Author: tberova

Üzerine güneş doğan gün..

Üzerine güneş doğan gün..

Cuma oluşu hakkında Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur. “Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür’ Bizler de bu günün her daim kıymetini bilenler olarak bu günde genellikle duayı yüreğimizden eksik etmeyenleriz… Yapılan duaların yerine ulaşmasına da avuç açanlarız. Bu konular manevi açıdan insan kalbinde huzur denen mefhumun kapılarını açandır. Ben de bu gün için haftalardır babamın eğitimde altmış yıl deyip kendi çocukluğundan başlayıp o günlerdeki yaşanmışlıkları zaman zaman bu günkü yaşadıklarımız gündelik hayatla karşılaştırıp yazıyorum, yazdıklarımı sizlerle paylaşıyorum… Geçen yazımda babam Hüseyin Özdemir’in ikinci dünya harbi sırasında öğretmen olarak bulunduğu Larnaka’yı onun kaleminden sizlere aktardım… Daha sonra bizler öğrencilik yıllarımızda Larnaka’ya gittik. Sahilde annemlerin Behlül beyin evinde deniz ile aralarında yol olan evlerinin sırasındaki, evde oturduklarını, Ayten hanımın sütçülük ile uğraştığını ,kazan başında hellim yaptığını görenleriz. Ayten hanımın kızı Füsun ise benim uzun yıllardır görmediğim sınıf arkadaşım idi… Eşim ise daha sonraki yıllarda Larnaka hayvancılık dairesinde çalışmış mühendis arkadaşı İlbilge ile Lefkoşadan Larnaka’ya göreve gidip dönmüşlerdir… Daha bir çok anı o günlere mahsus zihnimizde kayıtlı ,zaman zaman hatıralarımızda yer edenler… Evet babam Tuz golünden bahsederken bu gölün tuzunun dış memleketlere gönderildiği ibaresini kullanıyor… Bilindiği üzere ‘Hala Sultan Tekkesi ‘Kıbrıs`ın en ünlü tekkesidir. Larnaka`da Tuz Gölü yakınlarında bulunan ve Kıbrıs`ın yedinci ve onuncu yüzyıllar arasında Araplar tarafından fethi sırasında Hz. Muhammed`in yakını olan Hala Sultan`ın vefat ettiği noktada, muhtemelen 647-649 yılları arasında inşa edilmiştir… Babam anılarında Türbeyle ilgili, üzerinde havada asılı duran siyah bir göktaşı efsanesi olduğunu da belirtirken türbenin etrafının kadife kumaşla o zamanlarda kaplı olduğunu, kendisinin taşa baktığı zaman taşın ilerleyen zamandan olsa gerek çelik direklerle desteklendiğini gördüğünü yazmıştır… O zamanlarda bayramlarda orda kurban kesildiğini orda yemeklerin ücretsiz sevabına dağıtıldığı ayrıca camiin imamının Türkiye’den geldiğini babam notlarına eklemiştir… Günümüzde ise bürokratik engellerin aşılmasının ardından, hayırseverlerin ekonomik desteğiyle her geçen gün daha fazla ziyaretçiye kavuşan Hala Sultan Tekkesi’ne her Cuma saat 10.30’da Metehan Sınır kapısından ücretsiz otobüs kalkıyor olması yazılı bilgilerde ifade edilirken Kıbrıslı Türklerin yoğun bir şekilde ibadetlerini yaptığı camiin imamı Şakir Alemdar’ın beyanatlarında var olandır…Hala Sultan Türbesine 50 dakika süren bir yolculukla Lefkoşa’dan gidilebilmektedir… Babam Larnaka’ da okul müdürünün Niyazi bey olduğunu, müdürün çiçek sevgisi ile okul bahçesini çiçeklerle donattığını yazarken Niyazi beyin 57 yaşında olduğunu, sınıfta konuşan öğrencilere tahammülü olmadığını hatta bir gün kendisinin jimnastik dersinde iki öğrenciyi çıkın dışarı derken kendisin müsade etmediğini onun da çocukları affettiğini ayrıca kendisini de üst makamlara şikayet etmediğini ifade ederken okula yaya gelip gittiği için babamın ıslandığını gören Niyazi Efendinin kendisine muşamba aldığını da notlarına eklemiştir… İnsan yüreği Cuma günleri manevi değerleri içinde nedense çok hassas bir denge içinde, kalp atışlarına sebebiyet veriyor… Seçim gününe bu günden itibaren 22 gün kalmıştır… Tüm siyasi partilerde çalışmalar propaganda reklam derken siyaset sokaktaki heyecana vasıl olmuştur… İktidar olmak için mücadelede mutlaka hakimiyet mühürle verilecek ve bu oylar, siyasi partiyi ,tecrübe diyerek, istikrar için, seçecektir… Cuma günün duasında seçimlerin huzur içinde sona ermesi en büyük temennimizdir…

