Tag: TŪRKİYE

Star Kıbrıs – Değmeyende oyalama kalplerimizi – İsrail’in Filistin halkı üzerine uyguladığı zülüm ve katliam insancıl düşünen her bireyin acısında yer almıştır.

İsrail’in Filistin halkı üzerine uyguladığı zülüm ve katliam insancıl düşünen her bireyin acısında yer almıştır.
— Şurada oku www.starkibris.net/index.asp

Advertisements

Star Kıbrıs – MAHSULÜ OLMAYACAK EKİMLER – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisinin Pazartesi günü yapılan toplantısında, muhalefet mensubu milletvekilleri meclis içerisinden yapılan görevden almalar yeni atamaları ile ilgili şekil üzerindeki görüşlerini meclis kürsüsünden izahını, haktan yana anlattılar, ortaya koydular daha sonra cevap için söz alan meclis başkanı Sayın Teberrüken Uluçay gerekçelerini sayarken son derece zayıf bir siyasi zihniyet içerisinde olduğunu aleni olarak belli eden oldu, neymiş meclis çatısı altında her parti ile istişare kurmuş, sadece UBP ile bu konuda iletişim kuramamışmış hiç böyle bir bahane olur mu?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisinin Pazartesi günü yapılan toplantısında, muhalefet mensubu milletvekilleri meclis içerisinden yapılan görevden almalar yeni atamaları ile ilgili şekil üzerindeki görüşlerini meclis kürsüsünden izahını, haktan yana anlattılar, ortaya koydular daha sonra cevap için söz alan meclis başkanı Sayın Teberrüken Uluçay gerekçelerini sayarken son derece zayıf bir siyasi zihniyet içerisinde olduğunu aleni olarak belli eden oldu, neymiş meclis çatısı altında her parti ile istişare kurmuş, sadece UBP ile bu konuda iletişim kuramamışmış hiç böyle bir bahane olur mu?
— Şurada oku www.starkibris.net/index.asp

Star Kıbrıs – Ana, hayatın ebediliğidir – Kadın, anne olsun veya olmasın içgüdüsel olarak annelik payesini taşıyan ve bununla manevi güç kazanan duyguların bütünüdür. Küçük kız çocuklarının bebekleri ile oynarken annelik hissini küçük yaşlarda oyunlarına aktarmakta olduklarını biliyoruz.

Kadın, anne olsun veya olmasın içgüdüsel olarak annelik payesini taşıyan ve bununla manevi güç kazanan duyguların bütünüdür. Küçük kız çocuklarının bebekleri ile oynarken annelik hissini küçük yaşlarda oyunlarına aktarmakta olduklarını biliyoruz.
— Şurada oku www.starkibris.net/index.asp

Oy,geleceğin temelidir

Oy,geleceğin temelidir

Tam zamanı deyip Türkiyede ‘ ki seçim atmosferine uydu fırlatır gibi bir açıklama Sayın Mustafa Akıncı tarafından yapıldı. Kıbrısın ikiye bölünmesine seyirci kalamazdım dendi. Böyle bir açıklama ile Rum lider Anastasiadis’e Guterres çerçevesini kabul davetiyesi gönderdiği haberi hızla ağızdan ağıza yayıldı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı istediği gibi!gündemde yerini aldı. Açıklamalarının manasında Türkiye Cumhurbaşkanı aday adaylarının mevcut Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğana Kıbrıs konusunda soru sormalarına sebebiyet verdi. Bu açıklamanın etkisiyle tepki verildiği kanaatimiz yaygındır. Nitekim İstanbul’da vatandaşlarla bir araya gelen İyi Parti Genel Başkanı Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelttiği soruda, “Yaptığın yanlış politikalar sonucu Kıbrıs’ı verdin mi? Buna müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandığını basından okuduk. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişten bu güne KKTC ziyaretleri olmuş ve her zaman Kıbrısın stratejik öneminde olduğu vurgulu konuşmaları bizzat tarafından topraklarımızda yapılmış, garantörlük konusundaki hassasiyeti ve kırmızı çizgisi belirtilmiştir. Rum kesiminde daha dün gibi yapılan başkanlık seçimlerinde seçim öncesi hiç bir konuşma müzakere yapılamaz denirken Türkiye’deki böyle önemli bir seçim arefesinde hem Cumhurbaşkanı hem milletvekili hem de sistem gereği hükümet oluşacak bir zamanda Sayın Akıncının böyle bir belgeyi imzalarım demesi son derece yersiz ve vakitsiz olmuştur. Kıbrıs’ın geleceği hakkında alınacak kararlar için cevaplar Türkiye tarafından herhalukarda KKTC lehine verilecektir. Beklenendir.Sayın Akıncının en haberli olması hatta ortak karar üretmesi gereken 4’lü hükümeti bu açıklamadan habersizdir. Hükümetin ,Kıbrıs konusunda ortak bir kararı hükümet programında yoktur. Olmaması ise bütün bu gibi açıklamanın yapılabilirliğinin zeminidir. Nitekim Dış İşleri Bakanı Sayın Kudret Özersay böyle bir açıklamayı da basından okuduğunu açık ve seçik ilan etmiştir. Yok bu çerçeve, 30 Haziran 2017 tarihinde BM tarafından Crans Montana’da taraflara sunulan metindir’ diyebilirler desinler altında imza olmayan kağıtların önemi verildiği kadardır. Kıbrıslı Türkler çok eski yıllardan beri sürdürdükleri mücadelenin sonucunda özellikle güvenlik konusunda Türkiye’nin garantörlüğünden başka hiç bir güvenceye evet demeyeceklerdir. İstisnalar inadına çözüm diyenler kaideyi bozmaz. Neymiş efendim Türkiye’nin garantörlüğü Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden yürütmedeymiş, sanki Rum kesimi AB alınırken o, cumhuriyetten vazgeçme zorunluluğu getirilmiş gibi…Hem AB olacaklar hem Kıbrıs Cumhuriyeti olacaklar ve yeni güvenlik önlem paketleri müzakere masasında kabul edilecek. Olmaz öyle şey … Milli mücadeledeki parola ‘Ya Taksim Ya ölüm ‘ ‘Kıbrıs Türk’tür Türk Kalacaktır’ sologanları unutulmamıştır.Vatanını seven, toprağına önem veren, şehit ve gazilerini unutmayan halkımızın , Rumlar’ın halen vazgeçmediği Enosis sevdalarına verilen en büyük cevabında, sürekliliğini korumaktadır. Dikkat edilmesi gerekli olan KKTC’ deki siyasilerin Kıbrıs meselesi hakkındaki her konuşmasına ,noktasına virgülüne kadar dikkat etmeleridir Milli duygular rencide edilmemelidir. Söylenecek her kelime hafızalarda, gelecek için kayda geçecek ve gün gelecek siyasilere hesabı sorulacaktır. 24 Haziran 2018 seçimleri Türkiye’ye yeni bir sistemde mutlaka istikrar getirmelidir. Ülkemizdeki ve Türkiye’deki seçmen sonuca etki edecek kararını bu çerçevede vermelidir. Her bir oy geleceğin temelindeki harç ise, sandıklara atılacak reyin geleceğimiz olduğu unutulmamalıdır.

