Tag: Hükümet

Dikenle birlikte olan gülden sakın

Dikenle birlikte olan gülden sakın

Haşare zamanı, ne kadar börtü böcek varsa bilhassa sivri sineklerin hem can yaktığı hem hastalık yapabileceği yaz aylarına gireceğimiz vakitteyiz. Bu aşamada mevcut 28 Belediyeye fazlası ile iş düşmektedir. Özellikle birikinti su olan yerlerin kurutulması gerekecektir. Kuru ot temizliğinin yapılması ise ot sineği dediğimiz ve sürü gibi etrafta dolaşan sineklere de çareyi mutlaka bulmalıdırlar. Bilindiği üzere sivrisinekler, üremek ve çoğalmak için uygun su kaynaklarını seçerler. Su kaynakları nerelerde olabilir diye bakarsak yol kenarlarındaki sazlıklarda , bataklık, göl gibi doğal alanlarda, ayrıca ev bahçelerindeki veya apartman balkonlarındaki bir saksının dibindeki biriken suda, bahçelere atılmış kullanılmayan bir araba lastiğinde plastik mop kovalarında bırakılan ve bekletilen suda, olabilir. Dikkat edilmesi gereken çevrenizde oluşan ve bir haftadan fazla bekleyen sular tehlike kaynağıdır.Su depolarının üzerleri de kontrol edilmelidir.Bahçedeki el arabaları bazı gereçlerde bekletilen suların boşaltalılması bir yana, çatı yağmur su oluklarınızın temizletilmesi gerekir. İçişleri Bakanı Sayın Ayşegül Baybars ve Sağlık Bakanı Sayın Ali Pilli’ye de bu yöndeki tetbirlerin alınması için büyük görev düşmektedir. Halkımızın alacağı tetbirler ne kadar olursa olsun bu sineklerin bertaraf olması için yeterli olmayacaktır dolayısıyla belediyeler ile işbirliğinde, personel takviyesi ile müşterek kontrollerle, sivrisinek mücadelesi derhal başlatılmalıdır. Denetimi de yapılmalıdır. 2019 yılında ülkemizde Adada ilk kez geçen sene GKRY bir kişi de görülen “Batı Nil Virüsü” ülkemizde de bilhassa Mağusa bölgesinde görüldüğü haberlerde yetkili doktorlar tarafından belirtildiği, hatta vakanın ölümle neticelendiği akıllarda yer etmiştir. Bu virüsü taşıyan sineklerin bulaşı yaydıkları gerçeği ile beyin iltihabı gerçekleştiği de ülkemizde olduğu, hatta bu konuda belirti gösteren diğer, kişilerin kan örneklerinin tahlil için Türkiye ‘ye gönderildiği haberi de bölüm şefi doktorunun verdiği bilgiler ışığında yerel gazetelerimizde haber yapılmıştı. Her halükarda sinekler hoş ve sevilesi canlılar olmaktan ziyade hastalık taşıyıcısı olmaları nedeni ile sivrisinekler ile mücadele şarttır. Tabi şimdi Batı Nil virüs tesbiti devlet hastahanesi laboratuvarında tahlil edilebilir mi? ayrı bir sorudur. Genç ve yaşlı hastalarda Batı Nil Virüsünün kişideki hastalık belirtileri farklı olduğu gerçeğinden hareketle gerekli bilgilerin işin uzmanı doktorlar vasıtası ile Sağlık Bakanlığınca yapılmalı bu tür mücadele için Sayın Başbakan Ersin Tatar ve hükümet bu konuda belediyelere maddi kaynak aktarmalıdır. Corona salgınını henüz adamızdan def etmeden Batı Nil Virüsü salgını yerleşim birimlerimizde başlamamalıdır. Şimdiden balkonlarda veya bahçelerde oturulması, sinek istilası ve sokmalarından mümkün görülmemektedir.Belediyelerin araçlarla yaptığı ilaçlamalar yetersiz olup daha çok sineklerin açık kapı/pencere bulunması halinde ev içlerine girdiği geçmiş senelerde gözlemlenendir. Yaz mevsiminin yakıcı sıcak günleri, bütün şiddeti ile adamızda hükmeder vaziyettedir. Mayıs ayında hiç görülmemiş sıcaklık klimalara davetiye çıkarıyor.Tabi elektrik faturaları cep yakacak o ayrı bir konu. Çaresizliğe çare arıyoruz. Bütün belediyeler olası yangınlara sebebiyet verecek hususlara da dikkat etmeli Ulaştırma Bakanı Sayın Tolga Atakan ise şehirler arası yol güzergahlarında yol kenarları için yangın tetbirleri almalı, Tarım Bakanı Sayın Dursun Oğuz ise arazi ve dağlardaki yangın yol aralıklarının yeniden denetimini ilgili dairelere yaptırmalıdır. Ne demiş Mevlana “Dikenle birlikte olan gülden sakın, yılanla beraber yaşayan sinekten uzak kaç.” O halde karar ve tetbir hepimizin …

