Tag: Hükümet

Sivri zahari ile sağlam içerik

Sivri zahari ile sağlam içerik

Yaz mevsimi, sıcakları ile Haziran ayını ateş gibi kapladı. Derece ev içinde klima açık 28 den aşağı inmiyor. Elektrik Kurumu “kara deftere” harcanan elektiriği acımasızca yazıyor. Fatura geldiği zaman yaz tahtaya al haftaya diyemiysunuz. Hele bir deyin elektriksiz kaldığınız günde 40 derecede can çekişirsiniz. Elektrik Kurumu Yönetim Kurulu UBP-HP 2’li koalisyon hükümeti tarafından yeniden oluşturulmuştur. Umudumuz yeni yönetim tarafından yeni ve kabul edilebilir tarifelerin yeniden yapılandırılmasıdır. Bu sıcaklarda ne denizin mavi suları, nede havuzların az biraz daha soğuk suları, sıcaktan bunalanlara çare olmuyor.Olmayan asvaltın eridiği günlerin sokaklarındayız. Bahçeli evlerin ağaç altı gölgelerinde veya balkonlarda dışarıda oturmak olanaksız. Nedenine gelince sinek konusunda hala daha bu gün oldu tedbir alınamıyor. Sinekler sivri zaharı gibi insanların üzerinde fink atıyor. Yaz derken, mevsim düğün, aylarını da beraberine taşımıştır. Haftada en az 3-4 düğün var. Kıbrıs’ta ezelden beri adet eğer davetiyeyi düğün sahipleri, getirmez ise olmaz ile olmazlardan bir tanesidir. Böylelikle düğün öncesi kız tarafı ile erkek tarafı davetli listelerine göre ev ziyaretlerini yapıp davetiyelerini vermektedir. Düğün için yapılacak mekânlarda yer ayırımı ve kapora verme işlemi bir yıl evvelden ayarlanıyor.Yerine göre fiyatlar artıyor, masraf büyük. Evlenecek olanlara “Allah yardım eder” sözü ise halen geçerliliğini koruyor. Esas mesele düğün davetiyesi alanların bir gecede kaç düğüne gidebileceğidir. Hele düğünler aynı şehirde değilse içinden çıkılmaz bir karmaşada oradan oraya koşuşturmaca sıhhate zarar oluyor. Sıcak havanın verdiği stres, kıyafetlere olan etki, fönlü saçların bozulması derken bir de düğün tebrik kuyruğunda saatlerce beklemek. İşte işin en tatsız tarafı budur. Yaşlısı var, kucakta bebek var, elde çocuk var, bekle babam bekle dur! Eğer para takmaktan imtina etmiş ve hediye almışsanız bir de paket taşıyorsunuz.Genelde düğünlerde gelin ile damadın yakasına para takılsa da son zamanlarda iki yana konan süslü kutulara parayı atmak moda halini almıştır. Düğünde toplanan paranın evli çifte katkısı elbette vardır. Tabi düğün başlarken iki tarafın takı takma adedi ile altın kolyeler, pırlantalar, elmas küpeler hepsi var olan ve davetlilerin acaba kim ne taktı yakın takibi altında izlenenlerdir. Takı merasiminin uzaması, kuyrukta bekleyenlerin sırasını oldukça uzatmaktadır. Tabi bir düğün için en az üç bin adet davetiye dağıtıldığını biliyorsak düğünlerin de kalabalığı davetli sayısına göre artacağı bilinendir. Mevsim düğünse, sizin düğününüze icabet edildiyse, gitmek de bir nezaket kuralıdır. Bütün evlenecek çiftlere ve ailelere ne denilebilir, bu sıcak yaz günlerinde Allah yardımcıları olsun.Düğünlere katılamayanlar için hoşgörü her zaman gerekendir. Düğünlerin birlik, beraberlik dayanışma olduğu da unutulmamalıdır. Haziran,Temmuz,Ağustos, Eylül derken düğün gecelerinde tebrik kuyruğunda buluşanlara bol sohbetli bekleyişler dileyelim. Zamanın kötülüklerinden uzak, evlenip sonrasında tez zamanda boşanmaların olmaması ise temennimiz, sözümüz ise Confucius’den olsun! ”Eş seçmek kitap seçmeye benzer, iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir, içeriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur.”