Ayrıcalıklı Kararlar

Ayrıcalıklı Kararlar

Meteorolojinin hava tahminlerine göre daha da artacak olan sıcaklık, siyasetin sıcaklığı ile birlikte zihinlerde yakacak kıvamına geldi. KKTC Meclis genel kurulu basit gibi görünen yerel seçim tarihini belki bu gün yasallaştırılması yapacak ya da ileriye alacaktır. Bu arada 2. Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat’ın CTP kaybetmeyi göze alarak 28 Belediyede aday göstermelidir deyişinin içerisinde gizli mesaj Sayın Tufan Erhürman ve kurmaylarında nasıl bir tesir yaratacağı ise ayrı,incelenmesi gereken bir meseledir. Zaten CTP ‘li tabanın,tavandan beklediği tercüme aynen ifade edilendir. Karmaşa, ittifak bunlar küçücük ülkemizin hemen halledilmesi gereken konuları iken siyaseten kurumsallaştık meclise girdik diyen partilerin bütün belediyelerde aday çıkarma hususunda karardan kaçınmaları ayrı bir beceriksizlik ve siyasi hatalarıdır. Bu konuda ayri bir yere not alınması gerekendir.
24 Haziran 2018 de Türkiye’deki seçim yapılacaktır. TBMM uyum yasalarının geçirilmesine müteakip Yüksek Seçim Kurulu Başkanı seçime 11 parti gireceğini açıklamıştır. Türkiye bu seçimle hem Cumhurbaşkanı hem hükümet hem de milletvekilini aynı gün seçecektir. Sistem bunu içine almıştır. Seçim hitamında kim hangi parti ile koalisyon kuracaktır tartışmaları olmayacaktır. Daha önce de yazılarımda belirttiğim üzere KKTC Türkiye işbirliği protokolleri dahil Türkiye’nin KKTC ‘de oy kullanacak seçmeni olduğu için ülkemizi de 24 Haziran seçimleri ilgilendirmektedir. Bu seçimlere KKTC ‘den milletvekilliği aday adaylığı için müracaat olurumu bilinmemekle beraber Geçen seçimlere Sayın Talip Atalay’ın müracaat ettiği bilinmektedir.
Türkiye’de 13 Mayıs’ta ise Cumhurbaşkanı kesin aday listesi Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanı seçimi propaganda dönemi başlayacaktır. Diğer yandan siyasi parti genel merkezlerinin seçime katılacakları seçim çevrelerine ait aday listeleri, YSK’ye 21 Mayıs’ta en geç saat 17.00’ye kadar verileceği resmî gazetede yayınlanmış olandır.
11 siyasi parti her bir Partinin 600 milletvekili aday adayı tesbiti ve yaşanan hadiseler, yorumlar ve siyaseten deyip milletvekillerin istifaları başka bir partiye grup oluşturmak adına girişleri, gündemin başköşesinde yer almaktadır. Cumhurbaşkanı adayı olarak Türkiye’de henüz kaç aday çıkacağı belli olmamakla beraber fikir yürütenlerin çokluğu dikkat çekendir. Sayın Abdullah Gül için aday olurumu olmaz mı soruları ise Sayın Gül’ün hayır olmayacağım açıklaması ile sona ermiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan resmî müracaatını yapmıştır. Süreç devam etmektedir. Bu süreç içerisinde;
7 HAZİRAN: Gümrük kapılarında ve yurt dışında oy verme işlemi başlayacağı, 19 HAZİRAN: Yurt dışında oy verme işlemi sona ereceği yine Türkiye YSK Başkanı Sadi Güven tarafından açıklanmıştır. Türkiye’de seçim propagandası 23 Haziran 2018 tarihinde saat 18.00 de sona erecektir.
KKTC yurt dışı olduğu cihetle Türkiye Büyükelçiliğin yaptığı düzenleme, oy verme işlemi, bölgeler ve sandıkların kurulacağı yerlere ilişkin duyuruların yapılacağı geçen seçimlerden bilinen konulardır nitekim ilk açıklama yapılmış ve yurt dışı seçmen olanlar için. http://www.ysk.gov.tr internet adresinde mevcut listelerden isimlerin kontrol edilmesi için yol gösterilmiştir.
KKTC yerel seçimleri Türkiye’deki kader seçiminin yanında küçük ölçekli bir seçim olsada, küçük yerin büyük derdi olarak yapılacak yerel yönetimler Belediye Başkanı, Belediye Meclis üyeleri muhtar ve azalarımızı seçmek için sandığa gideceğiz. Umudumuz 4’lü hükümetin Belediyelerin mali durumlarına çare üretmesi ve halkımızın yerel yönetimlerden beklediği hizmeti eksiksiz almasıdır.Siyasi partilerin 28 Belediyenin hepsinde aday göstermemelerine rağmen ayrıcalık yaratmadan karar üretmeleri ise temennimizdir.
