Tag: TŪRKİYE

Cadillac kuruluşu gölgeledi

1983 sonrası 36 yıl geçti insan yaşamında kocaman 36 sene dile kolay, ya evveli ve hayatın gerçeklerindeki Kıbrıs, Kuzey ve Güney her gün yeni bir söylem. Her beyanat bir uzatmaca ve bu uzatmalarda kağıdı olmayan sözler. Neyin ne zamana yerleştirileceği bilinmeyen bir alem. Adada GKRY yönetimi, diğer bir yandan Avrupa Birliği, yeşil hatlı sınırlar ve KKTC, Doğup büyüdüğümüz topraklar ve bu toprak İçin vatanı İçin şehit olan onca müteşekkir olduğumuz insan, kayıplarımız,aileler ve unutulması mümkün olmayan acılar. İyi ki Anavatan Türkiye sayesinde ve garantörlüğünde barış ülkemiz bütününde ve KKTC var olandır. Siz bakmayın bir kısım insanların inadına barış dediklerine inadına çözüm deseler ne olacak. Kilise, Rum yöneticilere hadi gidin çözüm yapın emri mi verecek. Kuzeyde bu beklentide olanlar varsa ki küçik bir azınlık var, Pazar ayinlerine katılıp Rum kardeşleri ile İncil okusunlar,dua etsinler. Kiliseden Başpapazdan asla gidin Türkler ile eşit şartlarda anlaşma yapın duasında bile buluşamazlar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ne kaldı. Eli kulağında, bir bakmışsınız ki oy pusulaları elinizde kendiniz de oy verme kabininde olacaksınız. Adaylar kim mi? Günü gelecek adayları seçim manifestoları ile dinleyeceğiz. Karar birliğine varılacak kesimlerde fanatikler evden eve koşacaklar. Kim mi kazanacak en çok halkı ile yüzleşen ve doğruda birleşen Kıbrıs konusunda net tavır koyan isim kazanır kanaatindeyim. Henüz adaylar belli olmadığı için isim veremiyorum ama görünen köy kılavuz istemez diyebilirim. KKTC’nin 36 yıl kutlamalarında solo uçak gösterisi olmadı, Solo Türk’ün resmî Twitter hesabından 13 Kasımda açıklama yapıldı “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluş Yıldönümü” etkinlikleri kapsamında 15 Kasım 2019 günü yapılması planlanan gösteri uçuşumuz iptal edilmiştir. Saygılarımızla….” dendi, bilgi verildi. Sayın Büyükelçi Ali Murat Başçeri nin Twitter hesabındaki “Türk Silahlı Kuvvetleri Mehteran Birliğinin 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı Geçit Törenindeki sürprizi..” paylaşımı oldukça ilgi gördü. Diğer yandan törene damgasını vuran trip beyaz üstü açık Cadillac ile Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı’nın “selam turu “oldu. Adeta törenin resmiyetinindeki rüküş bir kıyafetin podyumda defilesi gibi seyircisiz ve alkışı olmayan bir gösteri geçişi gibiydi. Bu gösteriyi sevenler olabilir ama ne verilmesi istenilen mesaj ne görselliğinde ne de günün maksatına uygun olmadığını söyleyebilirim. Sivilleşme ruh esintisi böyle olmamalıydı. Sayın Fuat Oktay Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yardımcısı ve Kıbrıs İşleri Kordinatörünün bu anlamlı günde aramızda oluşu ile adeta Kıbrıslı Türklere yeniden güven aşıladı. Sosyal medya hesabından KKTC Başbakanı Ersin Tatar ve diğer yetkilileri ziyaret ettiğini paylaşırken, “KKTC adada yüzyıllara dayanan Türk varlığının, Türk’ün istiklal aşkının ve sarsılmaz dirayetinin bir tezahürüdür.KKTC’nin kurulmasını ve bugünlere ulaşmasını canları pahasına sağlayan aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum.” diye yazdı. 15 Kasım’ı geride bıraktığımız bu günlerde yeniden rutin gündeme döndük. Bütçe görüşmeleri komite safhası sonrası Meclis Genel Kurulunda olacak. Ülkemiz 2020 Cumhurbaşkanlığı seçim arefesinde ve siyasi partiler faliyette, sonuç süpriz olurmu olur, unutmayın “Ne başarırsanız başarın, size yardım eden mutlaka vardır.”

