Aslan yattığı yerden belli olur

Aslan yattığı yerden belli olur

Eylül ayının son Pazartesi gününden az biraz geçen günlere doğru geriye dönüp bakıldığında Adli yılın açılışının bu yıl da törensiz yapıldığını, barolar birliği başkanının açıklamalarının izlendiğini görüyoruz. Yüksek Mahkeme Başkanı Sayın Narin Şefik’i ikinci kez bir Web Tv’de izledik. Yargıda mevcut davalar sıralamasınında uyuşturucu bağımlılığı konusunun ehemmiyeti bir kez daha gözler önüne serildi. Yargının idari yönden elzem olan ihtiyaçlarının olduğunu işittik. Ülkemizdeki denetim eksikliğin ve tüm olumsuzluklara sebebiyet veren “denetim” konusunun yeniden telafuz edilmesine şaşırmadık. Nihayetinde hepimiz ayni sınırlar içerisine yaşayanlarız. Yaşamın gerçeğindeyiz ve siyasi ekonomik ve sosyal olayların seyrindeyiz. Sayın Narin Şefik az ama öz konuşmasında 28 Belediye seçimine ait YSK bilgisayar sisteminin şu anda yasa olduğu için esas olan 18 Belediye için proglanması gerektiğini, çalışmaların yapıldığını,seçmen nüfusun bölgelere göre sınırlarının belirlenmesi için çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etmiştir. Belediyelerin birleştirilmesine ilişkin yasa için dava konusunun 31 Ekim tarihine kadar sonuçlanacağı ve 25 Aralık tarihinde olacak seçimde Anayasa mahkemesinin vereceği kararın esas olacağı da böylelikle belirginleşmiş oldu. Siyasi partiler bu durumda kaç belediye sayısına göre Başkan aday adayı belirlenmesi konusunda hayli zorluk yaşayacaktır. Kanaat o ki 31 Ekime kadar siyasi partiler belirli belediyeler hariç adaylarının ismini açıklayamayacaktır. Doğrusu zor bir süreç ve geçici de olsa belirsizlik iyi değildir. Yerel seçimler için geriye doğru sayım başlamıştır. Nihayetinde ülkemiz kazansın ve bir seçim daha gelecek dört yıl içi yapılsın diyoruz. Lefkoşa Belediye Başkanlarına geçmişten bu güne baktığımız zaman ; 1958’den günümüze Lefkoşa Türk Belediye Başkanlığı görevini üstlenen belediye başkanlarını hatırlamakta fayda var… * Tahsin Gözmen (1958-1961) * Cevdet Mirata (1961-1962) * Fuat Celalettin (1962-1969) * Ziver Bodamyalızade (1969-1976) * Mustafa Akıncı (1976-1990) * Burhan Yetkili (1990-1994) * Şemi Bora (1994-2002) * Kutlay Erk (2002-2006) * Cemal Metin Bulutoğluları (2006 – 11 Ocak 2013) * Kadri Fellahoğlu (10 Nisan 2013 – 3 Temmuz 2014) * Mehmet Harmancı (3 Temmuz 2014 – ) diye isimleri görmekteyiz. Yukarıda belirtilen isimlerin yaşamınızda yer alan o günlerini görmenin ayrılacağınızda hepsini hatırlıyorum. 25 Aralık tarihinde sonucu yine burdan irdeleyeceğiz. Her ne kadarda yerel seçimlerde siyasi partiler değil, adaylar önemlidir diye bir algı olsa dahi kurumlaşmış siyasi partilerin belediye başkanlıklarını alma konusunda, büyük bir yarış içerisinde olacaklarını görmek, şimdiden mümkün… Bu yazımda belirttiğim görev yapan ve halen başkanlığı yürüten isimlerdeki başkanlar Lefkoşa Belediyesi içindi önümüzdeki haftalarda bu konulara yeniden değiniriz. Yerel seçimlerle ilgili anayasa mahkemesi kararı belediye sayısı belirlenmesi açısında son derece önemlidir. Hepimiz bu ülkenin sorunlarına vakıfız. Zaman ve hizmetlerin daha verimli olması gerekendir. Yasama,yürütme ve yargıya güven olmalıdır. Bu kurumlar için yapılan ve haddini aşan eleştiriler olmamalıdır. Bu güne söz; “Her durumda temizlik çok güzel bir davranıştır. Ne demişler;Aslan yattığı yerden belli olur.”