Teşriki mesainin faydaları

Teşriki mesainin faydaları

Kıbrıs adası iklimi ile ılıman bir seyir izliyor. Nisan yağmurları geçti. Mayıs ayı günleri içinde ilerlerken günbe gün yağmura hasretliği bitmeyen topraklara yağmurun hayat verdiğini,bizler bir bakıma pencereden dışa bakışta izliyoruz. Geçen gün Mesarya ovalarına yağan yağmurun bereketi vardı. Hasat mevsiminde belkide çabuk olmak gerekecek . Çiftçilerin tarlalarda silaj balalarını toplayıp kamyonlarda taşıdığı görsellerini sosyal medyadan bu mevsimde görenleriz. Bütün çiftçilerimize bu zor dönemde, korona salgının korkusunun yaşandığı ülkemizde, KKTC’de üretici kesimin tümüne kolaylıklar diliyoruz. Biliyoruz ki çiftçilerimiz örgütlü ve kökü çok eski yıllara dayanan “Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği “inde sorunlarına çare aramaktadır. Hayvancılıkla iştigal edenler de Hayvancılar Birliği çatısı altında her türlü proplemlerini gerek basından, gerekse ilgili bakanlık nezdindeki makamlara iletmekte ve kamu oyu bilgisine getirmektedirler. Nitekim korona salgını sürecinde UBP-HP hükümetinin UBP’nin kabinedeki Tarım Bakanı Sayın Dursun Oğuz’un Türkiye ile olan iyi ilişkileri ve sorunları, anavatana aktarımı, sayesinde “akmaz ise damlayan “ bir çözümle üretilen fazla sütün imalatçılara verilmesi ve işlenen sütten elde edilen ürünün yurtdışına ihracatı sağlamıştır. Bu gün 4 Mayıs 2020 ve denetimli, kısıtlı normalleşme sürecinin başlayacağı gün, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar tarafından çeşitli ortamlarda alınması muhtemel tedbirler kamu oyu bilgisine getirilmiştir. Önemli olan bu süreçte ekonominin işleyişinde etken olacak hususlar üzerinde tam zamanında ve her sektörün sorunlarına göre strateji sağlanması ve önlem alınmasıdır. Devlet yönetimi bunun için vardır ve gereklerini yapmalıdır. Bu dönemde bir çok çalışan işsiz kalmış, veya işyerlerinin ödeme sıkıntıları sözlü gerekçesi ile ücretleri kendilerine ödenememiştir. Böylesine büyük salgının dünyada olduğu gibi bizim küçük ve yarım adamızdaki sağlıkta olsun ekonomide olsun sosyal hayatta olsun depreminin şiddeti hayli fazla olmaktadır. Bu gibi durumlarda hasar tesbit çalışmaları yürütülse dahi bazı hallerde yetersiz olduğu ayrı bir gerçektir. Türkiye ile ilişkilerde sürdürülen diplomasi kanaatimce yetersizliğini halen sürdürdürmekte stratejik konumdaki ülkemize maddi kaynak aktarımı sağlanamamaktadır. Veya öyle bir kamu oyu yaratılmıştır. Geçen KKTC Meclis Genel Kurulunda konuşan CTP Genel Başkanı Sayın Tufan Erhürman söyleyip de söylemeyeceğim dediği konuyu hukukçu olmasının avantajı ile Türkiye ile olan ekonomik protokol konusunda iktidarları zamanında kendilerine yapılan eleştirilere değinmiyeceğini ifadelendirirken ima dolu sözlerini iktidardan esirgememiştir. Sayın Başbakan Ersin Tatar’ın meclis kürsüsünden her türlü görüşe saygılı olduklarına dair konuşmasıyla halkımızın hemen hemen tümünde teşriki mesaide fayda olduğu babındaki sözleri güven verici oldu. Aklıma gelen ilk söz; 1887 yılında vefat eden ünlü bir şairin anlamlı sözleri idi ve nedense bu güne manidar bir sözdü! “Üstelemek başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun süre ve yüksek sesle çalarsanız, birilerini uyandıracağınızdan emin olabilirsiniz.” Öncelikle Sağlık, saygı, sabır ve sevgi ile…

Haleti rûh-iyenin tavan yaptığı günler

Haleti rûh-iyenin tavan yaptığı günler

Korona salgını dünyada tam bitti mi? diyeceğimiz günler gelir mi ? bilinmezliğini koruyor. Korona öncesini biliyoruz, şimdi dünyada korona sonrasının dünya düzenin yeniden şekillendirilecek zamanındayız. Bilim insanları bu yöndeki yorumlarını yapmaya başladılar. Her gün yeni bir açıklama okuyoruz. Sonuç yaşamda, elbet bir gün yerini bulacaktır.Dört gözle beklenen korona aşısının bulunması çalışmaları sürerken, Almanya’da insan üzerinde aşı denemelerinin başladığı haberlerde yerini almıştır. Türkiye’ den aşı konusundaki araştırmalarda Türk doktorlarmız vardır. Geçen gün bir arkadaşımla geçen yıl ülkemize ancak Ekim sonunda gelen grip aşısını telefonda konuştuk. Onun da benim gibi grip aşısı yaptırdığını, lakin ona eczacısının “bu yıl salgın fena vuracak” dediğini sözlerine ekledi. İlginç bir yorum! olarak nitelendirdik! Bir kaç yıl evvel 17-27 TL civarında fiyatı olan aşılar biliyorsunuz Ekim 2019’da 95 Türk Lirası olmuştu… KKTC ‘hükümeti UBP-HP koalisyonu aylardır toplantı yapıyor. Kararlar alınıyor,çoklu komitelerin önerileri kararlarda yer alıyor olsa da her komitenin ayrı ayrı açıklamaları, çeşitli tenkitlere sebebiyet veriyor. Sayın Emine Dizdarlı, yazılı obdusman raporunda yasal bir konuya dikkat çekip sağlık komitelerini oluşturma yetkisinin “Sağlık Bakanı” nezdinde olabileceğini net bir şekilde ilgililer ve kamu oyu ile de paylaşmıştır. Sayın Başbakan Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay 24 Nisan ‘dan itibaren ülkemizdeki Bakanlar Kurulu kararı ile maskeli günlerin başlayacağının kararını adıklarını açıklamışlardır. Bilinmelidir ki uzun zaman normalleşen bir yaşam tarzımız siyasette, ekonomide ve sosyal hayatta olmayacaktır. Maske ise nerdeyse kalıcı olarak yüzlerde!!! usulüne uygun yer alacaktır. Her gün Başbakanlık Kriz Merkezi’nin açıklamaları rutine girdi. KKTC Meclisi açıldı. Korona virüsü hakkındaki konuşmaları ,eleştirilerileri ve ikdidar mensuplarınca verilen cevapları saatlerce dinledik. Sonuçta bir Meclis Ortak Kararı’nı gördük mü? Görmedik!. Peki ne gördünüz derseniz. Sosyal Mesafe deyip, bir koltuk arası düzenleme, milletvekili /bakanların kimisinin yüzü maskeli kimisinin yüzü maskesiz, kimisinin ise ne maskeli ne maskesiz, görüntülerini !!! televizyonda izleyenler de görmedi mi? Gördü. Her milletvekili eldivenli veya eldivensiz kürsüdeki mikrofonları tutmadı mı ? tuttu. Kürsü kenarlarına konuşma yaparken elleri ile yaslananları da gördük. Kürsünün yanındaki plastik su şişelerininden, ağzı açık cam su bardaklarınından su içen milletvekillerini de görmedik mi? Gördük!. Kürsü üzerinde dezenfekte ilaç vardı, ancak göstermelikmiydi neydi anlayamadık. Neyse dedik biz mi bileceğiz! yoksa Meclis Başkanı Sayın Teberrüken Uluçay ‘mı bilmeyecek diye de kendimizi teselli ettik. Evde kalışımızın üzerinden 12 Mart’tan itibaren bu gün 27 Nisan’a geldik, artık saymayı bıraktık. Bu arada Takvim yaprakları bize yabancılaştı. 24 Nisan tarihinde 44 yıl önce aileye girişimle, tanıştığım eltim Netice Avkan’ın vefatı ile duasını evden yaptığımız, cenazesine sadece iki oğlumun katıldığı ve saat 10.00 olan cenaze defin işleminin kabristanlıkta yapıldığını, camide cenaze namazının kılınmadığı günleri de maalesef gördük. 27 Nisan bu gün kardeşim Niyazi’nin doğum günü kaç yıl yurt dışı derken birlikte olamamıştık, şimdi ilçeler arası geçiş yasağına takıldık, biz Girne o Mağusa ilçe sınırları içinde Nergisli köyünde kaldı diye bir araya gelemez olduk. Doğum günün kutlu olsun kardeşim derken teknolojinin devreye girdiği çağı yaşadık. Kültürümüz geleneklerimiz göreneklerimiz hepsi sanal alem yardımında! Ramazan günlerini yaşadığımız günlerin maneviyatında duygularımız hepimizi esir aldı. Haleti rûh-iyenin tavan yaptığı günlerde, inacımızla dualardayız. Rabbim hepimizi her türlü tehlikeden korusun.