Ata’nın izinde yolları aştılar

Ata’nın izinde yolları aştılar

81 ilimizi temsilen 81 bisikletli Ankara’da 10 Kasım günü buluşup Ulu Önder Atatürk’ü Anıt Kabirde ziyaret edip “Ata’mızın Yolundayız” diyerek saygı duruşunu gerçekleştirmiştir. KKTC bisikletçileri bu etkinliğe Türkiye Bisikletçiler Derneği Başkanı Sayın Murat Suyabatmaz tarafından gönderilen ve KKTC Bisiklet Sevenler Derneğine yapılan çok anlamlı bir davete evet diyerek icabet etmişlerdir. Davet özeti “Derneğimizin 2008 yılından bu yana ulusal çapta her yıl düzenlediği Geleneksel 10 Kasım etkinliğimiz “ ATA’MIZIN YOLUNDAYIZ “ idi … Ülkemizden gidenlere gelince; Türkiye Bisikletliler Derneğinin bu yıl 12.si düzenlenecek olan 7 Kasım /10 Kasım tarihlerinde İstanbul’ dan başlayan ve 10 Kasımda ANITKBİR ‘de son bulan “ATAM İZİNDEYİZ “ BİSİKLET SÜRÜŞÜ’ne “KKTC Bisiklet Severler Derneğinden Başkan Hüseyin Akcan , As Başkan Ecvet Orhon , Yönetim Kurulu Üyesi Eski As Başkan Necat Demirkent , Bisiklet Federasyonu As Başkanı Dr. Kandemir Berova , Dış İlişkiler ve BSD Woman Sorumlusu Şerife Akcan Katılmışlardır. Bisiklet Sevenler Derneğinin 2017 yılında Antalya ‘da yaptığı bisiklet sürüşü etkinliğine bende izleyici olarak bizzat katılmıştım. Star Kıbrıs Gazetesindeki köşemde konu ile ilgili birkaç yazı ile ülkemizin tanıtımında “bisiklet sporunun” yer alması hakkında BSD ve katılımcılardan bahsetmiştim. Hatta yazıma Kıbrıslı Türk olan lakin Türkiye’de yaşayan bisikletçimiz Salih Yalızat’ın o günkü paylaşımı ile giriş yapmıştım. “Acı çekiyorlardı ama keyifte alıyorlardı, yağmur altında, hedeflerine ulaşmak isterken, gök gürültüsü eşliğinde pedal çeviriyorlardı… Bir defa yola çıkmışlardı” Şimdi ise yukarıda belirttiğim bisikletçiler 10 Kasım için KKTC ‘ den Anadolu’ya Türkiye’mize yol bağladık diyorlar ve dediklerini de gerçekleştirdiler. KKTC Bisiklet Sevenler Derneği’nin paylaşımlarını ve beş kişinin sosyal medya hesaplarını takip ettik ilk gün yani 7 Kasım 2019 tarihinde “Türkiye Bisikletliler Derneği Başkanı Sayın Murat Suyabatmaz bizi kabul etti ve yarınki sürşle ilgili bilgiler verdi . Aslında böyle bir sürüş organize etme de gerçekten çok külfetli . Çok meşakatli bir iş .Onlar 2008 den beri yapılan bu organizasyonun bu yıl 12. sini yapmanın mutluluğunu biz ise katılmanın Onurunu yaşıyoruz” diye paylaşımda bulundular. Daha sonraki 4 etabı izledik ve ilk Sakarya sonra Bolu ve Ankara’ya 80 km kala Kızılcahaman da durak yaptıklarını programa uygun hareket ettikleri gördük.Ankara’ya girişlerini gördük. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri ve bilhassa “Türk çocuklarına sporun bugünkü tekniğini öğretmek ve bunlardan bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak koymak gerekir.” İfadeleri böylesi etkinliklerde gördüğümüz zaman son derece ehemmiyetli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. İşte Ankara’da Anıt Kabirde Atanın huzuruna gidiş kanaatimce bisiklet sporunun bu gibi törenlerin çoğunda ve milli bayram etkinliklerinde kullanılması gerektiğinin bir açılımıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden sivil bir toplum örgütü olan BSD organizasyonu bisiklet sporunun gelişmesinde yıllardır büyük bir gayret göstermektedir. 10 Kasım için pedal çeviren ve Türkiye’nin dört bir yanından bu sürüşe katılanlarla ”tek yürek” halinde biri kadın olmak üzere 4 kişi ülkemizi temsil etmişlerdir. Kendileri gurur duyuyoruz. Bu sürüş bir yarış niteliğinde değildi maksatları Atatürk önünde Ankara’da saygı duruşu yapmadan önce Ata’nın izinde olduklarını yine ve yeniden Anavatan topraklarında adım adım göstermekti. Ne mutlu onlara ki böyle bir etkinlikte yer aldılar ve başardılar.

Saygıda kusur

Saygıda kusur

Ülkeyi ulusun gücü kurtaracağını, mücadele yıllarını yaşamış,görmüş ve okumuş kişilerin bildiği gerçeğinden hareketle liderlerin önderliğinin gerekliliğini bilenleriz.Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur,söylemine aynen katılanlarız. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı her yerde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde de çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Büyük Önder Atatürk’ün Türkiye devletini kurarken yaptığı en önemli devrimlerden biridir ve Cumhuriyet rejiminin kurulmasıdır. “Kurtuluş savaşı döneminde Avrupa devletlerinin işgaline uğrayan Türkiye’nin, kurtuluşunu büyük önder şu sözlerle ifade edendir “Tek bir egemenlik var o da milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.” 29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti ilan etti ve 96. yılındayız, 29 Ekim Atatürk ile birlikte bu günlere ulaştı. Okundu, okutuldu. Her gencin zihninde yer eden oldu. Cumhuriyeti korumak, kollamak ve yaşatmak her yurttaşın görevidir. Ulu önder bu görevi yeni nesillere şu sözleriyle vermiştir. “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz, Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.” demiştir. Cumhuriyet yönetiminde halkı yöneten insanlar, seçimle iş başına gelirler. Halk, kendi tercihine göre seçimlerde oy hakkını kullanarak iradesini istediği ve seçtiği kişilere temsiliyetini devreder,seçer, seçilen kişiler halka karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bireyleri olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, şehitlerimize duyduğumuz minnet ve şükran duyguları ile kutluyoruruz,kutlayacağız. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin onuncu yılı kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmiştir. Atatürk’ün sözleri güncelliğini hiç bir zaman yitirmemiştir.Ulu Önder Atatürk’ün bu sözlerinin öneminde ve anlamındayız; “Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.” Anavatan Türkiye ve KKTC birlikte ve güçlü bir sesle “Bayramımız Kutlu Olsun” Ülkemizde yaklaşan ve 2020 Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik henüz hiç bir siyasi kurumun adayını resmen açıklamamış olması oldukça ilgi çeken bir gündem maddesidir. Bu arada mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ın gerek Barış Pınarı Harekatı gerekse sonrasında yaptığı ve susması gerekirken devamlı mahiyeti, neye hizmet edecek ve anlaşmazlığı olan açıklamaları, makamına uymayan, ima dolu göndermelerle cevap niteliğinde beyanat vermesi veya sözcüsüne yaptırması, gerginliğin artmasına vesile olmaktadır. Başbakan Ersin Tatar, Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay her ne kadar da hükümet olarak talihsiz diye nitelendirilen Sayın Akıncı’nın açıklamalarını cevaplamışsa ve bilhassa ülkenin 1.Siyasi partisi konumundaki UBP Parti Meclisinin oy birliği ile alınan karar ile görüşleri yazılı olarak beyan etmiş olmasına rağmen Cumhurbaşkanı ve çevresindekiler tarafından “sür git “ tekrarı hiç te hoş davranışlar değildir. Umudumuz bu gibi açıklamalar yapılırken sözün nerede duracağının bilinci ile hareket edilmesidir. Kıbrıs Türk Halkı her zaman ”Anavatanına “ karşı saygıda kusur etmemiştir. Etmeyecektir. Sayın Devlet Bahçeli’nin ifadelendirdiği sözleri vardır. Eğer Türkiye’nin bu kadar devlet büyüğü konuya müdahil olup KKTC Cumhurbaşkanı ‘ın açıklamalarına cevap verme gereği duymuşsa elbet bir sebebi ve gereği hasıl olmuştur.