Advertisements
Gözlem melekleri 

Gözlem melekleri 

Başarı, sabır ve azim üzerine ders verici örnek ararken gözüme ilişen alıntı bir hikaye oldukça ilgimi çekti… Özellikle Genel seçimlerin yaklaştığı ve seçmenin iradesini kullanırken kendine çizdiği yolda düşüncelerinde yer eden tarifleri bu alıntı hikayede görmedim desem yalan olur… Başarılı olmanın kurallarının başında çok çalışmak gerektiğini bilmeyen yok…Meşhur alimlerden birisinin başarı için maddi ve manevi ifadeleri muhteşem ötesi … ‘Suyu düşünmek, susuzluğu gidermez. Odunu düşünmek, insanı ısıtmaz. Bu misaller gibi, insanın bir şeyi sadece düşünmesi ve istemesi de, insanı hedefine ulaştırmaz. Başarı için, çok gayret, çok çalışmak ve uyulması gerekli tüm şartlara riayet etmek lâzımdır.’ diyor bilge…Daha sonraki satırlarda okuduğumuz hikayede bir çelik kralının bir kolejde yaptığı konuşmada verdiği öğüt de önemlidir… İsimleri yazmıyorum çünkü önemli olan verilmek istenen mesajın değeridir,akla yatkınlığıdır… Peki bu kişinin öğütünü özetlersek, gençleri üç sınıfa ayırmış vazifesini yapanlar, yaptıklarını iddia edenler ve vazifelerini yaptıktan sonra daha fazla çalışanlar başarır derken sadece verilen görevi yapmanın başarı için yetmediğini ifade ederken çalışkanlık,çalışma potansiyelinin tam kullanılmasıdır diyor. Gidilecek yolda hedef için ise örnek, bir derneğin Afrikalı Kaşif’e mektubu da ilginç bir sonuca ,öğüt olmuştur … Mektup ‘Bulunduğunuz yere ulaştıracak iyi bir yol buldunuz mu? Eğer buldunuzsa, bize bildirin de size katılmak isteyenleri yanınıza gönderelim. Afrikalı Kaşifin cevabı ise eğer buraya iyi yol varsa gelmek isteyenleri ben istemiyorum. Benim, yol olmadığı halde buraya gelmek isteyenlere ihtiyacım var. Yolu olan yere herkes gider. Hüner, yolu olmayan yere varmayı başarmaktır. Tüm keşifler, bu gibi azimli insanların eseridir…Ne kadar doğru bir cevap… Kişilerde dikkat ve çevreyi gözlem de son derece önemli bu hikayede örnek gösterilen ‘Gözleri önünde asılı duran bir ağırlığın, ölçülü bir hareketle gidip geldiğini Galileo’dan önce, birçok insan gördü. Ama bu gerçeğin önemini ilk anlayan Galileo olmuştur.’ Asma köprünün esası ise Sir Samuel Brown, yaşadığı Tweed Irmağı civarında ucuza bir köprü kurmak amacıyla araştırmalara başladığı ve bahçede gezinirken gördüğü örümcek ağı ona, demir ipler ve zincirlerle bir asma köprü kurma fikrini verdi. Sonuç ise, onun icadı olan asma köprünün yapıldığıdır… Diğer yandan bir Kimya hocası, kötü kokulu bir sıvıyı masanın üzerine koyarak öğrencilerine; Gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz, dedi. Ve bir parmağını sıvının içine sokarak ağzına götürdü. Öğrencilerinden de aynı şeyi yapmalarını istedi. Öğrenciler, ister istemez parmaklarını sıvıya batırdılar, ağızlarına götürdükleri zaman da yüzlerini ekşittiler. Öğretmen, öğrencilerini tekrar azarladı; Bir daha söylüyorum: Gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz. Eğer dikkatli bakmış olsa idiniz, ağzıma götürdüğüm parmağın sıvıya batırdığım parmak olmadığını fark ederdiniz dedi. Bakmak ile görmek arasındaki farkı ne zaman anlayacağız? nasihatini yapıyor ve yapılması gereken işleri savsaklamayın! diyor… Öğütlü hikaye uzuyor ve büyük başarıların elde edilmesinde tesadüfün ve şansın çok az payı vardır deniyor… Bazen atılganlık, istenen sonucu alabilirse de, en güvenli başarı yolu; çalışma ve sabır yoludur. Başarılı insanlar, ayrıntılardan nefret edenler değil, o ayrıntılar üzerinde dikkatle çalışanlardır. Şeçimlerde 388 aday var,120 kişisi kadın ve seçim yarışı nerdeyse kapının arkasında … Seçmen ise iradesi ile görev başında oyunu dikkatlice kullanacaktır. Seçmenin isteği tek başına bir iktidar ile KKTC’nin 2018 yılında siyaseten huzura kavuşmasıdır… 

Seçimin enstrümanı; reklâm 

Seçimin enstrümanı; reklâm 

Reklamcılık nedir? Diye bir soru bu günün gündeminde ülkemizin genel seçime gittiği sayılı günlerde en önemli kelime olarak okuduğumuz, izlediğimiz ve duyduğumuz, kulaktan kulağa yayılan ikna söylemleri diyebiliriz… 

