Tag: seçim

İcraat icraat, mafiş icraat

Ha! bugün, ha! yarını beklerken, icraat hükümeti kurduk diyen ülkemizin, 12-9-3-3 Dört başlı hükümeti acaba ne zaman icraat yapacak sorusu gün geçtikçe daha yüksek sesle söylenir oldu. Ülkemizde bir türlü istenilen refah düzeyi yakalanamadı, mevcut hükümet, yürütme görevine hakkını veremedi. Ancak zam konusunda oldukça ileriye gitti. Dairelerde işler dönmüyor, vatandaş hizmet alamıyor denilse de bunun da müsebbibi pek tabi Bakandan başlayan hiyerarşinin alta doğu inişindeki insiyatifsizliktir. Üst kademe yöneticileri öyle bir hale getirildiler ki kendi görev yetki ve sorumluluklarını kullanmakta onlara, acizlik yaşatılıyor.Korku duyuyorlar. İta amiri olmak, kolay bir görev değildir ve İta amirlerinin yasal mevzuat çerçevesinde iş yapmaları zaruridir. Denetim asli görevleridir. Donanımlı her kişi görevini kendi iş anlayışı çerçevesinde düşünür. Düşüncesini hayata kendi insiyatifi ile geçirir. Çalışan, görev başında olan kamu görevlilerinin görev yetki ve sorumlulukları bulundukları kadrolar için var olan yazılı kurallardır. Kadronun baremi bellidir. Atanma koşulları bellidir. İstenilen öğrenim koşulları kişide aranılan evsaf alt alta yazandır. Günümüzde en çok eleştirilen konu ise devlet dairelerinde laçkalık olduğu ve çalışılmadığıdır. Halbuki görev yerine her gün giden görevi başında olan bir memur neden çalışmasın. Elbette çalışır. Memurun görevini yaptığının görmemezlikten gelinmesi ast üst ilişkilerinin çoğu zaman zayıflığından kaynaklanır. 1976 yılından bu yana ara seçimler dahil 14 seçim yapıldığı ve son seçimlerde 8 siyasi parti ve bağımsız milletvekili sayısına bakıldığında 388 adayın varlığı 190 551 seçmen sayısı olduğunu biliyoruz . Seçilen 50 Milletvekilinin dağılımı ise UBP 21 -CTP 12- HP 9- TDP 3 ve DP 3 -YDP 2 koltukla KKTC Meclisine girmişlerdir. Ülkemizde ilk defa yeni seçim sistemi ile çarşaf liste denilen oy pusulalarının seçmen tarafından nasıl kullanılacağına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu tebliğleri ile seçime kadarki süreçte seçmene adeta ayrı bir eğitim verilmiştir. Seçim denen zorlu dönem 2018 Ocağında bir sonraki seçime kadar böylelikle kapanmıştır. Ha! Erken seçim olur mu? Belki olur, belki olmaz. Hükümetin seçim sonrası nasıl kurulduğu ise halkımızın gözleri önünde seyretmiştir. Bu süreçteki teferruata fazlada gerek yoktur. Sadece koalisyon oluşturulurken KKTC Meclis Başkanlığı için mecliste grubu olmayan TDP‘ne Başkanlık verileceği vaadi yapılmış hukuken yasal çerçeveye girmediği bilindiği halde Sayın Hüseyin Angolemli’nin adı bu konuda fazlasıyla rencide edilmiştir. Başbakan Erhürman her konuşmasında 15 Şubat tarihinde güven oylaması aldık dediği günden 15 Şubat 2019 kadar bir yıl artı Mart ve Nisan ayının sonuna gelinmiştir. Ülke halkının beklediği ucuzluğu bir türlü sağlayamayan hükümettir. Döviz krizi, Türkiye seçimleri, ekonomik mali protokol anlaşmazlık krizleri yönetimin mazareti olabilir ancak geçim derdinde olan ahaliyi bu mevzular ilgilendirmez. Hükümet hani derler ya baş ol da soğan başı ol deyiminin tam tarifi . Soğan demişken, soğanın kilosunun 11₺ olduğu günleri yaşıyoruz. Sahi tüketici hakkı korunacak deyip de ALO 177 hattı açmışlardı, o hat ne işe yaradı diye sormanın tam zamanı. Ay sonuna ne kaldı ki zamlı elektrik faturaları kapıdadır. Hükümet için yıkıldı yıkılacak diyenlerin nerdeyse, azarlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Hükümet varlığını gösteremiyor ve sayısı oldukça fazla birçok seçmende , hükümet yeterliliğini yitirmiş vaziyettedir. İstenmediklerini anlamış olmalarına rağmen 4’lü hükümetin ortakları hiç rahatsızlık duymadan biz görevimizin başındayız, sizler yıkıldınız diyebilirsiniz ama bizler bu gıyabet içindekilere karşı,sizler söylendikçe biz ortaklar birbirimize daha çok pekişiyoruz diyebiliyorlar. Pek nereye kadar ? Bekleyip göreceğiz! Kıbrıs meselesi mi ? O mesele 4’lü koalisyonun sadece voleybol oyunu. Başka söze ne hacet!