Askerin moralinin bozulması savaşı kaybettirir!

Askerin moralinin bozulması savaşı kaybettirir!

Ülkemizde yaşanan olağan dışı durumdan etkilenmeyen hiç bir kesim yok. Dünya hali dünyada diyoruz. Korona virüs gün sonu haberleri Türkiye ve ülkemizdeki tabloları izleyoruz.Kendimizi inzivaya çektiğimiz evimizdeki izolasyon sürecinde her türlü tedbirden medet umar hale geldik. Bu aşamada her gün toplanan Bakanlar kurulunun kararları halkımızın hazırlıksız yakalandığı ekonomik sıkıntısına çare olmadığı söylemleri bir yana, Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay’ın mali konulardaki acımasız açıklamaları yaşanan krizde her eve deva olacağına, zehir zemberek bir vurgun gibi oluyor. Korona denen ”virüs savaşında” asker halk ise halkın moralinin bozulmasına neden olacak açıklamalarda siyasilerin dikkatli olması gerekendir. Askerin moralinin bozulması savaşın kaybıdır. O halde; İktidar veya muhalefet bu aşamada alınacak tedbirlerde birlik sergileme reklamlarında çok dikkatli olmalıdır. Her bakanlık kendine bağlı daire ve kurumları ile stratejik hedef çalışmalarını “hazır olda” tutmalıdır. Yoksa Bakanlar Kurulu toplanıp da bu görevi o bakanlığa verdik bu bakanlığa verdik gibi boşuna toplantı yapmasının vakti harcamak olduğu varsayılır. Bakanlar kurulu Bakanlardan gelecek ve uzman görüşlü önergeleri konuşup karara bağlamalıdır. Görev dağılımı yetki ve sorumluluklar dahil her bakanlığa bağlı daire ve kurumlar, hükümet kurulurken atanan bakanların sorumluluğuna Başbakan Sayın Ersin Tatar tarafından verilmiş koalisyon protokolü ile bu durum zaptı rapt altına alınmıştır. Kararların geç alınması hali her türlü zararı beraberinde getirecek ve ”can pazarında” bir işe yaramayacaktır. Ülkemiz siyasi, ekonomik ve sosyal konularda çok hassas bir dönemden geçerken en az kayıpla nasıl sonuca ulaşılacağı, irademizi verdiklerimiz tarafından sofraya yani masaya konmalıdır. Beklentilere cevap verilebilmelidir. Kıbrıs Türk halkının kendini muallakta hisseder pozisyonda olmaması hükümetin Türkiye ile kuracağı ilişkiler ile sağlamalıdır. Türkiye güçlü bir devlettir ve KKTC’ye yaptığı ve yapacağı yardımlardan kaçınmayacak olan tek dayanağımızdır. Sayın Fuat Oktay’ın bu konularda aydınlatılması gerekir. Komşu komuşunun külüne muhtaç olabilir ancak GKRY ile olan üç kuruşluk ilişkileri sağlıkta ön plana çıkarıp övünme vesilesi yapanların Türkiye’ye karşı soğuk tavırları halkımız nezdinde anlaşılır olandır. Anlamayanların isteği ise bir nevi teslimiyetin olması yönündedir. Okuyoruz ve paylaşmakta bilenler bilmeyenlere anlatsın havasındayız. Silahı virüs olan hiç böylesine bir savaşı yaşamamıştık. 100 yılda bir pandemi oldu ama bu kadar ses getireni olmadı. Panik devam ediyor. Ama bu arada çeşitli araştırmaların geleceğe ışık tutması açısından istatistiki verileri gün be gün yapılıyor. Yapılan paylaşımların sosyal medya üzerinden analizinin yapıldığı ve “Dünya’yı adeta paniğe sürükleyen salgın ile ilgili sosyal CRM ve veri analizi şirketi Adba Analytics, The Brand Age dergisi ile birlikte Twitter, YouTube, forum siteleri, bloglar ve haber sitelerindeki paylaşımları; Türkçe, İngilizce, Almanca, Japonca, Rusça, Portekizce, İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Çince, Arapça ve Farsça dillerinde yapılan paylaşımları da kapsayarak analiz etti.” Bilim dünyası zamanı boşa geçirmek istemiyor ve her konudaki aşı dahil çalışmalarını sürdürüyor. Bu analizler ile en çok konuşulan sektörler sıralaması ortaya çıkıyor; Sağlık,Ticaret, Turizm, ulaşım, eğitim, spor olduğu sıralamada yerini alıyor. Sağlık sektörü ile ilgili paylaşımlarda önceliği sırası ile; maske, kolonya, vitamin, eldiven, sarmsak, anti-bakteriyel jel, rakamsal verilere göre paylaşımlarda öne çıkarıyor. Dünya genelinde sektörel bazda yapılan paylaşımların içerikleride incelenmeye alınmış ve bu şekilde dünya istatistiki verileri kişilerin paylaşımlarından sorulara kadar keşfetme yolunda bu kadar felaket içerisinde yürütüyor ve dünya genelinde belirli tarih aralığında 275 milyon paylaşımdan neticeler alınabiliniyor. Ne diyelim en iyisi Şems’i Tebrizi den bir sözle bu günü noktalayalım “Hayat bu, bir bakarsın her şey bir anda son bulur. Hayat bu, son dediğin an her şey yeniden can bulur.” Unutmayın ki Türkiye Sağlık Bakanı Dr.Fahrettin Koca’nın dediği gibi YUVAMIZ GÜCÜMÜZDÜR…

