Tag: KKTC,Kıbrıs,Devlet Bahçeli,Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan,

Manevi çöküntü

Manevi çöküntü

Güzel bir söz, ‘Bil ki; Yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın. Ve unutma; Ne yaşattıysan elbet birgün onu yaşarsın’ İnsan kısmının sağı solu belli olmayandır. Çoğu kez davranışlarda bir söylediği diğerine uymayan söylemlerine uymakta zorlandığınız çevrenizde, mevcut kişilerin tavırları ile karşılaşmanız her an mümkündür. Yaşadığımız süreçte kısıtlı imkânlarınız ile yapacağınız maddi ve manevi yardımlar bir gün gelir size mutlaka fayda olarak döner. İki gün Pazartesi -Salı KKTC Meclis genel kurul toplantısını, sunuşları, eleştirileri verilen cevapları dikkatle dinledik. Yapılan eleştirilerde hükümetin üst kademe yöneticilerine ilişkin sunduğu yasa tasarısının komitede görüşüldüğü, genel kuruldan 4’lü hükümet sayesinde yasallaşması halinde barem düzeni içinde kaos yaratacağı ve kamuflajlı müşavir yaratılacağı vardı. Eleştirilerde hak payı olmasına rağmen Sayın Başbakan Tufan Erhürman’ın ifadesi ile yapılan diğer eleştirilere de verdiği cevap ‘Bağırma modeli’ konuşmaların bir işe yaramayacağını özetle söylemesi idi. Tuhaf olan diğer bir durum ise tasarıdaki bazı maddeleri okumadığı bariz şekilde belli olmasıydı. Okusaydı komite başkanına, sorulan soruların gerçeği var mı diye sormazdı. Muhalefetin bürokrat kıyımı iddialarını ise anlamakta güçlük çektiğini, gelen her hükümetin yasalara uygun olarak kendi ekibi ile geldiğini söylerken gelecek ekibin kamu görevlileri içinde geçmiş hükümetlere hizmet götürüp götürmediği hususunda zihinlerde ayrı bir soru işareti yarattı. Yani ekip gider ekip gelir demek görevleri aksatmak veya yürütmenin vereceği görevleri yapmamak mıdır? Kişilerin siyasi görüşlerinin inisiyatiflerini etkilemediği düşüncesinde olanlar olarak bu ekip meselelerini hiç anlamış değiliz. Yani ekipteki müdürler hep kendi partililerinin işini mi yapacak yoksa görevinin kendisine verdiği görev yetki ve sorumluluk çerçevesinde mi çalışacak. Elbette kamu görevlilerinde yasal çerçevede ast üst ilişkileri çerçevesi her zaman geçerli olandır. Çerçeve dışına çıkılmaması ise yine yasalarda belirtilen maddelerin koruması altındadır. Mevcut müşavirler içerisinde kendi ekipleri olarak bilinenler olmasına rağmen neden atamalarda onlara öncelik verilmediği ve 4’lü tarafından atamalarda değerlendirilmediği ise ayrı bir tutarsızlıktır. Beklide burada etkili olan siyasi partilerde adamın adamı idi, beni desteklemedi düşüncesi hâkim olandır. Söz meclisten dışarı derler ya o ayni parti içerisinde falanı destekledi gibi bir anlayışın hâkimiyeti de affedilmezdir. Sayın Serdar Denktaş Meclis dışında yaptıkları toplantılara katılmadıkları halde muhalefet milletvekillerinin mecliste konuşmalarının şov amaçlı ve türbinlere olduğu, genel kurul kürsüsünden ifade edilmiştir. Kendisinin kapısının herkese açık olduğunu milletvekillerinin de kendisine gidip öneri sunabileceklerini de sözlerine eklemiştir. Meclis kürsüsü kapalı kapılar ardındaki konuşmaların yapıldığı yer değildir. Halk iradesini teslim ettiği milletvekilini gönderdiği KKTC Meclisi kürsüsünden sorunların eleştirisi ve yapılan karşıt önerileri aleni olarak gündemdeki yeri ile dinlemek ister. Nitekim UBP’nin müşavirlik konusundaki yasaya eklenmesi gerekli ivedilik önerileri de reddedilmiştir. Verilen bütün vaatlere rağmen iktidar müşavirlik konusunda köklü bir değişiklik yapmadığı gibi yeni mağdurlar yaratmaya yönelik düzenleme içinde biz yaparız algısını yaratmaya çalışmaktadır. Müşavirlikler hususunda rahatsızlık had safhada olup ne eski müdürler ne de yeni atanan müdürler memnundur. Sonucunda her şey maaşların ayni kalması ile çözümlenemez ast üst ilişkilerindeki değişim manevi çöküntü yarattığı bir yana iş üretimini ve iş idaresindeki ilişkileri zedeleyen olur. İşte bütün mesele budur.