Advertisements

Alışamam yok alışacaksınız

Geçim derdi ve hayatın tecrübesi insanımıza ihtiyaçlarını aciliyetine göre belirlemeyi öğretmiştir. Günümüzde ekonomik krizle kalkıp, krizle yaşayıp krizle akşamı buluyoruz. Krizli rüyaların pisikolojisi ile kaliteli uykunun haram ettirildiği geceleri yaşıyoruz. 4 kollu hükümet döneminde zam rüzgarında insanı ürperme ile birlikte üşütme tutuyor. “Ekonomik Kriz” in her aileye değişik bir şekilde yansıdığını görüyoruz. Kiracı olanla, ev sahibinin, çocuğu olanla,çocuğu olmayanın gençlerle,orta yaş grubunun ve yaşlının,özel sektörde çalışan ile kamuda çalışanın, tek başına yaşayanlar da dahil krizin girmediği çalmadığı ev kapısı yok, kapıdan içeriye kriz girdi mi evi allak bullak eden bir acı yaratıyor. Öncelikle mutfağı ateşliyor diye yazdığımız günler ilk elektrik zammının yapıldığı zamandı. Dahası o günler için yazdıklarımın tekrarında fayda vardır, çünkü değişen ve sunulan bir refah düzeyi yoktur. İnsanın yaşamı içerisinde motivasyonun önemi son derece önemli bir faktördür. İnsan güdülerinin de kendi içinde bir sistemi olduğunu ve yaşam kaynağı için amacın belirlendiğini biliyoruz. İnsanın yaşama azmi içinde faydayı arayışı ve ihtiyaçlarını sıralayışı vardır. ihtiyaçlar dizisi içerisinde geliri ile giderinin eşitlenmesinin hayati durum arzettiğini biliyoruz. Ülkemizde asgari ücretin yeniden tesbiti ile düşük gelirin, önüne geçilmez bir çok sıkıntıyı beraberinde getirdiğini de biliyoruz. Bilmediğimiz tek şey ülkemiz halkının ne zaman müreffeh bir yaşama kavuşacağıdır. İç politikada olsun dış politikada olsun ülkemizde mevcut koalisyon ortaklarının halkın sıkıntılarını bilmemezlikten gelişlerini yadırgıyoruz. Meclis Genel kurullarının dinleyicileri arasında iktidarı ile muhalefeti ile tüm konuşmaları dinleyenleriz. Halkın sorunlarını Meclis kürsüsünden dile getiren muhalefet milletvekillerine iktidarın verdikleri cevapların sadece cümle zenginliğinden ibaret olduğununun bilincindeyiz, farkındayız. Bilhassa ağdalı konuşmaları ile dikkat çeken Sayın Şahali’in uzun cümlelerinde kurguladığı ülkemizin oldukça önemli bir kesimi için, hayvancılık ve çiftçilere yönelik kendinin bile yapacağına inanmadığı ancak arzu dolu ifadelerini devamlı kürsüden bilhassa Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Sayın Dursun Oğuz’un konuşmaları sonrasında, verdiği uzun uzun cevaplarında, dinleyenleriz. Öyle ettiler böyle ettiler çoklu tarifel zamlı elektirikli bir hayat tarzını memleket insanının evine mali kriz olarak soktular. ‘Alışamam yok, alışacaksınız’ diye de azarlar gibi konuştular. Kimi, kime şikayet edeceğiz diye yarattıkları çoğunluğun hiddetini görmemezlikten geliyorlar. Koalisyonu inşa edenler, Sayın Erhürman ,Özersay, Özyiğit ve Denktaş’ın Kıbrıs meselesinde hükümet programına koydukları ve ortak mutabakat sağladıkları bir vizyonları olmadığı gibi buna benzer değişik gündem maddelerinde anlaşmaları olmadığı hali ve koalisyonun mecburi evetçi milletvekilleri ile de kendi adlarına yaptıkları aleni konuşmalarda, kendi iktidarlarını açıkca eleştirmelerinden anlaşılmaktadır. İktidara mensup milletvekilleri 4’lü ortaklık nezdinde eleştirilerde siyaseten serbest ancak oylamalarda zoraki kabulcüdürler. İnanmadıkları konularda bir şekilde hükümetin devamı açısından rıza gösterenlerdir. Ülkemiz halkı bu siyasi oyunun seyircisi olarak her şeyin farkındadır . Zaman çabuk geçer. Hele bir Cumhurbaşkanı adayları kesinleşsin, taraflar saf tutsun, siyasi arenada neler olabileceği net olarak belli olacak, siyasetin gidişatı anlaşılacaktır. İşte tam da bunun için bekle de gör diyenler çoğunluktadır…

Felaketin iyiliği

Sayın Akıncı’dan 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar geçecek süreçte dik duruş göstermesi ülke halkının büyük bir çoğunluğu tarafından beklenendir. Yalvarır pozisyonda olmak çözüm getirmez. Barış KKTC’de vardır. Her türlü doğal afet dahil,her tehlikede Anavatan Türkiye her zaman yanımızdadır. KKTC’de Cumhurbaşkanı adayı olacak kişilerin isimleri mensup oldukları siyasi partileri tarafından belirlenirken Kıbrıs meselesinde “havanda su dövecek” aday değil, ülkemizi iç ve dıştaki her türlü tehlikede koruyabilecek manifestosu ile seçmenin karşısına çıkması gerekliliği mutlaka vardır. Küçük düşünüp, büyük zarara uğramak yerine her zaman için dirayetli ve donanımlı, mücadele ruhuna sahip bir Cumhurbaşkanı’na ülke halkımızın ihtiyacı vardır. Niye böyle bir giriş yaptım diye merak etmiş olanlar olabilir. Sosyal medyanın getirdikleri diyebiliriz. 30 Mart günü köyümüz Nergisli’ye yani Yenağra’ya gidecektik,o gün için köyümüze gidecek olan bir arkadaşa orada yağmur var mı ? diye sordum bana şiddetli yağış nedeni ile 3 saattir yolda mahsur kaldıklarını, hava alanına yolcuların dahi gidemediğini, polisin, itfaiyenin ve sivil savunma mensuplarının yol için olağanüstü çalışma yaptıklarını kendilerinin de yolun açılmasını beklediklerini, sakın ola yola çıkmamamızı söyledi, ardından felaket anını yansıtan ve felaketi kanıtlayan fotoğraflar ve bir video gönderdi. Göndermiş olduğu görseli paylaşabilir miyim diye izin aldım ve Twitter hesabımdan sabahın erken saatlerinde yolun durumunu şöyle paylaştım. “Lefkoşa -Mağusa yolunun hali … #KKTC yola çıkmak isteyenler çok dikkatli olsunlar. Durum tehlike arzediyor. Girne’de şimdi şiddetli yağmur devam ediyor… #Zeytinlik” bu twitimi attıktan bir müddet sonra Güney Kıbrıs CAN’dan bir gazeteci twitim üzerine Rumca alıntı ile kendi hesabından yazdıklarımı ve videoyu aynen paylaştı. Alıntının çevrisi “ Lefkoşa – Gazimağusa yolu. Hava olayları, felaketler sınırları ve barikatları bilmiyor “idi doğrudur “Ada “ Güney ve Kuzey olarak iki taraf olsa bir Kıbrıs adası vardır. Su akmaktadır. Bu gibi durumlarda su yolunu ,zararlı veya zararsız bulmaktadır. İşte bu twitlerin görünürlük sayısı arttıkça ne olduysa oldu. Twitime Türkiye’den “Geçmiş olsun Yavru Vatan” yorumları gelirken, Tweetime yorum yapan başka bir Rumun ismime ama kanaatimce genelde Türk halkına yapmış olduğu çirkin bir temenniyi, inadına barış diyenlere ithaf olsun diye paylaşmam gerektiğini ve bir felaket anında bile karşı tarafın Rumların ve Yunanistan sosyal medyacılarının KKTC halkı için düşüncelerindeki kini okuyucularıma aktarmalıyım dedim. Yazılan bu defa İngilizce idi. “I hope that all of you … dirty … get cleaned off our land.” Türkçe çevrisine baktım “Umarım hepiniz pis pislikler ülkemizden temizlenir.” Hani derler ya dağdan gelmişler bağdakileri kovuyorlar aynen o misal bir temenni! Ve birçok rum bu kişinin tweetine de beğeni vermiş olmakla onun fikrinde olduklarını beyan etmişlerdir. Bir felaket anını böylesine nefret dolu yorumlayanlarla, ülkemizde hala daha beraber yaşayabiliriz diyen ve Türkiye’nin garantörlüğünü müzakereye açmak isteyenlere ve inadına barış diyenlere duyurmak açısından bu konuyu köşeme taşıdım. Ne demişler “Felâketin bir iyiliği varsa, hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.” 

