Tag: Özersay

Peki sen kimsin?

Peki sen kimsin?

Günlerdir konuşulan “yemek” dillerden düşmez oldu. Menüye kadar konuşuldu masada balıktan fazlası vardı dendi. Rumlar’ın lideri Sayın Akıncı’ya açıkça, tavır koyduğunu bir nevi belirtti. Yemek yiyeceğim kişiler için izin almam deyiverdi. Cumhurbaşkanı kendisinin ve saray çevresinin biyatcı olmadığından tutun Sayın Özersay ‘ın Cumhurbaşkanı olarak kendisini bilgilendirmeden yemeğe katılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını söylerken bu tavrın karşılıksız kalmayacağını özellikle belirtmesi derecesine varan atışmaları dinledik. Sayın Kudret Özersay’ın açıklamalarına müteakip Sayın Akıncı’nın Basın toplantısı yaptığını da izledik. Aracılar sözleri bir yerden alıp bir yere açıklamalar ile taşıdılar. Günlerdir bu konu güncelliğini koruyor. Ülkemiz: kimin elinin ,kimin cebinde olduğu belli olmadığı bir geniş ada, yarım ada içerinde dışa nasıl açılırım projeleri yürütülüyor. Gün gelip çatmıştır. Arkadan gelen sözleri bir an durup düşünürken acaba geriden gelen sözlerde bir doğruluk var mı? Yoksa yalan olabilir mi ? diye düşünen bir çok insan, daha sonra cevabını bulur ve “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diyenlerin ne kadar çok olduğunun geniş çevreden dalga dalga kıyıya vurduğu görülür. Her şey ortadadır ancak ”ilgililer” en son duyandır. Ama bir gün mutlaka hakikat ortaya çıkacaktır. Siyasi partiler kendi iç bünyelerindeki hareketlenmeyi ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönlendirmiş durumda. UBP yeni genel sekreteri Sayın Ersan Saner bu konuda bir televizyon programında sorulan soruya “UBP’nin adayının olmadığı bir seçim düşünmüyorum, Rahmetli Denktaş’ı zamanında destekledik. UBP’nin mutlak suretle bir adayı mutlaka olacak. UBP tabanı kendine hizmet veren herkesi kucaklamaya, hizmet vermeyeni de uzaklaştırmaya meyillidir” şeklinde cevap verirken cevap içerisine gizemli bir anlatış yerleştirmiştir. Nisan ayında 2020 ‘de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimindeki adaylarla ilgili hareketlilik 2019 yıl sonuna yakın hız kazanacaktır. KKTC ‘deki siyasi parti başkanlarını adaylık konusunda zor bir süreç beklemektedir. Kıbrıs meselesi ve Maraş konusunda Saner, Kıbrıs sorununun canlanmasının sebebinin bölgedeki doğal rezervlerden kaynaklandığını, “Kıbrıslı rumların, Türkleri kendilerine ortak olarak görmemesinden dolayı bu günlere geldik. BM’nin tek çözülmeyen konusu budur, 50 küsur yıldır bu işlerle uğraşıyoruz. 50 senedir konuşulan kelimeleri 50 bin kere konuşmuşlardır. Artık sona gelindi, Anavatan Türkiye de büyük açılım yaptı. Masanın bir şekilde ortadan kalkması lazım. Ya taraflar ayrılacak, ya da imzalar atılacak. Güney Kıbrıs siyasi olarak bir şey paylaşmak istemiyorum diyor. Hiçbir şeyi kabul etmiyor, peki sen kimsin?” sorusunu net bir şekilde Rumlara sormuştur. Gelişmeleri süreç içerisinde göreceğiz. İnanıyorum ki! “Bazen yapılacak en iyi şey ne düşünmek, ne merak etmek, ne hayal etmek, ne de kafaya takmaktır. Sadece derin bir nefes alın ve her şeyin en iyi olacak şekilde gelişeceğine inanın.”

Advertisements
Sözler aklımızda!

Sözler aklımızda!