Advertisements
Fondaki müzik

Fondaki müzik

Star Kıbrıs Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali Özmen Safa ve değerli eşleri, Star Kıbrıs gazetesinin 11. yıl için kutlama etkinliği düzenledi. Yemekli gecede gazete çalışanları, ada TV mensupları ve gazete köşe yazarları vardı.
Etkinliğe katılım yüksek oldu. Girne’nin nezih bir lokantası olan Hürdeniz’in seçilmesinde sanırım Ada TV ile komşuluk ilişkileri ve yakın mesafe etkili oldu. Menüde balık, et, ara sıcak ve soğuk ikram seçiminin önceden tespit edilmesi ise isabetli bir karardı. Organizasyonu ve daveti yapanların becerisiydi. Yemekler lezizdi.
Gecede sohbet yine güncel konular üzerine çoğunlukla odaklanandı. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Anastasiadis’in 16 Nisan yemek konusu ise Kıbrıs meselesinin öneminde konuştuğumuz oldu. Sayın Mustafa Ertanın karşımda oturuyordu, bu yemekle ilgili yazdığı köşe yazısının özetini ifade ederken önemli tespitleri olduğunu yazısını okuduğum zaman daha iyi anladım. Sayın Ertanın yazısında ne diyor? Bu yemeğe az bir süre kala ‘ Ne oldu o eski günlere, kim kimi anlamamış ya da kim kimi yanlış anlamış belli değil. Söyledi ama yapmadı, kandırıldım, valla senin istediğin şekil ile bu iş yürümez, değiş, sen değiş gibi neredeyse eski Brezilya dizilerine benzemeye başlayan bu görüşmelerin yeni sezonu 16 Nisan akşamı vizyona girdi. Ciddi endişe; ertesi gün İsa’nın katledildiği son yemek gibi olma riski bu yemeğin.’ Yazı başlığı ise ‘ Siyaset Perhizli Menü’ Nitekim bizim 16 Nisan gecesi yemeğinin ilerleyen saatlerinde, acayip merak tabi! Sosyal medya takibi ile Liderlerin yemek sonrası sıfıra sıfır elde var hiç modundaki sonucunun özetini Sayın Akıncı’ya Rum Tarafında bir zihniyet değişikliği var mı sorusuna verdiği cevabın hayır yoktur şeklinde vermesinden anlıyoruz. Ne diyor Sayın Akıncı yemek gecesinden yeni bir durumun çıkmadığını söylüyor. Bu arada biz konuşmalara devam ediyoruz Sayın Mustafa Ertanın genelde siyasilerin fazlasıyla şekilci olmalarını eleştiriyor, örnekler veriyor, haksız da olmadığı gerçeği vardır.
Kendisine Eğitim ve Kültür Bakanı Sayın Cemal Özyiğit ‘in Atatürk Öğretmen Akademisi Lefke Avrupa Üniversitesi protokolünde iptal yönüne gidiyor yönetim kurulu toplantısı sonrası beyanat verdi siz ne dersiniz dediğim zaman böyle bir iptalin sakıncalarını, bu yöndeki gelişmeleri çok iyi incelediğini iptalin olmaması gerektiğini ve sonucunun Atatürk Öğretmen Akademisini ileriye taşıyamayacağı üzerine endişelerini de belirtti.
Gecenin sohbeti devam ederken fondan gelen müzikteki şarkılara eşlik eden grup son derece neşeli bir şekilde eğlenmeye devam ediyordu. Lokanta diğer müşterileri ile de dopdolu idi, bu arada salonun tümü hep bir ağızdan İzmir Marşını söylemeye başladı. O anların heyecanı görülmeye değerdi. Sonuçta yemekten herkes memnuniyetle ayrılırken, ekibin çalışma hayatına yenilenen enerjileri ile katkı koymada hazır vaziyette oldukları gözlerindeki ışıltıdan belli olandı.
Gün başlangıcında Siyaset dünyasında ise MHP Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkiye’de erken genel seçim çağrısı yankısını sürdürüyor. Sıcak gelişmelerin hangi kararla sonuçlanacağı ise merakla beklen önemli bir gelişme olarak nitelendiriliyor. Gözler bu günkü iki liderin görüşme sonrasına Sayın Recep Tayyip Erdoğan ‘a çevrilmiş durumdadır. Türkiye 26 Ağustos ‘da seçime gider mi sorusu şimdilik bilinmezliğini korurken KKTC’nin bu seçim sürecinden nasıl etkileneceğini, mutlaka uzman analizlerden anlayanlar olacağız. Seçim hayatımızın ayrılmaz bir parçası iken kararların öneminde olmak da var. Bekleyip siyasetin geleceğini hep birlikte göreceğiz. Hayırlısı ne ise mutlaka galip gelen olacaktır. Hayat mı? Devam ediyor…