Omuzdaki ağır yükler

Son günlerde oldukça göze batan kulağa hoş gelmeyen ve ülkemizde hiç de iyiye delalet olmayan hadiseler vuku bulmaktadır. Son cinayet ile Gökhan Naim’in öldürülmesi olayı bir kez daha sokaklardaki kamera sisteminin eksikliğinin, daha çabuk suçlulara ulaşımını zorlaştırdığının göstergesi olmuştur. Ülkemizde döviz bürosu olan ve sayıları bilinir olan bu ticaret erbabının güvenliğinin bir şekilde sağlanması tetbirlerinin alınmasının yasal çerçevesi bir an önce oluşturulmalıdır. Büyük alışveriş merkezlerinin ve bankalara belirli saatlerde para yatırımı yapacak kurumlardaki kişilerin de hayati tehlikesi ve taşıdıkları para üzerinden zarar görmemesi için ayrı bir güvenlik önlemi oluşturulmalıdır. Bir insanın canına kasıtlı zarar vermek, aileyi ve çevreyi sosyal ve psikolojik olarak etkisi altına alan bu gibi olaylarda toplumsal zarar oluşumu önlenmelidir. Bilişim yasasının çıkmamış olması da ayrı bir eksiklik olarak dururken yarım yamalak yasa tasarıları ile ülkemiz gündemini oyalayan beceriden yoksun hükümetin başı Başbakan Erhürman bir an evvel ortakları Özersay, Özyiğit ve Denktaş ile beraberliklerinin bozulmaz bütünlüğünü tekrarlayıp duracaklarına, devlet hastahanelerinde kürtaj serbestiyetini konuşacaklarına, düğüm düğüm olmuş saç misali Kamu Reformu Yasa Tasarısına yama yapmaya çalışacaklarına ipin ucundan tutup her konuya köklü çözüm bulmalıdırlar. Bu hükümetin asli görevi halkın refahını sağlamak olduğunu, sözde değil KKTC’de icraatları ile isbat etmelidirler. Sayın Erhürman bu arada parti içi marjinal kişilerin sorumluluğunu omuzunda bir yük olarak görmekten memnuniyetsizlik getirdiğini ifade edeceğine kesin önlem almalı, liderlik vasfını kullanmasını bilmeli ve ipin ucunu tutmaz ise kaçan fırsatların partisine olası bir seçimde kaç milletvekili eksik yazılacağın hesabını yapmalıdır. Keza Sayın Özersay Cumhurbaşkanı adayı olacağı sinyali değil hakikati ile yüzleşirken ve Sayın Denktaş’ın biz parti başkanları aday olmamız halinde koalisyon ortakları ile el sıkıştık böyle bir vaka hükümeti etkilemez söylemine karşılık verdiği cevabi mesajı bir kez daha düşünmelidir. Tabi kendisine akacak oyların nerden temin edileceğini de iyi hesaplamalıdır. Seçim kolay olmayacak bir seçimdir. Ana muhalefetin bu seçimlerde aday göstermesi ve bu adayın parti temsiliyetinde etkinliği de üyeler nezdinde sınanacağı unutulmamalıdır. Cumhurbaşkanlığı sırf adayım denecek bir makam olmamalıdır. Geçen seçimler müdahaleler ve çıkan sonuçtaki etkenler unutulmamalıdır. Unutulmaması gereken yarası açık bir Kıbrıs meselesine merhem olacak kişi değil yarayı kesinlikle iyileştirecek kişinin bu makama seçilmesidir. Denenmiş ve çözüme dair söz verenlerin ne halde oldukları unutulmamalıdır. Yeni stratejilerin müdafaasını yapabilecek adaylar bu makama aday olmalıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday olacak kişilerin şahsına münhasır ve siyasi geleceklerine artı sağlamak pahasına sahada tatbikat olmamalıdır. Hedef açık ve net olmalı, bilinmezlikler propaganda kalkanı olarak kullanılmamalı ,aday tesbit mevzuu parti iç meselemizdir deyip de geçiştirilecek bir konu ise hiç olmamalıdır. Kıbrıs’ın stratejik öneminin geçmişten bu güne Türkiye için ne kadar önem arzettiği bilinmeli, Türkiye’nin hassasiyet gösterdiği çok ciddi konularda, karşıt tavırlarla, oy avcılığı yapılmamalıdır. Avrupa’nın ve Amerika’nın bakışı Türkiye’nin sarsılmaz gücünü Kıbrıs üzerinde ve dünyada nasıl azaltırım pozisyonu, her arenada devam ettiği gerçeği ile de yüz yüze gelinmeli tedbir ise elden bırakılmamalıdır. Yoksa gerisi, yaraya tuz basmanın ötesine gitmez, zararı yakın vadede, ortaya çıkan olur. İşte tam bu aşamada “Vizyon, görünmez şeyleri görme sanatıdır.’ sözünün boş yere söylenmediği zamandayız ve zamanı çok iyi kullanmalıyız…