Meteorolojinin hava tahminlerine göre daha da artacak olan sıcaklık, siyasetin sıcaklığı ile birlikte zihinlerde yakacak kıvamına geldi. KKTC Meclis genel kurulu basit gibi görünen yerel seçim tarihini belki bu gün yasallaştırılması yapacak ya da ileriye alacaktır. Bu arada 2. Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat’ın CTP kaybetmeyi göze alarak 28 Belediyede aday göstermelidir deyişinin içerisinde gizli mesaj Sayın Tufan Erhürman ve kurmaylarında nasıl bir tesir yaratacağı ise ayrı,incelenmesi gereken bir meseledir. Zaten CTP ‘li tabanın,tavandan beklediği tercüme aynen ifade edilendir. Karmaşa, ittifak bunlar küçücük ülkemizin hemen halledilmesi gereken konuları iken siyaseten kurumsallaştık meclise girdik diyen partilerin bütün belediyelerde aday çıkarma hususunda karardan kaçınmaları ayrı bir beceriksizlik ve siyasi hatalarıdır. Bu konuda ayri bir yere not alınması gerekendir.
24 Haziran 2018 de Türkiye’deki seçim yapılacaktır. TBMM uyum yasalarının geçirilmesine müteakip Yüksek Seçim Kurulu Başkanı seçime 11 parti gireceğini açıklamıştır. Türkiye bu seçimle hem Cumhurbaşkanı hem hükümet hem de milletvekilini aynı gün seçecektir. Sistem bunu içine almıştır. Seçim hitamında kim hangi parti ile koalisyon kuracaktır tartışmaları olmayacaktır. Daha önce de yazılarımda belirttiğim üzere KKTC Türkiye işbirliği protokolleri dahil Türkiye’nin KKTC ‘de oy kullanacak seçmeni olduğu için ülkemizi de 24 Haziran seçimleri ilgilendirmektedir. Bu seçimlere KKTC ‘den milletvekilliği aday adaylığı için müracaat olurumu bilinmemekle beraber Geçen seçimlere Sayın Talip Atalay’ın müracaat ettiği bilinmektedir.
Türkiye’de 13 Mayıs’ta ise Cumhurbaşkanı kesin aday listesi Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanı seçimi propaganda dönemi başlayacaktır. Diğer yandan siyasi parti genel merkezlerinin seçime katılacakları seçim çevrelerine ait aday listeleri, YSK’ye 21 Mayıs’ta en geç saat 17.00’ye kadar verileceği resmî gazetede yayınlanmış olandır.
11 siyasi parti her bir Partinin 600 milletvekili aday adayı tesbiti ve yaşanan hadiseler, yorumlar ve siyaseten deyip milletvekillerin istifaları başka bir partiye grup oluşturmak adına girişleri, gündemin başköşesinde yer almaktadır. Cumhurbaşkanı adayı olarak Türkiye’de henüz kaç aday çıkacağı belli olmamakla beraber fikir yürütenlerin çokluğu dikkat çekendir. Sayın Abdullah Gül için aday olurumu olmaz mı soruları ise Sayın Gül’ün hayır olmayacağım açıklaması ile sona ermiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan resmî müracaatını yapmıştır. Süreç devam etmektedir. Bu süreç içerisinde;
7 HAZİRAN: Gümrük kapılarında ve yurt dışında oy verme işlemi başlayacağı, 19 HAZİRAN: Yurt dışında oy verme işlemi sona ereceği yine Türkiye YSK Başkanı Sadi Güven tarafından açıklanmıştır. Türkiye’de seçim propagandası 23 Haziran 2018 tarihinde saat 18.00 de sona erecektir.
KKTC yurt dışı olduğu cihetle Türkiye Büyükelçiliğin yaptığı düzenleme, oy verme işlemi, bölgeler ve sandıkların kurulacağı yerlere ilişkin duyuruların yapılacağı geçen seçimlerden bilinen konulardır nitekim ilk açıklama yapılmış ve yurt dışı seçmen olanlar için. http://www.ysk.gov.tr internet adresinde mevcut listelerden isimlerin kontrol edilmesi için yol gösterilmiştir.
KKTC yerel seçimleri Türkiye’deki kader seçiminin yanında küçük ölçekli bir seçim olsada, küçük yerin büyük derdi olarak yapılacak yerel yönetimler Belediye Başkanı, Belediye Meclis üyeleri muhtar ve azalarımızı seçmek için sandığa gideceğiz. Umudumuz 4’lü hükümetin Belediyelerin mali durumlarına çare üretmesi ve halkımızın yerel yönetimlerden beklediği hizmeti eksiksiz almasıdır.Siyasi partilerin 28 Belediyenin hepsinde aday göstermemelerine rağmen ayrıcalık yaratmadan karar üretmeleri ise temennimizdir.