Cevabını duymak istemediğiniz sorular

Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bırakıyoruz ve aile bütçesinin muhasebesini yaptığımız zaman bu denkleştirmenin her yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinindeki Bütçe görüşmeleri günleriyle eşleştiğini görüyoruz. Neşeli günlerin sayısının, üzüntülü günlerin sayısından az olduğu bir zamanda ilerliyoruz. Doğumlar ile ölümlerin arasındaki mesafedeyiz. Kimi zaman aramızdan ayrılan ne çok eş ve dost varmış diye; doğumlar için sevinen, ölümler için yas tutan bir ülke olmuşuz diyoruz. ‘Takdiri ilahi’ diyoruz, lakin vakitsiz dediğimiz trafik kazasında yitirdiklerimiz, amansız hastalık denen kanser illetinin acımasız ve yaşa başa bakmadan uğradığı duraklarda acı çekiyoruz. Sebepsiz kaza, sebepsiz hastalık ,olmadığını biliyoruz ama yukarıdan aşağıya ne denetim yapıyoruz, ne de sağlığımıza dikkat ediyoruz. Geçenlerde Türkiye’de bir okul kantininde satılan enjektör şeklindeki çikolata kapağının bir öğrencinin nefes borusunu tıkaması ile hayatını kaybettiği haberi üzerine çocuklarımıza aman küçük parçalı hiç bir plastiği, su şişesi kapağı dahil ağzınıza koymayın diyoruz. Dikkat için illa ki bir hadisenin olmasını mı bekliyoruz. Aklımıza gelen soru ülkemiz okul kantinleri acaba denetleniyor mu oluyor? Devlet laboratuvar yangını sonrası alınan önlemleri merak ediyoruz. Ülkemizdeki yaşlı bakım evlerinin kontrolünü ve devlet eli ile bu konuda neler yapılabileceği ve yaşlı bakımı önlemlerini merak ediyoruz. Daha bir çok konuda beklentiler her gün ifadelendirilirken ‘acaba?’ ile yaşayıp idare ediyoruz, mantalitesi ile yatıp kalkıyoruz. KKTC Meclis Genel Kurulundaki bütçe görüşmelerinde kürsüye çıkma yarışını izliyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken olması muhtemel adaylardan kim önce adaylığını açıklar diye konuşup vakit geçiriyoruz. ‘Kimsenin kimseye muhtaç olmadığı bir hayat varmı?’ diyoruz. Olmadığını da biliyoruz. Aralık ayında KKTC yaşayan ve girdiği Türkçe sınavında Dünya Birincisi olan kızımız 15 yaşındaki Berilsu’nun Güney Kıbrıs’ta düzenlenen tören için GKRY sınır engeline takıldığını görüyoruz. Türkiye kökenli ve Bülent Ecevit Lisesinde okuyan bir öğrenci kızımızın Metehan sınır kapısından Güney’e geçemediğini görüyoruz. Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay’ın açıklamalarını girişimlerini izliyoruz ama gerçeğin değiştirilemediğini de görüyoruz. Hala daha AKEL ile CTP‘nin yetkililerinin barış ve federasyon için gece tertiplediklerini Twitter hesaplarından okuyoruz. Bu arada Geçitkale Havaalanı için UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar’ın yaptığı bir açıklama ile Geçitkale Havaalanı’nın “Doğu Akdeniz’deki tehditler” sonlanana kadar Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanlığına tahsis edildiğini ve bu hususta Bakanlar Kurulu kararı aldıklarını öğreniyoruz. Yerinde ve zamanında bir karar diyoruz. Öte yandan Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın gerçekleştirdiği basın toplantısında 1960’ın Cumhuriyet’in kuruluşuyla getirdiği rejimin artık varolmadığı bir biçimde, garantiler ve müdahale hakkı dahil yeniden birleşme müzakerelerinde her şeyin masada olduğunu ifadelendirdiğini okuyoruz. “2020’ye giriyoruz diyen Cumhurbaşkanı Akıncı’dan 1960’ta yaşamadığımızı öğreniyoruz! Sayın Akıncı konuları tartışmaktan korkmamalıyız derken ”bazı insanlar !!!” bunu tabu haline getirdiği ithamını Cumhurbaşkanının sözleri arasına sıkıştırdığını ve herşeyi tartışma için her şeyin hazır olduğunu en iyi sonucu elde etmek için çalışacağını da sözlerine eklediğine gazete sayfalarından okuyoruz. Anlıyoruz ki! Sayın Akıncının unuttuğu bu konuda “son sözün” kendisinde olmadığıdır. Hatırlatırken ise güne söz olsun diyoruz ”Akıllı lider cevabını duymak istemediği soruyu asla sormaz!”