Ülkemizde yasama organı olan KKTC Meclis’ine 5 yıl için görev tevdi etmek için sandık başına giden seçmen, siyasi partilere 6 İlçede ,Lefkoşa, Mağusa, Girne, Yeniiskele, Güzelyurt ve Lefke’den, ayrı ayrı partilerinden gösterilen 50 aday için “Seçim ve Halkoylaması” yasasına atfen çarşaf liste dediğimiz oy pusulaları üzerinde mühür, tercih veya karma oyları ile siyasi partiler ve adayları üzerinde seçme haklarını kullanmışlardır. Ülkemizdeki seçimler Yüksek Seçim Kurulu tarafından yürütülmekte ve çıkan sonuçlara göre Meclis’e hangi partinin kaç milletvekili göndereceğini oyların sayılmasına müteakip resmî olarak açıklanmakta, mazabatasını alan milletvekillerinin Anayasaya uygun yemin metninin Meclis kürsüsünden doğru olarak okunuşu ile milletvekili görevleri yürürlüğe girmektedir. Siyasi partilerin sahip olduğu koltuk sayısı ise iktıdarın şeklini belirlemektedir. Bütün siyasi partiler köklü olsun köksüz olsun seçime girerken tek başına iktidar sloganı ile girmekte oldukları ise bilinen bir gerçektir. son seçimlere iddialı girmelerine rağmen 1. Parti gelen UBP, 21 milletvekilinde kalmış 26 sayısını bulmadığı için, tek başına iktidar olma şansını, çeşitli oyunlar neticesinde yitirmiştir. HP ise kendilerinin umut olduğunu ve Genel Başkanları Sayın Kudret Özersay’ın da tek başına iktidar hayali/hedefi ,sandıkların açılmasıyla şaşmış ve 9 milletvekili ile 3. parti olarak sıralamada yerini almıştır. Bu gün için ise koalisyon kurduğu kafa ve kasa birliği yaptığı ortakları tarafından gerek başkanlar gerekse bazı milletvekilleri tarafından 4’lü koalisyonu bozan kişi olarak maalesef hedef tahtası seçilmiştir. Özersay, DP Lideri Sayın Serdar Denktaş’ın bir televizyon programında sert eleştirilerine maruz kalmıştır. Özersay’ın 14 ayda hala daha siyasette ayaklarının yere basmadığını söyleyen Denktaş, “İşlemeyecek bir maliye var ortada. İşlemeyecek maliyenin neyini denetleyecekler? diye eleştirilerini sürdürürken kendisin 30 yıldır siyasetin içinde olduğunu ve hala daha öğreneceği daha bir çok şeyin olduğunu ifade ederken Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’a yönelik yaptığı açıklamalarda Denktaş, “ilkokul mezunu olan birinin profesörlük yapmaya talip olmasına benzer bu iş. Bu nedenle lütfen devleti bu şekilde bozmasın” diye de öğütlerde bulunmuştur. Tabi bu öğüt içerisinde yeni hükümette bakanlıklara bağlı kurum ve kuruluşların yer değişmesine ilişkin bir nevi itirazı olduğu da aşikardı. Ülkemizde köklü partiler arasında UBP ve CTP kurumsallaşmış yapıları ile öncelikli olarak var olanlardır. KKTC Meclisinde 5 ve yukarı milletvekili kazanan partilerin gruplarının olacağı ise bilinmektedir. Şu anda Meclis’te grubu olan üç parti vardır. Grubu olmayanlar ise DP- TDP ve YDP’dir. 460 günde 2018 erken genel seçimlerinden sonra kurulan ve halkın büyük çoğunluğunun beceriksizlikle nitelendirdiği 4’lü koalisyon sona ermiş” hükümet hükmünü yitirmiş” ve yeni bir koalisyon olan UBP-HP hükümeti protokolündeki maddelere başkanların bir nevi mühür basmaları ile kurulmuştur. Hükümet programı Meclis’te UBP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar tarafından okunmuştur. Her programın, uygulanabilir olmasının ehemmiyeti bütçedeki kaynaklardan geçtiği biliniyor. Meclis’ten geçen ve denk olmayan bir bütçenin varlığında, ülkedeki bütün bu sorunların, anahtarını biliyoruz diyen dünkü ana muhalefetin ve bu günkü iktidarının büyük tarafının ve ortağının ülkemizin müreffeh bir yapıya kavuşması için atacakları adım atılmıştır. Hükümet programı üzerinde bu gün söz meclistedir. Cumartesi/ Pazar günü yapılacak güven oylamasına müteakip yürütme , kurulan 2’li hükümetin sorumluluğuna geçecektir. Yeni kurulan kabinede Başbakan ve bakanların görevi bir bütün ekip olarak ülke halkına söz verdiklerini mutlaka yerine getirmektir. Yasama ve yürütme seçmenin takibi altındadır. Yargıya güven tamdır. İş yapabilirlik yani icraat ise beklenendir. Hükümetin güven oyu oylaması için bu günden itibaren geri sayım başlamıştır…

Gönülleri olacak mı?

Gönülleri olacak mı?

Hükümet düştüydü, düşecekti derken, düşen bir hükümetin 15 aylık kullanım sürelerinin sonunda o hükümette yer alanların konuşması bir nevi günah çıkarma olur. Bu tür davranışlar ile bir yere varılamayacağı aşikar olan bir geçmiş için, her açıklama ve her ithama laf yetiştirecek eski ortakların hal ve davranışlarını üzülerek görüyoruz. Halkımızın siyasilerin gönülünün olmasını beklerken, canının çıktığı noktadayız. Zorluklar ise kendini pahalılıkta gösteren olmakta ve devam etmektedir. Mahalleden tutun, caddeye çıkın,bütün sokaklarda, erken seçim olsun, sesleri gittikçe yükselmektedir. UBP’nin tek başına iktidarının istendiği açıkça ifade edilendir. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın hükümeti kurma görevini aldığı günden, yani 15 Mayıs 2019 tarihinden itibaren geçen süre, geriye doğru sayılırsa zaman giderek azalmaktadır. HP ile UBP heyetlerinin 2.görüşme sonrası basın önünde beyanları vardır. Bilmeleri gereken fazla eleyip sık dokurken geçen sürenin ülkemize vereceği zarardır. Bir saat gecikmenin dahi getireceği olumsuzluklar ortadadır. Eğer her iki taraf da önceden biz bu koalisyonu kurduk deyip öncelikli olarak halkın refahı için icraata geçmekten ziyade konuyu detaylarla boğacaklarsa, işleri çok zor olacağa benziyor. Nitekim Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ‘Türkiye’nin ve KKTC’nin bölgedeki enerji denkleminden dışlanamayacağını artık herkesin kabul etmesi gerekmektedir’ açıklaması ve Sayın Oktay’ın “Hedefimiz Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğinin mutlak şekilde sağlanması ve Ada’daki meşru haklarının, güvenliğinin ve refahının garanti altına alınmasıdır. Kıbrıs Türkünün haklarını garanti altına alan ve güvenlik endişelerini karşılayan çözüm modellerini görüşmeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim” diyerek sözlerine devam etmesi ile Kıbrıs Türk halkının hak ettiği refah seviyesine ulaşmasının engellenmesinin ve mevcut statükonun korunmasının, sürdürülebilir bir tutum olmadığını vurgulayarak, ucu açık müzakere süreçlerinin ve Ada’daki mevcut gerçekleri göz ardı eden yaklaşımların artık bir tarafa bırakılmasının elzem olduğuna işaret etmesi gerçeğin ta kendisidir. Sayın Oktay, Kurulacak yeni hükümetin önünde özellikle yapısal reformlar ve ekonomik durum çerçevesinde ivedilikle çözüm bekleyen birçok konu bulunduğuna dikkat çekmiş,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin istikrarı ve refahı için, uzun yıllardır gündemde olan reformların ciddiyetle, vakit kaybetmeksizin ele alınmasının en temel beklentileri olduğunu özellikle ifadelendirmesi oldukça anlamlı bir ikazdır. Kıbrıs Türk Kızılayı ve Vakıflar işbirliğinde, Hala Sultan Cami avlusunda düzenlenen iftar programına KKTC’ye Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’la birlikte TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de iftara Sayın Oktay’la birlikte katılmışlardır. KKTC’den ise iftar programına, Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, bazı milletvekilleri ve yetkililer katıldığı ise haberlere yansıyandır. Sayın Oktay’ın Kıbrıs’ta iftara katılması, Türkiye için “mesafenin önemi “ olmadığının, ayrı önemli bir mesajı olmuş ve güçlü bir ses getirmiştir. Türkiye’siz bir KKTC’nin düşünülemeyeceğinin isbatı mahiyetinde olmuştur. Sonuçta Sayın Oktay yeni bir hükümet derken, zorlukları mübarek bir gecede yaptığı konuşmasıyla açıkça dillendirmiştir. Anlayan tabi ki anlamıştır. Anlaşılmayacak bir şey yoktur. Her iki partiye kolay gelsin derken, hatırlatılmak gerekir “fazla naz aşık usandırır” Tabi ki anlayanlara!