Bol keseden laf

Duyguların seyri,insan ruhunda ne yöne akacak belli olmayandır. Gelin,görün ki ülkemiz coğrafyası bütün güzellikleri bünyesinde taşırken, bencil yüreklerin her daim fesat düşünceleri ada genelinde gündemde yerini muhafaza eder. Galiba en hissi düşünceler ilkbaharda, hüzün sonbaharda, durgunluk kışta, neşe ise daha ziyade yaz aylarına ait olur. Zaman insanı olgunlaştır. Ülkemizin muhteşemliğini, halkımızın refahını yaşamak yerine gündemin hep siyasi boyutu ile yarım adamız devamlı meşgul. 2018 Genel Seçiminden bu güne geçen gün sayısı toplamı yılı buldu hala daha, 12-9-3-3 sayısının çıkardığı beceriksiz hükümetinin yaptığı zamlar ile boğuşmakta olan insanımızın çektiği zorluklar yatsınamaz derecede artmaya devam etmektedir. Her ülkenin zor geçirdiği dönemler vardır fakat hayat beklemeye tahammülü olmayan bir seyirde ilerliyor ve 2019 yılının iki ayını büyük bir hız ile geçirdiğimizin farkında olmamız gerekmektedir. Eleştirmek , analiz yapıp doğruları beyan etmek her halükarda en güzelidir. Şimdilerde “öz eleştiri ”yerine ”öz değerlendirme” deniliyorsa elbette doğrudur, daha yararlı olup tesiri yüksek olacaksa kullanılmalı ve değerlendirmelere göre herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. İşinin ehli olanla, olmayan, ayni kefeye konmamalıdır. Kefeler ise donanımın tartısı olurken, asla ezbere doldurulmamalıdır. Ben şuyum ben buyum diyerekten işin aslından uzaklaşmak sorunları anlamadan çözme zahmetine girmenin, fazla tamahın zarar getirdiği bilinmelidir. Süslü püslü cümleler belki ilk anda kulağa hoş gelir ama zaman içinde etkisini çabuk kaybeder. Sağlıkta mağduriyet telafisi mümkün olmayan hasarlar meydana getirmekte olduğunu görenleriz, işitenleriz. 4’lü koalisyon her konuda olduğu gibi sağlıktada her önlemi almak zorundadır. Zor yoktur. Yeter ki zaman iyi kullanılsın. Biz kadromuz ile çalışırız diyenlerin, kadrosu ile başarı göstermesini elbette bekliyoruz, ancak hükümet direksiyon hakimiyetini kaybetmiş bir vaziyette yokuş aşağı inmektedir. Sağlıkta ani ölümler, kanser vakaları, grip denen domuz illeti ülkemiz halkının bünyesinde cirit atıyor. Her evde kapanmayan yaralar açıyor. Hayvancıların, çiftçilerin, imalatçıların,tüketicilerin problemleri, yani, her halükarda ülke bütününde, çözümsüz sorun çok,önlem yok ,ancak laf bol keseden var olandır. Şimdilerde; Kıbrıs meselesinde sanki 50 yıl müzakere ederek Güney Kıbrıs ile her konuda anlaşmışız da eksik kalan elektrik ve telefon hatlarının, müjdeler olsun havasındayız. Her açıklama KKTC 2020 Cumhurbaşkanı seçimlerine yönelik! Sayın Erhürman ‘da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CTP’nin kendi adayını mutlaka göstereceğini açıkca beyan etti. Tabi ki doğrudur. Keşke Genel Başkan olarak ben adaydım diyebilseydi. Ulusal Birlik Başkanı Sayın Ersin Tatar ‘da Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu bir an önce gündemine alması gerekir kanaati ülkemiz halkının beklentisi içerisindedir. Cumhurbaşkanlığı için bir çok aday isminin ortada dolaşması kurumsallaşmış siyasi partilere oy sağlamadığı gibi parti içi bütünlüğü zedeler bir hal alabileceği hususu ise hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir. Bağımsız adaylar elbette olacaktır ancak Meclis’te temsil edilen parti genel başkanları parti yetkili kurul kararı ile Cumhurbaşkanı adaylarını vakit geçirmeden ismen ülke halkına açıklamalıdır.Yapılacak olan “aday ismi” açıklamaları ise Güney Kıbrıs’a verilecek en güzel cevap olmalıdır. Bu güne sözümüz mü? “Çok kişiyle konuş. Az kişiyle düşün. Tek başına karar ver.” Diyen Konfüçyüs’den olsun!