Siyasette reklamcılığın önemi yıllar geçtikçe kabul gören ve uygulanan ve siyasi partilerin tercihlerinde var olandır… Teknoloji gelişmiş, seçmenin üzerinde reklamın etkisi su yüzüne çıkmıştır… Gerçi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi küçük bir ülkede reklam etkisi ile değil, tanışıklık, bir kahve içimi, bir selamlaşma, çoğu paralı reklamın kat kat ötesinde yüreklerde kabul görendir… Zaten çoğu reklamın kurgusu aynen yüreklere sesleniş üzerinde yapılmakta o sektörde gelişmekte ve alanında ilerleyen reklam şirketleri bu yönde kazanım elde etmektedir… Tabi pazarlanan siyasi partinin köklü örgütlü yapısı ve adaylarının bilinirliği de son derece önem arzeden ve mensubu bulundukları partiye artı değer getiren olmaktadır… Bilindiği üzere reklamcılık siyasal yönden ilk önce 1950 yıllarında ABD uygulanmaya başlanmış ve hızla tüm dünyaya yayılmıştır… ‘Türkiye’de ilk kez 1977 seçimlerinde kullanılan siyasal reklâmlar, 1983 yılında gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıyla legal bir hale gelmiştir. Bu tarihten itibaren siyasal reklâm uygulamaları hızla artmış ve siyasal reklamcılık Türkiye’de de profesyonel ekiplerce gerçekleştirilen bir sektör haline dönüşmüştür. Seçmenlerin kararını kendi lehlerine şekillendirmeyi amaçlayan siyasal partiler ve adaylar için, seçim kampanyalarının en önemli enstrümanı haline gelmiştir.’ KKTC reklamcılık yasal zemini Tüketicileri Koruma Yasası altında ticari reklamlar ve ilan tüzüğü ile resmi bir hal almaktadır… Siyasal reklamlar ile ilgili yasal düzenlemenin de ayrıca yapılması gerekir kanaatimiz siyasi partilerin oldukça sayısının arttığı cihetle vardır… Ticari reklamları denetleme kurulunun ise devleti temsilen üyeleri dâhil 13 kişiden oluştuğu da tüzükte yazılı olandır… Bu güne kadar ki süreçte haberlere yansıyan bir denetleme kurulu haberini görmedim veya dikkatimi çekmemiş olabilir… Bu konu ansızın ilgimi çekmiş bir konu olmamakla beraber seçimlerin ve siyasal partilerin propaganda çalışmalarında reklamcılığa verdikleri önemi bu seçimde hem adaylarda hem de siyasi partilerde daha çok görmekte olanlarız… 
Yüksek seçim kurulu dün siyasi partilerin oy pusulasındaki yer alacak sırası için kura seçimi yapmıştır bu kura neticesine göre ‘ İlk sırada Toplumcu Demokrasi Partisi {TDP}, İkinci sırada Milliyetçi Demokrasi Partisi {MDP}, üçüncü sırada Toplumcu Kurtuluş Partisi Yeni Güçler {TKP-YG}, dördüncü sırada Ulusal Birlik Partisi {UBP}, beşinci sırada Demokrat Parti {DP}, altıncı sırada Yeniden Doğuş Partisi {YDP}, yedinci sırada Halkın Partisi {HP} ve sekizinci sırada ise Cumhuriyetçi Türk Partisi {CTP} yer aldı. ‘ 
Geçmiş seçimlerde olduğu gibi üzerinde ‘örnektir’ yazılı oy pusulaları siyasi partilere herhalde verilecektir… Radyo ve televizyon konuşmalarındaki saatlerin sıralaması kura ile tesbit edileceğinden izleyiciler hangi saatte hangi partinin propaganda konuşması olduğunu bileceklerdir… Zaman kısa , yetişirdi, yetişmezdi konuları arkada kalmıştır. Süreç takvime göre işliyor… Zamanın öneminde her birey üzerine düşen görevi sonuçta sandık başında yerine getiren olacaktır…Seçime giden yol propagandası ile bu gün daha bir hız kazanmıştır … 12 Aralık 2017 tarihinde ‘Atatürk Spor Salonunda’ önceden duyurusu yapılan ve ‘tek başına iktidar için bir oluyoruz’ diye adlandırılan UBP’nin 18.30 başlayacağını açıkladığı ‘Büyük Buluşma’ dedikleri toplantıya gözler ve dikkatler odaklanmıştır… Sonrasında elbette bizim yine yazacaklarımız olacaktır… Seçime 25 gün kalmıştır…

Esaret ve Teslimiyet 

Esaret ve Teslimiyet 

Günümüzde gündelik yaşamın medya ile belirlenmekte olduğu bilinen gerçekliğini korumaktadır… Hayatımıza giren ve bizleri bir nevi esareti altına alan bu bağımlılık her yönü ile kamu oyunu etkilediği hususu da vardır… Gündemin şu anda yoğunluğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yapılacak seçimlere kitlenmesi kitlesel iletişim araçlarını son derece etkili hale getirmiştir. Anında haberlere ulaşılması, kullananların kullanmayanlara anlatımı ile bu mecra adeta açık bir güç haline gelmiştir… Kitle iletişim araçlarını kullanmanın profesyonelliği içerisinde bireysel çıkarlar dahil her türlü çıkar görünür hale gelmiştir… Konu çeşitliliği o kadar fazladır ki yazanlar hiç bir zorluk çekmeden düşüncelerini kağıtlara değil klavye vasıtası ile kendilerine ait dosyalarına yazmakta arşiv sıkıntısı dahi çekmemektedirler…Gündelik yaşam adeta medya tarafından belirlenir hale gelmiştir… Gün gelecek toplumsal süreç içerisinde bu iletişim araçlarının koşulsuz tartışması yapılacaktır…İletişim, belirli araçlar kullanarak, insanlar arası bilgi, düşünce ve tutumların karşılıklı aktarılmasıdır. İletişim, her türlü toplumsal ortamda rastlanan anlam oluşturma sürecidir. Ne deniyor; ‘Bireylerin toplum içerisindeki nesnede, olaylarda ya da olgularda oluşan değişiklikleri birbirine aktaran, gelişmelerden birbirlerini haberdar eden, aynı olgular, nesneler ve sorunlar karşısında benzer deneyim ve duygularını birbirine anlatmalarını sağlayan iletişim, aynı zamanda bireylerin oluşturduğu topluluk yaşamı içinde gerçekleştirilen tutum, yargı, düşünce ve duygu bildirimleri olarak da tanımlanmaktadır.’ İşte günümüzde internet ağı üzerinden kullanılan yöntem budur. Daha geçen gün tweeter den bir takipçimin bana önerisi ve yazmamı istediği konu aynen şöyle olmuştur…’ Sn.T. Berova, lütfen Rum tarafının sergilediği palyaçoluğu dile getirmekten imtina etmeyiniz. Kıbrıs davası, Kıbrıs Türk halkının en önemli davasıdır. Bu davayı salimen yürütmek, ata emaneti adamızda asırlar boyu halkımızın ve neslimizin yaşam sümesi için ön şarttır.’ Demek ki vatandaşımız kitle iletişim araçlarının her bir şeklinde var olan,kuşku duyduğu konularda, kendini ifade edendir… Siyasetçisine de yazarına da takipçisine de yani hepimize, anında ulaşabilmektedir… Kıbrıs davasında asırlardır burda yaşayan Türkler tarafından gerekli ihtimam gösterilmiş vatana ve yaşadığımız topraklara sahip çıkılması adına pek çok mücadele yapılmıştır… Hiç bir zaman Güney’in ve onların temsilcilerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için söz söyleme hakları yoktur… Türkiye Cumhuriyetinin de rumların aksi söylemlerine tavizi hiç yoktur… Türkiye Kıbrıs’ın garantörlüğünden vazgeçeceği bir anlaşmaya ve Kıbrıslı Türlerin azınlık olarak görülmesine de müsade etmez…Rumların istekleri doğrultusunda herhangi bir anlaşmaya imza koydurmaz…Anlatmak istediğim, Türkiye’ye sarsılmaz gönülden bağlılığımızın güvencesindeyiz… Ocak ayının ilk haftası yapılacak seçimlerde seçmen ‘ inadına barış’ tan yana tavırda olanlara oy doğrultuları ile gereken cevabı verecektir… Yüksek Seçim Kurulu huzurunda ad çekme işlemi ile oy pusulalarındaki sıralama bu gün belirlenecek ,ayrıca siyasi partilerin seçim propagandasının başlangıç günü 12 Aralık tarihi YSK kararı ile yürürlüğe girecektir…Bütün siyasi partiler seçmene ulaşma faaliyeti içerisindedirler… Cumartesi günü Ulusal Birlik Partisi ada genelinde üçüncüsünü gerçekleştirdiği ve bu sefer ,Güzelyurt ve Lefke ilçesi Kadın Kollarının Gaziveren köyündeki mekanda yaptıkları ortak çay yine bir anket niteliğinde ve katılım çok yüksekti… Seçmen kararını vermiştir… Mühürünü kullanacaktır… Seçime 27 gün kalmıştır… 

