Tag: Vatandaslık

Sağlıklı günlere umudumuz vardır

Sağlıklı günlere umudumuz vardır

Yeni yıl girdi. Yılın 4. ayından gün alıyoruz. İlk üç ayda başımıza gelmedik kalmadı. Geçen yılın olumsuzlukları bir tarafa döviz ekonomik krizini atlatmadan salgın hastalık deyip ilanatı, Dünya Sağlık Örgütünce ”pandemi” olarak tarihe not düşülen ”Corona Virüsü” denen illetle karşılaştık. Dünyada sinsice yayılan sessiz ama şiddetli bir savaşa tanık oluyoruz. Ölüm rakamlarını aklımızda tutamaz olduk. Virüs bir eve girdimi çıkmak bilmiyor. Bulaş durumu ile tehdit oluşturuyor. O nedenle dikkatli davranmak ve hükümet kararlarına uymak zorundayız. Kendimizi olduğu kadar çevremizi de düşünmeliyiz. Corona virüsü salgını,dünyada zirvedeki yerini gündem maddesi olarak muhafaza ediyor. Aşı bulma çalışmaları sürdürülüyor. Cephe geniş, mücadele edecek cephane yetersiz vaziyettedir. Tek siper bu durumda Ev oluyor! Ev oluyor, ama ülkemiz demografik yapısı içinde nohut oda bakla sofa denilen ve sağlığa müsait olmayan yerlerde sıkışıp kalmış ve sosyal mesafe denen kuralın geçerliliği olmayan evlerimiz ve bu evlerde bulunan insanlarımız her ne hal ise unutuluyor. Kaçak iş gücü olduğu ilgili hükümet mensuplarınca ifade ediliyor. Hatta geçenlerde KKTC’de 2003 yılından beri tam 17 yıldır ülkemizde izinsiz kalan bir kişinin sokakta yakalandığı haberlerde var olandır. Dile kolay tam 17 sene! Peki bunun suçu kimde ? demek ki şimdi tam zamanıdır. Bu kişilerin ülkede kalışları ki! çoğunun ülkelerine geri döndüğü ifade ediliyor, kalanların vatandaş yapılmasıdır.Bilhassa bu dönemde çalışma izni ile kalanların ama izinlerinin de bittiğini bildiğimiz kişilerin sorunlarına çare üretilebilmelidir. Ümidimiz ve umudumuz Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirilen Kıbrıs işlerinden sorumlu Sayın Fuat Oktay’ın bu gibi konulara ilgi gösterecekleridir. Gerekli maddi ve manevi yardımı Sayın Başbakan Ersin Tatar’a gönderecekleridir. Demeki illegal oturumların, legal hale dönüşmesi ve bu gibi kişilerin bir şekilde saklantılı hallerine şeffaflık getirilmeli ve salgının önlenmesi açısından bu kişilere özgürce ben de de hastalığın belirtileri vardır diyebilmelerinin sağlanmasıdır. Bunun çözümü ise bunca yıl ülkemize bir şekilde hizmet verenlere belkide vatandaşlık verilmesi ile mümkün olacaktır. Bu noktadan sonra ulaşım yollarının açılmasına müteakip ise ülkeye iş gücünün giriş ve çıkışlarının denetiminde yeni bir düzenleme yapılmasıdır.Acil olan hastalıkta ve sağlıkta iş birliği yapılan bu çalışanlarımıza sahip çıkılmasıdır. Ne zaman biteceği meçhul bir salgında sanki yaşarken ölmüşüz gibi bir tavır içine girmeden yaşama tutunmayı ve nefesin gücünü üzerimizde hissetmeliyiz. İyikilerimiz arasında iletişim çağında ve teknolojiyi az,çok kullanabilmek de vardır. Ev hapsinde olabilir ama dünyanın öbür ucundaki akraba olsun arkadaş olsun onlarla görüşebilmenin morali ne kadar etkilediğini görüyor ve rehabilitasyon nitelikli olumlu etkilerinden faydalanmakta olduğumuzun farkındayız. On-line eğitimin üniversite ve orta eğitimde kullanıldığını görüyor, hiç yoktan iyidir diyoruz. Çok gerekmedikçe sokağa çıkılmaması açısından ülkemizde E-Doktor uygulaması ile canlı bağlantılı doktor hasta ilişkisindeki konuşmalara fırsat veren ve ücretsiz olarak başlatılan yöntem kullanan doktorlarımıza özellikle teşekkürümüz vardır. Önerimdir kadın erkek sabah ilk iş hijyeni ev ortamında sağlamak,sonra dolabınızdaki hani derler ya yabanlık giysilerinizi ev içinde de olsa giymeniz kuaföre/berbere gidip düzene koyamadığınız saçlarınıza bir şekilde şekil vermenizdir. Mümkün olduğu kadar kendinize özenle dikkat etmeniz ve belkide hayatınızda yürüyüşten başka hiç olmamış hareketler ile tanışmanızdır. Spor için sokaklara çıkmayacağınız zamanda televizyon kanallarında önerilen vücut hareketlerini en az 15 dakika uygulamanızdır. Olağan dışı bir durumdayız ve salgının pençesinden kurtulmak elimizdedir. Corona virüs hastalarını hasta haklarıdır diyerek sağlık bakanlığınca açıklanmıyorsa bu virüsü kapan kişi veya kişilerin ailesi bunu ülke sağlığı ve bulaş insanları bulabilmek adına kendileri test sonucunu açıklamasıdır ki o kişi ile irtibatı olanlar da test yapsın ve izolasyon sağlansın. Depresyon ve melankolinin olmadığı günleri yaşamak ve başarmak elimizdedir.Sağlıklı günlere umudumuz vardır…

