Tag: Meclis

Bari sen gül

Bari sen gül

Geçen gün Facebook’ta hiç yüz yüze tanışmadığım ancak arkadaşım olarak kabul ettiğim bir kişinin köşe yazarı olmam hasebiyle son çare bana messenger aracılığı ile mesaj atarak ulaştığını tesadüfen gördüm. Tam da “Bilişim Suçları Yasa Tasarısı”nın KKTC Meclisinde oylanacağı gündü. Bana Facebook sayfasından kendi paylaşımlarına yapılan bazı yorumların fotoğraflarını gönderdi. Hiç de hoş olmayan bu gönderileri okudum. Keşke yazılmasaydı dedim. Yorumların silindiğini söyledi ama fotoğraflar kişinin arşivine girmişti bile… Yasa onaylandı Cumhurbaşkanı onayına sunuldu, resmi gazetede ilan edilip yürürlüğe girecek. Demek ki bundan sonraki süreçte kişilerin kuracağı cümlelerin önemi hukuk süzgecine uygun olmasına, dikkatten geçecektir. Geç kalmış bir yasa idi. Oybirliği ile geçti, gelişmelerin takipçisi olacağız. Facebook arkadaşımın o gün için o yazılanlara çok içerlediği daha sonra görüntülü yaptığımız görüşmede sesinden ve yüz ifadelerinden belli olandı. İki erkek çocuğunun annesi idi ve görüştüğümüz anda bir oğlu yanındaydı,onunlada da konuştum. Çocuklarından biri ilkokul son diğeri orta okul son sınıfta olduğunu öğrendim. Görüntülü telefon görüşmesi sırasında duvarda asılı levhayı gördüm yaklaştırsana dedim “ Gel Gave İçelim” diye üzerindeki yazıyı okudum. İşte o zaman bana kendinden bahsetsene dedim. Adım “Sengül” dedi, adımı annem koydu, sonradan annesin kendisine ben hayatta gülmedim, bari sengül diyerek adı ile ilgili açıklamayı da sözlerine ekledi. Kahveyi çok seven birisi olarak bunu sordum. Belki bir gün yolum düşerse bu fedakar annenin kahvesini içerim diye de düşünmedim değil. Aklımdan geçen soruları hemen sordum. Neden GAVEM dedim cevabını şu açıklamaları ile verdi. Bir defa ülkesini seven bir kişi, İzmir’den memleketimize ses sanatçısı olarak gelmiş eşi ile tanışmış ve evlenmiş. Mesleğini icra edememiş çünkü eşinin müsaadesi olmamış, pişman değil, ancak çok yakın arkadaşlarının önemli günlerinde, sanata olan sevgisini sesi ile duyurmaya çalışmış olan bir iş insanı. Köyünü sordum YeniBoğaziçi dedi. Alıştın mı dedim köy beni bağrına bastı dedi. Belediye Başkanınız kim dedim Sayın Mustafa Zurnacılar dedi ona bir de “ Muharrem Kuşaf “diye sordum o bizim Belediyede Asbaşkan dedi Kuşaf diye sordum çünkü çok sevdiğim bir arkadaşım ile nişanlı ve evlenecekler. Sengül hanım köyün ilk okulunda 4 yıl okul aile birliğinde görev almış asbaşkanlık yaptığını anlatırken, hatta oğlunuzu bakanlığı sırasında ziyaret ettik diye de ayrıca belirtti. Konuşmamızı samimiyet çerçevesinde sürdürürken İtalya’da başlayıp dünyaya yayılan ve tabiatı, insanı, tüm canlıları doğal ve eko-yaşama yönlendirmeyi amaçlayan cittaslow (yavaşşehir) akımına KKTC’de seçilen belde olarak köyünden gururla bahsederken bu yönde açılan kurslara da gittiğini sözlerine ilave etti ve “yerel üret, yerel tüket” sloganından hareketle Gavem dükkanında öğütülmüş kahve satmaya başladığını ifade etti. Pazar günleri korona virüs çıkmadan önceleri köy meydanındaki etkinliklerde kumda kahve pişirdiğini de anlattı. Sengül Kasap evli eşi Altınova köyünden kendisi Türkiye’den gelmiş özveri ile çalışan bir eş, çocuklarını seviyor, ailesini seviyor en önemlisi köyü YeniBoğaziçi ‘ni ve KKTC’ni sahipleniyor. Ne demiş düşünürler; ”Altı tane sadık hizmetkarım var, bütün bildiklerimi onlar bana öğretti, isimleri: Ne, Niçin, Ne Zaman, Nasıl, Nerede ve Kimdir.” İşte bu soruların cevapları sonucunda yazdığım yazı ile yeniden hatırlatmak isterim ki bundan sonra herhangi bir konuda sosyal medyayı kullanırken bilişim yasasına sakın ola aykırı hareket etmeyin…

