Tag: Mustafa Akıncı

Boyun bağı

Ülkemizde genellikle seçim zamanları kişilerin özellikle erkeklerin giyim tarzlarında bir değişiklik oldu mu ve onlar takım koyu renk örneğin lacivert veya siyah elbise ile etrafta kat kravat dolaşıyorlarsa hemen çevreden bir ses yükselir.! Hadi hayırlısı sırada adaylık mı var , takımları giymişsin şakaları başlar… 

Tabi bu şakaların başlamış olması, o kişilerin illaki aday olacağı anlamını taşımaz…Ve fakat, ada halkının sadece siyasetle iç içe olmasını ve siyasi içerikli ne varsa konuşmasını, sevdiklerini gösterir… 
Renklerin yaşamımızda otorite kurar gibi bir etkisi olduğu inkar edilecek bir husus değildir… 
Kadın olsun erkek olsun giyim dahil, kişilerin kiraladıkları veya yaptıracakları evlerin dahi renklerinde renk seçenekleri, odalardan, duvarlardan başlar… 
Çalışma ortamında da personelin çalışma gücünü motive edici renklerin dinlendirici etkisinden yararlanmak modern iş dünyasının ,işverenlerin kullandığı ayrıcalıklı bir yöntemdir… 
İşyerinde yönetici konumunda olan veya politikacılar her daim güveni temsil eden beyaz gömlek giymeyi tercih ederler, bu bakımlı olmanın yanında bilhassa temizliği temsil eder… 
Beyaz gömlek üzerine boyuna takılan kravat karizmatik duruşa ve rengi ile ayrı bir şeklin simgesidir… 
Seçilen kravat rengi ise genelde kırmızının tonlarıdır… 
Dünya siyasetindeki hemen hemen büyük çoğunluğun tercihinde bu renk vardır… 
İşte kravatı taşıyan kişinin yüzüne yansıyan vurgu tamamen renklerin dili ile özdeşleşmektedir… 
Koyu renk takım beyaz gömlek üzerine ağırlıklı kırmızı renk ise tutku, güç ve cesaret göstergesi olmaktadır… 
Genellikle liderlerin tercihleridir… 
Güven vermek isteyen siyasetçinin rengi mavi olsa da diğer renkteki kravatlarında, bir renk dili vardır ve bu imajın taçlandırılması gibidir… 
Mesela Beyaz kravat: İstikrarı ve devamlılığı simgeler. Dikkat çekmek isteyenlerin tercih ettiğidir… 
Adamız küçük, ve kravat kullanımında kişilerin göz önünde olduklarına göre isimler sizlere çağrışım yapar gibi sessizce isimleri telaffuz ettiğinizi de duyar gibiyim… 
Öncelikle KKTC 50 milletvekilimiz var ve meclis toplantılarında televizyondan onları izleyenleriz, gündemi takip ederken kıyafetlere de bakmıyoruz diyenlerimiz çok azdır… 
Belki de bu konu nereden çıktı diyenleriniz olabilir, gündemde bunca sorun varken diye düşünebilirsiniz ama böylesine bir hakikatin varlığının da siyasette ve normal hayatta renklerler, iş hayatındaki önemli yerini muhafaza ettiği gerçeğini değiştirmez…Sarı kravat mı seçtiniz, sarı kravat direkt yüze yansır, kullanımı zor bir renktir. Ancak takan kişiye yakışandır… 
İlgi görme ve beğenilme isteğinin ifadesi olduğu için, pembe renk kravatta önerilmiyor ama yeşil kravat ise ilgi uyandırmak için birebir deniliyor… 
Enteresan olan ise yabancı bir gazetede yayımlanan habere göre, mor kravat ‘kibir ve gösterişe’ delalet sayıldığı yazıyor. Hakkında bu kadar bilgi verilen kravatı Türkiye’de ilk kim taktı derseniz Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit olduğu söylenir… 
İlk kravatı Hırvatlar kullanmış, sonrasında bu geleneği Fransızlar devam ettirmiştir… Hatırlayacağınız gibi kravat konusunda Kim 500 milyar ister yarışma programında 250 milyarlık soru Kravat ile ilgiliydi… 
Yarışmacı Fransızlar dediği için elenmişti… Hepsi bir yana geldik mi Kahverengi kravata bu renk ise sadakatli insanların rengidir… 
Siyaha gelince modern ve seçkin duran bir seçimdir… 
Desenli ve çizgili kravatlar da boyun bağı olarak kişilerin kıyafetlerinde, takım elbise rengi ,gömlek rengi ve kişinin tipine göre aldığı görsellikte kişiyi temsil edendir… 
Bütün bu görsellik ise genelde siyasilerin seçmenine ve halka duyduğu saygıdır… 
Kravat konusunda ne çok bilgi varmış önemsiz deyip geçiştirmekle olmuyor… 
Boyun bağı denilen şey oldukça önemlidir… İncelemekte yarar var… 