Yakılacak köprüler

KKTC Cumhurbaşkanını seçecek! Ne zaman? 2020 yılının Nisan ayında. Neden, Nisan diyecek olanlara beş yıl öncesi yapılan seçimlerin 19 Nisan 2015 de yapıldığını hatırlatmakta fayda vardır. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, Mustafa Akıncı, Kudret Özersay, Mustafa Onurer, Mustafa Ulaş, Arif Salih Kırdağ gibi isimler seçimlere girmiştir. O günün seçim sonucuna! bu gün için dahi ifadelendirilin bir çok olumsuz değerlendirmeler olduğu ise halen ülkemizde konuşulandır. Son günlerde bilhassa ”Barış Pınarı Harekatı ” için Mevcut Cumhurbaşkanınca ve sözcüsü tarafından verilen beyanatların soğukluğu ülkemizde var olandır. KKTC’de seçimler, Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Milletvekilliği seçimleri ve Yerel Seçimler olmak üzere üç şekilde yapılır. 18 yaşını bitirmiş olan her kişi oy kullanabilir. Ancak son iki seçime aday olabilmek için 25 yaş. Cumhurbaşkanlığında ise 35 yaş ve de üniversite mezunu olma gereği vardır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri 5 yılda bir yapılmaktadır. Seçime katılan adayların hiçbiri salt çoğunluğu sağlayamazsa, seçim 7 gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yinelenir ve en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. KKTC Anayasası 5 Mayıs 1985 yılında yürürlüğe girmiştir. Anayasaya göre devletin başı olup beş yıllık süre için seçilmektedir. Halkın birliğini ve bütünlüğünü temsil eder. “Cumhurbaşkanı, Anayasa’ya saygının korunması, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenli bir şekilde yürütülmesi ve devletin devamından sorumludur. Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık edebilir, fakat oy verme hakkına sahip değildir. Cumhurbaşkanı görevi ile ilgili işlerden sorumlu değildir, fakat Başbakan ve Bakanların sorumlulukları devam eder. Cumhurbaşkanı milletvekilleri arasından Başbakanı atar ve Başbakanın önerisi üzerine Bakanları da atar. Cumhurbaşkanı, Başbakanın isteği üzerine herhangi bir bakanın görevine son verebilir. Cumhurbaşkanı partili ise, partisinin kararları ile bağlı değildir, bağımsız hareket eder. Cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığı aynı kişide birleşemez. Cumhurbaşkanı ayrıca Meclisten geçen yasaları geri çevirmeye veya Resmi Gazete’de yayımlayarak ilan etmeye yetkilidir. Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi olarak oturum yapan Yüksek Mahkeme’den Meclisin herhangi bir yasasının veya kararının anayasaya aykırı olup olmadığı görüşünü alabilir. Anayasaya göre sıkıyönetim ve seferberlik hali ilan edildiğinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu olağanüstü durumun veya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda yasa gücünde kararname çıkartabilir. KKTC’de Cumhurbaşkanı’nın rolü, parlamenter sistemin kabul edilebilir sınırlarda olsa da sembolik olma niteliğinden üstün bir konumdadır. Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi, Cumhurbaşkanı’nı yürütme organında önemli bir pozisyona sokmaktadır. Bütün bunların ötesinde, KKTC’yi Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşmelerde Cumhurbaşkanı’nın temsil etmesi, dış politikada önemli bir konuma getirdiği Cumhurbaşkanı’nı sembolik olmanın ötesinde yetkiler ile donatmaktadır.1985-2000 tarihleri arasında bağımsız olarak seçimlere giren Rauf. R. Denktaş tüm seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilmeyi başarmıştır. 1985 yılında %70.2, 1990 yılında %66.7 ve 1995 yılında %62.5 oy oranı ile Cumhurbaşkanı seçilen Rauf Denktaş, 2000 yılında Ulusal Birlik Partisi adayı Derviş Eroğlu’nun adaylıktan çekilmesi ve aday sayısının bire inmesi nedeniyle yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. 2005 yılında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Rauf Denktaş, aday olmazken, Cumhuriyetçi Türk Partisi adayı Mehmet Ali Talat, %55.59 oy oranı ile KKTC’nin Cumhurbaşkanlığı’ndaki yeni ismi olmuştu. 2010 yılında ise Ulusal Birlik Partisi adayı Dr. Derviş Eroğlu %50,35 oy oranı ile Cumhurbaşkanı seçilmişti. “ Evet şimdilerde 2020 yılına sayılı aylar/günler kaldı ve halen bu gün KKTC seçmeni kimin Cumhurbaşkanı adayı olacağını bilmiyor. Kesinleşen aday kararı hiç bir siyasi partide yoktur.Kamu oyunda isimleri ifadelendirilenler olmasına rağmen bunlar kişisel istek ötesine gitmemektedir. Genel kanaat ise temayüllere uygun olarak siyasi parti genel başkanlarının aday olması beklenendir. Bulunduğumuz dönemde Kıbrıs meselesinde Rumlar’ın uzlaşmaz ve bitmez tükenmez Kıbrıslı Türklerin asla kabullenişi mümkün olmayan imkansız istekler çerçevesinde, sizle ancak görüşürüz tavrına ve Sayın Akıncı beyanatlarına net yanıt UBP ‘nin Genel Başkanı ve Başbakanı Sayın Ersin Tatar’ın parti yetkili kurulundan çıkan kararı ve açıklamasıdır. Seçimlere kadar neler olup olmayacağını bekleyip göreceğiz. Kararda söz; “Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir. “

