Tag: Diyalog tv

Geçmişten günümüze biriktirdiklerimiz

Geçmişten günümüze biriktirdiklerimiz

Cemre Akar’ın program davetine icabet ettim. “360 derecede” geçmişten bu güne yaşanmışlıkları yoğunlaştırılmış şekli ve vaktin yettiğince konuştuk . Cemre Akar gençliğinin ve aile yapısından gelen donanımı ile bütünleşmiş eğitimi sonrası 63.cü programını geride bırakırken televizyon ve Facebook hesaplarından kendisini izleyenlere oldukça etki bırakan bir isim. Genç dinamik ve gelecekte başarılarına başarı katacak girişimci kadınlarımızdan bir değerli kişi. Cemre Akar’ı severim, nedenlerime gelince,Babamın Güzelyurt Öğretmen Koleji öğretmenliği yıllarında doğduğum Omorfo’dan ailemin Lefkoşa’ya gelişi ile Cemre’nin dedesi Öğretmen Derviş Moreket ve anneannesi İjlal teyzenin evine kiracı olarak girişimiz yıllarına dayanır. Annem o evinin modelini bir sonraki sokakta bizim evide işinin erbabı Cemal Yorgozlu ‘ya ayni modelin aynısını yaptırmıştı.Cemre’nin annesi Cemaliye,teyzesi İnci İnanç ve dayıları Mehmet ve İsmail Moroket ile çok uzun süre Çağlayan bölgesinin sakinleri olarak yaşadık. Çağlayan bölgesinin kadınlarının oluşturduğu ve başı Süheyla Çıraklın’ın çektiği ve bu gün dahi devam eden Salı sabahı kahve toplantılarına İnci ve ben annelerimize eşlik ettiğimiz günleri programda Limasol anılarımız dahil, eski yıllardan bir kesit olarak anlattım. Ailelerin bizler dahil onların torunları üzerindeki otoriteleri ,yetiştirme tarzları, gelenek ve kültürün aktarımı belirginliğini halen koruduğunu belirtirken şimdiki zaman ile eski zamanın mukayesesini yaptık. Dış politika ya da özünde dokunduk. Kıbrıs konusunun UBP-HP koalisyonunda aynı doğrultuda düşünen bir hükümetinin programında yer almasın bir güç olduğunu ifadelendirdik. Türkiye’nin garantörlüğünün devamından yana olduğumuz müddet Kıbrıs meselesinin emin ellerde olduğunun vurgusunu yaptık. Güneydeki Mormenekşe köyünde Türk malı arazisi için avukat vasıtası ile arazideki evlerde oturan 22 aileye ihtar bildirimi neticesinde Rum İçişleri Bakanlığının bildirimleri suç olarak gördüğü, Güneydeki Türk Mallarının vasisinin Rumlar olduğunun, belirtildiği, Kuzeyde bırakıp gittikleri malların sahipleri Rumlar ise, peki anlaşma bunun neresinde olacak ve 50 yıldır sürdürülen müzakerelerle Güney’den gelen Türklerin şimdi ikamet ettikleri evlere 100 binlerce rumun talip olduğunu bilirken ve Rumların Türkleri azınlık gördüğü müddetçe anlaşma olmaz dedim. Cemre Akar ile kadının iç siyasetteki konumunu da konuştuk. Toplumumuzda geçmişten