İnkar Edilemeyenler…

İnkar Edilemeyenler…

Küçük yerlerde gerçekleşen her şey çok çabuk duyulan olduğu gibi sosyal medyanın bu yöndeki gücü ise inkar edilemeyendir. Geçen gün Sayın Kudret Özersay ‘ın bir gazetenin köyümüz Zeytinlik için paylaştığı bir haberi sosyal medya hesabından okuduk. Haber, Templos / Zeytinlik Koruma İnisiyatifi Başkanının KKTC tarihinde bir ilk yaşandığını bir bakanın cumartesi gününe randevu verdiğini belirttiği ve özetle çevre korumasına ilişkin ilgi bakanın kendilerine Cumartesi gün olmasına rağmen randevu verdiğine ilişkin memnuniyet haberinin ve çevre ile ilgili köy sorunlarını ve verilen cevapları alınan önlemleri içeren gazete haberi paylaşımıydı. Elbette bakanların hafta içi programları dolu ise vatandaşın isteklerini dinlemek gerekirse önlem almak mesuliyetleri arasındadır. Templos yeni adı ile Zeytinlik köyünde çok eski yıllaran beri ata yadigarı Türk malı olarak bilinen toprak mevcudiyeti vardır.Köyde her yıl zeytin festivali de yapılmaktadır. Köy ile köye ilgi gösteren siyasilerin, yakın temaslarını yakınen takip edenleriz. Hatta CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ‘nın Zeytinlik köyünü ziyareti sonrası verdiği beyanatı üzerine yazdığım köşe yazımda vardır. Ayrıca Bakan / Milletvekili sıfatı Dr.Özdemir Berova’nın köydeki toplantılara katıldığını biliyorum. Bir defasında davet edilmesi üzerine bir Pazar gün ilgi daire yetkilisini aradığını Türkmen beyin hiç tereddütsüz pazar olup olmadığına bakmaksızın takdir edilecek bir davranış şekli ile köye gelip ilgililer ile toplantı yaptıklarını ilk ağızdan sorulara cevap verildiğini bunun köy sakinleri tarafından memnuniyetle ifade edildiğinin yakın tanığıyım. Her çağrıda bölgenin milletvekilleri zaman mevhumu olmadan köyde ikamet etmenin avantajı ile sorunlar takip edenlerdir. Örneğin köy içerisinde Garip Dede türbesine restorasyon deyip köy sakinlerinin önceden haberli kılınmadığı ve ilk küreğin vurulması anında dahi gerekli teşebbüsler yapılandır. Hatta bu konuda güzel bir de anımız oluşmuştur. Torunum Demir Berova bu olaydaki haberin duyurulması açısından Ada tv Haber Müdürü Sayın Nihan Yücel’e sosyal medya hesabından olay mahaline ilişkin anında çektiği fotoğrafları ve haberi heyecanla ilk gönderendir. Garip Dede Türbesi yenilenmiştir ancak eski efsanevi doğal halinden eser kalmamıştır. Keşke oraya doğal hali ile bırakacak şekilde bir düzenleme yapsalardı. Garip Dede efsanesi ile ilgili diğer bir köşe yazımda yine Star Kıbrıs gazetesinde yayımlanmıştır. Köy içerisindeki ve dışındaki ,çevreyi korumak,köyün doğasını bozmamak adına gerekli önlemler mutlaka alınmalıdır. Köylerin ve ülkemiz bütününde doğal güzelliğinin korunması vatanını seven her bireyin isteğidir. Korumada ilk asli görev yürütme ve yasamanın göstereceği hassasiyettir, çıkarılacak yasalardır. Yargı, yasalara uymayan konularda tedbir alan merciidir.Yasama,yürütme ve yargıya saygılı olup uymak önem arzeder. Ada Yarısı ülkemizde öncelikli ve ülke ekonomisine artı değer katan projelerin önceliğinde her türlü tedbirin alınması ise beklenendir. Çevrenin korunması dendimi , işte orda akan suların durduğu yerdeyiz . Çevre ve doğal yapının bozulmaması adına var olan imkanlar kullanılmalı, sivil toplum inisiyatifleri dinlenmeli gerekirse mevzuat açıklamalı olarak izah edilebilmelidir. Açıklanabilir her şeyin kabulü, karşılıklı olarak yapılacak en kolay iştir. Girne ilçesi köyleri ile bir bütün olup gerek dağ yamaçları gerekse deniz kıyıları her türlü şekilsizlikten korunmalı bu koruma şekli KKTC’nin bütününde sağlanmalıdır. Doğayı korumak , doğanın da bizi koruyacağını bilerek adamıza bahşedilen coğrafik yapının güzelliklerini tanıtmanın siyasi,ekonomik ve sosyal yapıya katkısı olduğunu unutmaz isek başarıyı yakalayacağımız kesindir. İlgi duyan, katkı koyan herkese teşekkürmüz vardır.

Star Kıbrıs – Zil, şal ve gül – Türkiye’den 81 il ve KKTC’den 162 KYK’lı gencimiz Osmanlı’nın medeniyet mührünü nakşettiği Balkanlarda ecdat topraklarında,diyor twiter hesabından Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanı Dr.Osman Aşkın Bak ve bu haberini takipçileri ile fotoğraflarıyla paylaşıyor .

Türkiye’den 81 il ve KKTC’den 162 KYK’lı gencimiz Osmanlı’nın medeniyet mührünü nakşettiği Balkanlarda ecdat topraklarında,diyor twiter hesabından Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanı Dr.Osman Aşkın Bak ve bu haberini takipçileri ile fotoğraflarıyla paylaşıyor .
— Şurada oku www.starkibris.net/index.asp

Telafisi mümkün olmayan yaralar

Telafisi mümkün olmayan yaralar

Kanaatler zamanla değişir. Adı üstünde inanıp inanmamak arasında muğlak bir durum anlamı ifadesi olsa dahi, öyle kanaatlar vardır insan zihninde varlığını uzun süre muhafaza eder. Zihniyet değişikliğinden bahsedenlere cevap, doğrudur, zihniyet değişimi gerekir ama önce önerenlerin, kendi zihniyetlerini,mevcut duruma göre değişime, uğratmadıkları takdirde bir işe yaramaz.Böyle kanaat sahiplerinde döngü başa döner yine ayni yerden başlarlar. Ülkemizde yeni 4’lü hükümet etap etap korku verme staretijisi ile doğruyu bulma yönünde kararlar üretmeye çalışırken doğrularını kendilerine göre açıklamaktadır. Seçmendeki endişe halini duyar duymaz, müdafaaları biz elimizi taşın altına koyduk, ateşten gömlek giydik, biz oy kaybetsek de doğrusunu yapacağız gibi söylemleri, gözü iyice açılan ve hadiseleri kendi arasında tartışabilen konuşan ve konuşmalarından sonuç çıkarmasını bilen insanımıza bu havalardaki konuşmaları hoş gelmediği gibi itibar görmez de olmuştur.

Anatılabilir her konu karşındakinin anlayış çerçevesinde kabul görür, bu kabul hali her iki tarafın kapasitesinin dengesi ile anlaşılır olur. Hakimiyet kurmanın esas odak noktası dengenin kendisidir. Art niyetle güçbirliği içerisinde olan kişilerin, karakteri çerçevesinde, sözünün geçtiği ve duyurulduğu her yer, ifade özgürlüğü hakkı çerçevesinde düşüncesinin duyurulan yeri olur. Yazılı ve görsel medya bu söylemlerinin sergilendiği önemli bir araçtır.

Özellikle televizyon kanalları gündeme ilişkin konularda konuk konusunda hemen hemen her dönemde sıkıntı çekmezler.

Eğitim iyi bir donanım olduğu gibi kişiliği geliştirendir. Hayatta söz sahibi olmak kişiliğin gelişmesiyle örtüşür. Hedef geleceğe yönelik olursa anlamlıdır. Eğitim ile kazanılan diploma olabilir. Ancak farkındalık ve başarı sorumluluk gerektiren olgular olup kazanılan donanımı kullanmak ayrı bir yetenektir. Geçenlerde bir yazı okurken dikkatimi çeken mentör kelimesi olmuştur. Mentör bir kralın savaşa gitmeden önce oğlunu emanet ettiği en yakın arkadaşı ve kralın 20 yıl süren savaşta oğlu prensi kralın yokluğunda en iyi şekilde eğiten bir kişinin mitolojik varlığıdır.

