Tag: seçim

Cevap sandıkta verilecek

Cevap sandıkta verilecek

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 26 Nisanda yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden adaylığını açıkladıktan sonra İngiliz the Guardian gazetesine verdiği röportajda kullandığı “Federal çözüm olmazsa Kuzey Kıbrıs, Türkiye’nin ‘de facto’ iline dönüşebilir, bu korkunç olur” ifadelerini kullanması bununla da kalmayıp açıklamasına örnek olarak Suriye’deki Fransız mandasına bağlı Hatay Cumhuriyeti’nin 1939’da referandumla Türkiye’ye bağlanmasını kabul eden Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen’e de atıfta bulunarak, ‘İkinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım.’ ifadesini kullanması halen KKTC Cumhurbaşkanılığı makamındaki Akıncı’nın siyasi beyanatlarından kanaatimce en kötüsü olmuştur. Ve her fırsatta Akıncı , kendini, özünü ve içindeki gerçekleri açıklamaktan çekinmemediğinin ifade edilemez göstergesidir. Akıncının dili Hatay örneğinde , “ Gazi Mustafa Kemal’e “ Atatürk ‘e kadar uzanmış olabilir mi? Çünkü ”Hatay, Atatürk’ün siyasî ve askerî dehasının güçlü eseridir. Onun yenilmezliğinin gerçek belgesidir. Hakkın üstünlüğünün, bir kere daha, yeniden dünyaya ilânıdır denildiği tarihi kaynakçalarda yerini alandır. Dolayısıyla Akıncı kendine karşı yapılan açıklamalara, karşı cevap versede, kabul edilemez olandır. Böyle açıklamalar bir nevi Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye arasına nifak sokma zihniyeti taşımaktadır. Beyanatta adı geçen Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen’in oğlu ve eski TBMM Başkanı Murat Sökmenoğlu, yıllarca üst üste ülkemize ve Girne’ye tatil için gelmiş ve babam ile kurdukları arkadaşlıkları neticesinde evimizde ağırladığımız ve o günlerdeki anılarını ilk ağızdan dinlediğimiz sevdiğimiz ve takdir ettiğimiz Türkiye sevdalısı ve ülkemizi çok seven bir kişiydi. 2014 yılında vefat etmemiş olsaydı mutlaka onun da Sayın Akıncıy’a verecek cevabı olurdu. Akıncı bilerek ve isteyerek yaptığı böyle bir açıklamaya gelecek tepkileri de var sayarak kendini siyaseten pazarlamaya çalışan iç ve yabancı mihrakların stratejisi ile seçim propagandası yapmaktadır. Ayrıca bundan ayrı ve acayip bir keyif almaktadır. Akıncı’nın yapmış olduğu açıklamalar oturduğu makama yakışmayacak ifadelerdir. Nitekim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kıbrıs İşleri Koordinatörü olan Sayın Fuat Oktay resmî twiter hesabından “Her şartta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında olan, hak ve menfaatlerini koruyan Türkiye Cumhuriyeti için kullanılan ifadeleri kınıyorum.Küçük hesaplar ve vizyonsuz siyasi yaklaşımlarla KKTC’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin seçim malzemesi yapılmasına asla müsaade edilmeyecektir. “ diyerek Türkiye Cumhuriyetinin net olarak tavrını ortaya koymuştur. KKTC Başbakanı ve Ulusal Birlik Partisi Sayın Ersin Tatar “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Anavatan Türkiye her zaman kardeşce samimi bir işbirliği içinde olmalı, Kıbrıs konusunu birlikte yürütmelidir. Bunun başka türlüsü, ulusumuzun, halkımızın zararınadır. Ne yazık ki Sayın Akıncı bu çizgiden çok uzaklardadır ve bize göre halkımızın güvenliğine, geleceğine yarar sağlamak yerine zarar vermektedir.” Açıklamasını yerinde ve zamanında yapmıştır. KKTC Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yani 26 Nisan 2020 tarihine yaklaşırken söylemlerinin dozunu artırmış ve Türkiye karşıtlığını ”Seçim denen filimde gizli /sanal reklam” var mantığı ile sürdürerek oy elde etmek adına verdiğini zannettiği ancak kendin değiştirilmesi mümkün olmayan idealleri üzerine kurgulamaktadır. İşte en büyük tehlike de budur. Seçim denen bu filmde kampanyasını hazırlayanların stratejisinin özünde ise CTP oylarına göz koymak vardır. Ne olursa olsun seçimi Akıncı’mı ? Türkiye’mi ? algısını, kısa sürede yaratarak, sol oyların üzerinde tango yapmaktadırlar.Hesapları sol oyların kendi kasalarına akmasını sağlamaktır. Sayın Erhürman ve partisinin bu oyunda hangi rolde olacaklarının ve nasıl bir cevapla konuya girecekleri, beklenen olmakla birlikte kimsenin iç işlerimize karışmaya hakkı yoktur klişe sözleri ,her zaman için CTP’ni , güya müdafaaya aldıklarının kısır döngüsüdür. Unutulmaması gereken tek şey GKRY ‘nin Türkiye’nin garantörlüğünü istemediği ve kendi hayallerindeki Enosis için zihniyetlerini değiştirmedikleridir. Böyle bir zihniyette olanlara ülkesini ve geleceğini düşünen aklı selim halkımızın cevabı hayır olacaktır. Oyun büyük olabilir ama sandık gerçektir. Milli hislerimizle oynamaya çalışanlara cevap, sandıkta verilmelidir…

