düşünmüyorsunuz. Kulaklığı takıyorsunuz radyoların çoklu kanallarından istediğiniz çeşit müziği seçip bir diğer pencereyi açıp kitabınızı veya gazetenizi, veya merak ettiğiniz hususlardaki sorularınızın karşılığını bulup okuyorsunuz. Facebook,Twiter veya sosyal medyanın her alanında zaman tünelinde dolaşabilirken görüntülü telefon konuşmalarınızı yapıyorsunuz. Büyük bir tembelliğin vücudunuza verdiği zararı ölçmekte geç kalıyorsunuz. Zamanımızda bütün bu davranış şekilleri hepimizin başından geçen ve yaptıklarımız. Hani derler ya nerden biliyorsun işte mesele kendimden diyebilmek ve empati yapmanızda gizli. Evet yalnızlığın pençesi her evin içerisine kol geziyor ve insanlarımız günlük aktivitelerine öncelikle sosyal medyada tanıdık olsun veya olmasın, kişilere karşı sorumlu hissedip takipçi ve arkadaşlarına günaydınla başlayıp iyi geceler ile son bulan bir yolda tembelliğin tavan yaptığı yerde ilerliyor.Tatile veya yolculuğa çıkanların fotoğraf makinesi yerini alan akıllı telefonlarının objektifi istikametinde bizler de beğeni ve favlar ile gezmiş oluyoruz. Günlük hayatta iş hayatı olmayanların dışında olanların bir araya geldikleri arkadaş gruplarında konuşmalar dahi oluyor, gördünüz mü falan ne kadar zayıfladı, tatile çıkmış, ne güzel giyiniyor veya aksi yöndeki konuşmalar ile gündelik hayat sürüp gidiyor. Zamana uymak mı gerekir yoksa geri durup beklemek mi karar akıllı oyuncak kullanıcılarına ait ve her kes sosyal medyadan memnun ki kullanıyor. Eski çağların taşlara yazılmış yazılarından geldiğimiz bu günlerde kağıda aktaracağın her şey dijital ortamda ve bulmakta zorlanmayacağımız kaynağın olduğu bellekte olmakla beraber çocuk yaşta her sitenin kullanımın zararlı olduğu gerçeğini de bilmek ve tedbir almak gerekir kanaatimiz her halûkarda mahfuz… Hayat su gibi geçiyor…

Advertisements

Sağlıklı Evlilik İçin Acele Edilmemeli..

İnsanın kaç yaşında olursan olsun evladı, yanında her zaman o çocuk hali ile kalır. Söz içerisinde, bir aile meclisinde telaffuz edilirken de bizim çocuklar diye de ifade edilir. Kanaatimce çocuk insan kalbinin ta kendisidir. Çocuk sahibi olsun veya olmasın her kadın bir annedir. Ana yüreği işte burada kendini belli edendir. Kendi çocuğunuz kadar diğer çocuklara da gerekli ihtimam, her zaman kişilere, ailelere huzur veriyor. Nasıl kendi çocuğunuza yapılmasını istemediğiniz olumsuz bir davranışa anında tepki veriliyorsa, sebebi koruma duygusu ile oluşan elde olmayan refleksi hareketlerin buna sebebiyet veriyor olmasıdır. İşte bu ani çıkışlar ister yumuşak, ister sert olsun, her insanda zincirleme kendini gösterendir. Büyüklerden bu güne kadar gelen söylemler torunların evlattan çok sevildiği algısı oluşturdu. Bunun doğru olup olmadığı hususunda bilimsel bir veri veya araştırma var mı dersiniz? Bu tecrübe ile belli olandır. Ancak ne olursa olsun hadisenin esası çocuk sevgisinin, kalbi duygulardaki yeridir. Her şeyin bir ilki vardır. Evladın ilki, torunun ilki gibi aile bağlarında düğümlenen sevgi yumağındaki devamlılığında hep var olan yine ana kalbidir. Bu böyle geldi, böyle gidecek. Ciğerim yanıyor ifadesinde ki yangın, sevginin tezahüründen başka bir şey olmadığı gibi. Bu geçici ömürde nice hadiselerden yaralanan, gönüllerde yeşeren, keşke hep empati olsa, hoşgörü olsa, sabır olsa, aşk olsa diyoruz. Ama tatbik eden kaç kişi, anlayan kim, anlatan kim bilmiyoruz, dinlemiyoruz. Dinlemenin huzurundan ve faydasından yararlanamıyoruz. Halbuki yaşamın kendisi buna değer. Günümüz gençliği aile birimini oluştururken bütün bunları dikkate almalı derken, gençlerin evliliklerindeki devamlılıkta rollerini en iyi şekilde sürdürülebilirliği karşılıklı sevgi, saygı ile güvenden geçmesi gerekir. İstatistiklere bakıldığı zaman evlenen çiftlerin boşanma durumunu, günümüzde hemen hemen yarı yarıya gösteriyorsa burada araştırılması gerek sosyal içerikli bir sorun vardır. Terapi gerektiren teşhislerin işin uzmanları tarafından yapılması gerektir. Sevdim deyip, birbirlerini tamamen tanımadan, sevginin gençliğin verdiği heyecan ile birlikteliklerin derhal evlilikle sonuçlanması, bir de hemen çocuk için acele edilmesi mutlaka iyice düşünülmesi gereken konulardır. Çocuk elbet aile birlikteliğini sağlamlaştıran bir güç. Ancak ayrılıklarda en çok zarar gören, hayatında aile hususunda güvensizliği bu ayrılıklarda gören. Kendince içinde dışa vuramadığı hüznü yaşayan ortada kaldığını düşünen çocuklarımız oluyor. Dolayısıyla onları üzmeye, ne annenin ne de babanın hakkı yoktur. Peygamberimizin dediği gibi. Her ağacın bir meyvesi vardır. Gönülün meyvesi de çocuktur. Bu meyve kendini aileyi, aile bağlarını güçlendirici etkili. Evlat tatlısı olandır. Çiftler sadece kendilerini düşünüp aile birlikteliğinde aklı selim sahibi olmalıdırlar. Sadakatin gölgesinde mutlu ve uzun süreli bir ömürde beraberliklerini sağlıkta ve hastalıkta sürdürebilmelidirler.

#StarKıbrıs gazetesindeki bu günkü yazım..