Ne varsa döküm saçım

Ne varsa döküm saçım

Kıbrıs Ada deyip geçmeyin, Akdeniz iklimi ılıman iklim diye de teselli bulmayın..Yaz uzun sürüyor diye de üzülmeyin. Yaz ile ķış mevsimi arasında Sonbahar pek görünmüyor ama Ocak ayının soğukları ülkeyi etkisi altına aldığı zamanlarda soğuktan nasıl korunuruz diye de insanımızın gaylesi ile hepimizin titreyen dişleri nasıl ısınırım modunda çare arıyor, çarede, elektrik fiyatlarına, odun fiyatlarına,soba,gaz, gazyağı fiyatlarına kadar her şey beynimizden geçip ağzımızdan sözlü/yazılı zamlara karşıyız diye çıkıyor. Çıkması kadar doğal bir şey de yok. Hakikaten ısınmak pahalı diye geçen yıl yazdık. Bir yıl aradan geçen sürede söylemde değişen bir şey olmasada gerçekte değişen zamlarla geçinemez olan ülkemiz halkının durumu var. Zor şartlarda yaşayanların geçim ve yaşam şartlarının üzücü teferruatı var. Zamlar can yakıyor. İnsanlarımız bunalım takılıyor. Her gün bir acayip olaylar zincirine adamız teslim. Yeni yol,aylarca trafikte yaşanan olumsuzluklara sahne olurken şiddetli yağmurun sularına yenik düşmesi ile 4 canı acımasızca sonsuzluğa uğurluyor. Mühendislik hatası var deniyor, Sayın Erhürman işin ehli mühendisler ile kendisinin de katılarak yaptığı basın toplantısında teknik raporu açıklıyor, sonrasında Halkın Partisinden bir kadın milletvekili arzı endam mecliste rapora siyaset karıştı demesine de ses çıkaramıyor. Her şeyi bir yana bırakıp hükümet programı ile halkın refah seviyesini yükseltme çabası göstereceklerine 4’lü hükümetin 4 başı koro halinde seçim manifestolarımızda vardı deyip Vicdani Redcilerin tam da mahkemelik duruşmalarının yapıldığı sıralarda yasa tasarısını KKTC Meclis’ine imzalayarak sevk ediyorlar. Böyle bir zamanda TDP Genel Başkanı bir vicdani redci kardeşimizin 20 gün hapse girmesine razı olamazdık yasa çıkaracağız diyebiliyor. Ülkemizde aile düzenine, yaşanan bu olumsuzluklar muazzam etki yaratıyor. Bu etki her yaş insanda değişik zamanda değişik şekillerde zararlı sonuçlarını gözlerimiz önüne seriyor. İnsani değerler maddi konularda kendini kaybediyor. Davranış şekilleniyor çevreye zarar olarak yansıyabiliyor. Düşüncelerde var olan söylenmemiş ne varsa döküm saçım ortalıklara serpiliyor. O askerlik yaptı mı yapmadı mı konuları ,ciklos faciasının sonuçlarını ve ihale yöntemlerini unutturmaya yönelik beyanatlar ve Meclis kürsüsünde bu konularda müdafaa hukukçu Başbakan ağzından yapılıyor. İnşaat Mühendisleri odası bazı beyanlardan rahatsız olmuş ki başbakansız bir basın toplantısı daha yapma gereği duymuştur. Teknik raporun açıklanmasını canlı yayın vasıtası ile ilgi duyanlara bir kez daha ulaşmış ve rapor işine siyaset karıştı gibi söylemlerin kabul edilemez olduğunu ifade edenler olmuşlardır. Ülkemizdeki bütün yolların yol güvenliğinin her şartta sağlanması gereği vardır ve bu güvenlikten A-Z sorumlu olan devlet birimleri vardır. UBP dün “Ciklos” olay mahalinde hadisenin vehameti ile ilgili Genel Başkan Sayın Ersin Tatar başkanlığında basın toplantısı ile endişelerini milletvekilleri ile yeniden gündeme taşımış olması kayda değerdir. Ne diyelim! teknik raporun gerçekleri ortadadır. KKTC Meclisinde olayla ilgili komite kurulmuştur. Komite raporunun da acilen Meclis Genel Kuruluna aktarılması farz olmuştur. Unutulmaması gereken “İyi olmak kolaydır. Zor olan adil olmaktır. En mükemmel adalet ise vicdandır.”

“Şüphe duymayan hakikati bulamaz”

“Şüphe duymayan hakikati bulamaz”