Advertisements
Değer basamağı

Değer basamağı

KKTC Meclisi Haziran ayı nihayetinde 1 Temmuz- 1 Ekim tarihleri arasındaki yaz tatiline Anayasaya atfen girdi. Meclis’in 1 Ekim tarihindeki açılış merasiminden sonraki ilk Pazartesi günü normal toplantılarına başlayacağı takvimlenmiştir. 2018 Erken Genel seçiminden sonra epey tartışmalı ve hayli eleştirilere yer verilen ve UBP’nin ve YDP milletvekillerinin oldukça etkin muhalefetine sahne olan KKTC Meclisi yasama ve yürütme açısından oldukça zor bir süreçten geçmiştir. 4’lü hükümetin yıkılışı yeni hükümetin kuruluşu derken, seçimden evvelki atamaların ortadan kaldırılması yeni atamaların yapılması yönetim kurulu atamalarının hengamesi sürüp gitmiştir. Müşavirlik olayının ortadan kalkışı yasal yollardan üstü örtülü bir şekilde güya 4 Başlı hükümet döneminde kaldırılmıştı. Yine ilk kez 460 günlük hükümet döneminde 4 parti başkanına 500 bin Türk Lirası hane halkı ödeneği adı altında bütçeye örtülü ödenek konduğunu da izleyenleriz. 4’lü hükümet döneminde döviz krizi yaşanmıştır. Kriz iyi yönetilememiştir. Türkiyeden para akışı olmadığı o iktidar tarafından devamlı ifade edilmiştir. Bütün bu olaylarda Türkiye’deki seçimlerin mazaret gösterildiği, zamanın boşa geçen vakiti olmuştur. Ekonomik Protokol denip hazırız dendiği halde hazırlıksız oldukları da görülmüştür.4’lü hükümetin döviz krizinde olsun,ülkemizde 4 gencimizi kaybettiğimiz sel felaketinde olsun ülkedeki pahalılığa mazaret göstermek, dillerinde devamlı pelesenk olmuştur. Bu hükümetin yıkılışı ile kurulan UBP-HP 2’li hükümeti ise kuruluş aşaması, hükümet programı derken güvenoyu alınması süreci ile geçen zamanın şimdisinde kalmıştır. Yeni hükümet ile birlikte yeniden görevden almalar ve yeni atamalar ve yönetim kurullarının oluşturulması hesapları ile zamanın tasarruflu kullanımı halen sağlanamamıştır. İstenilen odur ki bir an önce alt kadroların bilhassa müşavirler arasından olması, deneyim ve tecrübenin ön plana alınması, işinin ehli kişilerin görevlendirilmesi ve bir an evvel mevkilerin paylaşımında ihtiyatlı davranılmasında liyakatın önceliği önem kazansın ve uygulansın. Derhal icraata geçilsin. İki ortağın mevzubahis olduğu bir hükümette toplumsal fayda yaratacak planlama doğrultusunda ilerleme kaydedilsin. Yasamada ise Meclis komitelerinde çalışmaların duraksama dönemi olmasın. Meclis tatile girmeden önceki son toplantıda HP kadın milletvekilinin ani bir çıkış ile Sayın Hüseyin Özgürgün dosyası için komite oluşturulmasının yaz tatilinden sonraki Meclis Bileşiminde görüşülmesinin uygunluğu gerekçesinden hareketle bu hususta red oyu veren milletvekillerini “Vatan Haini” olarak nitelendirmesi ”Milletvekillerinin” şahsi iradelerine karşı sözlü bir darbe niteliğinde olmuştur. Genel tanımlaması ile bilindiği üzere “Vatana ihanet, vatan hainliği ya da hıyanet-i vataniye, meşrû egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla iş birliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türü.” olarak hukukta yerini bulmuşsa ve Sayın Hüseyin Özgürgün için alınacak bir kararda UBP Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın da kürsüden ifadelendirdiği üzere bu oylamada partisine mensup milletvekilleri için oylama doğrultusunda evet/hayır için grup kararı almadıklarını belirtmiş olmasına rağmen, HP Kadın Milletvekilinin bir nevi siyasi tatminine zemin ve reklamla kendisini siyasi pazarlama tekniği ile ön plana çıkarma konusundaki çıkışının anlamızlığındaki şaşkınlık, çoğu kişinin zihninde “ Vatan Haini” ithamına karşı, bu ne biçim suçlama, sorusunu haliyle gündeme taşımıştır. Sonuçta; “Söz, onu söyleyenle bağlantılıdır, onun bulunduğu bilgi ve duygu safhasını, değer basamağını gösterir.” diyen Fuzulî ‘nin güzel bir cümlesini yazmadan olmazdı…

Odak noktalara atama

Odak noktalara atama

Ülkemizde 2018 erken genel seçimleri sonrası 4’lü koalisyon ve kurulan hükümetin her yöndeki ve konudaki istikrarsız duruşu ve sonucunda yıkılışını gördük. 460 gün içerisinde sadece atamalar, yönetim kurullarının oluşturulması hükümet protokolüne göre kurum kuruluş ve dairelerin bakanlıklara dağılımı derken, akıp giden zamanda kayda değer ve toplum faydasına hiç bir işin layıkıyla yapıldığını maalesef göremedik. Hükümet düştü, yenisi kuruldu, hala daha 4 başlı hükümetteki siyasi parti lideri bahanelerine mazaret üretip maharetsizliklerini sergilemeye devam ediyorlar. Neyse ki HP bu hükümetten atlayıp kurtulmuştur. UBP ile hükümet kurmanın avantajını mı? yoksa dezavantajlı bir durumunu mu yaşadığı henüz belli değildir, siyasi yaşamlarını halk nezdinde kurtarıp kurtarmayacaklarını yaşayıp göreceğiz. Sayın Özersay için kendi partisi,eski hükümet ortakları dahil karşıtları azımsanmayacak kadar çoktur. Sayın Özersay belki UBP-HP koalisyonu ile üç bakanlığın ayni şekilde muhafazası ile müdür, müsteşar atama konusunda oldukça rahat ama yönetim kurulu üyeliklerinde sıkıntılı günlerini yaşıyor gibidir. Ancak kendi partisine mensup bireylerin de istifa ve oldukça yoğun eleştirilerine maruz kalmaktadır. UBP’si Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar kabinede yer alan bakanları bir şekilde milletvekilleri arasından seçmiştir. UBP ait 7 Bakanlığın, müsteşar, müdür derken yönetim kurulu üyeliği isteyenleri nasıl bir tercihle belirleyeceği ise merak konusu olurken bazı atamaların yapıldığı da görülmektedir. UBP’sinin diğer önemli bir iç meselesi yeni ”Genel Sekreter” kim olacak konusudur. Gerçi, Genel Sekreter Sayın Hasan Taçoy henüz görevinin başındadır.Genel Sekreterliği bırakır mı? Ayrılır mı? net değil ama her halükarda parti gündeminde bu konunun yer aldığı bilinmektedir. Ülke halkı müreffeh bir geleceğe hasrettir. Toprak Ürünleri Kurumunun Web sitesine bakarsanız sattığı ürünlerin Arpa,Buğday,Patates, Ekmeklik un, Baklavalık un, tohumluk (patates,buğday arpa) ve Tritikal olduğunu görmüş olursunuz. Ülkemizdeki diğer önemli bir kurum ise Süt Endüstrisi Kurumu olup ülke genelindeki çiğ sütün üreticiden toplanmasına ve imalatçıya dağıtmasından sorumludur. Bu iki önemli kurumdaki pazarlanacak ürünlere gelecek fiyat artışının son derece dikkatli yapılması, maliyetlerin taraflarca ortak akıl çerçevesinde hesaplanması gerekir. Bu maliyet hesaplamalarında İmalatçıların yanında tüketicilerin gereksinimleri ve artışlardan nasıl zincirleme ”zam” adı altında etkileneceğinin hesabı yapılmalıdır. Okuduğumuz açıklamalara göre çiğ süt fiyatları 16 Haziran’dan geçerli olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Diğer bir habere göre imalatçılar ise bu fiyat değişikliğinin ürün fiyatlarına okkalı bir şekilde yansıyacağını belirtmektedirler. Fiyat ayarlaması yapılırken kanaatimce tüketicinin alım gücü hiç kaale alınmamıştır. Üreticinin bu fiyatlardan memnun olup olmadığı ise bilinmemektedir. Süt fiyatlarının değişikliği başta çocukların içeçeği UHT süt olmak üzere hellim ve diğer süt ürünlerine de yansıyacaktır. Umarız bakanlar kurulu imalatçılar ile de yeni mamül fiyatlarını eş zamanlı konuşup prensipte çok eski yıllarda yapıldığı gibi satış fiyatlarında makul bir çerçevede anlaşmış olunsun. Yoksa üretici, tüketici,imalatçı üçgeninde dengelerin yerinden sarsılıp tsunami etkisinden kurtulmak mümkün olmayacaktır. Yeni hükümetin bu gibi fiyat artışlarını tek tek yapmak yerine ilgili birimlerin ve işinin uzmanı kişilerin denetiminde işin özünden uzaklaşmadan maliyet hesaplamalarını enine, boyuna yapması kaçınılmazdır. Demek ki sonuçta UBP-HP koalisyon hükümeti bir an önce ülkemizdeki insan kaynaklarından eski müşavirlerimizden donanımlı kişilerin gerekli odak noktalara popülizmden uzak atamalarını yapar ve hükümet normal seyrindeki icraatlarına , KKTC Meclisi de gereken yasaların çıkarılmasına önem verir, komiteler görevlerini yapar. Kıbrıs meselesinin en kritik dönemecinde kritik iç meselelerde hal yoluna gidilir. İlerisi için şart olan ve 2’li hükümetten beklenen budur.

