Tag: siyaset

Damga vuran hadsislik

Damga vuran hadsislik

İnkâr son derece zararlı bir eylem şekildir. Yaşamdaki hakikatler değişmez olandır. Keşkeleri ile insan bir yere ulaşacağını sanıyorsa yanılgı içindedir. Pişmanlığın faydası sadece edinilen derstir. Yaşanmış olan her şey, tecrübede etken ve kişinin hareketlerini düzelteceği noktadır. İnsanın keşkeleri mutlaka “iyi ki “ şeklinde düşünüldüğü zaman anlam kazanır. Ülkemiz Akdeniz’in 3. Büyük adası ve bizler bu adanın yarısına aidiyet duygusu ile bağlı olanlarız. Adanın bütününde kronolojik tarihsel süreç içerisine unutulması mümkün olmayan yaşanmış bir mücadele tarihi vardır. Bu gün 1974 Barış harekatı sonrasında Türkiye’nin garantörlüğünde barış içinde yaşıyorsak bunu Anavatana borçluyuz. Türkiye’ye Anavatan deyişimizi dahi hazmedemeyen ve bunu tekrarlamaktan bıkmayan siyasilerden, bıktık usandık. Rumlar’la inadına çözüm diyenlerden bıktık, çözüm olmaz ise refaha eremeyeceğiz diyenlerden de bıktık. Çözümü gerçekleştireceğim diyenlerin gelip geçtiği nice beş yılları heba eden ve halka umut pompalayanlardan da bıktık. Şimdi yeniden,seçmenin tercihinde olacak, Cumhurbaşkanını seçmek üzere sandıklar Nisan ayının 26’sında kurulacak. Bir beş yıl daha görev yapacak kişiyi Cumhurbaşkanı seçeceğiz. Sandığa gitmek vatandaşlık görevidir. Her seçimde kasıtlı olarak gidip oy kullanmayanın, ülkenin geleceğine ilişkin söz hakkının olmaması gerektiği görüşündeyim. Anketler yapılıyor neticeler açıklanıyor. Seçim varsa tahminler ve anketler heyecan yaratandır. Beklenendir. Bir gazetemizin de okurları ile internet ortamında anket yaptığını gördük, ankete katıldık. Kapsamlı soruları var. Ancak aday olması muhtemel kişilerin de açıklama yapmadığı halde isimleri bu ankette ve sorularda var olandır. Bir kez soruları bende cevapladım o gün için çıkan sonuçta bu gün seçim olsa 1. Partinin UBP olduğunu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turun olacağı ve Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Başbakan Sayın Ersin Tatar’ın yüksek oy alacağını, anketdeki yüzdeliklerini ve ikinci tur halinde olasılıklardaki sonuçların o gün için neler olabileceğini gördüm. Acaba bir kişi bu anketi ikinci kez cevaplayabilecek mi ? diye tekrar denedim ekranda dikkatli olun ikinci kez giriş yapıyorsunuz notunu görünce anketin sonucunun inandırıcılığı gözümde büyüdü. Soruların mutlaka tecrübede usta uzman kişilerce hazırlandığı kanaatine vardım. En çok beğendiğim anket sorusu nedir diye sorarsanız ”asla oy vermeyeceğiniz aday kimdir?” sorusu oldu. Gezicinin anketi de dikkate değerdir. Siyaset her gün için yeni bir şekil alan çok büyük bir oyun diye gösteriliyor, hani yalan da değildir. 26 Nisan gecesinde sandıklar açılınca sonuç belli olacak, nihayi gerçek gözler önüne serilecek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin yeni Cumhurbaşkanı belli olacaktır. Geçen haftaya damgasını vuran Brüksel’de düzenlenen AP Genel Kurulunun ‘Yunan Adalarında İnsani Durum’ başlıklı oturumunda bölgedeki göçmenlerin durumu ele alınırken Yunanistan’ın aşırı sağcı Altın Şafak Partisinin eski üyesi bağımsız AP milletvekili Lagos‘un ‘Kimsenin burada Yunan vatandaşlarının durumunu konuştuğunu duymuyoruz. Herkes göçmenlerden bahsediyor, Yunan vatandaşlarının hakları ne olacak?’ diyerek tepki göstermesi ve Türk Bayrağını yırtması oldu. Böylesine cüretkar bir davranış şekline, tepkiler ve kınamalar yerinde ve zamanında her düzeyde yapılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Türk bayrağını yırtan Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Yunan vekili hakkında resen soruşturma başlatılmış olduğunu haberlerde okuduk.Bizler de bayrağa el uzatan böylesine bir hadsizliği, şiddetle kınıyoruz…