KKTC ‘de kurulduğu günden beri, bahtı kara hükümet 12-9-3-3 sayı ile 27 milletvekiline sahip 4 partili koalisyon hükümeti olmuştur. Bahtı kara dendimi mutsuz, dertten kurtulamayan, işleri hep ters gidenler için kullanılan bu deyim mevcut hükümet için tam uygun bir tabirdir. 4 Başlı hükümetin yaptıkları her icraatın hep kötü sonuçlanması, yaptıkları işlerde başarısız olması,bütün bu olaylar halkımızın gözü önünde, ceryan eden hadiselerdir. Hani derler ya insanımız geçim derdinde, hükümetimiz koltuk derdinde işte tam bu hesap, bizim hükümet mensupları da gelip geçici kararlarla iş yaparız pozisyonlarını müdafaada üstlerine yok. 174 kişinin vatandaşlığını iptal etmişler, o kişileri mahkeme koridorlarında hem maddi hem manevi olarak zarara uğratmışlardır. Döviz düşmüş olmasına rağmen fiyat denetiminden uzak hükümetin ortak tavrı ve müdafaası daha on aylık bir hükümetiz, seçim propagandasında dedik ya “çalışır yaparız” oluyor. Bu sloganla yola çıkanlar girdikleri sözlü ve yazılı sınavda halk nezdinde başarısız olduklarını ve sınıfta kaldıklarını bilmeleri gerekir. Ülkemizdeki yaşanan doğal afetin sebep olduğu cana ve mala olan zarar ülkemiz halkının kalbinde derin yaralar açmıştır. Ölümün soğukluğunun olduğu yerdeki korku ve endişe çevreyi sarmıştır. Üzgünüz,acılıyız,yastayız. Yapılan ve geçen 44 yılın iktidarlarını, eleştirmede bir de bakıyorsunuz ki mangalda kül bırakmayanlar yorumları ile güne uygun olmayan eleştirilerini mide bulantısı ile dışa vuruyorlar. Halbuki ülkemizde gelip geçen bütün iktidarların kronolojisine bakar isek belirli dönemler hariç iktidardan geçen koalisyonlardaki siyasi partilerinin onlarca yıl iktidarları ve koalisyonlarda ve icraatta oldukları henüz unutulmamıştır. Siyasette bu yıl bu koalisyon hükümetlerinin 4’lüsünde Sayın Kudret Özersay başkanlığındaki siyasi partide yer alan olmuş ve “kadro” 2018 Genel seçim sonrasında siyasi partiler nezdinde tamamlanmıştır.Sayın Erhürman ile hukukçu kimliklerini devamlı ön plana çıkaran bu iki milletvekilimiz Başbakan ve Başbakan yardımcısı olarak görev yapmaktadırlar. Konuşa konuşa devlet idaresinde söz sahibi olmayı öğrenmeye çalışmaktadırlar.Tecrübesizliklerini, deneme yanılma yolu ile sevk ve idarede hüküm sürdürmektedirler. Aralık ayı bütçe görüşmelerinin arifesi, para akışı sağlanacak ekonomik protokolden uzak ,KKTC Meclisiden geçirmek için çaba göstermektedirler. Öyle veya böyle bütçe elbette yasal süreçte Meclis’ten geçecektir. Sonrasında uygulamada nasıl mazaret üretecekleri ise merak konusudur. Döviz krizini yönetemeyen 4’lü hükümet, ülkemizde yaşanan doğal afet krizinide yönetememiştir,üstesinden çıkmaya çalışmaktadır. Türkiye her zaman olduğu gibi ülkemiz halkının yanında olduğunu, Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun ifadelerinde yerini bulmuş “Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı” nezdinde istenilen gerekli yardımın yapılacağı hususu burdaki hükümete bildirilmiş olduğu haberlerde izlenendir.Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Ali Murat Başçeri’nin şahsında Türkiye’ye şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi iletiriz. Sonuçta, 4 gencimizi sel sularında ”Kara Çarşamba” denilen günde kaybetmiş olmanın acısının tarifi yoktur. Zihinlerdeki şüphe trafiğe yeni açılan, yeni yol güzergahında, yol durumunda nasıl bir olumsuzluğun ve teknik hatanın böyle bir kazaya mahal verdiği şüphelerini beraberinde getirmiştir. ”Şüphe duymayan hakikati buIamaz.”sözü unutulmaması gerekendir. Hükümetin bu konuda her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak açıklamayı yapma zaruriyeti vardır. Bekliyoruz…

Havada karada zamanı avlamak

Havada karada zamanı avlamak

Ülkemizdeki demografik yapı içerisinde mevcut nüfusun istatistiki bilgisi olması gerekendir. Belki vardır ancak güncel ve karşılaştırmalı verilere ihtiyaç her gün için lüzumludur. Yarım adamıza, giriş iki deniz limanı, bir hava alanı yolu ile yapılmaktadır. Karadan veya havadan Güney -Kuzey veya Kuzeyden Güney Kıbrıs’a geçişler de polis muhaceret bilgisi dahilinde yapılmaktadır. İç İşleri Bakanlığına bağlı muhaceret dairesi ve polis teşkilatı muhaceret bölümü ile giriş ve çıkışların denetimli olduğu bilinmektedir,dahası online sistemin işlevselliği de vardır. Son günlerde Polis genel müdürlüğünün basına yansıyan haberlerinde diğer operasyonlar haricinde yaptığı kontrollerde yollarda ve seyahat halindeki araçlarda veya,yaya yürüyüşlerinden ülkemizde yaşayan ve yabancı diye nitelendirilen insanların kimlik kontrollerinin yapıldığı haberlerini öğrenenleriz. Bu husustaki hassasiyet elbetteki önemlidir ve polis teşkilatımızı takdir edenleriz. Ülkedeki asayişin sağlanması için hatta bu kontrollerin devamlılığını savunanlarız. 4 Başlı hükümetin bir türlü çözemediği vatandaşlık konusunda mağdur olanların şikayetleri arşa çıkarken hala daha beyaz kimlik, seçme seçilme hakkı olsun mu olmasın mı, yerel idareler derken bu gün oldu hiç bir sonucu olmayan ama hep hazırlık safhasındayız deyip işleri gizli gizli yürütüp bakanlar kurulundan sonra açıklama yapacağız diyen Sayın Baybars’ın da konuşmaları halkımız ve halkımızın ileri gelenleri tarafından değerlendirilmektedir. İşte bu hükümetin, iktidara gelirken verdikleri ve açıkladıkları sözlerinden birisi de nüfüs sayımı yapmaktı ve henüz bu sayımı yapmamışlardır. Bütün bunları yazamama sebeb hadise ise, geçen günkü kontrollerde üçüncü ülke uyruklu tanıdığım kişinin kaldırımda yürürken yolun öte yanında duran polis memuru tarafından sert çıkışlı çağrısı oldu. Anlatan kişi polise demiş ki biraz daha nazik olurmusunuz, demiş demesine de, bir anda boynundan tutulup araçta sorguya çekilmiş bahse konu şahıs yarım türkçesi ile polise izahatını yapana kadar akla karayı seçmiş. İşçiye pasaportu sorulmuş, işe giden bir kişinin her gün önemli bir belgeyi üzerinde taşıması zor , nerde çalışıyorsun denmiş, isim verilmiş. bilahare 2-3 dakika sonra tamam gidebilirsin ile iş tatlıya bağlanmış, halbuki polisin yol kontrollerinde elinde muhaceret online sisteme bağlı cihazı olsa denetimlerin doğruluk payı artmış olurdu. Ülkemizde kaçak diye nitelendirilen ve biçok kişinin tutuklandığını öğrendik. Ülkemizde çalışma izni veya oturma izni ile ikamet eden ve adına yabancı denilen kişilerin çoğunun Türkiye’den gelen vatandaşlar olduğu bir yana 3.cü uyruklu dediğimiz ve genellikle Bulgaristan Türkleri, Türkmenistan, Pakistan ve Uzakdoğu gibi benzeri ülkelerden kişiler ”ekmek parası” için ülkemizde bulunmaktadırlar. Bu kişilererin mevcudiyetin yanında ülkemizde doğup büyüyen ve 18 yaşı dolan kişilerin vatandaşlık işlemleri yapılmadığı gibi bir çok ailede vatandaşlık hakkına kavuşamamıştır. Eğitim alanlar hariç, bu gençlerin ülkemizdeki akibetleri meçhul olmuştur. Beyaz kimlikti oydu buydu söylemleri ile yapılması istenilen hakkaniyet bu kişilerden uzak tutulmuştur. Hatta 174 kişinin vatandaşlığı iptal edilmiş bu kişilerden mahkemeye giden kişiler olmuştur. Neticede yasal yönde ara emri alınmış ve yasal süreç devamı sağlanmıştır. Kaç defa tekrarladık alınan bu haksız kararın geri alınmasını beceriksiz 4’lü hükümetin gruplu siyasi partilerinin başkanları Erhürman ve Özersay’dan istedik. Bu güne kadar geçiştirmeli cevaplar ve yeni sistem dedikleri mevzuatı dinledik. Problem büyük, yaptıkları tek şey yollarda “insan avı” başlattılması yolundaki icraatları. Bu durumda ülkelerine sınır dışı edilenler için devlet bütçesindeki ödeme meblağı ne kadardır? Bu giderlerin maliyeti, bütçede ne kadar açık yaratmıştır. Cevaplanması gereken sorulardır. Yarım adamızda halen ikamet eden ve sorunlu olan kişilerin problemlerinin nasıl çözüleceğidir. “Zamanı avlamak” dedikleri bu olsa gerek…