Jet ile gelen siyasi kararlar

Jet ile gelen siyasi kararlar

KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı 11 Ekimde yapılacak seçimin erkene alınması için siyasi parti liderleri ile sarayda toplantı yapıp konuştu. Sonuç tarihin değişmemesi yönündeki görüşlere takıldı. Mutabık kalınan tarih yeniden teyid edildi. Geçen hafta KKTC Meclis genel kurulu iki tam gün mesai yaptı. Ercan Havaalanına inen jet uçak ve yolcuları için özellikle sağlık ve test konusu olmak üzere giriş yapan kişilerin ülkedeki kısa yaşanmışlıkları üzerinden, muhalefetin keskin soruları ve iktidarın cevapları halkımızı Meclis tv’ye kitledi. Sosyal medyada, geceli gündüzlü bu konuda olumlu veya olumsuz yorumlar zaman tünelinden hiç eksik olmadı. Konu ile ilgili herkes bir birini suçladı, ancak kamu oyu yargısı hiç de hoş oluşmadı. Sonuçta polis genel müdürlüğü tarafından tahkikat neticesi bekleneceği intibası ağır bastı, kabinede değişiklik olabileceği hususu gündeme geldi ve nihayetinde Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar Turizm Bakanı Sayın Ünal Üstel’i atadığı bakanlık görevinden alarak yerine UBP Girne milletvekili Sayın Kutlu Evren’i bakan olarak atadı. Sayın Kutlu Evren’nin Vikipedi, özgür ansiklopedideki kişisel bilgilerine internet üzerinden baktım. Hacettepe Üniversitesi İşletme Yönetimi ve Turizm bölümünü tamamlamış olduğu ve Sayın Ayşeğül Baybars’dan önceki KKTC İçişleri Bakanı görevini yürüttüğü bilgisini yeniden ulaştım. Siyasette görev değişiklikleri zaman zaman yapılmaktadır. Nitekim, Başbakan Tatar, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, son yaşanan siyasi gelişmelere bağlı olarak UBP içerisinde yapılan değerlendirmeler sonucu kabinede değişikliğin yaşandığını açıklamıştır. Siyasiler yani seçilen milletvekilleri bunu bilerek hareket etmek gereğini bilirler ve kendilerine tevdi edilen görevleri yapmak üzere “makam görevi” ifa ederler. Genel Seçimde milletvekili adayları halkın kendilerine reyleri ile verdikleri irade ile hareket etmek üzere seçilirler. 26 koltuk elde eden siyasi parti ise tek başına iktidar olabilir. Son 14 yılda sayısı oldukça fazla birçok Koalisyon Hükümeti kurulmuştur. CTP-DP, CTP-ÖRP, CTP-TDP-DP , CTP-DP,CTP-UBP, CTP-HP-TDP-DP geçen bu süreçler sonucunda şimdi UBP-HP hükümeti görevdedir. Hükümetlerin kuruluş adı ne olursa olsun, kanunen bir bütün olup bakanlar Kurulunda alınan kararlar resmi gazetede yayınlanmadan yürürlüğe giremez. Ve kararlar oy birliği ile alınır. Bütün bakanların imzasını taşır ve resmî gazetede ilan edilir. Örneğin süt fiyatları mı değişti her bir bakanlık açıklanacak olan fiyat artışı değişikliğine oy verendir. Karar öncesinde ilgili bürokratların ve önerge sabibi bakanın mevcudiyet gösterdiği toplantıda önerge için detaylı bilgi verdiklerini konunun tartışıldığını ve ortak kararın çıktığını bürokratlık yapmış birisi olarak bilmekteyim bu gibi toplantılara katılmışlığım vardır. Önerge ile ilgili diğer bakanların eğer soruları varsa teknik düzeydeki açıklama ilgili bakanlığın üst düzey teknik elemanları tarafından cevap bulmaktadır. Karar verildikten ve karar zapturapt altına alındıktan sonra hiç bir bakanın çıkan karar için yok biz yanıldık veya yanıltıldık demek hakkı etik değildir. Bakanların toplantıya giderken beraberlerinde götürdükleri klasörde ve en üste yer alan gündemlerindeki önergeleri ve içeriklerini de bilmeleri görevleridir. Sağlık konusunun korona virüs salgını nedeni ile yasakların sık elenip sık dokunduğu zamanda havadan, karadan denizden ülkemize girişlerin usulüne uygun kurallarının uygulanması ise mecburidir. Konuyu başka yönlere çekip ülkede yatırım istenmiyor izlenimi yaratacak spesifik görüşlerin siyasetçi tarafından açıklanması ise, memleketimiz adına kötü bir örnek teşkil eder. Ciddi yatırımcılar tarafından böyle bir algı ise asla kabul görmez. Velhasıl hayretleri yaşadığımız bir haftayı geride bıraktık. Bu hafta neler olur, neler değişir, hep birlikte bekleyip, göreceğiz…