Gözünüzü dört açın..

Gözünüzü dört açın..

Onüçüncü Maaş konusu, yıllardır ha ! ödendi, ha ! ödenecek veya bütçeye dahil edilmeyecek diye ilgililerin maaş çekenlerin korkulu rüyası haline getirildi… Halbuki bu hak çalışanlara yakın geçmişin ilk yıllarında öncelikle, bazı bankalarda çalışan personelin sendikalaşmaları ve mücadeleleri sonucu verilen bir aylık maaşın vergisiz ( şimdi vergiye dahil) olarak ödendiği ve 12. Ayda iki maaş verilmesi hakkı idi… Bu hakkın verilmesine müteakip kamu kuruluşlarında örgütlü sendikalar artı bir dedikleri ve adını 13.maaş olarak telafuz ettikleri maaş için toplu iş sözleşmesi biten ve yeni sözleşme yapılacak iş yerlerine bu maddeyi ilave ederek yavaş yavaş sözleşmelere eklemeyi başardılar… Bizler de SÜTEK de çalışırken 28 Kasım sokaktaki konutun,ofis diye kiraya verilen işyerimizin,balkonunda, bahçesinde değil ,sokakta toprak evlek içinde bir ay kadar grev yapan personel olduk… Bizler grev yaparken, süt üreticilerinin ödenmesi işlevini üstlenen kooperatif süt fabrikası oldu, maksat işlerin aksatılarak yürütülmesi veya hizmet verdiğimiz kesime zarar vermek değildi, sadece toplu iş sözleşmesini imzalamaya meyilli olmayan birimlere, işleyenler olarak, hepimizin birlikte hareket eden bir güç olduğunu göstermekti… Nitekim Çalışma Bakanlığı aracılığı ile anlaşmazlık olan birkaç madde hususunda anlaşma sağlanırken 13. Maaş hakkını da alanlar olmuştuk… Daha sonraki yıllarda bu hak devlet memurlarına da verilmiş ve bu güne kadar kesintisiz olarak müktesep bir hak olarak devam ettirilmiştir. Neden,13 maaş var ? sorusuna bir çok teknik cevap ile açıklamalar yapılmakta ise de bilinen husus bu maaşın varlığı ve ödenme zaruriyetinin yasal mevcudiyetidir… Her yıl Aralık ayı içerisinde yeni yıl öncesinde ödenir ve ailelerin önceden belirlediği harcamaları için, çocukları için , beraber olacakları seneyi devriyede aile bütçesini destekleyen bir gelir olarak beklenir… Hükümetler bütçede yer alan kalemlerdeki bu harcamayı alakadar olanlara ödemekle yükümlü olup bu ödeme şekli açıklamalı yapılmaması gerekendir, ancak geçmiş yıllarda mevcut hükümetin maaşları dahi ödeme sıkıntısı olduğu ve maaşlarda taksitli dönem olması gerçeği ile maaş ödemelerinin gününde ve zamanında yapılmadığı bilinmektedir… Şimdilerde ise bu ödemelerin ,duyuru mahiyetli, açıklamalarına sebebiyet, herhalde, bu yüzdendedir… Yarın Cuma gün ödeneceği ifade edilen 13. maaşlar bir nebze olsun çarşıda esnafın yüzünü güldürecek olandır… Her ailenin bütçesinde alacağı maaşı harcayacağı yer bellidir…. Bu yıl sonu 2018 geçiş çok heyecanlı olacaktır.Seçimlere artık bir ayın gün sayısı kadar zaman kalmıştır… Bakanlar kurulu 7 Ocak 2018 tarihinde yapılacak Milletvekilliği Erken Genel Seçimi’nde, seçim günü sandık kurullarında görev yapacak Sandık Kurulu Başkanları’na 500 TL + gelir vergisi, Sandık Kurulu üyelerine ise 400 TL + gelir vergisi ödeme yapılmasına karar verildiğini duyuru yaparken ilgi Karar 5 Aralık tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir… Sandıklara görevlendirmeler yapılırken YSK gerekli özeni gösterecektir… Siyasi partiler ise her sandıkta görev yapacak parti temsilcisini seçip YSK bildirmekle yükümlüdür… Sayım esnasında temsilcilerin sandık kurulu başkanlığına, sayımda itirazı olan durum tesbitini şerh düşmesi gerekmektedir… Bu şerh itirazın incelenip karara bağlanması açısından son derece önemlidir… Hani derler ya gözlerin dört açılması gereken yer, sandıklarda oy pusulalarının sayıldığı ve okunduğu zamandır… Seçim sonucunda sandıktan çıkacak ‘mühür’ oylarının sayısı, milletvekili sayısını belirleyecektir… Mühür; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde tek başına çıkacak bir iktidar için yeterli olacağı, seçmen tarafından, istikrar için kabul gören oy verme şeklidir… KKTC ‘de Objektif hakikatin bu olduğu seçmenin kanaatidir… 