Ziyaretlerin karamsarlığı

Ziyaretlerin karamsarlığı

Siyasi ekonomik ve sosyal olayların bitip tükenmeyen karmaşasında, bunalan memleketim insanının yaşadığı zorlukların aşikar olan zamanını yaşıyoruz. Siyaseti tecrübesiz kadrolarda şekillenen, fotoğrafında izlerken, tuhaf hallere düşen siyasetçileri görüyoruz. 8 Ocak seçiminden bu güne, geçen sürede doğru dürüst bir iş yapıldığını göremedik. Basın toplantılarında dizelenen maddelerde onu yapacağız bunu yapacağız diyen Başbakan Erhürman esasında kayda değer toplum yararına hükümetine hiç bir şey yaptıramamış sadece bakanlarının getirdiği görevden alma üçlü kararnamelerin ikinci imzasını atıp atamaları Cumhurbaşkanlığına havale etmiştir. Başbakan yardımcısı Kıbrıs meselesi için verdiği demeçleri ile hükümeti bağlamadığı yüzüne karşı söylenirken bir suskunluk içerisinde bakanlığına devam ediyor. İç işleri Bakanlığı “vatandaşlıklar” konusunda bir adım ileri gidemiyor,ama Sayın Baybars bazı bakanlıkların harcamalarını bakanlar kuruluna getirilen önergelerde gördüğü zaman üzüldüğünü söylüyor, neden bu kararlara oy verdiklerinin izahını yapmıyor. Bakanlar kurulunda üç kişi ile koalisyonun ortak Bakanı olduklarını ve kararların oy birliği ile alındığı bilinmezmiş gibi, dışarı çıkıp aksi yönde güya cesurca açıklama yapıyor. Uygulamada yaz döneminde meclisi çalıştıracağız diyenlerin komiteler çalışıyor diye birkaç fotoğrafı yazılı basın ve meclisin twitter hesabından paylaşılsa da iş ola, iktidarca bir sonuca gidilmediği görülüyor.Meclis çalışanlarının meclis tatilde iken haklı grevini görüyoruz. Yazın keskin sıcağı devam ediyor klimasız ortamda, yaşlılar, hastalar olduğu ve nefes almakta zorlandıkları bilinirken, yaşamın elektriğe bağımlı olduğu çağımızda çift katına çıkan elektrik faturalarının , nasıl hesaplandığı anlaşılmayan ve geçmişte ödenenin elektrik paralarının çift katı tutarındaki parasal tutar ile ne yapacağını şaşıran ve mağduriyet yaşayan halkımız kendilerini nasıl bir çarenin ferahlığında bulacaklarının formülünü yine iktidarda arıyor. Kabinede en kıdemli bakan sayılan, Sayın Serdar Denktaş mali konulardaki önerileri ile önce kendi maaşlarımızdan tahsisatları kestik sırasıyla size de gelecek diyor. Kimler diye sorarsanız, kimlerin içinde, üst düzey kamu görevlilerinin makamları vardır. Bahane hazırdır. Klişe söz elimizi taşın altına soktuk,önce kendimizden başladık! Vazgeçin! Allah aşkına! 12-9-3-3 koalisyon başkanları kendi örtülü ödeneklerini nasıl unuttular, Sayın Sibel Siber’de bu konuda Cumhurbaşkanına soru soruyorsa,düşündürücü bir durum. Deneyimsiz bir hükümetin tecrübeden yoksun Türkiye ziyaretlerinin karamsarlığı ile nereye kadar gidileceği meçhul,demek ki, bir an önce bilmediklerini bilip ona göre hareket etmeleri gerekliliği vardır. Türkiye’ye giden bakan ziyaretlerinin gezme nitelikli olup olmadığı bile yarım adamızda tartışılır olmuştur. Ne kadar acıdır,hala daha Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit bir üniversite etkinliğinde , bu kriz ithal kriz değil ”bağımlılık krizidir” deyip Rum dostlarına KKTC, sınırları içerisinden nerdeyse ağlayan ve yalvarır sesi ve üslubu ile çağrı yapıp bizle çözüm yapmazsanız Kıbrıs Türk halkı silinip gidecektir diyebiliyorsa ,hükümetin acizliğini ve ideolojik tavrını net bir şekilde belli eden oluyor. Türkiye’de Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin olumlu geçtiğini Ercan’da açıklayan ama “Tünelin Ucu Karanlık” diyen bir başbakanın ülkesine ne gibi bir hizmet vereceği tartışma konusunun ötesine geçmiştir. Hayvancıların üzerine, biber gazı sıkılırken hükümetin başının habersiz olması mümkün değildir. Şimdi ise Başbakan artık eylemlerde biber gazı kullanılmayacak diyorsa, gülünç bir tavır yaratıyor. Ve “Çok kere muhatabımızı dinlerken neyi açıkladığını değil, içinde neyi gizlemek istediğini düşünürüz. ” şüphesini halkımızda uyandırıyor. Umarız bu günkü hayvancıların eylemi sırasında aklı selim galip gelir ve soruna çözüm bulunur. Dengeler muhafaza edilir. Halkımızın refahı için önlemler alınır.