Dinlemeyen insanın yargılama hakkı yoktur

Dinlemeyen insanın yargılama hakkı yoktur

KKTC Meclis Genel Kurulunda Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın kapalı oturumda konuştukları ile basına yaptığı açıklama arasında fark olmadığı muhalefet tarafından dillerde nağme oldu. Kıbrıs meselesinde vazgeçilmez net tavır belli olduktan sonra değişik ne söylenebilirdi, tabi ki Meclis tutanaklarına Cumhurbaşkanının konuşması geçmiştir. Muhalefet veya iktidar milletvekilleri, Amerika gidiş öncesi bilgisiz kaldık diyemeyecekler. New York’taki 77’nci Birleşmiş Milletler Genel Kurul Çalışmalarına katılmak amacıyla Dışişleri Bakanı Sayın Tahsin Ertuğruloğlu, KKTC’den ayrılmıştır. New York sonrası Sayın Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın BM Genel Kurulu marjındaki görüşmelerinde de Cumhurbaşkanına eşlik edecektir. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın basın açıklamalarında yer alan söylemleri, son derece önemlidir. “Kuzey Kıbrıs konusundaki tutumumuzu sadece Rusya’ya değil, tüm uluslararası topluma anlatıyoruz, beklentilerimizi gerekçeleriyle izah ediyoruz. Akkuyu ile ilgili olarak da mutabakat sağlandı. Bu mutabakatla birlikte de şu anda oradaki Türk firması IC ile mutabık kaldılar. Bundan sonraki süreci hızla devam ettirerek, 2023 içerisinde de birinci üniteyi inşallah bitirip birinci ünitenin açılışını yapabileceğiz.” Açıklamasını yapmıştır. Türkiye KKTC halkının yanındadır. Minnettarız. Sayın Fuat Oktay’ın ABD Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yönelik silah ambargosunu 2023 mali yılı için kaldırdıkları kararına ilişkin kişisel sosyal medya hesabı üzerinden tepki göstermiş ve kararı ‘talihsizlik ve bölgeye yönelik öngörüsüzlük’ olarak yorumlamıştır. Bölge barışına zarar verecek ve çözümsüzlüğü kalıcı kılacak olan bu karardan bir an önce dönülmelidir” vurgusunu yapmıştır. Siyasi yönden dış politikada sıcak günler yaşanmaktadır. Ülkemizde 2022-2023 Adli Yılın başlaması münasebeti ile Yüksek Mahkeme Başkanı Sayın Narin Şefik detaylı bir basın toplantısı yapmış, sorulan soruları cevaplamıştır. Adli yılın başlangıcından sonraki süreçte kendilerine kolaylıklar diliyoruz. İç politika ise yerel seçimler ile ilgili olarak hareketli günlerine devam ediyor. KKTC’de 2018 yılında yapılan yerel seçimlerde Belediye sayısı ve Belediye Meclis üye sayıları ; LEFKOŞA ilçesinde 5 Belediye ve bu belediyelerin icraatında 62 Belediye Meclis üyesi bulunmaktadır. GAZİMAĞUSA İlçesinde 10 Belediye ve 90 üye , GİRNE ilçesinde 6 Belediye ve 60 üye GÜZELYURT ilçesinde 1 Belediye 14 üye, İSKELE ilçesi 5 Belediye 44 üye LEFKE İlçesi 1 belediye 10 üye ile KKTC ‘de halen hizmet vermektedirler. KKTC genelinde Muhtar ve azalarının sayısal durumuna bakacak olursak 237 muhtar ve 948 ihtiyar heyeti üyesinin 2018 yılı yerel seçimlerinde seçildiğini görürüz. Belediyelerin toplam çalışan sayısı dikkatte alındığında yarım adamızın her karış toprağının bu hizmetlerden faydalanması gerektiği gerçeği vardır. Bu fayda insanımıza ulaştığı müddet mesele yoktur. Ancak belediyelerin mali sıkıntı içerisinde oldukları yadsınamaz bir gerçek olarak halkımız gözünde ceryan etmektedir. Nedenlerine girmek eskiyi karıştırmak hep ayni konuların tekrarı olur. Bir adım, yenilik için ileriye gidilemez. Aylardır KKTC Meclisinde 2022 yılında dört yılda bir yapılmakta olan seçim tarihi belirlenmeye çalışılmış 27 Kasım denmiş, konu anayasaya taşınmış ve aykırılık kararı çıkmıştır. Nihayetinde öyle değil böyledir babında 25 Aralık 2022 tarihi için mecliste oy birliği ile seçimin yapılması karara bağlanmıştır. Şimdi de 28 yoksa 18 Belediye ile mi seçime gidileceği yine mahkemeye taşınacak gibi duruyor. Bu gidişle 2023 bulurmuyuz, ayrı bir soru işaretidir! Ülkemizin gündem zenginliğini yaşarken, bu güne sözümüz; “Yargılamak için bilmek, bilmek için anlamak, anlamak için dinlemek gerekir. Dinlemeyen insanında yargılamaya hakkı yoktur.”

Arzu varsa çözüm de var

Arzu varsa çözüm de var

UBP kurulduğu günden itibaren bünyesi içerisinde barındırdığı kurultayları ile her zaman gündemde yerini almıştır. 1975 yılı Ekim ayından itibaren UBP’de ilk Genel Başkan Rauf Raif Denktaş’dır. Sayın Osman Örek, Mustafa Çağatay,Derviş Eroğlu ,Tahsin Ertuğruloğlu 2008 yılında yeniden Derviş Eroğlu sonrasında İrsen Küçük , 2013-2018 yıllarında Hüseyin Özgürgün, Cumhurbaşkanı seçilmeden önce Sayın Ersin Tatar seçildikten sonra Sayın Ersan Saner ve 2021 de Sayın Faiz Sucuoğlu UBP ‘de Genel Başkan olmuştur. Genel Başkanlar Başbakan olarak da görev yapmışlardır. Sayın Sucuoğlu 7 Eylül 2022 tarihinde gerekçelerini açıklayarak/belirterek Genel Başkanlıktan istifa etmiştir. İşte bu istifa sonrası parti yetkili kurulları toplanmış ve Genel Başkanı seçmek için 11 Eylülde tek gündem ile Kurultayı toplama kararı almıştır. Genel Başkan bu kurultayda belirlenecektir.Belirlenmiştir.Sayın Ünal Üstel’e başarılar dileriz. Bu gün için aramızda olmayan ve vefat eden UBP Genel Başkanlarını saygı ile anıyoruz. Ve tabi ki UBP Genel Başkanlık propagandası sırasında rahatsızlanarak vefat eden çok değerli siyaset adamı Girne Milletvekili Dr. Salih Miroğlu ‘nun unutmadığımızı belirtmek isterim. Bilindiği üzere Sayın Sucuoğlu’nun çeşitli nedenlerle hükümeti kuramama durumu hasıl olduğundan hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar tarafından hükümeti kuracağı güvencesi çerçevesinde UBP milletvekili Sayın Ünal Üstel’e verimiştir.Sayın Üstel kurduğu koalisyon hükümetinde halen Başbakandır ve Olağanüstü kurultay ile 11 Eylül 2022 tarihinde UBP Genel Başkanlığına getirilen siyasi kişidir. Kurultayda Seçim olmamaması ilk değildir geçmiş kronolojik yapı içerisine o günün şartlarında önce ilk hükümet başkanı olup sonra parti genel başkanlığına seçilmiş olan siyasilerimiz vardır. UBP’de olan bu gelişmenin ülkemize hayırlı olması konu ile yakın ilgisi olan üyelerin ortak temennisidir. Eylül ayının gündemi yerel seçimler ile oldukça meşgul ve çok zor günlerini yaşıyor. Anayasa mahkemesi kararını vermiştir. Saygı göstermek gerekir. Şimdi ne olacak sorusuna elbet bir formül bulunacaktır. Haziran ayı geçmiştir. Daha sonraki Haziran 2023 yılında olacağına göre üzerinden 4 yıl geçen yerel seçimlerin 4. Yıl içinde yapılacak seçim günü elbette 2022 yılı içerisinde yeniden belirlenecektir. Seçim mağalakta bırakılacak bir konu değildir. Karar mercileri mutlaka bir mutabakat sağlayacaklardır. Sayın Üstel yerel seçimlerle ilgili gereken çareyi üretecek, çalışmalarını yürütmekte olduğu biliniyor. Geçen hafta içinde CTP Kurultayını tek adaylı yapmış Sayın Erhürman Genel Başkan seçilmiştir. Parti Meclisi seçilmiştir. Genel sekreterliğe seçim yapılacağı haberlerde yer alandır. CTP Lefkoşa Belediye Başkan adayı adayı için seçim yaptırmış ancak 250 üye oy kullanmıştır. Başkanın ifadesi ile “Sarı karınca” olarak çalışacak olan A-Z üyeler niye kurultay ve seçimlerde yuvalarından çıkmıyorlar? geçen yazımda da belirttim bu gerçeklerin irdelenmesi gerekir. Diğer bir Kurultay DP’de olacak olandı ve nisaba takılarak ertelenmiştir. Bu dönemde genel başkanlıkta üye tercihin Sayın Fikri Ataoğlu’dan yana olduğu gündemde ifadelendirilendir. Bu güne sözümüz; “Arzu varsa çözüm de vardır.” Yerel seçimler ile ilgili alınacak tüm kararlar ülkemize hayırlı olsun…