Senin her şeye gücün yeter

Senin her şeye gücün yeter

Bu gün arefe yarın bayram, bu gece ramazan ayının son iftarı ile oruç tutan kişilerin avuçlarındaki dua, Ramazan ayı boyunca iftar sofralarındaki dua ile hep ayni olan yakarıştır yüreklerde yer eden kalbi duyguların inançla sesli tekerrürüdür. “ Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin rızkınlɑ orucumu açtım, Hamdolsun verdiğin nimetlere, Sağlık ve afiyete. Ey bağışlaması bol Rabb’im, Beni, Ailemi, Milletimi, Devletimi ve tüm inananları koru, Rahmetini ve yɑrdımını esirgeme üzerimizden, Bizlere yaşama sevinci ver, Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver, Senin her şeye gücün yeter. Amin!” Bu dua ile açılan oruçların ertesindeki bayram ise müslüman aleminin Ramazan veya diğer bir deyişle Şeker Bayramıdır. Ülkemizde Salı ve Perşembe günü dahil üç gün bayramda ailelerin dayanışması, bir araya gelmesi ile yıl içindeki özlemin bayram günlerinde giderildiği görülür. Bu yıl Ramazan ayı içerisinde gerek Türkiye Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin KKTC ‘de özellikle belediyelerin de katıldığı iftar programları ile vatandaşlar ile buluşması ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından atananTürkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay’ın ülkemize iftar için ziyarette bulunması ve Hala Sultan Camisinin bahçesinde vatandaşlar ile oruç açması oldukça ses ve memnuniyet getirmiştir. Ramazan ayı içerisinde ülkemiz siyasetinde ilkleri görmek, ilklerde şekillenen davranışları izlemek hakikaten ilginç olmuştur. Bu arada iç siyasette konuştukça kendini bağlayan, sonrasında bağlandığı konuşmalardaki kör düğümü çözmeye çalışanları oldukca ince ve düşündürücü ayarları ilgiyle izliyoruz. Gördüğümüz; siyasetin insanları istisnalar hariç ne kadar çok değişime uğrattığıdır. Değişimin hayal kırıklığı ülkemizde yaşanmıştır. Umut vadedenlerin umutsuzluk verdiği sonuca varılmıştır.Hükümet düşmüştür! Meclis Genel Kurulunda olsun, çıktıkları televizyon programlarında veya sosyal medya hesaplarından siyasileri yaptıkları açıklamalardan takip edenleriz. Gelecek süreçte de takip edeceğiz. Ne hal ise son aylarda KKTC Meclis Genel Kurulu canlı yayınlarını veren devletin televizyonunun yani Bayrak Radyo ve Televizyonunun canlı yayınları, kesintisiz olarak ülke halkına göstermediğidir. İktidarı elinde bulunduran ve Cumartesi gün 28 oy ve 13 red ile güven oyu alan 2’li UBP-HP Hükümeti’nin bu hatayı öncelikle gidermesi bu kanalı izleyen vatandaşa olan borcu olduğunu hatırlatmak isterim. Nezaket ziyareti kisvesi altında güç gösterisi adına “Bakanlığı gel görüşelim “ modundan derhal çıkılmalı zamanın katledilmesinin önüne geçilmelidir. Ülke yangın yeri gibi , elektrik faturaları çifte çifte telefon mesajlarında, bu gün arefe yarın bayram havası çarşıda maalesef yok, esnaf tedirgin, Güney komşular için Euro bozdurup KKTC’de alış veriş ucuz, kendi vatandaşımıza göre pahalılık almış başını gidiyor. Bayram günlerinde el öpmeye gelecek küçüklere harçlık büyüklere çukulata modundan uzaklaşılmış, bayramların eski yıllarının güllaçları, ekmek kadayıfları mutfaklardan nerdeyse uzak olmuştur. 200 gr bademin 16 TL olduğu günlerdeyiz. Yine de her aile kendi bütçesine göre “ Ramazan Bayramı” için özel bir hazırlık yapacak, kredi kartındaki harcamaları taksitlere bölecektir. Bu gün Arefe ve bütün mezarlıkların çiçekler ile donatıldığı günde, duaların yapıldığı Fatiha’ların okunduğu mezar taşları altındaki toprakta yatanlar, duygu dolu dualarda anılacaktır. Sonuçta , geçen zamanı ve geleceği izlemek, gözlemlemek, neler olup bittiğini anlamak için ileriye bakmak, farkı farketmek, en güzel kanaat ve değerlendirme olacaktır. ”Ramazan Bayramınız“ kutlu olsun…

Sözler aklımızda!