Okunacak en büyük kitap insandır.

Okunacak en büyük kitap insandır.

Yaklaşık onsekiz ay; ilk bir yıl her gün sonrasında cumartesi, pazar hariç her gün ”Star Kıbrıs Gazetesinde” köşe yazılarımla siz okuyucularım ile beraber olduk. Bu beraberliğimizin oluşumunu sağlayan Ada Tv Haber Müdürü sayın Nihan Yücel’in teşviki çok önemliydi. İlk gazete yazım 12 Şubat tarihinde ”Haberal Kıbrıs” gazetesinde konuk yazar olarak çıktı. Sayın Yurdagül Atun Facebook paylaşımınızı gazetede yayınlamak istiyorum kabul edermisiniz diye sorduğu zaman cevabım evet olurken, bu talep ayrıca benim memnuniyetim olmuştu. Daha sonra 14 Şubat 2017 tarihinden bu güne kadar, her günkü yazılarımı severek ve isteyerek yazdım. Gece saat 00.00 sonrasında Star Kıbrıs gazetesinin internet ortamından yazımın linkini alıp, sosyal medya hesaplarımdan paylaştım. Kimi zaman çiçek,böcek,efsane derken,özünde yazılarımı hep siyasetin bir olayı ile bağladım. Ülkemiz kültüründen bahsederken,yaşanmış olayları yazdım. Siyasetin geçmişten bugüne seyri, genel seçimler, yerel seçimler, kurulan hükümetler ve icraatlar ülkemizde büyük bir çoğunluğun kabul görmediği 4’lü hükümetin ,Siyasi partilerinin 12-9-3-3 aritmetiği içerisinde Siyasi Parti başkanlarının Sayın Erhürman,Özersay,Denktaş ve Özyiğit demeçlerini kendimce analiz ederken ,muhalefete mensup 21-2 aritmetiğinde milletvekiline sahip Sayın Özgürgün ve Arıklı’nın beyanatlarına da yazılarımızda yer verdim. Hemen hemen KKTC Meclisinin canlı yayınlarını hiç aksatmadan tamamını izlemenin bilgisi ile yazılarımda konuşmalara yer verip eleştirilerimi yaptım. Başbakan’ın her cuma yapacağım dediği ama aralıklarla yaptığı basın toplantılarının ilkinden başlamak üzere son bütün bakanları ile yaptığı toplantıdaki açıklamalarına kadar dinledim. İcraatta bir arpa boyu yol alınmadığını herkes gibi ben de gördüm izledim, izlemeye devam edeceğim. Yazılarımda gerekirse 175 gün yer vereceğim diye üzerinde durduğum en önemli konu iç işleri bakanlığı ile bakanlar kurulunun ortak kararı olduğu söylenen, ilk önce 175 sonrasında 174 kişi diye belirledikleri ve vatandaşlıklarına haksız yere son verilen mağdur insanımızın problemlerini gündemde tutmaya çalıştım. Nitekim hukuki zeminde vatandaşlıkların iptali ile ilgili ara emri kararlarının çıktığını görmenin hakkaniyetini hep birlikte yaşadık. Kararın iptalini bekliyoruz. Siyasi partilere mensup milletvekillerinin televizyon programlarını devamlı takip etmeye özen gösterdim. Toplamda bütün yazarların eleştirilerinin, hedefe giderken doğru yönü göstereceği kanaatimi her zaman muhafaza ediyorum . KKTC Cumhurbaşkanlarının Kıbrıs meselesi hususundaki bakışına halktan biri olarak zaman zaman yazılarımda yer verirken ülkemizde barışın olduğunu ancak çözüm fikrine rumların hiç yanaşmadığını ve yanaşmayacağı tesbitlerinin gerekçelerini devlet büyüklerinin konuşmalarındaki hakikatleri okuyuculara aktarmaya çalıştım. Türkiye’mizi gelişen hadiselerde seçimleri, sonucunu hepsinden birkaç cümle olsada yazılarımda bahsettiğim konular arasına girdi. Her müzakere öncesi veya sonrası söylenen kritik günlerden geçiyoruz tesellisinde ,olanları gördük, hep birlikte yaşadık.Biz yaştakiler bu mücadelenin içerisinde olduk. Bu gün bunları neden mi yazıyorum derseniz, belkide bir buçuk yılın konularının muhasebesinde siyasi,ekonomik ve sosyal içerikli konularda yazdıklarımı kendimce toparlıyor olmam gerektiğini hissettiğimden ve okuyucularıma karşı duyduğum mesuliyet gereğidir. Ağustos ayı süresince yazılarıma ara vereceğim. Eylül ayında buluşmak umudu ile hepinize memleket sevgisi ve aidiyeti ile refah dolu günler dilerim. Unutmayın! “Okunacak en büyük kitap insandır.” Sizlersiniz!