Turşu tabağı masadan kaldırılmalı

Turşu tabağı masadan kaldırılmalı

Kişiler cesaretli,erdemli ve güçlü olduğu müddet kazanımı olandır. Kazanım, başarılı olabilmek, çalışmakla elde edilen donanımın, dışa vurumudur. Cesaretli olmak için risk her ne kadar gerekli ise bu girişimin, kâr veya zarar doğuracak sonuçlarının hesaplanması gerekendir. Reklamın iyisi kötüsü olmaz denilsede bu söylem algı yaratmadan öte değildir. Yaratılan her algının getiri ve götürüsü iyi hesaplanmalıdır. Erdem ise insanın doğrularından başlayan bir süreçtir. Bu süreçte hedefe giderken amaç için her yolu denemek mübah değidir. Erdemli kişi iki yüzlü değildir. Kuralları vardır. Riyakar hiç değildir. Çünkü yalanın kötülüğünün eninde sonunda bir gün başına ne işler açabileceğini bilendir. Bilmiyorsa eğer erdemli bir kişilikten uzaktır. İnsanlara doğruları anlatabilmek için kahin olmaya gerek yoktur. Güç, çoğularına göre maddiyatla ölçülse bile gücün kaynağı maneviyattır. Manevi duygulardan yoksun kişi, merhametsiz olanlar sınıfında olup, iyilik yönünden uzaklaşanlardır. Bu gibi kişiler bir nevi sadece kendi menfaatlerinin esiridirler. Çevremize baktığımız zaman bu tiplerin, ender de olsa varlıklarına rastlamak mümkündür. Değerlendirme ise kişilerin kendi kanaatlerindeki varsayımdır, sonuçtur. Ülkemizde Kıbrıs meselesinin çözümündeki şimdiye kadarki müzakere masasındaki formüller miyadını doldurmuştur. Miyadını dolduran her şeyde olduğu gibi demek ki yeni bir geleceğe kapı açmak adına imhası gerekendir. Kıbrıs meselesi kilerde muhafaza edilen lahana turuşusu gibi değildir. Meselenin sofradaki boş turuşu tabağının masadan kaldırılması vakti gelmiştir. Akdeniz’in stratejik konumunun ehemmiyetindeki kararlar önemlidir. Nisan ayında “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “ Cumhurbaşkanını seçeceğiz. Müzakereci seçilecek gibi algı yöntemleri ile veya toplum lideri seçeceğiz diye seçmeni yanıltacağını düşünenlerin zamanı çoktan geçmiştir. Seçilecek Cumhurbaşkanın eğer müzakereler devam edecekse masaya KKTC Cumhurbaşkanı sıfatı ile oturmalıdır. GKRY ‘nin bu makama hitabı bu yönde olmalıdır. Cumhurbaşkanı makamı ülkemizdeki en yüksek ve sorumluluk gerektiren, halkının her sevincinde, her üzüntüsünde her zaman yanında olabilme insaniyetini taşıyan, insan sevgisini ve önce insan diyebilenin, bu duyguları taşıyan kişinin seçilebileceği bir yerdir. Zaman geriye doğru sayıma geçmiştir. 18 Ocak 2020 tarihinde UBP Genel Başkanını ve Başbakan Ersin Tatarı Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklamıştır. Sayın Tatar yeni bir vizyon, yeni bir gelecek ve yeni bir anlayış için yola çıktıklarına vurgu yapmıştır. Çok adaylı bir seçim propaganda dönemi yaşayacağız. Bilindiği üzere “KKTC’de Seçme ve Halkoylamasına katılma 18 yaşını bitirmiş olan her yurttaşın hakkı ve ödevidir; Seçilme yaşı Milletvekilliği ve Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimlerinde 25, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde ise 35 yaş olduğu yasa ile belirlenmiştir. KKTC’de Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine katılan bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir. Seçime katılan adayların hiçbiri salt çoğunluğu sağlayamazsa seçim; 7 gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yenilenir ve en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.” Vereceğiniz karar geleceğinizin aydınlığıdır. Farkı yaratmak yüreğinizdeki güçtür, oy pusulasına vuracağınız mühür, geleceğinizin teminatı olacaktır. Seçim, ülkemize hayırlı olsun. #StarKıbrıs gazetesindeki bu günkü köşe yazım