İstikrar ve iktidar

İstikrar ve iktidar

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde ve Güney Kıbrıs’taki seçimler dolayısı ile Kıbrıs meselesini halk arasında pek konuşan yok. Arasıra taraflarca karşılıklı beyanatlarda, ithamlara cevap anında veriliyor ancak bunun dışında kayda değer bir süreç ve konu, şu anda önemini yitirmiş durumda… Kıbrıs meselesi dondurulmuş vaziyette bekliyor… Ülkemizde siyasi partiler için resmî propaganda dönemi başlamasa dahi parti mensupları YSK kuralları çerçevesinde etkinliklerini sürdürmekte, kendi siyasi partilerine oy kanalize etme, ikna çalışması turları yapmaktadırlar. Bu arada anketler yayınlanmakta ,anket neticeleri ile ilgili yorumlar dilden dile dolaşmaktadır. Kimisi anket sonuçlarını hoş, kimisi boş karşılamakta, bu meyanda yapılan açıklamaların doğal olduğu da var sayılmaktadır. Anketler her seçimin renkli göstergeleridir. Ankete gerek olmayan durumun belirginliğini ise siyasi partilerin aday belirlemede yaptıkları ön seçimin üyeler arasındaki yarattığı heyecandır ve katılımıdır. Anket sonucu birinci parti olarak gösterilen Ulusal Birlik Partisi aday belirleme ön seçimine ada genelinden Lefkoşa’ya kadar gelip oy kullanan üye sayısı 7000 kişi üzerinde ise fazla lafa gerek var mı? Yoktur… Ön seçime onca üyenin pozitif enerjisi ile etrafa yayılan sinerjisi siyasette tek başına iktidar yolunun başlangıcı olmuştur. Ayrıca Kadın kollarının düzenlediği ve ilk ikisine bizzat şahit olduğum ve ordaki konuşmaları dinleyen birisi olarak, Parti Genel Başkanının kadın kolları üyelerine atfen ifadesinde yerini bulan en büyük anket ‘burada ‘ deyişindeki doğruluk payı olduğu da ayrı kesin bir görselliğin tarifidir… Kış kıyamet daha gelmemiş olsada, binlerce kişinin bir mekanda, tek yürek ve birlik olarak toplanmış olması, bir partinin değil, birinci parti ikdidarı için yeterlidir mesajını vermiştir… Seçimlerin heyecanı anketler ise, yaptırılması hususu gündemde olacaktır… Rakamlar üzerinde konuşulması ise doğal bir hadisedir… Bu şekli ile de değerlendirmeleri gerek yazılı gerek görsel gerekse sosyal medya hesaplarından okuyanlarız… Her siyasi partinin kendi iç bünyelerinde mutlaka ankete verdikleri önemin varlığı da yatsınamaz… Her seçimde anketlerin gölgesi var olandır… Yüksek seçim kurulunun yaptığı yazılı açıklama ile 6 ilçenin 230 bin 747 nüfusu olduğunu belirterek, 50 milletvekilinin dağılımını aşağıda belirtilen şekli ile duyurdu. Buna göre, ilçe nüfusları ve çıkaracağı milletvekili sayıları şöyle; “Lefkoşa, nüfus 73 bin 869, milletvekili sayısı 16; Gazimağusa nüfus 59 bin 536, milletvekili sayısı 13; Girne nüfus 46 bin 889 milletvekili sayısı 10; İskele nüfus 24 bin 596 milletvekili sayısı 5; Güzelyurt nüfus 17 bin 416 milletvekili sayısı 4; Lefke nüfus 8 bin 441 milletvekili sayısı 2.” YSK başkanı Sayın Narin Şefik, 6 ilçede toplam nüfusun 230 bin 747, seçmen sayısının ise 188 bin 668 olduğunu da açıklamıştır… Seçmenin şu anda merak ettiği bir diğer konu oy pusulalarının şeklidir… Bu konuda da örnek oy pusulalarını seçmen görmek istemektedir. Yasal zeminde adayların kesin açıklanmasına müteakip yine YSK kurallarına göre takvim işeyecektir… Toplumumuz faydası için ,sandıktan çıkacak iradenin, tek başına iktidar ve istikrar olması halini bekleyenleriz. Konuştuğumuz seçmenlerde,mühür öncelikli olarak kullanılacak olandır… Seçime bu günden itibaren 32. gün de Sandık başında olacağız, oyumuzu kullanıp,vatandaşlık görevimizi ifa edeceğiz… 