Tecrübenin olmadığı yerdeyiz

Tecrübenin olmadığı yerdeyiz

Yaz ve sonrası sonbahar, insanlar kendi mevsimlerini ruhlarında ve düşüncelerinde tayin ederken vaktin öneminde süreç çalışır. Gittikçe ısınan ve kazan içinde kaynayan suyun buharının oluşturduğu nemin bunaltıcı sıcağının gündüzde, gece boyunca kendini hissettiren ve insanın direncinde etkili olan bir havadayız. İnsan davranışlarında ikliminde tetikleyici unsuru yatsınamaz. Bu çerçevede sosyal, ekonomik ve siyasi gelişmeler içerisinde kaynar suya düşmüşüz gibi 4’lü hükümetin tecrübesiz ve sadece gösterişten, öteye gitmeyen tavırlarına,halk olarak feveranlar içerisindeyiz. Eski yıllarda yorgunum diyen çok az kişi varken şimdilerde herkesin yorgunluktan şikayet ettiği zamanı yaşıyoruz. Her günün ağrıları, insan vücudunda yerleşmiş gitmek bilmeyen bir halde ısrarla diğer memleketim,ağrılarına arkadaşlık yapıyor. Bu ara ülkemizde en çok sevilen şarkılar arasında Mümin Sarıka’ya sesinden dinlen bir güzel şarkı dillerden düşmüyor… “Ben yoruldum hayat gelme üstüme, Diz çöktüm dünyanın namert yüzüne, Gözümden gönlümden düşen düşene, Bu öksüz başıma göz dağı verme. Ben yanıldım hayat vurma yüzüme Yol verdim sevdanın en delisine, O yüzden ömrümden giden gidene, Şu yalnız başımı eğdirme benim. Ben pişmanım hayat sorguya çekme, Dilersen infaz et kar etmez dilime, Sözlerim ağırdır dokunur kalbe, Şu suskun ağzımı açtırma benim. ” Ve işte; zamanımızda şarkı sözlerinde kendini bulan hayatların hikayesindeki hüzün ve hakikat. Neden böyle olundu, nasıl insanlar bu kadar karamsarlık içerisinde hayat yolunda ve huzursuz olarak ilerliyor hepsi bir bütünün, anlamında sonuç buluyor. Dayanma gücü yaşam sevgisi ise onları dürtüyor.Yaşam devam ediyor. Ülkemizde her yerde olmayan pahalılık ve geçim derdi gittikçe artıyor, eşlerin çalışması ,aile büyüğü yoksa, evde bakıcı ihtiyacı bir yana ailede hastalık olması ile bakıma muhtaç ana veya babanın,bakım ihtiyaçları da çocukları üzerinde manevi baskının en büyüğü oluyor. Tabi ehil bakıcı bulmanın zorlukları, bulduktan sonra çalışma izni çıkarmak için yasal prosedürün ağır yükü, af kapsamında olmayan çok kişinin nüfus içerisindeki kaçak statüsü, vatandaşlık verilmeyen yılların birikmiş nüfusu derken bir takım sosyal yöndeki patlamalar ile insanı esir alan asabiyetin getirdiği sağlık problemleri her evin peşini bırakmıyor. Bütün bu sorunların çözümünün geçtiği yol ise ekonomik istikrar ve siyasi güç.KKTC ise, ne yazık ki siyasi güç bu günlerde yine görevden alma konusunda müdürler üzerindeki baskıyı Bakanları vasıtası ile kişilere uygulamada sınır tanımayan formüllerle biz sizle çalışmayı isteriz ama partimizin merkez kurulları sizleri görevde bırakmamamız için karar üretti diyorlar.Yani bürokrasiyi siyasi partilerin karar mercileri yönetiyor. Vakti zamanında görevden alınma konusunda bir yıllık stresi yaşayan bir bürokrat olarak olarak, şimdiki düzenin yarattığı olumsuz koşulları belkide en iyi anlayanlardanım. Nitekim benden sonraki müdür atamaları hiç resmileşmemiş, vekalet devri ile Süt kurumu müdürlüğü yürütülürken mevcut dar kadro içinde ”birikmiş müdür“ faslına geçilmiştir. Diğer yandan görevden seçim yasakları arifesinde alınan 4 üst kademe yöneticisi müdürün, maaşları ödenmemiş yine konu mahkemelere taşınmıştır. Söyleyecek sorunların çok olduğu bir dönemde, meseleleri anlayacak tecrübenin olmadığı yerdeyiz.Varsın Başbakan Sayın Erhürman biz yaparız desin. Görünen köy kılavuz istemez. Zihinleri yorgun olanların, değiştirin diyenlerin ne demek istedikleri ise kargaşalık yaratan anlatımlarında günü birlik bir yaşamda “bu gün git yarın gel” anlayışında boşa geçrilen günlerdeyiz.