Turşu tabağı masadan kaldırılmalı

Turşu tabağı masadan kaldırılmalı

Kişiler cesaretli,erdemli ve güçlü olduğu müddet kazanımı olandır. Kazanım, başarılı olabilmek, çalışmakla elde edilen donanımın, dışa vurumudur. Cesaretli olmak için risk her ne kadar gerekli ise bu girişimin, kâr veya zarar doğuracak sonuçlarının hesaplanması gerekendir. Reklamın iyisi kötüsü olmaz denilsede bu söylem algı yaratmadan öte değildir. Yaratılan her algının getiri ve götürüsü iyi hesaplanmalıdır. Erdem ise insanın doğrularından başlayan bir süreçtir. Bu süreçte hedefe giderken amaç için her yolu denemek mübah değidir. Erdemli kişi iki yüzlü değildir. Kuralları vardır. Riyakar hiç değildir. Çünkü yalanın kötülüğünün eninde sonunda bir gün başına ne işler açabileceğini bilendir. Bilmiyorsa eğer erdemli bir kişilikten uzaktır. İnsanlara doğruları anlatabilmek için kahin olmaya gerek yoktur. Güç, çoğularına göre maddiyatla ölçülse bile gücün kaynağı maneviyattır. Manevi duygulardan yoksun kişi, merhametsiz olanlar sınıfında olup, iyilik yönünden uzaklaşanlardır. Bu gibi kişiler bir nevi sadece kendi menfaatlerinin esiridirler. Çevremize baktığımız zaman bu tiplerin, ender de olsa varlıklarına rastlamak mümkündür. Değerlendirme ise kişilerin kendi kanaatlerindeki varsayımdır, sonuçtur. Ülkemizde Kıbrıs meselesinin çözümündeki şimdiye kadarki müzakere masasındaki formüller miyadını doldurmuştur. Miyadını dolduran her şeyde olduğu gibi demek ki yeni bir geleceğe kapı açmak adına imhası gerekendir. Kıbrıs meselesi kilerde muhafaza edilen lahana turuşusu gibi değildir. Meselenin sofradaki boş turuşu tabağının masadan kaldırılması vakti gelmiştir. Akdeniz’in stratejik konumunun ehemmiyetindeki kararlar önemlidir. Nisan ayında “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “ Cumhurbaşkanını seçeceğiz. Müzakereci seçilecek gibi algı yöntemleri ile veya toplum lideri seçeceğiz diye seçmeni yanıltacağını düşünenlerin zamanı çoktan geçmiştir. Seçilecek Cumhurbaşkanın eğer müzakereler devam edecekse masaya KKTC Cumhurbaşkanı sıfatı ile oturmalıdır. GKRY ‘nin bu makama hitabı bu yönde olmalıdır. Cumhurbaşkanı makamı ülkemizdeki en yüksek ve sorumluluk gerektiren, halkının her sevincinde, her üzüntüsünde her zaman yanında olabilme insaniyetini taşıyan, insan sevgisini ve önce insan diyebilenin, bu duyguları taşıyan kişinin seçilebileceği bir yerdir. Zaman geriye doğru sayıma geçmiştir. 18 Ocak 2020 tarihinde UBP Genel Başkanını ve Başbakan Ersin Tatarı Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklamıştır. Sayın Tatar yeni bir vizyon, yeni bir gelecek ve yeni bir anlayış için yola çıktıklarına vurgu yapmıştır. Çok adaylı bir seçim propaganda dönemi yaşayacağız. Bilindiği üzere “KKTC’de Seçme ve Halkoylamasına katılma 18 yaşını bitirmiş olan her yurttaşın hakkı ve ödevidir; Seçilme yaşı Milletvekilliği ve Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimlerinde 25, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde ise 35 yaş olduğu yasa ile belirlenmiştir. KKTC’de Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine katılan bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir. Seçime katılan adayların hiçbiri salt çoğunluğu sağlayamazsa seçim; 7 gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yenilenir ve en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.” Vereceğiniz karar geleceğinizin aydınlığıdır. Farkı yaratmak yüreğinizdeki güçtür, oy pusulasına vuracağınız mühür, geleceğinizin teminatı olacaktır. Seçim, ülkemize hayırlı olsun. #StarKıbrıs gazetesindeki bu günkü köşe yazım

Liderlik insanlarla birlikte yürümektir

Liderlik insanlarla birlikte yürümektir

Geldi, gelecek, gitti gidecek heyecanı sürerken 2019 Aralık Ayında bilhassa 13. Maaşların ödenmesine müteakip çarşının hareketliliği az da olsa memleketimizde görüldü. Özellikle yiyecek alışverişlerinin yapıldığı marketlerde kalabalık vardı. Sanırım ülkemizdeki büyük bir çoğunluk yeni yılı evlerinde karşıladılar. Geçmişimizden bu güne baktığımız zaman çoğunluğun Aralık ayının son akşamında her ailenin kendi bütçesi çerçevesinde hazırladığı yılbaşı sofrasının başlıca yemeği fırında hindi veya benzer tat tavuklu patates kebabı olmuştur. Bizim çocukluğumuzda yeni yıl için Alina, yani hindi,evlerin bahçesindeki kümeste yetiştirilir ve o geceye mahsus iç pilav ile fırına verilirdi. Şimdilerde şehirde kümesi olan ev, nadir görülmektedir. Çünkü tavuk yetiştirme çiftliklerimiz tüketicinin ihtiyacını karşılayacak düzeyde modern ve hijenik tesislerdir. 2020 yılını karşılamasına karşıladık ama zamları da avucumuzun içinde bulduk. Hayat Pahalılığı maaşlara yansıyacak, asgari ücretin yeniden tesbit edilmesi bekleniyor olsada halen halkımızın cüzdanı boş, cüzdan sahipleri hiddetli ve kızgındır. Araç seyrüsefer ruhsatlarına zam geldi. Ödedim biliyorum. Yol yoksa, seyrüsefer de yok deniyor ama gününde ödenmeyen ruhsatlar için yasal mevzuattaki ceza,hükmünü sürdürüyor. Geçmiş yıllarda bütün seyrüsefer ruhsatlar 31/12 de çıkarılıyordu şimdilerde arabaların alınış tarihi esas oldu. Bu uygulama da bu günlerde abesle iştigal çünkü çoğu kez ay geçiyor ve araç sahipleri cezaya giriyor. Uygulamanın başlangış sebebi ise aşırı kalabalığın, yani gişe önlerindeki izdihamın önlenmesidir, deniliyordu. Şimdi yeni uygulama ile internet üzerinden bu ödemelerin yapılması olanağı doğmuştur o halde bu tarih de yıl sonuna yeniden alınabilir kanaatindeyim. Bütün bu olumsuzluklar devam ederken ülkemizdeki yatsınamaz gerçek önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimleridir. seçime dört aydan az bir süre kalmıştır. Cumhurbaşkanlığı makamı için aday olmak isteyenler arenada belli oluyor ve ilk olarak CTP Genel Başkanını, Sayın Tufan Erhürman aday olduğunu açıkladı.Bilindiği üzere Erhürman iyi bir akademisyen ancak Erhürman’ı Başbakanlık ve 4’lü hükümet döneminde projeldirdiği konu başlıklarının uygulamasını belki de koalisyon nedeni ile icraata koyamadığını görenleriz. Erhürman’ın adaylığının açıklama seramonisinde eski kök CTP’li isimler ona övgüler yağdırsalar dahi sahada olup olmayacakları meçhul, kaldı ki CTP’nin Meclis Başkanı Sayın Sibel Siber’in adaylığı mevzu bahis olursa alınacak olan oylardaki düşüş yine CTP seçmeninin oyları nedeniyle olacaktır. HP Genel Başkanlığından adaylığını açıkladıktan sonra istifa eden ve bağımsız aday olduğunu ilan eden Sayın Kudret Özersay için seçmen bir yana kendi partisi içinden hoştnutsuzluk gizli kapılar arkasında olduğu kadar sosyal medya hesaplarında ifade edilendir. Henüz 4 yıllık bir siyasi partinin Genel Başkanının,geçerliliği münazaralı gerekçeler ile bağımsız aday oldum demesi, kararsızların oylarını alırımdan ziyade, diğer siyasi partilerin üyelerinin oylarına el uzatmaktır ve hakikaten böylesine istek, hoş olmayan bir teşebbüstür. Oy uğruna, başka siyasi parti üyelerinin kendisine oy verebileceğine olan inanışı veya düşüncesi bile Özersay’ın yanlış kararının başlangıcıdır. UBP ‘nin Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar’ın adaylığının 18 Ocak 2020 de açıklanacağına ilişkin bildirmler, sosyal medya hesaplarının sahiplerinin taglarında görülmektedir. UBP’nin Genel Başkanı sorumluluğunun bilincinde olan bir liderdir. Sayın Tatar’ın bu seçimlerdeki şansı, donanımlı bir kişi olması yanında her zaman,her yerde, yarım adamızın, hemen hemen tüm yerleşim birimlerinde yıllarca evvel başlattığı “ev ve ev “ seçmen ile yüz yüze yaptığı görüşmelerdir, kurduğu iletişimdir. ”İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız, onlarla birlikte yürüyün.” sözü ise bütün siyasilere ışık olmalıdır. Nisan ayı için geriye sayım başlamıştır. Seçmen kararını vermiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine sadık ve sadakati olan KKTC’nin Cumhurbaşkanını seçecektir.

