Tag: siyaset

Bu oyun kaç perdelik?

Bu oyun kaç perdelik?

Bu günden yarına, siyasi, sosyal ve ekonomik olaylarda ne olacağının, tahminden öte bir yorumu yoktur. Her üç halde de kimin elininin kimin cebinde olduğu, belli olmayan bir zamandan geçiyoruz. Kimin kime, muhtaç olacağının bilinmezliği; adı henüz konmamış büyük bir oyunun, senaryo gereği kaç perde olacağını ve perdenin nasıl kapanacağını kestirmek güç olsada, sonucun akla oranlaması sabırdır.İşin özeti, tecrübesi olan bilir diyoruz. Geçen haftanın siyasi ortamını özetleyecek olursak UBP’nin göstediği Meclis Başkan adayının seçilemediği ve kaotik bir ortamın yaratıldığını görürüz. Mecliste kadın milletvekilleri arasında “Biz kadınların her halükarda yanındayız söyleminin dayanışmasının olmadığını,maalesef gördük. Meclis başkanlığı seçiminde genel temayüllere ters davranışlarla oy kullanılması muhalefet oyları dahil olmak üzere kaosa oynamaktan başka bir işe yaramadı. CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ve diğer konuşmacı parti başkanları zamana oynarcasına ve diğer bir partinin UBP ‘nin iç işlerindeki kurultay sonucu dahil olmak üzere Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de illaki müdahale var tezi üzerine kurgu yaptılar. Esas müdahalenin bu tür kendilerine has üslupla yaptıkları konuşmalar olduğunu unuttular. Vakti boşa harcamaları ve seçmenlerin inanmayacağı, havada kalan sözlerle halkı uyutma moduna geçmeleri faydadan ziyade zarar olduğunu bir bakıma es geçtiler. Bu kadar çok tekrar ile vakti boşuna harcamaları, laf-ı güzaf ve anlaşılır gibi değildir. UBP Genel Başkanı ve Başbakanın Meclis Başkanı için yapılan oylama sonucu meclis kürsüsünden genel kurula hitaben “erken seçim tarihini belirleyin de gelin, genel seçime gidelim çağrısı, doğrumu değilmi zaman bunu elbette değerlendirecektir. Ancak hükümet ortaklarının dahi UBP adayının ilk tur seçim ve sonrasında girdikleri hal ve açıklamalarının mazareti olamaz. Hiç bir siyasi partinin diğer bir partinin yarası üzerinden prim yapması etik siyaset kuralları dışındadır ve kabul görmez. Güçlü siyasi partiler kendi iç meselelerini geçmişten bu güne bir şekilde düzeltmişlerdir. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın erken seçim yapılmasının böylesine bir salgın döneminde yapılmasını uygun bulmadığı diğer önemli bir uyarıdır. Gruplu, grupsuz siyasi partilerin o çok savundukları toplum faydasından uzaklaştıkları babında, siyaset yaptıklarını ülkemiz halkı çok iyi bilmektedir. Bu gibi siyasi partilere sorulacak tek soru vardır! madem ki halkın geçim derdinin arkasına saklanarak ülke halkını bu kadar çok düşündüğünüzü bangır bangır televizyonlarda açıklıyorsunuz niye istikrarlı bir icraat hükümetine ortak olmadınız ? Seçim yasası değişikliği ise başka bir dert dermanı ise bu dönemde zor. Nedeni ise seçim yasası ise bir günde sonuçlanacak bir konu değildir. Yüksek Mahkeme Başkanı Sayın Narin Şefik haklıdır, 2018 yılı önerilerini bütçe görüşmelerinin komite sürecinde yeniden tekrarlamıştır. Anca olası bir erken seçime ramak kala yangından mal kaçırır gibi seçim yasasında değişiklik yapılamayacağı da açık seçik ortadadır. Siyasilerden isteğimiz aklı selimle karar vermeleridir ki seçmen herhangi bir seçimde, iradesini sandıktaki oyu ile devredeceği parti ve milletvekilini seçebilsin. Aşı konusuna gelince nerdeyse Türkiye ile eş zamanlı bir başlangıç 14-15 Ocak 2021 tarihinde yapılmış ve öncesinde Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aşı olurken ertesi gün de KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ilk doz aşılarını yaptırmışlardır. Cumartesi 16 Ocak günü Bakanlar Kurulu kararlarını basın önünde açıklarken Başbakan Ersan Saner kapanma yok demişti ancak sağlık bilim üst kurulunun gecenin geç saatlerinde açıkladığı kararda 18 Ocak-31 Ocak tarihleri için ikinci kapanma kararı duyurusunun basında yer alması siyaset ile bilim ilişkisi karşı karşıya mı geldi ? sorusu ile gündemde yerini almıştır. Bu güne söz mü? Gündeme uygun ve Beydeba’dan olsun “Dört şey vardır ki, en azını dahi hor görmemek gerekir; Yangın, hastalık, düşman, borç.” Rabbim her halden ülkemizi korusun…