Teşriki mesainin faydaları

Teşriki mesainin faydaları

Kıbrıs adası iklimi ile ılıman bir seyir izliyor. Nisan yağmurları geçti. Mayıs ayı günleri içinde ilerlerken günbe gün yağmura hasretliği bitmeyen topraklara yağmurun hayat verdiğini,bizler bir bakıma pencereden dışa bakışta izliyoruz. Geçen gün Mesarya ovalarına yağan yağmurun bereketi vardı. Hasat mevsiminde belkide çabuk olmak gerekecek . Çiftçilerin tarlalarda silaj balalarını toplayıp kamyonlarda taşıdığı görsellerini sosyal medyadan bu mevsimde görenleriz. Bütün çiftçilerimize bu zor dönemde, korona salgının korkusunun yaşandığı ülkemizde, KKTC’de üretici kesimin tümüne kolaylıklar diliyoruz. Biliyoruz ki çiftçilerimiz örgütlü ve kökü çok eski yıllara dayanan “Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği “inde sorunlarına çare aramaktadır. Hayvancılıkla iştigal edenler de Hayvancılar Birliği çatısı altında her türlü proplemlerini gerek basından, gerekse ilgili bakanlık nezdindeki makamlara iletmekte ve kamu oyu bilgisine getirmektedirler. Nitekim korona salgını sürecinde UBP-HP hükümetinin UBP’nin kabinedeki Tarım Bakanı Sayın Dursun Oğuz’un Türkiye ile olan iyi ilişkileri ve sorunları, anavatana aktarımı, sayesinde “akmaz ise damlayan “ bir çözümle üretilen fazla sütün imalatçılara verilmesi ve işlenen sütten elde edilen ürünün yurtdışına ihracatı sağlamıştır. Bu gün 4 Mayıs 2020 ve denetimli, kısıtlı normalleşme sürecinin başlayacağı gün, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar tarafından çeşitli ortamlarda alınması muhtemel tedbirler kamu oyu bilgisine getirilmiştir. Önemli olan bu süreçte ekonominin işleyişinde etken olacak hususlar üzerinde tam zamanında ve her sektörün sorunlarına göre strateji sağlanması ve önlem alınmasıdır. Devlet yönetimi bunun için vardır ve gereklerini yapmalıdır. Bu dönemde bir çok çalışan işsiz kalmış, veya işyerlerinin ödeme sıkıntıları sözlü gerekçesi ile ücretleri kendilerine ödenememiştir. Böylesine büyük salgının dünyada olduğu gibi bizim küçük ve yarım adamızdaki sağlıkta olsun ekonomide olsun sosyal hayatta olsun depreminin şiddeti hayli fazla olmaktadır. Bu gibi durumlarda hasar tesbit çalışmaları yürütülse dahi bazı hallerde yetersiz olduğu ayrı bir gerçektir. Türkiye ile ilişkilerde sürdürülen diplomasi kanaatimce yetersizliğini halen sürdürdürmekte stratejik konumdaki ülkemize maddi kaynak aktarımı sağlanamamaktadır. Veya öyle bir kamu oyu yaratılmıştır. Geçen KKTC Meclis Genel Kurulunda konuşan CTP Genel Başkanı Sayın Tufan Erhürman söyleyip de söylemeyeceğim dediği konuyu hukukçu olmasının avantajı ile Türkiye ile olan ekonomik protokol konusunda iktidarları zamanında kendilerine yapılan eleştirilere değinmiyeceğini ifadelendirirken ima dolu sözlerini iktidardan esirgememiştir. Sayın Başbakan Ersin Tatar’ın meclis kürsüsünden her türlü görüşe saygılı olduklarına dair konuşmasıyla halkımızın hemen hemen tümünde teşriki mesaide fayda olduğu babındaki sözleri güven verici oldu. Aklıma gelen ilk söz; 1887 yılında vefat eden ünlü bir şairin anlamlı sözleri idi ve nedense bu güne manidar bir sözdü! “Üstelemek başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun süre ve yüksek sesle çalarsanız, birilerini uyandıracağınızdan emin olabilirsiniz.” Öncelikle Sağlık, saygı, sabır ve sevgi ile…

Nisan’a ne kaldı ? “İşi Yıldırım Bitirir”

KKTC Meclis Genel Kurulu 2020 Mali yılı bütçe yasa tasarısını on gün süresi hitamında görüştü ve oyladı. 23 Aralık Pazartesi gün Meclis yasama ve denetim birleştirilmiş gündem ile toplanacak. Salı günkü Meclis Genel kurulu yapılmayacak ve Meclis on gün kadar tatile girecektir. Pazartesi toplantısında Meclis sel komitesinin nihai raporu gündemdedir. Görüşmesi yapılacaktır. Önceden ifadelendirilen rapor için Sel Komitesi Başkanı Özdemir Berova, “Şuan itibarıyla şunu söyleyebiliriz raporumuz hazırlanmıştır, komitemizde oylanmıştır. Bu oylama sonucu oluşan rapor Meclis Genel Sekreterliği tarafından Genel Kurul’a sevk edilecektir. Genel Kurul’da bütçe görüşmelerinin sonlandırılmasının akabinde ilk Pazartesi yani 23 Aralık’ta Meclis toplantısında rapor okunacaktır. Raporun içeriği konusunda da herhangi bir gizlilik yoktur. Konuşma açısından da bir sıkıntı görmüyorum,oybirliği ile komiteden geçen rapora Halkın Partisi’nin milletvekilleri Hasan Büyükoğlu ve Erek Çağatay’ın bazı maddeler konusunda ayrışık fikirlerini ifade ettiklerini söyledi. Berova’nın, “Raporun oluşma esası şudur; komite genel bir kanaat belirler, tespitler yazılır. Bu tespitler ve kanaat üzerinde eğer ayrışık düşünceye sahip milletvekili var ise bu milletvekillerimiz rapora şerh koymak suretiyle yani ayrışık düşündüğünü söylemek suretiyle kendi düşüncelerini de eklerler. Ayrışık düşünceye sahip HP milletvekillerinin görüşleri de rapora eklendi ve o şekilde Genel Kurul’a gidecek” şeklindeki açıklaması komite başkanı tarafından önceden basına yapılmıştır. Bilindiği üzere, 2018 yılının Aralık ayının ilk haftasında şiddetli yağış neticesinde tedbirsiz yolda, doğanın hiddeti galip gelmiş ve felaket neticesinde Ciklos bölgesinde uçuruma yuvarlanan araçta bulunan 21 yaşındaki Tolga Bekçi, 23 yaşındaki Ahmet Kılıç, 18 yaşındaki Gaye Soyutok ve 18 yaşındaki Günay Kandaz hayatını kaybetmişti. İşte bütün bu meselede olayın oluş sebepleri enine boyuna 23 Aralık’ta Meclis’te görüşülürken ailelerin evlerine düşen ve sönmesi mümkün olmayan ateş, bu günde yeniden alev alacaktır. Sabır gerektiren büyük bir acı ve gençleri rahmetle anıyoruz. Böylesine kazaların olmaması için ilgi bakanlık tarafından gerekli önlemlerin yollarımızda alınması ülkemiz halkının genel isteğidir. Bu günlerde KKTC ‘nin gündemi yıl içerisinde olan hadiselerin yanı sıra 2020 yılı Cumhurbaşkanı seçimidir ve ilk önce adayını CTP açıklamıştır. Genel Başkan Tufan Erhürman partinin adayı olacak denmiştir. Diğer siyasi partilerin adaylarının açıklanması ise an meselesidir. Nisan ayına ne kaldı, seçim yasağı öncesi için az bir zaman vardır. UBP’nin adayının kuvvetle muhtemel Genel Başkan ve Başbakan Ersin Tatar olması beklenendir. Her zaman, her hadisede erken davranan Sayın Kudret Özersay ise HP’nin adayı olur mu bilinmezliği ise halen devam etmektedir. Yeni yıla hızla yaklaşmakta olduğumuz bu günlerin sonucu, elbette adaylıklar nezdinde hitam bulacak ve propaganda dönemi başlayacaktır. Kıbrıs meselesindeki görüş netliği ise seçimin kaderini belirleyecektir. Kaldı ki dış politikada Kıbrıs davası Doğu Akdeniz’deki petrolün paylaşımının içindeki bir mesele olmuştur. Bu meselede söz sahibi ise bellidir. KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimleri kurgusu bunun üzerinden yapılmalıdır. Bu güne özlü söz mü ? “Gök gürültüsü iyidir, gök gürültüsü görkemlidir; ancak işi bitiren yıldırımdır…”