Liderlik insanlarla birlikte yürümektir

Liderlik insanlarla birlikte yürümektir

Geldi, gelecek, gitti gidecek heyecanı sürerken 2019 Aralık Ayında bilhassa 13. Maaşların ödenmesine müteakip çarşının hareketliliği az da olsa memleketimizde görüldü. Özellikle yiyecek alışverişlerinin yapıldığı marketlerde kalabalık vardı. Sanırım ülkemizdeki büyük bir çoğunluk yeni yılı evlerinde karşıladılar. Geçmişimizden bu güne baktığımız zaman çoğunluğun Aralık ayının son akşamında her ailenin kendi bütçesi çerçevesinde hazırladığı yılbaşı sofrasının başlıca yemeği fırında hindi veya benzer tat tavuklu patates kebabı olmuştur. Bizim çocukluğumuzda yeni yıl için Alina, yani hindi,evlerin bahçesindeki kümeste yetiştirilir ve o geceye mahsus iç pilav ile fırına verilirdi. Şimdilerde şehirde kümesi olan ev, nadir görülmektedir. Çünkü tavuk yetiştirme çiftliklerimiz tüketicinin ihtiyacını karşılayacak düzeyde modern ve hijenik tesislerdir. 2020 yılını karşılamasına karşıladık ama zamları da avucumuzun içinde bulduk. Hayat Pahalılığı maaşlara yansıyacak, asgari ücretin yeniden tesbit edilmesi bekleniyor olsada halen halkımızın cüzdanı boş, cüzdan sahipleri hiddetli ve kızgındır. Araç seyrüsefer ruhsatlarına zam geldi. Ödedim biliyorum. Yol yoksa, seyrüsefer de yok deniyor ama gününde ödenmeyen ruhsatlar için yasal mevzuattaki ceza,hükmünü sürdürüyor. Geçmiş yıllarda bütün seyrüsefer ruhsatlar 31/12 de çıkarılıyordu şimdilerde arabaların alınış tarihi esas oldu. Bu uygulama da bu günlerde abesle iştigal çünkü çoğu kez ay geçiyor ve araç sahipleri cezaya giriyor. Uygulamanın başlangış sebebi ise aşırı kalabalığın, yani gişe önlerindeki izdihamın önlenmesidir, deniliyordu. Şimdi yeni uygulama ile internet üzerinden bu ödemelerin yapılması olanağı doğmuştur o halde bu tarih de yıl sonuna yeniden alınabilir kanaatindeyim. Bütün bu olumsuzluklar devam ederken ülkemizdeki yatsınamaz gerçek önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimleridir. seçime dört aydan az bir süre kalmıştır. Cumhurbaşkanlığı makamı için aday olmak isteyenler arenada belli oluyor ve ilk olarak CTP Genel Başkanını, Sayın Tufan Erhürman aday olduğunu açıkladı.Bilindiği üzere Erhürman iyi bir akademisyen ancak Erhürman’ı Başbakanlık ve 4’lü hükümet döneminde projeldirdiği konu başlıklarının uygulamasını belki de koalisyon nedeni ile icraata koyamadığını görenleriz. Erhürman’ın adaylığının açıklama seramonisinde eski kök CTP’li isimler ona övgüler yağdırsalar dahi sahada olup olmayacakları meçhul, kaldı ki CTP’nin Meclis Başkanı Sayın Sibel Siber’in adaylığı mevzu bahis olursa alınacak olan oylardaki düşüş yine CTP seçmeninin oyları nedeniyle olacaktır. HP Genel Başkanlığından adaylığını açıkladıktan sonra istifa eden ve bağımsız aday olduğunu ilan eden Sayın Kudret Özersay için seçmen bir yana kendi partisi içinden hoştnutsuzluk gizli kapılar arkasında olduğu kadar sosyal medya hesaplarında ifade edilendir. Henüz 4 yıllık bir siyasi partinin Genel Başkanının,geçerliliği münazaralı gerekçeler ile bağımsız aday oldum demesi, kararsızların oylarını alırımdan ziyade, diğer siyasi partilerin üyelerinin oylarına el uzatmaktır ve hakikaten böylesine istek, hoş olmayan bir teşebbüstür. Oy uğruna, başka siyasi parti üyelerinin kendisine oy verebileceğine olan inanışı veya düşüncesi bile Özersay’ın yanlış kararının başlangıcıdır. UBP ‘nin Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar’ın adaylığının 18 Ocak 2020 de açıklanacağına ilişkin bildirmler, sosyal medya hesaplarının sahiplerinin taglarında görülmektedir. UBP’nin Genel Başkanı sorumluluğunun bilincinde olan bir liderdir. Sayın Tatar’ın bu seçimlerdeki şansı, donanımlı bir kişi olması yanında her zaman,her yerde, yarım adamızın, hemen hemen tüm yerleşim birimlerinde yıllarca evvel başlattığı “ev ve ev “ seçmen ile yüz yüze yaptığı görüşmelerdir, kurduğu iletişimdir. ”İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız, onlarla birlikte yürüyün.” sözü ise bütün siyasilere ışık olmalıdır. Nisan ayı için geriye sayım başlamıştır. Seçmen kararını vermiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine sadık ve sadakati olan KKTC’nin Cumhurbaşkanını seçecektir.

Görücüye çıkma zamanı

Görücüye çıkma zamanı

Değişim diyenlerin değişim diye, zihniyet değişikliği “diye diye” bu günlere geldiğini bilmeyen yok. Peki sonuçta ne oldu kocaman bir hiç. Yıllar yılları koynuna aldı, bu sevdadan doğan çocuk olmadı. Hiç bir şey Kıbrıs’ın meselesinin yaşlanmasını önleyemedi. Günümüz cerrahisinde estetik denen operasyonlar bu yaşlanmaya çare olamadı. Çare gençliğin anlayışına kaldı. Anlatılması gerekenler onlara anlatılmalı, geçmişin mücadele ruhu gençlerimize aşılanmalıdır. 2020 yeni yılın Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde propaganda süreci nerdeyse başlayacak. Bu seçim Kıbrıs meselesinde bir nevi referandum niteliğinde olacaktır. Seçmen ise, o veya bu nedenle, işim olmadı, küsüm, bize verdikleri sözlerini tutmadılar, yerine getirmediler diye sandığa gitmeyim, oyumu kullanmayım, dememelidir. Verecekleri kararın doğrultusunun, kendi alın yazılalarındaki kader olacağını bilmelidir. Üzerine bastığı toprağının, paha biçilmez değerine göre sandığa gidip kendi Cumhurbaşkanını seçmelidir. Bir oy ,bir oydur diyebilmeli vatandaşlık görevini yapmalıdır. Kıbrıs Türkü Kıbrıs için geçmişten geleceğe var olan mücadelesinde gelenek,görenek, kültür değerlerine sahip çıkandır. Bu değerin içinde kocaman bir mazi vardır. Mazi ise unutulmaz olandır. Bu mazide her ailenin var olan anılarında yer alan kapanmayan bir yara vardır ve iyileşmemiştir. Kıbrıs adasının dört bir yanındaki ateş çemberi ise güncelliğini korumaktadır. Bu ateş içerisinde ise Kıbrıs’ın sadece stratejik önemi,devamlılığını sürdürmektedir. Ülkemizdeki kurumsallaşmış yapı içerinde siyasi partiler vardır. Hepsinin Yaşlanan Kıbrıs meselesi için çözüm önerileri gözümüzün önünde ve öneri yapanların beyanlarındadır. Bu çözüm önerilerinde. gelmiş geçmiş bütün Cumhurbaşkanlarının müzakerelerdeki tavrı vardır. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’dan itibaren Sayın Mehmet Ali Talat, Sayın Dr.Derviş Eroğlu ve Sayın Mustafa Akıncı ’nın o müzakere masası dedikleri yerde müzakerecileri ile birlikte bıraktıkları ve not haline getirilmiş hakikatleri vardır. Sunuçta, Kıbrıs adasının ortak sahibi ve siyasi eşiti Kıbrıs Türkleri, hiçbir zaman azınlık statüsünü kabul etmeyecek olanlardır. GKRY ise Kilise ne derse kararlarını o doğrultuda vermektedir. Sözde verdikleri dostluk mesajları yeni yıl kutlamaları, bayram tebrikleri sahte duyguların su yüzündeki resminden öte değildir. Kim ne derse desin barış olan bir ülkenin KKTC’nin sınırı içerisindeyiz. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi üzerimizdeki güvenin bayrağıdır. Bayrağa elini uzatanların cezası ağırdır. Öyle sınırlarda müşterek bir azınlığın hengamesi ile Kıbrıs’a çözüm gelmez. Kimse boşuna indına barış diye halkımızın zihnini bulandırmasın. Bu haftadan sonra Cumhurbaşkanı makamına aday olacak olanlar adaylıklarını açıklayacaktır. Yüksek Seçim Kurulu seçimlerle ilgili mevzuatı ile adaylar resmiyet kazanacak ve seçmen önüne adayların ismi bir nevi görücüye çıkacaktır. Seçmenin kararı; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 5. Cumhurbaşkanını sandıktan çıkaracaktır. Bu kararı verenlerin sorumluluğu büyüktür. Aynen bu sözde var olan mana gibi; “KanunIara dayanan adli muhakemelerden, daha büyük bir muhakeme vardır ki, bu da her kişinin kendi vicdanıdır. “ O halde sandığa gideceğiz ve oyumuzu vicdanımıza göre kullanacağız.