Gündem yoğun, ortam gergin

Gündem yoğun, ortam gergin

Bu haftanın ilk iş gününe başlarken geçen haftanın yine en önemli konusu salgın hastalık Korona olmasına rağmen 8 Ocak 2021 sabahına uyanışımız çok acı bir haber ile oldu. Geçitkale’de yaşanan olayda 14 yaşındaki bir erkek çocuk ile anne ve babasının ne şekilde olursa olsun ölümü ülkemiz halkı üzerinde yeni depresif bir hal oluşturmuştur. Bu olayda geriye kalan 18 yaşında bir gencin hayatında oluşan depresyon nasıl tedavi edilecek diye de konuya yaklaşılması gereken sosyal bir vaka olmuştur. Psikolojik destek şarttır kanaatindeyim. Bölge halkının ve görgü tanığını dinlerken insani duygularda oluşan hissiyat ailenin akrabaları kadar halkımızı da derinden üzmüştür. Olayı dinleyen o yaşlardaki çocukların kayda değer üzüntüsü ve bir takım cevapsız sorularına tanık olduk. Konu ile ilgili üretilen senaryolar ise sosyal medyada oldukça fazla idi. Hatta isimlerden aileyi tanımak isteyenlerin çokluğu nedeniyle olayda ismi geçenler “popüler aramalar notunu taşıyordu. Umudumuz hiç bir ailenin içerisinde böylesine büyük olumsuzlukların girmemesi ve büyük küçük her bireyin aklı selim içerinde davranmasıdır. Olayın psikolojik nedenleri mutlaka değerlendirilecek ve bu yöndeki öneriler halkımız nezdinde çekirdek aile mefhumunda kabul görecektir. Görülmelidir. Geçen haftanın son iş gününde KKTC Meclisi Bütçe Komisyonu 2021 Mali yılı bütçe yasasını genel kurula havale etmek için ilk toplantısını yapmıştır. Bilindiği üzere Bütçe Komisyonu UBP Milletvekili Sunat Atun başkanlığında toplanamış Komite toplantısına, Komite Başkan Vekili CTP Milletvekili Fikri Toros, Komite üyeleri; UBP milletvekilleri Özdemir Berova, Menteş Gündüz ve Yasemin Öztürk ile CTP Milletvekili Salahi Şahiner ve HP Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu oluşuyor. Toplantılara diğer milletvekillerinin katılması serbestiyeti var ancak oy kullanma hakları yoktur. Bütçenin komite safhası tamamlandıktan tam beş gün sonra Genel kurulda görüşülmesine başlanacaktır. 11 Ocak tarihi bizim geniş ailemizde önemlidir “Ziraat Yüksek Mühendisi” olan ve KKTC’nin köylerindeki tarım ve hayvancılığına oldukça faydası dokunduğu ifadelendirilen rahmetli eşimin doğum günü olduğudur. Özel Berova her zaman doğduğu günün önemini bize anlatırken kendisinin seçtiği mesleğini “Tarım Haftası” ile özdeşleştirirdi onu sevgi ve saygı ile anıyoruz. İşte bu çerçevede Dünya Ziraat Mühendisleri Gününü ve Türkiye’de tarımsal öğrenime başlanmasının 175. Yıl dönümü kutlu olsun. Haftanın ilk iş gününün diğer bir önemi ise KKTC Meclisinde haftalardır gündem olan Cumhuriyet Meclis Başkanı seçimi ve başkanlık divanının oluşması konusudur ki seçimin sonuçlanması meclis çalışmaları sevk ve idaresi için gerekli olandır. Ocak ayının iki ayrı ve çok önemli günü ise aramızdan ayrılan, Kıbrıs Türk halkına Liderlik yapmış iki değerli Devlet adamının; Rauf Raif Denktaş’ın 9. Yılı ve Dr Fazıl Küçük’ün 37.Yılı olduğudur. Her iki liderin ülkemizde ve dış dünyada verdikleri yatsınamaz mücadele tarihini unutmamız mümkün değildir. Liderlerimizi 2021 yılında yeniden ve yine sevgi,saygı,minnet ve rahmetle anıyoruz…

Corona gölgesinde siyaset

Dün 2021 yılının ilk pazar günüydü. Yılbaşı telaşı derken insan bütün bir yılın muhasebesini nasıl yapsın? Zaten hesaplar karışık! Her hesap kendine özgü bir gündem bütünü. Geçen yıl da evdeki hesap çarşıya uymadı, bu yıl için en iyisi şimdiden konuşmamak! Ancak ayni havayı siyasi,ekonomik ve sosyal hayatta dereninlemesine teneffüs edeceğimiz aşikar. Sanki her şey normalmiş gibi bütün anormal hadiseleri unutur göründüğümüz 2020 yılının son haftasında hareketlenen sosyal hayat yeni yılı karşılamada evdeki sofrada ne menü olacağı gailesi ile başladı. Her ev kendi ekonomik durumuna göre ocağındaki aşı pişirdi ve ailesi ile paylaştı. Gecesine renk katmaya çalıştı. En çok da sosyal medya reyting yaptı. Eski yılların akışkanlıkları ortada yoktu ne bir kart ne bir mektup alan oldumu bilmiyorum. Ama sosyal medyanın hem ön sayfaları hem arka sayfalarında kopyala yapıştır yeni yıl kutlamaları ile video göderimlerinin tavan yaptığı bir mecranın etkin kullanımı içinde olduk. 31 Aralık 2020 gecesinden 1 Ocak 2021 geçişte adım kadar eminim ki her yürekteki dua Korona denen salgının son bulmasına ilişkin oldu. Dualar edildi ancak bilinen husus bu lanetli hastalığın hızının kurallara uyulmadığı taktirde artacağı gerçeğidir. Şimdi bir de mutasyon kelimesi sağlıkta güncel oldu. Mutasyona uğrayan koronavirüs Türkiye’de de ortaya çıktığını Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, mutasyonlu koronavirüsün Türkiye’de 15 kişide görüldüğünü açıkladı. Açıklama ardından mutasyonlu virüs ile ilgili araştırmalar hız kazandı. İngiltere’nin saygın kurumlarından Imperial College London, mutasyona uğramış corona virüsünün en çok 20 yaş altındakileri hedef aldığını duyurduğunu da biliyoruz. KKTC ‘de Sağlıkla ilgi kurallar zinciri Sağlık bakanlığının uhdesindedir ve gerekli açıklamalar toplum sağlığı açısından Sağlık Bakanı Dr. Ali Pilli tarafından yapılmaktadır. Geçen yılın son bakanlar kurulu toplantı kararlarını Başbakan Ersan Saner ve birden fazla bakan birlikte basına açıklamıştır. Yeni yıldan önceki 29 Aralık tedbirleri ile akşam saat 22.00 ve sabah saat 05.00 arasındaki sokağa çıkma yasağı 4 Ocak 2020 tarihini de kapsamaktadır. Okullar için alınan tedbirler de bilinmektedir ki salgının yayılmasını önleyecektir . Sosyal hayatın devamında oldukça geniş kapsamlı bir depresyon mevcuttur. Halkın alışmış olduğu düzene bir şekilde maddi ve manevi yasaklı müdahale sistemi halk sağlığını bozmuştur. 10 Mart 2020 tarihinden bu güne kadar sağlıkta acaba sonumuz ne olacak kaygısı artmıştır. Bir çok tanıdık isimlerin karantina süreçleri yerel vakalar,temaslılar ve yapılan testlerin sonuç bekleme süreci insanımızın sinirlerini yıpratmıştır. Türkiye’ye gelecek aşı içinden KKTC ‘de gönderileceği açıklamasını yapan Sayın Fuat Oktay ülkemizdeki aşılama sürecinin de başlayabileceği konusunda güvence vermiştir. Yasama,yargı ve yürütme ülkemiz sorunlarına karar üretmektedir. KKTC Meclis Genel Kurulu salgın döneminde toplantıları, iktidar ve muhalefet milletvekili konuşmaları ile meclis tv den en çok izlenenler arasında gündemin takip edildiği yerdir. Anayasanın ilgi maddesi gereği ikinci dönem Meclis Başkanı ve Meclis Başkan yardımcılığı seçimi grupların adaylarının üzerinde seçim yapılması, meclis divanının oluşturulması ve komitelere atanmaların yapılacağı bir haftaya giriyoruz. Umudumuz yeni yılın ilk haftasının ve sonrasındaki aylar ve günlerinin hadiselerinin iyi olmasıdır. Bu güne sözümüz Epiktetos’dan olsun “Zorluklar ne kadar büyük olursa olsun, onların altından kalkmakla erişilecek ihtişam da o derece parlak olur. Usta kaptanlar maharetlerini ve saygınlıklarını atlatmış oldukları fırtınalarla elde etmişlerdir.”