Saygıda kusur

Saygıda kusur

Ülkeyi ulusun gücü kurtaracağını, mücadele yıllarını yaşamış,görmüş ve okumuş kişilerin bildiği gerçeğinden hareketle liderlerin önderliğinin gerekliliğini bilenleriz.Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur,söylemine aynen katılanlarız. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı her yerde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde de çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Büyük Önder Atatürk’ün Türkiye devletini kurarken yaptığı en önemli devrimlerden biridir ve Cumhuriyet rejiminin kurulmasıdır. “Kurtuluş savaşı döneminde Avrupa devletlerinin işgaline uğrayan Türkiye’nin, kurtuluşunu büyük önder şu sözlerle ifade edendir “Tek bir egemenlik var o da milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.” 29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti ilan etti ve 96. yılındayız, 29 Ekim Atatürk ile birlikte bu günlere ulaştı. Okundu, okutuldu. Her gencin zihninde yer eden oldu. Cumhuriyeti korumak, kollamak ve yaşatmak her yurttaşın görevidir. Ulu önder bu görevi yeni nesillere şu sözleriyle vermiştir. “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz, Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.” demiştir. Cumhuriyet yönetiminde halkı yöneten insanlar, seçimle iş başına gelirler. Halk, kendi tercihine göre seçimlerde oy hakkını kullanarak iradesini istediği ve seçtiği kişilere temsiliyetini devreder,seçer, seçilen kişiler halka karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bireyleri olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, şehitlerimize duyduğumuz minnet ve şükran duyguları ile kutluyoruruz,kutlayacağız. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin onuncu yılı kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmiştir. Atatürk’ün sözleri güncelliğini hiç bir zaman yitirmemiştir.Ulu Önder Atatürk’ün bu sözlerinin öneminde ve anlamındayız; “Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.” Anavatan Türkiye ve KKTC birlikte ve güçlü bir sesle “Bayramımız Kutlu Olsun” Ülkemizde yaklaşan ve 2020 Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik henüz hiç bir siyasi kurumun adayını resmen açıklamamış olması oldukça ilgi çeken bir gündem maddesidir. Bu arada mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ın gerek Barış Pınarı Harekatı gerekse sonrasında yaptığı ve susması gerekirken devamlı mahiyeti, neye hizmet edecek ve anlaşmazlığı olan açıklamaları, makamına uymayan, ima dolu göndermelerle cevap niteliğinde beyanat vermesi veya sözcüsüne yaptırması, gerginliğin artmasına vesile olmaktadır. Başbakan Ersin Tatar, Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay her ne kadar da hükümet olarak talihsiz diye nitelendirilen Sayın Akıncı’nın açıklamalarını cevaplamışsa ve bilhassa ülkenin 1.Siyasi partisi konumundaki UBP Parti Meclisinin oy birliği ile alınan karar ile görüşleri yazılı olarak beyan etmiş olmasına rağmen Cumhurbaşkanı ve çevresindekiler tarafından “sür git “ tekrarı hiç te hoş davranışlar değildir. Umudumuz bu gibi açıklamalar yapılırken sözün nerede duracağının bilinci ile hareket edilmesidir. Kıbrıs Türk Halkı her zaman ”Anavatanına “ karşı saygıda kusur etmemiştir. Etmeyecektir. Sayın Devlet Bahçeli’nin ifadelendirdiği sözleri vardır. Eğer Türkiye’nin bu kadar devlet büyüğü konuya müdahil olup KKTC Cumhurbaşkanı ‘ın açıklamalarına cevap verme gereği duymuşsa elbet bir sebebi ve gereği hasıl olmuştur.