Siyasetin Kalbindeki Kadınlar… 

Siyasetin Kalbindeki Kadınlar… 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Atatürk’ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak kadınlara 1930 yılında Belediye seçimlerinde seçme, 1933 de muhtar ve köy heyetini seçme hakkı tanınmıştır. 5 aralık 1934 de ise Anayasada yapılan değişikliklerle Türk kadınının millietvekili seçme ve seçilme hakkına sahip olduğunu biliyoruz.Kıbrıs’ta kadının siyasetle tanışması çok eski yıllara gitmez… Kıbrıs 1960 Anayasası ile kadına seçme ve seçilme hakkı tanınırken,ilk genel seçimlerde bir kadın üye Temsilciler Meclisine giren olmuştur… Sayın Ayla Halit Kazım, Baf seçim bölgesinden gösterilen tek kadın üye olarak, Kleridis başkanlığındaki Meclis’te yemin etmiştir… 1975 yılında kurucu Meclis’te Eczacılar Birliği adına Türk kadını,Sayın Fatma Azgın ile temsil edilmiştir… 1990 yılında yapılan genel seçimlerde Ulusal Birlik Partisinden iki kadın aday Mağusa’dan Dr.Ruhsan Tuğyan ve Lefkoşa bölgesinden Diş Hekimi Gülin Sayıner seçimlerde milletvekili seçilmişlerdir… Sayın Gülin Sayıner’i İlçe Başkanı iken annem Fatma Özdemir’in de onun ekibinde olması dolayısı ile tanıdım… Çoğu kez Çağlayan Mahallesinde şimdiki Berova Klinik olan evimizde Sayın Nejat Konuk ile toplantılar yaptıklarını ve o zamanın hükmünde kapı kapı ‘Ulusal Birlik Partisi’ için üye kaydı yaptıklarını çok iyi hatırlıyorum… Sonrasında Yapılan ilçe yönetim kurulunda 1979 yılında, ben Tülin Berova, Gülin Sayiner ve Güner Nejat’ın kadın olarak seçilmesi de o yıllar için çok önemli idi… Sayın Gülin Sayıner’i 2 Aralık 2017 tarihinde sabah Girne Karaoğlanoğlu S bölgesindeki evinde ziyaret ettim. Onu ilk günün sevgisinde Kadın eski Milletvekili olarak 5 Aralık gününün öneminde tebrik ettim. Eski günleri ve bu güne gelinceye kadar yaşanmışlıkları yeniden konuştuk… Konuşmalarımızda yanında eşi de hazır bulundu… Kahvemizi ve zeytinli kekimizi yerken siyasette kadını konuştuk… Bu gün için kadın hakkında bir cümle ifade ederseniz ne dersiniz diye sorduğum zaman ‘Hedefe ulaşmanın gereği istek, heves ve kararlılıktır ‘ dedi ve ilave etti kadının politikada var olması için siyasi partilerde, örgütlenme çalışmalarında esaslı bir alt yapıda görev yapmış olması bir gerekliliktir dedi… Eski yıllarda kadının milletvekili seçilmek için aday listelerine girmesinin zorluğunu ,kadınların sadece seçme hakkını kullandıklarını ,siyasi parti listelerinde kadına ön sıralarda yer verilmediğinin imkansızlığını da konuşurken Gülin Sayıner’in UBP Genel Başkanı Dr.Derviş Eroğlu’nun kadına tanıdığı haktan,kazandığını ancak kendisinin de politika da görünen biri olmasının ve çalışkan olmasının da büyük önem taşıdığını anlatarak milletvekilli seçilmesinin nedeninin doktor olması nedeniyle halk tarafından tanınan biri olmasına ve yıllardır politikanın içinde yer almasının önemini anlattı… Bu gün için de siyasette kadın için değişen önemli bir değişikliğin olmadığını kaç yıl geçmiş olmasına rağmen meclisteki kadın sayısının belli sayıda ,olduğunu sözlerine eklerken, Sayın Gülin Sayıner, aday kadınların parti örgütü içerisinde çalışmış olmasının yanında seçmen tarafından tanınması gerekliliğinin altını bir kez daha önemle çizdi…Ve ilave etti ‘kimse bir kişiyi seçim listesinde adı var diye seçmez ‘ derken sözlerine, kadın milletvekili olmak isteyenlere ‘mücadele’ tavsiye ederek devam etti… Siyasi mücadelede Kadına her daim destek veren ve hak alma mücadelesinde her zaman kendisini örnek aldığımız Sayın Meral Eroğlu’na ve siyasette iz bırakan tüm kadınlarımıza bu önemli günde teşekkürlerimizi sunarken,bu günkü yazımı Mustafa Kemal Atatürk’ün çok sevdiğim bir sözü ile bitiriyorum. ‘Türk milleti insanlık âleminin samimi bir ailesidir.’ Biz kadınlara tanıdığı tüm haklar için ona minnettarız…Saygı ve şükranla anıyoruz…