Yol bilen yorulmaz

Yol bilen yorulmaz

KKTC Meclisi bu yıl tatile nerdeyse girmedi, giremedi!
Komiteler gündemlerinde bulunan yasa tasarılarını ”Meclis Genel” kuruluna taşımak adına hummalı bir çalışma içerisinde. Gündemdeki en önemli yasa tasarısı Belediyeler yani yerel seçimlerle ile ilgili olandı ve Meclis Genel kurulunda Belediye sayısı 28 ‘den 18 sayısına indirildi.
Çok eleştiriler yapıldı, çok sesli eylemler ile karşı konulması için organize hareketler halkımız tarafından görüldü.
Eylemcilerin yol ortasında çöpleri ateşe vermesi kadar absürt bir davranış şekli olamazdı. Devamlı halkı sizi çöplerinizle baş başa bırakacağız, belediye hizmeti vermeyeceğiz gibi tehditlerle korkutmak kadar irite edici bir durum olamaz. Böyle etkinlikler tepkilere yol açar ve eylemlere de destek olunmaz. Yolların trafikte sıkışması halinde de tepkiler ayni olur. Eylem korna çalmak değildir. Eylem sazlı sözlü olmaz. Çevre kirliliği eylemin esası hiç olmaz. Eylem/grev hak alabilme mücadelesi için esasına uygun olarak yapılır.
27 Kasım 2022 tarihinde yerel seçimlerin yapılacağından hareketle siyasi partiler adaylarını belirlemek aşamasına girdiler. Aday belirlemede en hızlı CTP davrandı diyebilirim. Seçilmiş ve halen görevde olan milletvekillerinin aday gösterilmesini tasvip edenlerden değilim. Haksız rekabet gibi görüldüğü bir yana seçim kazanılmaması halinde seçimlerde yeniden milletvekili adaylığı mı olacak? Ve devamında gelecek bir takım muamma sorular… CTP’de Aday belirlemede üyeye gidilmiş 1000 üyeden sadece 250 kişi oy kullanmıştır. Üyelerin niye çoğunluğu oy kullanmamıştır? İrdelenmesi gereken bir durumdur…
UBP adaylar için müracaat açmıştır. Başvuruları bilhassa sosyal medyadan okuyoruz. Tesbit konusunda nasıl bir yöntem izleneceğini takip edeceğiz. 18 Belediye Başkan adayının Belediye Meclis üyelerinin ve Muhtarların ve azalarının kesinleşmiş adaylıkları ise itiraz sürelerinden sonra her seçimde olduğu gibi YSK tarafından açıklanacaktır. Seçim yasakları seçimin yapılacağı günden altmış gün öncesidir.
Yerel yönetim hizmetleri önemli faaliyetlerdir. Kararlılık önemlidir. İcraatta aksama olmamalıdır.
Eylül ayı eğitimde okulların açılacağı bir aydır. Şimdiden velilerin okul alışverişleri için pahalılıktan şikayet sesleri vardır. Atalarımızın deyimi ile Allah çocuk okutan ile evlat evlendirene yardım eder sözü ilk bu dönemde akla gelendir.
KKTC Meclisi 13 Eylülde yapapacağı genel kurulda Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar Amerika yolculuğundan evvel milletvekillerine bilgi vereceği açıklamaları basında yer alandır. Kıbrıs meselesi çok yaşlanmıştır. Herhangi bir anlaşma ile çözümün olacağı olasılık dışındadır. Güney halkı ve seçilmiş irade kilise baskısı altındadır. Dünya barış gününde KKTC ve ara bölgede müşterek yapılan eylemler ise sözüm ona algı eylemleridir. Yıllarca ayni sinemada oynayan eski filimlerinin tekrarıdır. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan’ın adaları silahlandırmasana atfen yaptığı konuşmada ‘Ey Yunan, tarihe bak, tarihe dön, çok daha fazla ileri gidersen bunun bedeli ağır olur. Yunanistan’a tek cümlemiz var, İzmir’i unutma. Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz, vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya, bir gece ansızın gelebiliriz.’ cümlelerin bizde uyandırdığı yadsınamaz milli duygulardır.
Sonbahar mevsiminin başlangıcı Eylül ayı sanatsal faaliyetlerin de başladığı günleri bünyesinde taşırken çeşitli festivallerde kültürel yapıya renk katmaktadır.
Ülkemiz en güzel mevsimin başlangıcındadır. Ne sıcak ne soğuk günlerdeyiz. Her yıldan farklı olarak bu yıl grip aşıları eczanelere erken gelmiştir. Temkinli olmakta fayda vardır. Grip aşımızı yaptırdık. Ancak fiyat pahalı…Ucuz olan hiç bir şey kalmadı. Umarız her yerde denetimler faydalı olur. O zaman bu güne bir atasözü bırakalım “ Yol bilen yorulmaz”