Sıfıra sıfır

Sıfıra sıfır

Bir yılın daha son ayının ilk iş gününe geldik. Aralık ayı, hayallerin günlerini omuzlarında taşıyandır. Aralık,yeni yıla, hızla yol alırken her evin mutlaka bir telaşı vardır. Birikmiş bütün bir yılın onbir ayının temizliği sanki bu ayda yapılacak gibidir. En büyük beklenti ise yıllarca değişmeyen ve ödenecek mi? Ödenmeyecek mi? Veya hangi gün ödenecek diye sorulan soru 13. Maaşlardır. Ülkemizde büyük bir çoğunluğun beklentisi bu ay içerinde ihtiyaçları doğrultusunda tesbit ettikleri alımları yapabilmektir. Hayallerini bir nebze yerine getirmektir.Çarşı esnafının beklentisi de budur. Bütçe en basit anlatımı ile “devletin, bir kuruluşun, bir ailenin ya da bir kimsenin ileriye dönük olarak bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerini tür ve ayrıntılarıyla gösteren çizelge.” Olduğuna göre geçen yılın Bütçesi 31.12.2019 da kağıt üzerinde sona erecektir. Artan ve eksilen bakiyeler belli olacaktır. KKTC Meclisi günlerdir sürdürdüğü bütçe görüşmelerini komitede bitirdi. “2020 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı Bakanlar Kurulu’nca; 8 milyar 814 milyon Türk Lirası Gider, 8 milyar 236 milyon Türk Lirası Gelir, 578 Milyon Türk Lirası Bütçe açığı olarak onaylanmıştı” Onaylanan bütçe bazı değişiklikler ile KKTC Meclisi Bütçe komitesi günlerdir sürdürdüğü bütçe görüşmelerini tamamlamıştır. Bu arada Pazartesi ve Salı Meclis normal gündem maddeleri ile toplanacak ve iç tüzük gereği verilecek aranın hitam bulacağı 9 Aralık-20 Aralık tarihlerinde On iş günü kesintisiz olarak 2020 Mali yılı bütçesini görüşecek ve bütçe yasası, oylanacaktır. Demek ki, 10 gün süreyle Meclis Genel Kurulunu canlı televiyon yayınlarında izleyeceğiz. Bütçe görüşmelerinin tamamlanmasına müteakip siyasi partilerde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik adaylık konuları gündem oluştururken UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar, ana muhalefet partisinden Sayın Tufan Erhürman ‘ın adaylık konularının en konuşulur olan adaylıklar olduğunu göreceğiz, Sayın Kudret Özersay aday olacak mı sorusu da cevap bekleyendir, Yeni Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın da aday olacağı kendine yakın çevresi tarafından ifadelendirilendir. Anlayacağımız o ki 2019 yılını geride bırakırken 2020 yılı siyasetin nabzı olacaktır. Bilindiği üzere yıllar içerisinde en dikkati çeken ve hakkında o yıl için söylenmedik laf kalmayan nerdeyse adına kıyamet kopacak dedikleri 2000 senesi Milenyumdur. Şimdi 2020 yılına girerken aradan geçen yılların sayısı 19 sene ya ondan evvelki yıpranmış yıllara ne demeli? Kıbrıs adasında ikamet edenler olarak GKRY ve KKTC yani Rumlar ve Türkler tabi bir de diğer az sayıdaki yabancıların varlığını biliyoruz. 2013 yılından itibaren yani sınır kapılarının açılmasından sonra bu güne kadar da, iki tarafın birbirleriyle ilişkileri karşılıklı geliş gidişlerde kaldı. Bir nevi ticari ilişki bireysel tarzda devam ediyor. Sınır dışındaki ikili ilişkilerin hiç de iyi olduğu söylenemez. KKTC’de barış vardır. Buna rağmen daha geçenlerde bir kısım insanımızın hatta CTP Genel Başkanı Erhürmanın da kol kanat gerdiği barış ateşi yakılması gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı’nın Berlin üçlü görüşme öncesinde kendilerine göre gerekli show yapıldı . Bu etkinlikte ne oldu derseniz? katılımcılar ateşin başında şarkılar söyledi, Kıbrıs müzikleri eşliğinde dans ettiler ve bu etkinlikte sık sık “Kıbrıs’ta barış engellenemez” sloganı attılar. Neymiş CTP Gençlik Örgütü geleneksel ”Barış Ateşiymiş” Geçen yıl Girne’de yaktıkları ateşi bu kez Lefkoşa’da ateşlediklerini izledik. Bir kısım Kıbrıslı Rum sözde barışseverin de yer aldığı gecede Berlin’de gerçekleştirilecek üçlü toplantı öncesi BM’ye ve liderlere güya irade çağrısı yapmışlar. İradeleri ile görüşmeye gidenler, şimdi iradesiz geri mi döndüler desek ayıp olur mu ? Kanaatimce olmaz…çünkü sonuç ” SIFIRA SIFIR ELDE VAR BİR!” ile neticelendi. Bütün bu gösterilerin hangi amaca hizmet ettiği ise bellidir.