…ve karar

Pazartesi ve Salı günleri KKTC Meclisinin yasama ve güncel konuların görüşüldüğü günlerdir.Bu günlerde pür dikkat gözlerimiz televizyon ekranına takılıyor, izliyoruz. Meclis Genel Kurul toplantılarını bilhassa evde olan, kahvede oturan ve siyaseti seven kişilerin, Meclis’e oyları ile iradesini devrettikleri milletvekillerinin yasama adına neler yaptıklarını ve yapılan yasalaradan ülke halkının sağladığı yarar ve refahın hangi boyutta olduğunu, konuşmaları dinleyerek sonuç çıkardıklarını biliyoruz. Meclis koltukları zaman zaman boş olsa dahi izleyicileri olan bir kanalı izlemek 50 Milletvekilinden hangisinin hangi konuları gündeme taşıdıklarını öğrenmek elbette gerekendir. İki günde izlediklerimize,dinlediklerimize şaşmamak elde değildir. Ekonomik protokolle ilgili Sayın Başbakan Erhürman’ın üzerine basa basa kayıt altına geçsin diye söylüyorum cümlesini ve gelişen ve yaşanan kendilerince malûm süreci anlatışını yeniden bir kez daha dinledik. Anlaşılan ve yaratılan intiba o ki bu protokolün hazırlanış sürecinde hazırlıksız olan hükümetin kendisidir. Salı günleri Meclis Genel Kurul mesaisini bırakıp meclis dışına çıkıp Başbakanlık’ta Bakanlar Kurulu toplantısı yapma usulünü alışkanlık haline getiren bu hükümet; genel kurulda konuşma alan, konuşma yapacaklarını konusu ile birlikte Meclis toplantıları evvelinde Meclis başkanlığına bildiren, muhalefet veya iktidar milletvekillerini kürsüde, dahası biz izleyicileri de koltuklarının boşluğu ile bırakıp arkalarına dönüp bakmadan gidebilmektedirler. Hükümetin salıncak gibi sallandığı günler, kurulduğu günden itibaren hiç bitmedi, zaten sağlam temel üzerine inşa edilmeyen bir idareden icraat beklemek hakikaten zordur. Nisap sorunu ile cebelleşen, her bir bakanlığın aldığı kararlardan, ayrı işlemlerden habersiz, birbirlerini denetleyemeyen bakanların hali gözler önündedir. Kıbrıs meselesindeki görüş ayrılıklarını dış siyasettir deyip bir kenara koysak dahi iç siyasette kazan fokur fokur kaynıyor ki! Halkın Partisi Genel Başkanı Sayın Kudret Özersay daha çok konuşulacak açıklamasını Facebook hesabından yapmıştır. Konuşma özetinde Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın oğluna ihalesiz kiraladığı arazinin etik olmadığını ve iptalini istedikleri beyanı vardır. Hatta bu açıklamasında Özersay’ın paylaştığı söz “ A Einstein’dan “insanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır” olmuştur. Bu söze ilave olarak kendi görüşünü de; “Sanıyorum bu sözü, bir açıdan siyasi partiler için de geçerlidir.” ilavesi ile noktalamıştır. Bütün bu açıklamalar hitamında bahse konu meselede tavır ne olur bilinmez olandır. Bilinen tek şey bu sevdada hükümet ortaklarının bir birine güveni kalmamıştır.Kaldı ki bu Hükümete halkın güveni zaten yoktu. Son gelişmeler ile Maliye Bakanının istifası son derece manalı ve ben gidiyorum siz ne yaparsanız yapın havasında oldu. Sayın Denktaş koalisyon hükümetinin kurulmasında elebaşı olduğunu unutmuş gibi davranmıştır. Hükümetteki görevinden istifa yerine belki de yetkili kurullarını acil toplayarak hükümetten çekiliyorum deseydi Genel Başkan olarak ”Demokrat Partinin“ bundan sonraki siyasi hayatında daha etkili olabilecekti. Halkın Partisi Genel Başkanı Sayın Özersay ise istikrarlı bir şekilde iddialarını karar için dosyaları ile Parti Meclis’ine götürmüş ve sonuçta yaptığı açıklamada parti Meclisinin hükümetten çekilme kararı aldığını basın toplantısı ile açıklamış oldu. Bundan sonraki süreçte siyasi partilerde yaşanacak gelişmeler dikkatle izlenecek olandır.

