Tag: SÜTEK

Odak noktalara atama

Odak noktalara atama

Ülkemizde 2018 erken genel seçimleri sonrası 4’lü koalisyon ve kurulan hükümetin her yöndeki ve konudaki istikrarsız duruşu ve sonucunda yıkılışını gördük. 460 gün içerisinde sadece atamalar, yönetim kurullarının oluşturulması hükümet protokolüne göre kurum kuruluş ve dairelerin bakanlıklara dağılımı derken, akıp giden zamanda kayda değer ve toplum faydasına hiç bir işin layıkıyla yapıldığını maalesef göremedik. Hükümet düştü, yenisi kuruldu, hala daha 4 başlı hükümetteki siyasi parti lideri bahanelerine mazaret üretip maharetsizliklerini sergilemeye devam ediyorlar. Neyse ki HP bu hükümetten atlayıp kurtulmuştur. UBP ile hükümet kurmanın avantajını mı? yoksa dezavantajlı bir durumunu mu yaşadığı henüz belli değildir, siyasi yaşamlarını halk nezdinde kurtarıp kurtarmayacaklarını yaşayıp göreceğiz. Sayın Özersay için kendi partisi,eski hükümet ortakları dahil karşıtları azımsanmayacak kadar çoktur. Sayın Özersay belki UBP-HP koalisyonu ile üç bakanlığın ayni şekilde muhafazası ile müdür, müsteşar atama konusunda oldukça rahat ama yönetim kurulu üyeliklerinde sıkıntılı günlerini yaşıyor gibidir. Ancak kendi partisine mensup bireylerin de istifa ve oldukça yoğun eleştirilerine maruz kalmaktadır. UBP’si Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersin Tatar kabinede yer alan bakanları bir şekilde milletvekilleri arasından seçmiştir. UBP ait 7 Bakanlığın, müsteşar, müdür derken yönetim kurulu üyeliği isteyenleri nasıl bir tercihle belirleyeceği ise merak konusu olurken bazı atamaların yapıldığı da görülmektedir. UBP’sinin diğer önemli bir iç meselesi yeni ”Genel Sekreter” kim olacak konusudur. Gerçi, Genel Sekreter Sayın Hasan Taçoy henüz görevinin başındadır.Genel Sekreterliği bırakır mı? Ayrılır mı? net değil ama her halükarda parti gündeminde bu konunun yer aldığı bilinmektedir. Ülke halkı müreffeh bir geleceğe hasrettir. Toprak Ürünleri Kurumunun Web sitesine bakarsanız sattığı ürünlerin Arpa,Buğday,Patates, Ekmeklik un, Baklavalık un, tohumluk (patates,buğday arpa) ve Tritikal olduğunu görmüş olursunuz. Ülkemizdeki diğer önemli bir kurum ise Süt Endüstrisi Kurumu olup ülke genelindeki çiğ sütün üreticiden toplanmasına ve imalatçıya dağıtmasından sorumludur. Bu iki önemli kurumdaki pazarlanacak ürünlere gelecek fiyat artışının son derece dikkatli yapılması, maliyetlerin taraflarca ortak akıl çerçevesinde hesaplanması gerekir. Bu maliyet hesaplamalarında İmalatçıların yanında tüketicilerin gereksinimleri ve artışlardan nasıl zincirleme ”zam” adı altında etkileneceğinin hesabı yapılmalıdır. Okuduğumuz açıklamalara göre çiğ süt fiyatları 16 Haziran’dan geçerli olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Diğer bir habere göre imalatçılar ise bu fiyat değişikliğinin ürün fiyatlarına okkalı bir şekilde yansıyacağını belirtmektedirler. Fiyat ayarlaması yapılırken kanaatimce tüketicinin alım gücü hiç kaale alınmamıştır. Üreticinin bu fiyatlardan memnun olup olmadığı ise bilinmemektedir. Süt fiyatlarının değişikliği başta çocukların içeçeği UHT süt olmak üzere hellim ve diğer süt ürünlerine de yansıyacaktır. Umarız bakanlar kurulu imalatçılar ile de yeni mamül fiyatlarını eş zamanlı konuşup prensipte çok eski yıllarda yapıldığı gibi satış fiyatlarında makul bir çerçevede anlaşmış olunsun. Yoksa üretici, tüketici,imalatçı üçgeninde dengelerin yerinden sarsılıp tsunami etkisinden kurtulmak mümkün olmayacaktır. Yeni hükümetin bu gibi fiyat artışlarını tek tek yapmak yerine ilgili birimlerin ve işinin uzmanı kişilerin denetiminde işin özünden uzaklaşmadan maliyet hesaplamalarını enine, boyuna yapması kaçınılmazdır. Demek ki sonuçta UBP-HP koalisyon hükümeti bir an önce ülkemizdeki insan kaynaklarından eski müşavirlerimizden donanımlı kişilerin gerekli odak noktalara popülizmden uzak atamalarını yapar ve hükümet normal seyrindeki icraatlarına , KKTC Meclisi de gereken yasaların çıkarılmasına önem verir, komiteler görevlerini yapar. Kıbrıs meselesinin en kritik dönemecinde kritik iç meselelerde hal yoluna gidilir. İlerisi için şart olan ve 2’li hükümetten beklenen budur.