Sözler aklımızda!

Ülkemizde yasama organı olan KKTC Meclis’ine 5 yıl için görev tevdi etmek için sandık başına giden seçmen, siyasi partilere 6 İlçede ,Lefkoşa, Mağusa, Girne, Yeniiskele, Güzelyurt ve Lefke’den, ayrı ayrı partilerinden gösterilen 50 aday için “Seçim ve Halkoylaması” yasasına atfen çarşaf liste dediğimiz oy pusulaları üzerinde mühür, tercih veya karma oyları ile siyasi partiler ve adayları üzerinde seçme haklarını kullanmışlardır. Ülkemizdeki seçimler Yüksek Seçim Kurulu tarafından yürütülmekte ve çıkan sonuçlara göre Meclis’e hangi partinin kaç milletvekili göndereceğini oyların sayılmasına müteakip resmî olarak açıklanmakta, mazabatasını alan milletvekillerinin Anayasaya uygun yemin metninin Meclis kürsüsünden doğru olarak okunuşu ile milletvekili görevleri yürürlüğe girmektedir. Siyasi partilerin sahip olduğu koltuk sayısı ise iktıdarın şeklini belirlemektedir. Bütün siyasi partiler köklü olsun köksüz olsun seçime girerken tek başına iktidar sloganı ile girmekte oldukları ise bilinen bir gerçektir. son seçimlere iddialı girmelerine rağmen 1. Parti gelen UBP, 21 milletvekilinde kalmış 26 sayısını bulmadığı için, tek başına iktidar olma şansını, çeşitli oyunlar neticesinde yitirmiştir. HP ise kendilerinin umut olduğunu ve Genel Başkanları Sayın Kudret Özersay’ın da tek başına iktidar hayali/hedefi ,sandıkların açılmasıyla şaşmış ve 9 milletvekili ile 3. parti olarak sıralamada yerini almıştır. Bu gün için ise koalisyon kurduğu kafa ve kasa birliği yaptığı ortakları tarafından gerek başkanlar gerekse bazı milletvekilleri tarafından 4’lü koalisyonu bozan kişi olarak maalesef hedef tahtası seçilmiştir. Özersay, DP Lideri Sayın Serdar Denktaş’ın bir televizyon programında sert eleştirilerine maruz kalmıştır. Özersay’ın 14 ayda hala daha siyasette ayaklarının yere basmadığını söyleyen Denktaş, “İşlemeyecek bir maliye var ortada. İşlemeyecek maliyenin neyini denetleyecekler? diye eleştirilerini sürdürürken kendisin 30 yıldır siyasetin içinde olduğunu ve hala daha öğreneceği daha bir çok şeyin olduğunu ifade ederken Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’a yönelik yaptığı açıklamalarda Denktaş, “ilkokul mezunu olan birinin profesörlük yapmaya talip olmasına benzer bu iş. Bu nedenle lütfen devleti bu şekilde bozmasın” diye de öğütlerde bulunmuştur. Tabi bu öğüt içerisinde yeni hükümette bakanlıklara bağlı kurum ve kuruluşların yer değişmesine ilişkin bir nevi itirazı olduğu da aşikardı. Ülkemizde köklü partiler arasında UBP ve CTP kurumsallaşmış yapıları ile öncelikli olarak var olanlardır. KKTC Meclisinde 5 ve yukarı milletvekili kazanan partilerin gruplarının olacağı ise bilinmektedir. Şu anda Meclis’te grubu olan üç parti vardır. Grubu olmayanlar ise DP- TDP ve YDP’dir. 460 günde 2018 erken genel seçimlerinden sonra kurulan ve halkın büyük çoğunluğunun beceriksizlikle nitelendirdiği 4’lü koalisyon sona ermiş” hükümet hükmünü yitirmiş” ve yeni bir koalisyon olan UBP-HP hükümeti protokolündeki maddelere başkanların bir nevi mühür basmaları ile kurulmuştur. Hükümet programı Meclis’te UBP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar tarafından okunmuştur. Her programın, uygulanabilir olmasının ehemmiyeti bütçedeki kaynaklardan geçtiği biliniyor. Meclis’ten geçen ve denk olmayan bir bütçenin varlığında, ülkedeki bütün bu sorunların, anahtarını biliyoruz diyen dünkü ana muhalefetin ve bu günkü iktidarının büyük tarafının ve ortağının ülkemizin müreffeh bir yapıya kavuşması için atacakları adım atılmıştır. Hükümet programı üzerinde bu gün söz meclistedir. Cumartesi/ Pazar günü yapılacak güven oylamasına müteakip yürütme , kurulan 2’li hükümetin sorumluluğuna geçecektir. Yeni kurulan kabinede Başbakan ve bakanların görevi bir bütün ekip olarak ülke halkına söz verdiklerini mutlaka yerine getirmektir. Yasama ve yürütme seçmenin takibi altındadır. Yargıya güven tamdır. İş yapabilirlik yani icraat ise beklenendir. Hükümetin güven oyu oylaması için bu günden itibaren geri sayım başlamıştır…

