Tag: yangın

Dikenle birlikte olan gülden sakın

Dikenle birlikte olan gülden sakın

Haşare zamanı, ne kadar börtü böcek varsa bilhassa sivri sineklerin hem can yaktığı hem hastalık yapabileceği yaz aylarına gireceğimiz vakitteyiz. Bu aşamada mevcut 28 Belediyeye fazlası ile iş düşmektedir. Özellikle birikinti su olan yerlerin kurutulması gerekecektir. Kuru ot temizliğinin yapılması ise ot sineği dediğimiz ve sürü gibi etrafta dolaşan sineklere de çareyi mutlaka bulmalıdırlar. Bilindiği üzere sivrisinekler, üremek ve çoğalmak için uygun su kaynaklarını seçerler. Su kaynakları nerelerde olabilir diye bakarsak yol kenarlarındaki sazlıklarda , bataklık, göl gibi doğal alanlarda, ayrıca ev bahçelerindeki veya apartman balkonlarındaki bir saksının dibindeki biriken suda, bahçelere atılmış kullanılmayan bir araba lastiğinde plastik mop kovalarında bırakılan ve bekletilen suda, olabilir. Dikkat edilmesi gereken çevrenizde oluşan ve bir haftadan fazla bekleyen sular tehlike kaynağıdır.Su depolarının üzerleri de kontrol edilmelidir.Bahçedeki el arabaları bazı gereçlerde bekletilen suların boşaltalılması bir yana, çatı yağmur su oluklarınızın temizletilmesi gerekir. İçişleri Bakanı Sayın Ayşegül Baybars ve Sağlık Bakanı Sayın Ali Pilli’ye de bu yöndeki tetbirlerin alınması için büyük görev düşmektedir. Halkımızın alacağı tetbirler ne kadar olursa olsun bu sineklerin bertaraf olması için yeterli olmayacaktır dolayısıyla belediyeler ile işbirliğinde, personel takviyesi ile müşterek kontrollerle, sivrisinek mücadelesi derhal başlatılmalıdır. Denetimi de yapılmalıdır. 2019 yılında ülkemizde Adada ilk kez geçen sene GKRY bir kişi de görülen “Batı Nil Virüsü” ülkemizde de bilhassa Mağusa bölgesinde görüldüğü haberlerde yetkili doktorlar tarafından belirtildiği, hatta vakanın ölümle neticelendiği akıllarda yer etmiştir. Bu virüsü taşıyan sineklerin bulaşı yaydıkları gerçeği ile beyin iltihabı gerçekleştiği de ülkemizde olduğu, hatta bu konuda belirti gösteren diğer, kişilerin kan örneklerinin tahlil için Türkiye ‘ye gönderildiği haberi de bölüm şefi doktorunun verdiği bilgiler ışığında yerel gazetelerimizde haber yapılmıştı. Her halükarda sinekler hoş ve sevilesi canlılar olmaktan ziyade hastalık taşıyıcısı olmaları nedeni ile sivrisinekler ile mücadele şarttır. Tabi şimdi Batı Nil virüs tesbiti devlet hastahanesi laboratuvarında tahlil edilebilir mi? ayrı bir sorudur. Genç ve yaşlı hastalarda Batı Nil Virüsünün kişideki hastalık belirtileri farklı olduğu gerçeğinden hareketle gerekli bilgilerin işin uzmanı doktorlar vasıtası ile Sağlık Bakanlığınca yapılmalı bu tür mücadele için Sayın Başbakan Ersin Tatar ve hükümet bu konuda belediyelere maddi kaynak aktarmalıdır. Corona salgınını henüz adamızdan def etmeden Batı Nil Virüsü salgını yerleşim birimlerimizde başlamamalıdır. Şimdiden balkonlarda veya bahçelerde oturulması, sinek istilası ve sokmalarından mümkün görülmemektedir.Belediyelerin araçlarla yaptığı ilaçlamalar yetersiz olup daha çok sineklerin açık kapı/pencere bulunması halinde ev içlerine girdiği geçmiş senelerde gözlemlenendir. Yaz mevsiminin yakıcı sıcak günleri, bütün şiddeti ile adamızda hükmeder vaziyettedir. Mayıs ayında hiç görülmemiş sıcaklık klimalara davetiye çıkarıyor.Tabi elektrik faturaları cep yakacak o ayrı bir konu. Çaresizliğe çare arıyoruz. Bütün belediyeler olası yangınlara sebebiyet verecek hususlara da dikkat etmeli Ulaştırma Bakanı Sayın Tolga Atakan ise şehirler arası yol güzergahlarında yol kenarları için yangın tetbirleri almalı, Tarım Bakanı Sayın Dursun Oğuz ise arazi ve dağlardaki yangın yol aralıklarının yeniden denetimini ilgili dairelere yaptırmalıdır. Ne demiş Mevlana “Dikenle birlikte olan gülden sakın, yılanla beraber yaşayan sinekten uzak kaç.” O halde karar ve tetbir hepimizin …