Nisan’a ne kaldı ? “İşi Yıldırım Bitirir”

KKTC Meclis Genel Kurulu 2020 Mali yılı bütçe yasa tasarısını on gün süresi hitamında görüştü ve oyladı. 23 Aralık Pazartesi gün Meclis yasama ve denetim birleştirilmiş gündem ile toplanacak. Salı günkü Meclis Genel kurulu yapılmayacak ve Meclis on gün kadar tatile girecektir. Pazartesi toplantısında Meclis sel komitesinin nihai raporu gündemdedir. Görüşmesi yapılacaktır. Önceden ifadelendirilen rapor için Sel Komitesi Başkanı Özdemir Berova, “Şuan itibarıyla şunu söyleyebiliriz raporumuz hazırlanmıştır, komitemizde oylanmıştır. Bu oylama sonucu oluşan rapor Meclis Genel Sekreterliği tarafından Genel Kurul’a sevk edilecektir. Genel Kurul’da bütçe görüşmelerinin sonlandırılmasının akabinde ilk Pazartesi yani 23 Aralık’ta Meclis toplantısında rapor okunacaktır. Raporun içeriği konusunda da herhangi bir gizlilik yoktur. Konuşma açısından da bir sıkıntı görmüyorum,oybirliği ile komiteden geçen rapora Halkın Partisi’nin milletvekilleri Hasan Büyükoğlu ve Erek Çağatay’ın bazı maddeler konusunda ayrışık fikirlerini ifade ettiklerini söyledi. Berova’nın, “Raporun oluşma esası şudur; komite genel bir kanaat belirler, tespitler yazılır. Bu tespitler ve kanaat üzerinde eğer ayrışık düşünceye sahip milletvekili var ise bu milletvekillerimiz rapora şerh koymak suretiyle yani ayrışık düşündüğünü söylemek suretiyle kendi düşüncelerini de eklerler. Ayrışık düşünceye sahip HP milletvekillerinin görüşleri de rapora eklendi ve o şekilde Genel Kurul’a gidecek” şeklindeki açıklaması komite başkanı tarafından önceden basına yapılmıştır. Bilindiği üzere, 2018 yılının Aralık ayının ilk haftasında şiddetli yağış neticesinde tedbirsiz yolda, doğanın hiddeti galip gelmiş ve felaket neticesinde Ciklos bölgesinde uçuruma yuvarlanan araçta bulunan 21 yaşındaki Tolga Bekçi, 23 yaşındaki Ahmet Kılıç, 18 yaşındaki Gaye Soyutok ve 18 yaşındaki Günay Kandaz hayatını kaybetmişti. İşte bütün bu meselede olayın oluş sebepleri enine boyuna 23 Aralık’ta Meclis’te görüşülürken ailelerin evlerine düşen ve sönmesi mümkün olmayan ateş, bu günde yeniden alev alacaktır. Sabır gerektiren büyük bir acı ve gençleri rahmetle anıyoruz. Böylesine kazaların olmaması için ilgi bakanlık tarafından gerekli önlemlerin yollarımızda alınması ülkemiz halkının genel isteğidir. Bu günlerde KKTC ‘nin gündemi yıl içerisinde olan hadiselerin yanı sıra 2020 yılı Cumhurbaşkanı seçimidir ve ilk önce adayını CTP açıklamıştır. Genel Başkan Tufan Erhürman partinin adayı olacak denmiştir. Diğer siyasi partilerin adaylarının açıklanması ise an meselesidir. Nisan ayına ne kaldı, seçim yasağı öncesi için az bir zaman vardır. UBP’nin adayının kuvvetle muhtemel Genel Başkan ve Başbakan Ersin Tatar olması beklenendir. Her zaman, her hadisede erken davranan Sayın Kudret Özersay ise HP’nin adayı olur mu bilinmezliği ise halen devam etmektedir. Yeni yıla hızla yaklaşmakta olduğumuz bu günlerin sonucu, elbette adaylıklar nezdinde hitam bulacak ve propaganda dönemi başlayacaktır. Kıbrıs meselesindeki görüş netliği ise seçimin kaderini belirleyecektir. Kaldı ki dış politikada Kıbrıs davası Doğu Akdeniz’deki petrolün paylaşımının içindeki bir mesele olmuştur. Bu meselede söz sahibi ise bellidir. KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimleri kurgusu bunun üzerinden yapılmalıdır. Bu güne özlü söz mü ? “Gök gürültüsü iyidir, gök gürültüsü görkemlidir; ancak işi bitiren yıldırımdır…”