Türkiye güçlüdür, boyun eğmez

Son deprem sonrası geçen her günde bilhassa İstanbul’da zamanı belli olmayan deprem olma ihtimalini “ ön söz “ gibi her programda bilimsel olarak açıklayan bilim adamlarını dinliyoruz. Geçmiş deprem ve can kayıplarının yüreğimizdeki buruk acısı ve korkusu üzerine kurulan senaryolar halkı bunaltmıştır. Kandilli Rasathanesi raporları ile devamlı twiter hesaplarından paylaşılan haberlere nerdeyse günde kaç kez bakma alışkanlığımız oluşmuştur. 4.7 şiddetindeki depremi İstanbul’da güvenlikli denilen bir sitede 6. Katta salonda istirahat ederken hissettik. Gürültü yoktu ancak sağa sola rüzgarın ağaç dallarındaki sallantılı halini yaşadık. Korktuk mu ? Korktuk. Sonrasında bütün televizyon kanalları haberi vermeye yorumlar ile halkı aydınlatmaya başladı. Deprem çantaları için çağrılar dikkat çekendi. Devam eden artçılar kâh hissedildi kâh sanki bir baş dönmesi oldu. Ancak ikinci defa 26 Eylül ‘de 5.8 şiddetindeki depremle hissettiklerimizi anlatmam mümkün değil, sanki bir hortum içerisinde uçuyoruz gibi bir halde yer altındaki gürültü ile ileri, geri sağ sol sallantıda hani derler ya ödümüz koptu, o halde olduk. Daha sonra bekledik ve bahçeye açık alana çıktık. Aklımızda ne eşya ne çanta ne de yanımıza başka bir şey almak gibi bir şey gelmedi. Asansörü kullandık, tehlikeli olduğunu biliyorduk. Ancak çalıştığı için hızına güvendik. Depremin olduğu saatte koridorlarda herhangi bir izdiham yoktu. Açık alanda yaklaşık 10 aile ve 20-25 kişi ile sohbet apartman bloklarının depreme dayanıklı olup olmadığı üzerine konuşmalar yapıldı. Bir kere o gibi hallerde ilaç sorununuz varsa ilaçların yanınızda olması gerekliliği ortaya çıktı. En önemlisi tuvalet sorunu ayrı ve acil bir ihtiyaçtı. Su gereksinim idi. Nitekim daha sonra eve çıktığımız zaman bütün televizyonlarda halka olası deprem hazırlığı için çağrılar başladı. Deprem çantasında bulunması gereken, piller, reçeteli ilaçlar, su ve yiyecekler yanında çadır,battaniye , giysi, konserve türü yiyecek,çakmak, düdük, gibi gereçlerin çantada olması gerektiği duyuruları yapıldı. O deprem anında kanaatim o ki bu çantayı düşünebilecek çok az kişinin olabileceğidir. Öncelikli olarak ev içerisinde kendinizi sağlam bir yerde korumanız olsa bile her şey o kadar ani oluyor ki o anlarda insan hiç bir şey düşünemiyor. Kaldı ki bizler Kıbrısta büyük mücadele yıllarında o gibi ihtiyaç malzemelerini içinde belki çadır yoktu ama devamlı yanımızda taşıdık, bomba sesleri ve silahlı çatışmalarda savunmalı bölgelere ve bodrum katlarına taşıyanlar olduk. Üç haftalık bir süreçte ayrılığı, hasreti, gezmeyi, depremi korkuyu hepsini yaşamak varmış yaşadık şimdilerde yine depremle ilgili haberler yapılmakta korkumuz belirsizlikler içerisinde devam etmektedir. 5.8 lik depremde telefonda iletişimdeki zorlukları da gördük , whatsap aracılığı ile konuştuk. KKTCELL kullananlara iletişimde kolaylık telefon numarası mesajları geldi gelmesine ama yurt dışındaki aramalar faturalara yansırken tutarın yüksekliği belirgindi. Bilindiği üzere Kıbrıs Adası bütünü ile deprem kuşağı üzerinde olduğu ifade edilen bir konumdadır. Ve geçenlerde depremle 3,3 şiddetinde sallanan olmuştur. Ülkemizde olası bir deprem ihtimaline karşı ne gibi önlemler alınacak merağı halkımızda başlamıştır. Örneğin geçmiş günlerde İstanbul’da on kadar okul yine denetime alındı ya! KKTC ‘de okullar depreme dayanıklımı ? diye de sormak gereği hasıl olmuştur. Deprem konusu gündemdeyken daha önemli bir haber güncelliğini Türkiye’de sürdürmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsi twetter hesabından ”Türk Silahlı Kuvvetleri’miz Suriye Milli Ordusu’yla birlikte Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG ve Deaş terör örgütlerine karşı #BarışPınarıHarekatı’nı başlatmıştır. Amacımız güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek ve bölgeye barış ve huzuru getirmektir “ açıklaması vardır, Barış Pınar’ı harekatı hali halen devam etmektedir. Gelişmeleri, açıklamaları medyadan takipteyiz ve harekatı, destekliyoruz. KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Türkiye’nin başlattığı harekat için dün yaptığ talihsiz açıklamasını ise asla tasvip etmeyenlerdeniz…