Cevabını duymak istemediğiniz sorular

Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bırakıyoruz ve aile bütçesinin muhasebesini yaptığımız zaman bu denkleştirmenin her yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinindeki Bütçe görüşmeleri günleriyle eşleştiğini görüyoruz. Neşeli günlerin sayısının, üzüntülü günlerin sayısından az olduğu bir zamanda ilerliyoruz. Doğumlar ile ölümlerin arasındaki mesafedeyiz. Kimi zaman aramızdan ayrılan ne çok eş ve dost varmış diye; doğumlar için sevinen, ölümler için yas tutan bir ülke olmuşuz diyoruz. ‘Takdiri ilahi’ diyoruz, lakin vakitsiz dediğimiz trafik kazasında yitirdiklerimiz, amansız hastalık denen kanser illetinin acımasız ve yaşa başa bakmadan uğradığı duraklarda acı çekiyoruz. Sebepsiz kaza, sebepsiz hastalık ,olmadığını biliyoruz ama yukarıdan aşağıya ne denetim yapıyoruz, ne de sağlığımıza dikkat ediyoruz. Geçenlerde Türkiye’de bir okul kantininde satılan enjektör şeklindeki çikolata kapağının bir öğrencinin nefes borusunu tıkaması ile hayatını kaybettiği haberi üzerine çocuklarımıza aman küçük parçalı hiç bir plastiği, su şişesi kapağı dahil ağzınıza koymayın diyoruz. Dikkat için illa ki bir hadisenin olmasını mı bekliyoruz. Aklımıza gelen soru ülkemiz okul kantinleri acaba denetleniyor mu oluyor? Devlet laboratuvar yangını sonrası alınan önlemleri merak ediyoruz. Ülkemizdeki yaşlı bakım evlerinin kontrolünü ve devlet eli ile bu konuda neler yapılabileceği ve yaşlı bakımı önlemlerini merak ediyoruz. Daha bir çok konuda beklentiler her gün ifadelendirilirken ‘acaba?’ ile yaşayıp idare ediyoruz, mantalitesi ile yatıp kalkıyoruz. KKTC Meclis Genel Kurulundaki bütçe görüşmelerinde kürsüye çıkma yarışını izliyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken olması muhtemel adaylardan kim önce adaylığını açıklar diye konuşup vakit geçiriyoruz. ‘Kimsenin kimseye muhtaç olmadığı bir hayat varmı?’ diyoruz. Olmadığını da biliyoruz. Aralık ayında KKTC yaşayan ve girdiği Türkçe sınavında Dünya Birincisi olan kızımız 15 yaşındaki Berilsu’nun Güney Kıbrıs’ta düzenlenen tören için GKRY sınır engeline takıldığını görüyoruz. Türkiye kökenli ve Bülent Ecevit Lisesinde okuyan bir öğrenci kızımızın Metehan sınır kapısından Güney’e geçemediğini görüyoruz. Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay’ın açıklamalarını girişimlerini izliyoruz ama gerçeğin değiştirilemediğini de görüyoruz. Hala daha AKEL ile CTP‘nin yetkililerinin barış ve federasyon için gece tertiplediklerini Twitter hesaplarından okuyoruz. Bu arada Geçitkale Havaalanı için UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar’ın yaptığı bir açıklama ile Geçitkale Havaalanı’nın “Doğu Akdeniz’deki tehditler” sonlanana kadar Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanlığına tahsis edildiğini ve bu hususta Bakanlar Kurulu kararı aldıklarını öğreniyoruz. Yerinde ve zamanında bir karar diyoruz. Öte yandan Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın gerçekleştirdiği basın toplantısında 1960’ın Cumhuriyet’in kuruluşuyla getirdiği rejimin artık varolmadığı bir biçimde, garantiler ve müdahale hakkı dahil yeniden birleşme müzakerelerinde her şeyin masada olduğunu ifadelendirdiğini okuyoruz. “2020’ye giriyoruz diyen Cumhurbaşkanı Akıncı’dan 1960’ta yaşamadığımızı öğreniyoruz! Sayın Akıncı konuları tartışmaktan korkmamalıyız derken ”bazı insanlar !!!” bunu tabu haline getirdiği ithamını Cumhurbaşkanının sözleri arasına sıkıştırdığını ve herşeyi tartışma için her şeyin hazır olduğunu en iyi sonucu elde etmek için çalışacağını da sözlerine eklediğine gazete sayfalarından okuyoruz. Anlıyoruz ki! Sayın Akıncının unuttuğu bu konuda “son sözün” kendisinde olmadığıdır. Hatırlatırken ise güne söz olsun diyoruz ”Akıllı lider cevabını duymak istemediği soruyu asla sormaz!”