Advertisements

Birkaç cümle de benden olsun..

20 yıldan fazla süre Süt Endüstrisi Kurumunda çalışan birisi olarak süt günü veya süt haftası etkinlikleri hakkında bir kaç cümle de benden olsun dedim. Ülkemizdeki süt üretimi üreticileri, süt nakliyecileri ve imalatçıları ile uzun yıllar meşakkatli ve zor günlerinde beraber olduk. Tüketicinin de zaman zaman dertlerini dinledik… Bu sorunlara hep beraber göğüs germesini, personelimizle, bağlı bulunduğumuz bakanlıkla bildik… O zamanın hükümetleri ile iyi ilişkiler içinde olduk… Nice 21 Mayıs’lar kutladık… Daha geçen gün Ercan Havaalanı’nda Alanya’dan gidişimde polisin göğsündeki ismi gördüğüm zaman niye kendimi merakta bırakayım dedim ve polise “siz Luricina’lımısınız?” diye sordum… Genç polis “yoksa sizde mi Akıncılar Köyündensiniz” diye karşı soru sordu? Hayır dedim, fakat sonuçta bir isim ve soyadı ile tam hedefi bulmuş oldum… Köy tahmini isabetli aile ise bildik çıktı… Bütün bu çağrışımlar SÜTEK, süt topladığımız köylerimiz, üretici isimleri ve hayvancılığın üzerimizdeki yadsınamaz etki ve sevgisi ile mümkün olandır… Dünya süt gününde sütün yaşamımızdaki yeri her yıl vurgulanıyor… Ama bu vurgular ne yazık ki kişi başına süt tüketiminin bir türlü istenilen düzeye çıkartamıyor. Bilhassa çocuklar belirli bir yaştan sonra kendilerine yararlı bir besin maddesi süt içme alışkanlığını bırakıp diğer içecekler için tercihlerini kullanıyorlar. Burada önemli görev ailelere düşüyor. Halbuki çocukların beyin ve kemik gelişimi için ve büyüme hormonlarına etkisiyle sütün vazgeçilmez bir içecek olarak sofrada olması gerekir. Hani şimdi duyar gibiyim süt pahalı diyenler var, ancak süt içmeye mazeret gösterenlerin sigara, alkol gibi zararlı maddeler de aynı tavır içine girmediklerini de görüyoruz, görmüyor değiliz. Yaşlılarda günlük beslenmede kalsiyum kaynağı olan sütün tüketilmesi gerekirken ne yazık ki süt içilmiyor… Nescafe veya çay içine konan iki parmak ölçüsündeki sütten fayda ummak da abesle iştigal olur diyenlerdenim… Doğal bir koruyucu olan süt, içerisindeki 40’dan fazla besin ögesi ile her mevsim içilmesi gereken bir içecektir… Ada TV Haber Bülteninde izledim… Akdoğan Dr. Fazıl Küçük İlkokulunda 21-27 Dünya Süt Haftası etkinliği çerçevesinde öğrenciler, öğretmenler, SÜTEK yetkilileri, Hayvan Yetiştirici ve Besleyicileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğluları ile İmalatçılar Birliği Başkanı Candan Avunduk ayrıca Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile Eğitim ve Kültür Bakanı Dr. Özdemir Berova’nın Süt ve Süt Mamülleri içeren bir sabah kahvaltısında beraberliklerini gördüm, konuşmalarındaki ders nitelikli bilgileri öğrencilere aktardıklarını dinledim. Etkinlik bana Saray otelde 21 Mayıs için yıllar önce basın mensuplarına yapılan sabah kahvaltısını anımsattı. Okulda yapılan bir etkinliğin daha etkili olduğu ve haber değerinin daha yüksek olduğu intibası bende hâsıl oldu… Yazılı ve görsel medyamız zaten her zaman sütle ilgili her sorunda var olandır diye düşündüm… Sonuçta sütün üretimi, sütün işlenmesi, sütün tüketiciye ulaştırılmasında emeği olan herkese teşekkür ayrı bir borç derken bizim çocukluğumuzda her gün Kooperatif Süt Fabrikasının süt dağıtımcıların, abonelerinin kaplarının önüne sabahın erken saatlerinde bıraktığı süt şişelerinin süt içme alışkanlığına büyük etkisi olan çiğ süt dağılımını özlediğimizi de belirtmek istiyorum. Nitekim Türkiye’de 27 Nisan 2017 tarihinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yayınlamış olduğu tebliğde yer alan kriterlere göre marketlerde çiğ süt satışı ambalajlı bir şekilde yapılabilir kararı üretilmiştir… Sayın Başbakan Hüseyin Özgürgün ile Maliye Bakanı Sayın Serdar Denktaş’ın bu konudaki tüketici piyasa araştırması için ilgili birimleri daha fazla süt tüketimi yaratacak servis ağı oluşturmaları konusunda görevlendirmesi istemlerimiz arasındadır… Her şey sağlık için… 