Vatandaşlık hakkı

Vatandaşlık hakkı

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş için büyük bir hazırlık içinde. Yasal prosedür işletiliyor. Başbakan’a ait tüm yetkiler Cumhurbaşkanına aktarılacak. Türkiye Temmuz ayının ilk haftasında, gündemi ile haberlerde sıcak yerini muhafaza edecek ve mevzuatın hazırlıklarının yapılmasına müteakip 600 milletvekilinin yemin edeceği gün için TBMM hazırlıklarını yapmış durumda Yüksek Seçim Kurulu kesin seçim sonuçlarını 5 Temmuz’da ilan edecek ve Anayasa’ya göre, seçim sonucunun ilanının üçüncü gününde, yani 8 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Pazar gün saat 15.00’te kendiliğinden toplanacağı biliniyor. Milletveklerin Yemin metni ise Türkiye Anayasasındaki şekli ile yapılacaktır. Yemin aynen şöyle; ‘Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.’ Ülkemizde mevcut 50 milletvekilinin KKTC anayasaya uygun yemini ise aşağıdaki gibi olup bazı farklılı ifadeleri yemin içeriğinde görmekteyiz. İki yemini de birlikte yazıma aldım. ‘Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.’ 8 Temmuz 2018 tarihinde milletvekillerinin yemini sonrası Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin etmesi ile yeni sistemin bakanlar kurulunun açıklanması bekleniyor, bakanların atanması için süre olmamasına rağmen Sayın Erdoğan’ın 16 Bakanı ayni anda ataması siyasi çevrelerce beklenmektedir. Sayın Erdoğan,1 No’lu kararnamesi yayınlanacak. Bu kararnameyle bakanlıkların kuruluşu sistem içinde yerini alacak, yeni teşkilat şeması belirlenecek. 16 bakanlığın kuruluşuna ilişkin kararnamelerin yayınlanmasının hemen ardından da bakanlar atanacağı haberlerde ifade edilendir. Böylelikle bürokraside bürokratlar yeni sistemde atamalar ile yeni teşkilat prosedüre göre makamlarını bulacaktır. Elbette beklenen, KKTC ile olan siyasi,ekonomik ve sosyal ilişkilerin koordinasyonu yeniden yapılandırılacaktır. Bu aşamada beklentimiz yine yazmakta tekrarlamakta fayda vardır,vatandaşlık konusunda vatandaşlıkları iptal edilen 175 kişinin kararının ülkemiz yetkililerince yani 4’lü hükümet bakanlar kurulunca geri alınmasıdır. Vatandaşlık hakkı kazananlara ise vatandaşlık haklarının verilmesinin acilen yapılmasıdır. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ilk ziyareti KKTC ve Azerbeycan olacağı ve bu tarihin 10 Temmuz olacağı varsayılırken 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı etkinliklerine Türkiye’den gelecek olan siyasilerin kimler olacağı gündemin esas beklentileri içerisine girmiştir. Yeni Cumhurbaşkanlığı döneminin Türkiye ve ülkemize hayırlı olması ise temennimizdir…

Sert Yanıt

Sert Yanıt

Geçen haftanın önemli bir programı ‘Halk Meclisi Özel’de Sayın Reşat Akar’ın konuğu Ulusal Birlik Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün oldu. Programın tekrarının bayram günü sabahın erken saatlerinde yapılması ile sorulan sorulara verilen cevaplar daha dikkatle dinlendi. Sayın Özgürgün’ün Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığının olup olmayacağı soruldu. Sayın Özgürgün bu konuda net bir görüş belirtmedi.Ancak cevaplarından edinilen kanaat parti amblemi altında aday olabileceği oldu. Sayın Özgürgün şimdi öncelikli konularının 24 Haziran Yerel seçimler olduğunu bu hususta KKTC genelinde yoğun çalışmaları ve aday tanıtımları olduğunu söyledi. Hükümetin çalışmalarını eleştiren Özgürgün 4’lü koalisyon icraatlarındaki tutarsızlığı ve kabineyi kararsızlıkla suçlayıp her bir ortağın ayrı telden çaldığını ve tecrübesiz hükümetin devamlı yanlış kararlara imza attığını söylemiştir. Sadece mazaret üreten bu ortaklığın zamlarla halkı bunaltığını ifade eden Özgürgün sandık iradesinin %36 oy ile 21 Milletvekilini UBP verdiğini,diğer 4 partinin inat hükümeti kurduklarını ,kendisin halen hiç bir parti ile hükümet kurmam diyecek kadar tecrübesiz olmadığını ise açıklamalı olarak kamu oyunun bilgisine getirmiştir. Mevcut ortakların Meclisde nisap sorunları ile genel kurulu açamadıklarını hükümet oluşturan partilerin nisabı sağlaması gerektiğini tekrarlarken nisap için muhalefeti suçlamalarında traji komik bir hal sergilediklerini belirtmiştir. Sorulan sorularda UBP-DP koalisyon döneminde verilen ve vatandaşlıkları iptal edilen mağdur kişilerin durumu da vardı. Özgürgün iptallerin kabul edilemez olduğunu, ilgi bakanlığın listelerdeki isimler ile oynamasının yapılan yanlışlarda,yanlış olarak karşılık bulduğunu ve Savcılığın bu iptallerle ilgili kararın mahkemede savunmasını yapmayacağına ilişkin görüşlerinin bariz olduğu bir konuda kararın iptalinin gerekliliği üzerinde durmuştur. Dokunulmazlık konusunda kesin ve öz konuşan Özgürgün kürsü dokunulmazlığı dışındaki dokunulmazlıkların kalkmasından yana oy kullanabileceklerini de ifade etmiştir.Özel sektörün sıkıntı içerisinde olduğunu ancak hükümetin dokunulmazlıklar ile vakit geçirdiğini, mal beyanları ile ilgili sorular da ilk ağızdan cevaplanırken, Kurultay için adaylığının kesin olduğunu Kurultayın erkene alınmasının mümkün olmadığını ve Eylül ayından itibaren Kasım ayına kadar örgütler ve İlçe Kongrelerinin yapılacağını,parti milletvekili sayısının kendi genel başkanlığında girilen seçimde arttığını bunun başarısından gurur duyduğunu tekrarlayan Sayın Hüseyin Özgürgün rahat ve kendinden emin bir duruş sergilediği bu programda kendinden oldukça emin cevaplar vermiştir. Sayın Aytuğ Türkkan soruları da oldukça iyi seçilmiş sorulardı ve kamu oyunda cevabı istenenlerdi . Hatta program sonunda Sayın Özgürgün’e eşinin siyasette yaklaşımda eşini destekleyip desteklemediği sorusuna kadar programda sorulmuş,Özgürgün ise siyesette eşe az zaman ayrıldığını ancak eşininin kendisinin faaliyetlerine sıcak baktığını da sözlerine eklemiş espirili bir deyimde kullanmıştır. Sayın Özgürgün’ü dinledikten sonra vatandaşlık iptal kararlarının kaldırılması gerektiği üzerinde yazdığımız yazıların isabetli olduğunu, laf kalabalığı içinde doğru yaptıklarına kendilerini inandırmaya çaba gösterenlerin doğruları maalesef göremediğini hatta Sayın Baybars’ın ayni gece bir başka televizyon kanalında biz önerge yaptık Bakanlar kurulu kabul etti diyerek vatandaşlık iptallerine ortaklarını da dahil ettiğini kendi sesinden dinledik. Burda esas sorulması soru neden bir önceki hükümette Sayın Serdar Denktaş varken şimdi ses çıkarmıyor. Bilmelidir ki bu sessizlik vatandaş arasında kaygı yaratıyor. Kaldı ki Sayın Denktaş geçmiş hükümet döneminde yine ayni meclis kürsüsünden vatandaş yapmaya devam edeceğiz diye o zamanki muhalefete CTP’ye sert yanıtlar verendi. Şimdi neden susuyor.? 24 Haziran seçimleri gerek Türkiye’de gerekse ülkemizde siyasete, yeni bir dönemi getirecektir.Hayırlısı ne ise, nasip kısmet diyoruz, az kaldı, siyasetin rotasında göreceğimiz çok şey vardır.