Pişman olmayı engelleyen sorgulamalar

Pişman olmayı engelleyen sorgulamalar

Meclisteki milletvekili sayısı şu anda Sayın Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı olması nedeni ile bir eksildi bir de mazaretli olarak genel kurula katılmayan milletvekili Sayın Hüseyin Özgürgün var ve 48 milletvekili halen mecliste görevleri başında. 10 milletvekili bakan olarak hükümette ve bakanlık koltuklarındadır. Sayın Akıncı zamanında onaylanmış kabinede şu anda başbakan yok. Vekalet eden yok. Cumhurbaşkanının ifadesi ise kabineye başkanlık yapabileceğidir. Eleştiri yapanlar hükümet yok diyorlar ama kabinede bakan sıfatları ile görevlerini sürdürmektedirler. Cumhurbaşkanı seçimi için parti genel başkanlığından ayrılan seçime bağımsız giren ancak HP milletvekilliğinden ayrılıp bağımsız milletvekili kalmayan Sayın Kudret Özersay‘dır. Sayın Serdar Denktaş ‘da ayni şekilde bağımsızlık hakkını Cumhurbaşkanlığı adaylığında kullanmış olan ama halen DP milletvekilidir. Özersay ve Denktaş seçimlerde bekledikleri oyu alamamışlardır ve siyaset dünyasında bir garip durumun, özeti ve öznesi gibi olmuşlardır. Mecliste en çok milletvekiline sahip UBP Genel Başkan Vekili Genel Sekreter ve ayni zamanda GaziMağusa Milletvekili Sayın Ersan Saner’e Cumhurbaşkanı Sayın Tatar tarafından hükümeti kurma görevi tevdi edilmişti, 7 Kasım 2020 ‘de Sabah Saat 10.30 da görevi alan Sayın Saner bu süreçte Mecliste mevcut siyasi partileri ekbi ile ziyaret etmiş ancak hükümet müzakeresi ile ilgili olarak CTP-HP-DP-TDP 4’lü eski hükümet mensuplarından ve YDP ‘den gerekli desteği alamamıştır. Halkımızın bu başarısızlıktaki genel kanaati, partilerin “Genel Başkanlarının” Cumhurbaşkanı seçimlerini kaybetmiş olmasının hayal kırıklığı ile hareket ettikleridir. 21 Kasım 2020’de Saat 10.30 ‘da Sayın Ersan Saner son dakikaya kadar uğraşlarına rağmen hükümeti kuramadıkları gerekçesiyle görevi cumhurbaşkanına geri iade etmiştir. 12 Milletvekilli CTP ‘den Milletvekili Sayın Erhürman’a görev tevdi edilen gün yine 21 Kasım 2020 Saat 17.00 olmuştur. Sayın Erhürman her zamanki aynı rota ile siyasi temayül gereği siyasi parti merkezlerine ziyaret yapacağını açıklamıştır. Seçim kaybetmiş cumhurbaşkanı adayları ve Sayın Akıncı’yı destekleyen TDP arasında ki görüşmelerle 4’lü hükümetin kurulması için çaba gösterileceği varsayımlar arasındadır. Serdar Denktaş ile yüz yüze konuşmadan aracıların sözüne itibar edip onun hakkında yanılmışım, o benim vefalı dostum diyen ve sosyal medya paylaşımı yapan YDP Başkanı Sayın Erhan Arık’lının böylesine bir hükümete 5. Ortak olarak dahil edilmesini inşallah eskisi gibi tartışma konusu yapmazlar. UBP ile geniş tabanlı bir icraat hükümeti kurmayanlar ise ilk milletvekili seçiminde kurulacak sandıklarda seçmenden cevaplarını alacaklardır ve oylarının düştüğünü göreceklerdir. Bu halkımızın ortak genel kanaattir. 12-9-3-3-2 ile 5’li hükümet kurulsa dahi mali güç desteği olmadan bütçe açığı olan bir maliye ile hükümetin çok başlılığında, sendikalara,üreticiye, imalatçıya, çarşıya, asgari ücretliye ,memura maaşlar ve 13.Maaş ödemelerinin nasıl yapılacağı halkın soruları ve endişeleri arasındadır. Kaldı ki KKTC birçok bölgeyi etkileyen doğal afetin sıcak gelişmeleri ve zararı can yakarken, korona denen illetin virüsünün salgın olarak dünyada artarak devam ettiği bir zamanda ülke insanında kaygı artarak devam etmektedir. “KKTC’de meydana gelen hortum felaketi sebebiyle tüm Kıbrıs Türk halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Hasarların giderilmesi, yaraların sarılması için var gücümüzle KKTC’nin yanında olmaya devam edeceğiz.” Mesajı ile sosyal medyada paylaşım yapan Sayın Fuat Oktay’a ve dolayısıyla Anavatana teşekkürlerimiz sonsuzdur. Bütün bu hadiseler devam ederken KKTC insanının toplumsal faydası için zor bir dönemde görevden kaçan siyasi partileri ve icraat hükümeti kurmayanların hangi akla hizmet ettikleri de süreç içerisinde mutlaka sorgulanması gerekendir çünkü sorgulama gelecekte pişman olmayı engeller…