Hayatın pusulası

Son günlerin gündemi oldukça meşgul eden ve muhtemelen 2020 Nisanında seçimi yapılacak KKTC Cumhurbaşkanı seçimleri için aday isimleri ağızdan ağıza dolaşmakta çeşit türlü haber yapılmaktadır. KKTC Anayasasında bir kişinin Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için gerekli evsafı taşımış olmak 99. Maddesinde belirtilmiştir. Cumhurbaşkanı seçimleri için Yüksek Seçim kurulunun açıklayacağı kurallar ve tarihlerde adaylar için müracaat Yüksek Seçim Kuruluna yapılır ve adaylıkları kabul edilenler ister siyasi parti amblemi altında,ister bağımsız aday olarak seçimlere katılırlar. Seçimlere, her defasında seçilemeyeceğini bildiği halde propaganda sürecindeki, konuşma hakkını kullanmak isteyen kişileri de, geçen seçim süreçlerinde,görmediğimizi kimse söyleyemez. KKTC Siyasi partiler temayüllere uygun olarak bu çok önemli seçimde Genel Başkanlarını aday gösterme eğilimlerini geçmiş tarihsel süreçte göstermişlerdir. 2020 de aday olabilmesi muhtemel kişiler şimdiden seçmenin nabızını yoklamaya başlamışlardır. 12-9-3-3 hükümeti içerisindeki partilerin TDP Başkanı Cemal Özyiğit ‘in Sayın Mustafa Akıncı’yı destekleyici mahiyetteki konuşmalarının netleştiğini görüyoruz. Sayın Serdar Denktaş ise adaylığını koyabileceği hususunu 2019 Mali Yılındaki başarısı olursaya endekslemiş olduğunu ifade edendir. Sayın Kudret Özersay geçen seçimlerde adaydı bu adaylığının propagandası ve şahsına verilen oy kurduğu partinin genel seçimlerde tek başına iktidar olmasını sağlayamamıştır. 2020 ‘de aday olması halinde partisinin oyları cumhurbaşkanı seçilmesine kafi değildir.Başarısız ve güven duyulmayan bir hükümetin ortağı olması ise kendisinin dezavantajıdır. Sayın Erhürman ise bir bakıma emanetçi Genel Başkan imajını halen, rozet olarak göğsünde taşıyandır. CTP ‘den Sayın Mehmet Ali Talat ve bilhassa Dr.Sibel Siber gibi isimler onun isminin önünde, telafuz edilmekte oluduğu ise ayrı bir gerçektir. YDP Cumhurbaşkanı adayı çıkaracağını açıklamıştır. Oradaki isim de muhtemelen parti genel başkanı Sayın Erhan Arıklı olacağı haberleri yaygın olandır. Bağımsız adayların henüz isimleri orta yoktur. UBP geçmişten gelen ve parti yetkili kurullarının vermiş olduğu kararlar doğrultusunda Cumhurbaşkanı adayını belirlemektedir. Nitekim bu hususlardaki soruları yanıtlayan UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar, şu anda gündemlerinde Cumhurbaşkanı seçiminin olmadığını ifade etmekle beraber bu çalışmalara başladıkları zaman bir takım yöntemler ile fikir sahibi olmak adına çalışma yapılacağı ifade ettikleri arasındadır. Bu çalışma düzeni içerisinde bütün siyasi partilerin kendi iç bünyelerinde zaman zaman anket yaptırdıkları da her ne kadar sonuçlar açıklanmaz ise de bilinendir. Siyasette strareji için anket yapılması lüzumludur. “Anket nedir? Araştırma tekniklerinden biridir. İktisadi, siyasi, sosyal vb. sahalarda karar verme sırasında karşılaşılan belirsizlikleri ve bilgi eksikliğini gidermek, problemleri teşhis etmek, aydınlatmak, çözüm bulmak için başvurulan sistematik ve planlı bilgi toplama faaliyeti. “ olduğuna göre, hor görülmesi,alayvari yorumlar yapılması konuları sadece hafife almaktır. Örneğin CMIRS, Aralık 2018 anketinde katılımcılara 11 bakana başarı puanı vermesinin istendiğini ve anket sonuçları haberlerde yer alandır. CMIRS Direktörü Mine Yücel, ankete katılanların “En başarılı bakan” olarak Başbakan Tufan Erhürman’ı gösterdiğini söylemiş olmasına rağmen “ 5 ” 0larak tesbit ettikleri Başarı/Güven rakamı üzerinden aldığı notun 2.74 olduğu raporda okuduğumuzdur. Diğer bakanların tümünün de 5 üzerinden aldıkları notun 2.5 puanın altında kalarak sınıfta kaldığını belirten Yücel,en başarısız bakanların Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit ve Tarım Bakanı Erkut Şahali’nin son sırada eşit puanda kaldıkları ,Bakanlar Kurulu’nun ortalama başarı puanının da 2.27, olduğunu vurgularken, kanaatimce bu vasat hükümetin acizliğini ortaya koymuş, halkın güvenmediği bir hükümete bir de başarısızlık eklendiğine raporunda ayrıca yer vermiştir. Anketler her zaman yapılandır, sonuçlarının takdiri, tabi ki halkın kendi düşüncelerindedir. Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun adamızı ziyaretinde gerek Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı ile olan ortak basın açıklamasında gerekse bir televizyon kanalında canlı olarak gerçekleşen programda gazetecilerin sorularına verdiği cevapların tekrar tekrar dinlenmesi ve GAÜ’de yaptığı konuşmasında vurguladığı hususlara dikkat kanaatimce gerekendir. Sayın Bakan Çavuşoğlu’nun dile getirdiği konulara, ima yolu ile olsa dahi, lüzumsuz açıklamalar yapılması, sadece abesle iştigaldir. Sonuçta “Seçimler hayatımızın pusulasıdır. Her seçim bizi ayrı bir yöne götürür” sözünü unutmamak son derece önemlidir.