Duvara çivilenen fotoğraflar

Duvara çivilenen fotoğraflar

Yaklaşık 15 günden fazladır İstanbulda’yız . İstanbul’da bulunma maksadım ilk torunumun üniversiteye başlangıcı ile ilgili. Sebebli ziyaretlerde her ne kadar anne, baba hazırlığı olmuş olsada aile büyüklerinin de maddi ve manevi desteği önemlidir. 
1963 sonrası Lise yıllarını İstanbul’da yatılı okurken o zamanın İstanbul’u ile şimdiki İstanbul arasındaki akıl almaz değişiklikleri görmek muhteşem bir gurur. Yolları,Yeni “İstanbul” hava alanını, şehrin dikey büyümesini gözlemledim,yaşam alanlarını barındıran Siteler, sitelerdeki sistem, aksamadan yürütülüyor. Güvenlik önemli, yaşam alanı içerisinde ihtiyaçların giderilmesi açısından park yeri başta olmak üzere akla gelebilecek her şey çevreye göre planlanmış, market, kuaför, lokanta çeşitleri, kuru temizleme, yeşil alan, spor aktiviteleri için her türlü ihtiyaca cevap verebilecek evler oda sayıları ve semte göre kira bedelleri belirlenmiş. Eğitim için eğer yurtta kalmayacak ve de ailenin memleketten gelip gitme durumu mevcutsa öğrenci için en makulü üniversiteye yakın ve ulaşımı kolay yerde ev kiralanması kanaatim oluştu. Bilindiği üzere konut kiralarında döviz konusu “Resmi Gazete’de 13 Eylül 2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne göre, Türkiye’de yerleşik kişilerin menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama da dahil olmak üzere menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerindeki ödemeleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmeyecek.” Olmasından dolayı kira sözleşmeleri Türk Lirası ile yapılmaktadır. Çoğu kez ev kiralayacak olanlar, aracı durumunda olan Emlakçı ile muhataptır. Düzen ise aksamadan işlemektedir. 

Her semtin kendi çevresinde AVM vardır. Küçük ve büyük alış veriş merkezleri de park yerleri ile temiz bir ortamda içinde her nevi satış merkezi olan yerler, tabi genç yaşlarda yorulmadan, her yeri gezen,her dükkana giren,fiyat farklarını görenlerdik. Ama yaş ilerledikçe insan, teke tek satış yerlerini, esnaf ile sohbeti, dükkandaki masa başındaki iş sahibi ile sohbetin nostaljisini arıyor. Bu gibi yerler de yok değil, eğer arabanız varsa veya kiralamışsanız istediğiniz ürün çeşidine göre yakın mesafedeki eski tabirle düz ayak satış yerlerini tesbit edip Google vasıtası ile istediğiniz dükkanın tam önünde durabiliyorsunuz. Biz de öyle yaptık. Yatak çarşafı alacaktım ilgili dükkanın önünde durduk, dükkan sahibi ben içeri girince hemen dışarı çıkıp oğluma park yeri için yer gösterdi. Dükkanda sahibi ve eşi var. Çaylar ikram edildi. Sohbet açıldı, eskiden pamuklu yorganların seten zemin üzerine işlemeli dikildiğinden,çarşafla kaplandığından ,yorgan iğnesinden tutun bu günün hazır yorganları kaplamaya gerek olmayan nevresim takımları, satışlar, problemler hepsi bir anda masadaki konuşmalar oldu. Hatta bir ara masa üzerinde gördüğüm bir kapsül hap için ne için içiyorsunuz deyiverdim. Tansiyon ve şekerden muzdarip olduğunu söyleyen Tahsin beye doktor zayıflamaz ise sonunun kötü olacağını söylemiş. Kendimi alamadım Tahsin bey günde kaç çay içiyorsunuz dediğimde 10 -15 arası dedi dedi demesine de her çaya bir de kesme şekeri attığını gördüm bu nasıl dikkat diye de ikazda bulundum. Bir kez daha ülkemin Arasta sokağını Rahmetli Talat Çobanoğlu ‘nu ,buyurun buyurun diyen Kamal Amcacığı , Bandabuliya çevresindeki yorgancıları Derviş dayıyı ,köşedeki dirifilci Enver dayıyı bir bir , gözümün önünden geçirdim. Hayatın değişiminden nasip kısmet diyerek yararlanmak gerektiğini bir kez daha İstanbul’un yollarında tekrarladım durdum, İstanbul’un depremini ilk kez şiddetli hissettim ve yaşadım. Korkunçtu. İki gün sonrasında yine şiddetli bir depremin 26 Eylül’ünü yaşarken ve ölüm korkusunu ve endişeyi birçok insanın göz bebeklerinde açık alanlarda, okurken, üç günlük bir ömürde, bazı siyasi olayların, ülkemizde sırf yaklaşan ”Cumhurbaşkanlığı Seçimleri” olacak diye abesle iştigal sorgulandığı ve yorumlandığı ve kararlar üretildiği gerçeğineki vefasızlığa İstanbul’da sadece üzüldüm. Ve dedim ki “Duvara çivilediğiniz her fotoğraf gün gelecek sizin hikayeniz olacak “