Mutlaka anlaşılır zaman torbaya girmedi

Ekim birde KKTC Meclisi açıldı. Şimdi 50 Milletvekili yeniden Meclis koltuklarında, muhalefet muhalefetliğini, iktidar ise, icratlarındaki, cevapları, sorulara yanıt diye vereceklerdir. Meclis Başkanının açıklamasına göre Genel Kurulun 12.00 de açılacağı ve saat 17.00’de sona ermesi beklenirken Meclis gündemindeki konu başlıklarını açıklanmış oldu. 7 Ekim Pazartesi günü Meclis bu gündemle göreve başlayacaktır. Meclis gündeminde çok acelesi varmış gibi! ivediliği istenilen UBP ‘nin bir önceki Genel Başkan ve Başbakanı Sayın Hüseyin Özgürgün’nün dokunulmazlığının kaldırılması hususu vardır. Böylesine bir aciliyet ise gündemi uzun süre meşgul edeceği sinyallerini şimdiden veriyor. Bakanlar kurulu Lefke ilçesinden başlamak üzere UBP-HP birlikteliğinde belli ki Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine yönelik bir birliktelikle, kardeşlik çerçevesinde sorunları yerinde tesbit toplantıları yapma kararı almıştır. Esasında bu gezilerde bilinmesi gereken hükümetin 2’li koalisyon olduğu ve kardeşi kardeş yaratıp da seçim sandıklarınındaki oyların ayrı olduğudur. 3 Ekim’deki Lefke İlçesi toplantısında Başbakan Ersin Tatar, 2020 bütçesinin görüşülmeye başlanacağı bugünlerde sıkıntıları öğrenmek, gerekli tedbirleri almak ve bunları bütçeye yansıtmak için bölgeleri ziyaret etmeye başladıklarını kaydetmiştir. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da UBP-HP koalisyon hükümetinin birlik ve uyum içerisinde çalıştığına dikkati çekerek, içeride görüş birliğine sahip olduğumuz bir dış politikayı daha cesaretle ortaya koyma fırsatı bulduklarını ve koalisyonun en büyük gücünün dış politikadaki görüş birliği olduğunu ifadelendirmiştir. Bu toplantıların ugulama ve şeklinin çağrışımı Sayın Reşat Akar’ın Ve Aytuğ Türkkan’ın yaz kış demeden KKTC hudutları içerisinde yüzleri aşan bölgelerde yaptıkları “Halk Meclisi” programını anımsatır nitelikte oldu ki bu programlarda, ülkemizdeki tüm sorunların serbestçe dile getirildiği bilinmektedir. Hükümetin yaptığı toplantılarının, neye murat ettiği ise sonuçta mutlaka anlaşılacaktır. Tabi Cumhurbaşkanlığı seçimlerine geri sayım başlamıştır. Bu geri sayımda Siyasi parti başkanlarına kurumsallaşmış yapı içinde büyük görev düşmektedir. Seçmen bunu bekleyendir. Her bireyin gönlünde bir aslan yatmaktadır. Aslanların çokluğu ise ayrı bir sorundur. Demokrasilerde adaylık konusu serbestiyeti olsa bile arkasında siyasi kurumsal yapıda, esaslı bir destek olmayan bir adayın Cumhurbaşkanı olması imkansız gibidir. Sandıklar kurulmaya hazır olduğu günler yaklaştığı zaman seçmenin birikmiş sorunları gündeme yeniden taşınacaktır. Yarım adamızın gerçekleri budur geçmişte de böyle olmuştur.Gelecekte de olacaktır. Öte yandan ülkemizde kadına şiddette sınırlar, aşılmıştır. Çaresi bir türlü bulunamayan olaylarda kadın sığınma evidir,mor çatıdır, diye adlandırılan ve ilgi görmeyen yerlerden ziyade aile içindeki bu kavgaların sebebine inmek ve bu sebeplerde tedavi uygulamak en iyisi olacaktır. Ekonomik zorluklar, eşi aldatma, kumar gibi alışkanlıklar ve eşler arasındaki uyumsuzluk kötü neticeleri beraberinde getirmektedir. Her şiddet olayından sonra konu 3-4 gün gündemde kalmakta sonrasında ise unutulup gitmektedir.Kötü alışkanlığa yakalanan, bağımlık, onlarca gencimizi pençesi altına alabilmektedir. Bozuk aile düzeni içerisinde bir çok çocuk dış mekanlarda vakit geçirirken ne olursa olmakta bir nevi boşluk içerinde kalmaktadır. Ülkemizde boşanma olayları nerdeyse evlenenlerin sayısına eşitlenmiş bir vaziyettedir. Her konunun uzmanı vardır her yerde belki de rehberlik hizmetleri verilmeli bir nevi mahalle hakimliği ve mahalle hekimliği birimleri kurulmalıdır. Bu gibi durumlara müdahale edip yardımcı olabilecek donanımlı bir çok insan kaynağımız vardır. Bu insan kaynakları verimli olmak adına kullanılmalıdır. Çağımız teknoloji çağı ve bütün bunların etkisinde ve bağımlılığında olan birçok kişi vardır. Tavsiyeler ne derece etkili olurun, bilinmezliğinde yine de kendinizi koruyun demekten başka çare olmadığının farkındayız. Bu konuda çare kendi iradenizdir, iradenizi olumlu konularda kullanınız, göreceksiniz ki kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Sonuç mu ? “Zamanı torbaya sığdıramıyoruz, hızına yetişemiyoruz, zaman bize uymuyorsa biz zamana uyuyoruz. Sorun burda gizli “ diyorum…

Sivri zahari ile sağlam içerik

Sivri zahari ile sağlam içerik

Yaz mevsimi, sıcakları ile Haziran ayını ateş gibi kapladı. Derece ev içinde klima açık 28 den aşağı inmiyor. Elektrik Kurumu “kara deftere” harcanan elektiriği acımasızca yazıyor. Fatura geldiği zaman yaz tahtaya al haftaya diyemiysunuz. Hele bir deyin elektriksiz kaldığınız günde 40 derecede can çekişirsiniz. Elektrik Kurumu Yönetim Kurulu UBP-HP 2’li koalisyon hükümeti tarafından yeniden oluşturulmuştur. Umudumuz yeni yönetim tarafından yeni ve kabul edilebilir tarifelerin yeniden yapılandırılmasıdır. Bu sıcaklarda ne denizin mavi suları, nede havuzların az biraz daha soğuk suları, sıcaktan bunalanlara çare olmuyor.Olmayan asvaltın eridiği günlerin sokaklarındayız. Bahçeli evlerin ağaç altı gölgelerinde veya balkonlarda dışarıda oturmak olanaksız. Nedenine gelince sinek konusunda hala daha bu gün oldu tedbir alınamıyor. Sinekler sivri zaharı gibi insanların üzerinde fink atıyor. Yaz derken, mevsim düğün, aylarını da beraberine taşımıştır. Haftada en az 3-4 düğün var. Kıbrıs’ta ezelden beri adet eğer davetiyeyi düğün sahipleri, getirmez ise olmaz ile olmazlardan bir tanesidir. Böylelikle düğün öncesi kız tarafı ile erkek tarafı davetli listelerine göre ev ziyaretlerini yapıp davetiyelerini vermektedir. Düğün için yapılacak mekânlarda yer ayırımı ve kapora verme işlemi bir yıl evvelden ayarlanıyor.Yerine göre fiyatlar artıyor, masraf büyük. Evlenecek olanlara “Allah yardım eder” sözü ise halen geçerliliğini koruyor. Esas mesele düğün davetiyesi alanların bir gecede kaç düğüne gidebileceğidir. Hele düğünler aynı şehirde değilse içinden çıkılmaz bir karmaşada oradan oraya koşuşturmaca sıhhate zarar oluyor. Sıcak havanın verdiği stres, kıyafetlere olan etki, fönlü saçların bozulması derken bir de düğün tebrik kuyruğunda saatlerce beklemek. İşte işin en tatsız tarafı budur. Yaşlısı var, kucakta bebek var, elde çocuk var, bekle babam bekle dur! Eğer para takmaktan imtina etmiş ve hediye almışsanız bir de paket taşıyorsunuz.Genelde düğünlerde gelin ile damadın yakasına para takılsa da son zamanlarda iki yana konan süslü kutulara parayı atmak moda halini almıştır. Düğünde toplanan paranın evli çifte katkısı elbette vardır. Tabi düğün başlarken iki tarafın takı takma adedi ile altın kolyeler, pırlantalar, elmas küpeler hepsi var olan ve davetlilerin acaba kim ne taktı yakın takibi altında izlenenlerdir. Takı merasiminin uzaması, kuyrukta bekleyenlerin sırasını oldukça uzatmaktadır. Tabi bir düğün için en az üç bin adet davetiye dağıtıldığını biliyorsak düğünlerin de kalabalığı davetli sayısına göre artacağı bilinendir. Mevsim düğünse, sizin düğününüze icabet edildiyse, gitmek de bir nezaket kuralıdır. Bütün evlenecek çiftlere ve ailelere ne denilebilir, bu sıcak yaz günlerinde Allah yardımcıları olsun.Düğünlere katılamayanlar için hoşgörü her zaman gerekendir. Düğünlerin birlik, beraberlik dayanışma olduğu da unutulmamalıdır. Haziran,Temmuz,Ağustos, Eylül derken düğün gecelerinde tebrik kuyruğunda buluşanlara bol sohbetli bekleyişler dileyelim. Zamanın kötülüklerinden uzak, evlenip sonrasında tez zamanda boşanmaların olmaması ise temennimiz, sözümüz ise Confucius’den olsun! ”Eş seçmek kitap seçmeye benzer, iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir, içeriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur.”