Misafir odamız facebook

Misafir odamız facebook

Sosyal medya esareti 2019 yılında ülkemizde de insanımızın meşguliyeti oldu. Yediden yetmişe değişmeyen kullanım bağımlılığı büyük bir hızla artarak devam ediyor. Sosyal Medyada bugün için kullanıcılar internet ortamının verdiği anında iletişim kolaylığı ile ticari işlemlerini ayrıca banka hesap durumlarını kontrol altında tuttukları gibi gelir ve gider kontrollerini yapabiliyorlar. Düşünün elektrik faturası,telefon ücretleri ,ödemeler dahil para aktarımları hepsi parmağınızın ucunda ve siz kalabalık yaratmadan evinizde, gündüzünüzde veya gecenizde bu işlemleri zamandan tasarruf ile ve denetimi kendi kendinize yapabiliyorsunuz. Zaten denetim olmaz ise hani derler ya ayağını yorganına göre uzatacaksın harcamalarınızı kontrol edemezsiniz. Unutmayın, yorgan önemli, gelirin gideri karşılamasıda, dikkat yorgandan geçer. Tabi internetin sarsılmaz gücü ile istediğiniz programları cihazınıza indirmek mümkün ve bu imkanları kullanan milyarlarca ifade edilen bir dünya nüfus var . 2018 rakamları ile 2018 yılında internet kullanımının yüzde 6 artıp 3,8 milyar insana ulaştığı görüldüğü bilgileri mevcut. Dünya nüfusu 7.5 milyar olduğu kabul edilirse bu da demek oluyor ki dünya nüfusunun yarısından fazlası internet kullanıyor. Kişiler arasında gerçekleşen diyaloglar ise günümüz koşullarında iletişimdeki sonsuz kolaylık olmakta mesafeler bu sayede hükmünü kaybetmektedir. Ülkemizde de internet ve internet üzerinden sosyal paylaşım ağları oldukça yaygın olarak kullanılırken gelişen teknolojiyi de takip etmek kolaylaşmıştır. Özellikle Sosyal Medya bilhassa her yaşa ayrı bir rehabilitasyon sağlıyor, ayrı bir ferahlık veriyor. Bu mecrada kişiler bütün ve de özellikle kendilerini ilgilendiren konularda kendi görüşlerini, düşüncelerini, sevincini, tasalı günlerini olaylara olan bakış açılarını internet ortamında büyük bir çoğunlukla Facebook’ta paylaşıyorlar. Facebook ülkemizde bir birini tanıyan kişilerin misafir odası gibi. Ayrıca Twitter, İnstagram,blog ve YouTube gibi programlar, yazılım programları derken yeni hesaplar açıldıkça sistem kendi içinde güncellenmektedir. Bu programlar ise gündelik hayatın vazgeçilmezi olmaktadır. Bu ortamlarda fikir,düşünce,fotoğraf ,video ve yazılar paylaşmaktadır.Bilinmektedir ki; Sosyal Medya okur yazarlığı üzerinde ise eğitim verilen ülkeler de vardır. Kanaatimce her birey bu derslere ilgi göstermelidir. Hatta okullarımızda bu konular işlenmelidir. Kişilerin sosyal hesapları, arkadaşlıkları,takipçileri derken güne yansıyan ekranda kalma süresi günün kaç saatini sosyal medyaya ayırdığınızı görebiliyorsunuz. Tabi bu ekran süresi içerisine eğer evdeki televizyon değil de internet üzerinden film /dizi izlemeleriniz varsa sürenin arttığını görüyorsunuz. Anlaşılan o ki bundan sonraki süreçte sosyal medyanın siyaset konusunda gücü seçim sonuçlarını da etkileyecektir. Etkilediği de birçok ülkede görülmüştür. İyi kullanım, iyi intiba yaratma, üslûp,takipte devamlılık,güncel paylaşımlardaki verilen mesajlar algıda önemli etken olacaktır. Yeter ki hesaplar atıl kalmasın. Görüleceği üzere ülkemizde de tanıdık kişilerce açılan bir çok hesap vardır ki hani derler ya “ fi tarihinden” itibaren kullanılmamaktadır, şifreleri de unutulduğundan kapatılmayan hesaplar olarak karşımızda sırıtmaktadır. Sosyal Medyanın Dm ve Masanger gibi Facebook olsun,Twitter olsun İnstagram olsun kişilerin özel/gizli mesajlaşacağı kullanım şekli de vardır. İşte asıl meselede tehlikeli alan bu bölümlerdir. Bu alanda kimsenin kimseyi rahatsız edecek yazışmalarda ve paylaşımlarda bulunmaması gerekir ama yozlaşan bir kesimin bunu dikkate almadığı maalesef görülmektedir. Bu alan gençlik için oldukça baş ağrısı yaratan bir iletişim şekli olup, dikkatli olunmasında fayda vardır. Kaldı ki! İki kişi arasında gizli yazışmalar her an fotoğraflanıp deşifre edilebilmektedir. Sosyal Medyayanın programlarının verdiği yetki ile takipten düşme,engelleme bildirim ve şikayet konusundaki kaynakları tam zamanında kullanmak disiplin ve prensiplerin açılımıdır. Ne diyorlar; “İletişim topluluğa, yani anlayışa, samimiyete ve karşılıklı değerlemeye götürür.” o zaman itina gerekendir.