Ardından bahar gelmeyen kış

Ardından bahar gelmeyen kış

Sağlık Bakanı Sayın İzlem Gürçağ Altuğra Sağlık Bakanlığı bünyesinde yeni bir sistem başlatmış ve uygulama aşamasına geçmiştir. Bu projesi halk arasında ve aileler nezdinde oldukça memnuniyet kazanmıştır. “Sen gelmezsen, biz geliriz” sloganı ile yola çıkan sağlık ekipleri, sağlık merkezlerine gidemeyen ve zorluk yaşayanlar, evde yatağa bağımlı olanların tesbiti ile bu yardımı, kişilerin köyde olsun şehirde olsun evlerine kadar götürmekte ve hizmeti hastanın bizzat kendisine yapmaktadır. Böylelikle bu gibi yaşlılı nüfusun istatistiki bilgileri de kayda geçebilmesi açısından önemlilik arzetmektedir. Ülkemizde mevcut yaşlı bakım evleri ihtiyaçlar için yeterli değildir. Fakat hiç olmamasından iyidir. Aile büyüklerine gösterilecek saygı unutmayın ki geri dönüşümü olan bir davranış şekildir. Hasta bakımı genç olsun yaşlı olsun ailelerin başlıca sorunudur ve bütün bu bakım aşamasında duygusal yönden de hazır olunması gerekendir.Aile hasta ilişkisi hassasiyeti en önemli aşamadır.Yaşlılar için ülkemizde modern bakım evlerinin olmayışı ayrı bir problem olduğu için, kişilerin kendilerine ön hazırlık yaparak seçim yapacağı yerler yoktur.Bu nedenle yaşlılarımız geleceğe yönelik her ihtimale göre hazırlık yapmaları alternatifleri, önceden gözden geçirilmeleri mümkün olmamaktadır. Kendisine iyi bakan, yürüyüşlerini ihmal etmeyen, hareket kabiliyeti için destek alan, kadın veya erkek nüfusun yaştan ötürü fazla bir problemi olmaz. Geçirdiğimiz salgın dönemi ile 65 yaş ve üstü nüfus çoğunluğu ev bağımlılığı ile dış dünya ile alakasını azaltmıştır. Halen devam eden salgın 65 yaş ve üstü kişileri “ Evde Kal” tedbirinden vazgeçirmemiştir. Bu gibi kişilerin bünyesinde ise hareketsizlikten çok ağrılı bir dönem başlamış ve bu kişiler ev hizmetleri ve bakım için dıştan yardım almak mecburiyetine girmiştir. Bu nüfus için de herhangi kalıcı bir rehabilitasyon merkezi ülkemizde yok gibidir… Her ne kadar da çeşitli zamanlarda modern bakım evlerinin yapılması için teşebbüs yapılmış olmasına rağmen bir sonuç yoktur. Evde bakım için çoğu kişi, anne veya babasının bakımında, kendilerinin de çalışır olmalarından dolayı evde “yardımcı kadın” arayışı içerisine girmektedir. Yatılı kişi aradıkları gibi günü birlik kişiler de aranılır olmuştur. Hastanede yatan hastanız için dahi bu tür çalışanlar aranılır haldedir. Çoğu aile, üçüncü ülke vatandaşlarını bu hususta çalışma izni ile istihdam etmektedir. İstihdamın mali boyutu, banka döviz garanti mektubu, ön izin, çalışma izni derken büyük bir maliyet ailelere yük olmaktadır. Bu şekilde hizmet satın alan kişilerin maddi gücü olması bilinen bir gerçektir. Kaldı ki pahalılaşsan ilaçları almak hastalara ayrı mali bir külfettir. Çoğu hizmetli yatılı hizmet veriyorsa,ücretini asgari ücretten yüksek isterken, kaldığı evin mutfağından yararlanmakta ev kirası vermemekte haftalık iznini kullandığı halde memnuniyetsizliğini işine aksatmaktadır. Aile devletin istediği bütün yasal gerekleri yerine getirmiş olmasına rağmen, çalışan çalışma izinlerinin verdiği hakları kullanırken hizmetli kişi, işi bırakıp başka bir çalışma yeri ile anlaşma yapabiliyor ve bir aylık süre içerinde yatay geçişle başka bir iş yeri bulabilmektedir. Bu gibi durumları önleyici bir tedbir ise yoktur. İşten ayrılmaya müteakip sosyal çaresizlik, aile için yeniden başlamakta arayış kısır bir döngü içinde uzayıp gitmektedir. 

Temennimiz toplum içinde her evde var olan veya olabilecek yaşlı bakımı konusunda modern tesislerin açılmasıdır. Bu güne sözümüz Firdevs’iden olsun “Gençlik ilkbahar gibidir yaşlılık ise kışa benzer öyle bir kış ki arkasından bahar gelmez.”