SÜTEK ‘de acil tedbirler alınmalı..

Yıllarca hizmet verdiğiniz çalıştığınız ekip ruhunu hissettiğiniz, ülkenizdeki belkide en zor işin hayvancılık ile iştigal eden kişilerin omuzunda olduğuna şahit olduğunuz, bu sektörde mevcut süt imalatcılarının, sütün üretildiği yerden işletmelere dağılımını bu sektörde hizmet verenlerin halen çektikleri problemlerin kendimce anlatımı bu gün #StarKıbrıs gazetesindeki yazım içeriğinde.. 

 

Bu günde süt için süt içirin..  diyerek sağlıklı günler dileğiyle hepinize #Günaydınım var.. 
http://www.starkibris.net/index.asp?haberID=245417

DİYANİSLİ ÇORBA.. 

​Almanya ‘dan abimle telefonda konuşuyoruz. Bana söyledikleri en az günde 3-4 türk hastam bana senin yazdığın anılarla birleştirilmiş yemek tarifi fotoğraflarını büyük beğeni ile okuduklarını söylüyorlar dedi. Bir anda sevinmedim dersem yalan olur. Hata geçenlerde burdan bir arkadaşım yanlarında benim de olduğumu unutmuşcasına yazdıklarımı diğer arkadaşa anlatıyordu. İşin önemli noktası yazım içindeki bir teferruattın  dahi eksiksiz ifadesi idi.. Demek ki sadece fotoğraflar değil yazılar da okunup beğeni veriliyor. 

Ben de her gönderilen paylaşımlara beğeni verirken yazı içeriğini de mutlaka okuyanlardanım..