Sıfıra sıfır

Sıfıra sıfır

Bir yılın daha son ayının ilk iş gününe geldik. Aralık ayı, hayallerin günlerini omuzlarında taşıyandır. Aralık,yeni yıla, hızla yol alırken her evin mutlaka bir telaşı vardır. Birikmiş bütün bir yılın onbir ayının temizliği sanki bu ayda yapılacak gibidir. En büyük beklenti ise yıllarca değişmeyen ve ödenecek mi? Ödenmeyecek mi? Veya hangi gün ödenecek diye sorulan soru 13. Maaşlardır. Ülkemizde büyük bir çoğunluğun beklentisi bu ay içerinde ihtiyaçları doğrultusunda tesbit ettikleri alımları yapabilmektir. Hayallerini bir nebze yerine getirmektir.Çarşı esnafının beklentisi de budur. Bütçe en basit anlatımı ile “devletin, bir kuruluşun, bir ailenin ya da bir kimsenin ileriye dönük olarak bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerini tür ve ayrıntılarıyla gösteren çizelge.” Olduğuna göre geçen yılın Bütçesi 31.12.2019 da kağıt üzerinde sona erecektir. Artan ve eksilen bakiyeler belli olacaktır. KKTC Meclisi günlerdir sürdürdüğü bütçe görüşmelerini komitede bitirdi. “2020 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı Bakanlar Kurulu’nca; 8 milyar 814 milyon Türk Lirası Gider, 8 milyar 236 milyon Türk Lirası Gelir, 578 Milyon Türk Lirası Bütçe açığı olarak onaylanmıştı” Onaylanan bütçe bazı değişiklikler ile KKTC Meclisi Bütçe komitesi günlerdir sürdürdüğü bütçe görüşmelerini tamamlamıştır. Bu arada Pazartesi ve Salı Meclis normal gündem maddeleri ile toplanacak ve iç tüzük gereği verilecek aranın hitam bulacağı 9 Aralık-20 Aralık tarihlerinde On iş günü kesintisiz olarak 2020 Mali yılı bütçesini görüşecek ve bütçe yasası, oylanacaktır. Demek ki, 10 gün süreyle Meclis Genel Kurulunu canlı televiyon yayınlarında izleyeceğiz. Bütçe görüşmelerinin tamamlanmasına müteakip siyasi partilerde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik adaylık konuları gündem oluştururken UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar, ana muhalefet partisinden Sayın Tufan Erhürman ‘ın adaylık konularının en konuşulur olan adaylıklar olduğunu göreceğiz, Sayın Kudret Özersay aday olacak mı sorusu da cevap bekleyendir, Yeni Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın da aday olacağı kendine yakın çevresi tarafından ifadelendirilendir. Anlayacağımız o ki 2019 yılını geride bırakırken 2020 yılı siyasetin nabzı olacaktır. Bilindiği üzere yıllar içerisinde en dikkati çeken ve hakkında o yıl için söylenmedik laf kalmayan nerdeyse adına kıyamet kopacak dedikleri 2000 senesi Milenyumdur. Şimdi 2020 yılına girerken aradan geçen yılların sayısı 19 sene ya ondan evvelki yıpranmış yıllara ne demeli? Kıbrıs adasında ikamet edenler olarak GKRY ve KKTC yani Rumlar ve Türkler tabi bir de diğer az sayıdaki yabancıların varlığını biliyoruz. 2013 yılından itibaren yani sınır kapılarının açılmasından sonra bu güne kadar da, iki tarafın birbirleriyle ilişkileri karşılıklı geliş gidişlerde kaldı. Bir nevi ticari ilişki bireysel tarzda devam ediyor. Sınır dışındaki ikili ilişkilerin hiç de iyi olduğu söylenemez. KKTC’de barış vardır. Buna rağmen daha geçenlerde bir kısım insanımızın hatta CTP Genel Başkanı Erhürmanın da kol kanat gerdiği barış ateşi yakılması gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı’nın Berlin üçlü görüşme öncesinde kendilerine göre gerekli show yapıldı . Bu etkinlikte ne oldu derseniz? katılımcılar ateşin başında şarkılar söyledi, Kıbrıs müzikleri eşliğinde dans ettiler ve bu etkinlikte sık sık “Kıbrıs’ta barış engellenemez” sloganı attılar. Neymiş CTP Gençlik Örgütü geleneksel ”Barış Ateşiymiş” Geçen yıl Girne’de yaktıkları ateşi bu kez Lefkoşa’da ateşlediklerini izledik. Bir kısım Kıbrıslı Rum sözde barışseverin de yer aldığı gecede Berlin’de gerçekleştirilecek üçlü toplantı öncesi BM’ye ve liderlere güya irade çağrısı yapmışlar. İradeleri ile görüşmeye gidenler, şimdi iradesiz geri mi döndüler desek ayıp olur mu ? Kanaatimce olmaz…çünkü sonuç ” SIFIRA SIFIR ELDE VAR BİR!” ile neticelendi. Bütün bu gösterilerin hangi amaca hizmet ettiği ise bellidir.

Peki sen kimsin?

Peki sen kimsin?