Gerçek köprülerle yakılacak köprüler

Gerçek köprülerle yakılacak köprüler

14 Şubat 2017 tarihinden itibaren köşe yazılarımı Star Kıbrıs gazetesindeki köşemden sizlere aktarırken zaman zaman babamın notlarını da yazdım. Çok zaman oldu babamın notlarına bakmamıştım. Siyasetin yoğunluğu 2018 erken genel seçim, kurulup bozulan tekrar kurulan koalisyon hükümetleri, yaşanan ekonomik krizler, maaşların taksitle ödenmesi düşüncesinden geçen zor günler, Kıbrıs meselesinin uzayan ama bir türlü masada son bulmayan anlaşmazlıkları ve müzakerelere devam edilmesi mümkün olmayan günlerin ezberi… Şimdi ise korkunç bir salgınla mücadele eden dünyanın proplemi; pandemi dönemininin etkisindeyiz. Dünyanın sanki tersine döndüğü günleri yaşarken demoralize bir halin çaresizliği aldı başını gidiyor. Tedbir kuralları açıklanıyor ama dinleyen var, dinlemeyen var. Salgın ise halen artarak devam ediyor. Bu gün yeniden babamın notlarından bahsetmenin bir değişiklik olacağına kanaat getirdim. Kolay değil babam Hüseyin Özdemir ilerleyen yaşında “Eğitimde 60 yıl “ bir ömrün, her yaşanmışlığını kaleme almış. Hatırlıyorum gece sabahlara kadar daktilosu ile yazar, daktilonun klavyesinden çıkan seslerin ahengi ile uykuya dalardık. Şimdiki gibi, bilgisayarların olmadığı internet ortamının ve kolaylığının olmadığı yıllar. Hatırlıyorum en son babamın 1945 ‘li yıllarda İngiltere’ye burs alıp gidişini yazmıştım. Mağusa limanına gelen Fuadiye vapuru ile Mısır’a ordan da İngiltere’ye geçiş yapmıştı yapmasına ama ulaşımdaki zorlukları da yaşamıştı. 9 Ağustos 1945 Nagasaki’ye düzenlenen atom bombası saldırısı ile birlikte askeri tarihinde gerçekleştirilen yegâne nükleer saldırı ile Mısır’da yaşanan savaşın durmasına ilişkin halkın sevincini de notlarına Mısır’da olması nedeni ile yazmıştır. Mısır’da halkın müslüman ve Türklere ayrı bir hayranlık duyduklarını ve özellikle Atatürk sevgisinin var olduğunu da notlarda okudum. Babam İngiltere’de üniversiteye bağlı “Mardon Hall” denilen yurtta kaldığını ilk gelen öğretmenlerin iki kişilik daha sonraki yılda ise öğretmenlerin tek kişilik odalara yerleştirildiğinden bahsederken, kendisin odasında Rum öğretmenle kaldığını, bu öğretmenin ise her sabah erken kalkıp odayı kilise gibi ayarlayıp papaz gibi hareketler yaptığını yazarken kendisini bu durumun rahatsız ettiğini belirtmiş ve diğer Rum öğretmenin teklifi ile onun odasına geçtiğini de yazılarına eklemiştir. Babamın kaldığı yurt adı için Google girdiğim zaman yurdun 1933 tarihide yapıldığını, bu günlerde de varlığını sürdürmüş olduğunu okudum.Babamın burslu olduğu süreçte, orda kaldığı müddet halk oyunlarının İngilizlerin dikkatinde olduğunu ve kendisinden de bir halk oyununu öğretmesini istediklerinde “Sarı Zaybek” oyununu öğrettiğini ve bu oyunla türklerin adının duyulduğunu hatta sene sonu gösterilerine o yıllarda bu oyunun eklendiğini babam ifadelendirmiştir. O günlerden bu güne geçen dile kolay tam 75 yıl… Daha devam edecek olan anı notlarından kesitleri okuyucularım ile tabi ki paylaşacağım. Kıbrıslı Türklerin yaşadığı mücadele yıllarını unutmadık. Bu günlerde elde ettikleri için, yaşadıkları için, nefes alabildikleri ve huzur için şükür etmesini unutanlar var. 30 Ağustos Zafer Bayramını dün kutladık, hatırlatmakta fayda var bu gün KKTC’de barış vardır. Bu barış Anavatan Türkiye sayesinde ada genelinde hükmünü sürdürmektedir. O halde geçtiğimiz ve geçeceğimiz günler için dikkatlice okunması gereken bir sözü yazımın sonuna ekliyorum ki davranışlarımıza ve hareketlerimize bir anlam katsın “Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir.”