Hassas davranmak

Hassas davranmak

Bazen sil baştan okunmaya başlanan kitapta gelişi güzel ara sayfalar da okunur. Bu bütünün hepsinin okunmasına engel teşkil etmez. Hayat içerisinde yani geçmiş yılların toplamı içinde nice acı,sevinç, mutluluk,hastalık,iyilik hepsi var olandır… Bizler şanslı çocuk olduğumuzu farz etsek bile bu farzın içinde Kıbrıs’ta yaşanan mücadele dolu yılların içinde korkuyu gören, korktukça hırslanan ve vatanını korumak adına savaşan kişilerin çocukları olarak büyüdük…Yarım asırı devirdik bu yaşa geldik hala daha sınırdı, kapıydı, kimlikti,pasaporttu, Enosis,Eoka derken yılların bitmeyen öfkesindeyiz…. Öfkemiz geçecek gibi de değil… Geçmişi unutun yeniden başlayalım askersiz, sınırsız bir Kıbrıs istiyoruz diyenlere mi inanalım…Yok hayır, artık rumlara ‘güven’ miyadını doldurmuş bir ilaçtır… Bu güvenin yeniden ihdası mümkün değildir… Bu kadar açık ve net sevginin ,saygının yıprandığı yerde güven yerlerde sürünen olur… Daha geçenlerde Türkiye Cumhurbaşkanı Yunanistan ziyareti esnasında Yunanistan Başbakanı Çipras ne diyor 43 yaşındayım hala daha Kıbrıs! ya biz ne diyelim… Nerdeyse Çiprasın yaşının iki katı olan insanlarımız hala daha aramızda beraber yaşlanıyoruz…Adaya barışı getiren Türkiye’ mi kabahatli , bir de Türkiye’ye işgalci diyorlar… Hiç akıllanmayacak kafa yapıları var… Başka Ne diyor Aleksis Çipras: ‘Lozan Anlaşması’nın güncellenmesi için 9 diğer ülkeyi de aynı masaya toplamamız lazım. Yunanistan’ın toprak bütünlüğüyle ilgili olarak herhangi bir durum söz konusu değil. Gerçek biraz karmaşık kanaatimce. Bizim hükümetimiz Yunanistan vatandaşı Müslümanlarla ilgili hassas davranmaktadır. Azınlık konularıyla ilgili, yaşam standartlarının yükseltilmesiyle ilgili adımlar atılması gerektiğine katılıyorum. Ancak Yunanistan’daki Yunan vatandaşlarıyla ilgili konular başka ülkeleri ilgilendiren konular değil, bu bizim meselemiz. Sayın Erdoğan’ın Ege’deki ve Kıbrıs’taki fikir ayrılıklarıyla ilgili bahsettiğini duydum. 43 yaşındayım ve bu mesele sürekli tartışılıyor. Sevgili Cumhurbaşkanı bu durum 43 yıldır devam ediyor. 43 yıl önce yasadışı bir işgal olmuştu bu nedenle bu konu ortaya çıktı.’ Sayın Erdoğan cevabı ile ona ayrı bir ders veriyor; ‘BEN DE 63 YAŞINDAYIM CİDDİ BİR TECRÜBEM VAR’ Recep Tayyip Erdoğan: Her şeyden önce Batı Trakya’da baş müftü meselesinin atanmış veya seçilmiş olması konusu ciddi bir yaradır. İnanıyorum ki Sayın Çipras gerekli adımı atacaktır. Bir diğer husus, bunu iç mesele olarak görülmesi hoşumuza gider ancak müsaade ederlerse ricada bulunuruz, çünkü soydaşımızdır bu insanlar. Kıbrıs konusunda da ben de 63 yaşındayım, bu işi çözmenin yollarını arayacağız. Ciddi bir tecrübem var, takip ettiğim süre var. Bu takip ettiğim sürede minderden kimin kaçtığını da biliyorum. İki de bir Kıbrıs’taki askerlerimiz konuşuluyor.Tamam da Yunanistan asker bulundurmadı mı? Eğer Kofi Annan’ın planı uygulansaydı bunlara gerek yoktu. Kim bu plana ters hareket etti, Güney Kıbrıs. Temenni ederim ki daha ortak çalışır ve birçok konuyu birlikte ele alır sorunları çözeriz. ‘diyerek karşılıklı beyanatlar verildi … Güney Kıbrıs’ta seçimler vardır. Yunanistan dışişleri bakanı Nikos Kocais Kıbrıs sorununu yalnız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çözebileceğini Meclis’lerinde dile getirmiş ve kendilerinin bu güne kadar unutulmuş konuları da ortaya çıkardıklarını söylerken Kıbrıs Türk Halkının çektiği ızdırapları unutmuş olsa gerekir… Türkiye Kıbrıs’ta kırmızı çizgisini çizmiştir Bunun ötesi yoktur… KKTC yapılacak seçimlerde iç konularda olsun dış konularda olsun istikrar için sandığa mühürle gitmek şarttır… Ders almak, çoğu kez insanının yaşadığı yılların toplamıdır… Bu toplamda Devleti tanıyan, tecrübe sahibi olan kesim,seçim sonuçlarıda tek başına iktidar olan bir hükümetle ,Kıbrıs Meselesine yeni bir vizyon getirecektir… Seçime bu günden itibaren 17 gün kalmıştır…