Omuzdaki ağır yükler

Son günlerde oldukça göze batan kulağa hoş gelmeyen ve ülkemizde hiç de iyiye delalet olmayan hadiseler vuku bulmaktadır. Son cinayet ile Gökhan Naim’in öldürülmesi olayı bir kez daha sokaklardaki kamera sisteminin eksikliğinin, daha çabuk suçlulara ulaşımını zorlaştırdığının göstergesi olmuştur. Ülkemizde döviz bürosu olan ve sayıları bilinir olan bu ticaret erbabının güvenliğinin bir şekilde sağlanması tetbirlerinin alınmasının yasal çerçevesi bir an önce oluşturulmalıdır. Büyük alışveriş merkezlerinin ve bankalara belirli saatlerde para yatırımı yapacak kurumlardaki kişilerin de hayati tehlikesi ve taşıdıkları para üzerinden zarar görmemesi için ayrı bir güvenlik önlemi oluşturulmalıdır. Bir insanın canına kasıtlı zarar vermek, aileyi ve çevreyi sosyal ve psikolojik olarak etkisi altına alan bu gibi olaylarda toplumsal zarar oluşumu önlenmelidir. Bilişim yasasının çıkmamış olması da ayrı bir eksiklik olarak dururken yarım yamalak yasa tasarıları ile ülkemiz gündemini oyalayan beceriden yoksun hükümetin başı Başbakan Erhürman bir an evvel ortakları Özersay, Özyiğit ve Denktaş ile beraberliklerinin bozulmaz bütünlüğünü tekrarlayıp duracaklarına, devlet hastahanelerinde kürtaj serbestiyetini konuşacaklarına, düğüm düğüm olmuş saç misali Kamu Reformu Yasa Tasarısına yama yapmaya çalışacaklarına ipin ucundan tutup her konuya köklü çözüm bulmalıdırlar. Bu hükümetin asli görevi halkın refahını sağlamak olduğunu, sözde değil KKTC’de icraatları ile isbat etmelidirler. Sayın Erhürman bu arada parti içi marjinal kişilerin sorumluluğunu omuzunda bir yük olarak görmekten memnuniyetsizlik getirdiğini ifade edeceğine kesin önlem almalı, liderlik vasfını kullanmasını bilmeli ve ipin ucunu tutmaz ise kaçan fırsatların partisine olası bir seçimde kaç milletvekili eksik yazılacağın hesabını yapmalıdır. Keza Sayın Özersay Cumhurbaşkanı adayı olacağı sinyali değil hakikati ile yüzleşirken ve Sayın Denktaş’ın biz parti başkanları aday olmamız halinde koalisyon ortakları ile el sıkıştık böyle bir vaka hükümeti etkilemez söylemine karşılık verdiği cevabi mesajı bir kez daha düşünmelidir. Tabi kendisine akacak oyların nerden temin edileceğini de iyi hesaplamalıdır. Seçim kolay olmayacak bir seçimdir. Ana muhalefetin bu seçimlerde aday göstermesi ve bu adayın parti temsiliyetinde etkinliği de üyeler nezdinde sınanacağı unutulmamalıdır. Cumhurbaşkanlığı sırf adayım denecek bir makam olmamalıdır. Geçen seçimler müdahaleler ve çıkan sonuçtaki etkenler unutulmamalıdır. Unutulmaması gereken yarası açık bir Kıbrıs meselesine merhem olacak kişi değil yarayı kesinlikle iyileştirecek kişinin bu makama seçilmesidir. Denenmiş ve çözüme dair söz verenlerin ne halde oldukları unutulmamalıdır. Yeni stratejilerin müdafaasını yapabilecek adaylar bu makama aday olmalıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday olacak kişilerin şahsına münhasır ve siyasi geleceklerine artı sağlamak pahasına sahada tatbikat olmamalıdır. Hedef açık ve net olmalı, bilinmezlikler propaganda kalkanı olarak kullanılmamalı ,aday tesbit mevzuu parti iç meselemizdir deyip de geçiştirilecek bir konu ise hiç olmamalıdır. Kıbrıs’ın stratejik öneminin geçmişten bu güne Türkiye için ne kadar önem arzettiği bilinmeli, Türkiye’nin hassasiyet gösterdiği çok ciddi konularda, karşıt tavırlarla, oy avcılığı yapılmamalıdır. Avrupa’nın ve Amerika’nın bakışı Türkiye’nin sarsılmaz gücünü Kıbrıs üzerinde ve dünyada nasıl azaltırım pozisyonu, her arenada devam ettiği gerçeği ile de yüz yüze gelinmeli tedbir ise elden bırakılmamalıdır. Yoksa gerisi, yaraya tuz basmanın ötesine gitmez, zararı yakın vadede, ortaya çıkan olur. İşte tam bu aşamada “Vizyon, görünmez şeyleri görme sanatıdır.’ sözünün boş yere söylenmediği zamandayız ve zamanı çok iyi kullanmalıyız…