Çözüm hukukta gizlidir

Kıbrıs’ta yarım asrı geçen süreçte yatıp kalkıp işittiğimiz dış politikaya ilişkin tek bir kelimenin adı “çözüm”dü, çocukluk çağımız böyle geçti,şimdi bizim çocuklarımızın çocukları, yine ezber kelime çözüm ninnisi ile uyudu ve avutuldu, Geçen yıllarda,Facebook anılarında oğlum Dr. Kandemir Berova’nın çözümle ilgili ama Kıbrıs meselesindeki çözümü kastetmediği proplemle ilgili sosyal medya paylaşımını görünce güzelmiş dedim ve köşe yazıma aktarmak istedim. Nasıl örneklemiş ”çözümü” okuyalım; “Çözüm bu kelime bana okul yıllarında karşılaştığım matematik problemlerini hatırlatıyor. Bir matematik sorusunun çözümü sayılarla dans etmekti adeta bizler için. Ayrı bir haz ve keyif. Yıllar içerisinde büyüdüğümüz, eğitim aldığımız topluma bakıyorum. Sorunlarla boğuşan, çıkış yolu bulamayan bir yapısı var. Hüzünlü bir durum. Ama üzülmek de istemiyorum her nedense. Anahtar kelimeyi buldum: Çözüm. Ancak bu satırları okuma zahmetinde bulunanların çoğunun sandığı gibi Kıbrıs meselesinin çözümü değil anlatmaya çalıştığım. Kıbrıs’ın kuzeyinde içine düştüğümüz sosyal, siyasi ve ekonomik sarmalın oluşturduğu bol eklemli bir problemden bahsediyorum. Bu problem zor bir matematik sorusuna benziyor. Var mı bir formül ? Kritik soru bu ! Hemen İngiliz kimya öğretmenimin bir öğüdü aklıma geliyor: Kolay düşün ! ( Think easy ! ) . Bu sözün değerini sonraki yıllarda çok hissettim. Zor aslında bir algı meselesi. Algıyı da değiştirmek elimizde. Her zor problemin de bir çözümü var. Düşünün ki bir masa etrafında bir konu üzerinde tartışan 10 kişi var. Biri hariç diğer dokuzu farklı bir şeyi savunuyor. O tek kişinin savunduğu şeyi diğer dokuz kişiye kabul ettirebilmesinin tek yolu var. O da hukuken haklı olmasıdır. Çözüm hukukta gizlidir. Kuzey Kıbrıs topyekün hukuk çizgisine gelmelidir. Bunun dişındaki her çözüm yeni bir sorunun probleme eklenmesi demektir. Hukuki zemin insanların hayatını kolaylaştıracak şekilde hızla reforme edilmelidir. Sorunlar bu şekilde çözüldüğü vakit toplum kendi iradesinin gerçek anlamda farkına varacaktır. Unutmayın ki kendi hukuğuna sahip çıkamayanlar sonunda başkalarının hukuğu altında ezilmeye mahkum olurlar.” Evet oğlum Dr. Kandemir Berova beş yıl önce bu paylaşımı yaparken kanaatimce geçen zamanda araya yıllar girmiş ve yıllar geçmiş olmasına rağmen iç meselelerimizde değişen köklü bir değişikliğin halen sağlanamamış olduğu görülmektedir. Dış meselemiz “Kıbrıs Konusu “ ise tam bir kördüğüm olmuştur. Basın toplantısında Adli Yılın açılışında yüksek mahkeme başkanı Sayın Narin Şefik yaptığı açıklamada, ülkede var olan sorunların yanısıra yargıda da binalar, personel , yasa ve tüzüklerin hazırlanmasındaki eksiklikler gibi birçok sorun bulunduğunu aktarırken sorunlar yumağı ile yeni bir Adli Yıla başlayacaklarını belirtmiştir. Sayın Narin Şefik bilindiği üzere sorunlara çözüm bulma yönündeki yetisini geçmiş 2018 Genel Seçimlerde değişen yeni Seçim ve Halk oylaması yasası çerçevesine, anında çözüm üretmiş ve genel seçimlerde öncelikli tedbirleri alarak, karmaşa olmadan seçim neticelerini kamu oyuna duyurmuştu. 2019 yılının sonuna doğru hızla yaklaşıyoruz. Önümüzde Nisan 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardır. Cumhurbaşkanı seçimlerinde adayların kimliği son derece önemli olup kurumsallaşmış siyasi yapıda, beklenilen, siyasi parti genel başkanlarının aday olmasıdır.Halen kendilerince ifadelendirilen birden çok milletvekili aday ismi vardır. Milletvekilleri dışında iş çevresinden olsun eskiye dayalı siyasi kimliği olan adayların da isimleri kamu oyunda zikredilirken KKTC’nin Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın adaylığı da mevzu bahistir. Önümüzde bol adaylı bir seçim süreci vardır. Bu süreçte çözüm, aday kimlik kararının verilmesi ile Cumhurbaşkanı sandıktan çıkacaktır. Seçimin iki turlu olacağına kesin gözüyle bakılsa bile inşallah zamandan tasarruf ,maliyetten tasarruf deyip ilk turda KKTC Cumhurbaşkanı seçilir. Ne diyebiliriz süreçte “muamma her zaman düşündürücü bir mevhumdur “ Bekleyip göreceğiz…