Sıfıra sıfır

Sıfıra sıfır

Bir yılın daha son ayının ilk iş gününe geldik. Aralık ayı, hayallerin günlerini omuzlarında taşıyandır. Aralık,yeni yıla, hızla yol alırken her evin mutlaka bir telaşı vardır. Birikmiş bütün bir yılın onbir ayının temizliği sanki bu ayda yapılacak gibidir. En büyük beklenti ise yıllarca değişmeyen ve ödenecek mi? Ödenmeyecek mi? Veya hangi gün ödenecek diye sorulan soru 13. Maaşlardır. Ülkemizde büyük bir çoğunluğun beklentisi bu ay içerinde ihtiyaçları doğrultusunda tesbit ettikleri alımları yapabilmektir. Hayallerini bir nebze yerine getirmektir.Çarşı esnafının beklentisi de budur. Bütçe en basit anlatımı ile “devletin, bir kuruluşun, bir ailenin ya da bir kimsenin ileriye dönük olarak bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerini tür ve ayrıntılarıyla gösteren çizelge.” Olduğuna göre geçen yılın Bütçesi 31.12.2019 da kağıt üzerinde sona erecektir. Artan ve eksilen bakiyeler belli olacaktır. KKTC Meclisi günlerdir sürdürdüğü bütçe görüşmelerini komitede bitirdi. “2020 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı Bakanlar Kurulu’nca; 8 milyar 814 milyon Türk Lirası Gider, 8 milyar 236 milyon Türk Lirası Gelir, 578 Milyon Türk Lirası Bütçe açığı olarak onaylanmıştı” Onaylanan bütçe bazı değişiklikler ile KKTC Meclisi Bütçe komitesi günlerdir sürdürdüğü bütçe görüşmelerini tamamlamıştır. Bu arada Pazartesi ve Salı Meclis normal gündem maddeleri ile toplanacak ve iç tüzük gereği verilecek aranın hitam bulacağı 9 Aralık-20 Aralık tarihlerinde On iş günü kesintisiz olarak 2020 Mali yılı bütçesini görüşecek ve bütçe yasası, oylanacaktır. Demek ki, 10 gün süreyle Meclis Genel Kurulunu canlı televiyon yayınlarında izleyeceğiz. Bütçe görüşmelerinin tamamlanmasına müteakip siyasi partilerde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik adaylık konuları gündem oluştururken UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar, ana muhalefet partisinden Sayın Tufan Erhürman ‘ın adaylık konularının en konuşulur olan adaylıklar olduğunu göreceğiz, Sayın Kudret Özersay aday olacak mı sorusu da cevap bekleyendir, Yeni Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın da aday olacağı kendine yakın çevresi tarafından ifadelendirilendir. Anlayacağımız o ki 2019 yılını geride bırakırken 2020 yılı siyasetin nabzı olacaktır. Bilindiği üzere yıllar içerisinde en dikkati çeken ve hakkında o yıl için söylenmedik laf kalmayan nerdeyse adına kıyamet kopacak dedikleri 2000 senesi Milenyumdur. Şimdi 2020 yılına girerken aradan geçen yılların sayısı 19 sene ya ondan evvelki yıpranmış yıllara ne demeli? Kıbrıs adasında ikamet edenler olarak GKRY ve KKTC yani Rumlar ve Türkler tabi bir de diğer az sayıdaki yabancıların varlığını biliyoruz. 2013 yılından itibaren yani sınır kapılarının açılmasından sonra bu güne kadar da, iki tarafın birbirleriyle ilişkileri karşılıklı geliş gidişlerde kaldı. Bir nevi ticari ilişki bireysel tarzda devam ediyor. Sınır dışındaki ikili ilişkilerin hiç de iyi olduğu söylenemez. KKTC’de barış vardır. Buna rağmen daha geçenlerde bir kısım insanımızın hatta CTP Genel Başkanı Erhürmanın da kol kanat gerdiği barış ateşi yakılması gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı’nın Berlin üçlü görüşme öncesinde kendilerine göre gerekli show yapıldı . Bu etkinlikte ne oldu derseniz? katılımcılar ateşin başında şarkılar söyledi, Kıbrıs müzikleri eşliğinde dans ettiler ve bu etkinlikte sık sık “Kıbrıs’ta barış engellenemez” sloganı attılar. Neymiş CTP Gençlik Örgütü geleneksel ”Barış Ateşiymiş” Geçen yıl Girne’de yaktıkları ateşi bu kez Lefkoşa’da ateşlediklerini izledik. Bir kısım Kıbrıslı Rum sözde barışseverin de yer aldığı gecede Berlin’de gerçekleştirilecek üçlü toplantı öncesi BM’ye ve liderlere güya irade çağrısı yapmışlar. İradeleri ile görüşmeye gidenler, şimdi iradesiz geri mi döndüler desek ayıp olur mu ? Kanaatimce olmaz…çünkü sonuç ” SIFIRA SIFIR ELDE VAR BİR!” ile neticelendi. Bütün bu gösterilerin hangi amaca hizmet ettiği ise bellidir.

Yakılacak köprüler

KKTC Cumhurbaşkanını seçecek! Ne zaman? 2020 yılının Nisan ayında. Neden, Nisan diyecek olanlara beş yıl öncesi yapılan seçimlerin 19 Nisan 2015 de yapıldığını hatırlatmakta fayda vardır. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, Mustafa Akıncı, Kudret Özersay, Mustafa Onurer, Mustafa Ulaş, Arif Salih Kırdağ gibi isimler seçimlere girmiştir. O günün seçim sonucuna! bu gün için dahi ifadelendirilin bir çok olumsuz değerlendirmeler olduğu ise halen ülkemizde konuşulandır. Son günlerde bilhassa ”Barış Pınarı Harekatı ” için Mevcut Cumhurbaşkanınca ve sözcüsü tarafından verilen beyanatların soğukluğu ülkemizde var olandır. KKTC’de seçimler, Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Milletvekilliği seçimleri ve Yerel Seçimler olmak üzere üç şekilde yapılır. 18 yaşını bitirmiş olan her kişi oy kullanabilir. Ancak son iki seçime aday olabilmek için 25 yaş. Cumhurbaşkanlığında ise 35 yaş ve de üniversite mezunu olma gereği vardır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri 5 yılda bir yapılmaktadır. Seçime katılan adayların hiçbiri salt çoğunluğu sağlayamazsa, seçim 7 gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yinelenir ve en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. KKTC Anayasası 5 Mayıs 1985 yılında yürürlüğe girmiştir. Anayasaya göre devletin başı olup beş yıllık süre için seçilmektedir. Halkın birliğini ve bütünlüğünü temsil eder. “Cumhurbaşkanı, Anayasa’ya saygının korunması, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenli bir şekilde yürütülmesi ve devletin devamından sorumludur. Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık edebilir, fakat oy verme hakkına sahip değildir. Cumhurbaşkanı görevi ile ilgili işlerden sorumlu değildir, fakat Başbakan ve Bakanların sorumlulukları devam eder. Cumhurbaşkanı milletvekilleri arasından Başbakanı atar ve Başbakanın önerisi üzerine Bakanları da atar. Cumhurbaşkanı, Başbakanın isteği üzerine herhangi bir bakanın görevine son verebilir. Cumhurbaşkanı partili ise, partisinin kararları ile bağlı değildir, bağımsız hareket eder. Cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığı aynı kişide birleşemez. Cumhurbaşkanı ayrıca Meclisten geçen yasaları geri çevirmeye veya Resmi Gazete’de yayımlayarak ilan etmeye yetkilidir. Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi olarak oturum yapan Yüksek Mahkeme’den Meclisin herhangi bir yasasının veya kararının anayasaya aykırı olup olmadığı görüşünü alabilir. Anayasaya göre sıkıyönetim ve seferberlik hali ilan edildiğinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu olağanüstü durumun veya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda yasa gücünde kararname çıkartabilir. KKTC’de Cumhurbaşkanı’nın rolü, parlamenter sistemin kabul edilebilir sınırlarda olsa da sembolik olma niteliğinden üstün bir konumdadır. Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi, Cumhurbaşkanı’nı yürütme organında önemli bir pozisyona sokmaktadır. Bütün bunların ötesinde, KKTC’yi Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşmelerde Cumhurbaşkanı’nın temsil etmesi, dış politikada önemli bir konuma getirdiği Cumhurbaşkanı’nı sembolik olmanın ötesinde yetkiler ile donatmaktadır.1985-2000 tarihleri arasında bağımsız olarak seçimlere giren Rauf. R. Denktaş tüm seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilmeyi başarmıştır. 1985 yılında %70.2, 1990 yılında %66.7 ve 1995 yılında %62.5 oy oranı ile Cumhurbaşkanı seçilen Rauf Denktaş, 2000 yılında Ulusal Birlik Partisi adayı Derviş Eroğlu’nun adaylıktan çekilmesi ve aday sayısının bire inmesi nedeniyle yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. 2005 yılında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Rauf Denktaş, aday olmazken, Cumhuriyetçi Türk Partisi adayı Mehmet Ali Talat, %55.59 oy oranı ile KKTC’nin Cumhurbaşkanlığı’ndaki yeni ismi olmuştu. 2010 yılında ise Ulusal Birlik Partisi adayı Dr. Derviş Eroğlu %50,35 oy oranı ile Cumhurbaşkanı seçilmişti. “ Evet şimdilerde 2020 yılına sayılı aylar/günler kaldı ve halen bu gün KKTC seçmeni kimin Cumhurbaşkanı adayı olacağını bilmiyor. Kesinleşen aday kararı hiç bir siyasi partide yoktur.Kamu oyunda isimleri ifadelendirilenler olmasına rağmen bunlar kişisel istek ötesine gitmemektedir. Genel kanaat ise temayüllere uygun olarak siyasi parti genel başkanlarının aday olması beklenendir. Bulunduğumuz dönemde Kıbrıs meselesinde Rumlar’ın uzlaşmaz ve bitmez tükenmez Kıbrıslı Türklerin asla kabullenişi mümkün olmayan imkansız istekler çerçevesinde, sizle ancak görüşürüz tavrına ve Sayın Akıncı beyanatlarına net yanıt UBP ‘nin Genel Başkanı ve Başbakanı Sayın Ersin Tatar’ın parti yetkili kurulundan çıkan kararı ve açıklamasıdır. Seçimlere kadar neler olup olmayacağını bekleyip göreceğiz. Kararda söz; “Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir. “