Hükümet olmak

Hükümet olmak

Geçim sıkıntısının aile üzerinde yarattığı komplikasyonlar ülke gündemini meşgul ediyor. Yasama,yürütme ve yargı bu düzen içerisinde yaralara merhem oluyor mu ?Olmuyor mu? Hep birlikte izliyoruz. Geçen iki Meclis genel kurulunda bilhassa elektirik faturalarındaki akıl almaz rakamların konusu enine boyuna tartışıldı. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tarar Ana muhalefet lideri olarak birçok sorunun cevabını milletvekilleriyle birlikte sorguladı. YDP Başkanı Sayın Erhan Arıklı’ da oldukça ilgi çeken bir konuşma ile muhalefetini yaptı. Sayın Özdil Nami tarafından yapılan açıklamalar açıklayıcı mı? Hayır değil. Hepsi su götürür nitelikte. Bilhassa Sayın Serdar Denktaş’ın geçmiş Meclis toplantılarında Elektrik Kurumu ile mahsuplaşırız deyişinin üzerinde ehemmiyetle durulması gerekir. Elektrik Kurumu bildiğimiz kadarıyla kestiği her faturanın KDV ‘sini fatura ederini müstehlikden tahsil etsin veya etmesin Maliye Bakanlığına yatırmakla mükelleftir. Devletin bu yatırımlardan büyük bir kazancı olması gerekirken KDV’nin yatırılmaması durumu, milyonlarca TL’nın devlet hazinesine girmemesine neden olmaktadır. Burada bir ikilem mevzu bahistir, bir taraf yatırdığını iddia ederken, diğer taraf inkar yoluna gitmektedir.Böyle bir iddia varken KDV de bir mahsuplaşma rakamı içinde olmalıdır. Öte yanda Sayın Nami, Meclis kürsüsünden Elektrik Kurumunun devletten olan alacağı 120 Milyondur diyor ve bu meblağı üç ayda değil, üç yılda vatandaşın elektrik faturalarına ufak miktarlar ile ilave edip tahsil edeceğiz diyebiliyor, konunun açık ve net olduğunu söyleyebiliyor. Vatandaşın işte bu noktada aklı daha da çok karışıyor. Konuyu biraz araştırma yönüne giderseniz belediyelerin sokak aydınlatma paralarını alamadığı için gelir kaybına uğrarken bu paraların da elektrik kurumu tarafından alındığını öğreniyorsunuz. Bu arada Belediyelerin mevcut mali güçsüzlüğü içinde genelde dağıtımı yapılan su ve su motorları ederinin kuyu sularının v.b giderinin hesaplarında alacak olarak gösterilir olmasından dolayı toplam tutarın 120 milyona dayandığı Devlet bu parayı bütçeleştirip kuruma ödeyeceğine tüm elektrik sayacı sahiplerini borçlu görüyor bölüyor,topluyor çarpıyor ve çareyi faturalara yüklemekte karar kılıyor. Böylece, böyle bir alacak tahsilatıyla vatandaş cebine ağır bir külfet gelirken sistem devamlı ayni şekilde başka kurum alacağı doğruyor. Sanki vatandaşlar, devletin kuruma olan borcuna kefilmiş gibi devamlı ödeme moduna sokuluyor. Ocak ayı memur maaşlarına yapılacak artışın üç ay öncesinden uçup gittiği unutuluyor. Gündem değiştirmek isteyen 4 başlı hükümet ,vicdani ret yasa tasarısını Meclis’e getiriyor vicdani retçilere göz kırpıp takipçisi olacağı Erhürman tarafından ismi zigredilen Sayın Özersay bu yasanın aciliyeti yoktu diyebiliyor. İşte bir garip hükümet ve hükümetin, olmayan icraatlarında, adeta boğulan vatandaşın, biçare hale, itilmiş vaziyeti! Dome Otelde, ihale yolu ile kiralamaya gidilmesi gerekir. Mevcut durumun devamı hali dahi, ihale şartnamesinden geçmesi ile ancak masumiyet kazanır. Ülkemiz halkı refahını bekleyendir.Ne demişler ‘Hiçbir şey insan için ” ölçüsüz tenkit” veya ” aşırı medih” kadar zararlı olmaz.’ O zaman, itina etmek, sınırları aşmamak gerekir. Hükümet olmak sorumluluğun kendisidir.

“Liderlik harekettir,konum değil!”

“Liderlik harekettir,konum değil!”

Mali Yıl Bütçesi 2019 yılı için KKTC Meclis’inden oy çokluğu ile geçti. Bütçe görüşmelerini günlerce BRT2 televizyon kanalı ile vasıtası ile canlı olarak evlerimizden izledik. Görüşmeler ile ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir çok köşe yazısını okuduk.Seçim sandığından irademizi Meclis’te temsil etsin diye seçtiğimiz milletvekillerinin rutin Meclis toplantılarını dinlemiş olmanın ötesinde bütçe ile ilgili konuşmalarına daha ziyade önem verdik. Kimse Meclis görüşmeleri canlı verilmesin demesin. Ekran bize eğrisiyle doğrusuyla kendi yüzümüzü yansıtandır. 12-9-3-3 hükümeti geçen sürede her ne kadar da müdafaalarını döviz krizi, sel krizi üzerinde kurgulamışlarsa da sadece bir birlerinin yanlışlarını örten olmuşlardır. Seçmen takdir yetkisini kullanabilir niteliktedir. Keşkelerin siyasette yeri yoktur. Bütün milletvekillerinin özellikle de KKTC Meclisinde temsiliyeti olan Parti Genel başkanlarının UBP ‘den Ersin Tatar, CTP’den Tufan Erhürman, HP’den Kudret Özersay, DP ‘inden Serdar Denktaş, TDP’den Cemal Özyiğit ve YDP’den Erhan Arıklı’nın ülke halkının müreffeh bir yaşamı için hayati önem taşıyan görevleri vardır. Geçmişten ders alınabilir ama devamlı geçmiş hükümetler üzerinden kendilerinin de imzası olduğu inkar edilmeden “özürü kabahatlerinden büyük” konuşmalardan kaçınması gereken mevcut 4’lü iktidardır. Meclis’te Meclis Başkanlığı konusu 4 Başlı koalisyon oluşumunda protokol maddesi olmuş, grubu olmayan siyasi partinin Meclis Başkanlığına aday olamayacağı bilindiği halde Sayın Angolemli’nin üzerinden hükümet kurulmuştur. CTP ‘den Teberrüken Uluçay Meclis Başkanı seçilmiştir. Uluçay çevresinde çok sevilen saygın bir kişiliğe sahip olabilir ancak ”Meclis Başkanı” olarak bütçe görüşmelerinde sesini ve otoritesini kullanamadığı ekrana yansıyandır. Bütçe sürecini ve Meclisi iyi yönetemediği aşikardır. Meclis’te çıkan tartışmalarda tokmağı kürsüye vurup ara vereceğine yerinden her milletvekilinin konuşmasını provoke eden ve bunu alışkanlık haline getiren kendi partisine mensup kişinin toplantı disiplinini bozmasını önleyememiştir. Bütçe görüşmelerinin sona ermesi ile, UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın Girne İlçe ziyareti oldukça ses getiren bir geliş olmuştur. Tatar’ın ilçe binası balkonundan “AKDENİZ” i işaret ederek denize bakışı ve Türkiye ile birlikte bu yolu yürüyeceğiz Anadolu’ya burdan Girne’den selam olsun deyişi çevredeki birçok kişinin duygulu anlar yaşamasına sebep olmuştur. İlçe binasının karşısında oturduğum cafedeki vatandaşların bu selama ayrı bir tezahürat göstermesi ise Türkiye ile ilişkilerin iyi olmasının ortak kanaatini bir kez daha deklere etmiştir. Sayın Tatar konuşmasında “Bugünkü hükümet ne yaptığını bilmiyor. Ekonomik kalkınma vizyonları yoktur. ‘al gülüm, ver gülüm’ ilişkisi ile hükümeti sürdürüyorlar. Ülkeye bir faydaları yoktur. Türkiye ile ekonomik ve mali işbirliği protokolünün imzalanmasını bile başaramadılar. Öyle bir gayretleri bulunmuyor. Oysa UBP, Türkiye ile konuşur, uzlaşır ve bu halkın ilerlemesi için gerekeni yapar. O nedenledir ki tüm eserlerin altında UBP’nin imzası vardır. Üniversiteler, turizmdeki gelişmeler, yol, göletler, Türkiye’den su ve elektrik getirilmesi bizim projelerimizdir. Bunlara yenilerini ekleyeceğiz. Özel sektörün önünü açacağız. Gerekli reformları yaparak ülkeyi kalkındıracağız “ diyerek parti yetkili kurulları ve teşkilatı içerisinde milletvekilleri ile birlikte güçlü bir birlikteliğin çerçevesindeki insan sevgisini en kalbi duyguları ile ifade etmiştir.Sayın Tatar söz verdiklerimizi yapmaya enerjimiz vardır derken ise “Liderlik harekettir, konum değil” sözünün açıklamasına ayrıca tercüman olmuştur.