İmza hükümdür

İmza hükümdür

Bir ay yazılarıma ara verip kendimce tatil yapmak iyi geldi. Geçmiş yıllarda yazdığım yazılarımı okuma fırsatım oldu ve link atmadan sosyal medya hesabımdan yeniden paylaştım. Çok olumlu yorumları yeniden aldım. Eylül ayı bana hüznü çağrıştıran bir ay. Çünkü bu ay içerisinde eşim Özel Berova’nın vefat günü vardır. Ağustos ayı ilk günü ile son gününe kadar dolu dolu yaşandı içinde önemli günleri barındırdı. Önemli ve unutulmaz günler anıldı,gereken değerler verildi. Siyasi,ekonomik ve sosyal olayların sanki en fazla reyting yaptığı ay Ağustos ayı oldu. Temmuz ayından aktarılan bakiye haberler ve sonuçları halen gündemdeki yerini koruyor. Polisiye olayların arttığı ve yargıda olan bir çok hadisenin yankıları devam ediyor. Nedenlerin başını ise denetimsizlik çekiyor. Bir çok kurum ve kuruluşta neler oluyorsa sanki Ağustos ayının sıcağına düşmüş gibi kazanda kaynıyor. Yasama tatilde KKTC meclisinde sadece komiteler Meclis gündemine taşıyacakları yasa tasarılarını görüşüyorlar. Kıbrıs meselesi Akdeniz’de hüküm süren hidrokarbon araştırmaları sayesinde oldukça gergin bir durum arzediyor. Ülkemizde ki barışı tehdit niteliğinde konuşmalar yapılıyor. Kimin ne dediğinin önemin analizi, Kıbrıs konusunda uzman olan kişilerin yorumlarında yerini buluyor. 2’li hükümet döneminde Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay’ın açıklamalarında hükümet protokolü engeli olmadığı kesin. Verilen mesajlar yerinde ve isabetli. Başbakan Sayın Ersin Tatar’ın ve Başbakan Yardımcısının Türkiye ziyareti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan görüşmesi resmiyetinde oldukça güven verici. Siyaset bir şekilde muhalefeti ile iktidarı ile açıklamalar ve eleştiriler ile her günde değişmez konu başlıklarında devam ediyor. Gündemin zirvesinde olan yine ”Mali Protokol ” ve para akışının seyri. Nasılı, nedeni ve niçini, sorgulamada. Sonuç ortada. Diğer yandan çarşıda , pahalılık devam ediyor. Geçen 4’lü koalisyonun ALO 171 tüketici hattı güncel mi denemedim bilmiyorum. Elektrik faturaları ise can yakmaya devam ediyor. Kullanıyoruz ödemek durumundayız. Tasarruf şart diyoruz. Yeni elektrik santralleri için ihale konuları varsada daha ekonomik çözüm nasıl sağlanır teknik heyetlerin sorunu diyoruz. Bütün bu konular Ağustos ayının günlerinde haberlerinde işitiklerimiz. Bu arada bizlere güç veren Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın ve kuvvet komutanlarının KKTC gelişleri oldu. Onlara Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçilmez açıklamalarını duymanın güvencesini yeniden verdikleri için müteşekkiriz . Eylül,Ekim, Kasım sonbahar mevsimi olsa dahi bizde iklim bir hoş. Sonbahar ayları yazdan kopmak bilmiyor. Sıcaklar insanımızı bunaltıyor. Turizm mevsimi de sanki hazan mevsimi gibi, adaya girişlerin sayısı ile ölçülüyor. Oteller sadece bayramlarda iş yapıyor, uçuşlardaki bilet pahalılığından herkes şikayetçi çözümü bir türlü olmuyor. Bilet fiyatlarında düşüş olacağı sadece düşücede ve söylemde kalıyor. Eylül ayı eğitimde okulların açıldığı bir ay. Öğrenciler heyecanlı öğretmenler zorluklarının bilincinde öğrenci kayıtları yapılmakta. Temennimiz iyi,sorunsuz bir eğitim yılı olması. Türkiye Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk tweeter hesabından “Öğretmen, her “günaydın çocuklar” dediğinde öğrenciler “günaydın öğretmenim”diye cevap verir.Bu çocuğun otoriteye değil; tanınmış ve sayılmış olmaya cevabıdır. Öğretmen olmamıza gerek yok. Lütfen çocuklara selam verin, “günaydın” deyin.Cevap bir dağın yankısı gibi gelir.#günaydın” diye paylaşım yapmıştır bu çok anlamlı tweete tweeter hesabımdan yazdım. Ve dedim ki ”Bizler hep o günaydın’nın gücü ile bugünlere geldik .KKTC ’de öğrencinin kalbinin attığı noktaya değindiniz. Teşekkürler! Ülkemizde yapılan ve toplum faydasına olacak her icraata ayrıca teşekkürümüz olacaktır. Sözün, olduğu yerde kağıdın hükmü imzadır. Haftaya Pazartesi günü buluşmak üzeriz!