İzlemeye devam…

İzlemeye devam…

Parlamenter sistemde halkın iradesini taşıyacak ve siyasi kurumlar tarafından seçilebileceği varsayılan kişilerin aday gösterilerek temsiliyetini Meclis’te sürdürmeleri için anayasada belirtilen şekli ile genel seçimler yapılır. Adaylıkları, sundukları dosyalar çerçevesinde YSK tarafından ve bilahare sandıklarda onaylanan kişiler bulundukları siyasi partinin yüksek seçim kurulundan milletvekili olduklarına ilişkin mazbatasını alarak Meclis’de Anayasada yazılı metin üzerinden yemin ederek görevlerine başlarlarlar. Görevleri başlarken üstlenecekleri bütün siyasi makamların görev yetki ve sorumlulukları ve anayasal hakları vardır. Milletvekilleri mensubu oldukları siyasi parti disiplini içinde görevlerini yürütürler. Dokunulmazlığa gelince Anayasa gereğince milletvekillerine verilen bu hak, görevlerini kuşku ve korkudan uzak kalarak, kamu işlerinde başarıya ulaşmalarını sağlamak amacıyla, yasa ile tanınmış bir ayrıcalıktır.Milletvekili yasama dokunulmazlığı, seçimden sonra ya da önce bir suç işlediği iddia edilen milletvekilinin meclis kararı çıkmadıkça, sorguya çekilmemesi, tutuklanamaması ve yargılanamamasıdır. Yasama dokunulmazlığının temel amacı, milletvekilinin görevini her türlü kuşkudan uzak olarak yapmasını sağlamaktır. KKTC Anayasasının 84’üncü maddesinde de, dokunulmazlık hangi hallerde kaldırılabilir madde madde yazmaktadır. Bu konunun devamlı gündemde tutulması iktidara mensup 4’lü hükümetin hakikaten kabak tadı veren söylemlerinin tekrarı olmaktan başka bir şey değildir. Hadi,şimdilik 27 milletvekili ile meclisteki oy çokluğu ile övünen bir iktidar vardır ve istedikleri şekilde komisyon kurmaya evet diyebiliyorlar. Komisyon kararı çıkmadan ego ve önyargıları devreye girebiliyor komisyon raporu sonucu çıkmadan ne şekilde olursa olsun o dokunulmazlığı kaldıracağız diye müdahalelerini yapıyorlarsa ve bizim oyumuz HP olarak evet olacak peşin hükümü devreye sokuyorlarsa, ve Sayın Kudret Özersay’ın tehdit nitelikli bu açıklamasına, ortakları cevap vermiyorsa, bunu anlamak mümkün değildir.4’lü hükümet sayesinde yapılan yanlışlarını görenler gittikçe artıyor. Vatandaşlık konusunda, ülkemizin kimliği verilen ve KKTC vatandaşlığına geçirilen TC uyruklu kişilerin durumu yakınen takip edilmektedir.Savcılık nezdinde, Bakanlar Kurulu iptal kararınızı savunamayız diye bildirim yapıldığına ilişkin tavatır almış başını gidiyor, ilgi bakanlığın savunma güçlüğü var, yanlış yaptık demek de bir erdem, deyip kararın iptalini yapmak varken bu israr niye? Yoksa tek başına iktidar deyip, yarım yamalak iktidar olabilmeyi yakalayanların birbirleri ile paslaşarak mevcut koltuklarını korumanın adı söz verdik yaparık mı oldu? Diğer yandan Maliye Bakanı Serdar Denktaş görevden alınan 5 kişinin aniden kadro fazlası olma hali yaratıldığı için maaşlarını öderken avans maaş ödemesi yaptıklarını kürsüden itirafı ve yasal değil ama insiyatif kullandık demeleri doğru mu? Ya kamu reformu deyip yasal değişiklikle kamu görevlilerinin müktesep hakkı olan yıllık izinler ve hastalık izinleri ile azaltma yönünde, oynamaya karar veren ve yasa tasarısını resmî gazetede ilan edenlere ne diyeceksiniz? Toplu İş sözleşmelerinde bu maddelerde devletin uyguladığı izin sistemi uygulanır maddesine atfen bu durumda kendiliğinden değişmiş olmayacak mı? Kamu görevlilerinin % 60 yararlı görev yapmıyor diyerek ,denetlemek kendi uhdesinde iken memuru bu şekilde yararlı, yarasız diye ikiye bölen hükümetin başı Sayın Tufan Erhürman ‘kamu reformu ‘ deyip sendikalar ile de istişare ettik diyerek, Baş yardımcısı Sayın Kudret Özersay ile kamuda verimliliği bu şekilde mi disipline sokmaya çalışıyor. Susma susarsan sıra sana gelecek diyenlerin siyasi kaprislerini görmek de varmış.Ya sendikalar üyelerinin haklarını nasıl savunacak dersiniz? Duamız hiç bir kimsenin hayatta akıl izandan yoksun olmaması.İzlemeye devam edeceğiz.