Tutunacak dal

Tutunacak dal

Bir yılı daha geride bırakacağımız ayın sonuna geldik. Yaşı gittikçe artan Kıbrıs meselemizi yeni yıla kocaman bir bebek gibi sırtımızda taşıyarak gireceğiz. Bazen sil baştan okunmaya başlanan kitapta gelişi güzel ara sayfalar da okunur. Bu bütünün hepsinin okunmasına engel teşkil etmez. Yarım asırı devirdik bu yaşa geldik hala daha sınırdı, kapıydı, kimlikti,pasaporttu, Enosis,Eoka derken yılların bitmeyen öfkesindeyiz. Öfkemiz geçecek gibi de değil. Geçmişi unutun yeniden başlayalım askersiz, sınırsız bir Kıbrıs istiyoruz diyenlere mi inanalım.? Bu ara Anastasiadis demeç üstüne demeç vermektedir. “Çözümsüzlük durumunda fiili durum olduğu gibi kalmayacak” diyerek bunun da çok tehlikeli olduğunu vurgulayan Anastasiadis, “BM Genel Sekreteri’nin yeni yaklaşımının çözüm yönünde bir ümit daha verdiği” görüşünü ortaya koydu. Kıbrıs Türk halkının BM olan itimadı yoktur. BM sakıncalı siyaseti ile çözüme katkısının olmayacağı ise anlaşılmayacak gibi değildir. Tıpkı Srebrenitsalı Boşnak sivillerin o dönem ‘tutunacak dal’ olarak gördüğü Hollandalı ”Birleşmiş Milletler” askerlerinin rolü gibi aradan onlarca yıl geçmesine rağmen bugün de tartışılıyor olduğu bilinirken. 1995 yıllarına geri dönecek olursak hatıralarda “Şehrin Sırp güçlerince işgal edilmesinin ardından çekilen ve kamuoyunun da aşina olduğu görüntülerde, Hollandalı BM askerlerinin komutanı Thom Karremans’ın 11 Temmuz 1995’te görüştüğü Mladic karşısında el pençe durması, Şehre giren Sırp askerlerine ateş açılması nedeniyle Karremans’ın adeta ifadesini alan Mladic’in, görüntülerin sonunda ise Karremans’a içki ısmarlaması ve ikilinin birlikte kadeh kaldırması dikkati çekiyor. “ Binlerin katliamının, gözleri önünde yapılmasına ses çıkaramayanlara güven duyulmayacağı günümüzde gerçek olandır. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar özellikle güvenlik konusunda Kıbrıslı Türkleri geçmişte bazı yıkımlardan koruyan tek taraflı müdahale hakkı da dahil olmak üzere, Türkiye’nin etkin, fiili ve fiziki güvencesidir. Bunun devam etmesinin, bizim için olmazsa olmaz bir durum olduğunu da vurguladığı mektubunu Guterres’e iletilmek üzere Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Temsilciliği yetkililerine teslim ettiğini biliyoruz. “Türk askerinin Ada’da kalmaya devam etmesi de bizim için olmazsa olmazdır ve Parti Kongremiz tarafından kırmızı çizgi olarak kabul edilmiştir.” Sözleri de yine Sayın Tatar’a aittir ve bu gün ülkemiz halkının büyük bir kesiminin vazgeçilmezi olandır. UBP ‘nin Genel Sekreteri Sayın Hasan Taçoy açıklaması, yine son derece önem arzeder. “Kıbrıs Türkü’nün hakları Rum liderliğinin bize sunacağı bir lütuf değildir ve ne olacağının, ne kadar olacağının takdiri Rum liderine kalmamıştır Kıbrıs Türk Halkı’nın ve Anavatan Türkiye’nin günü gelidiğinde hakları neyse almasını da korumasını da bilir. Rum lider Anastasiadis artık haddini aşmıştır. Rum lider bilsin ki günü gelir haddini aşmasının cevabını alır. KKTC Halkı ve Türkiye denizde, havada, karada nerde hakkı varsa alır ve korur” diyen Taçoy bir bakıma Kıbrıslı Türklerin can güvenliği ve hakları için, açıklaması bütününde yıl sonu ikazını yapmıştır. Yılın en önemli açıklaması ise Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, yaptığı konuşmada Kıbrıs konusuna değinmiş olmasıdır. Türkiye’nin milli davalarından birinin de Kıbrıs olduğunu, adil ve kalıcı bir çözüm için samimi çabalara ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Çavuşoğlu Türkiye’nin samimi çabalarına Rum tarafının yanaşmadığını dile getirmiş “Artık laf olsun diye bir müzakereye başlamamız söz konusu değildir demiş ve ilaveten “Neyi, ne için müzakere edeceğiz, parametreleri ne, çerçevesi ne, bunları belirleyeceğiz. Sıfır garanti, sıfır asker rüyasında olanlara tekrar hatırlatıyorum; o rüyadan, hayalden uyansınlar, vazgeçsinler, öyle bir şey hiçbir zaman olmayacaktır.” demiştir. KKTC hükümetinin ise Kıbrıs meselesi hakkında ortak görüşü olmadığı cihetle Erhürman,Özersay,Özyiğit ve Denktaş kendi siyasi partileri adına konuşmakta ve dışa karşı havanda su dövmektedirler Daha ne diyelim?