İşinizin geleceği çalıştırdığınız insanların elindedir

İşinizin geleceği çalıştırdığınız insanların elindedir

İçişleri Bakanı Sayın Ziya Öztürkler kapsamlı bir af yasasının yakında yürürlüğe gireceği konusunda açıklamalarını yapmıştır. Yeni Muhaceret Affı’nın önümüzdeki günlerde yürürlüğe gireceğini ifade eden Öztürkler, Muhaceret Affı konusunda gelinen aşamada yasal ve teknik çalışmaların tamamlandığını ”Muhaceret Affı’nın” ülkede kayıtlılığın sağlanması adına yürütülen çalışmaların önemli bir ayağını oluşturduğunu, bunun öyle rast gele yapılmadığının altını özellikle çizmiş ve beyanlarında , “Bir yandan ülkede düzensiz kalan ve suça karışan yabancıları deport ediyoruz. Diğer yandan ülkelerinde suça karışmış kişilerin ülkeye girişine engel koyuyoruz. E-Vize çalışmalarını sürdürüyoruz. Bunun tamamlayıcısı olarak da genel kapsamlı bir Muhaceret Affı’nı yürürlüğe koyuyoruz. Ülkede bir nedenle cezaya düşmüş veya yurt dışındayken cezaya düşmüş yabancıların muhaceret affını son bir şans olarak değerlendirilmesi gerektiğini Sayın Bakan demeçlerinde belirten olmuştur. Bilindiği üzere ülkemizde af ile ilgili birçok kez karar alınmıştır ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde izinsiz olarak bulunan ve cezaya düşmüş yabancılara af öngören “Yabancılar ve Muhaceret (Değişiklik) Yasası en son 3 Kasım 2021 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş ve 90 günlük geçerlilik süresinde, aftan yararlanmak isteyenlerin de sıralaması yapılmıştı. -Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine girişte kendisine verilen İkamet, Çalışma, İş Kurma ve öğrenci İzni bitmiş olmasına rağmen ülkeden ayrılmayan kişiler, -Turist Vizesi ile giriş yapıp süresi 1 Ocak 2020’den sonra dolduğu halde ülkeden çıkış yapmayan kişiler, – İzinsiz İkamet ve Çalışmadan dolayı haklarında İhraç Kararı alınıp ihraçları gerçekleşmeyen kişiler, -39/2019 Çalışma Affında harcını ödeyip işlemlerini tamamlayamayan kişiler, -Yurt dışında bulunan ve KKTC’de Çalışma İzni, İkamet İzni, İş kurma İzni bitip cezalı çıkış yapıp ülkeye giriş engeli konan kişiler, -Yurt dışında olup cezalı duruma düşen Üniversite Öğrencileri… -Yurt dışında olup cezalı duruma düşen Üniversite Öğrencileri, -Yurt dışında olup cezalı duruma düşen, İkamet İzni, Öğrenci, Çalışma, İş Yapma ve İş Kurma İzinli Kişilerin Eşleri, -Yurt dışında olup cezalı duruma düşen, İkamet İzni, Öğrenci, Çalışma, İş Yapma ve İş Kurma İzinli Kişilerin 25 yaşından küçük bekar çocukları, 18 yaşından büyük engelli çocukları, -Yurt dışında olup Turist Vizesi ile 1 Ocak 2020’den sonra Cezaya düşen kişiler, Çalışma izinsiz çalışması veya izinsiz olarak ikamet etmesi sebebiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden ihraç edilen ve Yurt dışında bulunan Yabancı uyruklu kişiler Yasa’da belirtilen koşulları yerine getirmeleri halinde aftan yararlanır…gibi maddeleri ve işlemler için gerekli bilgi bakanlığın internet sayfasında geçirilmiş olan yasaların geçmişini görüyoruz. İçişleri Bakanı Sayın Ziya Öztürkler bu sefer daha kapsamlı bir yasa çalışması yaptıklarını ve ülkenin ve mağduriyet yaşayan vatandaşlara yönelik yardımcı olacaklarını belirtmiştir. İlgililer nezdinde yani ceza mağduriyeti yaşayanlarca olumlu ve yasa gereklimi diyenler arasında olumsuz ses getiren bir çalışmanın detayları ne kadar genişler ilerleyen günlerde göreceğiz. Çağımızda iletişimin en kolay olduğu zamanı yaşıyoruz ve bilgiye ulaşımda zorluk olmadığını görüyoruz. İlgili kişilerin sisteme ”https://icisleri.gov.ct.tr/“ kayıt olunması edinilecek bilginin doğruluğu ve kolaylığı olacaktır. Sayın Ünal Üstel başkanlığında toplan 19 Ağustos 2022 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında Af ve Muhaceret Yasası için hazırlanan önerge karara bağlanmış ve KKTC Meclisine gönderilmiştir. Ülkemizde birçok kez halk deyimi ile af yasası çıkarılmıştır. Yeniden geniş ve kapsamlı olacağı söylenen bu yasanın Meclis’ten onayı alınmasına müteakip yürürlüğe girmesi ile temennimiz KKTC ‘ne giriş ve çıkışların,karadan,denizden ve havadan hangi maksatla olursa olsun giriş yapanların her halükarda denetiminin yapılmasıdır. Güne sözmü? Akio Morita’dan olsun… ‘Ne kadar başarılı, iyi, zeki ve usta olursanız olun, işinizin geleceği, çalıştırdığınız insanların elindedir.’