Yaşamın dersleri

Yaşamın dersleri

Ülkemizde KKTC ‘de büyük bir hızla 11 Ekime yani Cumhurbaşkanlığı seçimine hızla yaklaşmaktayız . Sayılı günler çabuk geçer. Her kurumsallaşmış siyasi yapı içerisinde her seçimde olduğu gibi dalgalanmalar olabilir. Bu o siyasi partinin hareketliliğinin önemli bir göstergesidir.Seçim gününe yaklaşıldıkça küskünler,kırgınlar her şeyi arkada bırakıp yeniden kendi içlerinde doğru kararlarını toplum menfaatine sandığa yansıtırlar.Bu seçimin diğer seçimlere benzemediğini Kıbrıs Türk halkı bilmektedir.Bilmeyenler ise bilenlerden öğrenmek zorundadır. Yanlış hamlenin zararı ve kârının muhasebesi yapılırken adaylar bu çerçevede değerlendirilmelidir. Takdir edilip sandığa atılacak her reyin büyük bir önemi vardır. Ülkemiz küçük ve sınırlarımız içerisinde yapılan her ev, köy, kahve, veya benzeri toplantılarla yürütülen propaganda ağızdan ağıza kulakta duyulmakta ve zihinlerde kayıt altına alınmaktadır. Yüze gülüp arkadan iş çevirenlerin böylesine halleri geçerli akçe olmamaktadır. Bilakis bu gibiler siyasi geleceklerinde ve yaşam mücadelesinde kendilerini riske atmaktadırlar.Kendilerine telafisi mümkün olmayan hataları katmaktadırlar, şahsi menfaatleri için yürüyenleri, ülke halkı ezeberine almıştır. UBP ‘nin Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar Cumhurbaşkanı adayıdır. Kaç kez yazılarımda da belirtim ve UBP her yetkili kurulunda hiyerarşik seyreden teşkilat yapısı içerisinde her yapıda ve bilhassa Parti Meclisi ve Merkez Karar Yönetim Kurulunda uzun yıllar görev yaptığım bilinmektedir. Üzerimizde yılların tecrübesi vardır. UBP her seçimden güçlü çıkmayı bilen ve deneyimli kadroları ile bu gün de varlığını sürdürmektedir. Zor ve kritik bir dönemden geçmekteyiz. Bu dönemde Türkiye’nin ve KKTC ‘nin konjüktür içindeki gücü için Kıbrıs adasının stratejik konumunda olanların Kıbrıslı Türklerin, bu konuda birlik ve beraberlik içinde olmasını gerektirmektedir. Türkiye TRT habere konuşan Başbakan Ersin Tatar ‘ın Kapalı Maraş ile ilgili söylemleri de önemlidir.Tatar’ın konuşmalarından satır başları TRT haberde şöyle özetlenmiştir. Sayın Tatar ‘Kapalı Maraş mutlaka açılacak. Ezber bozulmuştur, yeni sayfa açılmıştır. 1974’ten beri burada barış vardır. Doğru zemin ve şartlarda bir anlaşmaya ulaşabiliriz. Bizim güvenliğimizi TSK ve Türkiye Cumhuriyeti koruyor. Cumhurbaşkanı Akıncı farklı konuşabilir. Doğu Akdeniz’de yaşananlar ve önümüzdeki süreçte bir müzakere görülmemektedir. Maraş’ın büyük bir bölümü açıktır. Kapalı Maraş’ta dünyanın en güzel sahil şeridir vardır. Maraş’ın açılması artık gündemdedir. ” demiştir. Diğer çok önemli bir konuyu Cuma gün Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yankısı çok geniş olan müjdeyi dünyaya duyurmuş kendi sosyal medya aracı Twitter vasıtası ile “Türkiye, tarihinin en büyük doğal gaz keşfini Karadeniz’de gerçekleştirdi. Buradan elde edeceğimiz gelirin milletimize, umudunu bize bağlamış tüm dostlarımıza ve insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.” paylaşımı ile de yapmıştır. Güçlü Türkiye Kıbrıs’ta garantör olduğu müddet KKTC ‘de barış devam edecektir. “Yaşamda hatalar yoktur yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Güçlükten güç doğar. Acı bile mükemmel bir öğretmendir.” Bu böyle biline…