Eğlence icraattan sayılmaz

Eğlence icraattan sayılmaz

Her sözün uğrak noktası olan bir durağı vardır. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir deyiminin “ehemmiyetinde “ olmak son derece önemlidir. Başarı için çalışılmalı, gösteriş ve şatafattan uzak, her adım, ona göre atılmalıdır. Hele hele ülkenin bu zor şarlarında, duruşun önemine vakıf olmalı ona göre hareket edilmelidir. Kimi zaman kişilerin davranışlarındaki uç noktalar törpülenmeli hatta siyaset mevzubahis ise bu gibi durumlara ince ayar verilmelidir. Siyasette imajın önemi yatsınamaz ölçüde seçmen gözüne yansıyandır. Bu yansımada menfaatler ön plana çıkarsa hoş olmayan çok şey gıybetten nasibini alır. Demek ki duruş önemlidir. Samimiyetsiz davranışlar önem kazanamayandır. Ülkemizin geçirdiği ekonomik kriz, bütçe açığı derken içinden geçilen dar boğazda boğulmamak adına yeni hükümetle UBP-HP koalisyonu ile ilk Ramazan bayramını geride bıraktık. UBP Genel Başkanı Başbakan Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ve Maliye Bakanı Sayın Olgun Amcaoğlu ilk ziyaret diyebileceğimiz davetle Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Fuat Oktay’ı İstanbul ‘da Vahdettin Köşkünde ziyaret ettiler. Bu ziyarette Sayın Büyükelçi Ali Murat Başçeri’nin de bulunması bilhassa ülkemize ulaşan resmiyetinde önemli bir fotoğraf oldu. Siyasi görüşmelerde oldukça uzun bir süre, 1 saat 45 dakika görüşme ve bu sürede yoğunlaştırılmış KKTC ekonomik sorunları ile Kıbrıs Meselesinideki Kıbrıslı Türklerin haleti ruhiyesi Sayın Erdoğan’a yüz yüze arz edildi. Başbakan ve yardımcısının, Arefe gününün bayrama girişinde çok önemli bir görevi yerine getirdikleri kanaati ülke halkımızın nabzında atan inancı ve verdikleri pozitif enerji oldu. Bayram süresince ülkemizdeki durum sükunetini korurken siyasi parti başkanlarının ve Cumhurbaşkanının tebrik mesajları basında yer aldı. Sosyal medyada kimin nerde , kimlerle neler yaptığı paylaşıldı. Hayatın devamında davranışlar güncelliğini korudu. En çok da bilişim yasasının yürürlüğe girmesi zarureti ile kişiler bu isteklerini aleni olarak bu bayramda paylaşımlarına aldılar. Bilhassa gıybet ile haksız rekabetin oluşmasına yardımcı haberlerin sosyal medya üzerinden yapılmasını uygun bulmadıklarını söyleyen çok kişiyi dinledik. Beyanalarını okuduk. Haksız da değiller, bilinmesinde fayda vardır. KKTC Meclisi ilgili komiteleri yasama faaliyetlerini genel kurul tatile girsede yerine getirmelidir. Meclis’in uzun yaz tatilinin de bir şekilde kısa tutulması yasal zeminde sağlanmalıdır. Bayram tatili öncesinde zikredilen zam konularında, oldukça dikkatli davranılması ve vatandaşın cebine el uzatılırken hükümet, özellikle düşünmelidir. Bayram tatili süresince çarşı açıktı, özellikle marketler ihtiyaçların karşılanmasında öncülük edenler oldular. Evlere yiyecek servisi de fastfood sevenleri memnun etti. Sosyal Medyada yapılan paylaşımlarda bir kaç istisna hariç çoğu siyasinin bayramı eğlence yerleri dışında evde ailesi ile geçirdiğini izledik okuduk. Çoğu sanatçının ülkemizde olduğunu da bu paylaşımlardan anladık. Turizmin özellikle Girne gecelerinde ve Türkiye’den gelen sanatçılar ile eğlence sektöründe tavan yaptığına sevindik! Gülümsedik! Bayram’ın son gününde yapılan kuyumcu soygunu ve gelişen süreçten üzüntü ve endişe duyduk. Her zamanki gibi kimlikle adaya girişlerin yeniden hatırlara gelmesi hep de olay olduktan sonra ortaya çıkıp ifadelendiridiğini tekrarlayanları yeniden gördük. Hafta sonu Nergisli köyünde kaldık ve deniz için Kocareis plajına gittik. Önceleri kalabalık değildi ancak akşama doğru çoğu kişinin sahile akın ettiğini gördük. Zaman, Haziran‘nın yaz sıcaklarından hızla Temmuz’a ilerliyor, Yılın yarısını bulduk.Halkın beklentisi ve bütün konuşmalarımızda gündeme getirdikleri, yeni hükümetin, ülkemizde aklı selim bir icraatla güzel günlere hasreti giderecekleri umududur. Sonuçta, kötünün en iyi günlerini bekleyenleriz!