Bilgileriniz geçmise mahsus, kararlarınız geleceğe yöneliktir

Bilgileriniz geçmise mahsus, kararlarınız geleceğe yöneliktir

Temmuz,Ağustos ve Eylül aylarında Anayasa gereği KKTC Meclisi bilindiği üzere tatil dönemindedir. Çoğu bu tatili niye yapıyorlar diye milletvekillerini acımasızca eleştiriyorlar. Meclisin açık olduğu zamanlarda Meclis personelinin varlığı ve çalışma saatlerindeki uzayıp giden oturumlarda çalışmış oldukları gerçeği unutuluyor. Komitelerin gündeminde bulunan yasa tasarılarının tatile rağmen komite toplantılarında görüşüldüğü gerçeği vardır. Meclis idari yapısı içerisine her çalışanın zorluklarını hesaba katmak gerektiğini bilmek de gerekir. Meclis Başkanı Sayın Zorlu Töre yazılı veya görsel medyada her beyanda Meclis çalışma düzenini anlatan deneyimli bir siyasetçidir. Anlatılanları özümsemek gerekir. Geçen hafta Kamu İdari ve Sağlık İşleri komitesinde Yerel Yönetim seçimlerini yakınen ilgilendiren yasa tasarıları Komite Başkanı Sayın Özdemir Berova başkanlığında görüşülmeye başlandı. İlk etapta ilgili bakanlıkların teknik önerilerine göre belediyelerin sayısının kaç olacağına ilişkin rakam belirlendi. Yasa tasarısı Meclis genel kurulunda görüşülüp onaylanma safhasına geldi. Komite çalışması yaklaşık 18 saat sürdü. Bu saatler içerisinde ana muhalefet CTP organizasyonu ile ilgi sendikalar belediye araçları ile Meclis önünde iş yeri araçları ile eylem yaptılar. “KKTC Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasası” ihlal edildi. Nedeni ise Herhangi bir grevin/eylemin iş yeri dışında yapılması zorunluluğudur.” İş yeri araçları” ise diğer tanımlamalar gibi iş yeri kapsamındadır. Demek ki eylemde kullanılan araçlar ve depolarındaki yakıt usulsüz olarak kullanılmıştır. KKTC Meclisi önünde toplanan araçlar, ses kirliliği ile halkı huzursuz ve rahatsız etmiştir. Sosyal medyada Web tv’ler canlı yayınla araçlı eylemleri verdiler. Elbette hak arayışında sendikaların tepkisi önemlidir ancak eylemlerin usulüne uygun yapılması esastır. Verilen demeçleri okuduğunuz veya dinlediğiniz zaman “yıkacağız gerekirse yeniden yapacağız “ gibi söylemler çok çirkin,sarfedilen yasama, yargı ve yürütmeyi zedeleyici ifadelerdir. Tekerrürü olmamalıdır. Başbakan Sayın Ünal Üstel ve kabine üyeleri ve milletvekilleri ile birlikte o gece birliktelik açısından büyük bir sınav verdiler. O gecede eylemlerle ilgili muhalefetin tavrının yanlış olduğu aşikardır. O gece popülizmin zirvesinde konuşmalar yaptıkları vatandaşlar arasındaki yorumlarlanandır. Sayın Tufan Erhürman “ Şimdi önümüzde Meclis yargı süreci ve sokak “ var diyor. Gelişmelerin takibinde olacağız. Öte yandan Sinei Millete dönen Sayın Kudret Özersay UBP iç işlerine müdahale niteliğinde Ünal Üstel’i Türkiye Başbakan yaptı diyebiliyor. Yerel Seçimlerin 27 Kasım 2022 tarihine göre yapılacağı varsayılırsa Yüksek Seçim Kurulunun bu tarihe göre yasal bildirimlerini göreceğimiz günler yakındır. Seçim yasakları dahil olmak üzere bölgelere göre seçmen listeleri de askıya alınacaktır. Siyasi partilerin her bölge için Belediye başkanı ve Meclis üyelerini belirleme süreçleri başlamıştır. Muhtar ve azalar da seçime gireceklerdir. Seçmen vatandaşlık görevi ile kurulan sandıklara gidip oy kullanılacaktır. KKTC’de yasama yargı ve yürütme dahil saygıda kusursuzluk önemlidir. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar için Sayın Kudret Özersay’ın ifadelendirdiği ve gazete manşetlerine taşınan “ Cumhurbaşkanlığı saygınlığını yitirdi eğreti kaldı” söylemi makama saygısızlığın açık bir örneğidir. Hani derler ya tam anlamı ile lafügüzafdır. Önümüzdeki günlerde Belediyeler yasası için 51/95 hususu ilgi komitede görüşülmeye başlanacaktır. Bir an evvel meclis genel kurulunda bir sonuca varılması zaruridir. Güne sözmü? “Hiçbir şey şu gerçeği değiştiremez; bilgileriniz geçmişe mahsus, kararlarınız ise geleceğe yöneliktir.”