Ya niyet,Ya kısmet..

22 Ekim tarihinde İstanbul Gençlik 2013 şurası yapıldı. Bu şurada Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanları basın verdi… Bizler de KKTC televizyon kanallarındaki yayını canlı olarak dinledik, öne çıkan haberlerini de okuduk… 


Göz ardı edilmemesi gerekir… Sayın Erdoğan konuşmasında; ‘Tıpkı bir asır önce olduğu gibi, 7 düvele ve onların beslediği terör örgütlerinin üzerimize geldiği bir dönemde, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyoruz. Bu vatanı bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Nerede bize yönelik taciz varsa evet bir gece ansızın vurabiliriz. ‘Acaba birileri izin verir mi?’ Artık yok, geçti o işler. Bizimle stratejik ortak olanların, bizimle beraber hukukumuza saygı duydukları sürece biz de onlara saygı duyarız, aksi takdirde kusura bakmasınlar. Nerede nasıl bir çalkalanma varsa, nerede bize yönelik bir taciz varsa bir gece ansızın vurabiliriz. Bir kalb-i selim sahibi bir gençlik istiyoruz. Yani, imanına, inancına, maneviyatına sahip bir gençlik istiyoruz. Biz, zevk-i selim bir gençlik istiyoruz. Sanatıyla, kültürüyle zirvede bir gençlik istiyoruz. Biz, akl-ı selim sahibi bir gençlik istiyoruz. İlimde, fende, tefekkürde en ileri bir gençlik istiyoruz. Ben AK Parti gençliğini böyle görüyorum. Bizler bu yola, koltuk, makam sevdasıyla değil, hizmet sevdasıyla yola çıktık. Onun için biz; gençlerden çekinen, görev yerini gençlere bırakmaktan korkanlardan olmadık. Doğru bildiğiniz, haklı olduğuna inandığınız mücadelede unutmayın, yardımcınız Allah’tır. Her anlamda, güçlü ve etkili olmanın yolu, güçlü gençlere sahip olmaktan geçiyor. ‘Vaktinizi sosyal medyada öldürmeyin’ Vaktinizi sosyal medyada öldürmek yerine, sürekli kendinizi geliştirecek işlerle meşgul olun. Size düşen iş, ya niyet, ya kısmet diyerek yola çıkmak. Zorluklarla karşılaştığınızda yeniden kalkıp devam etmektir. Gençlerimizden beklentimiz memur olmakla değil girişimci olmakla ilgilenmeleridir. Sizlere bir diğer tavsiyem; dil öğrenmenizdir. Hedeflerimize kendi memleketlerimizde oturup kendi dilimizi konuşarak ulaşamayız. Tüm bunları, hayat felsefelinizle birleştiremezseniz, başarıya ulaşamazsınız. Sadece yönetilirsiniz. Hâlbuki biz, yönetilen değil, yöneten bir gençlik görmek istiyoruz. Hedeflerimize sadece memleketimizde oturup kendi dilimizi konuşarak ulaşamayız. Gençlerimizin geri dönmek ve benliklerine sahip çıkmak kaydıyla diğer ülkelerde bulunmalarını ve tecrübe kazanmalarını önemsiyorum. Bunun yanında Osmanlıcayı en azından yüzünden okumasını bilmeniz gerekiyor. Eğer siz 600 yıllık kitaplarımıza, belgelerimize, kitabelerimize Fransız kalırsanız, Fransızca bilmeniz bir işe yaramaz. Böylesine büyük bir birikimi kullanamayan gençlerimizin arzu ettiğimiz köklü ve derin duruşu sergileyebilmeleri çok zordur.’ 

Bunları ifade ederken daha birçok konuların dile getirildiği şurada, salonda bulunan gençlerin varlığı ve Cumhurbaşkanının yaptığı konuşmaya verdikleri destek kayda değerdi… Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlere hitabı bütünüyle dikkate alınmalıdır… KKTC gençlerimizin geleceği ve şimdiki durumu da önem arz edendir… Sayın Cumhurbaşkanının söylemleri çerçevesinde gençlerin vaktinin çoğunu sosyal medyada geçirmeyin deyişi de, fazlasıyla dikkate alınması gereken samimi bir ikazdır… Gençlerin esir olduğu bu bağımlılığa yine kendi iradeleriyle bir sınır koymaları gerekmektedir… Günümüz gençliği değil 4-5 yaşında çocukların elinde akıllı telefonların mevcudiyeti hatta oyun indirme kabiliyetlerine şahit olmaktayız, şimdilerde bu gibi durumları kabul eden aileler ne yetenekli çocuklarımız var derken yaşları ilerledikçe bu bağımlılığın onların ders çalışma saatlerini de etkilediğini gördüğümüz zaman bütün ailenin üzüleceği günleri yaşayacağız… Şurada ifade edilen her konu başlığının ilgililerce mutlaka dikkate alınacağı bilinci ile gençlikle ilgi her türlü bilgilendirme toplantılarının yapılması, tekrarlanması, gençlere daha fazla sahip çıkılmasının faydalı olacağı cihetle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde örnek teşkil etmelidir… Her türlü kötü alışkanlık ve bağımlılığın olmadığı bir ülke için hep birlikte çareler üretilmelidir… Bu konuda olsun görüş birliğine varılmalıdır…

Hedefler belirgin olmalı..