Yararlı olmanın yolu

Yararlı olmanın yolu

Kıbrıs Düşünce Platformu Kıbrıs İlim Üniversitesi (KİÜ) bünyesinde ve üniversitenin onursal Başkanı ve ayni zamanda İAÜ Mütevelli Başkanı Sayın Mustafa Aydın’nın teşvik ve katkıları ile kurulmuştur. Platformun hiç bir siyasi yönü, amacı ve beklentisi olmayan ancak siyasi,sosyal ve ekonomik konularda platform üyelerince yapılan toplantılarda gündeme getirilerek masaya konan meselelerde düşünce üretmek ve fikir birliğine varılan hususların KKTC ve Türkiye olmak üzere faydalı olmak adına insanlığın hizmetine sunulması amaçlanmaktadır. Bir bakıma hedef ”insani değerlerde” toplumsal fayda sağlamaktır. Bilindiği üzere böyle bir platformun oluşması nedenleri arasında Kıbrıs adasının stratejik konumu, tarihsel kronolojik gelişmeler ve coğrafik yapı içerisinde tüm ulusların Kıbrıs ilgi odağı olmuş Akdeniz’in üçüncü büyük adasıdır.Günümüzde stratejik konumuna eklenen yeraltı zenginlikleri ile gündemdeki yeri gün geçtikçe artmaktadır. Kıbrıs Düşünce Platformunun Sekreteryası Yönetim Merkezi Kıbrıs İlim üniversitesi olup toplantılarımız Oscar Oteli ve ev sahipliğinde yapılmaktadır. Kurucu üyeleri alanlarında kendilerini kanıtlamış kişilerdir. Kıbrıs Düşünce Platformunun faliyette başlaması ile ilk konuşmacısı geçmiş dönemin hükümetinde ve şimdiki hükümette yine Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Kudret Özersay olmuştur. Sayın Kudret Özersay gerçekleştirdiğimiz Birinci toplantıda Kıbrıs konusunu, müzakere sürecini ve ileriye dönük ihtimaller üzerinde bilgi vermiş, bilahare üyelerin sorularını yanıtlamıştır. 
Daha sonraki toplantıda Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Sayın Turgay Deniz konuşmacı olarak davete icabet etmiş ve Ticaret odasının kapsamlı faaliyetlerini detaylı bir şekilde toplantıda üyelere aktarmıştır. Her toplantıda görüşülen konular hakkında bilahare kapsamlı rapor hazırlanmakta sonuçta hazırlanan rapor ilgili birimlere gönderilmektedir. Temmuz ayı konuğumuz KKTC Başbakanı Sayın Ersin Tatar olmuştur . Toplantının açış konuşmasını her zamanki toplantılarımızda olduğu gibi Sayın Şükrü Çankaya yapmıştır. Başbakan Ersin Tatar başta Kıbrıs dış politikası olmak üzere “Maraş Bölgesi” hakkında bilgi paylaşımını toplantıda hazır bulunan üyelere aktarmış , ülke ekonomisi, sosyal yaşantı ve siyasi konularda teferruatlı bilgi paylaşımında bulunmuştur. Eğitim adası olan Kıbrıs’ta üniversite alanında ve turizm sektörü için hükümet nezdindeki çalışmaları ve özellikle Türkiye’den gelen ve asrın projesi başka bir deyimle ”Anadolu Suyunun“ her evin musluğundan aktığının bilinmesi gerektiğini ve kendisin insani değerlere çok önem verdiğini toplantıda ifadelendirmiştir. Üyelerce sorulan bir çok soruya ise tek tek cevap vermiştir. Toplantıda son konuşmayı Onursal başkanımız yapmış ve hitabî içerisinde KKTC varlığına inanmak gerektiğini, vatanı sevmenin öncelikli duygulara verilen ve aidiyet sahibi olmanın yaşanılan toprak için önemini ve başarıda insan sevgini vurgulayan Sayın Mustafa Aydın konuşması hitamında Başbakan Ersin Tatar’a yönetim kurulu adına bir plaket takdim etmiştir. Düşünce platformunun kurucu üyesi olarak çalışmalarımız hakkında okuyucularıma özet bilgi vermek köşe yazarı kimliğimle de gerekiyordu fikrinden hareketle Kıbrıs Düşünce Platformuna katkı koyacak ve toplumsal fayda olarak ülkemize yansıyacak her şeyde tüm üyelerimizle birlikte var olduğumuzu ifade ederken, Eylül ayında yine ayni köşemizde buluşmak üzere yazımı anlamlı bir sözle noktalıyorum “Her yerde yararlı olmanın yolunu arayın, hiçbir yerde yabancı olmazsınız.”

Tek ses, tek vücut, tek yürek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramının 45. Yılında Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay ülkemize geldi. Lefkoşa’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek “Kalpleri her daim Kıbrıs Türkleriyle birlikte atan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türk milletinin sevgi ve selamlarını” bizlere iletti. Kıbrıs Barış Harekatı’nın Kıbrıs Türkü’nü hedef alan baskı, terör ve insanlık dışı sindirme çabalarına son verdiğini belirten Sayın Oktay şöyle devam etti; Kıbrıs Türk halkının barış ve güvenlik ideali doğrultusunda hak ve hukukunun eşit statü ile korunması yönündeki kararlılığımızın, bunu unutmak isteyenlere ısrarla hatırlatılması için 20 Temmuz’un bir vesile olduğunu söyledi. Türkiye, o gün dünyaya, Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve yalnız bırakılmayacağını net şekilde göstermiştir diyerek bu kararlılığın bu günde ayni şekilde devam ettiğini hassasiyetle vurguladı. Ve “Bilinmelidir ki; Türkiye, bu konuda tek vücut, tek ses, tek yürektir” diyerek Bütün Türkiye’nin kalbi duygularını ifadelendirdi. “Kıbrıs Türkü’nün vatanı koruma ve barış içinde refaha ulaşma iradesi, kendi cevherindeki erdem ve değerlere dayanmaktadır“ sözleri ile ülkemiz halkını onurlandırdı. Liderlerimiz Merhum Dr. Fazıl Küçük ve Merhum Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı şükranla yad ediyorum” diyerek isimlerini zikrettiği konuşmasında Kıbrıs meselesi ile ilgili tavizi olmayan tavırları için ise Bilinmelidir ki; Türkiye, bu konuda tek vücut, tek ses, tek yürektir. TBMM’de grubu bulunan dört siyasi parti, 18 Temmuz’da yayımladıkları ortak bildiriyle Doğu Akdeniz bölgesinde milletimizin hak ve menfaatlerini korumayı hedefleyen her politik girişimin, aldığı her tedbirin, attığı her adımın sonuna kadar desteklendiğini tüm dünyaya ilan etmişlerdir. Yüce Meclisimizin bu güçlü desteği, DoğuAkdeniz’deki faaliyetlerimize dair kararlılığımızı daha da perçinlemiştir. “ diyerek KKTC’de ikamet eden bizlere sonsuz güven duygusunu yeniden aşılamıştır. Konuşmasında gençlerimize de seslenen Sayın Oktay “Kıbrıs Türkü, yaşanan her musibetten güçlenerek çıkmış, dimdik ayakta kalmıştır. Kıbrıs Türkü’nün bu topraklarda gelecorkusuz bir şekilde bakarak, barış ve huzur içinde yaşaması bizim için ayrı bir önem arz etmektedir. Bölgesinde güvenlik, barış ve istikrarın teminatı olan Türkiye, kardeşlik bağlarımız ve garantör statüsünün getirdiği yükümlülükler doğrultusunda, Kıbrıs Türk halkına milli, ahdi ve tarihi bağlarla gönülden bağlıdır ve bu bağlar ilelebet canlılığını koruyacaktır. Bu bağları gelecek nesillere aktarmak için Türkiye ile KKTC arasında gençlerimize yönelik kültürel hareketlilik programlarına da önem veriyoruz. Bu kapsamda gençlerimize müjdelemek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığımızın gençlik kampları programında Türkiye’deki gençlerimize sağlanan tüm imkanları bundan böyle KKTC’li gençlerimize de sunacağız. Buradan tüm Kuzey Kıbrıslı gençlerimizi gençlik kampları programına başvurmaya ve Türkiye’de spor, sanat ve kültürel etkinliklere katılmaya davet ediyorum.” gençlerimize bu hususta imkanlar tanınacağının garantisini vermiştir. Sayın Fuat Oktay ile KKTC Başbakanı Sayın Ersin Tatar 4’lü koalisyon hükümeti süresince hazırlanıp imza aşamasına getirilemeyen “Ekonomik Protokol” e UBP-HP ikili koalisyon döneminde ve böylesine önemli bir günde imza koyarak Türkiye’den para akışının sağlanması ve 750 Milyon TL tutarındaki meblağın ülkemize gelişi zemini yaratılmıştır. Umudumuz ve ümidimiz halkın refahı için yatırımların yapılacağı çiftçinin , hayvancıların, esnafın, turizm sektörünün, Eğitim alanların ve genelde Kıbrıs Türk halkının müreffeh bir hayatı için gayret gösterilmesi ve çalışılmasıdır. Sonuçta “ İyi düşünmek iyidir; iyi hareket etmek çok daha iyidir”