Yoğun performans

Yoğun performans

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde birçok sorun çözümü için yöneticilerden karar bekliyor. Eğer önceden problem yaratılmaması için önlem alınamıyorsa ortada çok ciddi sorunlar var demektir. Yöneticilerin ortadaki sorunun nedenlerini bulmak araştırmak ve çözmesi için bir takım araştırmalar yapması rutinde olması gerekendir. Ortadaki sorunun ne olduğunu, bu sorunun neyi işaret ettiğini ve sorunun altında gizlenen nedenlerin bir bir tesbit edilmesi şarttır. Her sektörün kendi bünyesini ilgilendiren ve kendi içinde halledemediği işini doğrudan dış etkenlerin sebep olduğu problemleri vardır. Sorunların çözümü için ise eldeki verilerin örneğin istatistiki bilgilerin, girdi çıktı maliyetlerinin analizi ile planlama oluşturulması ve çözüm alternatiflerinin devreye girmesi zor durumlarda tercih edilen metodlardır. Kurumlar arasındaki bilgi alışverişi ,kaynak bilgilerin karşılaştırması yapılırken ast üst ilişkilerindeki bilgi alışverişi ve geri bildirim oldukça önemli faktörlerdir. Amaçlanan hedefe varışta izlenecek yolun etaplarında insan kaynaklarının tecrübe ve donanımı ise göz ardı edilemez olandır. Siyasi partiler iktidara talip olurken halkın iradesini mecliste temsil edecek adayları saptarken ülkenin genel sorunlarına hakim, sevilen sayılan ve oy potansiyeli olan kişileri seçip aday listelerinde yer verilmesini sağlarlar. Sivil Toplum kuruluşları ise ülkede vazgeçilmez olan baskı gruplarını oluşturur. Ancak sivil toplum kuruluşları kendi üyelerinin sorunları ile ilgilenirken bazı kuruluşların kendi sorunları dışında siyaset içinde siyaset yaptığı açık ve barizdir. Ezelden beri ülkemizde hayvancılıkla ilgili üreticinin derdi büyüktür. 8 Ocak 2018 seçimlerinde 4’lü hükümetin 12 milletvekilli CTP ‘nin Şimdiki Başbakanı Sayın Tufan Erhürman Mağusa bölgesinde aday listesinin 3. Sırasında Hayvan Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğluları’nı kontenjan adayı gösterdiğinde Birlik başkanının tecrübesinde hayvancıların sorunlarının çaresi olacağı herkesçe ifade edilen oldu. Sayın Erhürman kabinesine dıştan arama yapmasına rağmen ülkenin büyük bir kitlesini temsil eden Birlik Başkanı Mustafa Naimoğlu’nu dıştan bakan olarak atamadığı ise zihinlerde soru işareti olarak kaldı. Hayvancılar sorunları için 3 Mayıs’ta Güzelyurt’ta eylem gerçekleştireceklerinin duyurusunu yapmışlardır. Nitekim Güzelyurt’ta eylem ateşi yakmışlar ve Birlik başkanı Sayın Mustafa Naimoğulları 4’lü hükümete yaptıkları çağrı ile ‘çözüm için önerilerimiz masada, konuşmaya hazırız. Hayvan üreticisi böyle giderse batacak. Üç-beş kuruşun pazarlığının derdinde değiliz. Çağrılarımızı dikkate alınmaz ise, Lefkoşa’da nasıl bir eylem yapacağımızı görecekler” diye beyanat vermiştir. İşte bu durumda çözümü bilen kişilerin neden makamda olmadığı elbette sorgulanacak bir sorudur. 3 Mayıs’ta Cuma yazımı yazarken arka odada açık pencereden içeriye giren yoğun koku üzerine kendimi evin ön balkonunda buldum. Derhal 199 itfaiyeyi aradım,belli ki önceden aranmışlardı araç yoldadır dediler. Hemen oğlum evin etrafını toprağı ıslatın deyip yangın yerine koştu. Bu arada siren sesleri etrafı çınlatırken dereden alevler rüzgarında etkisi ile hızla bize yaklaşım içerisinde zeytin ağaçlarını yakarak ilerliyordu. Anında müdahale yangının ilerlemesini önledi ancak içten içe yanan asırlılık zeytin ağaçları kesilmeye başlandı. Yangının çıkış nedeni ve zararla ilgili mutlaka itfaiye ve olay mahaline giden ilgililerce açıklama yapılacaktır. Olayın korkunç boyutu için 199 aradığım telefondan,yangını az da olsa videoya aldım. Twitter paylaşımı yaptım. Ayrıca anında ada tv müdürü Nihan Yücel’i de aradım . İnsanın korku dolu anlarda dahi, çevrede yangın çıkabileceği ihtimali olabileceğini paylaşıp göstermesi gerekir. Demek ki ağaçlık bölgelerde ikamet eden ev sahiplerinin de alacağı önlemler vardır. Yangın yolları açmak gibi… Ne demişler ‘ Elinle Yaktığın Ormanı Gözyaşıyla Söndüremezsin’ Tedbir gerekli olandır. İtfaiye mensuplarına gösterdikleri yoğun performans için teşekkürler.