Henüz küçük bir çocuksunuz, yürümeye, sonrasında konuşmaya ve nihayetine sırası ile çevrenizdeki en yakın okula devam ettirilen konumdasınız. Her misafir gelişinde veya misafirliğe gidişinizde size sorulan değişmeyen alışkanlık sorusu aynen şöyledir. Büyüyünce ne olacaksın? Küçük bir çocuk olarak verdiğiniz cevap bazen hiçbir şey de olabilir ama çoğunlukla bu yanıt bir mesleği ifade etmektedir. İstisnai durumlar hariç, kişisel hedef belirlenmeye başlamıştır… Defalarca sorulan soruya yanıt bu yaşlarda verilir… Belkisi fazla hedef koyduğunuz sorunun cevabındaki başlangıç sizin yürüyeceğiniz, ilerleyeceğiniz ve koşullarınız müsaitse gideceğiniz yol olur… Cevabınız artık çocuksu hayallerden çıkmış hakikatin ifadesi olmuştur… Yaşam süresince verdiğiniz kararların bütününde sorulan her soru size ve beyin gücünüze etkili olandır. Kazanmış olduğunuz beceri ve düşünme gücü içerisine büyürken sorumlulukların farkında olmanın verdiği huzur ve ailevi mutluluk bu kazanımda, yani hedef belirlemede etkili olandır… Zaten öğreti aile ve çevre kültürü içerisinde kazanılmakta yaş ilerledikçe hedef planlaması birlikte yapılmaktadır… ‘Bunun en güzel örneği 2017 sınavlarında birincilik alan Muş’un Varto ilçesinde okulundan arta kalan zamanda çobanlık yapan Eda Beytaş, TEOG ikinci dönem sınavında, geçen yıl bu sınavda tüm soruları doğru yanıtlayan ablası gibi Türkiye birincileri arasında yer alan kızımızın hikayesidir. İlçeye bağlı Dağcılar köyü Seyit Kamer mezrasından taşımalı eğitim sistemiyle Çaylar Köyü Yatılı Bölge Ortaokulu’na giden Beytaş, sınavda 120 sorunun tamamını doğru yanıtlayarak, Türkiye birincileri arasında yer almıştır. Beytaş, okuldan arta kalan zamanlarda koyunlarına bakıyordu. Hedefini belirlemiş, onlara zor hayat şartları mani olmamıştır. Kalp Cerrahı olmak isteğini de hedefine eklemiştir. TEOG’da tüm soruları doğru yanıtlamıştır ve okul saatleri dışında ailesine yardımcı olmak amacıyla hayvan otlatmaktadır…’ Hedefin belirgin olması zamanın israf edilişini önleyendir… Kişi yapabileceklerini tarafsız olarak düşüncelerinde yer verip yeteneği olup olmadığı hususunda doğruyu bilir… Ne yapmak istediği bilen kişi için zor yoktur… Bazen istediğiniz zamanda hedefinize ulaşamayabilirsiniz… Bu sizi hiç yanıltmasın… Sırası gelir, zamanı gelir amaçlarınız doğrultusunda ilerler hedefinize varırsınız. Zaten hedefin çalışan ve başarılı olan kişi için bir sınırı yoktur… Yaratıcı insan için sınır kendi belirlediği kıstastır. Koyulan hedeften vazgeçmek olmaz, bu kişide özgüven kaybının başlangıcı olur… Genelde genç kızlar ile genç erkeklerin geçmişten günümüze hedeflerindeki değişiklik oldukça farklılık gösterir olmuştur… Lise bitişinde ailelerin kızlarını evlendirdikleri zaman çok gerilerde kalırken evlenme yaşı daha ileriye alınmıştır. Genç erkekler ise lise yıllarından sonra eğitimlerine devam etmeyeceklerse askerlik görevlerini bir an önce yapar olmuşlardır… Erken evlilikte, erken çocuk sahibi olmak, insanın evladı ile beraber arada yaş farkı fazla olmayacağı için iletişiminde oldukça kolaylık sağlayan bir unsurdur… Hedeflerde ise aile esastır. Bunun önemi fazlasıyla dikkate alınmalıdır… Kariyer, kariyer derken bir anda yapayalnız bir dünyanın insanı olmayı bırakın bir kenara bazı duyguların tadılmasının insan başarısındaki etkisi yadsınamaz… Anne ve baba olmak kişileri mutlu kılandır… Ötesi zaten alışılagelendir. İş sahibi olmak, çalışmak konuları önceden planlanan hedeflenen ve gerçekleşen her adım gözle görülür olandır… Hayatta hiç bir şey için geç oldu, mevhumu yoktur. Yeter ki hedefinizi koyun ve ilerleyin. Bulunduğunuz ortamın kolaylıkları ile zor koşullarda çalışanların, neticesi sizlere rehber olacaktır… 