Platformdan platforma el sallamak

Platformdan platforma el sallamak

20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekatı Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirildi. Sebebi ise 15 Temmuz tarihinde Makarios’a Yunanistan destekli darbe oldu. Darbenin yapıldığı 15 Temmuz ‘da Rumların olduğu gibi Türklerin ve adadaki diğer nüfusun can güvenliğide büyük tehlike altında kalmıştır. O gün Lefkoşa’daki evimiz üzerinden geçen ve ses bırakan havan topları olduğu kadar gecesinde karanlığı gündüze çeviren seri mermi atışlarının korkunç sesi ile geçen beş günlük korku halkın etrafında ateş çemberi olmuştu. 1963 yıllarından sonra seslerini yükselten Rumlar’ın sınır nöbetlerinde Türklere karşı yüksek volümlü şarkıları “Bekledim de gelmedin” oldu. Gelmeyeni ise Türkiye olarak ifadelendirdiklerini bilmeyen yoktu. 20 Temmuz 1974 tarihinde askerimizin adaya çıkışı, Mücahit’lerimizin koruduğu sınırlardaki azalan gücüne güç katmış ve Kıbrıs tarihine ”Barış ”adı o tarihte yazılmıştır. 45. Yıl ve dün gibi her iki harekatı ve Kuzey Lefkoşa olmak üzere Ada’nın %37 ‘nin Türklerin kontrollüne geçmesi ile bu günlere geldik. Kıbrıs müzakerelerinin sonuçsuz toplantılarından arta kalan arşivlerde boğuşmak da bir netice vermedi. Bu vesileyle Birleşmiş Milletler de adayı mesken edindiler. Gerek Güney gerekse Kuzey’in Cumhurbaşkanları değişti ama hiç birisi de Rumun Kilise baskısını kıramadı anlaşma sağlanamadı. Türkiye her yıl 20 Temmuz etkinliklerine katıldı. Bu etkinliklerde yapılan kayda değer konuşmalardan birtanesi de şimdilerde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile Kıbrıs Kordinatörlüğüne atanan Cumhurbaşkan Yardımcısı Fuat Oktay idi ve geçen yıl tören alanında yaptığı konuşması önemini halen yitirmemiştir. Fuat Oktay Kıbrıs Barış Harekatı’nın Kıbrıs için olduğu kadar tüm Türk milleti için de tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurgularken ve bu günün ‘Kıbrıs Türkü’nün hür yaşama ve Ada’nın eşit sahibi olarak varlığını sürdürme hakkı için verilen mücadelenin en şerefli günü’ olduğunu söylemiş ve özellikle belirttiği ‘Kıbrıs Rum tarafı siyasi gücü Kıbrıs Türkü ile paylaşmaya yanaşmıyor’ cümlesi ile de işin özünü özetlemişti. Konuşmasında devamla “Kıbrıslı Türklerin bir Kıbrıs Rum devletinde azınlık haline getirilmesine asla izin verilmeyecektir. Ana vatan ve garantör Türkiye Cumhuriyeti, Doğu Akdeniz’de istikrarın güçlenmesine katkı sağlayacak bir çözüme yönelik çabalarını, kararlılık ve iyi niyetle sürdürecektir. Bu yolda, ”ülkü birliği” yaptığımız Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle birlikte hareket edecek, geçmişte olduğu gibi gelecekte de şartlar ne olursa olsun Kıbrıs Türkü’nün yanında olacağız.’ demiştir ayrıca 20 Temmuz resmî geçit töreninde yaptığı konuşmada Türkiye Cumhurbaşkanının selam ve sevgisini ülkemiz halkına iletmişti. 1960 sonrası geçen onca zamanın 45. yılının barışının olduğu noktada hala daha Rumlar’ın değişmeyen zihniyeti ile nereye kadar gidilecek.? Ve unutmayın Rumlar’ın EOKA yemini halen geçerliliğini koruyor. Nitekim son gelinen noktada Sayın Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı olarak ilgili taraflarca mutabakatı sağlanan 9 maddelik önerisi Rum kesimi tarafından oybirliği ile rededilirken, yeniden sıcak günlerin, Akdeniz’de şiddetli dalgalara neden olabileceği konuşulmaya başlanmıştır. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki taviz vermez tavrı kesin ve KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay anlaşma sağlanmaz ise denizde platformdan, platforma el sallarız açıklaması özde derin bir manadır. KKTC’de ve genelde Türkiye’nin garantörlüğü sayesinde ülkemiz halkının büyük bir çoğunluğunun eskilere dayalı korkusu kalmamıştır. Rumların anlamadığı her şeyin mühim noktasının ”başlangıç” olduğudur. 20 Temmuz’un ülkemizde diğer önemli bir hadisesi 2008 yılında “Kıbrıs Türk Halkının Güçlü Sesi “olan ve Star Kıbrıs Medya Grubu’a ait Ada Tv televizyonunun Sayın Ali Özmen Safa ‘nın önderliğinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılmış olmasıdır. Star Kıbrıs Medya Grubu mensuplarını verdikleri ve verecekleri hizmetten dolayı bu günden kutlarken çok sesliliğin önemini yinelerim…