Belkide çağımızda mentör ile eş anlamlı bir makamı eşleştirecek olursak adına danışman diyebileceğimiz, deneyimli, akil, alanında uzman olduğu kadar, global düşünüp yerel uygulamalar ile öneriler yapabilen donanımlı insan kaynakları aklımıza gelecektir.

Mentörlük; mentör ve danışan arasındaki anlaşmaya dayandırılır. Geçmişten bu güne tecrübeye verilen önemde, anlayışa ihtiyaç duyduğumuz, birlik ve beraberliğin son derece önemli kritik denen, karar , gerektiren her eşikde, bir an durup bütün birikimleri düşünüp, değerlendirmek kaydı ile ayağımızı, adımımıza göre denk atarken, düşüncelerimizin içinde en mantıklı kararın biz biliriz biz yaparız esasında olmaması gerektiği sonucunda, mentörün görevinde, korkusuzca düşüncelerini ifade edebilmesi gerektiğidir. Ancak ülkemizdeki siyasiler bu seçimlerinde işi bileni,işe aidiyeti olanları değil, kendilerinin tutumunda ve aklında konuşanları, tercihte sınır tanımayanlardır. Sonuçta her zaman kazanan iş yabılabilirlikten öte bu gibilerin kazanımları ile sadece zamanın harcanması bol keseden yapılır olmaktadır. Her harcama sonunda iflası getirebilir riskini taşıyorsa ve kararlarda temkinli olmaya ve donanımlı mentörleri kaybetmemek gerekiyorsa bu insan kaynaklarının kayıbına dur demenin zamanıdır. Ne demişler ‘İşleri, denenmiş kimselere danış, zira onlar kendilerine pahalıya mal olmuş doğru görüşleri, sana bedava verirler.’ Uymaları tavsiyesi ile 4’lüyü 12-9-3-3 hükümetini açıklamaları ve icraatları ile izlemeye devam edeceğiz. Müşavir yaratmayacağız diyenlerin akibetindeki sorumluyuz deyip sorumsuzca hareket edenleri, KKTC Meclisinde ivedilik kararını oy çokluğu ile alan, müşavirliği kaldıracağız deyip bir çok komplikasyonu beraberinde getirecek yasal deyip yasallığı tartışılacak tasarının meclisten aynen geçmesi sonucu, telafisi mümkün olmayan yaraları kapanmaz kılacaktır, denmedi demeyiniz!

Mal bulmuş mağribi

Mal bulmuş mağribi

KKTC’nin 12 Milletvekilli Partisinin Başbakanı Sayın Erhürman icraat dediklerini basına izah etti,anlattı dinledik. Kağıt kalem not aldık. Müşavirler, atamalar, yasa, Yenierenköy Belediyesi için Cuma gün esasta belediyenin sendika tetbir önerisi gelip gelmediği neye karar verdikleri hakkında konuşulmadı. Evkaf malları ve evkafın on yıl süreli kira sözleşmelerinin istatistiki bilgisi verildi. 81 kira sözleşmesinin dağılımı içinde konut,yurt,5 yıldız otel ,turistik tesis , dernek, gazino ve hatta genel ev yapımındaki 2 arazi sözleşmesi halkın bilgisine getirildi. Evkafa mal bağışlayanların amaçlarının din konusundaki hassasiyetleri hilafına gelir sağlama amaçlı kira sözleşmeleri yapıldığı iddia ile ifade edilirken ayni hükümetin genelevler hususunda bizzat yapacağı açıklanan çalıştay varken bu kiralama işlemlerinin ön plana çıkarılılması ile ipe sapa değmez konalarda, gündem yaratıldı. Geçim derdine çarelerin ne olduğu hususunda hiç bir somut ifade kullanılmadı. Yapılan bilgilerin toparlanması işi zaten dosyalarda var olandı. Dosyada olmayan bilgi aksi halde nasıl yüksek sesle ifade edilecekti, mal bulmuş mağribi gibi açıklamalar uzatıldı gitti. Sayıştay raporlarındaki devlet kaybının akçeli kaybının kişilerden istenmesi vermedikleri takdirde konunun başsavcılığa iletileceği hususunun genelge ile ilgili birimlere bildirildiği denetim sonucundaki raporların öneminde bunun şart olduğunu tekrarlandı durdu. Sayıştay denetimlerinde esas, bütçe içerisindeki rakamsal verilerin yasalara uyumuna, yönetim kararlarına göre, sevk ve idarenin denetimidir. Denetim memurlarının bu kriterde yaptığı denetleme raporu Sayıştay başkanı ve üyelerce değerlendirip sorumlu oldukları birimlere denetim raporunu göndermektedirler. Ayni anda KKTC Meclis’ine de dağıtım yapılmaktadır. Denetim illaki yolsuzluk saptaması için de yapılmaz. Geçen yazılarımda da belirtiğim üzere her partinin iktidarda olduğu zaman vardır CTP 12 yıl DP ise 12 yıl 9 ay iktidar koltuklarındaydı. Bu süreler kısa değildir. Her iktidarın bakanlıklarının ,kendilerine bağlı olan daire ve kurumlardan sorumluluğu vardır. Denetim, kanıtlara göre yapılır. Varsa bir aksilik halli yoluna gidilir. Halli yolunda gerekli düzenlemeler geciktirilmeden yapılır kriterse kriter tüzük ise tüzük ihale ise ihale şartnamelerinin maddeleri maktu hale getirilir. O bunu yaptı bu bunu yaptı yaygarası ile bir yere varılması mümkün değildir. Halkın Başbakandan beklediği iddialar değil somut sonuçlardır. Kafa karışıklığı yaratıp, bir kabinenin tecrübesizliğini laf kalabalığı arkasına saklamak marifet olmamalıdır. Başbakan Devlet Laboratuvar yangını sonrası sigortadan iki yıldır devletin alamadığı paranın tahsilatının yapılıp yapılmayacağı için Cuma gün konunun netleşeceğini bu arada gıda uyuşturucu ve su tahlillerinin yapılamadığı gerçeği ifadesi de ne derece kayda alınacak bilmiyoruz. İlgili birimlerin önceki açıklamalarında veteriner Dairesi laboratuvarının bazı hususlarda devrede olduğu söylenmişti. Bu konu da saldım çayıra mevlam kayıra diye noktalandı. Başbakan gençlik projesi kapsamında yoksulluk bölgelerineden okullardaki rehberler vasıtası ile seçilecek 30 kişilik gruplara 7 üniversite desteği ile ulaşım evden okula şeklinde öğrencilere bilim ve spor etkinliği kollarında eğitim verileceği ve üniversite uyumu sağlatılacağı ifade edilerek bu programda yer alacak 7 üniversitenin ismi verilmiştir. Elbette üniversiteler yetenekli çocukları tesbit etmek isteyecektir. Henüz proje hayata geçmemiştir. Bu proje de birinci basın toplantısında açıklanan 15 Projenin içinde var olandı. Henüz başlamadı. Spor Federasyonu müsabakalar EUSA derken Japonya’da Kıbrıslı Türklerin müzik başarısından söz edilmedi halbuki bu başarıda adı geçenler ile Japonya’da Tokyo’da Sayın Dr. Recep Akdağ’ın görüştüğü medyaya akan haberler arasında idi. Gazetecilere, Erhürman cevap vermeye çalıştı. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yol ayrımı söylemi ne demek sorusuna verilen cevap ilginçti. Erhürman yemeğin niyet konusunu ortaya çıkaracağını şimdiye kadar malumun ilanının işe yaramadığını ve partisinin bu yemek muhabbetinden neler beklediğini söylerken çözüm konusunda umutsuzluğu gözlerine yansıyan oldu.