İcraat icraat, mafiş icraat

Ha! bugün, ha! yarını beklerken, icraat hükümeti kurduk diyen ülkemizin, 12-9-3-3 Dört başlı hükümeti acaba ne zaman icraat yapacak sorusu gün geçtikçe daha yüksek sesle söylenir oldu. Ülkemizde bir türlü istenilen refah düzeyi yakalanamadı, mevcut hükümet, yürütme görevine hakkını veremedi. Ancak zam konusunda oldukça ileriye gitti. Dairelerde işler dönmüyor, vatandaş hizmet alamıyor denilse de bunun da müsebbibi pek tabi Bakandan başlayan hiyerarşinin alta doğu inişindeki insiyatifsizliktir. Üst kademe yöneticileri öyle bir hale getirildiler ki kendi görev yetki ve sorumluluklarını kullanmakta onlara, acizlik yaşatılıyor.Korku duyuyorlar. İta amiri olmak, kolay bir görev değildir ve İta amirlerinin yasal mevzuat çerçevesinde iş yapmaları zaruridir. Denetim asli görevleridir. Donanımlı her kişi görevini kendi iş anlayışı çerçevesinde düşünür. Düşüncesini hayata kendi insiyatifi ile geçirir. Çalışan, görev başında olan kamu görevlilerinin görev yetki ve sorumlulukları bulundukları kadrolar için var olan yazılı kurallardır. Kadronun baremi bellidir. Atanma koşulları bellidir. İstenilen öğrenim koşulları kişide aranılan evsaf alt alta yazandır. Günümüzde en çok eleştirilen konu ise devlet dairelerinde laçkalık olduğu ve çalışılmadığıdır. Halbuki görev yerine her gün giden görevi başında olan bir memur neden çalışmasın. Elbette çalışır. Memurun görevini yaptığının görmemezlikten gelinmesi ast üst ilişkilerinin çoğu zaman zayıflığından kaynaklanır. 1976 yılından bu yana ara seçimler dahil 14 seçim yapıldığı ve son seçimlerde 8 siyasi parti ve bağımsız milletvekili sayısına bakıldığında 388 adayın varlığı 190 551 seçmen sayısı olduğunu biliyoruz . Seçilen 50 Milletvekilinin dağılımı ise UBP 21 -CTP 12- HP 9- TDP 3 ve DP 3 -YDP 2 koltukla KKTC Meclisine girmişlerdir. Ülkemizde ilk defa yeni seçim sistemi ile çarşaf liste denilen oy pusulalarının seçmen tarafından nasıl kullanılacağına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu tebliğleri ile seçime kadarki süreçte seçmene adeta ayrı bir eğitim verilmiştir. Seçim denen zorlu dönem 2018 Ocağında bir sonraki seçime kadar böylelikle kapanmıştır. Ha! Erken seçim olur mu? Belki olur, belki olmaz. Hükümetin seçim sonrası nasıl kurulduğu ise halkımızın gözleri önünde seyretmiştir. Bu süreçteki teferruata fazlada gerek yoktur. Sadece koalisyon oluşturulurken KKTC Meclis Başkanlığı için mecliste grubu olmayan TDP‘ne Başkanlık verileceği vaadi yapılmış hukuken yasal çerçeveye girmediği bilindiği halde Sayın Hüseyin Angolemli’nin adı bu konuda fazlasıyla rencide edilmiştir. Başbakan Erhürman her konuşmasında 15 Şubat tarihinde güven oylaması aldık dediği günden 15 Şubat 2019 kadar bir yıl artı Mart ve Nisan ayının sonuna gelinmiştir. Ülke halkının beklediği ucuzluğu bir türlü sağlayamayan hükümettir. Döviz krizi, Türkiye seçimleri, ekonomik mali protokol anlaşmazlık krizleri yönetimin mazareti olabilir ancak geçim derdinde olan ahaliyi bu mevzular ilgilendirmez. Hükümet hani derler ya baş ol da soğan başı ol deyiminin tam tarifi . Soğan demişken, soğanın kilosunun 11₺ olduğu günleri yaşıyoruz. Sahi tüketici hakkı korunacak deyip de ALO 177 hattı açmışlardı, o hat ne işe yaradı diye sormanın tam zamanı. Ay sonuna ne kaldı ki zamlı elektrik faturaları kapıdadır. Hükümet için yıkıldı yıkılacak diyenlerin nerdeyse, azarlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Hükümet varlığını gösteremiyor ve sayısı oldukça fazla birçok seçmende , hükümet yeterliliğini yitirmiş vaziyettedir. İstenmediklerini anlamış olmalarına rağmen 4’lü hükümetin ortakları hiç rahatsızlık duymadan biz görevimizin başındayız, sizler yıkıldınız diyebilirsiniz ama bizler bu gıyabet içindekilere karşı,sizler söylendikçe biz ortaklar birbirimize daha çok pekişiyoruz diyebiliyorlar. Pek nereye kadar ? Bekleyip göreceğiz! Kıbrıs meselesi mi ? O mesele 4’lü koalisyonun sadece voleybol oyunu. Başka söze ne hacet!