Kalplere gömülenler

Kalplere gömülenler

15 Temmuz 1974 Kıbrıs 15 Temmuz 2016 Türkiye her iki tarih ve Temmuz ayı önemli hadiseleri günlerinde yıllarca hatırlatacak çok sıcak bir ay. Her yaş ömründe kaç Temmuz geçtiğini bilir. Bu ömürde nice tatlı ve acı hatıralar ve en önemlisi tarihe mal olmuş gerçekleşen olaylar gelecek nesilleri ilgilendirir. Öncelikle Kıbrıs 15 Temmuz’una bakacak olursak “15 Temmuz 1974 Darbesi veya 1974’te Kıbrıs’ta askerî ihtilâl veya Kıbrıs’ta Yunan Darbesi, Yunanistan’daki askeri cunta desteği ile Kıbrıs’ta enosis’e yönelik milliyetçi Rumların III. Makarios’u devirmesi ve 20 Temmuz 1974’te Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’a harekât düzenlemesine neden olan askeri müdahale.” Olarak kitap sayfalarında yer alır. 15 Temmuz 1974 şimdi Berova Klinik olan ve Lefkoşa’da Çağlayan bölgesinde Ülkü Sokaktaki baba evimizde olayın bomba ve silah seslerinin şahitleriyiz. O zamanda büyük oğlum 6 Küçük oğlum ise 4 yaşında ve ilk silahlı saldırı ile tanıştıkları gündür. Bizler de o yaşlarda Eoka ve Enosis konusundaki Rumlar’ın en ateşli zamanları ile tanışmıştık. Hala daha silah seslerinin korkunç duyumu kulaklarımızdan gitmiyor. Her seste! aman şimdi ne oldu diyenler ve bu yaşlara gelenler olarak yaşadıklarımızla , gördüklerimizle bir roman yazsak sayfalar yetmez. Sonrasında 20 Temmuz Barış Harekatı yine evden eve, köyden şehre Güney’den Kuzeye göçler şehitler, gaziler ve bir ömür. Ve bu gün KKTC ve Güney Kıbrıs ayrılığında 50 yılın müzakerelerinin sonucunda kocaman bir hiç ve Doğu Akdeniz’deki gerginlik ve bilinmezlikle süregelen bir süreç. Bilinen tek gerçek KKTC ‘nin varlığı. 15 Temmuz 2016 ise Türkiye’den televizyon haberleri ile sarsılan yine bizler çok şükür ki kısa sürede atlatılan başarısız bir hadisenin bu güne uzanan yankıları ve alınan tedbirler. O gecede Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cep telefonu üzerinden canlı yayında Türk Milletine çağrısının unutulmayan gücü ve geldiğimiz bu günler. Bilindiği üzere “Demokrasi ve Özgürlükleri Anma Günü olan 15 Temmuz 2019 yılında Pazartesi gününe denk geliyor ve resmi tatil olarak kullanılıyor. 15 Temmuz 2016 tarihinde şehit olan vatandaşları, polisleri ve askerleri anmak için ve demokrasi zaferini kutlamak için ilan edilen 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü, geçtiğimiz dönemlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde alınan karar doğrultusunda resmi tatil olarak ilan edilmişti.” Okuduğum zaman çok duygulandım .Geçen zamanın unutturmadığı acıyı halen yaşayan bir damat iki oğul sahibi üç şehit annesi 93 yaşındaki Muzaffer Gülşen ‘in Türkiye’deki bir gazetedeki açıklamaları, vatan değeri için milli hislerin adeta doruk noktası üç yıldır “vatan nöbetindeyim” diyen anne onlar beni gömeceklerdi ben onları gömdüm diyerek yüreğindeki yangını dışa vururken onların Külliye önünde kendi çocuklarını yetim bırakırken yüzlerce çocuğun bu vatan sevgisi ile yetim kalmalarını önlediğini söylediği şehitlerimizi ve gazilerimizi bizlerde minnet ve şükranla anıyoruz.15 Temmuz’da oğlu Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir için bir babanın, Hüseyin Bey’in dudaklarından acı dolu bir gururla şu cümlelerde unutulmayandır. “Milletimi kurtarmış, vatanımı kurtarmış, bir çocuk feda etmişim. Allahıma dua ediyorum bana da böyle bir çocuk verdiği için. Acısı çok fazla ama yavrum kurtarmış.’ Sonuçta ülke için; siz toprağa değil, güzel kalplere gömüldünüz. Hepinize gönül borcumuz vardır.