Ekonomik Protokol ve refah denklemi

Ekonomik Protokol ve refah denklemi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 41. Hükümet, kuruluncaya kadar siyasi arena bir çok olaylara tanıklık etmiştir. UBP mazisi derin, köklü ve her zaman için kemikleşmiş diye tabir edilen ülke genelindeki oy potansiyeli olan kurumsallaşmış bir siyasi partidir. İç politikada çeşitli fırtınaları bir şekilde atlatmış ve bu günlere gelirken Sayın Hüseyin Özgürgün’ün genel başkanlığında girdiği 2018 genel seçimlerinde 21 milletvekili çıkarmıştır. CTP’in eskiler ve yeniler denilen cepheleşmede milletvekili sayısı 12 düşerken DP ‘nin Serdar Denktaş başkanlığındaki partisi 3 ,TDP ‘nin Cemal Özyiğit başkanlığındaki partisi 3 ve YDP ‘in Erhan Arıklı başkanlığındaki partisi de 2 milletvekili ile KKTC Meclisinine girerken 50 koltuğun 9 tanesi de HP’in olmuştur. 21 Milletvekili ile UBP muhalefette bırakılmıştır. Kurulan 4 Başlı hükümet icraatlarını takipte muhalefet oldukça etkili olurken . 4 başlı hükümetin devamlı olarak birbirlerine güvendiklerini,samimi olduklarını, her halükarda tekrarlayıp sevdalarını perçinledilerini sandıkları bir anda, hani derler ya insan sinirlenir ve olaylardan bıkar ve son raddeye gelip canım burnumdan çıkacak kadar doluyum der işte o anda Sayın Kudret Özersay‘ın Sayın Denktaş’a şok arazi müdahalesi ile gelişmeler oluşur ve hükümet bozulur. Artık ilişkiler zedelenmiş hükümet sevdası sona ermiştir. Geçmişi konuşmak bundan sonra abesle iştigal olup sadece ülke halkının menfaatlerini için alınacak kararları ertelemek olur. 2020 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri yakın bir gelecektedir ve her parti liderinin kendi siyasi partisine karşı sorumluluğu vardır. Kıbrıs meselesi konusunda Sayın Tatar’ın kabineyi kurduktan sonraki Saray’ın çıkışında söylediği “bir kaç cümle için” Sayın Akıncı‘nın derhal biz içeride bu konuları konuşmadık deyişi ,Sayın Başbakan’a karşıt bir cevap olmuştur. HP’nin Parti Meclisinde UBP ile hükümet kurma oylamasında üyelerin üçte biri hayır bu koalisyon kurulmasın yönünde olduğu gerçeğine demokrasi deyip geçerken bu rakamın önemli bir oran olduğunun da akıldan çıkarılmaması kanaati yaygındır. Ulusal Birlik Partisi Parti Meclisi Genel Başkan Sayın Ersin Tatar’a hükümeti kurma yönünde, oy birliği ile açık bir çek vermiştir. Açık çek yaprağına ise Sayın Tatar 7 Kabine üyesinin ismini yazıp doldurmuş ve imzalamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı, hükümet protokolünün imzasından sonra kabineyi onaylamıştır. Yeni hükümet yedi günlük süreçte UBP- HP koalisyonu olarak şekillenmiş yeni Bakanlar Kurulu Meclis Genel kuruluna ayni gün sunulmuştur. Anayasanın ilgi maddelerine göre hükümet programının Meclis’e sunulması 27 Mayıs 2019 Pazartesi günü toplanacak Meclis Genel Kurulunda okunmasına müteakip geçecek süre hitamında güven oyuna başvurulması sonrasında puanlamaya göre komite başkanlıkları, hangi partiden kaç üye ile temsiliyeti derken, yürütme “Bakanlar Kurulu” ve yasama görevi Meclis Genel Kurulunda yeni oluşumla çalışmalarını sürdürecektir. Ana Muhalefet CTP olmuştur . Gündemin en merak edilen konusun ekonomik protokol ne zaman imzalanacağı ve para akışının icraata nasıl yansıtılacağıdır. Gündemi ve yeni hükümetin halka vereceği refahın ne olacağını,pahalılığın önlenip önlenemiyeceğini hep birlikte izleyeceğiz. Hep yazdım yazacağım dediğim konuların başında ise geçmiş hükümetin verdiği ve bir şekilde yürürlüğe koyduğu 175 kişinin vatandaşlığının iptali kararının geri alınması, gerekliliğidir. Bu istemin 2’li hükümete hatırlatılma ve iletme mağdur vatandaşlarımızın genel isteğidir. Mahkemelerde bu kişileri, ara emirlerle bekletmenin manası eziyetten başka bir şey değildir. Bu minvalde kurulan yeni 2’li koalisyon hükümetine başarılar dileriz.

Gönülleri olacak mı?

Gönülleri olacak mı?