Tarih Sümerle başlar

Tarih Sümerle başlar

“Niçin beni orada meslektaş ve arkadaşlara şikayet edip duruyorsun… Unutma, ne hileciyim ne de kötü. Yalnızca paranı gönderemiyorum. Bu nedenle bunları söylüyorsun…” diye kilden yazılmış tablet üzerine tüccarın tüccara yazıdığının çevirisini okuduğunuz zaman şimdiki ekonomik sıkıntı içinde olan ticari erbabın arasında gidip gelen yazışmaların internet ortamında ve tüccarlar arasındaki anlaşmaların e-mail ortamında zamanımızda da sürdürüldüğünü görüyoruz ve de değişen çok fazla birşey olmadığını görüyoruz. Söz uçar yazı kalır sözünün kanıt belgeleri bu gün için dosyalarda, bilgisayar hard diskinde kanıt niteliği taşıdığını ayrıca biliyoruz. Eski yılların birikimini kanıtlarını ve üzerinde o günlerin çivi yazısı ile bu bilgilere ulaşabilindiğini, bu levhalar üzerindeki yazıları okuyabilen dilimize çevirebilen Sümerolog Veysel Donbaz ‘ın o günlerin yaşam biçimine ilişkin bilgi verdiğini çeşitli bilgi araştırmalarından internet ortamından ulaşabikiyoruz. Tarihsel süreç içerisinde bu levhaların bir kısmının Kayseri yöresinde bulunduğu ve eski Asur dilinde yazıldığıdır. Bu yazıların ana temasının ise günümüz ticari hayatının benzeştiğin söylenmiş olması aslında ne insanların farklı, ne de ticaretin yapılış biçimin ve ne Kayserililerin ticaretteki mahareti, ne kadınların iş hayatındaki konumu, ne de dersten sıkılan tembel öğrencinin tavrı günümüzden farklı olmadığının bu levhalardan yapılan çevirilerden çıkan sonuç olduğun ifade edildiğidir.İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bu tabletlerin sergilendiği bilinmektedir. Çevirmen ise, önemli bir hususta kesin konuşmakta bu yazılımları ben çevirmez isem gelir başka bir kişi çevirir demektedir. Bu anlatım içeriğinde bir çok şey vardır. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin çocuk bölümünde öğrencilerle ilgili tabletler sergilendiği , zamanın öğrencilerinin de çivi yazısını, bugünkü gibi çizgi çizerek, heceleyerek öğrendiklerinin belli olduğudur. Ancak orada ilginç olan ve sergilenen öyle bir tablet var ki, çocuğun her zaman çocuk olduğunu, öğrencinin de her zaman öğrenci olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, derste sıkılan öğrencinin kil tabletinin üzerine anlamsız şekiller çizip karalamaya başladığıdır. Sümerolog Veysel Donbaz’ın öğretmenlik mesleğinin kutsallığına olan saygısını belirterek anlattığı Prof. S.N Kramer’in ‘Tarih Sümer’de başlar’ adlı kitabında ve okul başlıklı bölümünde yer verdiği başka bir tablet içeriğinde yani M.Ö. 4 bin yıllarına ait bir Sümer tabletinde bir babanın haylazlık yapan oğluna şöyle seslendiğidir. ‘Yaptığını beğenmiyorum. Adam ol. Hocanın önünde derslerini aç, tabletini yaz. Seni zor işlere göndermedim, çift sürdürmedim, arazi işi yaptırmadım, hadi adam ol artık.” ancak bu sözlerin çocuğun bir kulağından girip ötekinden çıktığı daha sonraki gelişmelerden anlaşılması üzerine ailenin öğretmeni yemeğe çağırdığı hatta bir takım elbise hediye ettiğidir. Öğretmen ertesi gün çocuğu “katiplik mesleğine verdiği emek ve kısa zamanda gösterdiği gelişme” karşılığında talebelerin başı, yani sınıf başkanı yapıyor. Donbaz’ın söylediğine göre, bu tablet aynı zamanda tarihe geçmiş ilk rüşvet belgesidir. O günün levhaları bu günün tabletlerinin internet ortamındaki tercümesi olduğuna göre öğrenecek çok şey vardır. Her lisan ve meslek insanın dilindeki söz ve elindeki altın bileziktir. Eski yazıları okuyup günümüze aktaracak insan kaynaklarına ihtiyacımız vardır. Bu gün, KKTC’nin 4’lü hükümetinin başı Başbakan Tufan Erhürman’nın Cuma günlerinde yapmayı tercih ettiği basın toplantısını dinleyeceğiz. İki basın toplantısı arasında yangından mal kaçırır gibi yapılan atamaları ve yeni dedikleri ama memur camiasında üst kademe yöneticiliğini zora sokacağı ifade edilen, hukuki süreçler başlatılacağı muhtemel müşavirler yasasını hangi kılıf içine saklayacaklarını öğrenmeye çalışacağız. Unutulmayan ise 4’lü hükümet kurulması protokolünde hukuk bilgileri ile Meclis Başkanı seçecekleri Sayın Angolemli, mutabakatıdır.