Senin her şeye gücün yeter

Senin her şeye gücün yeter

Bu gün arefe yarın bayram, bu gece ramazan ayının son iftarı ile oruç tutan kişilerin avuçlarındaki dua, Ramazan ayı boyunca iftar sofralarındaki dua ile hep ayni olan yakarıştır yüreklerde yer eden kalbi duyguların inançla sesli tekerrürüdür. “ Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin rızkınlɑ orucumu açtım, Hamdolsun verdiğin nimetlere, Sağlık ve afiyete. Ey bağışlaması bol Rabb’im, Beni, Ailemi, Milletimi, Devletimi ve tüm inananları koru, Rahmetini ve yɑrdımını esirgeme üzerimizden, Bizlere yaşama sevinci ver, Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver, Senin her şeye gücün yeter. Amin!” Bu dua ile açılan oruçların ertesindeki bayram ise müslüman aleminin Ramazan veya diğer bir deyişle Şeker Bayramıdır. Ülkemizde Salı ve Perşembe günü dahil üç gün bayramda ailelerin dayanışması, bir araya gelmesi ile yıl içindeki özlemin bayram günlerinde giderildiği görülür. Bu yıl Ramazan ayı içerisinde gerek Türkiye Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin KKTC ‘de özellikle belediyelerin de katıldığı iftar programları ile vatandaşlar ile buluşması ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından atananTürkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay’ın ülkemize iftar için ziyarette bulunması ve Hala Sultan Camisinin bahçesinde vatandaşlar ile oruç açması oldukça ses ve memnuniyet getirmiştir. Ramazan ayı içerisinde ülkemiz siyasetinde ilkleri görmek, ilklerde şekillenen davranışları izlemek hakikaten ilginç olmuştur. Bu arada iç siyasette konuştukça kendini bağlayan, sonrasında bağlandığı konuşmalardaki kör düğümü çözmeye çalışanları oldukca ince ve düşündürücü ayarları ilgiyle izliyoruz. Gördüğümüz; siyasetin insanları istisnalar hariç ne kadar çok değişime uğrattığıdır. Değişimin hayal kırıklığı ülkemizde yaşanmıştır. Umut vadedenlerin umutsuzluk verdiği sonuca varılmıştır.Hükümet düşmüştür! Meclis Genel Kurulunda olsun, çıktıkları televizyon programlarında veya sosyal medya hesaplarından siyasileri yaptıkları açıklamalardan takip edenleriz. Gelecek süreçte de takip edeceğiz. Ne hal ise son aylarda KKTC Meclis Genel Kurulu canlı yayınlarını veren devletin televizyonunun yani Bayrak Radyo ve Televizyonunun canlı yayınları, kesintisiz olarak ülke halkına göstermediğidir. İktidarı elinde bulunduran ve Cumartesi gün 28 oy ve 13 red ile güven oyu alan 2’li UBP-HP Hükümeti’nin bu hatayı öncelikle gidermesi bu kanalı izleyen vatandaşa olan borcu olduğunu hatırlatmak isterim. Nezaket ziyareti kisvesi altında güç gösterisi adına “Bakanlığı gel görüşelim “ modundan derhal çıkılmalı zamanın katledilmesinin önüne geçilmelidir. Ülke yangın yeri gibi , elektrik faturaları çifte çifte telefon mesajlarında, bu gün arefe yarın bayram havası çarşıda maalesef yok, esnaf tedirgin, Güney komşular için Euro bozdurup KKTC’de alış veriş ucuz, kendi vatandaşımıza göre pahalılık almış başını gidiyor. Bayram günlerinde el öpmeye gelecek küçüklere harçlık büyüklere çukulata modundan uzaklaşılmış, bayramların eski yıllarının güllaçları, ekmek kadayıfları mutfaklardan nerdeyse uzak olmuştur. 200 gr bademin 16 TL olduğu günlerdeyiz. Yine de her aile kendi bütçesine göre “ Ramazan Bayramı” için özel bir hazırlık yapacak, kredi kartındaki harcamaları taksitlere bölecektir. Bu gün Arefe ve bütün mezarlıkların çiçekler ile donatıldığı günde, duaların yapıldığı Fatiha’ların okunduğu mezar taşları altındaki toprakta yatanlar, duygu dolu dualarda anılacaktır. Sonuçta , geçen zamanı ve geleceği izlemek, gözlemlemek, neler olup bittiğini anlamak için ileriye bakmak, farkı farketmek, en güzel kanaat ve değerlendirme olacaktır. ”Ramazan Bayramınız“ kutlu olsun…

Gönülleri olacak mı?

Gönülleri olacak mı?

Hükümet düştüydü, düşecekti derken, düşen bir hükümetin 15 aylık kullanım sürelerinin sonunda o hükümette yer alanların konuşması bir nevi günah çıkarma olur. Bu tür davranışlar ile bir yere varılamayacağı aşikar olan bir geçmiş için, her açıklama ve her ithama laf yetiştirecek eski ortakların hal ve davranışlarını üzülerek görüyoruz. Halkımızın siyasilerin gönülünün olmasını beklerken, canının çıktığı noktadayız. Zorluklar ise kendini pahalılıkta gösteren olmakta ve devam etmektedir. Mahalleden tutun, caddeye çıkın,bütün sokaklarda, erken seçim olsun, sesleri gittikçe yükselmektedir. UBP’nin tek başına iktidarının istendiği açıkça ifade edilendir. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar’ın hükümeti kurma görevini aldığı günden, yani 15 Mayıs 2019 tarihinden itibaren geçen süre, geriye doğru sayılırsa zaman giderek azalmaktadır. HP ile UBP heyetlerinin 2.görüşme sonrası basın önünde beyanları vardır. Bilmeleri gereken fazla eleyip sık dokurken geçen sürenin ülkemize vereceği zarardır. Bir saat gecikmenin dahi getireceği olumsuzluklar ortadadır. Eğer her iki taraf da önceden biz bu koalisyonu kurduk deyip öncelikli olarak halkın refahı için icraata geçmekten ziyade konuyu detaylarla boğacaklarsa, işleri çok zor olacağa benziyor. Nitekim Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ‘Türkiye’nin ve KKTC’nin bölgedeki enerji denkleminden dışlanamayacağını artık herkesin kabul etmesi gerekmektedir’ açıklaması ve Sayın Oktay’ın “Hedefimiz Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğinin mutlak şekilde sağlanması ve Ada’daki meşru haklarının, güvenliğinin ve refahının garanti altına alınmasıdır. Kıbrıs Türkünün haklarını garanti altına alan ve güvenlik endişelerini karşılayan çözüm modellerini görüşmeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim” diyerek sözlerine devam etmesi ile Kıbrıs Türk halkının hak ettiği refah seviyesine ulaşmasının engellenmesinin ve mevcut statükonun korunmasının, sürdürülebilir bir tutum olmadığını vurgulayarak, ucu açık müzakere süreçlerinin ve Ada’daki mevcut gerçekleri göz ardı eden yaklaşımların artık bir tarafa bırakılmasının elzem olduğuna işaret etmesi gerçeğin ta kendisidir. Sayın Oktay, Kurulacak yeni hükümetin önünde özellikle yapısal reformlar ve ekonomik durum çerçevesinde ivedilikle çözüm bekleyen birçok konu bulunduğuna dikkat çekmiş,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin istikrarı ve refahı için, uzun yıllardır gündemde olan reformların ciddiyetle, vakit kaybetmeksizin ele alınmasının en temel beklentileri olduğunu özellikle ifadelendirmesi oldukça anlamlı bir ikazdır. Kıbrıs Türk Kızılayı ve Vakıflar işbirliğinde, Hala Sultan Cami avlusunda düzenlenen iftar programına KKTC’ye Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’la birlikte TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de iftara Sayın Oktay’la birlikte katılmışlardır. KKTC’den ise iftar programına, Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, bazı milletvekilleri ve yetkililer katıldığı ise haberlere yansıyandır. Sayın Oktay’ın Kıbrıs’ta iftara katılması, Türkiye için “mesafenin önemi “ olmadığının, ayrı önemli bir mesajı olmuş ve güçlü bir ses getirmiştir. Türkiye’siz bir KKTC’nin düşünülemeyeceğinin isbatı mahiyetinde olmuştur. Sonuçta Sayın Oktay yeni bir hükümet derken, zorlukları mübarek bir gecede yaptığı konuşmasıyla açıkça dillendirmiştir. Anlayan tabi ki anlamıştır. Anlaşılmayacak bir şey yoktur. Her iki partiye kolay gelsin derken, hatırlatılmak gerekir “fazla naz aşık usandırır” Tabi ki anlayanlara!