Advertisements

Sosyalleşirken Kendimizi Kaybetmemek Gerek.. 

Kimsenin kimseden memnuniyet getirmediği şükretmenin kendini unutturduğu bir yerde nefes almak mümkün değildir. Ateşe körükle gider gibi, her konuda muhalefet , Dünya insanının sanki ruhsal durumlarının tedavisinde kullanılır vaziyete gelmiştir. Günümüzde, ülkemizde yaşayan büyük bir çoğunluk sosyal medyada çeşitli hesapları etkin olarak kullanmakta, hemen hemen günün her saatinde aktif olmaktadır. Her evin Wifi ağı mutlaka vazgeçilmezler arasında olurken 3G bağlantıları da teknolojinin son model aygıtlarında sisteme dahil olandır. Elektronik kelepçe misali ellerde taşınandır. Sosyal medya hesaplarından, daha çok Facebook sayfasında yer alan arkadaşlık sınırı ile 5000 takipçisi olma sınırı olan bu sitenin daha ziyade kendi ülkemizden arkadaş takipli olduğu görülmektedir. Twitter hesaplarında takipçi satın alındığı da ayrı, anormal bir gösteriş şeklidir. Adı ne olursa olsun her yerden yapılan paylaşımlar internet ortamının diğer kanallarında yerini almaktadır. Her gün okuyoruz, takip ediyoruz, gerek ülkemizden olsun gerek dış ülkelerdeki takipçiler ile olsun iletişimde kolaylık, haberleşme en hızlı şekli ile yapılabilmektedir. Paylaşımlarda paylaşımı yapan kişinin niyeti, kariyeri, insaniyeti, kendini belli edendir. Bazı paylaşımlarda ima yolu ile veya kişilerin doğrudan isimlerine gönderme ile art niyet ortaya konmakta olduğu, bu imalardaki alayvari tutum sergilenmesi ,güya eleştiri yapıyor havası ile göndermeler yapılması, güya fenomen olma adına olup, kişinin kendi ahlaki değerlerini ortaya koymasından başka bir şey değildir. Böylesine günün her saatinde, kötü amaçlı olan, hakaret, şiddet, itibarsızlaştırma yönündeki yazılımlar ve tweetler atılması hoş karşılanmayan davranışlardır. Dünyamızda arşivleme yapılan çelik dolapların yerini alan, bir mecradayız. Amacı kötü olan bu tür, sık sık yapılan paylaşımların gün gelir aleyhinize kullanılması dezavantajınız olabileceği gibi, çocuklarınızın nezdinde ayıplanacak paylaşımlar olacağının da ayrıca unutmaması gerekir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Twitter kullanıcılarının sayısı gün geçtikçe artmaktadır Twitter 142 karakteriyle daha öz bilgilerin veya konuşma paylaşım isteklerinin yayınlandığı yerdir. Twitter kullananların elbette uyması gerekli bir kurallar bütünü vardır. Sosyal medyaya hesap açarak giriş yapan kişilerin Twitter olsun Facebook olsun dikkat etmesi gerekli hususlar bu kurallardır. Sosyal medya hesapları klavye kahramanlığı yapıp, makamları, siyasileri, gazetecileri, televizyon programları sunucuları veya takipçileriyle ilgili paylaşımlarında hiçbir şekilde takipçisini veya takip etmediği kişiyi itibarsızlaştırma hesapları olmamalıdır. Kurallara uymadan paylaşılan her cümle kişinin sayfasında, kendi karakterinin dışa vurumunu yansıtmakta ise, dikkatli olmak da gerekendir. Kişiler internet dünyasına girdikleri andan itibaren kamuya mal edilecek yazılımlarında temel kurallara uymak için titizlik göstermelidir. Peki, ülkemizde kuralına göre ‘Sosyal Medya ‘kullanıcı varmıdır? Elbette vardır. Uymayanların paylaşımları zaten hesaplarında kendi ahlaki değerleri ile sırıtmaktadır. Zaman teknolojinin tavan yaptığı zaman, bu zamana yetişmek oldukça güç. Geçen her gün teknolojinin ve bu teknolojileri erişebilirliğinin artmasına paralel olarak Bilişim sistemlerine yönelik işlenen suçlar da artmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclis’ine Sayın Başbakan Hüseyin Özgürgün başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararı ile gönderilen yasa tasarısı ‘Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları ‘ adı ile Meclis Hukuk Siyasi İşler ve Dış İlişkiler Komitesine Meclis Başkanı Sayın Sibel Siber tarafından görüşülmek üzere havale edilmiştir. Son safhası nedir bekleyenleriz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti teknolojik gelişimi ve bilgi toplumuna dönüşümün bir parçası olarak benzeri bir süreçten geçmektedir Bu nedenle ‘siber’ suçlarla mücadele edebilmek için Meclis Başkanının bu konuda göstereceği aciliyetle Genel Kurulda görüştürülmesi ile yasanın Meclis Genel Kurulundan bir an evvel çıkartılması ve yasalaşması zaruriyeti vardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bu yasasının gelişiyle daha düzgün bir iletişim ortamının sağlanacağı ve kişilerin daha saygın bir şekilde iletişimlerini, paylaşımlarında görebilmemiz mümkün olabilecektir. Halk arasında genel kanaat bu yasanın oy birliği ile geçmesidir. Böyle önemli bir yasanın KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı tarafından bekletilmeden imzalanacağından ise hiç şüphemiz yoktur. 