Kaybolan zaman değil bizleriz 

Kaybolan zaman değil bizleriz 

Ülkemiz coğrafyası içerisinde ocağı tüten her evde istisnasız olarak konuşulan mevzu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet Meclisi milletvekili seçimi ve adayları… Seçmenin bu kadar ilgi duyduğu konuştuğu adayları didik didik araştırdığı bir süreç sonunda seçim günü sandığa gitmeme gibi bir davranışı olacağını sanmak belkide boşuna bir beklentidir. Ben sandığa gitmiyorum diyen insanın seçim sonrasında diğer seçime kadar eleştirme hakkını kendine neden yasaklasın. Siyaset konuşan insan vatandaşlık görevinden imtina edip kendisini sandığa gitmekten kanaatime göre men etmeyecektir. Her insan kırgınlığını yüreğinde yaşar. Bu kırgınlıklar hiç bir zaman başka amaçlar için kişilerin araç olarak kullanacağı bir hadise değildir. Olmamalıdır. Ama öylesine acımasızlar vardır ki kırgınlıkları kendilerine özne yapıp hareketliliklerini ve eylemlerini bu özne üzerinden yürütmektedir. Kişilerin bu duyguları ile oynamak ve geçici vaatler ile bu kişiler üzerinde tesirli olup oy doğrultusundan rant sağlamak hiç de doğru bir düşünce tarzı değildir… Onları kendi politikalarına kurban seçenleri anlamakta güçlük çekemeyenler sonuca giderken doğruyu tesbitte zorluk çekmeyeceklerdir. Hesap soracağız diyenlerin, her olumsuzluğa muhalefeti varken olumlu hiç bir konuda övgüsüne rastlayan var mı? Yok? Nedeni ise sadece umursamazlık aynı zamanda aman bu gitsin öteki gelsin ruh hali içinde oluştur. Kaos yaratanlar bu karışıklıktan medet umanlardır. Hepimiz aynı çevrede, aynı havayı soluyan, bu havada yanlış gördüklerimizi doğru ile düzeltmek çabasında olanlarız. Olmalıyız.. Her düşüncede yapılan,yapıcı her öneriyi şartların müsait olması durumunda mutlaka yerine getirilebileceği bilincinin var olması gerekir. Bu gereklilik olmaz ise bizler birbirimizi çekiştirmekten kendi kendimize çelme takmaktan öteye gidilemeyeceğini bilmeliyiz. Sonuçta eğer birbirimize sahip çıkmaz isek, her konuya kem göz ile bakar isek ülkemizin gelişmesinde zararlı bireyler oluruz. Sorunlarımızı, müşterek paylaşmaz isek iylikte ve sağlıkta beraber olmaz isek ayrı yollarda mesafe kat etmeden yürüyenler olacağız ki bu gelişmemizde çağdaş bir yönetimde başarısızlığımızın ispatının evrağında toplu bir imza ötesine gitmeyecektir,bu geleceği olmayan faydasız bir çizgidir. Faydasız olmak bir insanın en aciz durumudur… Bu duruma düşmemek gerekir.. Hedefde unutulmaması gereken tek tasarruf ‘Zaman hiç kaybolmaz,Kaybolan bizleriz ‘ cümlesinin ehemmiyetinde kaybolmadan KKTC yaşatacak,mevcut barış içerisinde toplum refahını daha iyi aydınlık günlere taşıyabilmektir … Dilbigisi derslerinin öğretisinde geçmiş zaman,şimdiki zaman ve gelecek zamanın insan hayatındaki öneminin toplamının yansıtıldığı günlerin öneminde geçmişten tecrübe,şimdide planlama ve strateji, geleceğin kazanımında mutlaka hedefe varış olacaktır… Bu günden itibaren seçim gününe 33 gün kalmıştır. Adaylar dün YSK tarafından geçici olarak ilan edilmiştir. Sandık Seçmen Listelerinin askıya alınmasının en songünü (Sandık Seçmen Listeleri askıya alındığı günden itibaren 7 gün askıda kalır) 3 Aralık yine, dün sona ermiştir… Siyasi partiler toplam adayları ile çarşı Pazar halk ile temas için dolaşmaktadır. Ulusal Birlik Partisi kadın kolları Cumartesi gün bütün adaylarının ve eşlerinin de katıldığı Yeniiskele ilçesi sonrasında 2. Kadın kolları toplantısını Mağusa ilçesinde yapmıştır… Büyük bir katılım olmuştur… Ben de oradaydım… Adım atılan her günde, zamanın kısıtlı halinde, tüm ada sathında yapılacak seçime giderken, seçmen düşüncesini, koalisyonsuz hükümet modelinin oluşmasında tecrübe ve deneyimde istikrar için oy vermeye kararlı olduğunu hissettirmektedir… Bu gerçek sandığa yansıyacak olandır…

Özlediğimiz izler

Özlediğimiz izler

‘Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, Her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; İstesen de silemezsin.’ diyor şair Turgut Uyar… Evet bazı anılar var ki, hafızamızdan silmekte zorlanırız. Benim babam da müziği çok sever, gerek okul yıllarındaki bando çalışmaları, gerekse daha ileriki yıllarda Fikret Özgün şefliğindeki orkestrada keman çalışı ve evde özellikle traş makinesi ile sofada oturduğu koltukta traş olurken mırıldandığı; ‘ Bir ihtimal daha var O da ölmek mi dersin Söyle canım ne dersin Vuslatın başka alem Sen bir ömre bedelsin ‘ şarkısının ilk dörtlüğü devamlı dilindeydi… Geçen Cuma gün 1939 yılının 2. dünya savaşının Kıbrıs’da bilhassa babam Hüseyin Özdemir’in anılarından sizlere yazacağım demiştim… Babam, 1940-1945 yılları Larnaka’sını anlatırken, İngiliz sömürgesi olan Kıbrıs’ın bombalandığını, Alman ve İtalyan uçaklarının bilhassa Larnakayı hedef aldığını, kasaba halkının köylere İngilizlerin Afrika’ya kaçtıklarını, İngilizlerin fazlasıyla para vererek uçaklara hedef şaşırtma amaçlı ve düz alanlara düşman uçaklarının inmemeleri için köylülere, tarlalara kukolar yani tepecikler yaptırdığını yazarken 5 kuko diken ve 2-3 kamyon çakıl getirenlere bol para verildiğini, hedef şaşırtma amaçlı direklerin her yere dikildiğini de yazılarına ilave etmiştir…O zamanlarda yiyecek alımlarının karneye bağlandığını, şeker ve pirincin okkasının yarım şilin olduğunu, dana etini bilmeyen halkın kuzu etini okkası iki şiline aldığını, radyonun sadece kahvehanede var olduğu ve her yeni bir haberde kahveci Hasan’ın heyecanlı haberleri koşarak mahallede yaydığını, bu şekilde duyuruların insanları çok heyecanlandırdığını ifade ederken, Larnaka’ya Hindistan askerlerinin dahi geldiğini ve görev yaptığını notlarına yazmıştır… Babam o yılların Larnaka’sının ekonomik ve idari yapısını notlarına eklerken, Komiser, Tapu Baş müdürü, Hapishane Müdürü, Gümrük Müdürü, Limandaki hamalların çoğunluğunun Türklerden oluştuğunu, eczane sahiplerinin ve doktorun, hatta ebelerin Rum, bunun yanında matbaa ve otellerinde Rumlar’a ait olduğunu yazmıştır…Köselecilik, helvacılık ve kazan yapımında Türklerin önde geldiğini, gelin onarıcının da Türk olduğunu yazmıştır… Annemle babamın ilk çocukları Dr. Niyazi Özdemir 1945 yılında Larnaka’da doğmuştur. Annem gelin onarıcı Cemaliye hanımını bizlere masal gibi anlatırdı, o zamanlarda gelinin saçını ,duvağını, saçındaki gümüş gelin telini , başındaki tacını hatta elmasları dahi gelin onarıcının çantası ile gezdirdiğini, düğünden sonra mübareki denen ve gelinin evin baş köşesinde ayrı olarak yine gelin onarıcı vasıtasıyla süslendiğini ve tebrik kabul ettiklerini de aynen bu tabirler ile anlatır, bizler de dinlerdik… Babam Larnaka’ya onbeş günde bir gelen Türk vapurunun acentasının da Rum olduğunu yazarken hastahanede başhekimin İngiliz eczacının kalfalıktan imtihanla geçen Türk olduğunu belirtmesi de ayrı ilginç bir durumdur… Larnaka Türk mahallesinde Yahudilere ait fabrikada işçilerininTürk kadınları olduğu düğme fabrikasının varlığı, fabrika atıklarının o zamanlarda yakıt olarak kullanıldığı, savaşın zor şartlarında Kıbrıs’ın yetiştirdiği üzümlerden elde edilen kuru üzümlerin halka ekmeklere ilave için bedava dağıtıldığı da anılarında yer alandır…Babam anılarında bu fabrikanın az ilerisinde tuz gölü ve Hala Sultan Türbesinden de uzun uzun bahsetmektedir…Bu hatıra ve anıları da daha sonraki Cuma sizlere yazacağım… Anılar, hatıralar derken bu günü de unutmamak gerek Yüksek Seçim Kuruluna siyasi partiler gün içinde aday listelerini vereceklerdir… Seçimlere gün geçtikçe azalan vakitin, heyecanı vardır… Seçmen istikrarlı koalisyonsuz bir hükümet modelinde ısrarlıdır… Deneyime ve tecrübeye oy vermek adına sandığa gidecek ve iradesini kullanacaktır…. Ne güzel demişler ‘ İrade olan yerde, çare de bulunur.’ Seçime bu günden itibaren 36 gün kalmıştır… 