Günlerdir konuşulan “yemek” dillerden düşmez oldu. Menüye kadar konuşuldu masada balıktan fazlası vardı dendi. Rumlar’ın lideri Sayın Akıncı’ya açıkça, tavır koyduğunu bir nevi belirtti. Yemek yiyeceğim kişiler için izin almam deyiverdi. Cumhurbaşkanı kendisinin ve saray çevresinin biyatcı olmadığından tutun Sayın Özersay ‘ın Cumhurbaşkanı olarak kendisini bilgilendirmeden yemeğe katılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını söylerken bu tavrın karşılıksız kalmayacağını özellikle belirtmesi derecesine varan atışmaları dinledik. Sayın Kudret Özersay’ın açıklamalarına müteakip Sayın Akıncı’nın Basın toplantısı yaptığını da izledik. Aracılar sözleri bir yerden alıp bir yere açıklamalar ile taşıdılar. Günlerdir bu konu güncelliğini koruyor. Ülkemiz: kimin elinin ,kimin cebinde olduğu belli olmadığı bir geniş ada, yarım ada içerinde dışa nasıl açılırım projeleri yürütülüyor. Gün gelip çatmıştır. Arkadan gelen sözleri bir an durup düşünürken acaba geriden gelen sözlerde bir doğruluk var mı? Yoksa yalan olabilir mi ? diye düşünen bir çok insan, daha sonra cevabını bulur ve “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diyenlerin ne kadar çok olduğunun geniş çevreden dalga dalga kıyıya vurduğu görülür. Her şey ortadadır ancak ”ilgililer” en son duyandır. Ama bir gün mutlaka hakikat ortaya çıkacaktır. Siyasi partiler kendi iç bünyelerindeki hareketlenmeyi ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönlendirmiş durumda. UBP yeni genel sekreteri Sayın Ersan Saner bu konuda bir televizyon programında sorulan soruya “UBP’nin adayının olmadığı bir seçim düşünmüyorum, Rahmetli Denktaş’ı zamanında destekledik. UBP’nin mutlak suretle bir adayı mutlaka olacak. UBP tabanı kendine hizmet veren herkesi kucaklamaya, hizmet vermeyeni de uzaklaştırmaya meyillidir” şeklinde cevap verirken cevap içerisine gizemli bir anlatış yerleştirmiştir. Nisan ayında 2020 ‘de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimindeki adaylarla ilgili hareketlilik 2019 yıl sonuna yakın hız kazanacaktır. KKTC ‘deki siyasi parti başkanlarını adaylık konusunda zor bir süreç beklemektedir. Kıbrıs meselesi ve Maraş konusunda Saner, Kıbrıs sorununun canlanmasının sebebinin bölgedeki doğal rezervlerden kaynaklandığını, “Kıbrıslı rumların, Türkleri kendilerine ortak olarak görmemesinden dolayı bu günlere geldik. BM’nin tek çözülmeyen konusu budur, 50 küsur yıldır bu işlerle uğraşıyoruz. 50 senedir konuşulan kelimeleri 50 bin kere konuşmuşlardır. Artık sona gelindi, Anavatan Türkiye de büyük açılım yaptı. Masanın bir şekilde ortadan kalkması lazım. Ya taraflar ayrılacak, ya da imzalar atılacak. Güney Kıbrıs siyasi olarak bir şey paylaşmak istemiyorum diyor. Hiçbir şeyi kabul etmiyor, peki sen kimsin?” sorusunu net bir şekilde Rumlara sormuştur. Gelişmeleri süreç içerisinde göreceğiz. İnanıyorum ki! “Bazen yapılacak en iyi şey ne düşünmek, ne merak etmek, ne hayal etmek, ne de kafaya takmaktır. Sadece derin bir nefes alın ve her şeyin en iyi olacak şekilde gelişeceğine inanın.”

İcraat icraat, mafiş icraat

Ha! bugün, ha! yarını beklerken, icraat hükümeti kurduk diyen ülkemizin, 12-9-3-3 Dört başlı hükümeti acaba ne zaman icraat yapacak sorusu gün geçtikçe daha yüksek sesle söylenir oldu. Ülkemizde bir türlü istenilen refah düzeyi yakalanamadı, mevcut hükümet, yürütme görevine hakkını veremedi. Ancak zam konusunda oldukça ileriye gitti. Dairelerde işler dönmüyor, vatandaş hizmet alamıyor denilse de bunun da müsebbibi pek tabi Bakandan başlayan hiyerarşinin alta doğu inişindeki insiyatifsizliktir. Üst kademe yöneticileri öyle bir hale getirildiler ki kendi görev yetki ve sorumluluklarını kullanmakta onlara, acizlik yaşatılıyor.Korku duyuyorlar. İta amiri olmak, kolay bir görev değildir ve İta amirlerinin yasal mevzuat çerçevesinde iş yapmaları zaruridir. Denetim asli görevleridir. Donanımlı her kişi görevini kendi iş anlayışı çerçevesinde düşünür. Düşüncesini hayata kendi insiyatifi ile geçirir. Çalışan, görev başında olan kamu görevlilerinin görev yetki ve sorumlulukları bulundukları kadrolar için var olan yazılı kurallardır. Kadronun baremi bellidir. Atanma koşulları bellidir. İstenilen öğrenim koşulları kişide aranılan evsaf alt alta yazandır. Günümüzde en çok eleştirilen konu ise devlet dairelerinde laçkalık olduğu ve çalışılmadığıdır. Halbuki görev yerine her gün giden görevi başında olan bir memur neden çalışmasın. Elbette çalışır. Memurun görevini yaptığının görmemezlikten gelinmesi ast üst ilişkilerinin çoğu zaman zayıflığından kaynaklanır. 1976 yılından bu yana ara seçimler dahil 14 seçim yapıldığı ve son seçimlerde 8 siyasi parti ve bağımsız milletvekili sayısına bakıldığında 388 adayın varlığı 190 551 seçmen sayısı olduğunu biliyoruz . Seçilen 50 Milletvekilinin dağılımı ise UBP 21 -CTP 12- HP 9- TDP 3 ve DP 3 -YDP 2 koltukla KKTC Meclisine girmişlerdir. Ülkemizde ilk defa yeni seçim sistemi ile çarşaf liste denilen oy pusulalarının seçmen tarafından nasıl kullanılacağına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu tebliğleri ile seçime kadarki süreçte seçmene adeta ayrı bir eğitim verilmiştir. Seçim denen zorlu dönem 2018 Ocağında bir sonraki seçime kadar böylelikle kapanmıştır. Ha! Erken seçim olur mu? Belki olur, belki olmaz. Hükümetin seçim sonrası nasıl kurulduğu ise halkımızın gözleri önünde seyretmiştir. Bu süreçteki teferruata fazlada gerek yoktur. Sadece koalisyon oluşturulurken KKTC Meclis Başkanlığı için mecliste grubu olmayan TDP‘ne Başkanlık verileceği vaadi yapılmış hukuken yasal çerçeveye girmediği bilindiği halde Sayın Hüseyin Angolemli’nin adı bu konuda fazlasıyla rencide edilmiştir. Başbakan Erhürman her konuşmasında 15 Şubat tarihinde güven oylaması aldık dediği günden 15 Şubat 2019 kadar bir yıl artı Mart ve Nisan ayının sonuna gelinmiştir. Ülke halkının beklediği ucuzluğu bir türlü sağlayamayan hükümettir. Döviz krizi, Türkiye seçimleri, ekonomik mali protokol anlaşmazlık krizleri yönetimin mazareti olabilir ancak geçim derdinde olan ahaliyi bu mevzular ilgilendirmez. Hükümet hani derler ya baş ol da soğan başı ol deyiminin tam tarifi . Soğan demişken, soğanın kilosunun 11₺ olduğu günleri yaşıyoruz. Sahi tüketici hakkı korunacak deyip de ALO 177 hattı açmışlardı, o hat ne işe yaradı diye sormanın tam zamanı. Ay sonuna ne kaldı ki zamlı elektrik faturaları kapıdadır. Hükümet için yıkıldı yıkılacak diyenlerin nerdeyse, azarlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Hükümet varlığını gösteremiyor ve sayısı oldukça fazla birçok seçmende , hükümet yeterliliğini yitirmiş vaziyettedir. İstenmediklerini anlamış olmalarına rağmen 4’lü hükümetin ortakları hiç rahatsızlık duymadan biz görevimizin başındayız, sizler yıkıldınız diyebilirsiniz ama bizler bu gıyabet içindekilere karşı,sizler söylendikçe biz ortaklar birbirimize daha çok pekişiyoruz diyebiliyorlar. Pek nereye kadar ? Bekleyip göreceğiz! Kıbrıs meselesi mi ? O mesele 4’lü koalisyonun sadece voleybol oyunu. Başka söze ne hacet!