Yeşil sevdanın yok oluşu 

Kıbrıs’ta komşuluk ilişkileri bilhassa sosyal konutlarda, eğer ev sahipleri ilk günden itibaren aynı evde oturuyorsa oldukça güçlüdür. Yaşamayan bilmez… O ilişkilerde düşünceler hangi telden çalarsa çalsın samimiyet vardır, sevgi vardır… Aradan geçen uzun yıllar vardır… 


KKTC inşaat sektörü adeta her aileye bir ev stratejisi ile görev üstlenmiş vaziyette. Ancak dikey büyüme gerek çevre sorununu gerekse çarpık kentleşmeyi beraberinde getirmiş ve bilhassa turizm kenti Girne ‘de bu görsel bozuntu gözlere sokulur hale gelmiştir. Devlet eliyle konut yapımına ihtiyaç kalmamıştır… 

Bizler ilk toplu konut diye nitelendirdiğimiz evleri Lefkoşa’da Belediye Evleri, Polis lojmanları ile Samanbahçe evleri diye bildiğimiz yerlerde gördük… Halen bu evler yerlerinde duruyor… Çağlayan bölgesinde Belça, Öğretmenler Bankası yolu üzerindeki Polis Apartmanı ile yeni trafiğe açılan askeri bölge yolu kavşağında, Türk Rum sınırında mevcut polis apartmanında aileler oturmakla beraber binalar, bakımsız ve evler dökülür vaziyettedir… Mimar ve Mühendisler Birliği de ayni konumda görev yaparken bu konularda projeleri var mı sormak gerek… Hemen yandaki evler için ve bilhassa çocukluk dönemimizden bildiğimiz babamın öğrencisi öğretmen Hüseyin Kanat’lıya ait olduğunu veya oturduğunu bildiğimiz ev tamamen bir harabe şeklindedir… Hüseyin Kanatlı ise muhteşem sesi ile var olan Kıbrıs Radyolarının efsane ismi… Evi her gördüğümde terk edilmişliğe şehir içinde sevk edilen bu gibi evlerin akıbeti ile kim uğraşacak diye elimde değil, düşünüyorum. Olsa olsa fare yuvası olmaması açısından Belediyelere de iş düşer diyorum. Bir vesile ile gittiğim şehrin göbeğinde polisin yan sokağındaki kitapçının ara yolundan Samanbahçe evlerinin yeniden yapılan restorasyonu ile göze çarpan çekici nostaljik görüntüsüne de hayran olduğumu belirteyim. KKTC hükümetleri Devlet Sosyal Konutlarını yapmaya başladığı 1980’li yıllarda o zamanın hükmünde belirtilen müracaat tarihine kadar 1750TL yatırım ve toplamda 27500 TL mal olacak evlerden on yıl taksitle belirtilen kıstaslara girenleri ev sahibi yaptı. 