İcraat icraat, mafiş icraat

Ha! bugün, ha! yarını beklerken, icraat hükümeti kurduk diyen ülkemizin, 12-9-3-3 Dört başlı hükümeti acaba ne zaman icraat yapacak sorusu gün geçtikçe daha yüksek sesle söylenir oldu. Ülkemizde bir türlü istenilen refah düzeyi yakalanamadı, mevcut hükümet, yürütme görevine hakkını veremedi. Ancak zam konusunda oldukça ileriye gitti. Dairelerde işler dönmüyor, vatandaş hizmet alamıyor denilse de bunun da müsebbibi pek tabi Bakandan başlayan hiyerarşinin alta doğu inişindeki insiyatifsizliktir. Üst kademe yöneticileri öyle bir hale getirildiler ki kendi görev yetki ve sorumluluklarını kullanmakta onlara, acizlik yaşatılıyor.Korku duyuyorlar. İta amiri olmak, kolay bir görev değildir ve İta amirlerinin yasal mevzuat çerçevesinde iş yapmaları zaruridir. Denetim asli görevleridir. Donanımlı her kişi görevini kendi iş anlayışı çerçevesinde düşünür. Düşüncesini hayata kendi insiyatifi ile geçirir. Çalışan, görev başında olan kamu görevlilerinin görev yetki ve sorumlulukları bulundukları kadrolar için var olan yazılı kurallardır. Kadronun baremi bellidir. Atanma koşulları bellidir. İstenilen öğrenim koşulları kişide aranılan evsaf alt alta yazandır. Günümüzde en çok eleştirilen konu ise devlet dairelerinde laçkalık olduğu ve çalışılmadığıdır. Halbuki görev yerine her gün giden görevi başında olan bir memur neden çalışmasın. Elbette çalışır. Memurun görevini yaptığının görmemezlikten gelinmesi ast üst ilişkilerinin çoğu zaman zayıflığından kaynaklanır. 1976 yılından bu yana ara seçimler dahil 14 seçim yapıldığı ve son seçimlerde 8 siyasi parti ve bağımsız milletvekili sayısına bakıldığında 388 adayın varlığı 190 551 seçmen sayısı olduğunu biliyoruz . Seçilen 50 Milletvekilinin dağılımı ise UBP 21 -CTP 12- HP 9- TDP 3 ve DP 3 -YDP 2 koltukla KKTC Meclisine girmişlerdir. Ülkemizde ilk defa yeni seçim sistemi ile çarşaf liste denilen oy pusulalarının seçmen tarafından nasıl kullanılacağına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu tebliğleri ile seçime kadarki süreçte seçmene adeta ayrı bir eğitim verilmiştir. Seçim denen zorlu dönem 2018 Ocağında bir sonraki seçime kadar böylelikle kapanmıştır. Ha! Erken seçim olur mu? Belki olur, belki olmaz. Hükümetin seçim sonrası nasıl kurulduğu ise halkımızın gözleri önünde seyretmiştir. Bu süreçteki teferruata fazlada gerek yoktur. Sadece koalisyon oluşturulurken KKTC Meclis Başkanlığı için mecliste grubu olmayan TDP‘ne Başkanlık verileceği vaadi yapılmış hukuken yasal çerçeveye girmediği bilindiği halde Sayın Hüseyin Angolemli’nin adı bu konuda fazlasıyla rencide edilmiştir. Başbakan Erhürman her konuşmasında 15 Şubat tarihinde güven oylaması aldık dediği günden 15 Şubat 2019 kadar bir yıl artı Mart ve Nisan ayının sonuna gelinmiştir. Ülke halkının beklediği ucuzluğu bir türlü sağlayamayan hükümettir. Döviz krizi, Türkiye seçimleri, ekonomik mali protokol anlaşmazlık krizleri yönetimin mazareti olabilir ancak geçim derdinde olan ahaliyi bu mevzular ilgilendirmez. Hükümet hani derler ya baş ol da soğan başı ol deyiminin tam tarifi . Soğan demişken, soğanın kilosunun 11₺ olduğu günleri yaşıyoruz. Sahi tüketici hakkı korunacak deyip de ALO 177 hattı açmışlardı, o hat ne işe yaradı diye sormanın tam zamanı. Ay sonuna ne kaldı ki zamlı elektrik faturaları kapıdadır. Hükümet için yıkıldı yıkılacak diyenlerin nerdeyse, azarlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Hükümet varlığını gösteremiyor ve sayısı oldukça fazla birçok seçmende , hükümet yeterliliğini yitirmiş vaziyettedir. İstenmediklerini anlamış olmalarına rağmen 4’lü hükümetin ortakları hiç rahatsızlık duymadan biz görevimizin başındayız, sizler yıkıldınız diyebilirsiniz ama bizler bu gıyabet içindekilere karşı,sizler söylendikçe biz ortaklar birbirimize daha çok pekişiyoruz diyebiliyorlar. Pek nereye kadar ? Bekleyip göreceğiz! Kıbrıs meselesi mi ? O mesele 4’lü koalisyonun sadece voleybol oyunu. Başka söze ne hacet!