Sükunet ve karşılıklı anlayış

Trafik kontrol, “polisi, milletvekili ve sosyal medya” üçgeninini gereğinden fazla konuştuğumuz bu günlerde önemli olan tarafların sükunetini muhafaza etmesidir. Gelişmeler ile ilgili Meclis Genel Kurulunda Başbakan Sayın Erhürman PGM’nden aldığı bilgileri paylaşmış ve konu soruşturma konusudur demiştir. Sosyal medya üzerinden yapılan hakaret, tehdit ve küfürün suç teşkil ettiğini de sözlerine eklemiştir. Hele meselenin Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımcılığına çekilmesinin doğru olmadığını özellikle sözlerine eklemiştir. Kanaatimce Başbakanın konuşması çok manalıydı! Dikkatli olunması gerekendi. Bütün bu konularda yazılanlanları okurken gerçek olduğu yazılan bir hikaye gözüme takıldı okuyucularım ile paylaşmadan olmaz dedim. Hikaye şöyle; ”Deniz, hız limitinin 90km olduğu yerde 110km ile gidiyordu ve son dört ay içerisinde dördüncü defa Polis tarafından durduruluyordu. Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilirdi? Deniz, arabasını sağa çekti” İnşallah şu anda yanımızdan daha hızlı bir araba geçer” diye düşünüyordu. Polis, elinde kalın bir not defteri ile arabadan indi. Bu Polis camiden tanıdığı Ali’ydi. Deniz iyice arabasının koltuğuna sindi, utanmıştı. Bu durum bir cezadan daha kötüydü camiden tanıdığı bir polisle, hemde hızlı gidip, trafik kurallarını ihlal ettiği için karşı karşıya kalmışlardı. Deniz, Ali ‘ye birbirimizi yeniden böyle görmemiz çok ilginç, dedi Ali “ İyi günler Deniz” dediğinde Ali gülümsemiyordu ve ilk sözü – “ Beni, Eşimi ve çocuklarımı görmek için eve giderken yakaladın” oldu. -“Evet öyle” diyen polis Ali, umursamaz görünerek dinledi. -“Son günler eve hep çok geç geldim Çocuklarım beni uzun süredir hiç görmedi ayrıca Zeliha, bana bu akşam mantı, içli köfte ve biftek yiyeceğimizi söyledi Ne demek istediğimi anlıyormusun?” – “Evet ne demek istediğini anlıyorum dedi polis Ali , Ayrıca trafik kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum” diye de cevapladı. – “Eyvah! Bu taktik fazla işe yaramayacak gibi ,taktik değiştirmek gerekli” diye düşündü, Deniz -“Beni kaç ile giderken yakaladın?” diye sordu. – “110 km … Lütfen arabana girer misin?” dedi polis Ali – “Ah Ali, bekle bir dakika lütfen, seni gördüğüm anda, takometreye baktım sadece 85 km ile gidiyordum” – “Lütfen Deniz, arabana gir” diye üsteledi Ali. Deniz, canı çok sıkkın bir şekilde arabasına girdi, kapıyı çarparak kapattı .Polis Ali, not defterine bir şeyler yazıyordu. “Ali niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatımı istemiyor ki” diye düşündü Deniz, ne olursa olsun, bundan sonra camide de bu adamın yanına oturmaktansa, birkaç gün camiye gitmemeye karar verdi. Ali arabanın kapısını tıklatıyordu, Deniz arabasının penceresini 5 cm kadar açtı. Ali, Deniz’e bir kağıt verdi ve gitti. -Deniz ceza değil bu diye kendi kendine söylendi, bir anda sevinmişti. Yazıyı okumaya başladı, kağıtta şunlar yazıyordu; “Sevgili Deniz, benim bir kızım vardı altı yaşındayken çok hızlı araba kullanan biri tarafından öldürüldü. Bu kazadan dolayı, adam cezalandırıldı. 3 yıl hapishane cezasıydı. Bu adam hapishaneden çıkınca kendi çocuklarına sarılıp, öpüp, onları tekrar koklayabildi, ama ben kızımı öpebilmek için, cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor . Bin defa adamı affetmeye çalıştım. Bin kerede başardığımı zannettim. Belki başarmışımdır, ama hala kızımı düşünüyorum. Lütfen benim için dua et ve dikkat ol Deniz, tek bir oğlum kaldı. Hayat çok değerli, sürekli dikkat et. Dikkatli araba kullan ve başkalarının hakkına saygı göster .Hiçbir zaman unutma,istediğin kadar araba satın alabilirsin, ”AMA İNSAN HAYATINI ASLA” “Deniz 15 dakika kadar bir süre yerinden kıpırdayamadı. Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti. Evine varınca, çocuklarına ve eşine sıkıca sarıldı. ” Deniz belki para cezası kağıdını almamıştı ama sonsuza dek unutmayacağı bir dersi ezberleme cezasına çarptırılmıştı. Polis vatandaş ilişkilerinde nedeni ne olursa olsun trafik kurallarına uymak, hayatın yol akışındaki mecburiyettir. Yeter ki karşılıklı anlayış olsun. Her hadiseden bir ibret alınsın. 