Allah’tan gelen imtihan

Başarılı olmak için, sabır ve azim kişileri amaçları doğrultusunda hedefine taşır. Başarı çalışmaktan geçer ve insanı sonuçta topluma yararlı kişi olarak kazandırır. Yolu tabi ki çok çalışmaktır. Geçen yıllardaki bir yazımda bahsettiğim ve çok beğendiğim bir örneği tekrarını yapmak istedim. Şöyle ki; Meşhur alimlerden birisinin başarı için, maddi ve manevi ifadeleri muhteşem. Suyu düşünmek, susuzluğu gidermez. Odunu düşünmek, insanı ısıtmaz diyor ve insanın bir şeyi sadece düşünmesi ve istemesi de, insanı hedefine ulaştırmaz sonucuna varıyor. Başarı için, çok gayret, çok çalışmak ve uyulması gerekli tüm şartlara riayet etmek lâzımdır.’ diyor bilge; Peki bu kişinin öğütünü özetlersek, gençleri üç sınıfa ayırmış, vazifesini yapanlar, yaptıklarını iddia edenler ve vazifelerini yaptıktan sonra daha fazla çalışanlar başarır derken, sadece verilen görevi yapmanın başarı için yetmediğini ifade ederken, “çalışkanlık” çalışma potansiyelinin tam kullanılmasıdır diyor. Diğer yandan bir Kimya hocası, kötü kokulu bir sıvıyı masanın üzerine koyarak öğrencilerine; Gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz diyor ve örnek olarak parmağını sıvının içine sokarak ağzına götürüyor, Öğrencilerinden de aynı şeyi yapmalarını istiyor. Öğrenciler ise ister istemez parmaklarını sıvıya batırmışlar, ağızlarına götürdükleri zaman da yüzlerini ekşitmişlerdir. Öğretmen, öğrencilerini tekrar azarlar; Bir daha söylüyorum der, gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz. Eğer dikkatli bakmış olsa idiniz, ağzıma götürdüğüm parmağın sıvıya batırdığım parmak olmadığını fark ederdiniz. Bakmak ile görmek arasındaki farkı ne zaman anlayacağız? nasihatini yapıyor ve yapılması gereken işleri savsaklamayın! diyor… Öğütlü hikaye uzuyor ve büyük başarıların elde edilmesinde tesadüfün ve şansın çok az payı vardır deniyor… Bazen atılganlık, istenen sonucu alabilirse de, en güvenli başarı yolu; çalışma ve sabır yoludur. Başarılı insanlar, ayrıntılardan nefret edenler değil, o ayrıntılar üzerinde dikkatle çalışanlardır. 2019 yılının son Aralığının yarısını geçtik. Yeni yıl kapıda ülkemiz ise sosyal,ekonomik ve siyasi açıdan oldukça hareketli günler yaşamanın yorgunluğundadır. KKTC Meclisi bütçe görüşmeleri sırasında bir yılın ağırlığı iktidarı ile muhalefeti ile milletvekillerinin konuşmalarında yer almaktadır. Meclis toplantıları izlenmesi gereken ve ülkenin genel durumunu anlatması açısından çok önemlidir. Bütçe görüşmelerinde; Yasama,yürütme ve yargı açısından faaliyetlerin, bir nevi yapılanlarla, yapılmayanlar arasındaki artı eksi farkının özetlenen sonucu vardır. İzleyiciye düşünme payı veren ve seçmene seçim sürecinde kararında yardımcı olacak ve bir yılın özeti, bilhassa bütçe görüşmeleri ile 365 sayfalık ve adına “ yıllık hesap “ diyebileceğimiz gerçeklerin sesli dile getirilişi mecliste kürsüden yapılmaktadır. Erhürman,Özersay,Özyiğit,Denktaş hükümeti ise en önemli konuda Kıbrıs Meselesinde ortak bir görüşe sahip değillerdir. Güney Kıbrıs’ın Anastasiyadis’i adını koymasa bile AB adına konuşmamaktadır. Avrupa ise hiç bir zaman Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğine razı değildir. Avrupanın niyeti kurnazlıkla adada azınlık durumuna düşmemiz, garanti anlaşmasını sulandırmaktır. Rumlar’a teslim olmamızı istemektir. Rumlarla anlaşmanın adı ister gevşek federasyon olsun, ister gergin federasyon bu bir rüyadır bu rüyadan artık uyanma zamanıdır. Bu hafta en çok izlenen program kanaatimce BRT2 Meclis Tv ‘de canlı yayınlanan 2019 Mali Yılı Bütçe görüşmeleridir. “2019 Mali Yılı Bütçesi “ yasa tasarısında özellikle muhalefet milletvekillerinin konuşmalarındaki tesbitlerinin önemi büyüktür. Dinlemeden söz sahibi olamayacağımız ayrı bir gerçektir. Bu gerçek ise ülkemiz halkını her yönden aydınlatandır. Milletvekillerinin gecenin bu vaktinde diye kürsüden söze girişleri sabaha yakın saatlerde oluyor ve söze giriş açısından normaldir. Bu girişten mana çıkarmak sadece popülizm olur. İşini layıkı ile yapmayan siyasetçilere notu ise tabi ki imtihan sandığında seçmen verecektir. sonuçta güzel bir söz,Mevlana’dan olsun, ”Allah’ın verdiği de, vermediği de imtihandır. “