Dirilişin yıldönümü

Dirilişin yıldönümü

1963 yılı Kıbrıs’ta mücadele yıllarının devamında önemli bir tarihtir. Bu tarih içerisinde geçmişin acıları vardır. İşte bu dönemde 1963 yılının aralık ayında Türkiye’de eğitim gören yaklaşık 700 Kıbrıslı Türk öğrenci Türkiye’deki öğrenci cemiyetlerinde örgütlenmişler ve Türkiye’nin kendilerine Kıbrıs’a yollamalarını istemeye başladılar, bu girişime İngiltere’deki Kıbrıslı Türk öğrencilerden de destek verenler oldu. Öğrenci liderleriyle görüşen İsmet İnönü ilk başta bu isteğe karşı çıktı; ancak sonradan öğrencilerin Kıbrıs’a çıkarılmasına karar verildi. Öğrenciler yollanmadan genelde 15, ancak bazen 3-4 gün kadar kısa bir eğitimden geçirildi.Erenköye öğrencilerin çıkışı anlatılmaz bir vatan aidiyetidir. O günleri gören ve yaşayanız. Kardeşim de Erenköye çıkan öğrencilerden sadece birtanesidir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydi. Erenköye çıkan çok sayıda öğrenciyi ve ailelerinin bir çoğunu tanıyorduk. O dönemde annem ve babam özel izinli ve görevli Erenköye giderken anneannem de özel olarak ve gerekçesi torununu görmek adına Erenköye gitmiştir. Erenköy’deki yaşantı ve istemleri elden ilgili makamlara ulaştıranlar olmuşlardır. Köy çevresindeki diğer dört Türk köyünün sakinleri Erenköy’e sığındığı zamanda 8 Ağustos günü Rumların taarruza geçmeleri ile başladığını biliyoruz. O gün 16:15’te iki Türk uçağı uyarı uçuşu yaptığını haberlerden işitenleriz. Rumlar buna rağmen ilerlemeye, Türkler ise direnmeye devam etti. 9 Ağustos günü 64 Türk uçağının müdahalesiyle çatışmalar son buldu ve Rumlar geri çekildi. 10 Ağustos günü ise ateşkes imzalandı. Günümüzde Erenköy, bir eksklav halinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bağlı olup, 8 Ağustos Erenköy Direnişi Günü olarak anılmaktadır.Kutlanmaktadır. Erenköy’de 18 ay hadiselerin içerisinde yaşayan birisi olarak kardeşim diyor ki; Herhangi bir şekilde Türkiye askerini Kıbrıs’tan çekmesi halinde bunun, bedeli Kıbrıslı Türklerin yok olmaları ile eşdeğerdir. Türkiye’nin garantörlüğünün vazgeçilmez olduğudur. Türkiye’nin yarım asrı geçen süreçte müzakerelerin sonucunun başarısızlığı ile tavrını kesin olarak ortaya koymuş olmasının memnuniyet ve güç verici ve net tavrın Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından dünyaya duyrulduğunu Kıbrıs’ta müzakerelerin olacaksa bunun iki eşit ve egemen devlet arasında olabileceğidir. Ülkemizde 5-10 Ağustos tarihleri Erenköy direnişi ile önem arzeder ve o günlerin anılması şehitlerimizin ve gazilerimizin unutulmadığına ilişkin etkinlikleri bünyesinde taşır.Her yıl olduğu gibi bu yıl da Erenköy’e gidilecek ve orda askeri tören yapılacaktır. Aile içinden Erenköy’ de rahmetli eşimin Dağyolu (Fota) ‘da rahmetli dayısının oğlu olan Süleyman Uluçamgil, henüz yirmi yaşında vatanı için Erenköy ‘de şehit düşmüştür…Adını Kıbrıs Türk tarihine silinmez harflerle yazdırmıştır. Ayni zamanda şiirleri de olan Süleyman Uluçamgil’in bir şiiri “İnanıyorum bir tek vatana Yüreklere değdin dibelikten Ne çıkar aramızda Akdeniz varsa Ne fark var aramızda Hep aynı sınırlarda sıvanmışız, Kimimiz “ölürken” diyoruz Kimimiz “ölürkana.” İşte bu şiirinde Süleyman Uluçamgil vatanına, ülkesi insanına ve Türkiye’ye karşı duyduğu aidiyetinin özünü bu mısralarındaki samimi hisleri ile şiirinde belirtmiştir. Aziz şehitlerimiz ve gazilerimizin fedakarlıkları ve kahramanlıklarıyla destanlaştırdığı Erenköy Direnişi hafızalardan silinmeyecektir. Bu anlamlı günde, kahraman bereketçileri, Şehit Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’i, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi saygı, sevgi ve şükranla anıyoruz. Ruhları Şad Olsun.

Tarihten ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?

Tarihten ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?

Kıbrıs’da verilen var oluş mücadelesini tarih kitaplarında anlatılan şekli ile okuduğumuz gibi biz yaştakiler ”toplumsal direnişin” içinde olan ve bizzat yaşayanlarız. Bu yaşamın içinde çok acılar vardır, şehitler vardır, gaziler vardır, Mücahit’ler vardır Türk Silahlı Kuvvetlerinin Mehmetçikleri vardır. TMT yemini vardır. Bu gün Ağustos ayının 1. Günü ve Türk Mukavemet Teşkilatının ”TOPLUMSAL DİRENİŞ BAYRAMINI” kutlayacağız. Rumlar’ın zihniyetinin değişmediğini tekrarlamak, gelecek nesillere Rumlar’ın ve Türklerin yeminlerin hatırlatılması yanında bu günün gençliğinin de ne günlerden geçtiğimizi bir kez daha zihinlerine kazılmaları için gereklidir. Kuranı Kerim ve bayrak ve silah üzerine konan eller ve dilden dökülen yemin “Kıbrıslı Türklerin, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın Kurulması aşamasında edilen yemindir ve aynen şöyledir; ‘Kıbrıs Türkünün yaşayış ve hürriyetine, canına, malına ve her türlü anane ve mukaddesatına her nereden ve kimden olursa olsun vaki olacak tecavüzlere karşı koymak için kendimi Türk Milletine adadım. Ölüm dahi olsa verilen her vazifeyi yapacağıma, bildiğim, gördüğüm, işittiğim ve bana emanet edilenleri hiç kimseye ifşa etmeyeceğim. Yukarıda sıralanan hususları harfiyen tatbik edeceğime şerefim,namusum ve bütün mukaddesatım üzerine söz verir and içerim.” KKTC Bayrağının beyaz zemini barışı, paralel kırmızı iki çizgisinin yukarıda olanı Türkiye’yi, alttaki kırmızı şerit ise Kuzey Kıbrıs’ı temsil etmektedir. Bu iki çizginin derin anlamı; Cumhuriyetin sonsuza kadar yaşatılacağıdır. Biz küçük yaşlarda Grivas, Makarios çatışmalar ve o yılların kabus dolu günlerini yaşamış olan bir nesiliz.Tam zamanıdır babamın Eğitimde 60 yıl anı notlarında yer alan o dönemin Eoka yeminini de yeniden paylaşmam gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Rumlar’ın Enosis tutkuları halen devam etmektedir ve nesilden nesile Enosis’i unutturmak istemeyen bir Rum yönetimi vardır. İşte o yemin… “ EOKA yemini… ‘Allah’ın adına yemin ederim ki, Bütün gücümle hayatıma mal olsa da ENOSİS uğruna savaşacağım, EOKA’nın emirlerini kayıtsız şartsız, hemen yerine getireceğim, Aksi halde hain ilan edileceğim ve öldürüleceğim, Ahirette utanarak ıstırabını çekeceğim .’ İki yemin arasında fark vardır TMT yemini vatan müdafaası için her türlü tehlikede vatanı koruma amacı taşırken Eoka yemini Enosis uğruna yapılacakları deklere etmektedir. Enosis nedir işte burda onu da açıklamakta fayda vardır. Tarihsel olarak bakıldığında 1950 Enosis Plebisiti, 15-22 Ocak 1950 tarihleri arasında Kıbrıs Ortodoks Kilisesi’nin Enosis (adanın Yunanistan’la birleşmesi) konusunda düzenlediği bir plebisittir. Plebisite sadece Kıbrıs Rumları katıldı ve %96 Enosis’e destek verdi. Plebisit, dönemin başpiskoposu II. Makarios tarafından planlandı. 2-3 yıl evvel ise okullarda “Enosis Plebisiti kutlanacak” konusu Güney Kıbrıs’da eğitimde güncel olmuştur. Rumların zihniyeti değişmemiştir. Anavatan Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki garantörlüğü vazgeçilmezimizdir. Kıbrıs’a barış 20 Temmuz Barış Harekatı ile gelmiştir. Minnetimiz sonsuzdur. Bu duygular ile 1 Ağustos Toplumsal Direniş bayramını kutlar, vatan müdafaasında canlarını feda edenleri rahmetle, bizleri bu günlere ulaştıran gazilerimizi, minnet ve saygıyla anarken, Anavatan Türkiye’ye ,Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Güvenlik Kuvvetleri mensuplarına sonsuz teşekkürlerimizi yine ve yeniden tekrarlarız. Güne söz bırakalım “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı, tekerrür eder miydi? Sorusu unutulmasın …