Allah’tan gelen imtihan

Başarılı olmak için, sabır ve azim kişileri amaçları doğrultusunda hedefine taşır. Başarı çalışmaktan geçer ve insanı sonuçta topluma yararlı kişi olarak kazandırır. Yolu tabi ki çok çalışmaktır. Geçen yıllardaki bir yazımda bahsettiğim ve çok beğendiğim bir örneği tekrarını yapmak istedim. Şöyle ki; Meşhur alimlerden birisinin başarı için, maddi ve manevi ifadeleri muhteşem. Suyu düşünmek, susuzluğu gidermez. Odunu düşünmek, insanı ısıtmaz diyor ve insanın bir şeyi sadece düşünmesi ve istemesi de, insanı hedefine ulaştırmaz sonucuna varıyor. Başarı için, çok gayret, çok çalışmak ve uyulması gerekli tüm şartlara riayet etmek lâzımdır.’ diyor bilge; Peki bu kişinin öğütünü özetlersek, gençleri üç sınıfa ayırmış, vazifesini yapanlar, yaptıklarını iddia edenler ve vazifelerini yaptıktan sonra daha fazla çalışanlar başarır derken, sadece verilen görevi yapmanın başarı için yetmediğini ifade ederken, “çalışkanlık” çalışma potansiyelinin tam kullanılmasıdır diyor. Diğer yandan bir Kimya hocası, kötü kokulu bir sıvıyı masanın üzerine koyarak öğrencilerine; Gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz diyor ve örnek olarak parmağını sıvının içine sokarak ağzına götürüyor, Öğrencilerinden de aynı şeyi yapmalarını istiyor. Öğrenciler ise ister istemez parmaklarını sıvıya batırmışlar, ağızlarına götürdükleri zaman da yüzlerini ekşitmişlerdir. Öğretmen, öğrencilerini tekrar azarlar; Bir daha söylüyorum der, gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz. Eğer dikkatli bakmış olsa idiniz, ağzıma götürdüğüm parmağın sıvıya batırdığım parmak olmadığını fark ederdiniz. Bakmak ile görmek arasındaki farkı ne zaman anlayacağız? nasihatini yapıyor ve yapılması gereken işleri savsaklamayın! diyor… Öğütlü hikaye uzuyor ve büyük başarıların elde edilmesinde tesadüfün ve şansın çok az payı vardır deniyor… Bazen atılganlık, istenen sonucu alabilirse de, en güvenli başarı yolu; çalışma ve sabır yoludur. Başarılı insanlar, ayrıntılardan nefret edenler değil, o ayrıntılar üzerinde dikkatle çalışanlardır. 2019 yılının son Aralığının yarısını geçtik. Yeni yıl kapıda ülkemiz ise sosyal,ekonomik ve siyasi açıdan oldukça hareketli günler yaşamanın yorgunluğundadır. KKTC Meclisi bütçe görüşmeleri sırasında bir yılın ağırlığı iktidarı ile muhalefeti ile milletvekillerinin konuşmalarında yer almaktadır. Meclis toplantıları izlenmesi gereken ve ülkenin genel durumunu anlatması açısından çok önemlidir. Bütçe görüşmelerinde; Yasama,yürütme ve yargı açısından faaliyetlerin, bir nevi yapılanlarla, yapılmayanlar arasındaki artı eksi farkının özetlenen sonucu vardır. İzleyiciye düşünme payı veren ve seçmene seçim sürecinde kararında yardımcı olacak ve bir yılın özeti, bilhassa bütçe görüşmeleri ile 365 sayfalık ve adına “ yıllık hesap “ diyebileceğimiz gerçeklerin sesli dile getirilişi mecliste kürsüden yapılmaktadır. Erhürman,Özersay,Özyiğit,Denktaş hükümeti ise en önemli konuda Kıbrıs Meselesinde ortak bir görüşe sahip değillerdir. Güney Kıbrıs’ın Anastasiyadis’i adını koymasa bile AB adına konuşmamaktadır. Avrupa ise hiç bir zaman Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğine razı değildir. Avrupanın niyeti kurnazlıkla adada azınlık durumuna düşmemiz, garanti anlaşmasını sulandırmaktır. Rumlar’a teslim olmamızı istemektir. Rumlarla anlaşmanın adı ister gevşek federasyon olsun, ister gergin federasyon bu bir rüyadır bu rüyadan artık uyanma zamanıdır. Bu hafta en çok izlenen program kanaatimce BRT2 Meclis Tv ‘de canlı yayınlanan 2019 Mali Yılı Bütçe görüşmeleridir. “2019 Mali Yılı Bütçesi “ yasa tasarısında özellikle muhalefet milletvekillerinin konuşmalarındaki tesbitlerinin önemi büyüktür. Dinlemeden söz sahibi olamayacağımız ayrı bir gerçektir. Bu gerçek ise ülkemiz halkını her yönden aydınlatandır. Milletvekillerinin gecenin bu vaktinde diye kürsüden söze girişleri sabaha yakın saatlerde oluyor ve söze giriş açısından normaldir. Bu girişten mana çıkarmak sadece popülizm olur. İşini layıkı ile yapmayan siyasetçilere notu ise tabi ki imtihan sandığında seçmen verecektir. sonuçta güzel bir söz,Mevlana’dan olsun, ”Allah’ın verdiği de, vermediği de imtihandır. “