Hükümet düştüydü, düşecekti derken, düşen bir hükümetin 15 aylık kullanım sürelerinin sonunda o hükümette yer alanların konuşması bir nevi günah çıkarma olur. Bu tür davranışlar ile bir yere varılamayacağı aşikar olan bir geçmiş için, her açıklama ve her ithama laf yetiştirecek eski ortakların hal ve davranışlarını üzülerek görüyoruz. Halkımızın siyasilerin gönülünün olmasını beklerken, canının çıktığı noktadayız. Zorluklar ise kendini pahalılıkta gösteren olmakta ve devam etmektedir. Mahalleden tutun, caddeye çıkın,bütün sokaklarda, erken seçim olsun, sesleri gittikçe yükselmektedir. UBP’nin tek başına iktidarının istendiği açıkça ifade edilendir. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın hükümeti kurma görevini aldığı günden, yani 15 Mayıs 2019 tarihinden itibaren geçen süre, geriye doğru sayılırsa zaman giderek azalmaktadır. HP ile UBP heyetlerinin 2.görüşme sonrası basın önünde beyanları vardır. Bilmeleri gereken fazla eleyip sık dokurken geçen sürenin ülkemize vereceği zarardır. Bir saat gecikmenin dahi getireceği olumsuzluklar ortadadır. Eğer her iki taraf da önceden biz bu koalisyonu kurduk deyip öncelikli olarak halkın refahı için icraata geçmekten ziyade konuyu detaylarla boğacaklarsa, işleri çok zor olacağa benziyor. Nitekim Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ‘Türkiye’nin ve KKTC’nin bölgedeki enerji denkleminden dışlanamayacağını artık herkesin kabul etmesi gerekmektedir’ açıklaması ve Sayın Oktay’ın “Hedefimiz Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğinin mutlak şekilde sağlanması ve Ada’daki meşru haklarının, güvenliğinin ve refahının garanti altına alınmasıdır. Kıbrıs Türkünün haklarını garanti altına alan ve güvenlik endişelerini karşılayan çözüm modellerini görüşmeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim” diyerek sözlerine devam etmesi ile Kıbrıs Türk halkının hak ettiği refah seviyesine ulaşmasının engellenmesinin ve mevcut statükonun korunmasının, sürdürülebilir bir tutum olmadığını vurgulayarak, ucu açık müzakere süreçlerinin ve Ada’daki mevcut gerçekleri göz ardı eden yaklaşımların artık bir tarafa bırakılmasının elzem olduğuna işaret etmesi gerçeğin ta kendisidir. Sayın Oktay, Kurulacak yeni hükümetin önünde özellikle yapısal reformlar ve ekonomik durum çerçevesinde ivedilikle çözüm bekleyen birçok konu bulunduğuna dikkat çekmiş,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin istikrarı ve refahı için, uzun yıllardır gündemde olan reformların ciddiyetle, vakit kaybetmeksizin ele alınmasının en temel beklentileri olduğunu özellikle ifadelendirmesi oldukça anlamlı bir ikazdır. Kıbrıs Türk Kızılayı ve Vakıflar işbirliğinde, Hala Sultan Cami avlusunda düzenlenen iftar programına KKTC’ye Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’la birlikte TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de iftara Sayın Oktay’la birlikte katılmışlardır. KKTC’den ise iftar programına, Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, bazı milletvekilleri ve yetkililer katıldığı ise haberlere yansıyandır. Sayın Oktay’ın Kıbrıs’ta iftara katılması, Türkiye için “mesafenin önemi “ olmadığının, ayrı önemli bir mesajı olmuş ve güçlü bir ses getirmiştir. Türkiye’siz bir KKTC’nin düşünülemeyeceğinin isbatı mahiyetinde olmuştur. Sonuçta Sayın Oktay yeni bir hükümet derken, zorlukları mübarek bir gecede yaptığı konuşmasıyla açıkça dillendirmiştir. Anlayan tabi ki anlamıştır. Anlaşılmayacak bir şey yoktur. Her iki partiye kolay gelsin derken, hatırlatılmak gerekir “fazla naz aşık usandırır” Tabi ki anlayanlara!

Zaman boşa geçiyor

..Ve karar! dedik geçen Perşembe gününden başlayan siyasi gelişmeleri yazdık. Cuma günü siyaset yoğun gündemi ile hemen hemen her bir kişinin söylemlerinde ifadesini buldu. Özellikle 4’başlı hükümetin bir başının Maliye Bakanın görevinden istifası ile HP ‘nin hükümetten çekilmesi tarafları ”çamaşır ipi” gibi gerdi. Bu gelişmelerde Sayın Erhürman’ın CTP parti Meclisi sonrası ve hükümetin istifasını Cumhurbaşkanına verdikten sonraki tavırlarında oldukça rahata ermiş bir vaziyet sergilemeye çalışırken,bakışlarında derin manalar olduğu, söylemek istediği ama söyleyemediği çok şeyin var olduğu gözlerinden anlaşılıyordu. Hükümeti kurma görevinin derhal Sayın Ersin Tatar’a yani UBP Genel Başkanına verilmesi istemini ve yeni hükümetin kurulması gerekliliğinin farz olduğu şeklinde açıklama yapması kanaatimce samimi, hukuksal ve siyasi görüşü idi! Dört başlı hükümetin icraatsız geçirdiği ziyan olan ve boşa geçen 460 gün. Peki bu günlerin halka uğrattığı zararı kim ödeyecek? beceriksizliği kim üstlenecek? köşe kapmacada var olanların açılımı zaten o anlamaz, bu anlamaz diyerekten ”al gülüm ver gülüm” derken ilk okul birinci sınıf Türkçe dersinde okuduğumuz “Ali bana top at” oyununu oynadılar ve oyun bitti. Şimdi kim kabahatli kim kabahatsin diyerekten Cumhurbaşkanı adayı olmak isteyenlerden tweter hesabı olsun Facebook hesabı olsun her kafadan, her hesaptan bir eleştiri ki dün Sayın Kudret Özersay ile iyi geçinenler bu gün Özersay için söylenmedik laf bırakmadılar. Şimdiki durumda boşa geçecek zaman olmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanı görevi hemen vermeliydi. Vermedi çünkü ortalık karışsın, herkes eteğindeki taşları yere sersin diye beklemeye kararlıydı ve işi uzattı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için eline geçen fırsatı reklam geçidi olarak kullanmak kendince akıllıca bir düşünce tarzı oldu. Anayasal süreç içerisinde Meclis aritmetiği eğer kitlenip bir hükümeti içinden çıkaramaz ise “Cumhuriyet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi” gündeme gelebileceği varsayımına kadar, ortada laflar, döndürek gibi döndüğü için Anayasanın 88. Maddesine, bu işe ne der diye baktım. İşin yasal boyutuna gelince; “(1) Cumhuriyet Meclisi, kendi seçiminin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir. Çekimser ve geçersiz oylar sadece toplantı yetersayısına dahil olur; karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz. (2) Cumhurbaşkanı, bu Anayasanın 106. maddesinin (2). fıkrası kurallarına uygun olarak, altmış günlük süre içinde cumhuriyet Meclisi çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. (3) Bu Anayasanın 109. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun bir yıllık süre içinde, güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucu üç kez düşmüş veya düşürülmüş olması halinde, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. (4) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları uyarınca Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermeden önce, gerekli gördüğü takdirde, halkoylamasına başvurabilir. (5) Cumhurbaşkanı, seçimlerin yenilenmesini veya halkoylamasına başvurulmasını kararlaştırırken, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Cumhuriyet Meclisinde grubu bulunan siyasal parti başkanlarının görüşlerini alır.” diyen bir KKTC Anayasasının gerekleri yerine getirilirken halkımızın nasıl bir felaketin içine itileceği göz ardı ediliyor. Gerçek o ki bu hükümet halkın başına düşmüştür. Yoksa ülkemin başına gelen en güzel şey bu hükümet idi diyebileceğimiz şey, hiç bir zaman olmamıştır. Olmadığı için de bozulmuştur. Geç kalınması ülkemizin dezavantajı olmuştur. Siyaset denen büyük oyunda siyasetçilere tavsiyemiz mi ?Anlamlı bir deyim olsun “Büyük lokma ye büyük söz söyleme” 