Zam Seferberliği

KKTC Meclisi Genel kurulu haftanın ilk oturumunda oldukça tantanalı geçti. Ne zaman, 2019-2021 yılını kapsayacak ve Türkiye ile imzalanacak protokolle ilgili sorular gündeme taşınır olur, işte o zaman, İktidarın asabiyeti artar. Gerginlik başgösterir. UBP Genel Başkanı Sayın Ersin Tatar “Anlaşıldığı kadarıyla metin üzerinde tartışmalar devam ediyor. Hazır bir metin olmadığına göre ne gün imzalanacağı belirsizdir” diyerek “ihalelerin açılamaz noktaya geldiğini, ülke ekonomisinin öngörülebilir durumdan çıktığını ve ekonominin daralmasıyla kriz ortamının büyüdüğünü “ ve hükümetin avans adı ile aldığı ifade edilen borçlanması konusunda bilgi istemiş ve İktidarın daha fazla “Türkiye’deki seçimlerin arkasına saklanılamayacağını” açıkça Meclis kürsüsünden dile getirmiştir. Sayın Tufan Erhürman ortaklarının hala daha sözlerinin ıslaklığını muhafaza eden konuşmalarını bilmezmiş gibi ,Sayın Serdar Denktaş’ın protokol konusunda yine Meclis kürsüsünden neden imza konulmadığını , Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğana sorunuz dediğini,diğer günde, Türkiye Elçiliğini adres gösterdiğini unutmuşcasına ve Sayın Özersay’ın ekonomik protokol ile ilgili Sayın Erçin Şahmaran ile yaptığı ve bir saati geçen sohbetinde ifade ettikleri “İmza aşamasına gelmiş bir protokol yoktur’ ‘Ekonomik protokol müzakeresi devam ediyor. Henüz taslak sonuçlandırılmadı. Yani imza aşamasına gelmiş bir metin yoktur. Bu nedenle sen imzalamadın, ben imzaladım, ya da tam tersi gibi bir durum yoktur. Metin henüz imza aşmasına gelmemiştir. Aslında bu tartışmalar kısır tartışmalardır, önemli olan içeriktir.” dediğini de mi bilmiyor? Sayın Özersay şimdiye kadar olan mali protokol ve Türkiye ile ikili ilişkilerin gidişatını sohbete konu ederken son derece samimi olduğu ve doğruyu ifade ettiğine dair bir kanaat oluşturmuş ve muhalefet ile bir bakıma ayni şeyleri ifade eden olmuştur. Özel sektörden borçlanma konusunun ise bakanlar kurulunda görüşülmediğini Sayın Şahmaran’a sohbet esnasında söylemiştir ki bu sohbet bir köşe yazısı ile Star Kıbrıs Gazetesinde yayımlanmıştır. Hafta sonu evveli ve/veya hafta sonu çalışmalarında böyle beyanatlar verilmiştir.Gazetelerde konular haber nitelikli manşetlere taşınmıştır. Ekonomik protokolle ilgili büyük bir sorun olduğu görülmektedir. Dolayısıyla doğru ifadeleri bu aşamada kimin yaptığı aranılır olmuştur. Koalisyonun her ortağı ayrı bir telden konuşuyorsa Sayın Erhürman adeta bir baba şefkati ile hükümet ailesi üzerinde acaba bu çabasını neden sürdürmektedir? Sorusunu akıllara takmaktadır. Hakikaten gelişmeler ve anlatılan gerekçeler anlaşılır olmaktan uzak ve gün geçtikçe hayli gülünç bir durum arzetmektedir. Hani derler ya ağlanacak halimize gülüyoruz. Tam o haldeyiz ve Başbakan Erhürman’ı dinliyoruz, Sayın Tatar’a cevap verirken son derece gergin bir tavırla konuyu bağlamaya çalıştığını görüyoruz. Sayın Tatar’ın üslubunu beğenmedim diyor ama bir yılı aşkın süredir hep ayni ezberi tekrarladığını bizlere de ezberlettiğini unutuyor. Devamlı gösterdiği mazareti ise “Türkiye’deki sistem değişikliğinin’ bütün bu olumsuz ilişkilere gerekçe olduğu intibasını yayıyor. Sayın Erhürman bizim dinlemekten bıktığımız lakin gerek kendisin gerekse koro halinde 4 ağızın tekrarladığı “ortakların birlikteyiz andı “ nı yinelemekten medet umuyor . Yüz mimiklerinin ifadesinin okunuşundan belli olan ise, kendisinin hükümetten ayrılma isteğinin, önünde çok büyük bir engelle karşı karşıya olduğu anlaşılıyorsa da ifadede güçlüğü olduğu belirginleşiyor. Yinede Sayın Erhürman Koalisyon birlikteliklerinin sözde sarsılmaz bütünlüğünü överken 4 kollu hükümeti koruyor ayrıca imtihanda sözlüye kalkmış öğrenci edası ile misal de veriyor “ TC tarafı kendileri için çok önemli olan seçimlerden 2 gün önce bize randevu verip, bizimle görüştüklerine göre bizim onları suçlamamız mümkün değil” diyor. Bu sözleri söyleyen ülkemizin başbakanıdır. İmza aşamasına getiremedikleri bir protokol vardır, fakat muhalefet tarafından soru sorulduğu zaman, zeytin yağı gibi üste çıkmasını bilenler olarak Türkiye ile ikili ilişkilerde bir sorun varsa ve biliyorsanız bunu siz isbatlayın diye de davette bulunuluyor. Bir acayip süreç, ne diyebiliriz. Çalışmayı ve beklemeyi öğrenmiyorlarsa daha yazazılacak çok şey vardır. Öte yandan “Hükümetin zam seferberliği” kapıdadır.