Nasihate bedel kararlar

Nasihate bedel kararlar

Yüksek Seçim Kurulu 11 Ekim 2020 tarihinde yapılacak olan “Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Halkoylaması ile ilgili “Seçim Takvimi”ni açıkladı. Açıklamaya göre 12 Ağustosda seçim yasakları başlıyor. Siyasi partiler 1 Eylül tarihine kadar adaylarını saptamak zorunda ve 4 Eylülde YSK’na başvuru yapıp adaylarını bildirmek durumundalar. Yine ayni gün adayların YSK tarafından geçici ilanları da yapılacak,13 Eylülde adayların kesinleşmesi sonrası adayların oy pusulalarındaki yer tesbiti için ad çekmesi gerçekleşecek ve 14 Eylül günü kesinleşen adayların resmî ilanı yapılacaktır. Resmî propaganda ise 15 Eylül tarihinde başlayacak olduğu YSK tarafından açıklanan tarihler arasında yer almaktadır. Geride bıraktığımız yakın süreçte Sayın Ersin Tatar Ulusal Birlik Başkanı ve KKTC Başbakanı olarak ve diğer iki Parti Başkanı Sayın Erhan Arıklı ve Sayın Fikri Ataoğlu Türkiye’yi ziyaret edip devlet yetkilileri ile bir takım görüşme yaptılar. Türkiye ziyaretine davetli olduğu halde Sayın Kudret Özersay’ın gitmediği ise haberlerde konu edilendir. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesi Kıbrıslı Türklerin her türlü ihtiyacında yanında olacağını her fırsatta ifadelendirmektedir. Güçlü Türkiye’nin bu teminatı dünyaya olduğu kadar Güney Kıbrıs Rumlarına bir hatırlatma niteliğinde olmaktadır. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi sonrası KKTC ‘ne Türkiye Cumhuriyetinin tahsis ettiği özel uçak ile ülkemize avdet eden Başbakan Sayın Ersin Tatar KKTC Ercan Hava alanında görüşmeleri ile ilgili bilgi vermek üzere bir basın toplantısı yapmıştır. Sayın Tatar KKTC ‘den sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’ın ülkemizde pandemi hastenesi yapılması için Türkiye hükümetinin yardım konusunda gerekli talimatları verdiğini söylemiştir. Böyle bir kararın alınması ve teyid edilmesi sağlık açısından son derece önemliydi. Dünyada yayılma hızını kesmeyen salgın korona vaka sayısı Kıbrıs’da özellikle Güney Kıbrısta ve Limasol’da almış başını gidiyor. Nice kişilere musallat olmuş vaziyette virüs seyrini sürdürüyor. Dünyanın salgına karşı cephanesi yok ancak aşı bulunması için yoğun çalışmalar olduğu bilinmektedir. Aşı olsa da uğraşlar halen deney aşamasında. Sonuç ne olur, belirsiz. Korunma yani tedbir kurallarına halkımızın büyük bir çoğunluğunun sanki salgın yokmuş gibi hareket etmesi ve büyük bir umursamazlık içerisinde olması üzücüdür. Uzun süre de yeni şekillenen sosyalleşmede yaşam tarzı değişkenlik arzediyor. Normalleşme ile uyulacak kurallarda özellikle maske ve mesafe çok önemlidir. Dikkatte alınmalıdır. Gerekirse cezai müeyyide de uygulanmalıdır. Bir kurban bayramı daha geride kalmıştır. Bayram manevi duygular nezdinde yaşanmış ve geçmiştir. Erenköy Direnişi de 8 Ağustos tarihinde etkinlikleri çerçevesinde anma törenleri ile gündemde ehemmiyetini muhafaza etmiştir. Şimdi önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardır. Bu süreçte milli değerlerimize, Türkiye ile olan iyi ve hakikatli ilişkileri sürdürebilecek bir adayın kazanmasının toplum menfaatine olacağı inancı ile seçmenin karar vermesi gerekmektedir. Cumhurbaşkanı işte bütün bu hakikatler çerçevesinde seçilmelidir. Bilinmesi gereken Rumlar’ın hiç birinin antlaşmadan yana bir tavrı olmayacağıdır. Kıbrıslı Türklerin tek dayanağı ise Türkiye’dir. Bu hususa güne söz mü? “İyi bir karar, bin tane nasihate bedeldir.”

Tülin Berova
Damga vuran hadsislik

Damga vuran hadsislik

İnkâr son derece zararlı bir eylem şekildir. Yaşamdaki hakikatler değişmez olandır. Keşkeleri ile insan bir yere ulaşacağını sanıyorsa yanılgı içindedir. Pişmanlığın faydası sadece edinilen derstir. Yaşanmış olan her şey, tecrübede etken ve kişinin hareketlerini düzelteceği noktadır. İnsanın keşkeleri mutlaka “iyi ki “ şeklinde düşünüldüğü zaman anlam kazanır. Ülkemiz Akdeniz’in 3. Büyük adası ve bizler bu adanın yarısına aidiyet duygusu ile bağlı olanlarız. Adanın bütününde kronolojik tarihsel süreç içerisine unutulması mümkün olmayan yaşanmış bir mücadele tarihi vardır. Bu gün 1974 Barış harekatı sonrasında Türkiye’nin garantörlüğünde barış içinde yaşıyorsak bunu Anavatana borçluyuz. Türkiye’ye Anavatan deyişimizi dahi hazmedemeyen ve bunu tekrarlamaktan bıkmayan siyasilerden, bıktık usandık. Rumlar’la inadına çözüm diyenlerden bıktık, çözüm olmaz ise refaha eremeyeceğiz diyenlerden de bıktık. Çözümü gerçekleştireceğim diyenlerin gelip geçtiği nice beş yılları heba eden ve halka umut pompalayanlardan da bıktık. Şimdi yeniden,seçmenin tercihinde olacak, Cumhurbaşkanını seçmek üzere sandıklar Nisan ayının 26’sında kurulacak. Bir beş yıl daha görev yapacak kişiyi Cumhurbaşkanı seçeceğiz. Sandığa gitmek vatandaşlık görevidir. Her seçimde kasıtlı olarak gidip oy kullanmayanın, ülkenin geleceğine ilişkin söz hakkının olmaması gerektiği görüşündeyim. Anketler yapılıyor neticeler açıklanıyor. Seçim varsa tahminler ve anketler heyecan yaratandır. Beklenendir. Bir gazetemizin de okurları ile internet ortamında anket yaptığını gördük, ankete katıldık. Kapsamlı soruları var. Ancak aday olması muhtemel kişilerin de açıklama yapmadığı halde isimleri bu ankette ve sorularda var olandır. Bir kez soruları bende cevapladım o gün için çıkan sonuçta bu gün seçim olsa 1. Partinin UBP olduğunu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turun olacağı ve Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Başbakan Sayın Ersin Tatar’ın yüksek oy alacağını, anketdeki yüzdeliklerini ve ikinci tur halinde olasılıklardaki sonuçların o gün için neler olabileceğini gördüm. Acaba bir kişi bu anketi ikinci kez cevaplayabilecek mi ? diye tekrar denedim ekranda dikkatli olun ikinci kez giriş yapıyorsunuz notunu görünce anketin sonucunun inandırıcılığı gözümde büyüdü. Soruların mutlaka tecrübede usta uzman kişilerce hazırlandığı kanaatine vardım. En çok beğendiğim anket sorusu nedir diye sorarsanız ”asla oy vermeyeceğiniz aday kimdir?” sorusu oldu. Gezicinin anketi de dikkate değerdir. Siyaset her gün için yeni bir şekil alan çok büyük bir oyun diye gösteriliyor, hani yalan da değildir. 26 Nisan gecesinde sandıklar açılınca sonuç belli olacak, nihayi gerçek gözler önüne serilecek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin yeni Cumhurbaşkanı belli olacaktır. Geçen haftaya damgasını vuran Brüksel’de düzenlenen AP Genel Kurulunun ‘Yunan Adalarında İnsani Durum’ başlıklı oturumunda bölgedeki göçmenlerin durumu ele alınırken Yunanistan’ın aşırı sağcı Altın Şafak Partisinin eski üyesi bağımsız AP milletvekili Lagos‘un ‘Kimsenin burada Yunan vatandaşlarının durumunu konuştuğunu duymuyoruz. Herkes göçmenlerden bahsediyor, Yunan vatandaşlarının hakları ne olacak?’ diyerek tepki göstermesi ve Türk Bayrağını yırtması oldu. Böylesine cüretkar bir davranış şekline, tepkiler ve kınamalar yerinde ve zamanında her düzeyde yapılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Türk bayrağını yırtan Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Yunan vekili hakkında resen soruşturma başlatılmış olduğunu haberlerde okuduk.Bizler de bayrağa el uzatan böylesine bir hadsizliği, şiddetle kınıyoruz…