Her şeyin ilacı sabırdır

Her şeyin ilacı sabırdır

Ay kapının arkasında diyordu annem. Üzüntüsü ise kirada oturanların verdikleri ücreti her defasında hatırlatır olmasıydı. Şimdi bizler onların yaşına geldik ve görülen o ki ay sonu emeğin karşılığı alınacak maaş/ücret halen en büyük beklenti ve geçim kaynağı olmaya devam ediyor. Hepimizin çaresizliği işte bu noktada kitleniyor . Zamanında yıllarca çalışıp emeklilik primini yatırıp emekli maaşlarını alanlar ve halen çalışanların aldıkları maaş ile gerçekte oluşan hayat pahalılığını karşılamak mümkün değil. İçilecek sudan tutun, et ve süt ürünlerine geçin ana gıda maddelerine her güne ayrı gelen artışların önüne geçilemiyor. Alım gücü yok. Esnaf tedirgin. Çoğu gün sonu hesabında kasayı boş kapatıyor. Hayatın devamında alışılmış adetler ile harcamalar aile bütçelerinde kapanması çok zor yaralar açıyor. Tabi ki aile geçimsizliklerine en büyük etken ekonomik geçimsizlikte birinci sırada yer alabilmektedir. KKTC Mahkemeler 2020 Yılı Faaliyet Raporuna göre, 2020 yılında toplam evlenme sayısı 951 iken, toplam boşanma sayısı 841’dir. Rakamların vehameti ortadadır. Evliliklerin bitişi ile aile düzeni içerisinde bir çok çocuğun böylesine durumlardan etkilenmemesi mümkün değildir. Bozuk döngü bir sarmal halinde toplumsal düzeni de etkilemektedir. DPÖ verileri ile saptanan hayat pahalılığı tam maaşlara ilave edileceği beklenirken belirli bir maaş üzerinden belirli bir yüzdelikte kesinti olacağı haberleri halk arasındaki sesin Yükselmesine sebebiyet vermiştir. Her ne kadar da bu kesintinin geri ödeneceği ifade edilse bile infial büyüktür. Pazartesi gün eylemlerin başlayacağı sendikalarca açıklanmaktadır. Yoktan var edilemeyeceği gerçeği de varken, gerçeğin esamesi okunmuyor. Kavga büyük. Müreffeh bir toplum olmayı beklerken dünya konjonktürü ile eş zamanlı ekonomik kriz ülkemizin kalbine bir ok gibi saplanmıştır. Siyasiler KKTC ‘de muhalefet ve iktidar diye ikiye ayrılmış durumdadır. Böylesine dönemlerde en kolay iş muhalefetin eleştirisel suçlamalarıdır. Ancak hükümet oluşurken kendilerini bu mesuliyeti almaktan kaçınmışlardır. Şimdi işin kolay tarafı ile halkın yarasına tuz basmak kolay yoldan işlerine gelmektedir. Elbette hükümet edenler bu konularda orta bir yol bulacaklardır. Ekonomik krize bir hal çaresi bulacaklardır. Temmuz ayı 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramının 48. Yılının kutlandığı ay olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkan Yardımcısı Fuat Oktay ülkemize gelmiş ve Twitter hesabından yaptığı paylaşım ile bunu milyonlarca kişi ile paylaşmıştır”Kıbrıs Barış Harekatı’nın 48. yıl dönümünde Lefkoşa’da düzenlenen törene katıldık.Bu anlamlı günde Kıbrıs Türk halkının sevincini, coşkusunu, haklı gururunu gönülden paylaştık. Kıbrıs Türkü’ne milli, ahdi ve tarihi bağlarla bağlıyız ve her zaman KKTC’nin yanında olacağız.” diye Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘ın selam ve sevgilerini tören alanından ifadelendirmiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu MGK’dan net Kıbrıs açıklaması: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm vizyonuna güçlü destek beyan edilmiştir…” ifadesi ise Kıbrıs Türkleri için büyük bir güvencesidir. Özetle gündeme bir söz bırakmak gerekirse; “Hayat böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Bu acizlik değildir. Dikkat et sözüme: Bu dünyada ölümden başka hemen her şeyin çaresi vardır.” Sabır her şeyin ilacıdır…