Ah Midas ah

Kurtuluş Savaşı’nın en önemli olaylarından biri olan Sakarya Meydan Muharebesi Polatlı toprakları üzerinde meydana gelmiştir. Atatürk’ün Sakarya Meydan Muharebesi’ni yönettiği karargâh Alagöz Mahallesi’nde, attan düşerek yaralandığı yer İnler Mahallesi’ndedir. Bu savaşın önemli coğrafi mevkileri olan Çal Dağı, Duatepe, Beştepe ve Kartaltepe de Polatlı sınırlarında olduğu bilgiler arasındadır… Polatlı çevresinde Gordion denen bir kentin kalıntıları vardır. Bu mitolojik kentle ilgili bir çok efsaneler anlatılır ancak 1950 yılları itibarı ile yapılan kazılar bu kentin kalıntılarının Lidya Krallığına kadar gittiği bahsedilmektedir. Arkeolojik kazılar ve sonuçları ilgili üniversitelerce incelenmekte geçmiş ile günümüz değerleri Midas, Dionysos, Heredot gibi isimler üzerinden Anadolu’daki göçler değerlendirilmektedir… Bu konu ilgimi nereden çekti derseniz geçenlerde ufak bir işine yardımcı olduğum bir kişinin ellerin dert görmesin tuttuğun altın olsun diye tarafıma yaptığı temennisidir. Araştırdım hikâyelere ulaştım olmaz demeyin çünkü ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenlerdenim. Paylaştığım bazı hikâyelerin tesadüf de olabilir, başka köşe yazarlarınca kullanılması belirtmek isterim ki beni ancak memnun eder… Çünkü her bireyin her anlatı için ayrı bir değerlendirme yaptığı inancındayım… Okuduğum efsaneleri ise kendime ait üslubum ile yazmakta ve özenle seçmekteyim… İşte bir yenisini daha bilgilerinize getiriyorum. Lidya kralı Midas zamanında, kentin, yönetici seçimindeki kriterin, Gordion kentinin ünlü âliminin yaptığı kehanet ile belirlenmesidir. Nasıl olmuş biliyor musunuz? Kentin ve ülkenin gelecekte kralı olacak kimse gece yarısına doğru saman yüklü bir arabayla kente girecek olmasının duyulmasıdır. Bütün gece uykusuz kalan halk bu kişiyi bekler. Saman yüklü araç ile kente giren adamı halk kral ilan eder, bu çiftçi Midas’ın babasıdır. Adam samanını satmadan ne olduğunu anlamadan kendisini koltukta bulur… Şaşkındır ama alışır. Kente girdiği aracı tapınağa hediye eder. Çiftcilik yaptığı zamanda arabasının önündeki kördüğüm haline gelmiş bir ipi vardır. Çözülmeyendir “Bu ipi kim çözerse ona büyük armağanlar vereceğim” der. Ancak ipi kimse çözemez. Zaman geçer araba ve çözülmeyen kördüğüm bir kehanete kaynaklık eder. Kehanete göre, bu ipi kim çözerse Asya kıtasının kralı olacaktır. Birçok kimse şansını denerse de bu gizemli ipi çözemez. Yıllar sonra, dünyanın hakimi olmak isteyen Büyük İskender Gordion Kentine gelir. O da efsaneyi duymuştur. Kördüğümünü çözmek için çok uğraşır. Ama uzun uğraşlarına rağmen bir türlü çözemez. Bakar ki çözmesi imkânsız. Kılıcı ile düğümü iki parçaya ayırır. İpler kendiliğinden çözülüverir. Kördüğümü çözen Büyük İskender, Asya kıtasının önemli bir bölümünü kısa zamanda ele geçirerek, dünya hâkimiyetinin yegâne hükümdarı olduğunu ispatlayan olduğu efsanesi de var olandır. Zaten her çözümsüzlüğe çözüm birden kesip atmak değil de nedir. Hayat bu gibi geçmişin, bu günlere, öğretimlerinin çağa uygulanması değilimdir? Diğer taraftan fazla tamahkârlığa varan davranışlara örnek teşkil edecek ve kişilerin illaki zenginlik olsun her şey halledilir konusunu çürütecek efsane de Midas için yaşandı. Midas’ a verilen ödül tuttuğunun altın olmasıdır. Düşünün sizin de böyle bir ödülünüz var ve elinizle tuttuğunuz yiyeceğiniz ekmek dahi altın oluyor. Elinize bir bardak su o da altın. Sonuç altınlarınız var ama sağlığınız elden gidiyor… Açlık belinizi büküyor… Böylesine bir hayat istenmeyen olur. Ödül geri verilmeye kadar gidilip bir ırmakta bırakılır, sıhhat kazanılır, Lidya krallığı Karun’lar kadar zengin halkının hizmetinde olur… Tarih birçok efsaneler ile akılda öğrenime açık bir kitap, okundukça anlam genişliğinde değer kazanan… Heredot’un geçtiği Anadolu topraklarında bir tarihin hazinesi ve sözleri var… Bir karış toprak dahi bize nereden nereye dedirten, bağrında medeniyetler saklayan… Korumak için el birliği yaptığımız andımızın adı topraktır… Tıpkı o zamanlarda Heredot deyişinde olduğu gibi ‘Acınmaktansa kıskanılmak daha iyidir. ‘ 