Zoraki diplomaside ihtisas yapanlar

Zoraki diplomaside ihtisas yapanlar

Ne demiş Şeyh Sadi “Kuş bakışı bakmak güzeldir, fakat kuş gibi bakmamak şartıyla” Çaresizlik hükümetin kendisine uyguladığı en ağır cezadır. 4 Başlı Hükümet ise kendi kendisine bu cezayı vermiştir. Çaresizliğe çare arayan bir suçlu gibi sadece kendi aralarında birbirleri arasında volta atmaya başlamışlardır. Mevcut hükümet içerisinde koalisyonu kuran Sayın Erhürman Sayın Özersay Sayın Özyiğit ve Sayın Denktaş ülkemiz halkını bunalıma sokmak için yarışa girmiş bir vaziyettedir. Birbirlerini asla sevmeyen ancak mecburiyetten sevdalarını her fırsatta tekrarlayan 12-9-3-3 milletvekili topluluğu ile yolların devam etmektedirler. Zoraki diplomaside ihtisas yapar pozisyonundaki çerçeve içine, kendilerini hapsetmiş vaziyette, acayip bir durum arzetmektedirler. Olaylara bakış açısı olayları izlemek,farklı şeyleri düşünebilmek ve farklı sonuçlara ulaşabilmenin zekasında, olayları yeniden değerlendirmek gereği, her zaman lazım olan zihniyettir… Her olayı aklınızda, defalarca değerlendirir iseniz, bakış açınızdaki anlamın da değiştiğini göreceksiniz…Zaten anlam sizin o olaya yüklediğiniz gerekçelerde var olandır… Bakış açısında saplantıya yer yoktur… Aç olan birisi illaki pasta ile doymaması gerektiğini bilendir… Hayat zor şartları zor koşulları bünyesinde acımasızca taşırken bu koşullara müdahale etmek sizin iyi niyetinizle mümkün olabilir. Mamafi bu iyi niyetin şu anda mevcut hükümette olmadığını ülkemiz halkı bilendir. Alış veriş merkezlerinin yolu çok kişiye zihinlerinde, girilmez levhası ile kapalıdır. Cebindeki para yetersizdir. Ülkemiz halkı naylon poşetine domatesi,patatesi,soğanı tane ile koyar vaziyete düşürülmüştür. Akaryakıt zammı ile elektrik zammı insanımızın canını acıttığı kadar halkımızı devamlı borç batağına doğru sürüklemektedir. İktidara mensup siyasilerin gözlerindeki donuk ve kindar bakış kendi iç bünyelerindeki, stres kontrolünü ayarlayamaz duruma girmiştir. Bu konu Meclis kürsüsündeki iktidar milletvekillerinin gözlerine de yansımıştır. Farklılıklar daima dikkat çekendir. Her farklılık ise insana özünden geldiği yeri mutlaka hatırlatır. Zaman insanda oldukça derin izlerini bırakarak ilerliyor. Zamanı yakalamak için gösterilen çaba bu çalışmaların hedefindeki sonuçta başarı her daim öne çıkandır. Ne güzel demiş Mevlana ‘Kanaatten hiç kimse ölmedi, kimse de hırsla padişah olmadı’ İnsan doğar büyür ölür. Bu süreçte yaşanmışlıklar unutulmayalar sayfasına eklenir. Dikkate alınması gereken budur. Sonbaharın Ekim’indeyiz ay olarak kah yağmurlu kah yağmursuz geçen günlerde halen mevsimin sıcağı vardır. KKTC Meclisi Pazartesi ve Salı gün toplantılarında nisap vardı, Kıbrıs konusunda olmak üzere gerek yasama gününde gerekse Salı günkü bileşimde birçok konuşmalar yapılmıştır. Bir milletvekilin dokunulmazlığı oy çokluğu ile kaldırılmıştır. Sayın Özersay kendi iç bünyelerindeki siyasi hırsı savcılık kanaatine yüklemiştir.Dokunulmazlığın kaldırılması oylamasında 6 milletvekilinin red oyu kullanması, kişisel kararları olarak,kendi gerekçelerinde son derece önemlidir. Üzerinde durulması gerekendir. Hafta sonu UBP Kurultayı vardır. Ulusal Birlik Partisi Genel Başkan adaylarının ortak mutabakatı ile Kurultayı yönetecek ”Başkanlık Divanı” oluşturulmuştur. Başkanlık Divanında Sayın Zorlu Töre Başkan, Özdemir Berova, Oğuzhan Hasipoğlu,Menteş Gündüz, Hasan Sadıkoğlu üye olarak görevlerini ifa edeceklerdir. ”UBP” Ülkemizde köklü ”bir” siyasi parti olarak bu kurultayda da büyük ”bir” demokrasi örneği verecektir. Toplumumuza hayırlı olsun…

Doludan zarar görmüş zerdaliler

Doludan zarar görmüş zerdaliler

Donanım, insan hayatının doğumdan itibaren her gününden başlayarak,özgeçmişinin içerisinde biriktirdiği yazılımdır. Geçmişten bu güne biriktirdiğimiz, değer verdiğimiz, iyisi ile kötüsü ile not aldığımız yaşanmışlığın, kalbi duyguların yer aldığı yer ise insanın yüreğidir.İnsanoğlu, yaşadıklarını,duyduklarını,her yaşın getirdiği olgunluk terazisinde tartıp denge ve tecrübe dediğimiz çerçevede biriktir ve gün gelir bu birikimlerinden faydalanır. Fayda olarak donanımını çevresi ile paylaşır. Bu paylaşımda ön yargıya yer yoktur, olmamalıdır. Yazdık, yine yazıyoruz. Gerçekler her zaman tekrarla anlaşılır kılınandır. Her birey kendi gerçeğinde değerli kılınır. Hatası ile sevabı ile geçen ömürdeki yıllar ardı sıra bir birini omuzlayarak bu güne geldi dayandı. Hatırlatmak kadar unutmak da bazen hayatın, tanrının insana lütfettiği sabırdır. Sabrın tükendiği anlar vardır; metanet güçlüdür. Her sabrın sonu selamettir . Denge diye ulaşılan bu günlerde dengesizlikleri gördükçe, insan bir tuhaf olsa da, yaşamın devamında ilerlemek kaçınılmaz bir gerçek olarak yüzümüze vurandır. Çalışma hayatı insanın dışa vuran iz düşümüdür . Burdaki başarı terazide ölçülmese de başarı grafiğinde görülendir. Son 4 başlı hükümet döneminde geriye dönüp bakıldığında oldukça basit ve yapılabilir işlerin yapılmadığının konuşulduğu ortamı görürüz. Yaşadığımız coğrafya mevsimleriyle, her mevsimin kendi özelliğinde ekonomide olsun sosyal hayatta olsun siyasette olsun, farkı ülkemiz insanı bilecek düzeydedir. Meclis genel kurulunda nisabı sağlamak öncelikli olarak 27 sayısı ile iktidar olan milletvekillerine aittir. Muhalefet milletvekillerinin KKTC Meclisine geldikleri halde Genel Kuruluna girmemeleri son günlerde oldukça eleştiriye maruz kaldı. Hatta Sayın Serdar Denktaş genel kurulda yoklama da hazır bulunmayanların maaşlarını kesebiliriz açıklaması ile gündeme oturup İktidarın sebebiyet verdiği nisap eksikliğinden muhalefet milletvekillerine nerdeyse tek ayak üstünde durma cezası verecek pozisyonda popülizm yarışına girdi. İki kadın milletvekilinin arz-ı endam bu konudaki gıybet konuşma tarzlarına ”değnekli” destek veren olmuştur. Halbuki 4 Başlı hükümette kaynayan kazanların dibi tuttu,koku dışa vurdu. Sayın Teberrüken Uluçay Meclis başkanlığının kendinden alınıp Sayın Angolemli’ye verilmesini asla istemeyendir. İstemiş olsa o mevkiden istifa eder başkanlık için yasal aciliyeti Meclis’te oylatmaya zemin hazırlardı. Şu anda 12-9-3-3 koalisyon hükümeti doludan zedelenmiş zerdali gibidir. Halka verdiği hiç bir olumlu refah icraatı yoktur. Hala daha vatandaşın cebine emeği karşısında giren parayı sadaka gibi görmekte, verilmiş hakları budamak gerekir diyerek,hayat pahalılığını vermek istemeyendir. Gemisini kurtarmak isteyen kaptan misali Sayın Özersay ise iç politikada zamansız açıklamaları ile gündeme düşmüştür. Reklamın iyisi kötüsü olmaz diyerekten ayrı bir strateji uygulamasına girmiştir. Bu arada Ulusal Birlik Partisinin Kurultayında geriye sayım başlamıştır. Genel Başkanlığa aday milletvekilleri bir nevi başkanlık manifestolarını açıklar nitelikte konuşmalar ile üyelerin oylarına talip vaziyette çalışmalarını sürdürüyor. Yüzlerce parti meclisi üyeliğine aday adayı olan üyeler de adaylıklarını oy pusulalarındaki aday numaralarının paylaşımını, doğal olarak sosyal medya hesaplarından yapmaktadırlar. Binlerce üyeye ”yüz yüze” ulaşmaları mümkün olmadığından bu yolu izlemektedirler. Eski dönemin 1400 kadar Kurultay delegelerine ulaşmak ne kadar kolaysa 12 binli üye sayısına ulaşmak o kadar zor diyenlerin sayısı az değildir. Ancak geçmiş son Kurultay başta olmak üzere 12 binlerce, oy hakkı olan üye, partisine sahip çıkmasını bilendir. Kurultaya katılacak olandır. Üye, kararını vermiştir. Genel Başkanını ve yetkili kurullarını seçecektir. Bu çerçevede; “Katılım oldukça yüksek olduğu için, seçimin doğruluğu da hayli yüksek olur” sözünün önemindeki, derinlik ise oldukça önemlidir. 