Turşu tabağı masadan kaldırılmalı

Turşu tabağı masadan kaldırılmalı

Kişiler cesaretli,erdemli ve güçlü olduğu müddet kazanımı olandır. Kazanım, başarılı olabilmek, çalışmakla elde edilen donanımın, dışa vurumudur. Cesaretli olmak için risk her ne kadar gerekli ise bu girişimin, kâr veya zarar doğuracak sonuçlarının hesaplanması gerekendir. Reklamın iyisi kötüsü olmaz denilsede bu söylem algı yaratmadan öte değildir. Yaratılan her algının getiri ve götürüsü iyi hesaplanmalıdır. Erdem ise insanın doğrularından başlayan bir süreçtir. Bu süreçte hedefe giderken amaç için her yolu denemek mübah değidir. Erdemli kişi iki yüzlü değildir. Kuralları vardır. Riyakar hiç değildir. Çünkü yalanın kötülüğünün eninde sonunda bir gün başına ne işler açabileceğini bilendir. Bilmiyorsa eğer erdemli bir kişilikten uzaktır. İnsanlara doğruları anlatabilmek için kahin olmaya gerek yoktur. Güç, çoğularına göre maddiyatla ölçülse bile gücün kaynağı maneviyattır. Manevi duygulardan yoksun kişi, merhametsiz olanlar sınıfında olup, iyilik yönünden uzaklaşanlardır. Bu gibi kişiler bir nevi sadece kendi menfaatlerinin esiridirler. Çevremize baktığımız zaman bu tiplerin, ender de olsa varlıklarına rastlamak mümkündür. Değerlendirme ise kişilerin kendi kanaatlerindeki varsayımdır, sonuçtur. Ülkemizde Kıbrıs meselesinin çözümündeki şimdiye kadarki müzakere masasındaki formüller miyadını doldurmuştur. Miyadını dolduran her şeyde olduğu gibi demek ki yeni bir geleceğe kapı açmak adına imhası gerekendir. Kıbrıs meselesi kilerde muhafaza edilen lahana turuşusu gibi değildir. Meselenin sofradaki boş turuşu tabağının masadan kaldırılması vakti gelmiştir. Akdeniz’in stratejik konumunun ehemmiyetindeki kararlar önemlidir. Nisan ayında “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “ Cumhurbaşkanını seçeceğiz. Müzakereci seçilecek gibi algı yöntemleri ile veya toplum lideri seçeceğiz diye seçmeni yanıltacağını düşünenlerin zamanı çoktan geçmiştir. Seçilecek Cumhurbaşkanın eğer müzakereler devam edecekse masaya KKTC Cumhurbaşkanı sıfatı ile oturmalıdır. GKRY ‘nin bu makama hitabı bu yönde olmalıdır. Cumhurbaşkanı makamı ülkemizdeki en yüksek ve sorumluluk gerektiren, halkının her sevincinde, her üzüntüsünde her zaman yanında olabilme insaniyetini taşıyan, insan sevgisini ve önce insan diyebilenin, bu duyguları taşıyan kişinin seçilebileceği bir yerdir. Zaman geriye doğru sayıma geçmiştir. 18 Ocak 2020 tarihinde UBP Genel Başkanını ve Başbakan Ersin Tatarı Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklamıştır. Sayın Tatar yeni bir vizyon, yeni bir gelecek ve yeni bir anlayış için yola çıktıklarına vurgu yapmıştır. Çok adaylı bir seçim propaganda dönemi yaşayacağız. Bilindiği üzere “KKTC’de Seçme ve Halkoylamasına katılma 18 yaşını bitirmiş olan her yurttaşın hakkı ve ödevidir; Seçilme yaşı Milletvekilliği ve Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimlerinde 25, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde ise 35 yaş olduğu yasa ile belirlenmiştir. KKTC’de Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine katılan bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir. Seçime katılan adayların hiçbiri salt çoğunluğu sağlayamazsa seçim; 7 gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yenilenir ve en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.” Vereceğiniz karar geleceğinizin aydınlığıdır. Farkı yaratmak yüreğinizdeki güçtür, oy pusulasına vuracağınız mühür, geleceğinizin teminatı olacaktır. Seçim, ülkemize hayırlı olsun. #StarKıbrıs gazetesindeki bu günkü köşe yazım