Lefkoşa, Girne, Mağusa Sosyal Konut Projesine dahil ilçelerdi. Hangi evin, kimin olacağı belli olmayan ama Girne’nin çok müstesna dağ eteğine yapılan, konutların, sahiplerine kura ile teslim edildiği günleri bizzat yaşadım, yol içinde sıra sıra sandalyelerde oturan kişilerin acaba bize köşe çıkar mı heyecanı ile ilk defa birbirleri ile tanışan, yüzlerce kişinin meraklı bekleyişleri ve sonuçta bu gün için birçok kişinin halen dipdibe oturduğu evlerinde var olan o inanılmaz komşuluk ilişkilerindeki devamlılık ve dayanışma hakikaten kayda değer ilişkiler. 

1987 yıllarında sokak başından itibaren iki yana ekilen ağaçların yeşilliği Girne Belediyesinin büyük katkıları ile yapılan parke kaldırımlarda güzelliğini korurken, o yıllarda, aradan yoldan görülen deniz, yüksek binalar nedeniyle artık görülmüyor… Kalkanlı yangın, çağrışımı ile Kıbrıs Türkünün 1974 sonrası yaşadığı en acı olay 1995 Beşparmak Yangınını Sosyal Konutlardan izleyen hatta evleri tahliye ederken öncelikle kitapları toparladığımız üstelik dağ yolundan Lefkoşa’ya taşınılan günleri hatırlayıp yeniden acı acı kahırlandım. Dahası karşı komşum Suna Hanım, yeniden anlattı, Erman’ımızın evden ayrılırken kanarya kuşunu konutlara sirayet etmesi an meselesi olan yangından kaçırışları, Diş hekimi Pertev beyin ev çatısına savrulan yanık kozalakların yatak şiltesini yaktığını, mahallenin evlerde biriken külleri temizleme dayanışması üzerinden geçen tam yirmi iki yıl… Her orman yangını, insan yüreğindeki, dayanılmaz bir sızıdır… O zamanın unutulmaz olan yangını, Kıbrıs’ın kuzeyini bir uçtan bir uca yakıp kavurmuş, bitki örtüsünü 4 günde mahvetmişti. Anlık dikkatsizlikler asırlık ‘yeşil sevdanın’ yanışı oluyorsa, ne mi yapacağız, ağaçlık bölgelerden geçişimizde, elimiz araçlarımızdan dışarıda değil, vicdanınızda olması gerçeği ile yeşile olan sevdamızın küle dönmemesi için dikkatli davranmalıyız