Umuda kaçış

Gündemde yerini koruyan müslüman mültecilerin kaçış yeri Bangladeş… Türkiye Cumhurbaşkanının Muhterem eşleri Emine Erdoğan ve beraberindeki heyet mülteci kamplarını ziyaret ederek orda vahşetten kaçan insanların dramına dikkat çekmek ve bir nebze onlara yardımcı olmaya ve bilhassa dünyanın gözünün oraya çevrilmesi açısından önemli bir görev üstlenmiştir… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki heyet Myanmar’ın Kuzey Rakhayn eyaletindeki yakın şehir olan Bangladeş’in Cox’s Bazar kenti yakınlarındaki Kutupalong Kampı’nı ziyaret etmiştir. Emine Erdoğan’a, oğlu Bilal Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan da eşlik ettiği ve ordaki kişiler ile iletişim kurdukları, sevinçle karşılandıkları televizyon kanallarındaki haberlerde büyük bir ilgi ile izlenmiştir… Esasında Budizm barışçıl bir dinin özü ve dünyada 500 milyondan fazla insanın inandığı bir dindir. Buddha; her canlının varlığını koruduğuna inanılan ve bu dine inananların barışcıl efendisi olarak bilinendir… Myanmar, resmî adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti ve ayrıca bilinen adlarıyla Burma ya da Birmanya, Güneydoğu Asya’da, Andaman Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Bangladeş, Çin, Hindistan, Laos ve Tayland arasında yer alan bir ülke. Burda yaşayan müslümanlar var ,kanlı bir kader yaşıyorlar…Azınlık oldukları için arazileri ele geçirilip mülkleri yok edilmiştir…BM tesbitlerine göre 400 kişi Ağustos ayında kurşuna dizilerek öldürülmüştür.. Bu gibi hadiseler Buddha ‘nın gülümseyen yüzünün bir nevi vahşi bir bakışı oluyor… Birleşmiş Milletlerin dünyadaki en mutsuz ve zülüm gören azınlığı olarak işaret ettiği Myanmar daki müslümanları arazileri ve mülklerine el konmuştur. Yüzyıllardır Myanmar’da yaşıyor olmalarına rağmen, vatandaşlığa kavuşamayan, vatansız insanlarlar olarak oy dahi kullanamadıkları gibi yüksek öğretime erişimileride yoktur, ülkeyi terk etmeleri yasaktır ve hatta ülkenin sınırları içinde seyahat dahi edemez durumdadırlar… 2009 yılında Myanmar’tan kaçmaya çalışan yüzlerce tekne Hint Okyanusunda batmış ve içindekiler boğulmuşlardır.. Son haftalarda 300 bin üzerinde insanın Bangladeş’e kaçtığını haberlerden takip etmekteyiz… Yüzbinlerce insan mülteci kamplarında çok zor şartlarda yaşıyorlar… Budistlerin mazlum bir Müslüman azınlığa karşı şiddeti ,esasında batı imajına uymuyor. Bu insanlar hoşgörünün dışında tutuluyorlar… Aung San Suu Kyi’nin bu çatışmada masumiyetini kaybettiği de basında yer alan haberler arasındadır, Myanmar’ın Arakan eyaletinde ordunun Müslümanlara yönelik katliamından kaçanların sayısı 300 bine geçtiği ifade edilirken Myanmar’ın ‘Nobel Barış Ödüllü ‘lideri konuşmamaktadır ve katliamı önlemediği için aldığı ödüle ihanet eder durumdadır…(Nobel Barış ödülünün geri alınamayacağı ise Nobel Vakfı tüzüğüne göre mümkün olmadığı açıklanmıştır.) Büyük kaçış sonrası halkın mülteci kamplarında, aç biilaç büyük bir yokluk içinde olduğu görülmektedir… İngiltere’den Myanmar hükümetine ,Uluslararası Kalkınma Bakanı tarafından yazılı çağrı yapılmış ve Myanmar ordusunun ‘müslüman’lara’ yönelik şiddeti durdurması,olaylardan etkilenen halka ve topluluklara insani yardımın tam olarak ve derhal ulaştırılmasına izin verilmesi için uyarıda bulunumuştur…Uluslararası kuruluşların bölgeye girememesi nedeniyle ölü sayısının belirlenemediğini de okuduğumuz haberler arasındadır… Savaş geçiren adamızda bu gibi durumları bizzat yaşayanlar olarak hadiseleri en kalbi duygularımız ile uzaktan izliyoruz, her halükarda bu gibi olayların kabul edilebilir bir durum olmadığını ve dünyanın bu halindeki noktaya sadece üzüntülerimizi belirtebiliyoruz… Sayın Emin’e Erdoğan’nın bu teşebbüsü,Bangladeş ‘e gidişi ile Türkiye dışındakilere, zor durumda olanlara el uzatışı, bir kez daha insani konulara verdiği ehemmiyetin derecesini göstermiş olması açısından, değerlendirilmeli ve takdir edilmelidir… Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Myanmar sürecini 19 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda en geniş manada gündeme getireceğini ve oradaki liderlerle bu konuyu konuşacağını söylemiş olması da son derece önemlidir…