Bütün bir yaz tatili geçti. 3 ay gibi bir zaman diliminde çocuklarımız evde kaldı. Bu gün haberleri dinlerken ne demiş bir sendikacı eğitim bakanı bayramda ailesi ile tatile çıktı sanki 3 günlük bir tatilin hor görülmesi hali ile..ki tatil her ailenin hakkı.. büyük bir çoğunluğun yaptığı gibi.. Bu neyi gösteriyor eleştirilerin artık esas üzerinden yapılmadığını..
 Bir bakıyorsunuz bir okuldan ekranda kırık bir bank okul bahçesinde.. Ben de sendikacılık yaptım Sayın Necati Taşkın ile..o yıllarda sendikalar bir başka idi.. İlk sendika üyeliğim ise Dev-İş idi..  yani bir okulun idaresi okulun bahçesindeki bir bankı yerinden kaldıramazmıydı mutlaka kaldırır idi:(( 

Biz müdür olduğumuz devrelerde o zamanki personel mutlaka hatırlıyordur, iş yerimize evimiz gibi sahip çıkıyor gerektiği hallerde elimize süpürgeyi de alıyorduk.Dahası Akdoğan Süt Fabrikasında çoğu kez hep beraber Lefkoşa’daki personel de birlikte giderek paketleme işlerine de yardımcı oluyorduk. Bizim çalışma anlayışımız bu idi, evlatlarımıza da bunu aşıladık.
Süt Kurumunda üretici süt ödeme bodroları zamanında hazırlansın diye çoğu kez gece muhasebe personeli ile ben müdür olmama rağmen beraber mesaide oldum.Bodro yazdım. Süt listesi toplamı da yaptım.
Ha bu işlerin sonunda bir çorba içmenin keyfi ise dünyalara bedel bir ikramiye gibi idi.. çorba deyince de mercimek çorbasının nefis kokusu ile zeytin ile Altınova köyünden Aydın hn getirdiği köy ekmeği ile taze noru da unutmadık.
Şimdi evde de çorba pişirirken bu anıları da içine karıştırıyorum.
Sarı mercimek içine bir kahve fincanı pirinç ile magi ve bir kahve fincanı limon suyu ile kaynatıp diğer tavada kare ekmeği kızartıp içine ince kıyılmış soğanı da pembeleştirdik mi en zevkli ana ulaşıyoruz demektir. Kaynar tenceredeki karışıma bunu döktük mü çıkan çasss sesi,koku ile bunun eskiden kalma adı çorba diyanis ettim oluyordu. Bazen değişik şekli ilede mercimek,pirinç,havuç rendesi bir patates ilavesi ile de yapılabilen bu çorbanın orijinal yapılışı ilk tarifimdir.
Hepinize sevgi ile bol çalışma azmi dileğiyle afiyetler olsun.💕💕

SÜTEK..

​2 Ağustos’un benim için önemi büyük; 1975-1979 yıllarında Hayvan Yetiştirici ve Besleyicileri Birliğinde süt üreticileri için verdiğimiz mücadele ile Kıbrıs Süt Endüstrisi Kurumunun  yasal olarak kurulmasında emeği geçen o günlerdeki yönetim kurulumuzu sevgi ve saygı ile anmak bu güne denk geldi.Bizler tüm köyler ile adeta bu yönde birlik ve beraberlik içinde olduk, daha sonra görevimi sürdürdüğüm SÜTEK de yıllar sonra idari görev ile de sektöre faydalı olmaya özen gösterdik. Kurum personeli olarak üretici,tüketici,imalatçı ve süt nakliyecilerimiz ile hep işbirliği içinde çalıştık. Görevden de alındık,çocuklarım tahsilde iken zor günler de yaşadık, yine ayni göreve de getirildik daha sonra yine görevden alınmanın ehemmiyetini de yaşadık, hayat ve siyasetin acımasız acılarını da yaşadık. Sonuçta her kademesinde görev yaptığım Süt kurumunda müdürlük görevine getiriliş günümün heyecanı ve sevinci hala daha bende saklı. Bu da bu güne ait anılarım arasında.💕💕 2 Ağustos