İcraat icraat, mafiş icraat

Ha! bugün, ha! yarını beklerken, icraat hükümeti kurduk diyen ülkemizin, 12-9-3-3 Dört başlı hükümeti acaba ne zaman icraat yapacak sorusu gün geçtikçe daha yüksek sesle söylenir oldu. Ülkemizde bir türlü istenilen refah düzeyi yakalanamadı, mevcut hükümet, yürütme görevine hakkını veremedi. Ancak zam konusunda oldukça ileriye gitti. Dairelerde işler dönmüyor, vatandaş hizmet alamıyor denilse de bunun da müsebbibi pek tabi Bakandan başlayan hiyerarşinin alta doğu inişindeki insiyatifsizliktir. Üst kademe yöneticileri öyle bir hale getirildiler ki kendi görev yetki ve sorumluluklarını kullanmakta onlara, acizlik yaşatılıyor.Korku duyuyorlar. İta amiri olmak, kolay bir görev değildir ve İta amirlerinin yasal mevzuat çerçevesinde iş yapmaları zaruridir. Denetim asli görevleridir. Donanımlı her kişi görevini kendi iş anlayışı çerçevesinde düşünür. Düşüncesini hayata kendi insiyatifi ile geçirir. Çalışan, görev başında olan kamu görevlilerinin görev yetki ve sorumlulukları bulundukları kadrolar için var olan yazılı kurallardır. Kadronun baremi bellidir. Atanma koşulları bellidir. İstenilen öğrenim koşulları kişide aranılan evsaf alt alta yazandır. Günümüzde en çok eleştirilen konu ise devlet dairelerinde laçkalık olduğu ve çalışılmadığıdır. Halbuki görev yerine her gün giden görevi başında olan bir memur neden çalışmasın. Elbette çalışır. Memurun görevini yaptığının görmemezlikten gelinmesi ast üst ilişkilerinin çoğu zaman zayıflığından kaynaklanır. 1976 yılından bu yana ara seçimler dahil 14 seçim yapıldığı ve son seçimlerde 8 siyasi parti ve bağımsız milletvekili sayısına bakıldığında 388 adayın varlığı 190 551 seçmen sayısı olduğunu biliyoruz . Seçilen 50 Milletvekilinin dağılımı ise UBP 21 -CTP 12- HP 9- TDP 3 ve DP 3 -YDP 2 koltukla KKTC Meclisine girmişlerdir. Ülkemizde ilk defa yeni seçim sistemi ile çarşaf liste denilen oy pusulalarının seçmen tarafından nasıl kullanılacağına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu tebliğleri ile seçime kadarki süreçte seçmene adeta ayrı bir eğitim verilmiştir. Seçim denen zorlu dönem 2018 Ocağında bir sonraki seçime kadar böylelikle kapanmıştır. Ha! Erken seçim olur mu? Belki olur, belki olmaz. Hükümetin seçim sonrası nasıl kurulduğu ise halkımızın gözleri önünde seyretmiştir. Bu süreçteki teferruata fazlada gerek yoktur. Sadece koalisyon oluşturulurken KKTC Meclis Başkanlığı için mecliste grubu olmayan TDP‘ne Başkanlık verileceği vaadi yapılmış hukuken yasal çerçeveye girmediği bilindiği halde Sayın Hüseyin Angolemli’nin adı bu konuda fazlasıyla rencide edilmiştir. Başbakan Erhürman her konuşmasında 15 Şubat tarihinde güven oylaması aldık dediği günden 15 Şubat 2019 kadar bir yıl artı Mart ve Nisan ayının sonuna gelinmiştir. Ülke halkının beklediği ucuzluğu bir türlü sağlayamayan hükümettir. Döviz krizi, Türkiye seçimleri, ekonomik mali protokol anlaşmazlık krizleri yönetimin mazareti olabilir ancak geçim derdinde olan ahaliyi bu mevzular ilgilendirmez. Hükümet hani derler ya baş ol da soğan başı ol deyiminin tam tarifi . Soğan demişken, soğanın kilosunun 11₺ olduğu günleri yaşıyoruz. Sahi tüketici hakkı korunacak deyip de ALO 177 hattı açmışlardı, o hat ne işe yaradı diye sormanın tam zamanı. Ay sonuna ne kaldı ki zamlı elektrik faturaları kapıdadır. Hükümet için yıkıldı yıkılacak diyenlerin nerdeyse, azarlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Hükümet varlığını gösteremiyor ve sayısı oldukça fazla birçok seçmende , hükümet yeterliliğini yitirmiş vaziyettedir. İstenmediklerini anlamış olmalarına rağmen 4’lü hükümetin ortakları hiç rahatsızlık duymadan biz görevimizin başındayız, sizler yıkıldınız diyebilirsiniz ama bizler bu gıyabet içindekilere karşı,sizler söylendikçe biz ortaklar birbirimize daha çok pekişiyoruz diyebiliyorlar. Pek nereye kadar ? Bekleyip göreceğiz! Kıbrıs meselesi mi ? O mesele 4’lü koalisyonun sadece voleybol oyunu. Başka söze ne hacet!