Mutfak Aşkı Ve Erkekler..

Erkekler, profesyonel aşçılar hariç aile ortamında mutfağa girer mi? Diye bir kuşkuya kapılmayın. Mutlaka girenler vardır. Ayrıca mutfağa ateşin önüne geçen erkeğin ayrı bir keyfi ayrı bir farkındalık yarattığı barizdir. Mesela babam hani derler ya babaları kız çocuklarına örnek ilk erkeklerdir aynen öyle. Limasol’da sokak lambaları sönmeden eve gidilmez diyen. Gezmeyi çok seven annemin arkadaşları ile beraber genellikle Taksim Denizinde kahve içip sohbet ile vakit geçirdikleri zamanlarda babam, düdüklü tencerede dönüşte yememiz için. Vitamin deposu maydanoz, kereviz, soğan, havuç, domates, patates, et karışımı çorba kıvamında bir yemek yapardı ki tadı müthiş. Burada erkek ahçıdır. Aşçıdan farkı evdeki malzemeye göre yemek yapandır. Belki de ah çekendir. Halbuki aşçı özenle malzemeyi seçen ve yemeği yapandır. İkinci mutfakta gördüğüm kişi Liderimiz Rauf Raif Denktaş, Lefkoşa’da Saray dedikleri ikametgah mutfağında sakatat ile yumurta kızarttığını ve üzerine limon sıkın hadi yiyin ben yaptım deyişi hala daha kızartma yaptığımız zaman anılarımızda. Yemek yapmak beni dinlendiriyor diyordu Liderimiz. Sofrasında ise her daim olanlar vardı. Sofrasının değişmez isimleri ise Dr. Mahirel ve eşi idi. anımsadıklarım bahçede yenilen yemekler. Siyasilerin özellikle erkeklerin zaman zaman mutfakta yemek pişirme halleri de sosyal medyaya yansıyan, üstelik bu gibi paylaşımları, ülke halkının hoş gördükleri, beğendikleri de ayrı bir gerçektir. Akdeniz köyümüzde her yıl Ayrelli bitkisi adına yapılan festivalden aldığı ayrellileri mutfağa girip pişiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı da mutfak çerçevesinde görenleriz. 