“Şüphe duymayan hakikati bulamaz”

“Şüphe duymayan hakikati bulamaz”

KKTC ‘de kurulduğu günden beri, bahtı kara hükümet 12-9-3-3 sayı ile 27 milletvekiline sahip 4 partili koalisyon hükümeti olmuştur. Bahtı kara dendimi mutsuz, dertten kurtulamayan, işleri hep ters gidenler için kullanılan bu deyim mevcut hükümet için tam uygun bir tabirdir. 4 Başlı hükümetin yaptıkları her icraatın hep kötü sonuçlanması, yaptıkları işlerde başarısız olması,bütün bu olaylar halkımızın gözü önünde, ceryan eden hadiselerdir. Hani derler ya insanımız geçim derdinde, hükümetimiz koltuk derdinde işte tam bu hesap, bizim hükümet mensupları da gelip geçici kararlarla iş yaparız pozisyonlarını müdafaada üstlerine yok. 174 kişinin vatandaşlığını iptal etmişler, o kişileri mahkeme koridorlarında hem maddi hem manevi olarak zarara uğratmışlardır. Döviz düşmüş olmasına rağmen fiyat denetiminden uzak hükümetin ortak tavrı ve müdafaası daha on aylık bir hükümetiz, seçim propagandasında dedik ya “çalışır yaparız” oluyor. Bu sloganla yola çıkanlar girdikleri sözlü ve yazılı sınavda halk nezdinde başarısız olduklarını ve sınıfta kaldıklarını bilmeleri gerekir. Ülkemizdeki yaşanan doğal afetin sebep olduğu cana ve mala olan zarar ülkemiz halkının kalbinde derin yaralar açmıştır. Ölümün soğukluğunun olduğu yerdeki korku ve endişe çevreyi sarmıştır. Üzgünüz,acılıyız,yastayız. Yapılan ve geçen 44 yılın iktidarlarını, eleştirmede bir de bakıyorsunuz ki mangalda kül bırakmayanlar yorumları ile güne uygun olmayan eleştirilerini mide bulantısı ile dışa vuruyorlar. Halbuki ülkemizde gelip geçen bütün iktidarların kronolojisine bakar isek belirli dönemler hariç iktidardan geçen koalisyonlardaki siyasi partilerinin onlarca yıl iktidarları ve koalisyonlarda ve icraatta oldukları henüz unutulmamıştır. Siyasette bu yıl bu koalisyon hükümetlerinin 4’lüsünde Sayın Kudret Özersay başkanlığındaki siyasi partide yer alan olmuş ve “kadro” 2018 Genel seçim sonrasında siyasi partiler nezdinde tamamlanmıştır.Sayın Erhürman ile hukukçu kimliklerini devamlı ön plana çıkaran bu iki milletvekilimiz Başbakan ve Başbakan yardımcısı olarak görev yapmaktadırlar. Konuşa konuşa devlet idaresinde söz sahibi olmayı öğrenmeye çalışmaktadırlar.Tecrübesizliklerini, deneme yanılma yolu ile sevk ve idarede hüküm sürdürmektedirler. Aralık ayı bütçe görüşmelerinin arifesi, para akışı sağlanacak ekonomik protokolden uzak ,KKTC Meclisiden geçirmek için çaba göstermektedirler. Öyle veya böyle bütçe elbette yasal süreçte Meclis’ten geçecektir. Sonrasında uygulamada nasıl mazaret üretecekleri ise merak konusudur. Döviz krizini yönetemeyen 4’lü hükümet, ülkemizde yaşanan doğal afet krizinide yönetememiştir,üstesinden çıkmaya çalışmaktadır. Türkiye her zaman olduğu gibi ülkemiz halkının yanında olduğunu, Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun ifadelerinde yerini bulmuş “Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı” nezdinde istenilen gerekli yardımın yapılacağı hususu burdaki hükümete bildirilmiş olduğu haberlerde izlenendir.Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin şahsında Türkiye’ye şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi iletiriz. Sonuçta, 4 gencimizi sel sularında ”Kara Çarşamba” denilen günde kaybetmiş olmanın acısının tarifi yoktur. Zihinlerdeki şüphe trafiğe yeni açılan, yeni yol güzergahında, yol durumunda nasıl bir olumsuzluğun ve teknik hatanın böyle bir kazaya mahal verdiği şüphelerini beraberinde getirmiştir. ”Şüphe duymayan hakikati buIamaz.”sözü unutulmaması gerekendir. Hükümetin bu konuda her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak açıklamayı yapma zaruriyeti vardır. Bekliyoruz…