Sadık olmayanların barınması

Sadık olmayanların barınması

Sayın Hüseyin Özgürgün Başkanlığındaki Ulusal Birlik Partisi seçimlerden birinci çıkmış ve milletvekili sayısı ile elli kişilik meclis koltuğunun yirmibirinin sahibi olmuştur. CTP -HP -TDP -DP tarafından yani toplamında 27 milletvekilinin parti başkanlarınca istenmeyen parti ilan edilmiştir. Onların bu davranışı seçmenin %36 tarafından tasvip edilmeyendir. 21 milletvekilinin, muhalefeti ve KKTC meclisinde konuşmalarına ,muhalefet görevini yapmalarına da oldukça sert tepki gösteren 4’lü oldular. Nerdeyse UBP milletvekillerine, susun oturun diyecekler,kürsüden bağırmayın, dediklerini duyanlar hayretler içinde onların bu tavırlarını Meclis Tv BRT2 den izleyen halkımızdır. 21 milletvekilinin muhalefetine karşı durmak, hükümet etmek ve varsa eğer icraatlarını hayata geçirmek pek de kolay olmasa gerek . Öyle durumlar var ki eleştirileri yapılacak, konuşmalar ile dile getirilecek ve istenilmesi gereken hususlarda öneriler mutlaka yapılacaktır . Bir bakıyoruz ki mevcut hükümet sadece deve kuşunun kuma başını soktuğu gibi geçmişin dosyalarında günlerini geçirmekte ve bu dosyalardan hareketle iş yaptıklarını zannederek geçen vaktin çalışma olduğu varsayımı ile hareket etmektedirler . Elbette dosyalar varsa, yolsuzluk varsa unutulmasın. Lakin bir yerde çizgiyi çekip yeni hamleler için projeleri hayata geçirmeleri gerekir. Geçen hafta Başbakan Tufan Erhürman basın toplantısı yapmadı sadece Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı ile yalnız gittiği haftalık görüşme sonrası Sarayın kapısında beyanat verdi. Bu arada müşavirdi, yasaydı,çıkacaktı ,görüş beklentisi var derken , güven oylamasından bu güne geçen süreyi abur,cubur mahiyetindeki işlerde harcadılar. Bakanlar kurulundan meclise sevk ettikleri söylenen müşavirler yasa tasarısı önerisi meclise herhalde posta güvercini ile gönderildi ortada yok deniliyor. Devlet işi ciddiyet isteyen konulardır. Dün söylenenlerin bu gün unutulduğu bir zeminde sözüne sadık olmayanların barınması mümkün değildir. Siyasi zemin kaygandır,kaydığın gibi düşersin haberin olmaz. Nitekim dün sosyal medya hesabım Facebook ‘dan bir arkadaşım Sayın Kudret Özersay’ın 19 Mayıs 2017 yılındaki sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımını bana gönderdi .Paylaşım bu gün hükümette olan Kudret Özersay’ın bir bakıma bu sözleriyle, yapılan icraatlara ve atamalara bakıldığında, örtüştüğü görülmemektedir. HP Başkanı Özersay’ın şiddetle eleştirdiği bir konuda, ortaklığı sırf hükümette kalması için, temiz toplum temiz siyaset anlayışından verdiği tavizi mi olduğu karışık bir durum arzetmektedir. Yorum okuyanların olsun. Kudret beyin paylaşımı aynen şöyle; ‘Emekliliğine az bir süre kala, Partisi tarafından müdür ve müsteşar atanan,sonra da devletten birkaç yüzbin TL daha fazla emeklilik ikramiyesi fazla alan; bir o kadar paraya daha denk gelen, bir emekli artışı maaşı alan, yetmeyip üstüne Bakanlar Kurulu kararıyla,keyfi şekilde sağlık yardımı da alan insanlar ve bunu mümkün kılan partiler…. Bu ülkeye bu kötülüğü yapanları sandığa gömmek ve hayatımızdan çıkarmak boynumuzun borcudur. Hukuk devleti yaratacağınıza PARTİ DEVLETİ yarattınız, insanları devletten soğuttunuz. #bıktırdınız ‘ yazan bir Özersay bu gün hükümet mutabakatında herşeyin isdihdamlar dahil bakanlar kurulunda masaya yatırılacağı açıklamaları basın önünde yapılırken Sayın Kudret Özersay da o masa etrafındaydı. Biz anlaştık hükümeti kuracağız diyen parti başkanları arasındaydı. Peki bu paylaşımın yapıldığı 19 Mayıs gününden bu güne geçen sürede Kudret bey zihniyetinde değişen nedir? Kararnameler yazılırken, paylaşımında eleştirdiği atamalar yapılırken, müşavirlik yasası ile müktesep hakların geleceğindeki belirsizlik sürerken, gözü açık bu yasayı bekleyen ilgililerin yüzündeki şaşkınlığı görmüyormu? Görüyorsa koltuk bu kadar tatlı mı geldi demezler mi , nitekim ciddi fısıltıların sesi 9 kişilik milletvekilinin davranışları dahil ahali tarafından tahlil edilendir sonuçta kararı halk jürisi verecektir. Haberleri olsun yapmayız dedikleri ile yaptıkları arasındaki tezatın farkında olan çok insan vardır.