Erkeklerde mutfak alışkanlığı ayrı bir tiryakiliktir. Özel bey eşim de mutfak müdavimlerinden idi. Yemek yapmakta, çocuklarına bu yaptığı yemekleri yedirmekte son derece keyif alan birisi idi. Oğullarımda bu alışkanlık sadece bahçede mangal veya kışın şöminede hellim, zeytin, pastırma, pide, kestane kebap gibi pişirimler… Yemek hazırlamak için mutfak evin en güzel yeridir. Bazen erkekleri bu mutfakta molehiya ayıklarken gördüğünüz gibi bezelye enginar ayıkladıklarını, gömeç ayrelli yumurta otu gibi bitkiler ile de ilgilendiklerini bilenleriz, görenleriz. Mutfaktaki ateş üzerinde tencere içinde kaynayan suya konan malzeme bir tarafa. Tencere içine katılan eğer sevgi, hoşgörü ise yemek yapımı ayrı bir sevdadır. Bizler islimde yemek pişirildiğini görenleriz. Şimdiki gaz ocakları ise ayrı teferruatlı görselliği olan cihazlar. Zamanımız erkekleri mutfağı seviyor. Yalnız yaşayan öğrenciler var. Evini genç yaşta ailesinden ayrı yere taşıyan erkekler yok değil. Bu sınıftaki erkekler ise kız arkadaşlarını eve çağırdıklarında onlara mükellef olmasa bile bir makarna çeşidi yapıp yeteneklerini göstermeye çalışırlar. Bu gibi davetler sadece film sahnelerinde olmaz. Mutfakta olsun bahçede olsun işe yarayan pişirme araçlarının tarihsel geçmişine bakacak olursak Leonardo da Vinci ateşin üzerine yerleştirilen otomatik dönmesini sağlayan sistemi icat ettiğini yeni öğrendim. Tabi sanayileşme döneminde bir çok ocağın yine erkekler tarafından tasarlandığı ayrı bir gerçektir. Sonuçta her erkeğin annesi oğlunun eski yıllarda mutfağa girmesini hoş karşılamasa da. Günümüz dünyasında evlilikte olsun, yalnızlıkta olsun mutfak, yaşam için hem erkeğin hem kadının vazgeçilmez mekanlarıdır. Hele mutfakta birbirlerine yardımla, pişen yemekte, erkeğin de tuzu olursa bu konu daha da özellikli olandır. Diğer ayrı bir gerçek ise sözde yemek yapmak kadın işi, ama dünyanın en iyi aşçıları da erkeklerdir gerçeği vardır. Bu algının oluşması da turizm sektöründe yer alan otellerdeki baş aşçılardır. Bu günlerde ülkemiz dahil birçok üniversite de mutfak için profesyonel eleman yetiştirilmesine olanak veren gastronomi bölümleri açılmıştır. İnsanların varlığı hüküm sürdükçe her olumlu yolun mideden geçtiği ise ayrı bir hadise…