Değer basamağı

Değer basamağı

KKTC Meclisi Haziran ayı nihayetinde 1 Temmuz- 1 Ekim tarihleri arasındaki yaz tatiline Anayasaya atfen girdi. Meclis’in 1 Ekim tarihindeki açılış merasiminden sonraki ilk Pazartesi günü normal toplantılarına başlayacağı takvimlenmiştir. 2018 Erken Genel seçiminden sonra epey tartışmalı ve hayli eleştirilere yer verilen ve UBP’nin ve YDP milletvekillerinin oldukça etkin muhalefetine sahne olan KKTC Meclisi yasama ve yürütme açısından oldukça zor bir süreçten geçmiştir. 4’lü hükümetin yıkılışı yeni hükümetin kuruluşu derken, seçimden evvelki atamaların ortadan kaldırılması yeni atamaların yapılması yönetim kurulu atamalarının hengamesi sürüp gitmiştir. Müşavirlik olayının ortadan kalkışı yasal yollardan üstü örtülü bir şekilde güya 4 Başlı hükümet döneminde kaldırılmıştı. Yine ilk kez 460 günlük hükümet döneminde 4 parti başkanına 500 bin Türk Lirası hane halkı ödeneği adı altında bütçeye örtülü ödenek konduğunu da izleyenleriz. 4’lü hükümet döneminde döviz krizi yaşanmıştır. Kriz iyi yönetilememiştir. Türkiyeden para akışı olmadığı o iktidar tarafından devamlı ifade edilmiştir. Bütün bu olaylarda Türkiye’deki seçimlerin mazaret gösterildiği, zamanın boşa geçen vakiti olmuştur. Ekonomik Protokol denip hazırız dendiği halde hazırlıksız oldukları da görülmüştür.4’lü hükümetin döviz krizinde olsun,ülkemizde 4 gencimizi kaybettiğimiz sel felaketinde olsun ülkedeki pahalılığa mazaret göstermek, dillerinde devamlı pelesenk olmuştur. Bu hükümetin yıkılışı ile kurulan UBP-HP 2’li hükümeti ise kuruluş aşaması, hükümet programı derken güvenoyu alınması süreci ile geçen zamanın şimdisinde kalmıştır. Yeni hükümet ile birlikte yeniden görevden almalar ve yeni atamalar ve yönetim kurullarının oluşturulması hesapları ile zamanın tasarruflu kullanımı halen sağlanamamıştır. İstenilen odur ki bir an önce alt kadroların bilhassa müşavirler arasından olması, deneyim ve tecrübenin ön plana alınması, işinin ehli kişilerin görevlendirilmesi ve bir an evvel mevkilerin paylaşımında ihtiyatlı davranılmasında liyakatın önceliği önem kazansın ve uygulansın. Derhal icraata geçilsin. İki ortağın mevzubahis olduğu bir hükümette toplumsal fayda yaratacak planlama doğrultusunda ilerleme kaydedilsin. Yasamada ise Meclis komitelerinde çalışmaların duraksama dönemi olmasın. Meclis tatile girmeden önceki son toplantıda HP kadın milletvekilinin ani bir çıkış ile Sayın Hüseyin Özgürgün dosyası için komite oluşturulmasının yaz tatilinden sonraki Meclis Bileşiminde görüşülmesinin uygunluğu gerekçesinden hareketle bu hususta red oyu veren milletvekillerini “Vatan Haini” olarak nitelendirmesi ”Milletvekillerinin” şahsi iradelerine karşı sözlü bir darbe niteliğinde olmuştur. Genel tanımlaması ile bilindiği üzere “Vatana ihanet, vatan hainliği ya da hıyanet-i vataniye, meşrû egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla iş birliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türü.” olarak hukukta yerini bulmuşsa ve Sayın Hüseyin Özgürgün için alınacak bir kararda UBP Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın da kürsüden ifadelendirdiği üzere bu oylamada partisine mensup milletvekilleri için oylama doğrultusunda evet/hayır için grup kararı almadıklarını belirtmiş olmasına rağmen, HP Kadın Milletvekilinin bir nevi siyasi tatminine zemin ve reklamla kendisini siyasi pazarlama tekniği ile ön plana çıkarma konusundaki çıkışının anlamızlığındaki şaşkınlık, çoğu kişinin zihninde “ Vatan Haini” ithamına karşı, bu ne biçim suçlama, sorusunu haliyle gündeme taşımıştır. Sonuçta; “Söz, onu söyleyenle bağlantılıdır, onun bulunduğu bilgi ve duygu safhasını, değer basamağını gösterir.” diyen Fuzulî ‘nin güzel bir cümlesini yazmadan olmazdı…