Vur patlasın çal oynasın

Vur patlasın çal oynasın

Pazartesi gün Meclis görüşmeleri, “vur patlasın çal oynasın”, mahiyetindeki konuşmalar ile boş vakit öldürme tadında, zaman zaman yükselen sesler, üslupta değişiklik ve asabi bir ortamda sürdü gitti. Yasama günü nerde ise heba edildi. Sonuç ise hiç bir anlam ifade etmeyen bekleyiş… Sıfır hükümet, sıfır icraat, boş koltuk görselliği ile saatlerce izahi konuşmalar yapıldı. Yürütmenin başı Sayın Erhürman yeleği ile salonda dolaştı, kürsüde ceketi ile cevap verdi, sinirlenme konusunda hassaslığını sözlerine eklemekten çekinmedi.
Sayın Nazım Çavuşoğlu’nun ve bilhassa Sayın Ersin Tatar’n ister patlayın, ister çatlayın, Yenierenköy Belediyesi için çalışan personelin haklarına halel gelmeksizin formül bulmak zorundasınız özetindeki konuşmalarına, Erhürman cevap verirken hukukçu olduğunu yine vurguladı. UBP Milletvekili ve kendisi gibi hukuk okuyan ve iyi saptamaları olan Oğuzhan Hasipoğlu’nun sorularına, cevap vermeye çalışırken Erhürman’nın Girne CTP milletvekili Avukat Fazilet Özdenefe ile bu konuda paslaşma yaptığı ise ekranlara yansıyan oldu. Anladığımız kadarıyla Yeni Erenköy Belediyesi’nin ve Karpaz Belediyesi’nin birleştirmesi hususundaki Bakanlar Kurulu önerisi ve konuşmalarını bir yana koyun, bahse konu belediyelerde çalışan personelin gelecek kaygılarının giderilmesi yönünde alınacak tedbirlerin neler olabileceği hususunda konuşmaların yapılması gerekirken 4’lü hükümetin başından sadece Cuma’ya kadar sendika önerisi beklentisinde olduklarını öğrendik.
Sayın Tatar’ın konuşmalarında Çalışma Bakanı Zeki Çeler’e işçi haklarını savunmuyorsun sessizliğini koruyorsun eleştirisine Zeki Çeler kürsüden cevap vermiş ve Tatar’a UBP kurultayına hazırlık yaptığını söyleyerek başlamıştır. Zeki Çeler’in kürsüdeki görselliği yorgunluktan mı olacak nedir bilinmez dağılmış bir hal görüntüsünde idi, gözleri hani derler ya kan çanağına dönmüş hali ile acaba hasta mı diye izlenim bıraktı. Gece gündüz çalışmak zor tabi… Ancak fazla yorgunluk alınacak kararları aksi yönde etkileyebilir diye de dikkatli olunması gerekendir uyarısını kendine yapmak, iyiliği içindir. Çeler, belediye çalışanlarının haklarını takip ettiğini, hesapları yaptırdığını yedi milyon gibi bir meblağdan konuşmaları arasında bahsetmiştir ancak nihai bir karar söyleyememiştir. Sayın Tatar ise siyasette bir ömür tükettiğini devamlı gezdiğini insanları dinlediğini siyasetin sinir işi olmadığını, birlikte konuşma sanatı olduğunu genel kuruldaki bütün milletvekilleri kucakladığını söyleyerek sözlerini bitirmiştir. Yeni iskele milletvekili Yasemin Öztürk de konuşmasını Yenierenköy belediyesindeki işçilerin zor durumları hakkında yapmıştır. (Pazartesi-Salı)Meclis konuşmalarında Erhürman Evkaf malları, sözleşmeler geriye dönük denetimler ve Dome Otel hakkında bilgi vermiştir. İstanbul Teknik Üniversitesi sözleşmesinin iptal edilebileceğini ifade eden Erhürman’na Dr. Özdemir Berova’dan Uluslarası anlaşma olduğu için iki yönlü iptal ile Meclis kararı gerekmiyor mu? Sorusuna Sayın Dr. Recep Akdağ ile bu konuları mutlaka görüşecekleri cevabını verilmiştir. Daha sonra kürsüde söz alıp konuşan Berova Erhürman’nın Meclis kürsüsünden defaatle 3.Kararname atamaları için; nokta, virgül , noktalı virgül diyerek vurguladığı yeni müşavir yaratmayacağız sözünün, tersini yaparak Eğitim Bakanlığı için üç yeni üçlü kararnameyi imzaladığını ifade eden Özdemir Berova atanan kişilere karşıtlık değil prensipte asla yapmayacağız denilen konularda 4’lünün sözlerine sadık kalmadığını, emekliliğine bir yıl kalan kişiye dahi müdürlük verildiğini de sözlerine eklemiştir. Berova’ya Erhürman ve Eğitim Bakanı atamalar ile ilgili cevap vermekten kaçınırken, Sayın Özyiğit eğitimi yeniden yapılandıracakları hususunu tekrarlamıştır, Salı günün kayda değer ifadelerini ise evkaf bizim yönetimimizde ise müdür ve yönetim kurulu başkanını ben atıyorsam yapılacak icraattan sorumluyum diyen Erhürman kullanmış ve evkaf yöneticileri için, saldım çayıra mevlam kayıra gibi hareket etmeyecekleri gibi davul ellerinde ise tokmağında elinde olduğunu söyleyişi ile güne damgasını vuran olmuştur.