Alışamam yok alışacaksınız

Geçim derdi ve hayatın tecrübesi insanımıza ihtiyaçlarını aciliyetine göre belirlemeyi öğretmiştir. Günümüzde ekonomik krizle kalkıp, krizle yaşayıp krizle akşamı buluyoruz. Krizli rüyaların pisikolojisi ile kaliteli uykunun haram ettirildiği geceleri yaşıyoruz. 4 kollu hükümet döneminde zam rüzgarında insanı ürperme ile birlikte üşütme tutuyor. “Ekonomik Kriz” in her aileye değişik bir şekilde yansıdığını görüyoruz. Kiracı olanla, ev sahibinin, çocuğu olanla,çocuğu olmayanın gençlerle,orta yaş grubunun ve yaşlının,özel sektörde çalışan ile kamuda çalışanın, tek başına yaşayanlar da dahil krizin girmediği çalmadığı ev kapısı yok, kapıdan içeriye kriz girdi mi evi allak bullak eden bir acı yaratıyor. Öncelikle mutfağı ateşliyor diye yazdığımız günler ilk elektrik zammının yapıldığı zamandı. Dahası o günler için yazdıklarımın tekrarında fayda vardır, çünkü değişen ve sunulan bir refah düzeyi yoktur. İnsanın yaşamı içerisinde motivasyonun önemi son derece önemli bir faktördür. İnsan güdülerinin de kendi içinde bir sistemi olduğunu ve yaşam kaynağı için amacın belirlendiğini biliyoruz. İnsanın yaşama azmi içinde faydayı arayışı ve ihtiyaçlarını sıralayışı vardır. ihtiyaçlar dizisi içerisinde geliri ile giderinin eşitlenmesinin hayati durum arzettiğini biliyoruz. Ülkemizde asgari ücretin yeniden tesbiti ile düşük gelirin, önüne geçilmez bir çok sıkıntıyı beraberinde getirdiğini de biliyoruz. Bilmediğimiz tek şey ülkemiz halkının ne zaman müreffeh bir yaşama kavuşacağıdır. İç politikada olsun dış politikada olsun ülkemizde mevcut koalisyon ortaklarının halkın sıkıntılarını bilmemezlikten gelişlerini yadırgıyoruz. Meclis Genel kurullarının dinleyicileri arasında iktidarı ile muhalefeti ile tüm konuşmaları dinleyenleriz. Halkın sorunlarını Meclis kürsüsünden dile getiren muhalefet milletvekillerine iktidarın verdikleri cevapların sadece cümle zenginliğinden ibaret olduğununun bilincindeyiz, farkındayız. Bilhassa ağdalı konuşmaları ile dikkat çeken Sayın Şahali’in uzun cümlelerinde kurguladığı ülkemizin oldukça önemli bir kesimi için, hayvancılık ve çiftçilere yönelik kendinin bile yapacağına inanmadığı ancak arzu dolu ifadelerini devamlı kürsüden bilhassa Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Sayın Dursun Oğuz’un konuşmaları sonrasında, verdiği uzun uzun cevaplarında, dinleyenleriz. Öyle ettiler böyle ettiler çoklu tarifel zamlı elektirikli bir hayat tarzını memleket insanının evine mali kriz olarak soktular. ‘Alışamam yok, alışacaksınız’ diye de azarlar gibi konuştular. Kimi, kime şikayet edeceğiz diye yarattıkları çoğunluğun hiddetini görmemezlikten geliyorlar. Koalisyonu inşa edenler, Sayın Erhürman ,Özersay, Özyiğit ve Denktaş’ın Kıbrıs meselesinde hükümet programına koydukları ve ortak mutabakat sağladıkları bir vizyonları olmadığı gibi buna benzer değişik gündem maddelerinde anlaşmaları olmadığı hali ve koalisyonun mecburi evetçi milletvekilleri ile de kendi adlarına yaptıkları aleni konuşmalarda, kendi iktidarlarını açıkca eleştirmelerinden anlaşılmaktadır. İktidara mensup milletvekilleri 4’lü ortaklık nezdinde eleştirilerde siyaseten serbest ancak oylamalarda zoraki kabulcüdürler. İnanmadıkları konularda bir şekilde hükümetin devamı açısından rıza gösterenlerdir. Ülkemiz halkı bu siyasi oyunun seyircisi olarak her şeyin farkındadır . Zaman çabuk geçer. Hele bir Cumhurbaşkanı adayları kesinleşsin, taraflar saf tutsun, siyasi arenada neler olabileceği net olarak belli olacak, siyasetin gidişatı anlaşılacaktır. İşte tam da bunun için bekle de gör diyenler çoğunluktadır…