Gözlerindeki perdeyi arala…

Gözlerindeki perdeyi arala…

‘Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu her gece ve Kandil gecesi için dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.’ Mesajı insani duyguların ve inancın bir ifadesi olarak manevi hissiyatın doruk noktasıdır. Bazı önemli dini günler bayramlar vardır ki … Bu günleri ve manasını ,bütün aileler çocuklarına bir istisna öğretendir… Kıbrıs’ta Mevlit Kandili bu günlerin en önemlisi olup ayrıca ibadet adına okulların tatil olarak resmî tatil günüdür… KKTC’de Mevlit Kandili dolayısıyla her yıl ülkede resmi kurumlar ve okullarda tatil uygulaması devam ediyor. Kandillerin resmi tatil olması 1960 öncesi sömürge döneminde Rumların dini tatil günleri ile denkliği sağlanması amacı ile İngilizlerin kandilleri tatil kabul etmesine dayanıyor, uygulama KKTC’nin kuruluş yılından itibaren güncelliğini koruyarak günümüzde de devam ediyor. Mevlit gecesi dua ile geçirilecek bir gecede bilerek veya bilmeyerek işlenen günahların affı Allah huzurunda af edilebileceği hakikati ile dualar insan ruhunun derinliklerine yapılmaktadır… Mevlit kandili nedir diye tekrarlayacak olursak Mevlid; doğum zamanı, doğulan yer ve zaman anlamına gelmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)’in doğduğu geceye Mevlid Gecesi denir. Diye açıklamasının yapıldığı, öğrencilerin bunu bilmesi ve din bilgisi derslerinde bizlerin, yıllar öncesi sınav kağıdına cevap olarak yazdığımız yanıttır… Bizler küçüktük ,büyüdük, kandil gecelerinde içinizden ne geliyorsa Yüce Rabbinizden isteyin dualarınızı içinizden nasıl geliyorsa yapın Allah’ın kabulüdür diyen ailemizin telkinleri ile büyüyen çocuklarız… Bir işe başlarken ‘Bismillahirrahmanirrahim’ diyerek adım atanlarız…Şükretmesini de ayrıca bilenleriz… Kandil gecelerinde ne hissediyorsak yaptığımız duaları ,her gece yastığa başımızı koyduğumuz zaman yapmakta o günün vicdan muhasebesinde hissettiklerimizin duasını avuçlarımızdan ve kalbimizden eksik etmeyenleriz… Bilhassa çağımızda,teknoloji sayasinde şükürler olsun ki bütün dini bilgilere dualara ulaşmanın kolaylığındayız… Bu kolaylığın faydasında olmanın huzur ve mutluluğunu aile yapısı içerisinde daim eyleyenleriz…Mevlit gecesi ve her daim yapılacak bir duayı ise ifade edenlerin yazdığı gibi aynen sizlerle paylaşmak istiyorum. ‘Ey güzelliği akılara hayret ve durgunluk veren Bedi olan Allah’ım. Seni çok seviyoruz. Ne olur Mevlid Kandili Gecesi ve Habibin (sav) aşkına Sen de bizleri çok sev. Bu gecemizi, bu günümüzü, bu haftamızı, bu ayımızı, ömrümüzü hayırlı eyle. Bize ve nesillerimize uzun hayırlı ve sıhhatli bir ömür ver. Geçmiş devirlerde peygamberlere, alimlere nasıl hayırlı işler yaptırdıysan bizlere de öyle hayırlı işler ve dualar yaptır. Meleklerin dillerine destan olacak hayırlı işler ve dualar yapmayı bizlere lütfeyle…’ Ve bizler bu duaların bizlere kalkan olması umudunu hiç bir zaman unutmayanlar olarak attığımız her adımda dualarımızı kendimizden ve sevdiklerimizden esirgemeyenleriz. Ayrıca çevremizde bulunanların, yüreğinde kin, nefret ve riya olmayan herkes içinde dua etmeye de devam edeceğiz…’ Ay vurmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene kabahati ne Ay’da ne Güneş’te ara. Gözlerindeki perdeyi arala’ diyen Mevlana gibi düşüncelerde, etrafımıza dikkatlice ama sevgiyle bakanlarız… Bu yıl Mevlid kandilinin tarihine uygun düşen KKTC Genel seçimleri, bu günlerde inancın ve duanın önemini daha ziyade hissettirmiştir… Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde,toplum menfaatine olacak ve ülkemizi güzel günlere taşıyacak 2018 seçimleri dahil her konuda bu mübarek haftada duamız ‘istikrar’ için olsun iç barış olsun diyenleriz…