İyi kitabın övgüsü

İyi kitabın övgüsü

GaziMağusa Belediyesi katkılarıyla kitap tanıtım ve imza gününde Prof.Dr.Mehmet Hasgüler’in ‘Kıbrıs & Siyasi El Kitabı ve Sözlüğü’ için düzenlenen gece, Buğday Camisi’nden takip ettiğimiz kadarı ile büyük katılımla gerçekleşti. Bu tanıtım, basın camiasında epeyce ses getiren oldu diyebilirim. Sosyal Medya ‘da kitapla ilgili yorumları,röportajları, ayrıca Sayın Ali Baturay’ın gazetesindeki köşe yazısını okuduktan sonra bu konuda bizlere de, hem bukadar önemli ve lüzumlu bir eseri tanıtmak, ayrıca kitabın yazarına ,emeğine karşı, yeni eserlerinde motivasyon sağlamak açısından, köşe yazılarımızda yer verilmesinin, hepimize düşen bir görev olduğu gerçeğinden hareketle kitap ve yazarı hakkında, yazmaya karar verdim. Sayın Mehmet Hasgüler halen KKTC ‘de Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulunda üye olarak görev yapıyor. Kıbrıs’ta ve yurtdışı temaslarında, televizyon programlarında ve özellikle Ak Partinin Siyaset Akademisi programlarında, son yıllarda Türkiye’de, Hasgüler’in Akademisyen kimliğiyle verdiği dersler ile adından sık sık bahsedildiğini basın haberlerinden okumaktayız. Hasgüler’in Üniversitelerde ders kitabı olarak okutulan kitapları yanında kendisine ait birçok kitabı olduğunu internet ortamında görüyoruz. Biliyoruz. Kıbrısta öncelikli kitaplar denildiği zaman kendi ülkemizin yetiştirdiği çok değerli yazarlarımızın kitapları ön plana çıkıyor. Akademisyen Mehmet Hasgüler’de araştırmacı yazar kimliği, Uluslararası İlişkilerde ve bilhassa Kıbrıs konusunda uzmanlığıyle oldukça popüler bir isim. Kendisi ile YÖDAK’a yaptığım bir ziyaretimde tanışmış, sonrasında ise araştırmacı kimliği ile bazı sorularına muhatap olmuş, daha sonra ise kendisine, istemiş olduğu Ulusal Birlik Partisinin 51 kurucu isminini ulaştırmıştım.Kitabı sayfalarında, UBP’nin kurucularının isim bazında yer alması ,siyasette ve siyasi partilerde var olmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bilgilerdir diye özellikle bu hususu belirtmek isterim. Her kurucu ismin, geçen siyasi süreçte, siyasi mirasının, nelere kadir olduğunun, incelenmesinde, babalar ve evlatların duruşundaki eşik açısından, isimlere bakılması önemlidir diyorum.Mehmet Hasgüler, Kıbrıs’taki tüm siyasi partilerin ilk günden bu güne gelişi ve Kıbrıs meselesi ve Kıbrıs’la ilgili tüm aktörlerin kronolojik anlatımında okumanın süreklilik arzeden üslubu ile kitabını yazdığı, okuyanlar tarafından tesbit edilip görülecektir. En son aldığım kitap hangisi diye sorarsanız.Prof.Dr. Mehmet Hasgüler ‘in yazdığı ‘Kıbrıs & Siyasi El Kitabı ve Sözlüğü ‘ diye cevap veririm. Kitabın içeriğinde Kavramlar,Kurumlar ve Aktörler var. Hasgüler’in kitabı içinde bahsettiği olayların çoğuna aşinayız. Kitabın sayfalarını çevirdiğiniz zaman içeriğinde, olaylarda ve anılarda, bir an için yeniden haşir neşir olduğunuzu okurken hissediyorsunuz. Ve diyorsunuz ki iyi ki böylesine iyi yetişmiş donanımlı kişilerimiz, kitap yazmışlar ve gelecek nesiller için kaynak yaratmışlar diye de gurur duyuyorsunuz. Kıbrıs, siyasetin çok konuşulduğu ve yazıldığı Akdenizin 3.Büyük adasında Sayın Hasgüler’in kitabında siyasi kurumlar tarihçesinde ,belli başlı kişilerin ve Kıbrıs konusuna müdahil ülke ilişkilerinde aktörlerin varlığını, düşünce tarzlarını ve felsefelerini görmek mümkün. Hasgüler 638 sayfalık kitabının bir sayfasında, Lefkoşa Saray önünde, eczahanesi kapısında onu selamlayıp, çoğu kez konuştuğumuz Kamruran Aziz’e ait bestenin; ‘Kıbrıs bir adamıdır Cennetten parçamıdır Kıbrıs’ın güzel kızı Yanakları kırmızı Akdeniz’in yıldızı Ah! Kıbrıs’ım Kıbrıs’ım’ sözlerinede yer vermesi, okuyucuyla iletişimi kolaylaştırdığı ve sanatçıya verilen önemi vurgulaması açısından memnuniyet verici ve takdire değerdir. Sayın Hasgüler’in kitabında, birçok sima var, hepsini yazıma taşımam mümkün değil ancak Dr. Derviş Eroğlu, Mustafa Çağatay, Ahmet Mithat Berberoğlu, Özker Özgür’ü Naci Talat Usar’ı ayrıca Asil Nadir’i , Reşat Akar’ı, Akay Cemal’i Dr.Fazıl Küçük, Rauf Raif Denktaş’ı oğlu Raif Denktaş’ı , Kemal Denizi, Mustafa Akıncı’yı okumak, okudukça tanıdık ve konuşmuş olduğumuz bu kişiler ile o günlere ve çok eski hadiselere kadar gitmek tarifi imkansız duyguları okuyucuya hissettiriyor. Daha nice isimler ve anlatımları kitabın içeriğindeki, varlığında ,Kıbrıs adasını bütününde okumak, yeniden ruhunuzda hissetmek istiyorsanız, bu kitaba sahip olmak durumundasınız. Kitabın evinizde ,kütüphanenizde yer alması için zaman geç değildir. ‘Çoğu zaman unutuluyor olsada Kıbrıs bir Akdeniz ülkesidir ‘ diyen Mehmet Hasgüler ‘e böyle bir esere imza attığı için teşekkür ederken akademik başarılarının devamını dileriz. Ne demişler ‘İyi kitabın övgüsü kendi içinde saklıdır.’ İyi okumalar!