Liderlik insanlarla birlikte yürümektir

Liderlik insanlarla birlikte yürümektir

Geldi, gelecek, gitti gidecek heyecanı sürerken 2019 Aralık Ayında bilhassa 13. Maaşların ödenmesine müteakip çarşının hareketliliği az da olsa memleketimizde görüldü. Özellikle yiyecek alışverişlerinin yapıldığı marketlerde kalabalık vardı. Sanırım ülkemizdeki büyük bir çoğunluk yeni yılı evlerinde karşıladılar. Geçmişimizden bu güne baktığımız zaman çoğunluğun Aralık ayının son akşamında her ailenin kendi bütçesi çerçevesinde hazırladığı yılbaşı sofrasının başlıca yemeği fırında hindi veya benzer tat tavuklu patates kebabı olmuştur. Bizim çocukluğumuzda yeni yıl için Alina, yani hindi,evlerin bahçesindeki kümeste yetiştirilir ve o geceye mahsus iç pilav ile fırına verilirdi. Şimdilerde şehirde kümesi olan ev, nadir görülmektedir. Çünkü tavuk yetiştirme çiftliklerimiz tüketicinin ihtiyacını karşılayacak düzeyde modern ve hijenik tesislerdir. 2020 yılını karşılamasına karşıladık ama zamları da avucumuzun içinde bulduk. Hayat Pahalılığı maaşlara yansıyacak, asgari ücretin yeniden tesbit edilmesi bekleniyor olsada halen halkımızın cüzdanı boş, cüzdan sahipleri hiddetli ve kızgındır. Araç seyrüsefer ruhsatlarına zam geldi. Ödedim biliyorum. Yol yoksa, seyrüsefer de yok deniyor ama gününde ödenmeyen ruhsatlar için yasal mevzuattaki ceza,hükmünü sürdürüyor. Geçmiş yıllarda bütün seyrüsefer ruhsatlar 31/12 de çıkarılıyordu şimdilerde arabaların alınış tarihi esas oldu. Bu uygulama da bu günlerde abesle iştigal çünkü çoğu kez ay geçiyor ve araç sahipleri cezaya giriyor. Uygulamanın başlangış sebebi ise aşırı kalabalığın, yani gişe önlerindeki izdihamın önlenmesidir, deniliyordu. Şimdi yeni uygulama ile internet üzerinden bu ödemelerin yapılması olanağı doğmuştur o halde bu tarih de yıl sonuna yeniden alınabilir kanaatindeyim. Bütün bu olumsuzluklar devam ederken ülkemizdeki yatsınamaz gerçek önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimleridir. seçime dört aydan az bir süre kalmıştır. Cumhurbaşkanlığı makamı için aday olmak isteyenler arenada belli oluyor ve ilk olarak CTP Genel Başkanını, Sayın Tufan Erhürman aday olduğunu açıkladı.Bilindiği üzere Erhürman iyi bir akademisyen ancak Erhürman’ı Başbakanlık ve 4’lü hükümet döneminde projeldirdiği konu başlıklarının uygulamasını belki de koalisyon nedeni ile icraata koyamadığını görenleriz. Erhürman’ın adaylığının açıklama seramonisinde eski kök CTP’li isimler ona övgüler yağdırsalar dahi sahada olup olmayacakları meçhul, kaldı ki CTP’nin Meclis Başkanı Sayın Sibel Siber’in adaylığı mevzu bahis olursa alınacak olan oylardaki düşüş yine CTP seçmeninin oyları nedeniyle olacaktır. HP Genel Başkanlığından adaylığını açıkladıktan sonra istifa eden ve bağımsız aday olduğunu ilan eden Sayın Kudret Özersay için seçmen bir yana kendi partisi içinden hoştnutsuzluk gizli kapılar arkasında olduğu kadar sosyal medya hesaplarında ifade edilendir. Henüz 4 yıllık bir siyasi partinin Genel Başkanının,geçerliliği münazaralı gerekçeler ile bağımsız aday oldum demesi, kararsızların oylarını alırımdan ziyade, diğer siyasi partilerin üyelerinin oylarına el uzatmaktır ve hakikaten böylesine istek, hoş olmayan bir teşebbüstür. Oy uğruna, başka siyasi parti üyelerinin kendisine oy verebileceğine olan inanışı veya düşüncesi bile Özersay’ın yanlış kararının başlangıcıdır. UBP ‘nin Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar’ın adaylığının 18 Ocak 2020 de açıklanacağına ilişkin bildirmler, sosyal medya hesaplarının sahiplerinin taglarında görülmektedir. UBP’nin Genel Başkanı sorumluluğunun bilincinde olan bir liderdir. Sayın Tatar’ın bu seçimlerdeki şansı, donanımlı bir kişi olması yanında her zaman,her yerde, yarım adamızın, hemen hemen tüm yerleşim birimlerinde yıllarca evvel başlattığı “ev ve ev “ seçmen ile yüz yüze yaptığı görüşmelerdir, kurduğu iletişimdir. ”İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız, onlarla birlikte yürüyün.” sözü ise bütün siyasilere ışık olmalıdır. Nisan ayı için geriye sayım başlamıştır. Seçmen kararını vermiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine sadık ve sadakati olan KKTC’nin Cumhurbaşkanını seçecektir.