bu güne, bir ömrün geride bıraktığı yaşanmışlıkları örnek vererek ülkemizdeki kadınların siyasetteki duruşlarını anlatırken Türk Cemaati kadın milletvekillerinden Kadriye Ahmet Hacıbulgur ,Ayla Halit Kazım’dan bahsederken KKTC Meclisinin ilk iki kadın Milletvekilinin UBP’den Gülin Sayıner ile Ruhsan Tuğyan olduğunu, ilk kadın bakan Onur Borman’ı örnek gösterirken, gelecek için siyaseti düşünen kadınlara örnek teşkil edecek bir çok donanımlı kadın olduğunu, siyasi partilerde kadınların aktif olarak teşkilat yapısı içerisinde yer almasının gerekliliği üzerinde durduk. Nitekim kendimden örnekle UBP içerisinde İlçe yönetimi, Parti Meclisi Üyeliği ve Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliği yaptığımı Sonrasında Partinin yardımcı teşkilat yapısı içerisinde yer alan Kadın kollarında görev yaparken gözlemlediğim hususun bu organlarda yer alan kadınların daha çok erkek adayların kazanması için çaba gösterdiklerini,partiye oy sağlandığını gözlemlediğimi de söyledim. Seçim sistemindeki yasal değişiklik sonrası ilçelerdeki milletvekili sayısına göre kadın kotası sayısı ile belirlen ve seçim listelerinde yer alan kadınlarımızın çoğunun halk oylamasından geçemediklerine olan üzüntümüzü belirtirken yeni oluşan kabinede bir kadın bakan sayısının az olduğunu ,Sevgili Cemre Akar’ın sorularına karşın anlattım Finlandiya ‘da 200 koltuğun 93’ne kadınların sahip olduğunu üstelik Meclisin yaş ortalamasının 45 yaş altında olduğunu da ayrıca ifadelendirdik. Çoğu zaman eğitim konusunda da örnek gösterilen ”Finlandiya hayallerinde” bizim nerede yaşadığımızı düşünerek global düşünüp yerel uygulamamız üzerindeki çalışmalarda başarı gösterilmesini siyasilere önerdik. 2018 Erken Genel seçimlerine KKTC‘de 9 Kadın Milletvekilinin Kazandığını bu vekillerin mecliste çok çalışmaları gerektiği, görüş birliğine varırdık. Dünya Ekonomik formunun yayınladığı 2018 raporunda, kadınların erkeklerle eşit haklara kavuşması için 108 yıl kadınların erkeklerle eşit ücrete sahip olması için 202 yıl gerektiğini okuduktan sonra raporun evveliyatının okunmasının ancak kadınların mücadelesi için esas teşkil edeceği husunda Cemre Akar ile programında görüş birliğine vardık. Sonuçta Cemre Akar kelimelerin anlamlarını belirtirken “Mukadderat, Elzem ve Reva “ dedi. Ben de Cemre Akar gibi donanımlı kadınların siyasette aktif görev almaları gerektiğini ekranda söylemekten hiç çekinmedim. Bu arada program sonrası Cemre’nin Babası Sayın Reşat Akar ile bir kahvenin kırk yıllık hatırında sohbetimiz güzeldi!