Kabusa devam

Geçen akşam bir televizyon programına çağrılan Siyasi Parti Başkanlarının Meclis’te gerek grubu ile gerekse 3 er ,ikişer milletvekiline sahip olmaları hasebiyle katılacakları programın günlerce evvel reklamı yapıldı. Oldukça rağbet gören bu programın onbinlerce izleyicisi oldu. Gerek televizyonu izleyenler, gerekse Facebook hesapları ile programı takip edenleri görüp falan sizle beraber izliyor, ibareleri ile herzamanki gibi karşılaştık. Program, Türkiye ‘deki televizyonlardaki bir “haber programının” her gece değişik bir tag benzerini ile başladı ve #HalkSoruyor tagı sürekli ekrana sabitledi. Programda konuşma sınırı vardı. Bu eğer hükümet ortakları ile muhalefeti karşılaştırıp konuşma hakkı süresi verilmişse muhalefeti de ayni süre ile kısıtlamak kanaatimce oldukça adaletsiz oldu.Çünkü Programa katılan 4’lü hükümetin alt yazılarda bakanlık isimleri de vardı. Demek ki televizyon programlarına çıkacak olan parti liderleri önceden program akışındaki soruları değil ama program sunucusunun koyduğu kuralları önceden konuşulmalıdır. Programa çıkıp çıkmama konusu buna göre değerlendirilmelidir. Yüz yüze canlı programlarda bu hususa mutlaka dikkat edilmelidir. Yoksa kuralların program akışı içinde konuşmacıları azarlar pozisyonu ile hatırlatılması hoş değildir. Hele hiç bir program yapımcısının taraf tutma gibi lüksü hiç olmamalıdır. #HalkSoruyor dediler sorduk ama sorduklarımıza ilişkin herhangi bir yorum okunmadı. O gece elbette televizyondan izleyenler de olmuştur. Ancak programa dahil olma olanağı Facebook tercih sebebiydi. Haliyle yorum yazanlar arasında bir birine cevap yazanları okudum, çoğunluk mevcut 4’lü hükümetin icraatlarından şikayetçiydi. Köşe yazarı olarak o gece program akışını izledim yorumlarımı yazdım, soru mahiyetinde sordum. Halkın içinden biri olarak sorularımı sordum. Bu yazımla sizlerle yeniden paylaşıyorum. #HalkSoruyor Sayın Denktaş seferberlik derken Maliye bakanı olarak mali seferberlikten bahsediyorsa daha ne kadar zam yükü olacak,işte Girne’de elektrikler de kesildi. #HalkSoruyor 175 kişinin vatandaşlığı iptal edildi mağdurlar mahkemeye gittiler ara emiri aldılar. Sonuç ne aşamadadır. #HalkSoruyor Hükümet 4baş x15 dakika konuşuyor. Sayın Tatar’a ve Sayın Arıklıya iktidara verilen toplam süre kadar konuşma hakkı verilmelidir. Sayın Tatar gerçekleri ifade etmiştir. #HalkSoruyor UBP ‘nin verdiği KIP-TEK araştırma önerisini koalisyon neden red oyu ile engelledi? Bıraksalardı kurum çalışanları da konuşsun. Komiteye katılsın. #Halksoruyor neden program saat 22.00 başlamadı? Elektrik zammı , tarife ve zam için çözüm ne olacak? İktidar cevap vermelidir. Dünden bu güne gelinemiyor. Yarınımızı ipotek altına aldılar. Geçim derdine Çözümü söylemiyorlar. Nisan sonu elektrik faturaları gelecek hala daha yaptıkları tarifeyi savunuyorlar Hala daha dün değil yıllar öncesi konuşuluyor. Bu gün yok. Çok üzgünüz iktidardan memnuniyet verici geçim derdine çare üretildiğini görmedik. Kabusa devam. Allah yardımcımız olsun. Ülkede hastahanelerin Eczaanelerinde ilaçlar yok. Kanser illeti aldı başını gidiyor. Önlemi yok. Santral dumanı önlemi yok. Laboratuvar yandı, yenisi yok. #HalkSoruyor ne olacak ? #HalkSoruyor Ciklos sel felaketi için Meclis araştırma komitesi raporu çıktı mı ? Daha hedef yok, koyacaklar zaten Özyiğit [Eğitimde] sessiz ve derinden çalışacağız beyanatını vermişti. Yorumlar arasında dikkat çekici olan Sayın Oğuz Köse’nin hem fikir olduğum sorusuydu. “Başbakan ana muhalefet lideri gibi konuşuyor , yaptığı konuşma ile son 19 yılın yaklaşık 13 yılı iktidarda olduğunu unuttu galiba.. 13 yılda ne yaptılar merak ediyorum ?” Evet bizlerin de merakı bakidir. Programa nokta sözümüz olsun. Ne demiş, Şeyh Edebali-” Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma“ Keşke ile başlayan cümlelerin içerisinde her daim bir pişmanlık duygusu vardır. Kullanmayı sevmem. Eğer bir yaşanmışlık var ise ancak tecrübedir ve tekrarı yapılmaz. Hayıflanmak boşunadır.