Tag: Endonezya

Depremin Yaşattıkları ve biz.. 

Dünyanın neresinde olursa olsun deprem oldu dendiği zaman, gazetelerde olsun, haberlerde olsun, sosyal medyada olsun duyulması, insanın içindeki korku bir yana olabilecek kayıpların acısı, insanda derin yaralar bıraktığı gibi neler olabileceğinin kaygısını beraberinde getiriyor. Endişe içinde bırakıyor. Ada TV ‘de konuyu özel haber niteliğinde gündeme taşıyan Sayın Haluk Doğandor’un Kıbrıs’ta 7 şiddetinde deprem olabileceği tahminleri olduğunu Meteoroloji Dairesi Sismoloji Bölüm Sorumlusu Mehmet Arsın beyle yaptığı röportajı habere taşıması son derece önemli bir konudur. Bu röportaj esnasında Sevgi Tarhan Türkiye’de Bursa’da bir deprem tanıklığını endişeli gözleri ile ve titreyen sesi ile anlatması biz izleyenler üzerinde son derece etkileyici olmuştur. Kıbrıs’ta 7 şiddetinde bir deprem tahmini ülkemizde birçok yerde konuşulur oldu. Kıbrıs dünyadaki depremlerin yaklaşık %15 inin meydana geldiği Alp-Himalaya deprem kuşağında olduğu da bilimsel veriler arasında yer aldığı bilinmektedir. Günümüzde çağdaş nitelikli deprem kayıt istasyonları gerek Kuzey gerekse Güney Kıbrıs’ta faal durumda olduğu yine edindiğimiz bilgiler arasındadır. Türkiye’de olan depremlerin her defasında, halk üzerindeki korkunç etkisi, arkada kalanların hikayeleri ile dökülen gözyaşları hep anılarımızda birikmiş bir yara olarak halen, iyileşmemiş bir üzüntü olarak zihnimizde yerini muhafaza ediyor. Sayın Haluk Doğandor özel haberi ile yıllar öncesi bir depremi, tusunamiyi, Endonezya depremini yeniden aklıma bütün dehşeti ile düşürdü. Endonezya’da olan depremde oğlum, anne, ben depremzedelere yardım için KKTC Sağlık Bakanlığı doktorlar ekibine katılıyorum Endonezya’ya gideceğim dediği gündeki heyecanın, bir annenin yüreğinde duyduğu korku, endişe ve gurur karışımı duyguların toplamını o günlerin şartlarında anlatmam, unutmam, mümkün değil. Yanlarına alacakları bavulun, taşınabilir olması, gerek Kızılay gerekse askeri uçaklar da kolaylık için gerekli idi ama elzem eşyaların, acilen o küçücük yere sığdırılması da gereklilikti. Çabucak hazırlamak görevimdi. Islak mendiller dahil çanta içine lazım olur diye koyduğum naylon leğene çamaşırları yerleştirdiğimi, bütün bunları yaparken ruh halimdeki duyguların depremini ben de, yüreğimde hissettim. Endonezya’ya giden ekipte Dr. Koral Çağman, Dr. Suphi Hüdaoğlu, Dr. Kandemir Berova ve Dr. Mehmet Uluğ yanında altı hemşire vardı. Dr. Mehmet Uluğ 2011 yılında vefat etmiştir kendisini bir vesile rahmetle anıyoruz. Ekipteki altı hemşireden bir tanesinin adı Lena Muslaiwa idi babası Endonezya ‘da Sumara adasında ve depremzedeler arasındaydı ondan haber alamıyordu tercüman olarak o da KKTC ekibine katılmıştı. Zamanın Sağlık Bakanı Hüseyin Celal idi. Daha sonra onlardan ilk haberin geliş beklentisi oradaki yerle bir olmuş hayatı her gün tekrarlanan artçı depremleri işiterek endişe ile geçen günler… Ülkemizde şimdilerde ifade edildiği gibi 7 şiddetinde bir deprem olması neticesini akla getirmek bile oldukça zor. Ülkemizde zaman zaman yapılan deprem de alınacak önlemler veya tatbikatlar en son ne zaman yapıldığını hatırlayan var mı? Demek ki bu tatbikatların yapılması vazgeçilmez bir gerçek. Deprem denen doğal afetlerin hiç bir yerde olmaması temennimiz olsa da doğal afetlerin ne zaman nerede nasıl bizleri yakalayacağını kestirmek güç. Ancak Kıbrıs coğrafyasında olması muhtemel depremlere karşı hem halk hem de ilgili kuruluşlarca hazırolda olmalıyız…

28 Mart #StarKıbrıs gazetesinde yayınlanan yazım 

Advertisements

“Unutulmamış Unutkanlığımızdır DEPREM!”

​Dünyanın neresinde olursa olsun, deprem oldu dendiği zaman, gazetelerde olsun, haberlerde olsun, sosyal medyada olsun duyulması , insanın içindeki korku bir yana olabilecek kayıpların acısı, insanda, derin yaralar bırakıyor.. 

Kıbrısta tarihini hatırlayamayacağım ama bir depremde Lefkoşa’daki ev içindeki koltukta bir duvardan bir duvara salıncak gibi kaydığımızı dün gibi hatırlıyorum daha sonra o korku ile sabit telefonlardan akrabaları,ahbapları arayış telaşını da..

Türkiye’de olan Depremlerin her defasında, halk üzerindeki korkunç etkisi,arkada kalanların hikayeleri ile dökülen gözyaşları hep anılarımızda birikmiş bir yara olarak halen, iyileşmemiş bir üzüntü olarak zihinlerde yerini muhafaza ediyor..

Dün Çanakkale de 5.5 şiddetinde deprem oluşu, yine bizleri o eski ama unutulmayan, anılara götürdü. 

Endonezya’da olan depremde oğlum Dr. Kandemir Berova ‘nın anne,  ben yardım için KKTC  Sağlık Bakanlığı  ekibine katılıyorum Endonezya’ya gideceğim dediği gündeki heyecanın,  bir annenin yüreğinde duyduğu korku ,endişe ve  gurur karışımı duyguların toplamınını o günlerin şartlarında anlatmam unutmam, mümkün değil..

Yanlarına alacakları bavulun, taşınabilir olması, gerek Kızılay gerekse askeri uçaklar da kolaylık için gerekli idi ama elzem eşyaların, acilen o küçücük yere sığdırılması da gereklilikti.. Çabucak hazırlamak görevimdi.. ıslak mendiller dahil ,çanta içine lazım olur  diye koyduğum naylon leğene çamaşırları yerleştirdiğimi bütün bunları yaparken ruh halimdeki duyguların depremini ben de,  yüreğimde hissettim.

Daha sonra onlardan ilk haberin geliş beklentisi, ordaki yerle bir olmuş hayatı her gün tekrarlanan artçı depremleri işiterek geçen kaç günler..

Ülkemizde zaman zaman yapılan deprem de alınacak önlemler veya tatbikatlar olsada en son ne zaman yapıldığını hatırlamıyorum.
Televizyon konuşma,konuk programlarında da bu konu ile ilgili uzun zamandır halkı bilgilendirme yönünde bilimsel analizlerin yapıldığını hatırlayanınız var mı bilmiyorum.. ama ben izlemediğimı biliyorum.

Deprem denen doğal afetlerin hiç bir yerde olmaması temennisiyle , önceden halkın deprem sırasında alabileceği önlemlerin  belirli aralıklarla eğitim amaçlı verilmesi gerektiği gerçeği ile..

Bu güne nokta mı?

Unutulmamış Unutkanlığımızdır DEPREM!🍀