Zam Seferberliği

KKTC Meclisi Genel kurulu haftanın ilk oturumunda oldukça tantanalı geçti. Ne zaman, 2019-2021 yılını kapsayacak ve Türkiye ile imzalanacak protokolle ilgili sorular gündeme taşınır olur, işte o zaman, İktidarın asabiyeti artar. Gerginlik başgösterir. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar “Anlaşıldığı kadarıyla metin üzerinde tartışmalar devam ediyor. Hazır bir metin olmadığına göre ne gün imzalanacağı belirsizdir” diyerek “ihalelerin açılamaz noktaya geldiğini, ülke ekonomisinin öngörülebilir durumdan çıktığını ve ekonominin daralmasıyla kriz ortamının büyüdüğünü “ ve hükümetin avans adı ile aldığı ifade edilen borçlanması konusunda bilgi istemiş ve İktidarın daha fazla “Türkiye’deki seçimlerin arkasına saklanılamayacağını” açıkça Meclis kürsüsünden dile getirmiştir. Sayın Tufan Erhürman ortaklarının hala daha sözlerinin ıslaklığını muhafaza eden konuşmalarını bilmezmiş gibi ,Sayın Serdar Denktaş’ın protokol konusunda yine Meclis kürsüsünden neden imza konulmadığını , Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğana sorunuz dediğini,diğer günde, Türkiye Elçiliğini adres gösterdiğini unutmuşcasına ve Sayın Özersay’ın ekonomik protokol ile ilgili Sayın Erçin Şahmaran ile yaptığı ve bir saati geçen sohbetinde ifade ettikleri “İmza aşamasına gelmiş bir protokol yoktur’ ‘Ekonomik protokol müzakeresi devam ediyor. Henüz taslak sonuçlandırılmadı. Yani imza aşamasına gelmiş bir metin yoktur. Bu nedenle sen imzalamadın, ben imzaladım, ya da tam tersi gibi bir durum yoktur. Metin henüz imza aşmasına gelmemiştir. Aslında bu tartışmalar kısır tartışmalardır, önemli olan içeriktir.” dediğini de mi bilmiyor? Sayın Özersay şimdiye kadar olan mali protokol ve Türkiye ile ikili ilişkilerin gidişatını sohbete konu ederken son derece samimi olduğu ve doğruyu ifade ettiğine dair bir kanaat oluşturmuş ve muhalefet ile bir bakıma ayni şeyleri ifade eden olmuştur. Özel sektörden borçlanma konusunun ise bakanlar kurulunda görüşülmediğini Sayın Şahmaran’a sohbet esnasında söylemiştir ki bu sohbet bir köşe yazısı ile Star Kıbrıs Gazetesinde yayımlanmıştır. Hafta sonu evveli ve/veya hafta sonu çalışmalarında böyle beyanatlar verilmiştir.Gazetelerde konular haber nitelikli manşetlere taşınmıştır. Ekonomik protokolle ilgili büyük bir sorun olduğu görülmektedir. Dolayısıyla doğru ifadeleri bu aşamada kimin yaptığı aranılır olmuştur. Koalisyonun her ortağı ayrı bir telden konuşuyorsa Sayın Erhürman adeta bir baba şefkati ile hükümet ailesi üzerinde acaba bu çabasını neden sürdürmektedir? Sorusunu akıllara takmaktadır. Hakikaten gelişmeler ve anlatılan gerekçeler anlaşılır olmaktan uzak ve gün geçtikçe hayli gülünç bir durum arzetmektedir. Hani derler ya ağlanacak halimize gülüyoruz. Tam o haldeyiz ve Başbakan Erhürman’ı dinliyoruz, Sayın Tatar’a cevap verirken son derece gergin bir tavırla konuyu bağlamaya çalıştığını görüyoruz. Sayın Tatar’ın üslubunu beğenmedim diyor ama bir yılı aşkın süredir hep ayni ezberi tekrarladığını bizlere de ezberlettiğini unutuyor. Devamlı gösterdiği mazareti ise “Türkiye’deki sistem değişikliğinin’ bütün bu olumsuz ilişkilere gerekçe olduğu intibasını yayıyor. Sayın Erhürman bizim dinlemekten bıktığımız lakin gerek kendisin gerekse koro halinde 4 ağızın tekrarladığı “ortakların birlikteyiz andı “ nı yinelemekten medet umuyor . Yüz mimiklerinin ifadesinin okunuşundan belli olan ise, kendisinin hükümetten ayrılma isteğinin, önünde çok büyük bir engelle karşı karşıya olduğu anlaşılıyorsa da ifadede güçlüğü olduğu belirginleşiyor. Yinede Sayın Erhürman Koalisyon birlikteliklerinin sözde sarsılmaz bütünlüğünü överken 4 kollu hükümeti koruyor ayrıca imtihanda sözlüye kalkmış öğrenci edası ile misal de veriyor “ TC tarafı kendileri için çok önemli olan seçimlerden 2 gün önce bize randevu verip, bizimle görüştüklerine göre bizim onları suçlamamız mümkün değil” diyor. Bu sözleri söyleyen ülkemizin başbakanıdır. İmza aşamasına getiremedikleri bir protokol vardır, fakat muhalefet tarafından soru sorulduğu zaman, zeytin yağı gibi üste çıkmasını bilenler olarak Türkiye ile ikili ilişkilerde bir sorun varsa ve biliyorsanız bunu siz isbatlayın diye de davette bulunuluyor. Bir acayip süreç, ne diyebiliriz. Çalışmayı ve beklemeyi öğrenmiyorlarsa daha yazazılacak çok şey vardır. Öte yandan “Hükümetin zam seferberliği” kapıdadır.