Advertisements
Sert Yanıt

Sert Yanıt

Geçen haftanın önemli bir programı ‘Halk Meclisi Özel’de Sayın Reşat Akar’ın konuğu Ulusal Birlik Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün oldu. Programın tekrarının bayram günü sabahın erken saatlerinde yapılması ile sorulan sorulara verilen cevaplar daha dikkatle dinlendi. Sayın Özgürgün’ün Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığının olup olmayacağı soruldu. Sayın Özgürgün bu konuda net bir görüş belirtmedi.Ancak cevaplarından edinilen kanaat parti amblemi altında aday olabileceği oldu. Sayın Özgürgün şimdi öncelikli konularının 24 Haziran Yerel seçimler olduğunu bu hususta KKTC genelinde yoğun çalışmaları ve aday tanıtımları olduğunu söyledi. Hükümetin çalışmalarını eleştiren Özgürgün 4’lü koalisyon icraatlarındaki tutarsızlığı ve kabineyi kararsızlıkla suçlayıp her bir ortağın ayrı telden çaldığını ve tecrübesiz hükümetin devamlı yanlış kararlara imza attığını söylemiştir. Sadece mazaret üreten bu ortaklığın zamlarla halkı bunaltığını ifade eden Özgürgün sandık iradesinin %36 oy ile 21 Milletvekilini UBP verdiğini,diğer 4 partinin inat hükümeti kurduklarını ,kendisin halen hiç bir parti ile hükümet kurmam diyecek kadar tecrübesiz olmadığını ise açıklamalı olarak kamu oyunun bilgisine getirmiştir. Mevcut ortakların Meclisde nisap sorunları ile genel kurulu açamadıklarını hükümet oluşturan partilerin nisabı sağlaması gerektiğini tekrarlarken nisap için muhalefeti suçlamalarında traji komik bir hal sergilediklerini belirtmiştir. Sorulan sorularda UBP-DP koalisyon döneminde verilen ve vatandaşlıkları iptal edilen mağdur kişilerin durumu da vardı. Özgürgün iptallerin kabul edilemez olduğunu, ilgi bakanlığın listelerdeki isimler ile oynamasının yapılan yanlışlarda,yanlış olarak karşılık bulduğunu ve Savcılığın bu iptallerle ilgili kararın mahkemede savunmasını yapmayacağına ilişkin görüşlerinin bariz olduğu bir konuda kararın iptalinin gerekliliği üzerinde durmuştur. Dokunulmazlık konusunda kesin ve öz konuşan Özgürgün kürsü dokunulmazlığı dışındaki dokunulmazlıkların kalkmasından yana oy kullanabileceklerini de ifade etmiştir.Özel sektörün sıkıntı içerisinde olduğunu ancak hükümetin dokunulmazlıklar ile vakit geçirdiğini, mal beyanları ile ilgili sorular da ilk ağızdan cevaplanırken, Kurultay için adaylığının kesin olduğunu Kurultayın erkene alınmasının mümkün olmadığını ve Eylül ayından itibaren Kasım ayına kadar örgütler ve İlçe Kongrelerinin yapılacağını,parti milletvekili sayısının kendi genel başkanlığında girilen seçimde arttığını bunun başarısından gurur duyduğunu tekrarlayan Sayın Hüseyin Özgürgün rahat ve kendinden emin bir duruş sergilediği bu programda kendinden oldukça emin cevaplar vermiştir. Sayın Aytuğ Türkkan soruları da oldukça iyi seçilmiş sorulardı ve kamu oyunda cevabı istenenlerdi . Hatta program sonunda Sayın Özgürgün’e eşinin siyasette yaklaşımda eşini destekleyip desteklemediği sorusuna kadar programda sorulmuş,Özgürgün ise siyesette eşe az zaman ayrıldığını ancak eşininin kendisinin faaliyetlerine sıcak baktığını da sözlerine eklemiş espirili bir deyimde kullanmıştır. Sayın Özgürgün’ü dinledikten sonra vatandaşlık iptal kararlarının kaldırılması gerektiği üzerinde yazdığımız yazıların isabetli olduğunu, laf kalabalığı içinde doğru yaptıklarına kendilerini inandırmaya çaba gösterenlerin doğruları maalesef göremediğini hatta Sayın Baybars’ın ayni gece bir başka televizyon kanalında biz önerge yaptık Bakanlar kurulu kabul etti diyerek vatandaşlık iptallerine ortaklarını da dahil ettiğini kendi sesinden dinledik. Burda esas sorulması soru neden bir önceki hükümette Sayın Serdar Denktaş varken şimdi ses çıkarmıyor. Bilmelidir ki bu sessizlik vatandaş arasında kaygı yaratıyor. Kaldı ki Sayın Denktaş geçmiş hükümet döneminde yine ayni meclis kürsüsünden vatandaş yapmaya devam edeceğiz diye o zamanki muhalefete CTP’ye sert yanıtlar verendi. Şimdi neden susuyor.? 24 Haziran seçimleri gerek Türkiye’de gerekse ülkemizde siyasete, yeni bir dönemi getirecektir.Hayırlısı ne ise, nasip kısmet diyoruz, az kaldı, siyasetin rotasında göreceğimiz çok şey vardır.