Söyleyemem derdimi

Söyleyemem derdimi

Kişiler arası iletişimde insanın karşısındaki insan hakkında bir düşünceye, kanaate varması için uzun bir zamana ihtiyaç yoktur. Kanaat kişilerin beden diline göre şekillenirken ‘kişinin konuşma biçimi, kullandığı sözcükler, vurgulamaları, ses tonu, jest ve mimikleri, kullandığı aksesuarlar, giyim tarzı’ her zaman önemlidir. Genel Seçimleri 8 Ocak, yerel seçimleri ise 2018 yılının Haziran’ında olmak üzere geride bıraktık. Bu seçim süresinde ülkemizdeki yüzlerce adayın ismini okuduk, küçük yerlerin tanışıklığında,hepsi değilse bile tanıdık bir çok simayı siyaset sahnesinde gördük. Bu adayların birçoğunu özellikle parti genel başkanlarını televizyon ekranlarından izledik, halen de iktidara mensup olsun veya muhalefet olsun milletvekillerini ekranlardan dikkatle izlemekteyiz. Sosyal medya kullanan siyasetçilerin kendi hesaplarından bu programlarının duyurularını yaptıklarını takipte zorluk olmaması açısından ise olumlu buluyoruz. Etkili iletişimin kişiye olduğu kadar kendi kurumuna faydasının yadsınamaz, farkındalığını görüyoruz. Bu gibi programlarda vücut dilinin son derece önemli olduğunun ise bilincindeyiz. Kişinin ekranda yarattığı performans bütününde, araştırmalara göre iletişim kanalları içinde en etkili olan beden dilidir. Muhatabınızı sözlerinizin %7, sesinizin %38, beden dilinin ise %55 etkilediği ifade ediliyor işte bu vücut dilinin diğer bir adı olan “ LİSANI HAL “ kişilerin kendine duyduğu özgüveni karşısındaki ile yani hizmet ettiği kitleler ile buluşturuyor ve kabul görmesini sağlıyor. Tabi kitlelerin kültür düzeyini bilmek, konulara vakıf olmak, atmosferi iyi bilmek,hedef kitleyi tanımak, verilecek mesajda duygular ve düşüncenin varlığında farklılık yaratandır. Kendi ülkesinde birlikte yaşadığı memleketinin insanını tanımayan, onların sorunlarını kendi meselesi gibi görmeyenlerin ve onlara,kaplarını açmadan, hizmet vaadediyor olanların, seçimlerde aldıkları sonuçlar ortadadır. Bu kişilerin zoraki birliktelikleri ile oluşan 4’lü hükümetin icraatlarınında, beğenildiği, söylenemez. Beceriksizlik apaçık zamlar ve denetimsizlik neticesindeki pahalılığın oluşmasında gün ışığı gibi ortadadır. Döviz krizi ise iyi yönetilememiştir. Zaten iktidara gelen siyasi parti başkanlarının lisanı halleri de karamsarlıklarının açık beyanıdır. Hükümet halk nezdinde güvenini yitirmiş olmasına rağmen hala daha devam et, ne olursa olsun pozisyonlarını muhafaza ediyorlar. Sayın Tufan Erhürman lisanı halinde gözlerindeki umutsuzluk ifadesi ile tünelin ucundaki ışığı göremeyen gözleri ile ekrana yansırken, Sayın Özersay söyleyemem derdimi hali içerisindedir. Sayın Cemal Özyiğit ise miyadı dolmuş ilaç gibi ekrana yansımaktadır. Sayın Serdar Denktaş siyasi tecrübesini lisanı haline en iyi yansıtan olurken,muhalefet liderlerinin lisanı hallerinden bahsetmemek olmaz bu çerçevede Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Hüseyin Özgürgün’de karizmatik bir siyasetci duruşu olduğu görülüyor. YDP Başkanı Sayın Erhan Arıklı ise iletişimde, lisanı halini oldukça iyi kullanan bir siyasetçi kimliği taşıdığı, Sayın Mehmet Çakıcı’nın da televizyon programlarında ve geçmişte Meclis kürsüsünden lisanı halini çok iyi kullanan iyi konuşan birisi olarak çıkmakta olduğu televizyon kanallarındaki hitabından anlıyoruz. Sonuç olarak; Günümüzde ünlü politikacıları, işadamlarını, sanatçılar ve reklamcılar beden dilinin tekniklerini bilinçli kullandıklarını ve kitleleri sürüklediklerini izliyoruz, bu şekilde, anlamış olduğumuz ise tavsiye mektubunun, kişinin kendisi olduğudur.